Bülent Ecevit'in anılarda kalan ilk aşkı kimdi?

Bülent Ecevit'in anılarda kalan ilk aşkı kimdi?

NET TÜRK - Türk siyasi hayatının gelmiş geçmiş en değerli devlet adamlarından biri olan, Başbakanlık ve CHP Genel Başkanlığı gibi önemli görevlerde de bulunan Bülent Ecevit’in eşi, yol ve hayat arkadaşı Rahşan Ecevit, 97 yaşında hayatını kaybetti. 

14 yıl önce kaybettiğimiz Bülent Ecevit, hayatının 60 yılını birlikte geçirdiği Rahşan Hanımı anılarında şöyle anlatmıştı.

Rahşan benim ilk aşkımdı. Daha önce ciddi anlamda hiç kız arkadaşım olmamıştı. Çok erken yaşta birbirimize bağlandık. 1944'de tanıştık, 1946'da evlendik.

Robert Kız Koleji Arnavutköy'de bir tepe üzerinde, Robert Erkek Koleji de ona yakın bir başka tepedeydi. O zamana kadar kız ve erkek bölümleri arasında herhangi bir sosyal etkinlik olmamıştı.

İlk defa 1944 yılında kız ve erkek öğrenciler bir araya gelip tanışır oldular. Ortak etkinlikler başladı, o arada iki piyes oynandı.

Altemur Kılıç sınıf arkadaşımdı. Onun yazdığı piyeste, Mehmet Akif'in güzel milliyetçi şiirinden bir bölümü benim okumam isteniyordu. Dekorasyonu da Rahşan yapacaktı. O vesileyle tanışmış olduk.

Ondan sonraki piyeste yine bana bir şiir okuma görevi düştü, Rahşan'a da dekor görevi verildi. O şekilde birbirimizi tanımış olduk.

Mezuniyet gününe yakın kız ve erkek bölümlerinin ortak çayı-pikniği vardı. O piknikte hiç ayrılmadık. Orada birbirimizi daha yakından tanıdık.

Ondan sonra ben evlenme önerisinde bulunmayı aklıma koydum. Çok utangaç bir insandım, ona rağmen büyük bir cesaret geldi, Rahşan'a talip olma konusunda..

Birlikte ilk defa dışarı çıktık, kendisini çok mütevazı bir yemeğe götürdüm. Dolmabahçe'ye Taksim'den inerken sol kolda Rusların Türkiye'de kurmuş olduğu mütevazı ama çok güzel bir lokanta vardı. Oraya götürdüm. Fasulye pilav yedik.

Orada aklıma koydum, buradan çıkıp Dolmabahçe'ye inerken teklifimi yapacağım, nedense orayı seçmişim. 'Dünyada en çok sevdiğim kimse sensin, benimle evlenir misin?' dedim.

Ben söyledim, Rahşan çok şaşırdı, ne diyeceğini bilemedi ama reddetmedi..

Zenginlikler falan önermedim, tam tersine çok mütevazı şeyler önerdim ama onun buna ne diyeceğini bilmiyordum.

Öyle lüks bir hayat değil, mümkünse kırsal alanda, küçük bir ev ve orada sen resim yaparsın, ben şiir yazarım, ara sıra da şehre ineriz. Bunları söylemiştim. hayalimdeki şeyleri ona aktardım.

Rahşan da bunlara şaşırmadı, tepki göstermedi..

Onun güzelliğine bağlandım. Çok tatlı bir yüz ifadesi vardı. Bir de sanat sevgisi ve sanatkârlığına.. Bunlar herhalde beni çekti. Daha ilk aşamada uyum sağlayabileceğimizi hissettim. O konuda yanılmadığımı da görmüş oldum.... (Mehmet Çetingüleç - Ecevit'in Anıları)

Ölümünden sonra Rahşan Ecevit ile ilgili ilk ve çok da ilginç yazıyı Fikret Bila yazdı:

Rahşan Hanım, Bülent Bey kadar siyasetçiydi

Bülent-Rahşan Ecevit çifti birlikte mücadele etmenin, hayatı bölüşmenin, halkça ve halkla birlikte ve aşkla yaşamanın nadir örneğidir

Bülent Bey'le Rahşan Hanım'ın ömür boyu süren aşkları hep konu edilmiş, örnek gösterilmiştir.

Öyledir de…

Robert Kolej'de lise öğrencisiyken başlayan bu karşılıklı sevgi ömür boyu sürmüştür.

Bu aşkın en önemli yönlerinden biri özel yaşamlarına eşitlik olarak yansımış olmasıdır.

Bu eşitlik hem özel yaşamda hem siyasi yaşamlarında vardı.

Mütevazı bir yaşam sürdüklerini bütün dünya bilir.

Dünya nimetleriyle işleri olmamıştır.

Para, mal, mülk onlar için hiç ama hiçbir zaman önem taşımadı.

Şaşalı sofraları olmadı.

Her ikisi de banka hesaplarıyla hiç ilgilenmediler.

Güvendikleri insanlar bakardı para pul işlerine.

Onların derdi eşitlik, özgürlük, halkçılık ilkelerine dayalı demokratik sol bir düzendi: İnsanca hakça bir düzen…

Eşitliği sadece savunmaz, yaşarlardı.

Doğal bir eşitlik vardı yaşamlarında… 

Ağırlıklı bir siyasetçiydi

Ben Rahşan Hanım'ı bir liderin eşi gibi görmem...

Bir siyasetçi gibi görürüm.

Bülent Bey'in geliştirdiği politikalarda, aldığı tarihi kararlarda Rahşan Hanım'ın katkısı büyüktür.

Rahşan Hanım hem ideolojik hem de uygulama anlamında üretken, ısrarcı, takipçi ve örgütçü bir politikacıydı.

Ecevit'lerin Londra'da resim ve edebiyat ağırlıklı yaşamlarını terkedip siyasete girmeleri kararı bir politik tepkinin sonucudur.

Basın ataşesi olarak Bülent Bey'in Londra'da bulunduğu yıllarda uğraşı Sanskritçe öğrenmek, şiir yazmak; Rahşan Hanım'ın ilgi alanı ise resim sanatıdır.

Ancak, Demokrat Parti iktidarı CHP'nin mallarına el koyması, ihtisas komisyonları oluşturmaya başlayınca Bülent Bey ve Rahşan Hanım bir kafede konuşmaya başlarlar. İkisi de tepkilidir. 

Bir süre tartıştıktan sonra Türkiye'ye dönmeye ve siyasete girmeye karar verirler. Dönerler ve Bülent Bey, 1957'de CHP Ankara milletvekili olarak siyasete girer. Aslında Rahşan Hanım da siyasete girmiştir.

Siyasi mücadeleyi birlikte verirler.

Rahşan Hanım, diğer lider eşlerinden farklı olarak, kenarda 

oturan, sadece eş pozisyonunun gerektirdiği kermes gibi kadın faaliyetleri gibi alanlarda ortaya çıkan biri değildir.

Aksine hem ideoloji oluşturmada hem de uygulamada Bülent Bey kadar emeği olan biridir.

Örneğin propaganda yönetimi olarak seçim otobüsü hazırlama Rahşan Hanım'ın fikridir. Halkın arasına katılma, boynuna astığı bir küçük tezgahla rozet, broşür, kartpostal satarak partiye gelir sağlamak Rahşan Hanım'ın başlattığı bir uygumadır, sonradan diğer partiler de aynı yöntemi kullanmıştır. 

Rahşan Hanım, Bülent Bey'in "demokratik sol" ideolojisinin de eşit mimarıdır.

Demokratik Sol Parti'nin (DSP) eşit kurucusu ve fiili örgütleyicidir ve ilk genel başkanıdır.

Bülent Bey'in önüne geçmemiş hep yanında durmuştur.

Türkiye'de 1965 yılından itibaren İnönü'ün ortaya attığı "ortanın solu" kavramının içinin doldurulmasında Rahşan Hanım'ın da payı büyüktür. Bülent Bey'in 1966 yılında yazdığı ve il il, kasaba kasaba gezerek anlattığı "Ortanın Solu" kitabının hazırlanmasında Rahşan Ecevit'in katkısı önemlidir. "Toprak işleyenin, su kullananın" sloganının belirlenmesinde olduğu gibi.

CHP'nin Marksist kökenden gelen bir parti olmadığı, Türkiye'nin sanayi devrimi ve dinde reform aşamalarını ıskaladığı, bu nedenle Marksist kökenli sosyal demokrasi kavramının Türkiye için kullanılmasının uygun olmayacağı görüşü Bülent Bey'in ve Rahşan Hanım'ın uzun tartışmalardan sonra vardıkları ortak görüşüdür. Dindarların özünde eşitlikçi, halkçı kişiler olduğu dini istismar edenlerden farklı oldukları, sağ tabana sıkışmış ama gönlü eşitlikten, sosyal adaletten, halktan yana olan kişiler olduğu, onlara da ulaşmak, dokunmak  gerektiği  da ortak  saptamalarıdır.

"İnançlara saygılı laiklik" anlayışı Hamzakoy'da gözaltındayken geliştirdikleri ve DSP'nin temel ilkelerinden biri haline getirdikleri düşünceleridir.

Ve Rahşan Hanım, Bülent Ecevit kadar dik duruşlu, ödünsüz bir siyasetçidir. 

Hamzakoy'da 12 Eylül'ün tutsak ettiği Ecevitler ve Demireller, askeri tesisin komutanı tarafından bir salona davet edilirler ve Kenan Evren'in konuşmasını televizyondan izlemeye zorlanırlar.

"Buna isyan etmiştik" diye anlatmıştı Rahşan Hanım, "bunu kabul edemezdik, odamıza dönünce uzun uzun konuştuk, Demokratik Sol Parti'yi kurmayı işte o gün karar verdik." 

Bülent-Rahşan Ecevit çifti birlikte mücadele etmenin, hayatı bölüşmenin, halkça ve halkla birlikte ve aşkla yaşamanın nadir örneğidir.

Bu uzun yürüyüşün kaynağı olan aşkı, sevgiyi Bülent Bey'in Rahşan Hanım'a yazdığı ünlü şiiriyle anımsatmak isterim:

Birlikte öğrendik seninle
avcumuzda yüreği çarpan
kuşa sevgiyi

elele duyduk kumsalda denizin
milyon yılda yonttuğu
taşa sevgiyi

tırtılları tanıdık seninle baharda
tırtılken daha sevmeyi öğrendik
sevgiden üreyen kelebeği

toprağı evimiz gibi sevdik seninle
birlikte sevdik kuru toprakta
ev küren köstebeği

köstebeğinden toprağına taşına
tırtılından kelebeğine kuşuna
elele sevdik bu dünyayı

acısıyla sevinciyle sevdik
yazıyla kışıyla sevdik
köy-köy ülke-ülke

gökler gibi sardı dünyayı
yağmur gibi sızdı dünyaya
dünya kadar oldu sevgimiz

elele büyütüp elele derdik
elele derip insana verdik
verdikçe çoğalan sevgimizi

www.netturk.com.tr

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner17

banner16