<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>NET TÜRK</title>
    <link>https://www.netturk.com.tr</link>
    <description>Net Turk TV</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.netturk.com.tr/rss/duny" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 18 Sep 2026 13:15:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/rss/duny"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Silahlı şiddet artıyor, umutlar tükeniyor!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/silahli-siddet-artiyor-umutlar-tukeniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/silahli-siddet-artiyor-umutlar-tukeniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Türkiye’de silahlı şiddet haberleri gazete sayfalarını doldururken, sokaklar her geçen gün biraz daha tehlikeli hale geliyor. Umut Vakfı’nın 2024 verilerine göre, sadece bu yılın ilk dokuz ayında 2719 silahlı olay yaşandı. Bu olaylarda 1676 insan hayatını kaybetti, 2869 kişi yaralandı. Ve biz hâlâ bireysel silahsızlanmayı konuşuyoruz.</p>

<p><strong>SİLAHLAR SUSMUYOR</strong></p>

<p>İstatistikler, rakamlar soğuktur. Ama düşünün bir… 1676 can… Hepsi birer rakam değil, birer hayat... Ve ne yazık ki hepsi bireysel silahlanmanın kurbanı. Peki bu rakamların arkasında ne var? Öfke, nefret, kutuplaşma... Toplumda insanlar arasında kopan bağlar...</p>

<p>Umut Vakfı, yıllardır silahlı şiddetle mücadele ediyor. Ama bir sonuç alabiliyor muyuz? Her yıl biraz daha fazla insan silahla vuruluyor. Suç örgütleri sokaklarımızda cirit atıyor. Daltonlar, Redkitler, Barış Boyun çetesi... Hangi ismi verirseniz verin, gerçek değişmiyor. Silahların hüküm sürdüğü bir dünyada yaşıyoruz. Ve bu çeteler, toplumun korkusunu besliyor.</p>

<p><strong>SOKAKLARDAKİ KORKU</strong></p>

<p>İzmir'de bir ev kadını, Serpil Hanım, VOA Türkçe’ye dert yanıyor: “Valla güvende hissetmiyoruz. Trafikte bile adam hemen silahını çıkarıyor.” Bu cümle aslında her şeyi özetliyor. Sokakta yürürken, trafikte ilerlerken, markete giderken... Her an bir silahın gölgesinde yaşamak... Peki, biz ne ara böyle olduk?</p>

<p>Çocuklarımız bile şiddete meyilli diyor Serpil Hanım. Çünkü şiddeti evde öğreniyorlar, dizilerde izliyorlar. Ellerine oyuncak silah veriyoruz, sonra büyüyüp gerçek silahlarla oynadıklarında şaşırıyoruz. Oysa sorun çok derin, çok daha köklü. Şiddet bir kültür haline geldiğinde, çözüm de zorlaşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“HERKES SİLAH ALIYOR, NEDEN?”</strong></p>

<p>Emekli Uğur Bey ise meseleyi biraz daha geniş perspektiften ele alıyor: “İnsanlar kendini güvende hissetmediği için silahlanıyor” diyor. Yani güvenlik kaygısıyla bireysel silahlanma artıyor. Bir de diziler… Dizilerde izlediğimiz o kahramanlar var ya, onların ellerindeki silahlar bizi etkiliyor. Bir zamanlar kitaplardan okuduğumuz kahramanlar vardı, şimdi ise dizilerde silahla adalet dağıtanlar.</p>

<p>Teknisyen Rahmi Bey’in söylediği de düşündürücü: “Pompalı tüfekleri herkes almış, ruhsata kim bakıyor ki?” Türkiye’de silah edinmenin bu kadar kolay olması korkutucu değil mi? Ruhsatlı ya da ruhsatsız, fark etmiyor. Bir silahın ateşlenmesi için bir anlık öfke yetiyor.</p>

<p><strong>UMUT VAKFI’NDAN ÖNERİLER</strong></p>

<p>Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu, Türkiye’de artan silahlı şiddetin sebeplerini sosyoekonomik, kültürel ve politik dinamiklerle açıklıyor. “Gelir dağılımındaki adaletsizlik, yoksulluk, işsizlik... Tüm bunlar şiddeti körüklüyor” diyor. Ama en büyük sorun, bireylerin kolayca silah edinebilmesi. Silah edinme konusunda denetimler yetersiz. Silah, artık bir çözüm aracı olarak görülüyor.</p>

<p>Silahlanma bir yaşam hakkı ihlali değil midir? Bir insanın hayatını sona erdirmek, elindeki silahtan güç almak, toplumu daha da tehlikeli bir hale getirmek... Umut Vakfı, çözüm önerilerini sıralıyor. Ruhsat almanın daha zorlaştırılması, psikolojik sağlığın detaylı incelenmesi, silah sayısının sınırlanması... Ama bunlar ne kadar hayata geçirilecek?</p>

<p>Silahların gölgesinde yaşıyoruz. Daha ne kadar böyle devam edecek? Silahlı şiddetle dolu bir ülkede, bireysel silahsızlanma olabilecek mi?&nbsp;</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/silahli-siddet-artiyor-umutlar-tukeniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/silah.png" type="image/jpeg" length="96483"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Av. Gönenç Gürkaynak!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/av-gonenc-gurkaynak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/av-gonenc-gurkaynak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Son yıllarda Türkiye’de en çok vergi ödeyen avukatlardan biri olarak dikkat çeken Av. Gönenç Gürkaynak, bu başarısını uluslararası dijital platformların avukatlığını üstlenerek elde etti. Google, X (eski Twitter), Wikipedia ve Booking gibi teknoloji devlerinin avukatı olan Gürkaynak, aynı zamanda Türkiye’nin en zengin ailelerinin davalarına da bakıyor.</p>

<p>&nbsp;VERGİ REKORTMENLERİ LİSTESİNDE İLK 100’DE</p>

<p>Patronlar Dünyası'ndan Murat Kaya'nın haberine göre; Gönenç Gürkaynak, 2014’ten bu yana Türkiye’deki vergi rekortmenleri listesinde yer alıyor. 2022’de 84 milyon 904 bin lira, 2023’te ise 144 milyon lira vergi ödeyerek sıralamada üst sıralarda yer aldı. Yıllık gelirleri, zengin iş insanları ve şirket temsilcileriyle yan yana gelmesini sağladı.</p>

<p>KÜRESEL BAŞARININ SIRRI</p>

<p>&nbsp;48 yaşındaki Gürkaynak, emsalsiz başarısını hukukçu mesleğine duyduğu saygı ve disiplinli çalışma ile elde etti. Harvard Üniversitesi’nde yüksek lisans ve University College London’da Hukuk Felsefesi Doktorası yaparak uluslararası bir avukat olarak tanındı. 25 yıllık deneyimiyle, dünya çapındaki teknoloji devlerinin davalarını üstleniyor.</p>

<blockquote>
<p>ACUN ILICALI İLE VERGİ TARTIŞMASI</p>

<p>Gönenç Gürkaynak, Türkiye’nin en çok vergi ödeyen avukatlarından biri olarak tanınırken, Acun Ilıcalı ile yaşadığı vergi tartışması, kamuoyunun ilgisini çekti. 2018 yılında Acun Ilıcalı, bir canlı yayında Avrupa'dan bir futbol kulübü alabileceğini belirtmişti. Bu açıklama, Gürkaynak’ın sosyal medya hesaplarından yaptığı yorumlarla yanıt buldu.</p>

<p>Gürkaynak, o dönemde vergi rekortmenleri listesinde Ilıcalı’nın 83. sırada yer aldığını ve kendisinin ise 9. sırada olduğunu belirtti. Bu bağlamda, Gürkaynak, Ilıcalı’nın büyük bir kulüp alabilecek kadar vergi ödemediğini ima etti. Ilıcalı, Gürkaynak’ın bu yorumuna karşılık, vergi ödemesinin reklamını yapmak için kendisini kullandığını belirtti ve “Verdiğin verginin reklamını yapmak için beni kullanma” açıklamasını yaptı.</p>

<p>Gürkaynak, Ilıcalı’nın yanıtına, vergi vermesi ile ilgili olarak herhangi bir reklam düşüncesinde bulunmadığını belirterek, Avrupa’dan bir kulüp alma konusunda kendisiyle mutabık kaldıklarını ifade etti. Bu tartışma, her iki ismin de vergi ödemeleri konusunda kamuoyunda daha fazla dikkat çekmelerine neden oldu ve Gürkaynak’ın vergi rekortmeni olarak konumunu bir kez daha ön plana çıkardı.</p>
</blockquote>

<p>GENÇLERE TAVSİYELER</p>

<p>Başarılı avukat, gençlere şans ve çevrenin önemine dikkat çekerken, sıkı çalışmanın ve azimli olmanın gerekli olduğunu vurguluyor. Kendi başarısının, “Hukuk fakültesinden vergi rekortmeni yapacak bir müvekkil irtibatıyla mezun olmadım, çok çalıştım ve çevrem gelişti” şeklinde özetliyor.</p>

<p>SOSYAL MEDYA VE AİLE BİRLEŞİMİ</p>

<p>Gürkaynak, sosyal medyada aktif bir kullanıcı olarak ailevi değerlerine ve iş yaşamına olan bağlılığını ön plana çıkarıyor. Teknolojiyi etkili bir şekilde kullanarak başarılı bir kariyer inşa etti. Ayrıca, aile birliği ve destekleyici çevrenin başarısındaki önemine dikkat çekiyor.</p>

<blockquote>
<p>PUDRA ŞEKERİ” SAVUNMASI</p>

<p>Mart 2021'de, AK Parti Genel Merkezi’nde görevli Kürşat Ayvatoğlu’nun lüks bir araçta uyuşturucu madde kullanırken çekilen görüntüleri sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Gözaltına alınan Ayvatoğlu, uyuşturucu maddeyi "pudra şekeri" olarak nitelendirerek ilginç bir savunma yaptı. Bu savunma, kamuoyunda ve medyada geniş bir tartışma yarattı.</p>

<p>Gönenç Gürkaynak, bu tartışmanın ardından sosyal medya hesabından dikkat çekici bir paylaşımda bulundu. 28 Mart 2021 tarihinde yaptığı paylaşımında, “Kürşat Ayvatoğlu'nun pudra şekeri savunmasının mucidi avukatın seneye vergi rekortmenliğini benden devralmasını bekliyorum. O kabiliyete ihtiyaç bitmez” ifadelerini kullandı. Bu yorum, Ayvatoğlu’nun savunmasının hukuk dünyasındaki önemine ve garipliğine dikkat çekme amacı taşıyordu.</p>

<p>Gürkaynak’ın paylaşımı, Ayvatoğlu’nun "pudra şekeri" savunmasını eleştiren bir mizah olarak algılandı. Avukat, bu savunmanın hukuki yetenek gerektiren bir durum olmadığını, aksine ironik bir yaklaşım sergilediğini belirterek, böyle bir savunmayı yapabilen bir avukatın vergi rekortmeni olmasının anlamlı olabileceğini vurguladı. Gürkaynak’ın bu esprili yorumu, hem sosyal medyada hem de genel kamuoyunda büyük yankı uyandırarak, hem hukuk dünyasının hem de toplumun ilgisini çekti.</p>
</blockquote>

<p>TARTIŞMALAR VE POLEMİKLER</p>

<p>Gürkaynak, Acun Ilıcalı ile yaşadığı vergi tartışması ve Malta vatandaşlığına geçişiyle de gündemde oldu. Ayrıca, "pudra şekeri" savunmasıyla dikkat çekti ve hukukun önemini vurgulayan paylaşımlar yaptı.</p>

<p>KÜRESEL ÇALIŞMALAR VE AKADEMİK BAŞARILAR</p>

<p>Gürkaynak, Bilderberg Toplantıları’na katıldı, uluslararası akademik yayınlarda 100'ün üzerinde çalışma yayımladı ve çeşitli konferanslarda konuşmacı olarak yer aldı. Türk Lirası’nın değer kazanması için hukukun önemini vurgulayan açıklamalarıyla da tanınıyor.</p>

<p>Gönenç Gürkaynak, hukuk ve iş dünyasında başarılarıyla gençlere ilham vermeye devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>&nbsp;<strong>&nbsp;www.netturk.com.tr</strong></p>

<p><u><strong><em>GÖNENÇ GÜRKAYNAK KİMDİR?</em></strong></u></p>

<p><em>Gönenç Gürkaynak, 1976 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden lisans derecesini aldıktan sonra, 1998 yılında avukatlığa başladı. Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yüksek lisans yaptı ve İngiltere’deki University College London’da Hukuk Felsefesi Doktorası derecesini aldı. 2004 yılında İngiltere ve Galler Barosu'na kabul edildi.</em></p>

<p><em>Gürkaynak, teknoloji devleri Google, X (Twitter), Wikipedia ve Booking gibi uluslararası dijital platformların avukatlığını yapıyor. Ayrıca, Türkiye’deki zengin ailelerin dava dosyalarına da bakıyor. 2014 yılından itibaren Türkiye’nin vergi rekortmenleri listesinde yer alıyor.</em></p>

<p><em>Avukatlık kariyerinde birçok uluslararası davada yer aldı ve Bilderberg Toplantıları’na katıldı. Ayrıca, rekabet hukuku, internet hukuku ve ifade özgürlüğü gibi konularda 100'ü aşkın akademik çalışması bulunuyor ve birçok uluslararası konferansta konuşmacı olarak yer aldı.</em></p>

<p><em>Gürkaynak, sosyal medya paylaşımlarında aile değerlerini ve iş yaşamına olan bağlılığını vurguluyor, ayrıca Türkiye ve dünya çapında birçok hukuki ve akademik başarıya imza atmış bir hukukçudur.</em></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/av-gonenc-gurkaynak</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Aug 2024 21:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/av.png" type="image/jpeg" length="85453"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Avukatlığı nasıl dönüştürüyor?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/avukatligi-nasil-donusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/avukatligi-nasil-donusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>YARGI - Yapay zekâ, bilgisayar sistemlerinin insan zekasını taklit ederek belirli görevleri yerine getirebilmesine olanak tanıyan bir teknoloji olarak karşımıza çıkıyor. Bu alanda, makinelerin insan gibi düşünebilmesi, öğrenebilmesi ve problemleri çözebilmesi için geliştirilen algoritmalar ve büyük veri setleri kullanılıyor. Özellikle hukuk sektöründe, yapay zekânın bu özellikleri, çalışma süreçlerini dönüştürme potansiyeline sahip ve bu, avukatların iş yapış şekillerini köklü bir şekilde değiştirebilir. Yapay zeka teknolojisinin hukuk sektöründeki etkileri hakkında daha fazla bilgi almak için&nbsp;<a href="https://www.gunce.com/tr/yapay-zekanin-hukuk-sektorune-etkisi-ve-hukuk-sektorunun-gelecegi" rel="nofollow">Emre Yazıcı ile yaptığımız röportaja&nbsp;</a>göz atabilirsiniz.<br />
<br />
Yapay zekâ, hukuk pratiğini diğer alanlarda olduğu gibi kökten değiştiriyor. Uzun zamandır teknolojide yaşanan yeniliklerin avukatların çalışma şeklini etkilediği bilinmekte, ancak GPT-3 ve GPT-4 gibi büyük dil modelleriyle birlikte yapay zekâ, hukuk alanında yeni bir dönem başlattı. Gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinin kullanılması, hem hizmetlerin düşük maliyetle ve yüksek verimlilikle sunulmasını sağlamakta hem de özellikle dava süreçlerinde avukatların olumlu sonuç alma olasılıklarını artırmakta. Maliyet rekabetinde başarılı olmaları, müvekkil kaybetmemeleri ve yeteneklerini geliştirmeleri konusunda avukatlara önemli destekler sağlanmakta.</p>

<h3><strong>Yapay Zekâ Sayesinde Dava Süreçleri Kolaylaşacak</strong></h3>

<p>Yapay zekâ tabanlı yazılımlar, hukuk bürolarının günlük işlerini otomatikleştirerek avukatların dava süreçlerine ve müvekkillerine odaklanmaları için zaman kazandırıyor. Yapay zekâ, avukatların müvekkilleri hakkında bilgi toplama, onlara tavsiyelerde bulunma ve danşmanlık sunma becerisini geliştirmeleri için fırsat sunuyor.<br />
<br />
Dava süreçlerinde en çok zaman alan işlerden biri, büyük belge yığınlarından yapı, anlam ve belirgin bilgi çıkarma işlemidir. Yapay zekâ bu süreci hızlandırarak, normalde haftalar sürebilecek işleri saniyelere indiriyor. Bunun yanı sıra, avukatlar mahkemeye sunulmak üzere dilekçe hazırlarken de yapay zekadan destek alıyor. Bu sayede davayla ilgili yargı içtihatlarını referans göstererek argümanlarını güçlendiriyor ve karşı tarafın avukatları tarafından ileri sürülmüş veya sürülmesi öngörülen argümanlara karşı stratejik yanıtlar geliştiriyor. Bu örneklerde görüldüğü gibi yapay zekâ, avukatların daha etkili ve verimli çalışmalarına olanak tanıyor ve işlerini kolaylaştırıyor.<br />
<br />
Dahası, avukatların dosyaya göre uyarlamaları gereken belgeleri hazırlama sürecini önemli miktarda kısaltıyor. Sözleşmeler, mahkemeye sunulan belgeler, müvekkiller için hukuki konularda güncel durum raporları ve duruşmalarda kullanılmak üzere görsel yardımlar gibi belge hazırlama süreçleri, yapay zekâ ile daha kolay hale geliyor.<br />
<br />
Uluslararası Hukuk Teknolojisi Derneği'nin 2018 Teknoloji Anketi'ne göre, 700 veya daha fazla avukatı olan hukuk bürolarının tamamı yapay zekâ araçlarını kullanıyor veya yapay zekâ projeleri yürütüyor. Değişen teknolojiye uyum sağlayamayan büroların yakın gelecekte rekabet etmekte zorlanacağı aşikar. Deloitte Insight raporuna göre ise yapay zekâ, önümüzdeki yirmi yıl içinde hukuk sektöründe 100.000'den fazla destekleyici rolü otomatikleştirebilir.<br />
<br />
Peki “Yapay Zeka avukatlığın sonunu getirecek mi?” diye endişelenmeli miyiz? Yapay zekâ, avukatlık ve diğer hukuk mesleklerinin sonunu getirmenin aksine bu alanda sınırsız fırsatlarla yeni kariyer yollarının da açılmasını mümkün kılıyor. Proje yöneticileri ve BT yöneticileri gibi, daha önce hukuk pratiği için hayati görülmeyen yeni iş rolleri ortaya çıkıyor. Teknoloji kullanımı birçok hukuk bürosunun hiyerarşisini değiştiriyor ve belirli beceri ve yeteneklere sahip bireylere fayda sağlıyor.</p>

<h3><strong>Avukatların Yapay Zekâ Çağında Dikkat Etmesi Gerekenler</strong></h3>

<p>Avukatlar için yapay zekâ araçlarından yararlanmak sadece bir düğmeye basmakla sınırlı olmamalı. Bu teknoloji, insan becerilerini tamamlayıcı bir şekilde kullanıldığında çok daha fazla verim sağlıyor. Avukatlar, yapay zekâ araçlarını seçerek, sorgular oluşturuyor, yanıtları değerlendiriyor ve gerektiğinde de güncelliyor.<br />
<br />
Yapay zekânın, hukuk mesleğini daha önce görülmemiş şekillere dönüştürmesi ve yeni fırsatlar sunmasının yanı sıra ortaya çıkardığı bazı zorluklardan da bahsetmek gerek. Bu zorlukları azaltmak ve fırsatlardan en iyi şekilde yararlanabilmek için avukatlar, proaktif ve stratejik bir yaklaşım benimsemeli, yapay zekânın rolü ve kapsamı net bir şekilde tanımlanmalıdır. Otomatikleştirilebilecek, geliştirilebilecek veya makinelere devredilebilecek görevler ile insan gözetimi, muhakeme ve yaratıcılık gerektiren görevler ayrıştırılmalı ve belirlenmelidir. Ayrıca, yapay zekâ araçları kullanılırken veri gizliliği ve müvekkillerin mahremiyetine özellikle dikkat edilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>İnsan Zekası Hala Kritik Bir Konumda</strong></h3>

<p>Yapay zekâ araçlarının verimli ve doğru hedefe yönelik kullanılmasında avukatların rolü son derece büyük. Yapay zekanın mahkeme süreçlerinde, stratejik kararları değerlendirme ve insanlarla ilişki kurma gibi konularda insan unsurunun yerine konulması elbette mümkün değil. Bu nedenle, yapay zekâ ile insan zekasının bir araya gelmesi gerekiyor.<br />
<br />
Sonuç olarak, yapay zekanın hukuk pratiğini temelde değiştirmesi kaçınılmaz görünüyor. Ancak, bu değişikliklerin insan unsuruyla birlikte ele alınması ve yönlendirilmesi gerekiyor. Gelişmiş teknolojisi sayesinde GÜNCE, dijital ortamdaki tüm kaynaklara erişiyor, aradığınız her türlü bilgiyi anında toplayıp ihtiyaç duyduğunuz formata dönüştürüyor. GÜNCE'nin gücüyle hukuk büroları kendi bilgilerini dijital ortama aktarıyor, aranabilir hale getiriyor ve bilgi akışını hızlandırıyor. Siz de GÜNCE ile zamandan tasarruf ederek verimliliğinizi artırabilir, iş süreçlerini kolaylaştırarak büronuzun kurumlaşmasını sağlayabilirsiniz. (gunce.com)</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/avukatligi-nasil-donusturuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Aug 2024 20:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/devrim.png" type="image/jpeg" length="34122"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Yargıda neler değişir?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/idari-yargida-neler-degisir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/idari-yargida-neler-degisir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NET TÜRK TV</p>

<p>YARGI -&nbsp; Adli tatil, Türkiye’de her yıl yaz aylarında gerçekleşen ve yargı faaliyetlerinin büyük ölçüde durduğu dönemi kapsıyor. Bu süreçte, yargı çalışanlarına dinlenme fırsatı verilirken, acil ve zorunlu hukuki işlemler haricindeki yargı faaliyetleri geçici olarak askıya alınıyor. Avukatlar ve diğer yargı mensupları adli tatil sürecini kişisel gelişim ve mesleki yenilenme fırsatı olarak da değerlendirebiliyor.</p>

<h3><strong>Adli Tatilde Dava Sürelerinin İşleyişi</strong></h3>

<p>Adli tatil, Türkiye'de yargı çalışanlarının dinlenme süresi olarak bilinir ve genellikle Temmuz ve Ağustos aylarını kapsar. Bu sene 20 Temmuz’da başlayan adli tatilin süresi 31 Ağustos’ta sona eriyor. Adli tatil süresi olarak adlandırdığımız bu dönemde yargı faaliyetlerinin bir kısmı duraksıyor. Fakat adli tatil süresi boyunca dava süreçleri tamamen durmuyor; bazı istisnai durumlar ve süreçler devam ediyor.<br />
<br />
Özellikle acil ve zorunlu durumlar kapsamında görülen davalar, adli tatil sürecinde de işlemeye devam ediyor. Bunlar arasında tutukluluk hali gibi insan haklarına doğrudan etki eden durumlar veya süre aşımı riski taşıyan işlemler bulunuyor. Bu süreçte işlemeye devam eden süreler, yargının işleyişini aksatmamak ve vatandaşların mağduriyetini önlemek adına özenle düzenleniyor. Bu süreçte avukatlar ve yargı mensupları, devam eden davalarda gerekli işlemleri sürdürüyor ve yeni dava açılmasa da devam eden davalara ilişkin önemli kararlar verilebiliyor.<br />
<br />
Adli tatil boyunca dava sürelerinin işlemesi, kanunlarla belirlenmiştir. Bu süre zarfında işleyen süreler hakkında detaylı bilgiler Adalet Bakanlığı'nın uygulaması olan UYAP Bilişim Sistemleri’nde bulunuyor. Bu dava örneklerine ve davalara ilişkin kararlara ulaşmak için&nbsp;<a href="https://emsal.uyap.gov.tr/" rel="nofollow" target="_blank">https://emsal.uyap.gov.tr&nbsp;</a>linkine girmeniz ve arama kısmına ‘Adli Tatil’ yazmanız yeterli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Adli Tatil Sürecinde Hangi Dava ve İşlemler Devam Ediyor?</strong></h3>

<p>Daha öncesinde de bahsettiğimiz gibi adli tatil sürecinde belirli kritik işlemler devam ediyor. Özellikle tutukluluk incelemeleri ve koruma tedbirleri gibi acil ve zorunlu durumlar sürdürülüyor.<br />
<br />
Bu dönemde, yargı sistemi acil müdahale gerektiren durumları öncelikli olarak işlemeye devam ediyor. İdari yargıda ise özellikle kamu düzenini ilgilendiren ve yürütmenin durdurulması gibi acil kararlar gerektiren davalar üzerinde duruluyor. Bu tür işlemler, yargının toplumsal ve bireysel hakların korunması görevini yerine getirmesini sağlamak için kritik önem taşıyor.</p>

<p>Böylece, yargı mensupları ve avukatlar, adli tatil boyunca da olsa, hukukun üstünlüğünü ve adaletin sürekliliğini sağlamak amacıyla çalışmalarına devam ediyorlar. Bu düzenleme, yargı çalışanlarına dinlenme imkânı tanısa da sistemin gerektirdiği zorunlu hallerde adalet mekanizmasının işlemesini garanti altına alıyor.</p>

<h3><strong>Adli Tatilde İdari Davaların Yönetiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></h3>

<p>Özellikle adli tatil sırasında idari davaların yönetimi, ekstra dikkat ve özen gerektiriyor. Bu dönemde avukatlar, özellikle idari süreçlerde yer alan kritik karar sürelerine hassasiyet gösteriyor. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, süre aşımı riski taşıyan davaların takibi ve yönetimi olarak karşımıza çıkıyor. Avukatlar ve yargı mensupları, adli tatil sürecinde yürürlükte olan acil durumları öncelik haline getiriyor ve süreçleri yakından izliyor. Davalar, özellikle elektronik yargılama sistemleri üzerinden yürütülüyor ve bu sistemler sayesinde tüm taraflar dava dosyalarına erişim sağlayabiliyor.<br />
<br />
İdari dava dosyaları, UYAP aracılığıyla sürekli güncelleniyor. Bu sayede, adli tatilde bile tüm tarafların dosyalara erişimi ve bilgi alışverişi mümkün hale geliyor. Avukatlar, müvekkillerle etkili iletişim kurarak, davanın her aşamasında bilgilendirme yapıyor. Yargı mensupları, acil durumlarda hızlı karar verme yetkisini kullanarak, adli tatil sürecini etkin bir şekilde yönetiyor.<br />
<br />
Ayrıca adli tatilin içinde bulunulan süre boyunca idari davaların takibinde dosya düzeninin korunması, müvekkillerle şeffaf ve kesintisiz iletişim ve yeni gelişmelerin tüm paydaşlara zamanında duyurulması, müvekkillerin süreç hakkında güncel ve doğru bilgiye sahip olmasını sağlayarak hem süreç hem de avukatlar ile güven ilişkisi açısından büyük önem taşıyor. <em>(gunce.com)</em><br />
<strong>www.netturk.com.tr</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/idari-yargida-neler-degisir</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Aug 2024 19:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/tatil.png" type="image/jpeg" length="32368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Adalet sistemine güveniyor musunuz?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/halkin-yuzde-705i-oyle-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/halkin-yuzde-705i-oyle-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Asal Araştırma Şirketi, “Türkiye Siyasi Gündem Temmuz 2024 Araştırması” kapsamında katılımcılara “Türkiye’deki adalet sistemine güveniyor musunuz?” sorusunu yöneltti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katılımcıların yüzde 19,2’si “Evet güveniyorum” dedi.</p>

<p>Katılımcıların yüzde 70,5’i kapsayan büyük bir çoğunluk ise “Hayır güvenmiyorum” yanıtını verdi. Katılımcıların yüzde 10,3’ü ise “Fikrim yok/cevap yok” dedi.</p>

<p>10-17 Temmuz 2024 tarihleri arasında Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Bursa, Balıkesir,</p>

<p>Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Kırıkkale, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon, Van, Yalova ve Zonguldak’ta 18 yaş ve üzeri 2 bin kişiyle yapıldı.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/halkin-yuzde-705i-oyle-diyor</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Aug 2024 09:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/adalet10.png" type="image/jpeg" length="37208"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Uyuşturucu baronlarının hakimi öyle diyor!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/uyusturucu-baronlarinin-hakimleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/uyusturucu-baronlarinin-hakimleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>YARGI - Interpol’ün kırmızı bültenle aradığı “Bolle Jos” (Tombul Jos) lakaplı Joseph Johannes Leijdekkers liderliğindeki uyuşturucu kartelinin Türkiye’de yakalanan yönetici ve üyelerinin yargılandığı davanın 15 tutuklu sanığının tümünü tahliye eden İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Oktay Açar ve mahkeme üyeleri Arzu A. ile Veysi G., HSK tarafından açığa alınmıştı.</p>

<p>Savcılığın itirazı sonucu İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tahliye edilen sanıklardan 7’si hakkında yeniden tutuklama kararı verdi. Ancak tahliye edilen tüm sanıkların firar ettiği ortaya çıktı.</p>

<p>Açığa alınan hakimler hakkında HSK müfettişlerinin hazırladığı raporda, meslekten ihraç edilmeleri talep edildi. Raporda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na mail yoluyla gelen, mahkeme başkanının tahliye kararları için çetenin Türkiye ayağını yönetmekle suçlanan sanık Abdullah Alp Üstün’le 730 bin dolara anlaştığı iddiasına yer verildi.</p>

<h3>YEDİ SÜLALEMİ ARAŞTIRSINLAR!</h3>

<p><em>Halk TV’den İsmail Saymaz, açığa alınan mahkeme başkanı Oktay Açar’la yaptığı görüşmeyi yazdı. Saymaz’ın soruları ve Açar’ın cevapları şöyle.</em></p>

<blockquote>
<p><strong>Açığa alındınız. Hakkınızda ihraç cezası istenebilir.</strong></p>

<p>50’den fazla örgütlü uyuşturucu dosyasına baktım. Çoğu istinaf ve Yargıtay’dan onandı, geldi. Bir bu dosyada mı hata yaptım? Anlayamıyorum.</p>

<p><strong>Neden tahliye kararı verdiniz?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dosyadaki bilgilere göre değerlendirdik. Hukuka aykırı bir karar vermedim. Malvarlığım belli, araştırsınlar. Bir arabam, bir evim var. Meslekten kazandığım parayla çocuklarımı okuttum. Yedi sülalemi araştırsınlar. Bu çok büyük bir iftira.</p>

<p><strong>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ulaşan ihbarda çeteyle tahliye için 720 bin dolara anlaşıldığı iddia ediliyor.</strong></p>

<p>İftira, öyle bir şey yok. Ben odama avukatları almam. Sadece iki gün önce bir avukat geldi. Adını bile sormadım. “Bodrum’da müvekkilim var, buraya naklini istiyorum” dedi. “Mümkün değil, SEGBİS’le alacağız” dedi. “Prof. Köksal Bayraktar’ın bilimsel görüşünü sunacağım” dedi. “Mübaşire ver” dedim. Odada korumam ve mübaşir vardı. Bir iki dakika söyleyeceğini söyledi, çıktı, gitti. Herhangi bir görüşmem yok. Bu nereden çıkıyor, anlamıyorum.</p>

<p>33 yıllık hakimim. Bu mahkemede altı yıldan beri görev yapıyorum. Bir sürü örgütlü dosyaya baktım. Ben her dosyayı okuyarak çıkarım, okumadan çıkmam. Meslek için gecemi gündüzüme kattım. Çok ağır bir itham olarak görüyorum.</p>

<p><strong>15 tutuklunun hepsini bıraktınız değil mi?</strong></p>

<p>Evet. Zaten iki üç gün sonra itiraz edildi. Sekizinin tutuklanması talebi reddedildi. Bir kısmı zaten Belçika, Almanya ve Hollanda ile iade yargılamasından ötürü tutuklu. Birisi hakkında ev hapsi, diğerleri için yurt dışına çıkış yasağı koyduk. Beklemeden yazdık gerekli yerlere. Malları üzerindeki tedbir sürüyor.</p>

<p><strong>Nasıl kaçtılar?</strong></p>

<p>Bilgim yok. Yurt içindeler mi, yurt dışındalar mı, bilmiyorum.</p>

<p><strong>Ne düşünüyorsunuz?</strong></p>

<p>Müfettişler ifademizi henüz almadı. Açıktayız. Çok üzgünüm. Kendimi iyi hissetmiyorum. Böyle bir haksızlık nasıl olur diye düşünüyorum. İnşallah sonu hayrolur.</p>
</blockquote>

<p><strong>Yerlikaya “Gri Liste’den çıkışın kilometre taşlarından” demişti</strong></p>

<p>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Leijdekkers operasyonunu Türkiye’nin Gri Liste’den çıkması amacıyla FATF’la yapılan görüşmede örnek vaka olarak sunduklarını anlatmıştı. Yerlikaya, FATF heyetinin operasyon için “Takdire şayan. Kısa sürede neticelendirilmiş örnek vaka” dediğini söylemişti. <em>(Halk Tv, İsmail Saymaz)</em></p>

<h3><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></h3>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/uyusturucu-baronlarinin-hakimleri</guid>
      <pubDate>Tue, 13 Aug 2024 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/adalet.png" type="image/jpeg" length="38337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# İstanbul Baro Başkanlığı için seçim var!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/istanbul-baro-baskanligi-icin-secim-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/istanbul-baro-baskanligi-icin-secim-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Ibrahim Özden Kaboğlu, Istanbul Barosu Başkanlığı- na aday olması için binin üzerinde avukatın yaptığı çağrının ardından adaylığını açıkla- dı. Istanbul Barosu’nda basın toplantısı düzenleyen Kaboğlu, “Türkiye’nin anayasasızlaştırma süreciyle bir toplumun geleceğinin karartılmasına seyirci kalamayız. Biz Istanbul Barosu avukatları, tüm avukatlara seslenerek yıkıma seyirci kalamayız” dedi.</p>

<h3><img align="left" alt="İbrahim Kaboğlu" height="641" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/08/ibrahim-kaboglu.png" width="440" />KİMDİR?</h3>

<p>İbrahim Özden Kaboğlu <span>10</span>&nbsp;Nisan 1950 Borçka, Artvin doğumlu, Türk anayasa hukukçusu, akademisyen ve siyasetçi.</p>

<p>Laz kökenli bir ailenin çocuğu olarak<span> </span>doğan Kaboğlu,&nbsp; 1974 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni&nbsp;bitirdi. 1981 yılında Limoges Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi'nde&nbsp;doktorasını yaptı. 1987'de doçent, 1994 yılında&nbsp; Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde&nbsp;profesör oldu.</p>

<p>2003 yılında Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanlığına getirildi. Bu görevde iken Azınlık ve Kültürel Haklar Raporu'nu açıklarken fiziksel şiddete maruz kaldı<span> </span>ve daha sonra hakkında suç duyurusunda bulunuldu.&nbsp;2008 yılında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan açılan davadan raporun bilimsel içeriğe sahip olduğu ve şiddeti teşvik etmediği gerekçesiyle beraat etti.<span> </span>Marmara Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı görevinde iken 686 numaralı Kanun Hükmünde Kararname ile üniversiteden ihraç edildi.<span> </span>2007 yılından beri Birgün'de&nbsp;yazmaktadır.</p>

<p>2018 Türkiye genel seçimlerinde CHP'den İstanbul milletvekili seçildi.&nbsp;2023&nbsp;&nbsp;ürkiye genel seçimlerinde&nbsp;CHP'den milletvekili adayı olmak için başvuru yapmışsa da aday gösterilmedi. 2 Haziran 2022 tarihinde Fransa'nın en prestijli nişanı olan Legion d'Honneur&nbsp;adalyası verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 id="Eserleri">ESERLERİ</h3>

<ul>
 <li>Anayasa Hukuku Dersleri (Genel Esaslar)</li>
 <li>Özgürlükler Hukuku 1</li>
 <li>23'e 12 Kala 12 Soruda Hangi Türkiye</li>
 <li>Anayasal Sosyal Haklar&nbsp;(Avrupa Sosyal Şartı, Karşılaştırmalı Hukuk ve Türkiye)</li>
 <li>Anayasa ve Toplum</li>
 <li>Hangi Anayasa?</li>
 <li>Hangi İnsan Hakları?</li>
 <li>Türkiye'nin Anayasa Gündemi (27 Uzman 66 Soru-Yanıt)</li>
 <li>Anayasa Yargısı</li>
</ul>

<h3 id="Çevirileri">ÇEVİRİLERİ</h3>

<ul>
 <li>Kamu Hukuku (Çeviri), A. Demichel – P. Lalumière, Doruk Yay.</li>
 <li>“İki Yüzyıl Sonra 1789 Bildirgesi”, Jean Morange, (Çeviri), İnsan Hakları Yıllığı</li>
 <li>Afrika İnsan ve Halklar Hakları Şartı, (Oğuz Dönmez ile birlikte)</li>
</ul>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/istanbul-baro-baskanligi-icin-secim-var</guid>
      <pubDate>Sat, 10 Aug 2024 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/baro-baskan.png" type="image/jpeg" length="45313"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çok da şaşırmadık!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/neler-oluyor-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/neler-oluyor-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilgi Teknolojileri Kurulu (BTK) dünyanın en büyük sosyal medya paylaşım uygulamalarından olan ve Türkiye'de 57 milyon kullanıcısı bulunan Instagram’a girişi Türkiye’de engelledi. Kurumdan yapılan açıklamada, erişim engellemeye gerekçe olarak “katalog” suçlar gösterildi.</p>

<p><strong>BTK neden bu kararı aldı?&nbsp;</strong><br />
<br />
Bu çapta bir erişim engelinin mutlaka basın açıklamasıyla izah edilmesi gerektiğini söyleyen İfade Özgürlüğü Derneği kurucusu Yaman Akdeniz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un, önceki gün İran’da öldürülen Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye hakkında Instagram’da yapılan paylaşımların sınırlanmasına tepki gösteren açıklamasına dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Akdeniz, “Ortada sadece iki gün önce, yani 31 Temmuz akşamı Fahrettin Altun'un yapmış olduğu bir açıklama var. Orada İsmail Haniye'nin öldürülmesi sonrasındaki 'taziye mesajlarının Instagram platformu üzerinden yayınlanmasını engellendiği, silindiğini' söyleyerek, bunu eleştirdiğini görüyoruz” dedi.</p>

<p>Prof. Akdeniz’in işaret ettiği paylaşımda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun,“Küresel sömürü düzenine ve adaletsizliğe hizmet ettiğini defalarca göstermiş olan bu platformlara karşı ifade özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz” demişti.</p>

<p>“Heniye'nin şehadeti dolayısıyla insanların taziye mesajı yayınlamasını herhangi bir gerekçe göstermeden engelleyen sosyal medya platformu Instagram'ı da şiddetle kınıyorum” diyen Altun, “Bu çok açık ve net bir sansür girişimidir” yorumunda bulunmuştu.</p>

<p><strong>İmamoğlu: “Meseleleri yasaklayarak çözemezsiniz. ”</strong><br />
<br />
Instagram’ın kapatılmasına ilk tepki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan geldi. İmamoğlu, VPN’den Instagram’a girerek yaptığı değerlendirmede, “Bugün yapılan kısıtlamayı anlamsız, güçsüz yöneticilerin başvurduğu bir usul olarak yorumluyorum. Bu böyle olmaz. Meseleleri yasaklayarak çözemezsiniz. Bu kısıtlamayı özgürlüklere yapılan müdahale olarak görüyorum. Hiçbir şeyden korkmaya gerek yok. Bakın biz yöntem bulduk, insanlarımıza erişiyoruz. Herkes buluyor, yaptığınız yanınızda kalıyor” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>AYM önce paylaştı, sonra hemen sildi!&nbsp;</strong><br />
<br />
BTK kararı sosyal medyada tartışılırken Anayasa Mahkemesi (AYM) X hesabından Resmi Gazete’de yayınlanan bir gerekçeli kararın paylaşımını yaptı.<br />
<br />
Paylaşımda “İletişim Başkanlığının Basın Özgürlüğüne Müdahale Etmesine İmkan Tanıyabilecek Kuralların İptali” yazılmıştı.<br />
<br />
Anayasa Mahkemesi CHP’nin başvurusu üzerine 17 Eylül 2020’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde yer alan “Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik iç ve dış tehditleri analiz ederek stratejik iletişim ve kriz yönetimi açısından gerekli tedbirleri uygulamak” ve “Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yönetilen psikolojik hareket, propaganda ve algı operasyonu faaliyetlerini belirleyerek her türlü manipülasyon ve dezenformasyona karşı faaliyette bulunmak” şeklindeki değişiklileri 27 Aralık 2023’te oyçokluğuyla iptal etmişti.<br />
<br />
AYM, Anayasa’nın 104. maddesinin 17. fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı “Siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez” ifadesine atıfta bulunarak iptal kararını vermişti.<br />
<br />
Bu kararın gerekçesi Resmi Gazete’de yer aldığı için daha önceki tüm gerekçeli kararlarda olduğu gibi paylaşım yapıldı. Ancak bu sefer paylaşım yapıldıktan yaklaşık yarım saat içinde silindi ve aynı dakikalarda AYM’nin internet sitesine giriş mümkün olamıyordu.<br />
<br />
Sosyal medyada tepkiler artınca AYM sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “66 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin bazı kurallarını iptal eden 2020/88 esas sayılı kararımız 2/8/2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış olup erişime açıktır. İnternet trafiğindeki yoğunluk nedeniyle sitemize erişim şu anda sağlanamamaktadır” ifadelerini kullandı ancak X paylaşımının neden silindiğini izah etmedi.</p>

<p><strong>Yargı ve Saray arasında güç savaşı var,&nbsp;</strong><br />
<br />
Gazeteciler Cemiyeti’nin avukatı Gökhan Tekşen önce Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin “yok hükmünde” olduğuna, ardından da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile elde ettiği yetkilerinin basın özgürlüğüne müdahale olduğuna dair kararları açıklayan Anayasa Mahkemesi ile Cumhurbaşkanlığı arasındaki güç savaşının iyice görünür olduğunu söyledi.</p>

<p>Tekşen, “Basın ve ifade özgürlüğüne yönelik yapılabilecek nitelikteki her türlü müdahalenin kanunla yapılması gerektiği kuralı uyarınca Anayasa Mahkemesi, İletişim Başkanlığı’nın çok sahiplendiği ve hakikate müdahale yönüyle ilgili değerlendirdiğimiz dezenformasyonla ilgili süreci iptal etti. Bu çok önemli ve kritik bir karar. Çünkü özellikle halk arasında da ‘Dezenformasyonla Mücadele’ olarak bilinen TCK 217/A'da yargı mensupları ve soruşturmaya müdahil olanlar Dezenformasyonla Mücadele Bülteni’ni ve İletişim Başkanlığı’ndan gelecek olan açıklamaları dikkate alıyorlardı. Bu yetki İletişim Başkanlığı açısından tamamen kaybolmuştur. İfade ve basın özgürlüğü açısından önemli bir karar. Üst üste çıkan Anayasa Mahkemesi kararları belli ki sarayda belli çevrelerde bir rahatsızlığa sebebiyet verdi. Bu güç savaşı. Yargı ve Saray arasındaki güç savaşı nezdinde rahatsız olan isimlerin bir kavgası var anlaşılan” dedi.</p>

<h3><strong>Durmuyoruz, çalışıyoruz!&nbsp;</strong></h3>

<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı olarak Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ise bir açıklama yayınlayarak hem AYM sitesine girişin engellendiği iddialarını yalanladı hem de AYM’nin verdiği kararın kurumsal varlığıyla ilgili olmadığını savundu.<br />
<br />
Merkezden yapılan açıklamada, “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik müdahale yetkisi zaten bulunmamaktadır. Ayrıca karar, doğrudan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı’na bağlı bir koordinatörlük olarak faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezimizin çalışmaları açısından herhangi bir sonuç doğurmamaktadır. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, yetkisini İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3. maddesinde sayılan Başkanlığın genel görevlerinden almaktadır. Merkezimiz çalışmalarını bu doğrultuda aralıksız sürdürmektedir” denildi.</p>

<p><strong>Yetkiler iptal!</strong><br />
<br />
İnternet hukuku ve insan hakları üzerinde çalışan İfade Özgürlüğü Derneği kurucusu Yaman Akdeniz, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ile aynı kanaatte değil.</p>

<p>Prof Akdeniz, “İletişim Başkanlığı'nın manipülatif dezenformasyonla mücadele yetkisi Anayasa’nın ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğüyle ilgili 26-28. maddelerine aykırı bulunmuş ve iptal edilmiş. Bu gerçeği o tweet'in silinmesi değiştirmiyor. Karar açık, Resmi Gazete’de yayınlanmış. Dolayısıyla iki kurum arasında bir iletişim sorunu varsa biz bunu bilemeyiz. Sonuç itibariyle Anayasa Mahkemesi, Türkiye'deki en yüksek yargı organıdır ve kararları da tüm kamu kurumu ve kuruluşlarını ve tabii ki İletişim Başkanlığını da bağlar. İletişim Başkanlığı kararı beğenmemiş veya hoşuna gitmemiş olabilir fakat yetkisi iptal edilmiştir. Dezenformasyon bültenleri yayınlıyorlardı. Artık onları bu durumda yayınlayamayacaklar” değerlendirmesinde bulundu. <em>(VoaTürkçe, Yıldız Yazıcıoğlu)</em></p>

<blockquote>
<p></p>

<p><strong><img align="left" alt="" height="146" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/08/yildiz-yazicioglu.png" width="146" /></strong><em>YILDIZ YAZICIOĞLU KİMDİR?&nbsp;</em></p>

<p><strong>Yıldız Yazıcıoğlu</strong>, 1994-1998 döneminde Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Mesleğe 1997 yılında Cumhuriyet’te stajyer olarak başladı. 1998-2000 döneminde yüksek lisans eğitimine devam etti. 2000 – Mayıs 2009 döneminde Milliyet’te mesleki kariyerini cumhurbaşkanlığı ve parlamento muhabirliği noktasına taşıdı. 2009 - 2011 yıllarında ABD’nin başkenti Washington DC’de kariyerini sürdürdü ve farklı medya kuruluşları için temsilcilik – yorumculuk görevlerini yürüttü. Bu dönemde VOA Türkçe’de eğitim aldı ve görev yaptı. Ardından Ankara’ya dönüşünde Habertürk TV’de, ArtıBir TV’de görevler üstlendi. Şu anda VOA Türkçe ekibinde görev almayı sürdürüyor.&nbsp;</p>
</blockquote>

<p></p>

<h3><strong>www.netturk.com.tr</strong></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, MEDYA'ZADE, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/neler-oluyor-neler</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Aug 2024 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/yar2.png" type="image/jpeg" length="21028"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Savcı: Her Ceset Konuşur]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/savci-her-ceset-konusur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/savci-her-ceset-konusur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>NETTÜRK'KİTAP -&nbsp;Beldenin en sevilen sakinlerinden birisi olan Feride Teyze bir cinayete kurban gider. Feride Teyze'yi annesi gibi seven Asena Komiser için bu cinayet bir soruşturmadan öte bir intikama dönüşmüştür. Birçok farklı şüpheli yelpazesinde soruşturmanın derinleştirildiği anda dosyaya bakan savcının görev yeri değiştirilir. Yeni gelen Metehan Savcı umursamaz tutumları sert tavırları ve aksi davranışlarıyla Asena Komiser'in önünde bir engel gibidir. Özellikle zaman içerisinde hem cinayet hem de başka suçların soruşturmalarında şüpheli olan kişilerle olan bağlantısının ve bir hayat kadınıyla olan ilişkisinin ortaya çıkması Asena Komiser için kocaman bir çıkmaz haline dönüşmüştür. Cinayeti çözmek ve çıkmazlardan kurtulmak hiç kolay olmayacaktır.&nbsp;</p>

<ul>
 <li><strong>Kitap Adı:&nbsp;</strong>Savcı: Her Ceset Konuşur</li>
 <li><strong>Yazar:&nbsp;</strong>Cahit Tosun</li>
 <li><strong>Yayınevi:&nbsp;</strong>Banliyö Kitap</li>
 <li><strong>Hamur Tipi:&nbsp;</strong>2. Hamur</li>
 <li><strong>Sayfa Sayısı:&nbsp;</strong>144</li>
 <li><strong>Ebat:&nbsp;</strong>13,5 x 19,5</li>
 <li><strong>İlk Baskı Yılı:&nbsp;</strong>2022</li>
 <li><strong>Baskı Sayısı:&nbsp;</strong>1. Basım</li>
 <li><strong>Dil:</strong>Türkçe</li>
 <li><strong>Barkod:&nbsp;</strong>9786057149015</li>
 <li>Fiyat:&nbsp;86,40 TL</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KİTAP'OKU, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/savci-her-ceset-konusur</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jul 2024 16:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/07/kitap2.png" type="image/jpeg" length="39052"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Mahkemenin son kararı]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/hangi-sanik-hakkinda-ne-kadar-ceza-istendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/hangi-sanik-hakkinda-ne-kadar-ceza-istendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Sinan Ateş davasında savcı mütalaasını açıkladı. 1 Temmuz’da görülen duruşmada, tutuklu yargılanan 22 sanıktan 10'unun adli kontrol uygulamasıyla tahliye edilmişti.</p>

<p>Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in Ankara’da öldürülmesine ilişkin davada, savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, 3 sanık için beraat isterken, diğer sanıklar için iddianamedeki benzer suçlardan cezalandırma istedi. Duruşma, sanıkların esas hakkında savunma yapmaları için 30 Eylül tarihine ertelendi.</p>

<h3><strong>Sanıklar hakkında istenilen cezalar!</strong></h3>

<p>Savcı tutuklu yargılanan tetikçi Eray Özyağcı, tetikçiyi olay yerinden kaçıran Vedat Balkaya, keşifçi Suat Kurt hakkında tasarlayarak kasten öldürme ve ayrıca Selman Bozkurt’a yönelik kasten öldürme teşebbüsünden ceza istedi.</p>

<p>Sinan Ateş Davası’nda ilk duruşmada tahliye edilen Mehmet Yüce, Erdem Karadeniz ve Osman Bayraktar hakkında savcılık beraat isteyerek, adli kontrol kontrollerinin kaldırılmasını talep etti.</p>

<p>Eray Özyağcı, Vedat Balkaya, Suat Kurt, Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş hakkında “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.</p>

<p>Savcılık tutuklu sanık MHP Genel Merkez Yöneticisi Tolgahan Demirbaş’ın ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmesi’ suçlamasının kaldırılması talebinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>17 şüpheli hakkında “cinayete yardım” cezası istendi.</strong></h3>

<p>Sanıklar Mehmet Yüce, Erdem Karadeniz, Osman Bayraktar, Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Aytaç Ataş, Caner Günay, Umut Ersoy, Alper Atay hakkında yurt dışığı yasağının devamına karar verildi.</p>

<p>Savcı, sanıklar Eray Özyağcı, Vedat Balkaya ve Suat Kurt’un ‘müşterek fail’ olarak yer aldığını belirterek bu kişilerin Ateş’i ‘tasarlayarak öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, müşteki Selman Bozkurt’a yönelik ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 13’er yıldan 20’şer yıla kadar hapsini istedi.</p>

<p>Özyağcı’nın ayrıca ‘ruhsatsız tabanca bulundurmak ve taşımak’ 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi talep edildi.</p>

<p>Doğukan Çep, Tolgahan Demirbaş hakkında ‘suça azmettiren’ olarak ‘kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.</p>

<p>Sanıklar Mustafa Uzunlar, Aşkın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, Emre Yüksel, Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Caner Güney, Umut Ersoy, Çağlar Zorlu ve Aytaç Ataç’ın iştirak halinde işlenen suça yardım eden fail olarak kabul edilmesi yönünde görüş bildiren savcı, bu kişilerin tasarlayarak kasten öldürmeye yardım suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapsi talep edildi.</p>

<p><strong>Tutuklu yargılananlar</strong></p>

<p>Sanıklar Mehmet Yüce, Erdem Karadeniz, Osman Bayraktar, Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Aytaç Ataç, Caner Günay, Umut Ersoy ve Alper Atay adli kontrol şartıyla tahliye edilirken, Ülkü Ocakları Genel Merkez Yöneticisi Tolgahan Demirbaş, Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Emre Yüksel, dönemin Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal, tetikçiyi Ankara getiren Aşkın Mert Gelenbey ile Mustafa Can Çolak, Çağlar Zorlu, tetikçi Eray Özyağcı, azmettirici Doğukan Çep, MHP'li avukat Serdar Öktem ve Mustafa Uzunlar tutuklu yargılanıyor.</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/hangi-sanik-hakkinda-ne-kadar-ceza-istendi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jul 2024 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/07/ss01-1.png" type="image/jpeg" length="60027"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Avukatlığın sonu mu?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/avukatlik-meslegini-nasil-donusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/avukatlik-meslegini-nasil-donusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Yapay zekâ, bilgisayar sistemlerinin insan zekasını taklit ederek belirli görevleri yerine getirebilmesine olanak tanıyan bir teknoloji olarak karşımıza çıkıyor. Bu alanda, makinelerin insan gibi düşünebilmesi, öğrenebilmesi ve problemleri çözebilmesi için geliştirilen algoritmalar ve büyük veri setleri kullanılıyor. Özellikle hukuk sektöründe, yapay zekânın bu özellikleri, çalışma süreçlerini dönüştürme potansiyeline sahip ve bu, avukatların iş yapış şekillerini köklü bir şekilde değiştirebilir. Yapay zeka teknolojisinin hukuk sektöründeki etkileri hakkında daha fazla bilgi almak için&nbsp;<a href="https://www.gunce.com/tr/yapay-zekanin-hukuk-sektorune-etkisi-ve-hukuk-sektorunun-gelecegi" rel="nofollow">Emre Yazıcı ile yaptığımız röportaja&nbsp;</a>göz atabilirsiniz.<br />
<br />
Yapay zekâ, hukuk pratiğini diğer alanlarda olduğu gibi kökten değiştiriyor. Uzun zamandır teknolojide yaşanan yeniliklerin avukatların çalışma şeklini etkilediği bilinmekte, ancak GPT-3 ve GPT-4 gibi büyük dil modelleriyle birlikte yapay zekâ, hukuk alanında yeni bir dönem başlattı. Gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinin kullanılması, hem hizmetlerin düşük maliyetle ve yüksek verimlilikle sunulmasını sağlamakta hem de özellikle dava süreçlerinde avukatların olumlu sonuç alma olasılıklarını artırmakta. Maliyet rekabetinde başarılı olmaları, müvekkil kaybetmemeleri ve yeteneklerini geliştirmeleri konusunda avukatlara önemli destekler sağlanmakta.</p>

<h3><strong>Yapay Zekâ Sayesinde Dava Süreçleri Kolaylaşacak</strong></h3>

<p>Yapay zekâ tabanlı yazılımlar, hukuk bürolarının günlük işlerini otomatikleştirerek avukatların dava süreçlerine ve müvekkillerine odaklanmaları için zaman kazandırıyor. Yapay zekâ, avukatların müvekkilleri hakkında bilgi toplama, onlara tavsiyelerde bulunma ve danşmanlık sunma becerisini geliştirmeleri için fırsat sunuyor.<br />
<br />
Dava süreçlerinde en çok zaman alan işlerden biri, büyük belge yığınlarından yapı, anlam ve belirgin bilgi çıkarma işlemidir. Yapay zekâ bu süreci hızlandırarak, normalde haftalar sürebilecek işleri saniyelere indiriyor. Bunun yanı sıra, avukatlar mahkemeye sunulmak üzere dilekçe hazırlarken de yapay zekadan destek alıyor. Bu sayede davayla ilgili yargı içtihatlarını referans göstererek argümanlarını güçlendiriyor ve karşı tarafın avukatları tarafından ileri sürülmüş veya sürülmesi öngörülen argümanlara karşı stratejik yanıtlar geliştiriyor. Bu örneklerde görüldüğü gibi yapay zekâ, avukatların daha etkili ve verimli çalışmalarına olanak tanıyor ve işlerini kolaylaştırıyor.<br />
<br />
Dahası, avukatların dosyaya göre uyarlamaları gereken belgeleri hazırlama sürecini önemli miktarda kısaltıyor. Sözleşmeler, mahkemeye sunulan belgeler, müvekkiller için hukuki konularda güncel durum raporları ve duruşmalarda kullanılmak üzere görsel yardımlar gibi belge hazırlama süreçleri, yapay zekâ ile daha kolay hale geliyor.<br />
<br />
Uluslararası Hukuk Teknolojisi Derneği'nin 2018 Teknoloji Anketi'ne göre, 700 veya daha fazla avukatı olan hukuk bürolarının tamamı yapay zekâ araçlarını kullanıyor veya yapay zekâ projeleri yürütüyor. Değişen teknolojiye uyum sağlayamayan büroların yakın gelecekte rekabet etmekte zorlanacağı aşikar. Deloitte Insight raporuna göre ise yapay zekâ, önümüzdeki yirmi yıl içinde hukuk sektöründe 100.000'den fazla destekleyici rolü otomatikleştirebilir.<br />
<br />
Peki “Yapay Zeka avukatlığın sonunu getirecek mi?” diye endişelenmeli miyiz? Yapay zekâ, avukatlık ve diğer hukuk mesleklerinin sonunu getirmenin aksine bu alanda sınırsız fırsatlarla yeni kariyer yollarının da açılmasını mümkün kılıyor. Proje yöneticileri ve BT yöneticileri gibi, daha önce hukuk pratiği için hayati görülmeyen yeni iş rolleri ortaya çıkıyor. Teknoloji kullanımı birçok hukuk bürosunun hiyerarşisini değiştiriyor ve belirli beceri ve yeteneklere sahip bireylere fayda sağlıyor.</p>

<h3><strong>Avukatların Yapay Zekâ Çağında Dikkat Etmesi Gerekenler</strong></h3>

<p>Avukatlar için yapay zekâ araçlarından yararlanmak sadece bir düğmeye basmakla sınırlı olmamalı. Bu teknoloji, insan becerilerini tamamlayıcı bir şekilde kullanıldığında çok daha fazla verim sağlıyor. Avukatlar, yapay zekâ araçlarını seçerek, sorgular oluşturuyor, yanıtları değerlendiriyor ve gerektiğinde de güncelliyor.<br />
<br />
Yapay zekânın, hukuk mesleğini daha önce görülmemiş şekillere dönüştürmesi ve yeni fırsatlar sunmasının yanı sıra ortaya çıkardığı bazı zorluklardan da bahsetmek gerek. Bu zorlukları azaltmak ve fırsatlardan en iyi şekilde yararlanabilmek için avukatlar, proaktif ve stratejik bir yaklaşım benimsemeli, yapay zekânın rolü ve kapsamı net bir şekilde tanımlanmalıdır. Otomatikleştirilebilecek, geliştirilebilecek veya makinelere devredilebilecek görevler ile insan gözetimi, muhakeme ve yaratıcılık gerektiren görevler ayrıştırılmalı ve belirlenmelidir. Ayrıca, yapay zekâ araçları kullanılırken veri gizliliği ve müvekkillerin mahremiyetine özellikle dikkat edilmelidir.</p>

<h3><strong>İnsan Zekâsı Hala Kritik Bir Konumda</strong></h3>

<p>Yapay zekâ araçlarının verimli ve doğru hedefe yönelik kullanılmasında avukatların rolü son derece büyük. Yapay zekanın mahkeme süreçlerinde, stratejik kararları değerlendirme ve insanlarla ilişki kurma gibi konularda insan unsurunun yerine konulması elbette mümkün değil. Bu nedenle, yapay zekâ ile insan zekasının bir araya gelmesi gerekiyor.<br />
<br />
Sonuç olarak, yapay zekanın hukuk pratiğini temelde değiştirmesi kaçınılmaz görünüyor. Ancak, bu değişikliklerin insan unsuruyla birlikte ele alınması ve yönlendirilmesi gerekiyor. (Günce)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/avukatlik-meslegini-nasil-donusturuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Jun 2024 17:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/06/1-80.png" type="image/jpeg" length="10614"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Kervansaray Holding’in çöküşü]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/kervansaray-holdingi-cokusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/kervansaray-holdingi-cokusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>HABER MERKEZİ - Bursalı iş insanı&nbsp;<strong>Ertan Sayılgan’ı</strong>n temelini attığı&nbsp;<strong>Kervansaray</strong>&nbsp;özellikle 1990’lı yıllarda güçlü bir konuma geldi. Grubun, tekstil sektöründe başlayan yatırımları zaman içinde turizme kaydı. Çeşitli illerde açılan 10’u aşkın Kervansaray oteli sektörde güçlü bir konuma geldi. Ancak, bir süre önce aile üyeleri arasında büyük bir kavga baş gösterdi. Kardeşler bir birlerini suçladı.</p>

<p>Baba Ertan Sayılgan’ın vefatı sonrası yaşanmakta olan kavgalar daha da büyüdü. Zeynep Tümer, kardeşi Selim Sayılgan’a karşı açtığı ve&nbsp;<strong>Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’</strong>nde görülen davada önemli bir karar çıkmıştı.</p>

<p>Halk Tv'nin haberine göre; Anılan mahkemede görülen davada, Selim Sayılgan, şirket varlıklarını kendi lehine azaltmakla suçlanmıştı.&nbsp;<strong>Kervansaray Yatırım Holding AŞ b</strong>ünyesindeki 6 otelin, Sayılgan’ın kontrolündeki International Kervansaray ile yaptığı kiralama sözleşmesinde sahtecilik yapıldığı öne sürülmüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan şikayet üzerine Selim Sayılgan, Ankara’daki bir noterde başkatip olarak görev yapan Hasan Tokmak ile, kendisini MİT mensubu olarak tanıtan Hüseyin Kara hakkında açılan davada üç kişiye de hapis&nbsp;&nbsp;cezası çıktı.</p>

<p><strong>SAYILGAN: BANA KUMPAS KURDULAR</strong></p>

<p>Yapılan yargılamada Hasan Tokmak, “Sahte işlem ve rüşvet almam söz konusu değil” derken Selim Sayılgan ise&nbsp;<strong><em>“Zeynep Tümer Toygar ve Hüseyin Kara kumpas kurmuş ve iftira atmışlardır"</em></strong>&nbsp;dedi.</p>

<p>Tanık olarak dinlenen İbrahim Özbudak ise, Hüseyin Kara’nın, Selim Sayılgan’dan ayrıldıktan sonra bu kez, Zeynep Tümer ve damadı Toygar Yedigöz ile temasa geçtiğini ifade ederek “<strong><em>Ben, Hüseyin Kara'ya bunu neden yaptığını sordum. Selim Bey ile ters düştüğünü, Toygar Bey ile anlaştığını, Toygar Bey'den para aldığını söyledi. Ben de bunu Selim Beye ilettim”</em></strong>&nbsp;ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ÜÇ SANIĞA DA HAPİS CEZASI</strong></p>

<p>Yapılan yargılama sonrası&nbsp;<strong>Noter Başkâtibi Hasan Tokmak,</strong>&nbsp;rüşvet almak ve resmi evrakta sahtecilik yapma suçundan toplam 10 yıl 11 ay hapis cezası aldı. Hüseyin Kara iki ayrı suçtan 8 yıl hapis cezası alırken, Selim Sayılgan ise üç ayrı suçtan 19 yıl hapis cezası aldı.</p>

<p><strong>VERİLEN CEZALAR ONANDI</strong></p>

<p>İlk derece mahkemesinin verdiği karar İstinaf Mahkemesi’ne taşındı<strong>. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi,</strong>&nbsp;13 Haziran tarihli kararı ile, ilk derece mahkemesinin verdiği tüm sanıklar yönündeki kararı onadı. (Halk Tv)</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/kervansaray-holdingi-cokusu</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Jun 2024 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/07/kardes.png" type="image/jpeg" length="49050"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Makam tuvaleti, başsavcılıktan etti!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/makam-tuvaleti-bassavciliktan-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/makam-tuvaleti-bassavciliktan-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p></p>

<p><strong>HABER -</strong>&nbsp;Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) kararnamesiyle görev yerleri değiştirilen 4 bin 299 hakim ve savcı arasında Antalya Kaş Adliyesi'ndeki 'makam tuvateli' krizinin başrolündeki başsavcı Gökhan Feyzoğlu da yer aldı. Feyzoğlu başsavcılık görevinden alındı.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Olay mayıs ayında Kaş Adliyesi’nde yaşandı. Avukat Hakan Tüzen, adliyede tuvalete doğru yürürken Feyzoğlu "Burası personel tuvaleti" diyerek tuvaleti kullanmamasını istedi.&nbsp;</p>

<p>Bu durum, Tüzen ile Feyzoğlu arasında tartışmaya neden oldu.&nbsp;"Ben başsavcıyım. Bu tuvaleti kullanmana izin vermiyorum" diyen Feyzoğlu’na, Tüzen “Avukatım ve bu tuvaleti kullanma hakkım var" karşılığını verdi.</p>

<p>Tartışma büyüdü, başsavcının koruma polisi Tüzen’i zorla tuvaletten çıkardı. Olayla ilgili tutanak tutuldu, tartışma HSK'ye şikayete kadar ileri gitti.</p>

<p>Bir süre sonra Kaş Adliyesi'ndeki tuvaletin kilidi değiştirildi. Avukatların tuvaleti kullanamadığı 9 günün ardından tepkiler sonrası tuvalet yine herkesin kullanımına açıldı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Makam tuvaleti' kriziyle tartışma yaratan Gökhan Feyzoğlu, bugün yayınlanan HSK kararnamesiyle başsavcılık görevinden alındı.&nbsp;</p>

<p>Feyzoğlu Afyon savcısı olarak atandı.</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/makam-tuvaleti-bassavciliktan-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Jun 2024 18:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/06/bassav.png" type="image/jpeg" length="76241"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir 'ROK' rezaleti!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/rezalette-son-nokta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/rezalette-son-nokta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HABER </strong>- Gazeteci Nagehan Alçı, geçen sene boşandığı programcı Rasim Ozan Kütahyalı'dan gördüğü psikolojik ve fiziksel şiddetin boşandıktan sonra da devam ettiğini anlattı.</p>

<p>Sosyal medya hesabı X'ten paylaşımlar yapan Alçı, "Klavyenin başındaki en zor dakikalarım bunlar.&nbsp;Yıllardır kendime itiraf edemediğim, içimde biriktirdiğim bazı <img align="left" alt="Rok-1" height="350" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/06/rok-1.jpg" width="580" />gerçeklerden bahsetme vakti geldi…İnsan bazen hayatla tuhaf mücadele yöntemleri buluyor. Çeşit çeşit savunma mekanizmaları icat ediyor. Başkaları için avaz avaz bağırırken kendi için hep susuyor, içine atıyor" diyerek sözlerine başladı.</p>

<p>Çok uzun yıllar psikolojik, fiziksel ve ekonomik bir şiddet sarmalının içinde yaşadığını ifade eden Alçı şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><strong>YILLARCA KORKUDAN BOŞANMAYA CESARET EDEMEDİM</strong>: Evliliğim boyunca maruz kaldığım şiddet ve korkunç boyutlardaki manipülasyonun üzerini çocuklarıma bu hikayeyi miras bırakmayayım, böyle bir şeyle anılmasınlar, kendi mağduriyetim işimin önüne geçmesin, diyerek örttüm. En büyük pişmanlığım onca zaman yaşadıklarım sanki kendi kusurummuş gibi susmuş olmamdır. Uğradığım şiddetle kendi kendime baş etmeye çalıştım. Yıllarca bunları-kendi şahit oldukları hariç- ailemle dahi paylaşmadım. Bunun yalnızca iki istisnası var…&nbsp;Kardeşim Lalehan Gülle ve avukatım Gözde Egemen . İkisi de her şeye şahit…Yıllarca korkudan boşanmaya cesaret edemedim. Korunmak için kapıya polis çağırdığımı, geldiklerinde haberlere konu oluruz çocuklar kötü etkilenir diye vazgeçip geri gönderdiğimi bilirim.</p>

<p><strong><img align="left" alt="Nag Rasim" height="316" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/06/nag-rasim.webp" width="268" />DAYATILAN BOŞANMA ŞARTLARINI KABUL ETTİM:</strong>&nbsp;Şimdi açıp çekmecelere bakıyorum, Gözde ile hazırladığımız 2019 tarihli boşanma dilekçeleri var…Hiç birini işleme koyamamışım… Nihayet geçen yıl cesaretimi toplayıp sırf bu şiddet ve işkenceden kurtulmak için dava açtım fakat yine tehdit edilerek bana dayatılan boşanma şartlarını kabul ettim.</p>

<p><strong>ANCAK BOŞANMAKLA KURTULAMADIM:</strong>&nbsp;Ancak boşanmakla da şiddetten kurtulamadım sevgili hemcinslerim… Her gün hakarete ve iftiraya uğramaktan, tehdit edilmekten kurtulamadım. Ama artık susmayacağım. Gerekli hukuki süreçleri başlatıyorum. Hukuka ve adalete güvenim tam. Şayet benimle empati kuran kadınlar varsa, onlara diyorum ki sizi çok iyi anlıyorum ama lütfen susmayın! Sustukça şiddet devam ediyor. Boşansanız da ediyor.&nbsp;Sizi kendi malı, yönetebileceği bir kukla gibi gören, aşağılayarak özgüveninizi ayaklar altına alan, size el kaldıran, yıllarca biriktirdiğiniz emeklerinizi sömüren, çalışmalarınız karşılığı kazandığınız tüm kazancınızı elinizden alan erkeklere karşı sesinizi yükseltin. (Duvar)</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEDYA'ZADE, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/rezalette-son-nokta</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Jun 2024 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/06/rok-2.png" type="image/jpeg" length="31368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Türkiye'ye getirilecek mi?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/turkiyeye-getirilecek-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/turkiyeye-getirilecek-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Adalet Bakanı <strong>Yılmaz Tunç</strong>, Oğuz Murat Aci’nin ölümüne neden olan kazayla ilgili<strong> Eylem Tok </strong>ve oğlu <strong>Timur Cihantimur</strong>’un, Türkiye’nin iade talebi üzerine ABD’de yakalandığını açıkladı.</p>

<p><strong>Bakan Tunç </strong>sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “<em>ABD Adalet Bakanlığı yetkililerinden bugün (dün) aldığımız bilgiye göre Eylem Tok ve oğlu Timur Cihanti- mur ABD’de iade talebimiz kapsamında yakalanmışlardır. Süreci Bakanlık olarak yakından takip ediyoruz” </em>dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eyüpsultan’da 1 Mart 2024 tarihinde meydana gelen kazada Timur Cihantimur’un kullandığı otomobil, yol kenarında arıza nedeniyle park halinde bulunan 3 ATV tipi araca çarptı, kazada Oğuz Murat Aci hayatını kaybetti. Kaza sonrası sürücü belgesi olmayan Cihantimur, annesi yazar Eylem Tok tarafından önce Mısır’a ardından da ABD’ye kaçırıldı.<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2 Mart 2024 tarihinde saat 03.50 sıralarında İstanbul Havalimanından Mısır’a gittikleri tespit edilen anne Eylem Tok hakkında ‘Suçluyu kayırma’ suçundan, oğlu hakkında da ‘Bir kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek’ suçundan yakalama kararı çıkarttı. 7 Mart’ta da anne ve oğlu için kırmızı bülten çıkarılmıştı.</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/turkiyeye-getirilecek-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Jun 2024 13:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/06/abd.png" type="image/jpeg" length="68434"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Siz sokak köpeklerini bilmezsiniz!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/siz-sokak-kopeklerini-bilmezsiniz-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/siz-sokak-kopeklerini-bilmezsiniz-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Siz sokak köpeklerini bilmezsiniz Duygulu, sadık ve sevecendirler. Bir lokma ekmek uğruna, kulunuz köleniz olurlar. Dövseniz de,sevseniz de, uğruna her şeyinizi verdiğiniz hayırsız insanoğlu gibi terk edip gitmezler sizi.</p>

<p>Yazar Bekie Çoşkun'un, bugün ne olacakları belirsiz sokak hayvanlarıyla ilgili yazısı.</p>

<blockquote>
<h2>Siz sokak köpeklerini bilmezsiniz…</h2>

<p>Evlerde telaşla sofraların kurulduğu, lüks lokantalarda kahkahaların çınladığı, karanlığın ve hüznün şehir üzerinde ağır bir kadife perde gibi indiği saatlerde, onlar gün boyu saklandıkları kovuklardan dışarı çıkarlar…</p>

<p>Siz sokak köpeklerini bilmezsiniz…</p>

<p>Uyku kara bir çarşaf gibi bedenleri sarıp sarmalarken, onlar gün ışıyana dek süren amansız bir ekmek maratonuna başlarlar.</p>

<p>Tehlikelerle dolu bu bin çehreli kentte, nasır bağlamış patileriyle çöp yığınlarının bulunduğu sokakları arşınlarken, düşlerini süsleyen tek bir şey vardır. Bir parçacık kemik bulabilmek…</p>

<p>Siz sokak köpeklerini bilmezsiniz…</p>

<p>Uyuz illetinden can veren onlardır. Kuduz yaygarasıyla çoğu kez boş yere öldürülen, acımasızca çöp gibi toplattırılarak kafeslere tıkılan bir türlü anlaşılamayan nedenlerden ötürü toplu katliamlara hedef olan hep onlardır…</p>

<p>Siz sokak köpeklerini bilmezsiniz…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tanrı’nın heybesinden paylarına düşen 15 yıllık ömürlerini asla tamamlayamazlar. İtile kakıla, horlana taşlana geçen kısacık bir zaman diliminde bir güncük bile köpek tadında yaşayamadan, göç edip gidiverirler bu dünyadan.</p>

<p>Siz sokak köpeklerini bilmezsiniz.</p>

<p>Duygulu, sadık ve sevecendirler. Bir lokmacık ekmek uğruna, kulunuz köleniz olurlar. Dövseniz de, sevseniz de, uğruna her şeyinizi verdiğiniz hayırsız insanoğlu gibi terk edip gitmezler sizi.</p>

<p>Siz sokak köpeklerini bilmezsiniz.</p>

<p>Tek bir suçları vardır, köpek olmak. Bu suçu da asla isteyerek işlememişlerdir. O sıcacık kebap kestanelerine benzeyen, hüzün dolu gözleriyle özür diler gibi bakmaları, işte bu yüzdendir. Eğer ta içine bakmasını bilirseniz o gözlerin, ısınıverir içinizin bütün üşümüşlükleri.</p>

<p>Siz sokak köpeklerini bilmezsiniz, bilseniz seversiniz onları… (Bekir ÇOŞKUN)</p>
</blockquote>

<p>www.netturk.com.tr</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/siz-sokak-kopeklerini-bilmezsiniz-1</guid>
      <pubDate>Wed, 29 May 2024 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/05/s-k.png" type="image/jpeg" length="55792"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Kendisini pazarlamaya çalışan kocasını öldürdü]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/namus-benimdir-hakim-bey</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/namus-benimdir-hakim-bey" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Kendisini pazarlamaya çalışan kocasını öldüren Çilem Doğan, mahkemede&nbsp; <em>“Erkekler takım elbise giyip önüne bakınca cezası iniyor, benim takımım, kravatım yok, annem apar topar bu tişörtü bulabilmiş. Bir de ne yalan söyleyeyim hayatta kalmış olmanın saklayamadığım bir sevinci var içimde" </em>diye savundu.</p>

<p>Yürekleri paramparça eden bıçak keskinliğindeydi sözleri.</p>

<blockquote>
<p>Şu adliye koridorlarında yüzüm mor şekilde çok dolaştım koruma kararları için. Başka bir seçeneğim kalmamıştı. O ölmese ben ölecektim.</p>

<p>O size beni pazarlamaya karar verdiğini söylemeyecekti. Başka adamların koynuna beni sokma planlarını anlatmayacaktı.</p>

<p>Benim patlıcan fazla pişti diye, perdeler azıcık kirlendi diye, masada kırıntı kaldı diye yediğim dayakları söylemeyecekti. Kaç kere hastanelik olduğumdan bahsetmeyecekti.</p>

<p>Çay bahçesinde çekilmiş bir fotoğrafım var. Biraz yan gülmüşüm. Belki de o fotoğrafı gösterip namussuz karılar gibi çıkmış filan diyecekti.</p>

<p>Karısını başka adamlara satan o değilmiş gibi “namusumu temizledim” diyecekti. Siz onu 3-5 yılla yargılayıp namusu kirlendi diye mazur görüp yandan gülüşümü tahrik sayıp bir de üzülecektiniz adama.</p>

<p>Oysa namus benimdir Hakim Bey bir kağıda imza attık diye kimselere bırakmam.</p>
</blockquote>

<h3>* *&nbsp; *</h3>

<p>Adana'da, eşini öldürdüğü gerekçesiyle çarptırıldığı 15 yıl hapis kararı onanan Çilem Doğan'a verilen cezaya ilişkin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan itiraz reddedilmişti.</p>

<p>8 Temmuz 2015'te, Hasan Karabulut'u öldürdüğü gerekçesiyle "eşini kasten öldürmek" suçundan yargılanan ve 2016'da 50 bin lira kefaletle tahliye edilen Çilem Doğan'a verilen 15 yıl hapis cezası,&nbsp; Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından oy çokluğuyla onanmıştı.</p>

<p>Avukatının, Çilem Doğan'a verilen 15 yıl hapis cezası kararının infazının durdurulması ve onama kararının düzeltilmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda görüşülmesi yönündeki talebi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca kabul edilmemişti.</p>

<p>Çilem'in avukatı bu durumu gazetecilere şöyle açıkladı:</p>

<blockquote>
<p><em>Olay günü Hasan'ı görüp onun sohbetine tanıklık ederek Çilem'in kendisini organize şubeye şikayet ettiğini, bundan emin olursa onu sağ bırakmayacağı yönünde konuştuğunu duyan 6-7 kişi var. Yeni delillerimiz de var. Yargılamanın yenilenmesi için bunlarla mahkemeye başvurduk. Bunlar daha önce mahkeme dosyasında yoktu. Bunlar sonradan bize gelen kişiler ve yeni elde ettiğimiz delillerdir. Bunları da mahkemeye sunduk ve yargılamanın yenilenmesi yönünde başvuruda bulunduk. Aynı zamanda 'infaz durdurma' talebinde bulunduk. . Kararın değişeceği yönünde umutluyuz.</em></p>
</blockquote>

<p>Çilem'in çilesi aslında yürek yakıyordu. Adana'da, 8 Temmuz 2015'te kocası Hasan Karabulut'u tabancayla öldürmüş, "eşini kasten öldürmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle açılan dava,&nbsp;öldürdüğü eşinden kaynaklanan "haksız tahrik" nedeniyle 15 yıla düşürülmüştü.</p>

<p>Oysa; oy çokluğuyla verilen bu karara mahkeme başkanı muhalif olmuş, Doğan'ın daha önce eşinden gördüğü şiddet nedeniyle eylemini TCK'nin 27/2'nci maddesine göre <em>"meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan"</em> gerçekleştirdiğini belirtip sanığa ceza verilmemesini istemişti.</p>

<p>Çilem Doğan'ın avukatı da 2016 yılında tutukluluğa itiraz etmiş, Yargıtay incelemesi bitinceye kadar müvekkilinin küçük kızının mağdur olmaması amacıyla tutukluluğun kaldırılması talebinde bulunmuştu. Mahkeme heyeti bu talebi yerinde görüp 50 bin lira kefaletle Doğan'ın tahliyesine karar vermişti. Yargıtay incelemesinin ardından Çilem'in 15 yıl hapis cezası onaylandı.</p>

<p>Çilem Doğan, kararın ardından hakimlere şu mektubu yazdı:&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><em>15 yıl cezayı onayarak Çilem Doğan’ı hapsetmediniz. Siz 8 yaşındaki bir çocuğu ve bütün kadınları hapsettiniz.</em></p>

<p><em>Erkek adaletten bir şey beklemedik, beklemiyoruz. Yine bizi yanıltmadı.</em></p>
</blockquote>

<p>Çilem, bir mektup da kadınlara yazdı:</p>

<blockquote>
<p><em>Biz kadınlar “kirpiğimiz yere düşmesin” diye omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz.</em></p>

<p><em>Kızım Mina Su siz kadınlara emanet.</em></p>

<p><em>Kadın mücadelesi kazanacak.</em></p>

<p><em>Bütün kadınları dayanışmanın sıcaklığıyla kucaklıyorum.</em></p>
</blockquote>

<p><strong><em>www.netturk.com.tr</em></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GERÇEK'HİKAYE, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/namus-benimdir-hakim-bey</guid>
      <pubDate>Sun, 26 May 2024 16:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/07/namus.png" type="image/jpeg" length="70994"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Para mutlu eder mi?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/terapistlere-gore-zengin-insanlarin-karsilastigi-3-sorun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/terapistlere-gore-zengin-insanlarin-karsilastigi-3-sorun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Zenginlik, sadece davetlilerin binebildiği bir Ferrari'ye alınmamak ve 300 metrelik bir yatla yanlışlıkla mercan kayalıklarını yok etmek gibi alışılmadık sorunları beraberinde getirebilirken, zenginlerin karşılaştığı diğer sorunların çoğu sandığımız kadar ezoterik olmayabilir.</p>

<p>CNBC'nin konuştuğu terapistlere göre, süper zenginler çoğu zaman diğerlerinin yanı sıra izolasyon, depresyon ve paranoya gibi duygularla da mücadele ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ultra zenginleri tedavi eden klinik psikoterapist Paul Hokemeyer CNBC'ye verdiği demeçte, "Çoğu insan zengin insanların nasıl sorun yaşayabildiğini anlayamıyor. Zenginlerin ruh sağlığı ile ilgili endişelerini önemsiz ve önemsizmiş gibi görüyorlar" diyor.&nbsp;</p>

<p><img height="524" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/05/fot1.png" width="1060" /></p>

<p><strong>1. Yalıtılmışlık hissi</strong></p>

<p><a href="https://cdn.ekonomist.com.tr/ekonomist/ekonomist-image-83--6cff261d983f4d.jpg" rel="nofollow" target="_blank">&nbsp;</a>Hokemeyer'in müşterilerinin muzdarip olduğu en önemli sorunlardan biri kronik izolasyon. Drayson Mews kliniğinin kurucu müdürü, süper zenginlerin genellikle insanların onları oldukları gibi mi yoksa sahip oldukları gibi mi sevdiklerinden tam olarak emin olamadıklarını paylaşarak, "En üstteki %1'lik kesimin dünyasının gerçeklerini paylaşan çok az insanın bulunduğu çok nadir bir yerde yaşıyorlar" dedi. İlişkileri, kendilerinden ziyade başkalarına sağlayabilecekleri şeylerle tanımlanır hale geliyor. Psychotherapy City'de varlık danışmanlığı konusunda uzman bir psikoterapist olan Amanda Falkson, "İnsanlar sizi şanslı ve mutlu olarak görme eğilimindedir - ikisi de doğru olmayabilir" dedi. Onların da keder, travma, kayıplar ve zorlu ilişkiler gibi duygularla yüzleştiklerini belirtti. Ancak buna ek olarak, paranın nasıl harcanacağı ve kime güvenileceği konusunda da baskı var. "Servet oldukça izole edici olabilir... bazen tüm gözler paranızla ne yaptığınızı görmek için üzerinizde olur," diyerek bazı danışanların nasıl hatırlanmayı umdukları ve paranın nereye gitmesi gerektiği - yatırımlar, hayırseverlik veya miras oluşturma - baskısıyla karşı karşıya olduklarını belirtti.</p>

<p><img height="606" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/05/fot02.png" width="1060" /></p>

<p><strong>2. Paranoya ve güvensizlik</strong></p>

<p>Hokemeyer'e göre zenginlik, süper zenginlerin çevresindeki insanların onları nesne olarak görmesine neden olabilir. Zengin insanlar daha yüksek sosyal statüye sahip olma eğilimindedir ve güçleri azalmış durumda yaşayanlar genellikle onlara doğru çekilirler. İkincisi, zenginleri kendilerini daha güçlü pozisyonlara yükseltecek merdivenler olarak görebiliyorlar, dedi. Psikoterapist, danışanlarının genellikle hiç bitmeyen bir istek bombardımanına tutulduğunu paylaştı. "İlişkileri, kendilerinden ziyade başkalarına ne sağlayabileceklerine göre tanımlanır hale geliyor" diye ekledi. Bu çerçevede, süper zenginler insanların kendileriyle ilişki kurma güdülerinden daha fazla şüphelenme eğiliminde oluyorlar.</p>

<p><img height="604" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/05/fot3.png" width="1000" /></p>

<p><strong>3. Çarpıtılmış amaç duygusu</strong></p>

<p>Ayrıca, servetlerini miras olarak alan ya da aniden büyük miktarda paraya sahip olanlara kıyasla, servetlerini kazananlar arasında da bir fark vardır. Hokemeyer, kendi başarılarının bir sonucu olarak zengin olan kişilerin güçlü bir iç kontrol odağına sahip olduklarını söylüyor. Hayatlarının gidişatından kendilerini sorumlu ve yetkili hissederler ve kaybetmeleri halinde yeniden para kazanma becerilerine güvenirler. Psikoterapistler, bunun tersine, aniden servet edinenlerin - miras yoluyla ya da bir iş satışıyla - yeni harcama güçlerine, statülerine ve koşullarına uyum sağlamakta zorlanabileceklerini söyledi. Ayrıca servetlerini idare etme ve koruma konusunda da kendilerine daha az güvenirler. Falkson, ani servet akışının genellikle varoluşsal kimlik sorunlarına ve ilişkilerde gerginliklere yol açabileceğini söyledi. "Çalışmaya gerek kalmadığında, anlam, amaç ve yapı hissinizi nereden alıyorsunuz? Yürüyen bir dolar işareti haline mi gelirsiniz? Artık eski dünyamın bir parçası olmadığıma göre sosyal olarak nereye uyum sağlayabilirim?" diyerek müşterilerinin bazı endişelerini dile getirdi. <em>(Kaynak: Ekonomist)</em></p>

<p>www.netturk.com.tr</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, OLAY'YERİ, DAVA, SORU'YORUM</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/terapistlere-gore-zengin-insanlarin-karsilastigi-3-sorun</guid>
      <pubDate>Wed, 15 May 2024 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/05/3-17.png" type="image/jpeg" length="27863"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Hemen atmamız gereken 7 Adım!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/hemen-atmamiz-gereken-7-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/hemen-atmamiz-gereken-7-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Millî Eğitim Bakanlığı, tüm öğretim kademelerindeki zorunlu derslere ait "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" yeni müfredat taslağı hazırladı ve tartışmaya açtı.</p>

<p>Üstelik de "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"nin sadece son bir yılın değil, on yıllık uzun soluklu bir çalışmanın ürünü olduğu özellikle vurgulandı.&nbsp;</p>

<p>Modelin sunumunda öncelikle <strong><em>"Müfredat hazırlık sürecinde, çok uzun görüş alışverişleri ve kamuoyundaki yansımalar üzerinden analizler yapıldı, toplantılar düzenlendi. Bütün bu birikim, geçen yıl yaz aylarında bir veri olarak alındı ve bu veriler sistematik hâle getirildi.&nbsp;</em></strong></p>

<p><strong><em>Modelin beceriler çerçevesi oluşturulurken akademisyen, öğretmen ve diğer eğitim paydaşlarının katılımıyla yirmi çalıştay düzenlendi. Sonrasında her bir ders için oluşturulan ekipler, yüzlerce toplantı yaparak müfredatın hazırlıklarını tamamladı.&nbsp;</em></strong></p>

<p><strong><em>Sadece yaz aylarından itibaren bugüne kadar 1000'den fazla öğretmen ve akademisyen ile toplantılar düzenlendi, 260 akademisyen 700'ün üzerinde de öğretmen bu toplantılara sürekli katıldı.</em></strong></p>

<p><strong><em>Bunun dışında ilave olarak görüşlerine başvurulan akademisyenler ve öğretmenlerle birlikte 1000'in üzerinde eğitim paydaşı, ortak çalıştı. Bakanlık merkez teşkilatındaki bütün birimler de müfredat için yoğun çalışma yürüttü.&nbsp;</em></strong></p>

<p><strong><em>Bir haftalık askı sürecinin ardından "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli", Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca son eleştiri, görüş, öneri ve paylaşımlar doğrultusunda revize edilecek ve son şekline ulaşacak.</em></strong></p>

<p><strong><em>Yeni müfredat, gelecek eğitim öğretim yılından itibaren okul öncesi, ilkokul birinci sınıf, ortaokul beşinci sınıf ve lise dokuzuncu sınıflarda kademeli şekilde uygulanmaya başlanacak."</em></strong> denildi.</p>

<p><strong>ÖYLE OLMAZ BÖYLE OLUR!</strong></p>

<p>OYSA; New York Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Şirin ile çok uzun süredir üzerinde çalıştığı <strong>"eğitimle ilgili reform önerileri"</strong>ni kamuoyuyla paylaştı.&nbsp;&nbsp;</p>

<blockquote>
<p><img height="433" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/3/13/233245637-screen-shot-2022-03-13-at-23.30.38.jpg" width="432" /></p>

<p>Eğitimi tek başına konuşmayı sevmiyorum. Bu vesileyle “eğitim şart” sözünün de bizi eğitime kıymet vermekten uzaklaştırdığını düşündüğümü ifade edeyim. Çünkü şart olan şeyin eğitim olmadığını şu yaşadıklarımız artık bize çok net gösteriyor. Şart olan bir şey varsa o da adalet sistemidir. Hukuksal kuralların işlemediği bir sistemde insanları eğitseniz de umduğunuz sonucu alamazsınız. Biz adalet sistemini, özgürlükleri bir şekilde yerleştirebilirsek ondan sonra eğitimi konuşabiliriz. Sıralamayı burada çok özenle kurguluyorum. Bir ülkede en ideal eğitim sistemini kurun, eğer orada adalet işlemiyorsa, özgürlükler garanti altına alınmadıysa, o ülkede eğitimle tek başına kalkınmak mümkün değildir. Bunu hiç unutmamamız gerekiyor. Çünkü “Tüm sorunları eğitimle aşarız” mantığı kurumların güçlü olduğu, bireysel özgürlüklerin garanti altına alındığı sistemlerde geçerli.</p>

<p><strong>-Hocam, siz verilerle konuşursunuz. Bu bağlamda eğitimde nereden nereye geldik?</strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Bir ülkenin dünyada nerede olduğunu anlamak için uluslararası objektif verilere bakmamız gerekiyor.&nbsp; TIMSS, PISA, PIAAC gibi farklı alanlarda yapılan ölçekler hep aynı sonucu veriyor: Türkiye evlatlarını iyi yetiştiremiyor. Bu ölçeklerden en önemlisi bence PISA. Ben yıllar önce PISA’yı Türkiye’de anlatmaya başladığımda “PISA nedir, bir yemek midir?” gibi düşünceler oluşuyordu. &nbsp;Ama şu an geldiğimiz noktada, sanırım bütün Türkiye PISA’nın ne olduğunu artık biliyor. 2003 yılından itibaren 3’er yıllık aralıklarla PISA’ya Türkiye de katılıyor. Şu an 70’ten fazla ülke katılıyor. Bu oran, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde doksanını temsil ediyor ve 15 yaşındaki gençlerin ülke nüfusuna oranına göre ölçüyor. 2003’te biz ilk katıldığımızda 40’tan fazla ülke vardı. Onlar arasında 35. sıradaydık. Sonra ülke sayıları arttı. Hiç kafaları karıştırmamak adına sıralamamızı vereyim. Çünkü sonradan katılan ülkeler genelde daha önceden katılmayan OECD ülkeleri oluyor. 3’er yıllık aralıkları düşündüğümüzde 2003’te 35.’ydik. 2014’ten sonra sırasıyla 37., 41., 41., 50. ve 40. olduk. Yani 2018’de 40. olduk.</p>

<p><img data-mce-src="/Archive/2022/3/13/233239807-screen-shot-2022-03-13-at-23.30.01.jpg" height="482" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/3/13/233239807-screen-shot-2022-03-13-at-23.30.01.jpg" width="100%" /></p>

<p>Şimdi baktığınız zaman Türkiye nedir? Türkiye G20 ülkesi. G20 ne demek? Yani dünyadaki en büyük 20 ekonomiden biri demek. Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olup, demografik olarak da oransal olarak bu kadar çok nüfusa sahip olan başka ülke yoktur. Hollanda’da genç yok mesela. Bizim 18 mi, 17 mi diye yarıştığımız ülkelerden biri Hollanda. Bizim çok yoğun bir genç nüfusumuz var, demografik olarak eğitmemiz gereken geniş bir kesim var. Buna rağmen biz G20’de olduğumuz halde eğitimde çocuklarımızı ilk 40’a sokamıyoruz. Durum bu.</p>

<p><strong>-Peki, hocam, eğitimdeki bu durumu nasıl değiştireceğiz? Biz 40. sıradan 20. sıraya, 10. Sıraya, 15. sıraya nasıl geleceğiz? Yani demografik olarak, ekonomik büyüklük olarak hak ettiğimiz yere nasıl geleceğiz?</strong></p>

<p><img data-mce-src="/Archive/2022/3/13/233218154-screen-shot-2022-03-13-at-23.29.40.jpg" height="465" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/3/13/233218154-screen-shot-2022-03-13-at-23.29.40.jpg" width="100%" /></p>

<p>Bunun için benim kullandığımız basit bir kuramsal çerçeve var. “Akademik başarıyı ortaya çıkaran temel fonksiyonlar nelerdir?” diye düşündüğümüzde, üç faktör öne çıkıyor: Ev ortamı, okul iklimi ve öğretmen memnuniyeti. Ev ortamında zengin eğitsel gereçleri olan çocuklar daha başarılı oluyor, motivasyonu yükseliyor, motivasyon yükselince başarı artıyor. Bu ne demek? Evinde özel odası olan, bilgisayarı olan, interneti olan, anne ya da babasının bir tanesi üniversite mezunu olan çocuklar diğerlerine göre bir adım önde gidiyor. Diğer faktör ne? Okul iklimi. Okulda pozitif bir ortam olması gerekli. Yani bir okula girdiğiniz zaman, nefes alırsınız ya, iklim dediğimiz o, hissedersiniz. Orada öğrenme oluyor, öğrenciye saygı var, öğretmenlerin iş tatmini yüksek, yöneticiler inisiyatif alabiliyor. Böyle bir atmosfer varsa çocuğun motivasyonu yükseliyor. Motivasyon yüksek olunca akademik başarı artıyor.</p>

<p><strong>-Selçuk Hocam, üçüncü faktör ne?</strong></p>

<p>Üçüncü faktör de öğretmen memnuniyeti. Yani bir çocuğun eğitimde başarısını en önce belirleyen birinci faktör ev ortamıdır, sosyoekonomik statü de diyebiliriz buna. İkinci faktör, &nbsp;okul iklimi. Üçüncüsü ne? Üçüncüsü de öğretmen. Öğretmenleri mutlu olan, iş tatmini yüksek olan sistemlerde başarı artıyor. Buna en iyi örneklerden biri neresi? Finlandiya. Dünya’nın en mutlu öğretmenleri burada.</p>

<p><strong>-Hocam, size “PISA sınavlarında 40. Sıralardan ilklere nasıl geliriz?” diye sormuştum.</strong></p>

<p>Biz, Türkiye’de eğitimde ilklere bu üç unsuru dönüştürerek ulaşabiliriz. Yani ev ortamını zenginleştirmemiz lazım. Okul iklmini daha pozitif hale getirmemiz lazım. Öğretmenlerin iş memnuniyetini arttırmamız lazım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>-Bunu nasıl yapacağız Hocam?</strong></p>

<p>Ben, Türkiye’nin, dünyada eğitim anlamında, okulda akademik başarı anlamında, eğitimde dünyayı yakalaması için atması gereken 7 adımı sizinle paylaşacağım. Önümüzdeki dönemde elimden geldiğince bu 7 adımın hayata geçmesi için her seviyede çaba harcayacağım.</p>

<p><img data-mce-src="/Archive/2022/3/13/233209856-screen-shot-2022-03-13-at-23.28.55.jpg" height="471" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/3/13/233209856-screen-shot-2022-03-13-at-23.28.55.jpg" width="100%" /></p>

<p>Bu yedi adımı önce özet geçelim. İlk ve en önemli adım; hesaba dayalı reform yapmak. İkinci adım; her çocuğa doğduğu anda bir kitaplık kurmak. Üçüncü adım; ise her mahalleye okul öncesi kurumu açmak. Dördüncü adım; öğretmen ve müdürlere yetki vermek. Beşinci adım; okullara, özellikle devlet okullarına, itibarını yeniden kazandırmak. Altıncı adım; her ilçeye bilim ve teknoloji lisesi kurmak. Yedincisi ise problem odaklı sınavı Türkiye’nin realitesi yapmak.</p>

<p><strong>-Hocam, bu yedi reformda ne öneriyorsunuz, tam olarak ne demek istiyorsunuz?</strong></p>

<p><img data-mce-src="/Archive/2022/3/13/233208254-screen-shot-2022-03-13-at-23.28.33.jpg" height="451" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/3/13/233208254-screen-shot-2022-03-13-at-23.28.33.jpg" width="100%" /></p>

<p>Evet, her birisini açıklayayım.</p>

<p><strong>-Evet, lütfen Hocam. İsterseniz, birinci reform, birinci adımla başlayalım.</strong></p>

<p>Bu adımımız, hesaba dayalı reform. Şimdi bakın, Türkiye’de hiçbir öğrenci başladığı sistemle ve başladığı müfredatla mezun olamadı. Bu ne demek? İlkokula bir sistemle başlıyoruz, sonra ne oluyor, bakanlar değişiyor. Son 20 yılda Türkiye’ye bir siyasal partinin döneminde 9 tane Bakan geldi. 9 Bakan gelince ne oluyor? Her gelen Bakan farklı vizyonla, farklı reform öncelikleriyle meseleyi ele alıyor. Kimisi diyor ki; okula 60 aylık çocuk başlayabilir, 72 ayı beklemeyelim. Öbürü diyor ki; eğitimde sistemi 4+4+4 üzerine kurgulayalım vs. Siz, sahada neler olup bittiğini benden daha iyi biliyorsunuz.</p>

<p>Şimdi, bu kadar çok alt üst oluşun olduğu bir ortamda, Türkiye’de, böyle karışık bir sistemde, siz, hiçbir tabii ki hiçbir başarıyı elde edemezsiniz. Çünkü hiçbir reform girişimi başladığı gibi bitmiyor.</p>

<p><strong>-Peki, ne yapmamız lazım Selçuk Hocam?</strong></p>

<p>Bundan sonraki dönemde, önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin artık reform yapma biçimini değiştirmesi lazım. Bu ne demek? Bizim bundan sonra bakana dayalı değil, kişiye dayalı değil, hesaba dayalı reform kültürünü Türkiye’ye yerleştirmemiz lazım. Yani verileri toplayacağız, verileri inceleyeceğiz ve bu veriler bize ne diyorsa ona göre çözümler üreteceğiz. Yani veriye dayalı karar verme stratejisini Türk eğitim sisteminin temeline oturtacağız. Bunu yapmadığınız sürece ne olur? Sabah kalkar bir bakan ya da bir Cumhurbaşkanı, başbakan, hangisinin nasıl bir yönetim tarzı varsa, ona göre aklına eseni yapar, aklına esenin reform uydurduğu bir sistem olur. Bunun sonucu da çorbadır tabii.</p>

<p><strong>-Hocam ikinci adım olarak “Doğan her çocuğa bir kitaplık kurmak zorundayız.” demiştiniz. Bunu biraz açar mısınız?</strong></p>

<p><img data-mce-src="/Archive/2022/3/13/233206409-screen-shot-2022-03-13-at-23.27.27.jpg" height="295" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/3/13/233206409-screen-shot-2022-03-13-at-23.27.27.jpg" width="100%" /></p>

<p></p>

<p>Bakın, Türkiye’de her sene 1,3 milyon bebek dünyaya geliyor. Bu bebekler doğdukları gün iki gruba ayrılıyorlar. Birinci grupta 300.000 bebek var. Bu bebekler şanslı bebekler, ayrıcalıklı bebekler. Neden? Çünkü onlar doğdukları gün evde kitaplık var, bebek kitaplığı, çocuk kitaplığı. Annesi ya da babasından birinin üniversite diploması var. Ve onlar çocuklarına okula girmeden, yani 6-7 yaşına gelmeden önce kitap okunması gerektiğini biliyor. Geriye kalan 1 milyon çocuk kitapla ne zaman tanışıyor biliyor musunuz? 7 yaşında. Yani bu çocuklar arasında 7 yıllık bir makas var. 300.000 çocuk bu oranın %20’si, 1 milyon çocuk ise &nbsp;%80’i. Türkiye’de aklınıza gelen bütün göstergelerin temelinde bu makas yatıyor.</p>

<p><strong>-Hocam, peki bu neden önemli? Kitap versek ne olacak, kitaplık kursak ne olacak?</strong></p>

<p>Şahin Hocam, beyin gelişiminin %90’ı ilk 3 yılda tamamlanıyor. Bunu biz yüzyıl önce, iki yüzyıl önce şu anki eğitim sistemini kurduğumuz zamanlarda bilmiyorduk. Bilseydik, okulları 7 yaşında değil, 3 yaşında başlatırdık. Buna birazdan değineceğim zaten. Ama burada vurgulamak istediğim nokta şu: Çocuk doğduğu anda, beyninin en hızlı geliştiği dönemde ona can suyu vermemiz lazım. Can suyu, biliyorsunuz, bir fidanı ektiğiniz zaman ona ilk verdiğimiz su. O suyu biz fidanı ektikten 7 yıl sonra gelip dökmüyoruz. Beynin en hızlı geliştiği dönemde simülasyona, uyarılmaya ihtiyacı var. Peki, ne yapmamız lazım? Dünyada pek çok örneği var. Yapmamız gereken şey çok basit. Türkiye’de doğan her çocuğa doğduğu gün, hastanede, daha eve gitmeden bir tane kitaplık hediye etmemiz lazım. Şu an bunu Türkiye’de bir takım belediyeler yapıyor. İstanbul, İzmir belediyeleri, başka belediyeler bunu küçük çapta da olsa yapıyor. Ama bu yeterli değil.</p>

<p><strong>-Hocam, yanlış hatırlamıyorsam sizin de bu konuda bir projeniz vardı.</strong></p>

<p>Evet, bunu ben 1 milyon kitap projesi (&nbsp;<a data-mce-href="https://1milyonkitap.com/tr" href="https://1milyonkitap.com/tr" rel="noopener" target="_blank">https://1milyonkitap.com/tr</a>&nbsp;)&nbsp;üzerinden bir sosyal sorumluluk projesi olarak yapıyorum. Şimdiye kadar 600.000 tane kitap dağıttık. Ama yeterli değil. Türkiye’de 1,3 milyon bebek dünyaya geliyor. Ama 1 milyon bebeğin kitabı yok. Kitapla 7 yaşında tanışıyor. Dolayısıyla bizim eğitim ve sağlık sistemleri arasında yapılacak bir mutabakatla 0-3 yaşındaki çocuklara önce kitap dağıtmamız lazım. Hani sinemada geçer, sinemada herhangi bir senaryoda varsa bir obje kullanılır. Aynı şey kitap için de geçerli. Evde kitap varsa çocuk bir şekilde oynuyor. Oynamaya başlıyor, okumaya başlıyor. Dolayısıyla bizim bu ilk 3 yılda hem kitaplarla hem kitap okumanın önemiyle ilgili; &nbsp;hem de doktorlar ve hemşireler üzerinden bu işin aktarılması noktasında bir reform yapmamız lazım.</p>

<p><strong>-Hocam, üçüncü reform adımında “Her mahalleye bir okul öncesi eğitim kurumu açılmalı.” diyorsunuz. Bunu ben de önemsiyorum. Bu konuda birkaç tane de yazı yazdım. Her mahalleye neden bir okul öncesi eğitim kurumu kurmalıyız?</strong></p>

<p><img data-mce-src="/Archive/2022/3/13/233234975-screen-shot-2022-03-13-at-23.26.45.jpg" height="326" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/3/13/233234975-screen-shot-2022-03-13-at-23.26.45.jpg" width="100%" /></p>

<p>Evet, bunu benden önce de çok duymuşsunuzdur. Hep ne diyorum? Türkiye’de her ile bir üniversite açmaya gerek yok. Her mahalleye bir okul öncesi eğitim kurumu kazandırmamız lazım. Çünkü okul öncesi eğitime katılım oranında Türkiye OECD’de son sırada. Biz bazen Meksika ile yarışıyoruz.&nbsp; Tüm eğitim dönemi içinde geri dönüşü en yüksek yatırım, okul öncesi döneme yapılan yatırımdır. Bunu söyleyen kişi James Hackman. James Hackman, Nobel ekonomi ödülünü aldı. Basit bir soru: Doğumdan 30 yaşına kadar hangi yaşa yatırım yaparsak geri dönüşü en yüksek olur? Yanıtı çok iyi biliyoruz artık. Okul öncesi dönem. Neden? Biraz önce anlattım. Ne yapmamız lazım peki? Türkiye eğitim sistemindeki en köklü reform önerisi bence bu. 3-6 yaş arası dönemde okula katılımı evrenselleştirmemiz lazım, okullaşma oranını yüzde yüze çıkartmamız lazım. Şu anda 3-4 yaşında bu oran %20’lerde. Parası olan, ayrıcalıklı olan zaten çocuğunu okul öncesi eğitime gönderiyor. Bu da varlıklı ailelerle yoksul aileler arasındaki makası açıyor.</p>

<p>Bu konuda İstanbul, Ankara, İzmir Belediyelerinde çok iyi uygulamalar var. Onlara teşekkür ediyorum. Mersin’de Yenişehir’de uygulamalar var. Belediyeler okul öncesi eğitim kurumları açıyor ve bu beni çok mutlu ediyor. Bunun çoğalması lazım ve belki de okul öncesi eğitimi Milli Eğitim’den alıp tamamen belediyelere vermek lazım. Nasıl olacağını tartışabiliriz ama mutlak suretle 3 yaşından itibaren her çocuğun kaliteli bir okul öncesi kurumuna ihtiyacı var. Eğer bunu yapmazsak, çocuklarımızı televizyonlara, ekranlara mahkûm ederiz. Özellikle yoksul ve dar gelirli ailelerden gelen çocukları.</p>

<p><strong>-Sevgili Selçuk Hocam, dördüncü öneriniz eğitim yönetimi ile ilgili. Siz öğretmen ve müdüre daha fazla yetki verilmesi gerektiğini savunuyorsunuz. Neden?</strong></p>

<p><img data-mce-src="/Archive/2022/3/13/233224529-screen-shot-2022-03-13-at-23.26.18.jpg" height="400" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/3/13/233224529-screen-shot-2022-03-13-at-23.26.18.jpg" width="100%" /></p>

<p>Evet, dördüncü reform önerim; öğretmen ve müdürlere yetki. Bakın, Türkiye, okul yönetiminde öğretmenlere en az inisiyatif veren ülke. Kararların %92’si Türkiye’de Bakanlıktan yapılıyor. Bir kişi Ankara’da oturuyor ve 20 milyon insanın kaderini belirliyor. Böyle bir sistemin başarılı olma şansı yoktur. Bu kadar karmaşık bir modern toplum yapısı içinde yedi farklı bölgesi olan Türkiye’nin bir noktadan idare edildiğini görüyoruz. Baktığınızda, zaman dilimi bile kaç tane meridyenden geçiyor. Böyle bir iklimde, böyle bir coğrafyada merkezden bir kişinin her şeye hakim olması mümkün değil. Dolayısıyla bizim ne yapmamız lazım? Başta müdürlere sonra öğretmenlere yetki vermemiz lazım. Japonya, Güney Kore, Finlandiya, Hong Kong nasıl başardılar? Onlar yetkiyi yerelleştirdiler. Yerelde farklı farklı modeller birbiriyle yarıştı. Birbiriyle yarışınca da ortaya bir başarı çıktı.</p>

<p>Türkiye’de karar verme mekanizmalarını tabana yaymazsak, öğretmenleri ve yöneticileri yetkilendirmezsek, onları sorumlu kılmazsak yalnızca memur olarak kalan zihniyetle eğitim sistemini 21. yüzyılda yönetmemiz mümkün değildir. Bizim lider yöneticilere ihtiyacımız var. Bunun için de yönetmeliklerin ve karar verme süreçlerinin değişmesi lazım. Aynı şekilde, öğretmenlik mesleğinin prestijini arttırmamız lazım.&nbsp; Finlandiya ve Kore bunu başardı. Öğretmenlik aynen tıp doktorlarında olduğu gibi, hukukçularda olduğu gibi profesyonel bir meslek olarak tanımlanmalı, ona göre de ödüllendirilmelidir. Bunun hem finansal hem de sosyolojik boyutu var.</p>

<p><strong>-Sevgili Selçuk Hocam, beşinci adım olarak ilginç bir öneride bulunuyorsunuz. “Devlet okullarına itibar!” diyorsunuz. Devlet okullarının itibarı yok mu ki, devlet okullarına itibar diyorsunuz?</strong></p>

<p><img data-mce-src="/Archive/2022/3/13/233212489-screen-shot-2022-03-13-at-23.25.52.jpg" height="446" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/3/13/233212489-screen-shot-2022-03-13-at-23.25.52.jpg" width="100%" /></p>

<p></p>

<p>Türkiye’de bence son 20 yılda eğitimdeki en büyük gerileme devlet okullarının itibarını kaybetmesidir. Türkiye’de bölgeler ve okullar arası fark %40’lara varmış bir durumda. Bu ne demek biliyor musunuz? İki okul arasındaki fark %40 olduğu zaman, başarısız okula giden bir çocuk ağzıyla kuş da tutsa, başarılı okuldaki ortalama bir öğrenciyi yakalayamıyor. Neden? Çünkü iyi okulda iyi öğretmen var, kaynaklar daha fazla. Bizim okullar arasındaki farkı kapatmamız lazım. Ve bunu devlet okulları içerisinde yapmamız lazım. Türkiye, geçmişinde, dünya eğitim sistemine model olacak okulları sosyal bir devlet anlayışıyla ve devlet eliyle kurmuş bir ülkedir. Nelerden söz ediyorum? Bir; köy enstitüleri. Dünyaya model olmuş, 1940’larda Türkiye’nin kurduğu köy enstitüleri yapma-öğretme modeliyle günümüzde, 2020’lerde, Kore’ye, Çin’e, Finlandiya’ya örnek oluyor. Bunun bizim geçmişimizde olduğu, bugün olmadığı o kadar açık ki. Başka ne var? Biz yıllar önce fen liselerini kurmuşuz. Türkiye tıpta çok iyi diyoruz ya, evet bizim doktorlarımız çok iyi. Neden iyi? Çünkü zamanında Türkiye bu fen eğitimini çok ciddiye aldı. İzmir, Ankara, İstanbul başta olmak üzere pek çok yere elit, tırnak içinde kaliteli anlamda elit diyorum, elit fen liselerini kurdu. Peki, Anadolu liseleri… İlk kurulduğu dönem Türkiye’nin her yerinde İngilizce’nin öğretilebileceğini gösteren başarılı bir uygulamadır. Eğitim enstitüleri Osmanlı’dan, 1840’lardan, gelen bir gelenektir. Biraz önce dediğim gibi öğretmenlik mesleğinin profesyonelleşmesi gerekiyor. Aslında bunun yolu da eğitim enstitülerinden geçiyor. Örneğin; Gazi Eğitim Enstitüsü de Kazım Karabekir Erzurum Eğitim Enstitüsü de bir gelenektir.</p>

<p>Geçmişimizde olan, devlet eliyle yapılan bu uygulamaların, model okul uygulamalarının, tırnak içinde elit okul uygulamalarının yeniden hayata geçmesi ve yeşertilmesi gerekli. Önümüzdeki dönemde benim bunu yapmak için üç somut önerim var. Bir tanesi; dezavantajlı öğrencilere hizmet veren okullara ek kaynak sunmak. Bir çocuğun evinde kitap yok, okula geliyor, okulda kitaplık yok. Öğretmeni hevessiz olarak o okulda çalışıyor ya da ücretli öğretmen. Böyle bir ortamda olan çocuğun başarması mümkün değil. O çocuğun bulunduğu okula biz ek kaynak sunmak zorundayız. İki; dezavantajlı öğrencilere hizmet veren öğretmenlere başarı teşviki vermemiz gerekli. Yani çalışma şartları zorlu olan okullarda çalışan öğretmenlere ek ücret dahil olmak üzere çeşitli teşvikler sunmamız lazım. Ve son olarak; dezavantajlı öğrencilerin ailelerine eğitim teşvik fonu vermemiz lazım. Bunun uygulaması New York’ta var. Brezilya Lula döneminde bunu yaptı, çok da başarılı oldu. Dünyada başka örnekleri de var. Yoksulluk oranının azalmasının temel unsurlarından biri; ödev yapan, sınıfa gelen, dersinde başarılı olan çocukların ailelerine verilen teşviktir. Dünyada farklı uygulamaları var. Biden, şu anda Amerika’da her çocuğu olan aileye aylık belli ödemeler yapıyor. Bunun formülü bulunabilir. Dezavantajlı öğrencilere eğer birtakım ek kaynaklar sunmazsak; Türkiye’deki yoksul, dar gelirli ailelerin çocuklarını eğitimde başarılı kılmamız mümkün değil. Biz de şu an sosyal devlet olmanın unsurlarından birini yerine getirmiyoruz.</p>

<p><strong>-Sevgili Selçuk Hocam, sonlara doğru geliyoruz. Altıncı reform öneriniz; her ilçeye bir bilim ve teknoloji lisesi kurmaktı…</strong></p>

<p><img data-mce-src="/Archive/2022/3/13/233215866-screen-shot-2022-03-13-at-23.25.14.jpg" height="462" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/3/13/233215866-screen-shot-2022-03-13-at-23.25.14.jpg" width="100%" /></p>

<p>Evet, Şahin Hocam. Bu yüzyılda ileri teknolojiye dayalı kalkınmanın dinamosu STEM. Yani bilim, teknoloji, mühendislik, sanat ya da tasarım… Bütün bunların bir arada olduğu bir eğitim modeli. Şu an bizim, ileri derecede matematik ve fen bilgisi becerisine sahip çocuklarımızın oranı dünyanın çok çok gerisinde. Bazı yıllarda %1 bile değil, biliyor musunuz? Yani 2015’te %1 bile değildi, düşünün. Normal dağılım içinde sizin %3-%5 civarında “dahi” olarak adlandırdığınız çocuğunuz var. 15 yaşında bir sınava giriyorlar ve %1 ‘in altına düşüyorlar. Burada bir şeyleri yanlış yapıyoruz. Peki, ne yapmamız lazım? Türkiye’nin, özellikle 21. Yüzyılda, teknolojinin bu kadar önemli olduğu, her şeye aklın ve tasarımın girdiği bu çağda ileri derecede fen ve teknoloji eğitimine sahip olması lazım. Öncelikle tüm öğrenciler için müfredatı gözden geçirmemiz lazım. Okul öncesinden başlayarak çocuklarımıza kaliteli fen ve teknoloji eğitimi sunmamız lazım. Sonra belli bir sayıda, %5-%10 oranındaki bir çocuk grubunu da alıp, tıpkı o eskiden, ilk kurulduğu zaman fen liselerinde olduğu gibi, her ilçede elit, seçkin aile bazında elit demiyorum, çocuğun yeteneği bazında elit diyorum, bilim ve teknoloji liseleri kurmamız lazım.</p>

<p><strong>-Sevgili Hocam, geldik son önerinize. Son olarak ne yapmamız lazım?</strong></p>

<p><img data-mce-src="/Archive/2022/3/13/233204964-screen-shot-2022-03-13-at-23.24.43.jpg" height="362" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/3/13/233204964-screen-shot-2022-03-13-at-23.24.43.jpg" width="100%" /></p>

<p>Bütün bunların olabilmesi için sınavlarımızı değiştirmemiz lazım. Türkiye’de sınavlar bir mıknatıs işlevi görüyor. Yani siz, eğitimde yapılması gereken her şeyi yapıp sınavları değiştirmezseniz, aileler ve okullar çocuklarını o sınava göre, yeniden, baştan kodlamak zorunda kalır. Dolayısıyla, bizim bu sınavlardaki ezbere dayalı sınav mantığını değiştirmemiz lazım. Şu an Türkiye’deki ulusal sınavlarda ne ölçülüyor, biliyor musunuz? Ezber. Çocuğun sınavdan sonra hiçbir işine yaramayacak, Google’da beş dakika aramakla bulabileceği tüm soruları bir sınavda soruyoruz. Daha sonra da çocukları ona göre bir üst basamağa alıyoruz. Bunu değiştirmemiz lazım. Bunun ötesinde de sınavların tek kriter olmasını gözden geçirmemiz lazım. Dünyada artık tek başına sınavı kullanan sistemler giderek ortadan kalkıyor, farklı farklı yöntemler uygulanıyor.</p>

<p>Bunu yaparken, üç tane somut önerim var. Bir; sınavların etkisini azaltmamız lazım. Yani üniversiteye girişte, seçkin, elit liselere geçişte sınavın etkisi %40-%50 olabilir. Ama onunla birlikte ders notu ortalaması, öğretmen değerlendirmesi ya da yeterlilik bazlı birtakım elemeler işin içine katılabilir. İki; sınavların niteliğini ezberden, problem çözmeye dönüştürmemiz lazım. Biraz önce PISA’dan söz ettim. PISA’da bizim çocuklarımız niye başarısız oluyor, biliyor musunuz? Çünkü PISA ezberi sormuyor; PISA problem çözme becerisini ölçüyor. Yani size bir takım veriler sunuyor ve bu verilerden yola çıkarak problemi çözmenizi istiyor. Bu tarz problemleri çözme becerisi bizim çocuklarda çok zayıf. Türkiye’de İleri derecede problem çözme becerisine sahip çocukların oranı %2 bile değil. Bunu değiştirmemiz lazım. Bunu değiştirmenin yolu da sınavları değiştirmekten geçiyor. Üçüncü olarak ki bu önemli; sınavları değiştirelim ama şu andaki merkezi yerleştirme sistemini değiştirmeyelim. Yani reform önermiyorum. Var olan sistemi yerinde tutalım. Üniversiteye geçiyorsunuz, üniversiteye geçerken Amerika’da da nasıl oluyor biliyor musunuz? Her üniversiteye tek tek başvuruyorsunuz. Bazı uzmanlar Türkiye’de de bunun olması gerektiğini söylüyorlar. Ben buna çok karşıyım. Şu an ÖSYM’nin yaptığı gibi tek başına bir başvuru ücreti ile üniversitelere ya da liselere geçişe devam etmemiz lazım. Sınavı değiştirelim ama yerleştirme sistemini sabit tutalım, değiştirmeyelim.</p>

<p><strong>-Hocam, son olarak ne söylemek istersiniz?</strong></p>

<p>Çok teşekkür ediyorum. Aslında burada söylediğim her şeyi aşağı yukarı kitaplarımda anlattım. Konuşmalarımda detaylandırdım. Söylediğim yedi aşamanın hepsi de verilere dayanıyor. O verilerin kaynakları da yine isteyenler için kitaplarımda var. (Şahin Aybek, Cumhuriyet)</p>
</blockquote>

<p><em><strong>www.netturk.com.tr</strong></em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, KİTAP'YAZ, KİTAP'OKU, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/hemen-atmamiz-gereken-7-adim</guid>
      <pubDate>Sat, 04 May 2024 20:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/05/2-kopyasi-17.png" type="image/jpeg" length="68576"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Çekilmemişler, protesto etmişler!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/cekilmemisler-protesto-etmisler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/cekilmemisler-protesto-etmisler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve TDB’den oluşan 1 Mayıs Tertip Komitesi, polisin sert müdahalede bulunduğu Saraçhane’de müzakerelerden sonuç alamayınca 1 Mayıs programını sonlandırdı. Kararın tepki çekmesi üzerine komiteden yapılan açıklamada “karar çekilme değil protesto” denildi.</p>

<p>Karar öncesi polis yetkilileriyle görüşen ve Anayasa Mahkemesi kararını anımsatan DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, ilerleme sağlanamayınca “Bundan sonra attıkları her adımda bu iradeyi görecekler, bu iradeyi tanıyacaklar” dedi. Bir süre sonra da 1 Mayıs Tertip Komitesi’nin programı sonlandırdığı bilgisi paylaşıldı. Karar açıklanırken yuhalandı. KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, “5 kere görüştük, vali izin vermiyor, İçişleri Bakanı izin vermiyor diyor polis. Öyle bir şiddet uygulandı ki kitleye ileriye yönlendiremiyoruz. Yürümeye çalışmak başka riskler yaratacak” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAFTANCIOĞLU’NDAN TEPKİ</p>

<p>Sendika ve CHP’nin Taksim’e yürümeme kararı tepki çekti. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, DİSK ve CHP’ye gönderme yaparak “1 Mayıslar Türkiye işçi sınıfının ve onu hak edenlerindir. Onu bir oyuna çevirenlerin değil” tepkisini gösterdi. CHP’nin eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da “Gerginlik yaşanmaması adına sendikalar ve partiler tarafından ‘vazgeçilecek yürüyüş’ için çağrı yapmak yerine Saraçhane’de 1 Mayıs’ı kutlayacağız denilseymiş daha şık ve bana göre daha doğru olurmuş” dedi.</p>

<p>CHP lideri Özgür Özel, neden yürümediği eleştirileri üzerine “kararın sendikalara bırakıldığı” açıklamasını yaptı. KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, “Bugün yaptığımız değerlendirme alanın terk edilmesi değildi. ‘Taksim’e çıkamadığımız şartlarda 1 Mayıs kutlamasını yapmıyoruz’ diye değerlendirmeydi. Bir protestoydu. Ancak yanlış anlaşıldı. Çekilme değildi. Üyelerimizi polisle karşı karnşıya getirmek istemedik” dedi.</p>

<p>DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da “Emekçiler AYM düzenine sahip çıkma iradesini gösterdi bugün. Bu iktidarın baskıcı politikalarına karşı bir irade beyanıydı. Kitlenin güvenliği için artısıyla eksisiyle bir karar verdik ve eylemi sonlandırma kararı aldık. Taksim iradesi devam ediyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>www.netturk.com.tr</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, OLAY'YERİ, DAVA, SORU'YORUM</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/cekilmemisler-protesto-etmisler</guid>
      <pubDate>Thu, 02 May 2024 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/05/2-kopyasi-2-16.png" type="image/jpeg" length="49436"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
