<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>NET TÜRK</title>
    <link>https://www.netturk.com.tr</link>
    <description>Net Turk TV</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.netturk.com.tr/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 01:11:50 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul’da 110 milyon Euro’luk 'Film Gibi' vurgun]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/istanbulda-110-milyon-euroluk-film-gibi-vurgun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/istanbulda-110-milyon-euroluk-film-gibi-vurgun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Film gibi bir olay... Kadıköy'de 110 milyon Euro'luk gayrimenkul sahtekarlığı! Elde edilen detaylar akıllara durgunluk veriyor.
 #GayrimenkulSahtecilik]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.toplukonutemlak.com" rel="nofollow"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p><strong>OLAY</strong>'YERİ -&nbsp;Bir film senaryosu gibi… Ama bu bir film değil, gerçek hayatta yaşanan büyük bir vurgun. Yer: İstanbul. Olay: 110 milyon Euro'luk gayrimenkul sahtekarlığı.</p>

<p>Kadıköy'de, sahte belgelerle dev bir gayrimenkul satışı gerçekleştiren organize bir grubun hikayesi. Peki, nasıl başardılar? Kimler bu oyunun içindeydi? Ve daha önemlisi, kaç kişi bu tuzağa düştü?</p>

<p>11 DÖNÜMLÜK ARAZİ HEDEFTE</p>

<p>Her şey, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından bir şirketin 11 dönümünün hedef alındığını fark etmesiyle başladı. 30 gayrimenkulden oluşan bu devasa arazide, sahte evraklarla tapu devirleri yapıldı. Ve tabii ki, arkadaşlarıyla organize bir şekilde hareket eden çetenin bu işleri nasıl başarıldığı incelemeye alındı.</p>

<p>Büyükçekmece 3. Noterliği, sahte vekaletnamelerle adeta bir vurgun sahnesine döndü. Ama hikaye burada bitmedi; Kadıköy Tapu Sicil Müdürlüğü’ndeki 4 gayrimenkul de ellerinden kayıp gitti. Gerçek yetkililer yurtdışındayken, onların yerine geçen "sahte sahipler" 110 milyon Euro’luk bir operasyonu sahnelediler.</p>

<p>SAHTE İMZALAR, GERÇEK TUTUKLAMALAR</p>

<p>Soruşturmanın ilk ayağında, sahtecilik ve dolandırıcılık suçlamasıyla 7 kişiye ulaşıldı. Ancak bu sadece başlangıçtı. Eş zamanlı operasyonlarla çetenin başını çeken 13 kişi tutuklandı. Şirket yetkilisi gibi davranıp vekaletnamelerle şirketin kontrolünü ele geçiren bu organize grup, sıradan bir hırsızlık işlemedi.</p>

<p>ANKARA'DA KİLİT İSİM: S.M.</p>

<p>Oyunun kilit noktalarından biri, şirketin gerçek yetkilileri olan E.H., P.R. ve O.A.'nın yerine Ankara’dan S.M. isimli bir kişiyi yerleştirmeleriydi. Sicil Gazetesi'nde bu değişikliğin yapılması, bütün planın bir parçasıydı. Ankara'da yakalanan S.M., İstanbul'da tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ama hikaye burada bitmedi.</p>

<p>KAÇAKLARIN PEŞİNDE</p>

<p>Bir yıl süren soruşturmalar sonucu, toplamda 19 kişiye ulaşıldı. Fakat bu 19 kişiden 6'sı hala kayıp. Polis ekipleri, şu an bu şüphelilerin peşine düşümüş durumda. Soruşturma derinleştirilirken, bu büyük oyunun perde arkasındaki gerçek aktörlerin kimler olduğu sorusu cevap bekliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>NASIL BU KADAR KOLAY?</p>

<p>Sorulması gereken büyük soru: Nasıl bu kadar kolay bir şekilde tapular değişiyor? Kimlerin ihmali, kimlerin ortaklığı var? Herkesin "başıma gelmez" dediği dolandırıcılık hikayesi, aslında sistemdeki zafiyetlerin ve sahtecilikteki ustalıkların göstergesi.</p>

<p><a href="http://www.toplukonutemlak.com" rel="nofollow"><strong>www.toplukonutemlak.com</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/istanbulda-110-milyon-euroluk-film-gibi-vurgun</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jan 2025 20:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/01/tapu2-2.png" type="image/jpeg" length="83062"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çakıl Taşı Topla benim İçin]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/kayip-cakil-taslari-ve-yarim-kalan-hayaller</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/kayip-cakil-taslari-ve-yarim-kalan-hayaller" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rojin, arkadaşına “Göl kenarına çakıl taşı toplamaya gideceğim, gelir misin?” diye sordu, 'hayır' yanıtını aldı, 'yorgunum gelemem' dedi arkadaşı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>GERÇEK'HİKAYE -&nbsp;Rojin Kabaiş, Van’ın soğuk ve ıssız bir Eylül akşamında, sessizce yurttan ayrıldı. Yeni başladığı üniversitede henüz üçüncü günüydü. Akşam yemeğini yedikten sonra, göl kenarına gitmek istemişti. Yanında bir arkadaşı olsun istedi; “Göl kenarına çakıl taşı toplamaya gideceğim, gelir misin?” dediğinde, arkadaşı onun bu isteğini yorgunlukla geri çevirdi. Rojin ise yalnız gitmekten korkmadı. Gözlerinde beliren o dinginlik arayışı, onu göl kıyısına çağırıyordu.</p>

<p>Saat 18.30 sıralarında, gökyüzü gri tonlara bürünürken, annesiyle yaptığı son telefon konuşmasında, “Markete gidip kahve alacağım,” demişti. Van Gölü’nün serin rüzgarı yüzüne vurunca bir an duraksadı. Ayağında terlik, üzerinde eşofman vardı; sanki kısa bir yürüyüşe çıkmış da hemen geri dönecekmiş gibi. Ama o gece, zaman ona geri dönüş izni tanımadı.</p>

<p>Gece ilerledikçe, Rojin’in yatağı boş kaldı. Arkadaşları sabah saatlerinde onu merakla aramaya başladılar. Telefonuna ulaşamadılar, sesine erişemediler. Polise haber verilmesi, akşamdan bu yana geçen uzun saatlerin ardından geldi. Ertesi gün, göl kıyısında onun eşyalarını buldular. Telefon, kulaklık, su şişesi, küçük bir kek… Bu sessiz ipuçları, terk edilmiş hatıralar gibiydi. Van’ın ıssız sahilinde, genç bir kızın izini aramak, giderek umutsuz bir çaba halini aldı.</p>

<p>Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, haberi aldığında öfkeyle yola koyuldu. Yurttan yapılan gecikmeli bildirimi hazmedemedi: “Kızımın kaybolduğunu neden hemen bildirmediniz?” diye sordu. Zamanın bu kadar hızlı tükenmesine, habersiz kalmasına öfkelenmişti. Göl kıyısındaki buluntular, Rojin’in gidişinin ardında derin bir boşluk bırakıyordu. Rojin’in kayboluşuyla başlayan bu hikaye, gölgeler ardında saklanan, sessizliğin hüküm sürdüğü bir öyküydü.</p>

<h3>*&nbsp; *&nbsp; *</h3>

<p>Rojin’in kayboluş haberi, kampüs ve şehirde hızla yayıldı. Herkes akşam saatlerinde göl kenarında kaybolan genç kızı konuşuyordu. Ailesi ve arkadaşları, onu bulmak için geçen her saatte daha fazla endişe ediyordu. Yurttaki gecikme, herkesin kafasında aynı soruları uyandırmıştı: Neden kimse Rojin’in kaybolduğunu fark etmedi? Ve fark edilmesine rağmen neden geç haber verildi?</p>

<p>Babası, yurt yönetimine duyduğu öfkeyle, “Rojin’in geri dönmediği gece nasıl fark edilmedi? Yurt görevlileri bu ihmalle kızımın hayatını kaybetmesine yol açtı,” dedi. Yurt yönergesine göre, nöbetçi memurların 24 saat görevde olması gerekiyordu. Ancak Rojin, o gece yurda geri dönmediğinde, kimse farkında olmamıştı.</p>

<p>Polisler, göl kıyısında, sahil boyunca her bir kuytuda ipucu aramaya koyuldular. Ali Yerlikaya’nın yaptığı açıklamada, Rojin’e ait başörtüsünün de bulunduğu bildirildi. Ancak başörtüsü ve diğer buluntular, olayın açıklığa kavuşması için yeterli değildi. Van Gölü’nün serin suları, onun son gecesinin sırrını saklıyor gibiydi. O gün sahilde sonlanan o gidiş, dönüşsüz kalmıştı.</p>

<p>Sosyal medyada, Rojin'in kayboluşları üzerine tartışmalar başladı. Kimi, bu genç kızın ölümüne sebep olan ihmaller zincirine öfkeleniyor; kimisi ise bu olayın tüm detaylarıyla aydınlatılmasını talep ediyordu. Rojin, yalnız bir üniversite öğrencisinin ölümü değil; toplumsal güvenlik arayışının sembolü haline gelmişti.</p>

<p>*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p>Rojin’in cesedi, üniversite sahilinden 20 kilometre uzakta bulunduğunda, artık sorular yerini ağır bir sessizliğe bırakıyordu. Öldü mü, öldürüldü mü, yoksa kendi iradesiyle mi hayatına son verdi? Ailesi, onun intihar edebilecek biri olduğuna inanmıyordu. Rojin, hayatı boyunca azimle ayakta kalmış, çocuk gelişimi alanında okumayı hayal etmişti.&nbsp;</p>

<p>Arkadaşları, onun hüzünlü yanlarını fark etseler de, çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurduğunu söylüyordu. Özlemleri, belki de ilk kez evden ayrılmanın verdiği bir hüznün dışavurumuydu. Fakat ölümünden sonra ortaya çıkan bulgular, her şeyi daha karmaşık hale getirdi. Otopsi raporu belirsizliğini koruyordu; ancak ölümünün ardında takıntılı birinin olup olmadığı sorusu hala yanıtsızdı.</p>

<p>Polis, Rojin’in telefon kayıtlarını, sosyal medya hesaplarını inceleyerek herhangi bir tehdit izi aradı. Ancak takıntılı bir ize ulaşamadı, ölüme dair net bir işaret de yoktu. Babası da bu tür iddialara isyan ederek, “Rojin’in böyle bir şeyi yapacak bir sebebi yoktu. Yaşanan her şey ortaya çıksın, bu olayın üstü kapanmasın,” diyerek adaletin peşine düştü.</p>

<p>*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p>Bir diğer söylenti ise, Rojin’in bir aşk kurbanı olup olmadığıydı. Bu konuda polis, Rojin’in arkadaşlarını ve çevresini sorguladı; ama aşk ya da duygusal bir ilişki belirtisi bulamadı. Ailesi, onun masumiyetini vurguluyordu. Televizyon programında baba Nizamettin Kabaiş, kızını koruma içgüdüsüyle, “Kızım tertemiz bir insandı. Onun adı böyle spekülasyonlara karışmamalı,” dedi.</p>

<p>Gözleri dolu dolu, acıyla konuşuyordu: “Bu olay tüm yönleriyle aydınlanmalı. Rojin hayat doluydu, kimseyi yarı yolda bırakmazdı. Hayatının son bulması, kimin ihmali varsa ortaya çıkarılmalı. Bu olayın üzerini kimse kapatamaz.” Programın sonunda, Rojin’in ailesinin acısını görenler, adaletin gecikmemesi gerektiğini hissettiler.</p>

<p>*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p>Rojin’in cenaze töreni, ailesinin memleketinde yapıldı. Tabutun etrafında, ağıtlarla dolu bir hüzün hâkimdi. Babası, gözlerinde öfke ve acıyla, “Rojin hayatını göl kenarında bırakmadı. Onun hayalleri vardı. O masumdu; gerçeğin peşini bırakmayacağım,” dedi. Annesi, “Rojin’in sesi duyulacak, adalet yerini bulacak,” diyerek kızının ruhunu dualarla uğurladı.</p>

<p>Arkadaşı, tabutun yanına küçük bir çakıl taşı bıraktı. “Senin adını hep anacağız, hayallerini yaşatacağız,” dediler sessizce. Çevredeki köylülerden bir yaşlı adam, “Gençlerimizi kaybetmek, toprağın altında bir fidanı gömmek gibidir. Onları kaybediyorsak, toplum olarak suçluyuz,” diyerek toplumun duyarlılığına seslendi.</p>

<p>Rojin’in ölümü, ardında derin sorular bıraktı:</p>

<p>- Neden göl kenarına gitmişti?</p>

<p>- Yurt, kaybolduğunu neden zamanında bildirmedi?</p>

<p>- Cesedinin bulunduğu yer, olayın gizemini artırıyor. Buraya kendisi mi ulaştı, yoksa biri mi taşıdı?</p>

<p>- Hayatında kimse yok muydu? Onu tehdit eden ya da ona takıntılı biri var mıydı? Polis araştırmalarında bunu bulamadı, ancak sorular cevapsız kaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Otopsi raporu ne gösterecek? Genç bir kızın hayatının ardındaki sır perdesini aralayacak mı, yoksa bu olay bir gizem olarak mı kalacak?</p>

<p>Bu sorular, yalnızca Rojin'in ailesi için değil, toplum için de birer cevap bekleyen sır olarak kalacaktı. Rojin'in ölümü, sadece bir trajedi değildi; gençlerin güvenliği, ailelerin çocuklarına duyduğu endişle ve toplumun adalet arayışıyla birlikte anılan bir olay haline gelmişti.&nbsp;</p>

<p>Cenaze töreni sona erdiğinde, insanlar sessizce dağıldı. Rojin'in adı, göl kenarında yankılanan bir hatıraya dönüştü. O sadece genç bir kız değil; toplumun güvenlik, adalet ve sorumluluk guygusunu harekete geçiren bir sembol haline gelmişti.&nbsp;</p>

<p>*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p>Rojin'in ölümünden alınacak en önemli ders, gençlerin hayatına değer verilmesi gerektiğiydi. Her genç fidan, geleceğe ekilen bir umuttur. Ve toplumun, onların güvenliğini sağlama sorumluluğu, bireylerden öte bir görevdi. Rojin'in anısı, onun adını taşıyan umutlu bir hayat için mücadele eden herkesin vicdanında bir ışık olarak yaşayacaktı.</p>

<p>O gün orada bulunan insanlar, Rojin'in acı dolu vedasını unutmayacaktı. Toprağa verilen her genç fidan, daha büyük bir toplumsal bilinç gerektiren bir çağrı gibiydi. Onun anısını yaşatmak için, toplum olarak sorumluluğumuz her zamankinden fazlaydı. Rojin, hepimizin gözünde bir simgeye dönüştü; bir genç kızın hayali, geleceğimizin sesi oldu.&nbsp;</p>

<p>Ve şimdi, göl kıyısında, rüzgarın taşları okşadığı o sessiz sahilde, Rojin'in adını fısıldayan dalgalar vardı. Onun hikayesi, unutulmamak üzere toprağa, kalplere ve geleceğe kazındı.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GERÇEK'HİKAYE, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/kayip-cakil-taslari-ve-yarim-kalan-hayaller</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Nov 2024 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/11/roj-1.png" type="image/jpeg" length="25602"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayşe'nin hikayesi!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/siz-mi-biz-mi-yoksa-hepimiz-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/siz-mi-biz-mi-yoksa-hepimiz-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>GERÇEK ' HİKAYE - Ayşe'nin hikâyesi, bu topraklarda her gün yeniden yazılan aynı kara yazının bir parçasıydı. Muş'un Korkut ilçesine bağlı Azaklı köyünde 20 Nisan 1997'de doğmuştu Ayşe, baharın çiçekleri açarken dünyaya gelen bir kız çocuğuydu. Ama bu köyde kadınlar, bahar gibi taze doğsalar bile, solmuş yapraklar gibi toprağa karışırlardı.</p>

<p>Onun hayalleri vardı. Bir gün kendi ayakları üzerinde durmayı, güçlü bir kadın olmayı düşlüyordu. Ama bu hayaller, ellerini çatlatan soğuk topraklarda ve çamurlu yollarda kolayca kirlenirdi. Ayşe bunu erken öğrenecekti.</p>

<p>*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p>KÖYÜN KARA GÖLGESİ</p>

<p>Cihan Oral… Köyde herkesin bildiği ama adını anmaktan çekindiği bir isim. Onun adı geçtiğibde kahvehanede konuşanlar susar, kimse çıt çıkarmazdı. Çünkü, herkes ondan çekinir, şiddetinden korkardı. Karısını çocuklarını dövdüğü, sık sık herkesin ortasında itip kaktığı azarladığı biliniyordu. Ama kimse ona karışmaz, gözleri önünde <em>“kadının kaderini</em>” yaşamasını görmezden gelir, susarlardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cihan'ın gözü Ayşe'ye ilk köy pazarında ilişti. Gözleri avına kilitlenen bir yırtıcı gibi Ayşe'yi süzmüştü. Ayşe, bu bakışların farkındaydı. Ama önemsemedi. Kendini savunabilecek kadar güçlü olduğunu düşünüyordu. Cesurdu Ayşe ama bu topraklarda cesaret, bir kadını hayatta tutmaya yetmezdi.</p>

<p>*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p>VAATLER VE YALANLAR</p>

<p>Cihan, Ayşe'ye yaklaşmanın yollarını arıyordu. Önce sözlü tacizler başladı. <em>“Güzelsin”</em> dedi. <em>“Seninle evlenmek istiyorum.”</em> Ayşe, bu sözleri duymazdan geldi. Ama Cihan pes etmedi. Sürekli karşısına çıkıyordu; pazarda, camii avlusunda, dar köy yollarında.</p>

<p>Bir gün Cihan, doğrudan Ayşe'nin ailesinin kapısını çaldı. Yanında hediyeler getirmişti. Bakır tepsilerde şekerler ve kumaşlar vardı, <em>“Kızınızı istiyorum”</em> dedi. Ancak Ayşe’nin babası bu isteği öfkeyle reddetti. Cihan’ı kapıdan kovdu. Çünkü köyde bile Cihan gibi bir adam, Ayşe gibi bir kıza layık görülmüyordu.</p>

<p>Ama Cihan geri adım atmadı. Öfkesi gözlerinden okunuyordu. <em>“Onu alacağım”</em> dedi, <em>“Ya benim olur ya da hiç kimsenin.”</em></p>

<p>*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p>BİR TELEFONLA YIKILAN HAYAT</p>

<p>Cihan’ın tehditlerinden kaçmak isteyen Ayşe, ondan tamamen uzak durmaya çalıştı. Ancak bir gün telefonu çaldı. Karşıdaki kadın sakin bir sesle konuştu:</p>

<p><em>“Ben Cihan’ın karısıyım. Altı çocuğumuz var, yedincisine hamileyim. Sana bunu söylemek zorundayım, sakın onun oyunlarına kanma…”</em></p>

<p>Ayşe'nin içi buz kesti. Cihan'ın evli olduğunu öğrenmişti. Derhal onunla iletişimini kesti. Telefonunu engelledi. Ama bu karar, Cişhan’ın sapkın hırsını durdurmaya yetmedi.</p>

<p>* * *</p>

<p>GÖLGE GİBİ TAKİP</p>

<p>Cihan, bir avcı gibi Ayşe'nin peşini bırakmıyordu. Onun gittiği her yerde karşısına çıkıyordu; “Sen benim olacaksın” diyordu. Ayşe'nin korkusu giderek büyüyordu. Babası, bu tehditlere karşı jandarmaya başvurmayı önerdi. Ama köyün ileri gelenleri, <em>“Devlete bulaşmayın”</em> dediler. “Bu işker devlete taşınırsa daha kötü olur”.</p>

<p>Bu sözler, Ayşe'nin ailesini sessizliğe itti. Ama bu topraklarda sessizlik, her zaman suçun en büyük ortağıydı.</p>

<p>* * *</p>

<p>KAÇIRILMA GÜNÜ</p>

<p>Kasım’ın soğuk bir günüydü. Ayşe, küçük kardeşi Hacer’le dışarıdaydı. Köy yolunda devam eden lacivert bir araba yanlarında durdu. Arabanın içinden inen Cihan, yanında bir adamla birlikte Ayşe'ye doğru yürüdü. Elinde bir silah vardı.</p>

<p>Hacer, korkuyla ablasına sarıldı. <em>“Yalvarırım bırak!”</em> diye bağırıyordu. Ama Cihan, Ayşe'yi saçından çekerek arabaya bindirdi. Hacer, olduğu yerde taş kesildi<em>.</em></p>

<p>Cihan, Ayşe'yi ıssız bir yere götürdü. Orada, o karanlık yerde, insanlık onurunu çiğneyerek Ayşe’ye tecavüz etti. Daha sonra onu serbest bıraktı. Çünkü Cihan’ın zihninde, Ayşe artık <em>“Onun”</em>du.</p>

<p>* * *</p>

<p>ADALETİN YÜZ KARASI</p>

<p>Ayşe, yaşadığı dehşeti ailesine anlattı. Hemen jandarmaya başvurdular. Adli tıp raporları, kardeşinin tanıklığı… her şey ortadaydı.</p>

<p>Ama mahkeme Cihan’ı <em>“adli kontrol”</em> şartıyla serbest bıraktı. Ayşe’nin <em>“koruma kararı”</em> sadece bir kağıttan ibaretti. Bir <em>“tweet atan”</em> insanlar hapse girerken, bir tecavüzcü sokaklarda özgürce dolaşıyordu.</p>

<p>* * *</p>

<p>KANLI GECE</p>

<p>Cihan, mahkeme kararını hiçe saydı. Sürekli tehdit mesajları gönderdi. <em>“Beni kabul edeceksin”</em> diyordu. Ayşe'nin ailesi, yeniden devlete başvurdu. Ama yanıt alamadı. Devlet, bir kez daha sessiz kaldı.</p>

<p>9 Mart gecesi, Cihan uzun namlulu bir silahla Ayşe'nin evine girdi. Saat gecenin üçüydü. Herkes uyuyordu. O karanlık gece, köyde yükselen silah sesleriyle aydınlandı. Cihan, Ayşe'yi öldürdü, babasını ve ağabeyini de katletti. Annesi ağır yaralandı. Devlet, o gece de yoktu.</p>

<p>* * *</p>

<p>SONRASI: ADALETİN ÇÜRÜMÜŞ YÜZÜ</p>

<p>Cinayetin ardından Cihan hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Ama bu karar çok geçti. Ayşe ve ailesi toprağa verilmişti bile. Cihan ise hala bulunamadı. Devlet, onun izini sürmekte başarısız oldu. Köyde herkes suskundu. İnsanlar korkudan onun adını bile anmıyordu.</p>

<p>Yargı, Ayşe'yi koruyamadığı gibi onu bir kurban haline getirdi. Mahkemelerin verdiği “adli kontrol” kararları, kadınların hayatlarını koruyamadı. Koruyamadığı için bu sistem utanmayı bile unuttu..</p>

<p>* * *</p>

<p>AYŞE'Yİ KİM ÖLDÜRDÜ?</p>

<p>Cihan mı? Evet ama tek başına değil. Ayşe'yi adaletsizliğin sessizliği öldürdü. Bu toprakların kadın düşmanı teröristleri öldürdü. Mahkemelerin ihmalleri, koruma kararlarının kağıt üzerindeki etkisizliği öldürdü. Ayşe'yi bu cinayetleri görmeyip sessiz kalanlar öldürdü. Bu düzene ses çıkmayanlar öldürdü. Kadınların kaderini değiştirmeyi imkansız sananlar öldürdü.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GERÇEK'HİKAYE, OLAY'YERİ, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/siz-mi-biz-mi-yoksa-hepimiz-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 Nov 2024 23:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/11/aysee100.png" type="image/jpeg" length="23304"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yasadışı Bahis Operasyonu!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/mehmet-ali-erbil-ve-serdar-ortaca-gozalti-soku</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/mehmet-ali-erbil-ve-serdar-ortaca-gozalti-soku" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.netturk.com.tr">NET TÜRK TV</a></strong></p>

<p><strong>OLAY</strong>' <em>YERİ </em>-&nbsp;Yasa dışı bahis reklamlarına yönelik yürütülen geniş çaplı soruşturma, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya fenomenlerinden ünlü isimlere kadar uzanan geniş bir ağın yasa dışı bahis tanıtımında yer aldığını tespit etti. Bu soruşturmada, ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil ve ünlü şarkıcı Serdar Ortaç’ın da yer alması dikkat çekiyor. Toplamda 20 kişinin ismi bu dosyada geçiyor.</p>

<p>ÜNLÜLERİN ROLÜ ORTAYA ÇIKTI</p>

<p>Sosyal medyada yasa dışı bahis reklamları yaparak kazanç sağladıkları iddia edilen isimler, bir bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmaya başlandı. Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’ın da bu listede yer alması, magazin dünyasında şok etkisi yarattı. Erbil ve Ortaç, yasa dışı bahis sitelerinin tanıtımlarında yer alarak insanları bu platformlara yönlendirmekle suçlanıyor.</p>

<p>Başsavcılığın talimatıyla harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, belirlenen adreslerde operasyonlar düzenledi. Baskınlar sonucunda, Erbil ve Ortaç dahil 16 kişi gözaltına alınarak sorguya alındı. Emniyet yetkilileri, bu reklamların yasa dışı bahis sitelerine büyük bir müşteri kitlesi sağladığını ve toplumsal zarara yol açtığını vurguluyor.</p>

<p>BATUHAN KARADENİZ VE FENOMENLER DOSYADA</p>

<p>Dosyada yer alan isimler arasında dikkat çeken bir diğer kişi ise eski futbolcu Batuhan Karadeniz. Uzun zamandır yurtdışında bulunan Karadeniz için de yakalama kararı çıkarıldı; yurda giriş yaptığı anda gözaltına alınması planlanıyor. Ayrıca sosyal medya fenomenleri İbrahim Yılmaz, Muzaffer Zorbey Erkoçlar, Sefa Caner Sarıçam ve Rus-Türk vatandaşı Aleksander Mensikof da soruşturmanın hedefinde. Bu isimlerin yasa dışı bahis sitelerine üye kazandırmak için sosyal medya hesaplarından reklam yaptığı belirtiliyor.</p>

<p>UĞUR DÜNDAR YILLAR ÖNCE UYARMIŞTI</p>

<p>Ünlü gazeteci Uğur Dündar, yıllar önce kaleme aldığı köşe yazısında Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’ın kumar reklamlarına alet olduğunu sert ifadelerle eleştirmişti. “Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç kumar reklamı yaparak suç işliyorlar!” başlıklı yazısında Dündar, bu ünlülerin kumarhane reklamlarında yer almasının topluma zarar verdiğini belirterek şunları söylemişti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Yılların başarılı şovmeni Mehmet Ali Erbil’in Kıbrıs’taki bir kumarhanede 500 bin lira kazandığı haberini okurken, aklıma Serdar Ortaç’la ilgili benzer haberler geldi. Kumar ve kumarhane reklamı yapılması, toplumun kumara özendirilmesi anlamına geliyor. Yaşanan bunca acıya ve toplumsal felaket boyutuna varan kumar bağımlılığına rağmen, bu isimlerin kumarhane reklamına alet olmaları üzüntü verici.”</p>

<p>Dündar, bu yazısında kumarın bağımlılığa yol açtığını ve insanları maddi ve manevi çöküntüye sürüklediğini belirtmişti. Yazısının sonunda ise, “Kumarda tek kazanan kumarhane sahipleridir,” diyerek Erbil ve Ortaç gibi isimleri bu tür reklamlardan uzak durmaları konusunda uyarmıştı.</p>

<p>FATİH ALTAYLI’DAN SERT ÇIKIŞ</p>

<p>Bir diğer gazeteci Fatih Altaylı da bu olayların ardından sert bir yorumda bulundu. Erbil ve Ortaç’ın yasa dışı bahis reklamlarında kullanılmasını “akıl dışı” olarak nitelendiren Altaylı, “Yanlış reklam yüzü… Varını yoğunu kumarda kaybetmiş, kendini madara etme noktasına getirmiş insanları reklam yüzü yapmak gibi bir hata olabilir mi?” diyerek tepki göstermişti. Altaylı, kumar mağdurlarının hayatlarının altüst olduğunu ve bu kişilerin reklam yüzü yapılmasının insanlara yanlış bir mesaj verdiğini vurgulamıştı.</p>

<p>YASA DIŞI BAHİSİN TOPLUMSAL ZARARLARI</p>

<p>Uzmanlar, yasa dışı bahis ve kumar reklamlarının topluma zararlarına dikkat çekiyor. Bu tür içeriklerin, özellikle gençleri kolay para kazanma vaadiyle cezbettiğini belirten uzmanlar, insanların hızlı kazanç uğruna mali ve sosyal olarak büyük kayıplar yaşadığını ifade ediyor. Ünlü isimlerin bu tür reklamlarda yer alması ise toplumsal sorumluluk açısından eleştiri konusu.</p>

<p>OPERASYONLAR DEVAM EDİYOR</p>

<p>Emniyet güçleri, operasyon kapsamında kaçak durumda olan diğer şüphelileri yakalamak için çalışmalarını sürdürüyor. Yapılan açıklamalarda, yasa dışı bahis faaliyetlerine karışan tüm isimlerin adalet önünde hesap vereceği vurgulanıyor. Toplumu zararlı alışkanlıklara sürükleyen bu tür olaylar, sadece bireysel değil toplumsal bir sorun olarak görülüyor ve ünlü isimlerin bu sorumluluk altında dikkatli olması gerektiği sıkça hatırlatılıyor.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/mehmet-ali-erbil-ve-serdar-ortaca-gozalti-soku</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Nov 2024 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/11/bahis.png" type="image/jpeg" length="67368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargı Çaycuma'da 'aşk'a gömüldü!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/yargi-caycumada-aska-gomuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/yargi-caycumada-aska-gomuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak Çaycuma Başsavcısı, avukat sevgilisinin eski sevgililerine karşı yaptığı şüpheli operasyonla gündem oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>YARGI -&nbsp;Hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, toplumun adalet duygusunu besleyen temel ilkelerden biridir. Ancak, bu ilkeler her zaman sadece yazılı kurallarda değil, aynı zamanda uygulamada da karşımıza çıkar. Türkiye’nin bir köşesinde, Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde yaşanan bir olay ise bu ilkelerin bir kez daha sorgulanmasına yol açtı.</p>

<p>BU KİŞİ BİR BAŞ'SAVCI</p>

<p>Çaycuma Başsavcısı Yavuz Cengiz, avukat sevgilisinin eski sevgililerine karşı aldığı şüpheli önlemlerle gündeme oturdu. İddialara göre, Cengiz, sevgilisinin beş eski sevgilisini, kendi adına sahte Instagram hesapları açtıkları gerekçesiyle gözaltına aldırdı. Gözaltı işleminin dayanağı ise “kişisel verilerin hukuksuz bir şekilde ele geçirilmesi” suçlamasıydı. Buraya kadar her şey hukuki bir süreç gibi görünebilir; ancak bu olayın perde arkasında, kişisel ilişkilerin adli süreçlere nasıl yansıdığına dair endişeler büyüyor.</p>

<p>Başsavcı’nın avukat sevgilisiyle olan ilişkisi ve bu ilişkinin adli kararları etkilediği iddiası, toplumsal adalet anlayışına bir gölge düşürdü. Hukukun kişisel çıkarlar veya ilişkiler doğrultusunda yönlendirilmesi iddiası, adaletin bağımsızlığına olan inancı sarsabilir mi? İşte tam da burada, sorulması gereken ciddi sorular var.</p>

<p>GÖZALTINDAKİLERE BAK!</p>

<p>Gözaltına alınan beş kişinin arasında bir avukat ve bir asker de yer alıyordu. Yasa dışı bir eylem iddiasıyla başlatılan bu soruşturmada, gözaltına alınan kişilerin telefon ve bilgisayarlarında geniş çaplı incelemeler yapıldı. Ancak ilginç olan şu ki, bu kişilerden biri olan Zonguldak Barosu’na kayıtlı Avukat Ömer Uras Kayahan, 24 saatten kısa bir süre içinde serbest bırakıldı. Hukuki bir süreç olarak başlayan bu olay, hızla kamuoyunda yankı buldu ve soru işaretlerini beraberinde getirdi.</p>

<p>Burada dikkat çeken bir diğer nokta ise adli sürecin bu denli hızlı ilerlemesi ve gözaltına alınan bir avukatın kısa sürede serbest bırakılmasıdır. Bu, soruşturmanın hukuki temellerine yönelik bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Adalet sisteminde her ne kadar savcıların geniş yetkileri olsa da, bu yetkilerin ne derece tarafsız bir şekilde kullanıldığı büyük önem taşır.</p>

<p>ADALET BAKANLIĞI’NIN TEPKİSİ</p>

<p>Çaycuma Başsavcısı Yavuz Cengiz, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, kendisinin bu konuda konuşamayacağını ve Zonguldak İl Başsavcısı’nın süreci takip ettiğini belirtti. Ancak bu açıklama, kamuoyunu tatmin etmedi. Zira olayın merkezindeki isim olarak Cengiz, en azından sürecin şeffaflığına dair daha somut açıklamalar yapabilirdi.</p>

<p>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un devreye girmesi ve Yavuz Cengiz hakkında inceleme izni vermesi, olayın ne denli ciddi olduğunu gözler önüne serdi. Adalet Bakanlığı’nın devreye girmesi, yargı sürecinin üzerindeki gölgenin kaldırılması adına önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. Ancak burada esas mesele, yargı mensuplarının kişisel ilişkilerinin adli süreçleri etkilememesi gerektiğidir.</p>

<p>YARGI BAĞIMSIZLIĞI&nbsp;</p>

<p>Bu olay, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı kavramlarının yeniden tartışılmasına yol açtı. Yargı, sadece hukuk normlarına göre hareket etmeli; kişisel ilişkiler, duygusal bağlar veya çıkarlar, yargının kararlarını asla etkilememelidir. Başsavcı Cengiz’e yönelik iddialar, bu ilkenin ihlal edildiği yönünde bir algı yarattıysa da, nihai kararlar ve Bakanlık incelemesi sürecin sonunda gerçeği ortaya çıkaracaktır.</p>

<p>Toplumun adalete olan güveni, böylesi olaylar karşısında ciddi zarar görebilir. Adaletin bağımsız ve tarafsız olması, bir ülkenin demokrasi ve hukuk devleti olma iddiasının temelidir. Bu nedenle, Çaycuma’da yaşanan bu olayın detaylı bir şekilde incelenmesi ve tüm şeffaflığıyla kamuoyuna sunulması, hem adaletin yerine getirilmesi hem de toplumun adalete olan inancının korunması açısından hayati bir öneme sahiptir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ADALET HER ŞEYİN ÜZERİNDE</p>

<p>Sorumuz şu: Biz bu ülkede adaleti sadece adliye koridorlarında mı aramalıyız? Yoksa her yurttaşın içinde, her savcının ve hakimin vicdanında mı bulmalıyız? İster küçük bir ilçede, ister büyük bir şehirde olsun, adalet her yerde adalet olmalı. Kimse, hiçbir güç, kişisel ilişkileri ve çıkarları uğruna bu kutsal kavramı eğip bükmemelidir. Bu olayda da adaletin en kısa sürede tecelli etmesi ve toplumun içindeki kuşkuların giderilmesi, hukuk devletinin en büyük sınavıdır.</p>

<p>Unutulmamalı ki, adalet gecikmez; sadece gelir. Ama geldiğinde temiz gelmeli!</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/yargi-caycumada-aska-gomuldu</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Oct 2024 19:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/10/adalet-2.png" type="image/jpeg" length="37239"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Silahlı şiddet artıyor, umutlar tükeniyor!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/silahli-siddet-artiyor-umutlar-tukeniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/silahli-siddet-artiyor-umutlar-tukeniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de silahlı şiddet haberleri gazete sayfalarını doldururken, sokaklar her geçen gün biraz daha tehlikeli hale geliyor. Umut Vakfı’nın 2024 verilerine göre, sadece bu yılın ilk dokuz ayında 2719 silahlı olay yaşandı. Bu olaylarda 1676 insan hayatını kaybetti, 2869 kişi yaralandı. Ve biz hâlâ bireysel silahsızlanmayı konuşuyoruz.</p>

<p><strong>SİLAHLAR SUSMUYOR</strong></p>

<p>İstatistikler, rakamlar soğuktur. Ama düşünün bir… 1676 can… Hepsi birer rakam değil, birer hayat... Ve ne yazık ki hepsi bireysel silahlanmanın kurbanı. Peki bu rakamların arkasında ne var? Öfke, nefret, kutuplaşma... Toplumda insanlar arasında kopan bağlar...</p>

<p>Umut Vakfı, yıllardır silahlı şiddetle mücadele ediyor. Ama bir sonuç alabiliyor muyuz? Her yıl biraz daha fazla insan silahla vuruluyor. Suç örgütleri sokaklarımızda cirit atıyor. Daltonlar, Redkitler, Barış Boyun çetesi... Hangi ismi verirseniz verin, gerçek değişmiyor. Silahların hüküm sürdüğü bir dünyada yaşıyoruz. Ve bu çeteler, toplumun korkusunu besliyor.</p>

<p><strong>SOKAKLARDAKİ KORKU</strong></p>

<p>İzmir'de bir ev kadını, Serpil Hanım, VOA Türkçe’ye dert yanıyor: “Valla güvende hissetmiyoruz. Trafikte bile adam hemen silahını çıkarıyor.” Bu cümle aslında her şeyi özetliyor. Sokakta yürürken, trafikte ilerlerken, markete giderken... Her an bir silahın gölgesinde yaşamak... Peki, biz ne ara böyle olduk?</p>

<p>Çocuklarımız bile şiddete meyilli diyor Serpil Hanım. Çünkü şiddeti evde öğreniyorlar, dizilerde izliyorlar. Ellerine oyuncak silah veriyoruz, sonra büyüyüp gerçek silahlarla oynadıklarında şaşırıyoruz. Oysa sorun çok derin, çok daha köklü. Şiddet bir kültür haline geldiğinde, çözüm de zorlaşıyor.</p>

<p><strong>“HERKES SİLAH ALIYOR, NEDEN?”</strong></p>

<p>Emekli Uğur Bey ise meseleyi biraz daha geniş perspektiften ele alıyor: “İnsanlar kendini güvende hissetmediği için silahlanıyor” diyor. Yani güvenlik kaygısıyla bireysel silahlanma artıyor. Bir de diziler… Dizilerde izlediğimiz o kahramanlar var ya, onların ellerindeki silahlar bizi etkiliyor. Bir zamanlar kitaplardan okuduğumuz kahramanlar vardı, şimdi ise dizilerde silahla adalet dağıtanlar.</p>

<p>Teknisyen Rahmi Bey’in söylediği de düşündürücü: “Pompalı tüfekleri herkes almış, ruhsata kim bakıyor ki?” Türkiye’de silah edinmenin bu kadar kolay olması korkutucu değil mi? Ruhsatlı ya da ruhsatsız, fark etmiyor. Bir silahın ateşlenmesi için bir anlık öfke yetiyor.</p>

<p><strong>UMUT VAKFI’NDAN ÖNERİLER</strong></p>

<p>Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu, Türkiye’de artan silahlı şiddetin sebeplerini sosyoekonomik, kültürel ve politik dinamiklerle açıklıyor. “Gelir dağılımındaki adaletsizlik, yoksulluk, işsizlik... Tüm bunlar şiddeti körüklüyor” diyor. Ama en büyük sorun, bireylerin kolayca silah edinebilmesi. Silah edinme konusunda denetimler yetersiz. Silah, artık bir çözüm aracı olarak görülüyor.</p>

<p>Silahlanma bir yaşam hakkı ihlali değil midir? Bir insanın hayatını sona erdirmek, elindeki silahtan güç almak, toplumu daha da tehlikeli bir hale getirmek... Umut Vakfı, çözüm önerilerini sıralıyor. Ruhsat almanın daha zorlaştırılması, psikolojik sağlığın detaylı incelenmesi, silah sayısının sınırlanması... Ama bunlar ne kadar hayata geçirilecek?</p>

<p>Silahların gölgesinde yaşıyoruz. Daha ne kadar böyle devam edecek? Silahlı şiddetle dolu bir ülkede, bireysel silahsızlanma olabilecek mi?&nbsp;</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/silahli-siddet-artiyor-umutlar-tukeniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/silah.png" type="image/jpeg" length="75164"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Narin Küçük, Sır Büyük!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/narin-kucuk-sir-buyuk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/narin-kucuk-sir-buyuk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr">NET TÜRK TV / DİYOR Kİ!</a></p>

<p>Sabahın sessizliğinde, Narin Güran yola çıktı. Bir çocuk, minicik adımlarıyla evinden uzaklaştı. Geri dönmedi. Koskoca köy, küçücük bir kız çocuğunu aradı. Geceler boyu. Günlerce. Hiçbir iz yok. Sanki buhar olup uçmuş.</p>

<p>21 Ağustos sabahı yola çıktı. 19 gün sonra... Köyden birkaç kilometre ötede, bir dere yatağı var. Orada bir çuval. İçinde Narin’in cansız bedeni. Çuval kimseye görünmeden mi oraya geldi? Onu oraya kim getirdi? Bir köyde, herkesin birbirini tanıdığı bir yerde nasıl kimse fark etmedi?</p>

<p><strong>SORULAR, YANITSIZ KALDI</strong></p>

<p>8 yaşındaki bir çocuk. Hayatının baharında. Amcası çok şey biliyor, işin içinde. Ama cinayetin neresinde? Deliller, planlı bir cinayeti işaret ediyor. Ama neden? Nasıl? Hangi karanlık sır, küçücük bir kız çocuğunu bu sona sürükledi?</p>

<p>Amca S.G. tutuklandı. DNA kanıtları ortada. Ama daha derin sorular var. Amca bunu gerçekten yaptı mı?? Narin neyin kurbanı oldu? Kimlertin arasındaki bir husumetin kurbanı oldu? Yoksa bu olay, sadece karanlık bir tesadüf müydü?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KÖYDE FISILTILAR</strong></p>

<p>S.G.’nin tutuklanması, köyü şaşkına çevirdi. Söylentiler kol geziyor. Köyün sessizliği, fısıltılarla dolu. Narin’e ne oldu? Bu trajedinin arkasında başka kimler var? Kimin eli kimin cebinde belli değil.</p>

<p>Ailede kimler bu işin içinde, Türkiye yanıt bekliyor. Herkes aynı soruyu soruyor: Bir çocuk, nasıl böyle bir sona sürüklenir?</p>

<p><strong>BÜYÜK BİR SIR</strong></p>

<p>Narin, evinden çıkıp kuran kursuna gitmişti.&nbsp; Ama o sabah ne oldu? Küçücük gözleri neyi gördü? Belki de bilmemesi gereken bir sırra tanık oldu. Amcası, o sırrı kapatmak için mi harekete geçti?</p>

<p>Bu sorular yanıtsız. Ve her yanıt, daha çok soruyu doğuruyor. Ama gerçek ortada: Bir çocuk öldü. Hayatlar karardı. Geriye o koskoca "sır"ın altında acı ve sessizlik kaldı.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/narin-kucuk-sir-buyuk</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Sep 2024 12:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/nar1003.png" type="image/jpeg" length="36541"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Gözlerden kaçan sır!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/gozlerden-kacan-sir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/gozlerden-kacan-sir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diyarbakır'ın Tavşantepe Mahallesi'nde, sabahın sessizliğiyle yola çıkan küçük Narin Güran, ailesi için sıradan bir günde kayboldu. O sabah, herkesin gözü bir umut, Narin'in geri dönmesini bekledi. Ama geri gelmedi. Ailesi, komşular, köylüler seferber oldu. Kayıp ilanı verildi. Jandarma ekipleri, köyde arama başlattı. Günlerce, gecelerce süren arama çalışmalarında, Narin'in bir izine rastlanmadı.</p>

<p>Bu kayboluş, beraberinde birçok soruyu getirdi. Kimse 8 yaşındaki bir çocuğun nasıl buhar olup kaybolabileceğine inanamadı. 21 Ağustos'tan itibaren başlatılan arama çalışmalarında, tüm köy didik didik aranırken neden hiçbir iz bulunamadı? Küçük bir kız, sadece birkaç kilometre mesafedeki dere yatağına nasıl gitti? Veya oraya nasıl götürüldü?</p>

<p>BULUNAN BEDEN, AÇILAN YARALAR</p>

<p>Narin’in cansız bedeni, 19 gün sonra Sarıdallı mevkiinde, bir çuval içinde bulundu. Küçücük bedeni, derin bir sır gibi sessizce orada yatıyordu. Çuval, o dere yatağına ne zaman bırakılmıştı? O çuvalın oraya getirilmesi nasıl oldu, kimse görmemiş miydi? Narin oraya nasıl gitti? Ya da kim götürdü? Bu sorular herkesin aklını kurcalıyordu. Bir köyde, herkesin birbirini tanıdığı bir yerde, nasıl olup da kimse bir şey fark etmedi?</p>

<p>Olay yerinde bulunan deliller, cinayetin planlı olduğunu düşündürdü. Ancak bu acı gerçeğin ardında hangi neden yatıyordu? 8 yaşındaki bir çocuk, amcası tarafından neden hedef alınmıştı? Bu trajediye giden süreç nasıl gelişmişti? Ne olmuştu da böylesine korkunç bir sona gelinmişti?</p>

<p>AMCA TUTUKLANDI AMA!..</p>

<p>Olayla ilgili en büyük gelişme, Narin’in amcası S.G.'nin tutuklanması oldu. Araçta bulunan DNA örnekleri, S.G.'nin suçla bağlantısını kanıtlıyordu. Ancak hala cevap bekleyen sorular vardı. Amca, bu korkunç suçu neden işledi? Aralarında bir husumet mi vardı? Yoksa Narin, sadece tesadüfen mi hedef alınmıştı? Amcanın suçu tek başına mı işlediği, yoksa bu olayda başka birinin dahli olup olmadığı hala netlik kazanmadı. Sadece bir kişi mi bu trajedinin sorumlusu? Yoksa perde arkasında başka sırlar mı var?</p>

<p>Amca S.G.’nin tutuklanması, birçok kişiyi şok etti. Ancak bazıları, köyde daha önce de farklı söylentiler olduğunu dile getirdi. Peki, bu söylentiler doğru muydu? Aile içinde yaşanan gizli gerilimler mi bu trajik olaya neden olmuştu? Yoksa bir dış etken mi bu cinayetin arkasında gizleniyordu?</p>

<p>GÖZLERDEN KAÇAN GERÇEK</p>

<p>Narin’in ölümüne yol açan olaylar zinciri, birçok cevapsız soruyu beraberinde getirdi. Küçük bir çocuk, bir anda hayattan koparılmıştı. Ama onu bu sona sürükleyen neydi? Köyde, onun yakın çevresinde, bu trajediye yol açan sırlar mı gizleniyordu? Kuran kursuna gitmek için evden çıkan Narin, o sabah ne görmüştü, ne yaşamıştı? O küçük gözler, büyük bir sırrı mı fark etmişti?</p>

<p>Amcanın, Narin’e yönelik bir plan yapıp yapmadığı hala belirsiz. Planlı mıydı bu olay, yoksa o sabah her şey tesadüfen mi gelişti? Bu soruların yanıtı, köydeki herkesin dilindeydi. Ancak o sabah ne olduğunu sadece Narin biliyordu. Ve şimdi o sessizlik, küçük kızın gidişiyle daha da derinleşti.</p>

<p>TÜRKİYE YANIT BEKLİYOR</p>

<p>Küçük Narin’in kayboluşu ve ardından gelen ölüm haberi, sadece ailesi ve köyü değil, tüm Türkiye'yi derinden sarstı. Narin’in kaybı, birçok insanın vicdanında yankı buldu. "Bir çocuk nasıl böyle bir sona sürüklenebilir?" diye soruldu. İnsanlar, bu trajedinin ardındaki gerçeklerin ortaya çıkarılmasını bekliyor. Ancak yanıtlar hala eksik, sırlar hala aydınlatılamadı.</p>

<p>Aile, evlatlarının neden böyle bir sona sürüklendiğini anlamaya çalışırken, köydeki sessizlik soruları daha da derinleştiriyor. Herkes bir şeyler fısıldıyor, ama hiç kimse tam olarak ne olduğunu bilmiyor. Narin’in kaybı, ardında derin yaralar bıraktı. Küçük kızın kayboluşu sadece bir trajedi değil, aynı zamanda çözülmeyi bekleyen büyük bir sır oldu.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/gozlerden-kacan-sir</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Sep 2024 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/narin01.png" type="image/jpeg" length="41344"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Berlin'de Kanlı Final!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/berlinde-kanli-final</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/berlinde-kanli-final" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Berlin’in sessiz sokakları. Gece yarısını geçmiş, şehrin ışıkları sükuneti örtüyor. Fakat bu huzurun ardında karanlık bir dünya var. Karanlık, Berlin’in suç dünyasında dolanıyor. O dünyada, "Challa" lakaplı Çağlar Budaklı, yıllarca savaştı. Ama artık savaş bitti.</p>

<p>Perşembe gecesi saat 01:00. Schöneberg semti. Bülowstrasse yakınlarında, bir kırmızı ışık. Çağlar, aracında bekliyordu. Yanına bir araç hızla yaklaştı. Kapılar açılmadan mermiler havada uçuştu. Kafasına isabet eden iki kurşunla yere yığıldı. Yanında kardeşi Hakan da vardı. O, yaralandı. Ambulans hızla geldi, ama fayda etmedi. Challa, kurtarılamadı. Mücadele sona erdi. Savaşçı, kaybetti.</p>

<h3>BİR ÇOCUĞUN SUÇA DOĞUŞU</h3>

<p>Kreuzberg’in sokakları serttir. Her çocuk, zorlu bir yola doğar. Çağlar da bu çocuklardan biriydi. Henüz 8 yaşında uyuşturucu bataklığına saplandı. Çevresindeki tehlike her köşedeydi. Daha çocukken büyüdü. 14 yaşında ilk kez cezaevine girdi. Cezaevi, ona soğuk duvarların ardındaki acımasızlığı gösterdi. Ama o, güçlenerek çıktı. Çeteler kurdu, suç dünyasında adını duyurdu. Daha 19’unda, bir sürü suça bulaşmıştı. Geçmiş karanlıktı.</p>

<h3>DÖNÜŞÜM</h3>

<p>Cezaevindeyken düşünmeye başladı. Yıllar, onu olgunlaştırdı. Çıkışında suçtan uzaklaşmaya karar verdi. Bir daha o karanlık dünyaya dönmeyecekti. Müziğe ve dansa yöneldi. Şarkılarında hikayesini anlattı. Gençlere bir yol çizdi. Berlin’in arka sokaklarından yükselen bir ses oldu. Her zaman bir ışığı aradı.</p>

<p>Ama sokaklar onun asıl savaş alanıydı. Suç dünyasında kaybolan çocuklar için savaştı. Gençleri kurtardı, onlarla konuştu. Onların hikayelerine kulak verdi. Çetelerin kontrolüne düşenlere el uzattı. O, kurtuluşun simgesiydi.</p>

<h3>TEHLİKE YAKINDAYDI</h3>

<p>Ama bu kurtuluş, onu tehlikeye çekti. Çeteler, onun gençlere yardım etmesinden rahatsızdı. Challa, uyuşturucu satıcılarının işine engel oluyordu. Tehditler çoğaldı. Bir gün kaçırıldı. Çeteler ona işkence etti. Ama o direndi. Geri adım atmadı. Mücadeleyi bırakmadı. Çocuklar için savaşmaya devam etti.</p>

<p>Düşmanları çoğaldı. Eski dostları şimdi düşmanıydı. Suç dünyası onu hedef aldı. Çocuklara yardım edişi, çetelerin işini bozuyordu. Ve o gece, Berlin sokaklarında, savaş bitti. Challa öldü. Ama onun hikayesi yaşıyor. Kurtardığı gençler, geride bıraktığı iz, hala devam ediyor.</p>

<h3>MÜCADELENİN MİRASI</h3>

<p>Çağlar Budaklı, bir rapçiden öteydi. Bir savaşçıydı. Sokaklardan cezaevlerine, cezaevlerinden suç dünyasına karşı bir savaşa yürüdü. Çocuklar için savaştı. Onları kurtarmak için mücadele etti. Savaşı kaybetti belki, ama geride bıraktığı ilham, birçok genç için bir başlangıç oldu.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>WWW.NETTURK.COM.TR</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/berlinde-kanli-final</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Sep 2024 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/c-h-a-l-l-a01.png" type="image/jpeg" length="11311"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Mezarlıklar bile arandı!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/mezarliklar-bile-arandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/mezarliklar-bile-arandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong><u>NET TÜRK TV</u></strong></a></p>

<p>Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi. Tavşantepe Mahallesi. 8 yaşındaki Narin Güran kayboldu. 21 Ağustos’tan bu yana iz yoktu. Jandarma günlerdir arıyor. Mahalle mezarlığında arama yapılıyor. Yer altı görüntüleme cihazları kullanılıyor. Soruşturma savcısı çalışmaları yakından takip ediyor.</p>

<p>Narin’in amcası Salim Güran gözaltına alındı. Güran, Tavşantepe Mahallesi’nin muhtarı. Onun aracından alınan DNA örnekleri, Narin’in kıyafetlerindeki izlerle örtüştü. Bu gelişme büyük yankı uyandırdı. Salim Güran, "kasten öldürme" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından tutuklandı.</p>

<p>MEZARLIKTA ARAMALAR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aramalar 15. gününe ulaştı. Jandarma mahallede giriş-çıkışları kontrol altına aldı. Araçlar durduruluyor, kimlikler kontrol ediliyor. Mezarlık özellikle dikkatle inceleniyor. Yeni defnedilen mezarlar titizlikle araştırılıyor.</p>

<p>Bu sırada bir iddia daha ortaya çıktı. Murat Çınar Çatalca isimli bir benzin istasyonu çalışanı, sosyal medyada açıklama yaptı. O gün Narin’in amcasının arabasında olduğunu söyledi. Narin baygın haldeydi. Battaniyeye sarılıydı. Amca, istasyona gelip sadece ıslak mendil almıştı. Bu iddia büyük yankı uyandırdı.</p>

<p>MESAJLAŞMA DETAYLARI</p>

<p>HTS kayıtları incelendi. Kayıtlara göre, Salim Güran Narin’in annesiyle sürekli mesajlaşıyordu. Olay günü mesajlaşmalar daha yoğundu. Narin kaybolduktan 15-20 dakika sonra Salim Güran köyden hızla ayrıldı. Hiç kimseyle konuşmamıştı. Bu durum şüpheleri daha da güçlendirdi.</p>

<p>Salim Güran’ın aracında idrar, kan ve kusmuk izlerine rastlandı. Bu bulgular, olayın ciddiyetini artırdı. Ancak Güran suçlamaları reddetti. Narin’in arabaya binmediğini, araç kapıları açıkken belki de o sırada girmiş olabileceğini söyledi. Ama HTS kayıtları ve mesajlar bu iddiayı çürütüyordu.</p>

<p>Köydeki gerilim giderek arttı. Aramalar sürüyor, ama sonuç alınamıyordu. Halk tedirgindi. Narin hâlâ bulunamamıştı. Amca Salim Güran ise sessizliğini koruyor, suçlamaları reddediyordu.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/mezarliklar-bile-arandi</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/n-a-r-i-n.png" type="image/jpeg" length="58295"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Silah, bıçak, şiddet!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/silah-bicak-siddet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/silah-bicak-siddet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>2024’ün ilk 8 ayında 280 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun raporu bunu gösteriyor. Kadın cinayetleri hız kesmedi. Kadınlar savunmasız.</p>

<p>Ölümlerin çoğu kadınların evlerinde oldu. 162 kadın evlerinde öldürüldü. Kadınlar en güvenli yerlerinde bile savunmasız. 82 kadın kamusal alanda, 9 kadın iş yerinde öldürüldü. Güvende oldukları yer kalmadı.</p>

<p><strong>ÖLÜM NEDENLERİ&nbsp;</strong></p>

<p>Kadınların 153’ü ateşli silahlarla öldürüldü. 60 kadın kesici aletlerle öldürüldü. Silahlar kolay erişilebilir. Cinayetler vahşi.</p>

<p>134 kadın evliydi. 73’ü bekâr. 41 kadının medeni durumu bilinmiyor. Evli ya da bekâr fark etmiyor. Kadınlar her yerde risk altında.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ağustos’ta 31 kadın öldürüldü. 4’ü boşanma veya ayrılma aşamasında öldürüldü. 14 kadın evlerinde, 12 kadın kamusal alanda öldü. Ölüm silahlarla ve bıçaklarla geldi.</p>

<p><strong>YASALAR VE TEDBİRLER YETERSİZ</strong></p>

<p>Mevcut yasalar yeterli değil. Tedbirler de. Kadınlar korunamıyor. Şiddet devam ediyor. Toplumda cinsiyet eşitsizliği derin. Kadınlar ölüyor, yasalar yetersiz kalıyor.</p>

<p>Kadın cinayetlerinde İstanbul başı çekiyor. Onu Ankara ve İzmir takip ediyor. Büyük şehirler kadınlar için tehlikeli. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da da cinayetler yoğun. Diyarbakır, Şanlıurfa ve Van öne çıkıyor.</p>

<p>Konya ve Kayseri’de kadınlar öldürülüyor. Akdeniz’de Antalya ve Adana’da cinayetler var. Cinayetlerin çoğu ev içi şiddet kaynaklı.</p>

<p>Karadeniz’de Samsun ve Trabzon, Marmara’da Kocaeli ve Bursa kadın cinayetlerinin sık yaşandığı iller. Kadınlar kamusal alanda da öldürülüyor.</p>

<p>Her bölge tehlikeli. Kadınlar her yerde öldürülüyor. Büyük şehirler ve doğu bölgeleri öne çıkıyor. Kadına yönelik şiddet her geçen gün artıyor.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/silah-bicak-siddet</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/kadin2-2.png" type="image/jpeg" length="63171"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Ölüm aldı götürdü!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/olum-aldi-goturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/olum-aldi-goturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Olay, Ordu'nun Saray Mahallesi'nde Gazi İlkokulu'nun bahçesinde yaşandı. O sabah, minik elleriyle annesinin elinden tutmuştu Miray. Uyum haftasıydı, hayatının en heyecanlı günü. Yedi yaşındaydı, dünyayı tanımaya, öğrenmeye hazır bir çocuktu. Küçük adımlarıyla okul bahçesine ilk kez adım atıyordu. Ama o adımlar, onun son adımları oldu. Öğretmen Banu Kaya, aracını okul bahçesine park etmeye çalışıyordu. Miray’ı fark edemedi. Çarpma anı, saniyeler sürdü. Ama o saniyeler, bir aileyi, bir okulu ve bir şehri yasa boğmaya yetti.</p>

<h3>OLAY NASIL GERÇEKLEŞTİ?</h3>

<p>Banu Kaya, o günkü gibi rutin bir günde, arabasını her zaman park ettiği yere sürüyordu. Okul bahçesi, çocuklarla doluydu. O sırada Miray, arkadaşlarına doğru koştu. Anne Eda Arslan, bir an kızının elini bırakmıştı. Banu Kaya, park ederken küçük kızı fark edemedi. Aracın altında kaldı Miray. Her şey bir anda olmuştu. Bahçedeki insanlar çığlık attı. Annesi çaresizce bağırdı. Hemen ambulans çağrıldı. Küçük bedeni ağır yaralıydı. Hastaneye kaldırıldı. Ama doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamadı.</p>

<h3>KÜÇÜK MİRAY’IN HAYALLERİ</h3>

<p>Miray, altı yaşındaydı. Tüm çocuklar gibi hayat doluydu. Her sabah kalktığında dünyayı keşfetmek için heyecanla uyanıyordu. Okula başlamayı sabırsızlıkla beklemişti. Günlerdir yeni aldığı çantasını defalarca açıp kapatıyor, kırtasiye malzemeleriyle oynuyordu. Anne ve babası, onun bu heyecanına ortak olmuştu. Aile arasında Miray, hep neşesiyle anılırdı. Renkli kalemlerle resim yapmayı, hayallerini çizmeyi severdi. Geleceğe dair ilk hayalleri bile vardı. "Büyüyünce öğretmen olacağım," derdi. Ama o hayaller, artık sadece ailesinin hatıralarında kaldı. Yaşanamamış bir hayat, tamamlanmamış hayaller...</p>

<h3>BANU KAYA’NIN PİŞMANLIĞI</h3>

<p>Banu Kaya, yıllardır bu okulda görev yapıyordu. Öğrencilerini hep sevgiyle karşılamış, onların gelişimlerine katkı sağlamak için çabalamıştı. Ama o gün, hayatında geri dönülmez bir hata yaptı. Kazanın hemen ardından emniyete götürüldü. Orada, gözleri dolu, bitkin bir halde ifadesini verdi:<br />
<em>"Onu görmedim. Aracımı park etmeye çalışıyordum. O an neler olduğunu anlamadım. Onu fark ettiğimde artık çok geçti. Kendimi affedemiyorum. O aileye nasıl bir acı verdiğimin farkındayım. Bu acıyla nasıl yaşarım, bilmiyorum."</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahkemede de aynı üzüntüyü tekrar etti. Kaza anını anlatırken gözyaşlarını tutamadı:<br />
<em>"Küçük bir çocuğun hayatını kaybetmesine neden oldum. Bu acı hep içimde olacak. Kendimi cezalandırdım. Vicdan azabı çekiyorum."</em></p>

<p>Mahkeme, tutuklanmasına karar verdi. Hakim, Kaya’nın dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet verdiğini belirtti. Artık o da bir başka hayal kırıklığıyla yaşayacaktı. Kendi hayatı da değişmişti. Bir çocuğun ölümü, onun da hayatını altüst etmişti.</p>

<h3>AİLENİN ACI DOLU BEKLEYİŞİ</h3>

<p>Hastaneye kaldırılan küçük Miray’ın durumu kritikmiş. Babası Yakup, annesi Eda, hastane koridorlarında dualarla beklemiş. Ama umutlar tükendiğinde doktorlar, acı haberi vermiş. Aile yıkılmış. O an, hiçbir sözün anlamı kalmamış. O an, bir babanın dünyası kararmış. O an, bir annenin kalbi paramparça olmuş.</p>

<p>İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Fatih Vargeloğlu ve Altınordu İlçe Milli Eğitim Müdürü Onur Bekyürek, hemen hastaneye gitmiş. Aileye destek olmaya çalışmışlar. Ancak acının ağırlığı, hastane odasına çökmüş. Hiçbir şey, onların acısını hafifletememiş.</p>

<h3>GÜVENLİK ZAFİYETİ VE SORUŞTURMA</h3>

<p>Kazanın ardından soruşturma başlatıldı. Bahçede araç trafiği olup olmaması tartışılıyor. Veliler tepkili. "Neden okul bahçesine araç giriyor?" diye soruyorlar. Bu kaza, birçok soruyu da beraberinde getirdi. Okul bahçelerindeki güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu konuşuluyor. Bu kazanın ihmalle gerçekleşip gerçekleşmediği inceleniyor. Bahçelerde güvenlik zafiyetine dair sesler yükseliyor. Veliler, daha fazla önlem alınmasını talep ediyor.</p>

<p>Ancak artık bu önlemler Miray’ı geri getirmeyecek. Küçük beden toprağa verilecek. Hayat bir daha asla eskisi gibi olmayacak. Bir çocuk hayata gözlerini yumdu. Geride acılar, pişmanlıklar, sorular kaldı.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/olum-aldi-goturdu</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Sep 2024 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/melek.png" type="image/jpeg" length="77835"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Bir okul bahçesi!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/bir-okul-bahcesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/bir-okul-bahcesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p><strong>ORDU </strong>Altınordu'nun Saray Mahallesi’nin o sakin sabahı, hafif esen bir rüzgarın eşliğinde uyanıyordu. Çocukların okula gelişinin heyecanı, o gün biraz daha farklıydı. Uyum haftası başlamıştı, minikler yeni sınıflarına, öğretmenlerine ve arkadaşlarına alışacaklardı. Her biri, okula gelmenin heyecanıyla dolup taşmış, anne ve babalarının ellerine sımsıkı sarılmıştı. Fakat o sabahın sevinci, beklenmedik bir anda kederle yer değiştirdi.</p>

<p>SABAHIN SESSİZLİĞİNE DÜŞEN ÇIĞLIK</p>

<p>Gazi İlkokulu-Ortaokulu’nun bahçesine doğru ilerleyen bir araç, belki de kimse için tehlike arz etmeyen sıradan bir nesneydi. Ancak o gün, o direksiyonun başında olan öğretmen Banu K., bir anlık dalgınlıkla neyin geldiğini fark edemedi. Araç, hızla ilerleyip, oyun oynayan ya da sadece koşuşturan minik öğrencilerin yanına kadar geldi. Ve o an, 7 yaşındaki Miray Arslan’a çarptı. Bir okul bahçesinde yaşanan bu kazanın ardından geriye kalan sessizlik, ölümün acı fısıltısı gibiydi.</p>

<p>HASTANE KORİDORLARINDAKİ UMUTSUZ BEKLEYİŞ</p>

<p>Küçük Miray, hemen Ordu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldü. Acil servisin soğuk duvarları, anne Eda ve baba Yakup Arslan’ın çaresiz bekleyişine tanıklık etti. Her geçen saniye, içlerindeki umudu biraz daha eritiyordu. Doktorların müdahalesi sürerken, ailenin duaları da yükseliyordu. Ama bazen hayat, en çaresiz anlarda bile acımasız olabilir. Miray, hayatının baharını yaşayacağı günler yerine, kara toprağa düşecek kadar kısa bir ömür yaşadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BİR MAHALLEYİ SARSAN ACI HABER</p>

<p>Olayın duyulmasıyla birlikte, Ordu’nun her köşesine derin bir sessizlik çöktü. Miray’ın vefatı, sadece ailesini değil, tüm mahalleyi yasa boğdu. Ordu İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Fatih Vargeloğlu ve Altınordu İlçe Milli Eğitim Müdürü Onur Bekyürek, hastaneye geldiklerinde bu büyük acıyı paylaşmak için oradaydılar. Ancak hiçbir başsağlığı dileği, bu derin yaranın izlerini silemeyecekti. Bu kaza, herkesin yüreğine bir kor gibi düştü, unutulması imkansız bir yara açtı.</p>

<p>ÖĞRETMENİN KADERİNİ DEĞİŞTİREN O AN</p>

<p>Öğretmen Banu K., belki de o sabah okula gelmeden önce hayatının en normal günlerinden birini yaşıyordu. Ancak o an, tüm hayatını değiştirdi. Bir anlık dikkatsizlik, hem küçük bir çocuğun hem de onun geleceğini kararttı. İfadesi alınmak üzere emniyete götürülen Banu öğretmenin gözlerinden dökülen yaşlar, belki de yaşananların ağırlığını ifade ediyordu. Bu olay, onun için bir yaşam boyu taşıyacağı bir yük olacaktı.</p>

<p>ACININ DERİNLEŞTİĞİ BİR OKUL BAHÇESİ</p>

<p>Gazi İlkokulu-Ortaokulu’nun bahçesi, bundan sonra hep bu acı olayı hatırlatacak. Çocukların neşesiyle dolup taşan bu alan, artık Miray’ın anısıyla yaşayacak. O küçük kızın hatırası, sadece ailesinin değil, okulun her köşesinde yankılanacak. Bir okul bahçesinde başlayan hayat, yine bir okul bahçesinde son buldu. Geriye ise yalnızca acının derin izleri kaldı.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/bir-okul-bahcesi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Sep 2024 23:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/01-10.png" type="image/jpeg" length="42782"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Narin hala bulunamadı!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/narinin-amcasi-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/narinin-amcasi-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Narin’in kayboluşu, köyün yüreğinde derin bir yara açtı. O gün, Kur'an kursundan çıkıp her zamanki gibi eve döneceği düşünülüyordu. Küçük kızın annesi, gözleri yolda, elinde işini gücünü yaparken kızının kapıdan girmesini bekliyordu. Ama güneş battı, gölgeler uzadı, köy sessizliğe büründü; Narin'den tek bir iz yoktu.</p>

<p>AİLENİN UMUTSUZ ARAYIŞI VE JANDARMANIN HAREKETE GEÇİŞİ</p>

<p>Aile, kızlarını ilk önce kendi imkanlarıyla aradı. Köyün dört bir yanına seslendiler, dağlara, taşlara, “Narin!” diye yankılandı sesleri. Ama yanıt gelmedi. Arif Güran, daha fazla dayanamadı ve soluğu jandarmada aldı. İçindeki korku, artık dayanılmaz bir hal almıştı. Jandarma hemen harekete geçti, köyün üstüne sessizce çöken karanlığı delmek için yola koyuldular.</p>

<p>GENİŞLEYEN ARAMALAR VE SONUÇSUZ ÇABALAR</p>

<p>Arama ekipleri, köyün her noktasına yayıldı. Bağlar Jandarma Komutanlığı'ndan, Asayiş Komando Bölük Komutanlığı'na kadar herkes seferber olmuştu. Jandarma Özel Harekat timleri, suç araştırma ekipleri, istihbarat birimleri, köpek iz takip timleri, su altı arama kurtarma ekipleri… Hepsi, küçücük bir iz bulmak için uğraşıyordu. Fakat aranan her taşın altı, bakılan her köşe, sadece sessizliğini koruyordu.</p>

<p>KAYITLARDAKİ SON GÖRÜNTÜ VE KAYIP UMUTLAR</p>

<p>Aramalar genişledikçe, köy halkı da umutlarını yavaş yavaş yitirmeye başladı. Narin’in kaybolduğu saatlerde yoldan geçen 150 araç sorgulandı, köydeki evler tarandı, köye giren çıkan her araç didik didik arandı. Sonuç? Yine bir şey yoktu. On binlerce araç arandı, yüzlerce insanın ifadesine başvuruldu, ama Narin’in izi yoktu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonra, okulun güvenlik kamerası görüntüleri çıktı ortaya. Narin, o son anlarında dört arkadaşıyla birlikte yürüyordu. Gözlerindeki neşeyi kaybetmemişti, adımları hafifti. Ama bir köşeden ayrıldı ve yalnız başına tepe yoluna saptı. O andan sonra, Narin’i gören olmadı.</p>

<p>YANLIŞ İPUÇLARI VE ARTAN UMUTSUZLUK</p>

<p>Aramalar sürdü, ama günler ilerledikçe umutlar azaldı. 22 Ağustos’ta, Güran ailesinin evine 3 kilometre mesafede bir çocuk terliği bulundu. 28 Ağustos’ta ise 2 kilometre mesafede bir terlik daha bulundu. Her iki terlik de Narin’e ait değildi. Bulunan bu izler, sadece ailenin umutsuzluğunu arttırdı. Umut, yeniden kırıldı.</p>

<p>AĞABEYİN GÖZALTINA ALINMASI VE ŞÜPHELER</p>

<p>Soruşturma sırasında, Narin’in ağabeyi E.G., kolundaki ısırık izleri nedeniyle gözaltına alındı. İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda yapılan incelemede, izlerin Narin'e ait olup olmadığı tespit edilemedi ve E.G. serbest bırakıldı. Fakat köy halkı, bu izler üzerinde fısıltılarla konuştu. Herkesin kafasında aynı soru vardı: Narin’in başına ne gelmişti?</p>

<p>AMCANIN TUTUKLANMASI VE KÖYDEKİ ŞOK</p>

<p>Ardından, Narin’in amcası S.G. gözaltına alındı. S.G., köyün muhtarıydı, saygı duyulan bir adamdı. Fakat aracından alınan DNA örnekleri, Narin’in kıyafetlerindeki DNA örnekleriyle eşleşiyordu. Köylüler, bu soğuk gerçekle yüzleşirken, aralarından birinin böyle bir şüpheyle karşı karşıya kalması, köydeki huzuru tamamen bozdu.</p>

<p>S.G., jandarmadaki işlemlerinin ardından zırhlı araçla adliyeye sevk edildi. Adliye önünde toplanan köylüler, nefeslerini tutmuş, olacakları bekliyordu. Tutuklanma talebiyle mahkemeye çıkarıldı ve mahkeme, “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” ve “kasten öldürme” suçlarından onu tutukladı. Köy, bu kararla bir kez daha sarsıldı.</p>

<p>NARİN’İN KAYBOLUŞUNUN GERİDE BIRAKTIĞI YARA</p>

<p>Narin’in kayboluşu, sadece bir kız çocuğunun kaybolması değil, aynı zamanda bir köyün masumiyetini kaybetmesiydi. Gözaltındaki amca S.G., Narin’in kaybolduğu günleri, ailesiyle düğün davetiyesi dağıtmakla geçirdiğini savunuyordu. Ama arabasında bulunan DNA, bu savunmayı zayıflatıyordu. Arabasına Narin’i hiç bindirmediğini, DNA'nın nasıl oraya karıştığını bilmediğini söylüyordu. Fakat köyde artık kimse kolay kolay inanmıyordu.</p>

<p>SORUŞTURMA DERİNLEŞİYOR, KÖYDEKİ BELİRSİZLİK ARTIYOR</p>

<p>Soruşturmada başka detaylar da ortaya çıkmaya başladı. S.G.'nin, Narin'in kaybolduğu gün aracının PTS kayıtlarının neden kesildiği soruldu. O da, o gün çocukları başka bir köye götürdüğünü, sonra tarlalarına döndüğünü söyledi. Ama bu cevap, köydeki sessiz fısıltıları susturmadı.</p>

<p>En acısı ise, Narin’in babası Arif Güran’ın içinde yaşadığı o derin kuşku ve acıydı. Kardeşi tarafından tehdit edildiği iddiaları sorulduğunda, S.G. böyle bir şey olmadığını söyledi. Ama Arif Güran, Narin’in kayboluşuyla birlikte bir babanın yaşayabileceği en büyük acıyı yaşıyordu. Bu acının sorumlusu kimdi? Amca mı? Başka biri mi? Cevapsız kalan sorular, köydeki her adımda yankılandı.</p>

<p>KÖYÜN HAFIZASINDAKİ UNUTULMAZ YARA</p>

<p>Narin hâlâ kayıp. Köydeki herkes, o küçücük kızın başına ne geldiğini merak ediyor. Herkes, kendi yüreğinde Narin’in başına bir şey gelmemesi için dua ediyor. Fakat her gün geçen zaman, umutları biraz daha tüketiyor. Köy, Narin’in kayboluşuyla bir daha asla eskisi gibi olmadı. Yüreklere kazınan bu acı, belki de hiç silinmeyecek.&nbsp; Narin’in kayboluşu, köyün hafızasında unutulmaz bir iz olarak kalacak.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/narinin-amcasi-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Sep 2024 18:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/narin-son.png" type="image/jpeg" length="40980"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Karanlıkta Kalanlar]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/karanlikta-kalanlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/karanlikta-kalanlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Muğla’nın dar sokaklarında bir sessizlik vardı. Sabahın erken saatleri, kuşların bile ötmeyi unuttuğu o vakitlerden biriydi. Menteşe’nin dar sokakları, daha önce bu kadar sessiz olmamıştı. Herkes, içinden bir şeyler fısıldıyor gibiydi; öfke, korku, pişmanlık… Hepsi bu küçük kasabanın üstünde ağır bir bulut gibi asılıydı.</p>

<p><img align="left" alt="" height="266" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/08/katil-1.jpg" width="496" />M.K. o sabah bir gölge gibi ilerledi sokaklarda. Elleri cebinde, başı öne eğik, ama adımlarında bir tereddüt vardı. Bir gün önce yaşananlar, onun aklını ve ruhunu kemiren bir yılan gibi, durmaksızın dolaşıyordu zihninde. <strong>"Kıskançlık,"</strong> dedi kendi kendine, "Beni bu hale getiren bu duygu." Ama bu kelimenin içindeki boşluğu, yaşananların ağırlığını açıklamaya yetmiyordu.</p>

<p>Orhaniye Mahallesi'nde, bir park yeri. Sessizce duran bir otomobilin içinde başlayan bir tartışma. Kelimeler yükseldi, sesler titredi, gözler doldu. M.K.'nin elleri, Senem’in üstüne yürürken, bıçak bir an olsun elinde hafifledi. O an, sanki zaman durmuş, hayat bir saniye geriye sarılmış gibi hissetti. <strong>"Yapma!"</strong> diye haykırdı içindeki ses, ama çok geçti. Senem'in bedenine inen bıçak darbeleri, hem onun hem de Senem'in hayatlarını sonsuza dek değiştirdi.</p>

<p><img align="left" alt="" height="515" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/08/11-5.png" width="493" />Bir an, M.K.'nin zihni boşaldı. Her şey bir sessizliğe büründü. Sadece Senem'in derin nefesleri ve sonra o korkunç sessizlik… Kadının gözlerindeki hayat ışığı sönerken, M.K. kendini bir anda o sokakta yalnız hissetti. <strong>"Kaçmalıyım,"</strong> diye düşündü, "Buradan hemen uzaklaşmalıyım." Koştu, ama adımlarını kontrol edemiyordu. Nereye gittiğini bilmeden, sadece gitmek istiyordu.</p>

<p>Ormanlık alana sığınmıştı, nefesi kesik kesikti. Kalbi, göğsünde deli gibi çarpıyordu. İçinde, hiç bitmeyecek bir kaçış hissi vardı. Ama kaçmak, asla çözüm değildi. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri kısa sürede onu buldu, ellerinde kelepçelerle. <strong>"Bu, benim hikayemin sonu,"</strong> diye düşündü, ama bu sadece başlangıçtı. Hayatının geri kalanı, bir hücrede geçecekti. Dışarıda bıraktığı o karanlık gecede, bir daha gün ışığı göremeyecekti.</p>

<p>Bu sırada Senem K.’nin cenazesi, Menteşe'nin Kurşunlu Camisi'ne getirildi. Bir avuç kadın, cenaze töreninde birbirlerine destek oluyordu. Tabutun etrafında bir koruma duvarı ördüler, erkeklerin yaklaşmasına izin vermediler. Senem’in son yolculuğunda, bir kadının gözyaşları diğerinin yanaklarına karışıyordu. Hepsi aynı acıyı paylaşıyordu; kaybettikleri sadece bir arkadaş, bir eş, bir anne değil, aynı zamanda hayatlarının bir parçasıydı.</p>

<p>Tabutu omuzladıklarında, her adımda bir ağırlık hissediliyordu. Kadınlar, Senem’in ruhunu da birlikte taşır gibi yürüdüler. Adımlar yavaş ama kararlıydı. Şehir Yeni Mezarlığı'na doğru ilerlerken, her biri içlerindeki kırık kalbi de taşıyor gibiydi. <strong>"Artık yalnız değilsin Senem,"</strong> diye mırıldandı biri, "Biz hep buradayız."</p>

<p>Cenaze töreninde, kadınların içindeki sessiz çığlıklar yankılandı. Her biri, hayatta kalmanın zorluğunu, kaybetmenin acısını ve bir daha asla aynı olmayacaklarının farkındalığını hissetti. M.K.'nin geride bıraktığı boşluk, sadece bir kişinin değil, bir topluluğun ruhunda derin yaralar açmıştı.</p>

<p>Muğla'nın sessiz sokaklarında, herkes bir şekilde bu trajedinin izlerini taşıyordu. M.K., bir zamanlar Muğla Büyükşehir Belediyesi'nde ambulans şoförüydü. O kadar hayat kurtarmıştı ki, ama kendi karanlığına yenik düşmüştü. <strong>"Beni bu hale getiren şey neydi?"</strong> diye düşündü defalarca. Her cevap, daha derin bir soruya dönüşüyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şimdi, bir cezaevi hücresinde, duvarların arasında sıkışıp kalmış, Senem'in yüzü her gece rüyalarına giriyordu. Her gece, o korkunç anı yeniden yaşıyor, her gece yeniden kaybediyordu. Kaçış yoktu, kurtuluş yoktu. Sadece kendi karanlığıyla yüzleşmek vardı. Ve M.K., o karanlıkta sonsuza kadar kaybolmuştu.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/karanlikta-kalanlar</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Aug 2024 19:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/katil.png" type="image/jpeg" length="86306"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Yok oldu!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/narinin-pesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/narinin-pesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran’ın kaybolmasıyla ilgili arama çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. 21 Ağustos'ta Kur'an kursuna gitmek üzere evinden çıkan Narin’den halen bir haber alınamazken, arama çalışmaları ve soruşturma süreci genişletilmiş durumda.</p>

<p>Son olarak, Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Selçuk Yıldırım, arama çalışmalarında önemli bir ilerleme kaydedildiğini duyurdu. “Çember çok daraldı,” diyen Yıldırım, elinde bulunan önemli delillerle Narin’i bulacaklarını belirtti. Yıldırım, ekiplerin gece gündüz demeden çalıştığını ve umutlarının Narin’i sağ olarak bulmak yönünde olduğunu ifade etti.</p>

<p>Arama çalışmalarında dikkat çeken bir diğer gelişme ise Kur’an kursu imamının evinin aranması oldu. İddiaların odağındaki imamın evi, genişletilen arama çalışmalarının bir parçası olarak incelendi. Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, ifadelerine başvurulan kişiler arasında imamın da bulunduğunu ve çeşitli evlerin arandığını açıkladı. Jandarma, AFAD ve Dicle Üniversitesi Arama Kurtarma (DÜAK) ekipleri, sulama kanalları, dere yatakları, tarlalar ve boş evlerde kapsamlı aramalar yaptı. Eğertutmaz Deresi’nde başlatılan yeni arama çalışmaları, iş makineleriyle deredeki birikintilerin temizlenmesi ve su seviyesinin düşürülmesiyle devam etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu gelişmeler, Narin’in bulunması için yapılan çabaların ne kadar kapsamlı olduğunu gösteriyor. Ancak her şeyin ötesinde, bu trajedi sadece küçük bir kızın kaybolmasıyla sınırlı değil. Aynı zamanda bir toplumun, kaybolan umutlarının ve yüzleşmek zorunda kaldığı karanlıkların da bir yansıması. Bölge halkı, Narin’in bulunması için yetkililerden yardım beklerken, anne Yüksel Güran’ın yalvaran sesi tüm Türkiye’nin yüreklerine işledi. “Kim kızımı tutmuşsa, bir köşeye, bir hastaneye, bir caddeye bıraksın. Ben bir şey istemiyorum, Türkiye’den yalvarıyorum, kızımı bulsunlar,” diyerek yardım çağrısını yineledi.</p>

<blockquote>
<p><strong>Bu Çocuklar Nerede?</strong></p>

<p>Narin Güran’ın kaybolması, akıllara Tokat’ta yıllar önce kaybolan Dursun Kağan Taşçı ve Evrim Atış’ı getirdi.</p>

<p>,Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde kaybolan Narin Güran’ın durumu, Tokat’ta farklı tarihlerde kaybolan iki çocuğun hikayesini yeniden gündeme getirdi.</p>

<p>2015 yılında Reşadiye ilçesinde kaybolan Dursun Kağan Taşçı ve 2018 yılında Turhal ilçesinde kaybolan Evrim Atış’tan yıllardır haber alınamıyor.</p>

<p>Dursun Kağan'dan 3 bin 165 gündür, Evrim'den ise 2 bin 242 gündür haber alınamıyor.</p>

<p>25 Nisan 2018 tarihinde Reşadiye ilçesi D-100 karayolu Dokuzdolanbaç Köprüsü yakınlarında meydana gelen kazada, aracının 20 metre yükseklikten Kelkit Çayı'na yuvarlanması sonucu suda kaybolan 2 çocuk babası muhtar Ayhan Cebe için arama çalışmaları yapılmıştı.</p>

<p>İki hafta süren çalışma sonucunda, içerisinde çorap ve insan kemiği kalıntılarının bulunduğu bir çocuk ayakkabısı bulunmuş, kemik parçalarının 29 Aralık 2015 tarihinde kaybolan Dursun Kağan Taşçı ile 10 yaşındaki Bayram Erol’a ait olma ihtimali değerlendirilmişti.</p>

<p>DNA testi sonucunda kemik kalıntılarının Bayram Erol’a ait olduğu belirlenmiş, ancak Dursun Kağan Taşçı’nın izine rastlanılmamıştı. Üzerinden 3 bin 165 gün geçmesine rağmen Dursun Kağan Taşçı hala bulunamadı. Evrim Atış’tan ise 6 yıl 1 ay ve 18 gündür haber alınamıyor.</p>
</blockquote>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/narinin-pesinde</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Aug 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/kayip.png" type="image/jpeg" length="65776"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Kuşadası'nda ölü bulundu]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/kusadasinda-olu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/kusadasinda-olu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in eski yakın koruması Mahir Mammadov (50), Türkiye'nin Aydın iline bağlı Kuşadası ilçesindeki bir otelde ölü olarak bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>OLAY NASIL OLDU?</p>

<p>Mammadov, eşi Kemale Mammadov ve oğlu ile birlikte 24 Ağustos 2024 tarihinde Kuşadası'na tatil için geldi. Kadınlar Denizi Mahallesi'nde bulunan beş yıldızlı bir otelde konaklayan aile, tatilin üçüncü gününde sabah kahvaltısının ardından odalarına çekildi. Eşi ve oğlu, odadan ayrıldıktan sonra döndüklerinde Mammadov'u hareketsiz halde buldular ve durumu otel yetkililerine bildirdiler.</p>

<p>İNCELENİYOR!</p>

<p>Otele gelen 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri, Mammadov'un yaşamını yitirdiğini tespit etti. Olay yeri inceleme ekipleri, odada herhangi bir dış müdahale izine rastlamadı. Ancak, ölüm nedenine dair kesin bilgi edinilemedi.</p>

<p>CİNAYET İHTİMALİ</p>

<p>Mammadov'un ölümüyle ilgili cinayet ihtimali değerlendiriliyor. Polis, olayın arka planını, otel güvenlik kameralarını ve tanık ifadelerini inceleyerek dış müdahale olup olmadığını araştırıyor. Oda içindeki izler ve diğer detaylar, cinayet ihtimalini belirlemek için değerlendiriliyor.</p>

<p>OTOPSİ VE OLASI NEDENLER</p>

<p>Mammadov'un kesin ölüm nedeni, İzmir Adli Tıp Morgu'nda yapılacak otopsi ile belirlenecek. Otopside, kalp krizi, ani hastalıklar veya diğer sağlık sorunları gibi olası nedenler değerlendirilecek. Otopsi ve soruşturma sonuçları, ölüm nedenini netleştirecek.</p>

<p>Mahir Mammadov, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in yakın korumalığını yapmış ve son yıllarda görevinden ayrılmıştı. Tatil amacıyla Kuşadası'na gelen Mammadov'un ölümü, yetkililer tarafından kapsamlı bir şekilde araştırılmakta. Olayın ardından otelin diğer konukları ve personeliyle de görüşmeler yapılmaktadır.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ, SORU'YORUM</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/kusadasinda-olu-bulundu</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Aug 2024 23:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/aliyev.png" type="image/jpeg" length="73783"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Gölgedeki Karanlık]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/golgedeki-karanlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/golgedeki-karanlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Balıkesir'in sessiz bir mahallesinde, güneş yavaşça batarken huzur, korkunun gölgesine dönüştü. Gönen’deki Karşıyaka Mahallesi’nde, gökyüzü ve yer arasında asılı kalan son ışıklar, evlerin üzerinde sönük bir huzur bulutuna dönüştü. Ancak bu sessizliğin arkasında, trajedinin kapıları aralanmıştı.</p>

<p>18 yaşındaki Eylem Sevilen, sabah evinden ayrıldığında, herkes onun bir doğum günü partisinde eğleneceğini düşünüyordu. Annesi Hafize Sevilen, kızının eve dönmemesi üzerine endişelendi ve gece ilerledikçe bu endişe yerini korkuya bıraktı. Eylem’in telefonlarına cevap vermemesi ve haber alamamaları, Hafize’nin kalbini ağır bir yükle doldurdu.</p>

<p>Karanlık çökmüş, gecenin sessizliği evin içine yansıdığında, bir aile yakını tesadüfen evdeki kanepede hareketsiz yatan Eylem’i fark etti. Aniden basılan çığlıklar, polisi harekete geçirdi. Sağlık ekipleri geldiklerinde, genç kızın yaşamını yitirdiğini belirlediler. Kısacık bir hayatın son bulduğu bu an, evin içinde bir veda yeri oluşturdu.</p>

<p>Polis, olayın araştırılması sırasında baba Murat Sevilen’in şüpheli davranışlarını fark etti. Gözaltına alınan Murat Sevilen, sorgulamalar sırasında kan dondurucu bir itirafta bulundu. Kızının bir arkadaşının doğum gününe gitmesi ve bir erkek arkadaşının olmasından duyduğu şüpheler, Murat’ın içindeki öfke ve kıskançlık duygularını ateşle buluşturmuştu. Kızını, kendi elleriyle boğarak öldürdüğünü itiraf etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hafize’nin gözleri, kızı Eylem’in genç yaşta kaybının acısıyla dolu bir denizde kaybolmuştu. Mahalle sakinleri, bir zamanlar hayat dolu olan bu genç kızın ölümünün yarattığı derin boşlukla karşı karşıya kaldılar.</p>

<p>Murat Sevilen, adli işlemlerinin ardından nöbetçi hakimlik tarafından tutuklandı. Eylem’in cenazesi, son yolculuğuna hazırlanmak üzere hastane morguna kaldırıldı. Bu trajik olay, sadece bir ailenin değil, tüm mahalle halkının kalbinde derin yaralar açtı. Gölgedeki bu karanlık, her birinin hayatında bir iz bırakacak ve yüreklerde yıllarca silinmeyecek bir acı olarak kalacak.</p>

<h3><u><strong>www.netturk.com.tr</strong></u></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GERÇEK'HİKAYE, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/golgedeki-karanlik</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Aug 2024 23:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/baba-2.png" type="image/jpeg" length="29986"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Kim neden yakıyor?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/kim-neden-yakiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/kim-neden-yakiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yangınlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Yumaklı: Son "5 yangından bir tanesi kontrol altına alındı. Perşembe günü sabahtan bu saate kadar 247 yangına müdahale edildi, bunlardan 241'i kontrol altına alındı” dedi.</p>

<p>Bakan Yumaklı'nın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: "İzmir'de Karşıyaka Yamanlar yangınının kontrol altına alındığı bilgisini vermiştik ve o saatten itibaren beş yangının aktif olarak devam ettiğini söylemiştim. Bunlardan birincisi İzmir Menderes'teki Tahtalı Barajı'nın her iki yanında da devam eden yangın idi. Bunun enerjisinin düşürüldüğünü söylemiştim. Aynı şekilde arkadaşlar müdahaleye devam ediyorlar. Ancak arazinin çok sarp kayalık ve ulaşılma sorunu sebebiyle farklı yollardan ulaşarak, yollar açarak birbiri peşine hortumlar ekleyerek buraya ulaşıyorlar. Müdahaleler devam ediyor.</p>

<p>*. *&nbsp; *</p>

<p>Türkiye günlerdir orman&nbsp;yangınlarıyla mücadele ediyor. İzmir, Bolu ve Aydın alevlerin en çok yayıldığı yerler olurken Muğla ve Manisa’nın da aralarında bulunduğu 5 bölgede yaklaşık 4 bin kişi tedbir amacıyla tahliye edildi.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Muğla Milas yangınının kontrol altına alındığını dün İzmir Menderes ve Karaburun ile Uşak Eşme’de çıkan üç yangınla birlikte 8 bölgede aktif yangının sürdüğünü, İzmir Karşıyaka Yamanlar, Manisa Gördes, Bolu Göynük ve Karabük Ovacık’taki yangınların enerjisinin düşürüldüğünü açıkladı. Yumaklı, İzmir Yamanlar’da perşembe günü başlayan, Bayraklı ile Çiğli ilçesindeki ormanlık alanlara ve yerleşim yerlerine kadar ulaşan yangının bir vadi içine sıkıştığını, şehri tedirgin edecek bir durumun kalmadığını, mücadelenin sürdüğünü belirtti. Yumaklı, Karşıyaka’daki orman yangınının piknik yapan kişilerin yaktığı ateşten çıktığını, Ödemiş’teki yangını ise iki çocuğun otluk alanda sigara içerken çıkardıklarını kaydetti.</p>

<p>1600 HEKTAR ETKİLENDİ</p>

<p>Vatandaşları uyaran Yumaklı şunları söyledi: “İzmir’de komp- le etkilenen alan 1600 hektar. Bizi zorlayan aslında meteorolo- jik şartlar. Bütün vatandaşlarımızı uyarıyoruz. Açık alanda bir kibrit bile çakmayın, pikniklerde mangal yakmayın, izmaritleri yere atmayın. Eylül’ün 15’ine kadar alarm durumumuz devam ediyor.”</p>

<p>7 GÖZALTI, 2 TUTUKLAMA</p>

<p>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ise 15-17 Ağustos tarihleri arasında ülke genelinde 19 orman yangını çıktığını, İzmir’de 7 kişinin gözaltına alındığını, Bolu’da 2 kişinin tutuklandığını açıkladı. Bolu’daki yangının anız yakılmasının ardından çıktığı belirtildi.</p>

<p>TSK’DAN 13 HELİKOPTER</p>

<p>Söndürme çalışmalarına Milli Savunma Bakanlığı (MSB) da helikopter desteği veriyor,&nbsp;MSB’den yapılan açıklamada “Toplam 13 helikopter ile İzmir, Aydın ve Bolu’daki yangınları söndürme çalışmalarına destek sağlamayı sürdürüyoruz” denildi.</p>

<p>İZMİR: ÇARESİZLİĞİ HİSSETTTİK</p>

<p>Bayraklı ilçesi Onur Mahallesi’nde evi yanan vatandaşlardan Elmas Çetin (68), tüm eşyalarının yandığını belirtip, canlarını zor kurtardıklarını söyledi. Evi yanan Ümit Çetin (35) ise “Yangında hem benim hem de kardeşimin evi yandı. Her şey dakikalar içinde oldu. Nefesimiz harici hiçbir şeyi kurtarmaya vaktimiz olmadı. İnsanoğlunun çaresizliğinin ne demek olduğunu iliklerimize kadar hissettik” diye konuştu. İzmir’de alevler geçtiği yeri küle çevirdi, yangın bölgesinde araçların yandığı da görüntülere yansıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BOLU: EN BÜYÜK YANGIN</p>

<p>Bolu’nun Göynük ilçesinde çıkan orman yangınıyla mücadele üçüncü gününde de sürdü. Bolu Valisi Erkan Kılıç, yangının bugüne kadar Bolu’da çıkmış en büyük yangın olduğunu söyledi. Yangının etkisinin dün azaldığını, 4 yerleşim yerinin boşaltıldığını ifade eden Kılıç, çoğunluğu çocuk, yaşlı ve engelli vatandaşlardan oluşan 500’e yakın kişinin tedbir amaçlı tahliye edildiğini bildirdi. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, başlangıçta 12 farklı noktada devam eden yangınınlarının tehdit altında olmadığını söyledi.</p>

<p>AYDIN’A GECE GÖRÜŞLÜ HELİKOPTER</p>

<p>Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde önceki gün başlayan ve Muğla’nın Kavaklıdere ilçesine kadar ulaşan yangın nedeniyle bazı mahalleler tedbir amaçlı kıs- men tahliye edildi. CHP Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçı, “Eğer gece görüşlü bir helikopterimiz olsaydı, akşam söndürme çalışmaları devam etseydi bu yangın böyle devam etmezdi. 3 helikopterle söndürmeye uğraşıyoruz” dedi. Dün havanın kararmasının ardından ise bölgeye gece gö- rüşlü helikopterin gönderildiği bildirildi.</p>

<p>MANİSA: MAHALLELER BOŞALTILDI</p>

<p>Manisa’nın Gördes ilçesine bağlı Boyalı mahallesinde 14 Ağustos’ta başlayan ve Salihli ilçe sınırlarına kadar ulaşan orman yangınını söndürme çalışmaları havadan ve karadan devam etti. Bazı mahalleler boşaltılırken, alevler gerisinde küle dönen ağaçlar ve evler bıraktı. Bölgeyi ziyaret eden Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek yangından etkilenen yurttaşlara gerekli desteğin verileceğini açıkladı.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/kim-neden-yakiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 18 Aug 2024 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/yangin.png" type="image/jpeg" length="14290"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Vurdu kaçtı, girdi çıktı, şimdi de!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/vurdu-kacti-girdi-cikti-simdi-de</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/vurdu-kacti-girdi-cikti-simdi-de" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>OLAY'YERİ - İstanbul Beşiktaş’ta yokuştan hızla gelen cip, önce park halindeki 4 otomobile ardından da yolda yürüyen Dila Kırarslı’ya çarptı. Kazadan sonra kaçan sürücü Furkan D. Çerkezköy’de yakalandı. 31 suç kaydı olduğu öğrenilen Furkan D. ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı. Furkan D. serbest bırakılmasının ardından savcılık talimatıyla Tekirdağ’da yeniden gözaltına alındı.</p>

<p>Kaza, 11 Ağustos Pazar günü saat 04.00 sıralarında Beşiktaş, Fulya Deresi Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, gece saatlerinde yokuş aşağı hızla ilerleyen cipin sürücüsü Furkan D. direksiyon hakimiyetini kaybetti. Cip park halindeki 4 araca,&nbsp; ardından yolda yürüyen Dila Kırarslı’ya çarparak devrildi. Aracın çarptığı Kırarslı ağır yaralandı.</p>

<p>Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Çevredekiler, cipin içindeki 2 kişiyi çıkardı. Aracın içinden çıkarılan 2 kişi yara almazken, Kırarslı olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırıldı.</p>

<p>OTEL SAHİBİ OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI</p>

<p>Kazanın ardından olay yerinden kaçan Furkan D. 4 saat sonra Çerkezköy’de yakalandı. Kasten yaralama dahil 31 suç kaydı bulunan sürücünün turizmci ve otel sahibi olduğu ortaya çıktı.</p>

<p>ÖNCE SERBEST BIRAKILDI SONRA GÖZALTINA ALINDI</p>

<p>Furkan D. emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı. Şüpheli Furkan D. savcılık talimatıyla yeniden gözaltına alındı. Tekirdağ’da gözaltına alınan Furkan D. Çerkezköy Adliyesi’nde yaklaşık 1 saat süren savcılık sorgusu sonunda, 24 saat ek gözaltı süresi talebiyle ilçe emniyetine götürüldü. Furkan D., bugün tekrar savcı karşısına çıkarılarak sorgusuna devam edilecek.</p>

<p>DURUMU İYİYE GİDİYOR!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan PD olarak yakın bir arkadaşı aracılığıyla ulaştığımız, hastanede tedavisi süren ve durumu ilk güne göre daha iyi olan Dila Kıraslı,&nbsp;“Konuşmak istemiyorum, adli süreci takip edeceğim"&nbsp;dedi.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>WWW.NETTURK.COM.TR</strong></a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/vurdu-kacti-girdi-cikti-simdi-de</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Aug 2024 07:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/adalet-1.png" type="image/jpeg" length="14899"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
