banner29

banner32

Firavun gibi güç zehirlenmesi yaşıyoruz, şükretmeyi unuttuk!

Özellikle salgının çok şiddetlendiği şu günlerde insanlara bakıyorum ve bir şeye çok üzülüyorum. Şükretmeyi unutmuşuz. Şükretmenin önemini unutmuşuz. Şükretmenin ne kadar gerekli olduğunu unutmuşuz. Ne Kadar acı öyle değil mi?

Herkes Allah'a inanmayabilir. Buna saygım var. Ama her insan bir şeye inanıp ona sığınma ihtiyacı hisseder. Buna kimisi evren diyor, kimisi enerji diyor, kimisi başka bir şey... Herkesin inancına saygım var. Her halükarda şükür çok önemli. Aldığımız her nefes şükür nedeni... Covid'le mücadele eden solunum cihazına bağlanmış hastaya sormak lazım o nefesin önemini, ne kadar büyük bir şükür nedeni olduğunu. Sabah yeni bir güne her uyanışımız bir şükür nedeni... Düşünsenize gece uykumuzda yarı ölü durumdayız sabah uyanamayabilir. Ne kadar büyük bir lütuf yeni bir güne başlamak. Tat almamız bir şükür nedeni. Sağlıklıyken lezzetin değerini hiç bilmiyor, burun kıvırıyoruz her şeyi beğenmiyoruz. Yine bu dönemde Covid'e yakalanıp tat alma duyusunu kaybeden insanlar var. Bir de onlara sormak lazım suyun bile tadını alamamanın nasıl bir duygu olduğunu. Koku almak bir şükür nedeni. Koku duyusunu kaybedip evladının kokusunu alamayan insanlar var.

İnsanlar mala mülke önem veriyor. Ancak bu mala mülke kavuşunca şükretmeyi akıl ediyor. Ama şöyle düşünün... Mal mülk içindesiniz ama sağlığınızı kaybetmişsiniz. Sizce bir işe yarar mı bu servet? O zaman sağlıklı olan her insan büyük bir servete sahiptir ve en büyük şükür nedenidir bu.

Peki biz neden şükretmeyi unuttuk? Bize her an bu kadar güzellik bahşeder Yaradan'ımızı neden onuttuk. Bizim tek sığınağımız O oysa, O'ndan başka sığınacak yerimiz yok ki... Çoğumuz firavun gibi güç zehirlenmesi yaşıyoruz. Kibir tuzağının esiri oluyoruz. Yalan dünyaya kaptırıyoruz kendimizi. Bir bilsek bir yüzleşsek acizliğimizle, bir sığınsak Allah'ımıza ne kadar yaşanılır olur dünya bizim için.

Binlerce peygamber gelmiş geçmişten bugüne kadar. Her defasında Allah kendini niye hatırlatma ihtiyacı duymuş? Hiç düşündünüz mü? Allah'ın kendini hatırlatmaya ihtiyacı yok ki. İşte o hatırlatması da yine bize olan sonsuz merhametinden. Unutuyoruz çünkü. Geçmişte de unutmuşuz bugün de unutuyoruz. Sonra depresyona sürükleniyoruz, çıkmaza giriyoruz, buhran yaşıyoruz... Tutunacak bir dal arıyoruz, sığınacak bir liman arıyoruz. Âl-i İmrân Suresi - 103. Ayet Tefsirinde şöyle diyor:

"Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirine düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız."

Kutsal kitabımızda, kılavuzumuzda çok açık şekilde belirtilmiş. Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı yapışın demiş. O ipe yapışana gam olur mu, korku olur mu?

Allah her millete mutlaka bir peygamber göndermiş kendini bize hatırlatmak için. En son gelen Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) ümmeti için çırpındı ama biz yine firavun gibi olmayı tercih ettik.

Kendi ülkemiz açısından konuşmak gerekirse iki kesim görüyorum ben. Biri gerçekten samimi içinden geldiği gibi Allah'a inanan ve ibadet eden müslümanlar ve diğerleri. Diğerleri dediklerim de Maun süresinin de bahsettiği gibi:

" Vay haline o namaz kılanların ki, onlar namazlarının özünden uzaktırlar. Onlar halka gösteriş yaparlar. Hayra da engel olurlar."

Bunlar ilmi ve inancı kendi çıkarları için kullanan insanlar. Şu an Türkiye'de böyle bir kesim var. Müslümanım deyip secdeden kalkıp dedikodu yapan, başkasının malına göz diken, namusuna dil uzatan. Bu adamlar da göstermelik şükrediyorlar. Bunlarda samimiyet yok. Samimi olarak ibadetini yapanlar insanlarla bunları aynı tutmak doğru olmaz.

Samimi şükür çok önemli. İçtiğin bir yudum suyun lütuf olduğunu bilerek içmek ve şükretmek. Yediğin bir lokma yemeğin lütuf olduğunu bilerek yemek ve şükretmek. Baktığında gördüğün şeyin lutuf olduğunu bilerek güzelliğini görmeye çalışmak ve şükretmek. Evladın bir lutuf kokusunun ise daha büyük bir lutuf olduğunu bilerek ona sarılmak ve şükretmek. Hareket eden elimiz, kolumuz, bacağımızın ne kadar büyük bir lutfun parçası olduğunu bilmek ve şükretmek. Bizim gibi cerrahların neşteri her ilimize alışımız, her hastaya dokunuşumuz bir lutuf. Hem de çok büyük bir lütuf. Hem hasta hem de biz cerrahlar açısından. ALLAH'ın bize lütfettiği bir nimet parmaklarımızın ucundaki şifanın sırrı. İşte tüm bunlara sonsuz şükürler olsun...

Kalın sağlıcakla...

YORUM EKLE

banner17

banner16