<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>NET TÜRK</title>
    <link>https://www.netturk.com.tr</link>
    <description>Net Turk TV</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.netturk.com.tr/rss/gunde" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 12:26:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/rss/gunde"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Flaş TV'ye el konuldu, sahibi gözaltında.]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/flas-tvye-el-konuldu-sahibi-gozaltinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/flas-tvye-el-konuldu-sahibi-gozaltinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dev bir yasa dışı bahis operasyonu gerçekleştirildi. Flash TV, Pozitifbank ve Payfix ile birlikte çok sayıda şirkete el konuldu. Operasyonla 6 milyar 900 milyon TL’lik büyük bir kara para trafiği ortaya çıkarıldı. Erkan Kork ve 49 kişi gözaltında.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Türkiye’nin en çok bilinen televizyon kanallarından biri olan <strong>Flash TV</strong>’ye el kondu. <strong>Pozitifbank, Payfix ve onlarca şirkete de!</strong> Sebep mi? Dev bir <strong>yasa dışı bahis operasyonu…</strong> Yani, yıllardır süren finansal sistemin göbeğinde dönen kara para çarkı sonunda patladı.</p>

<p>Şaşırdık mı? Hayır!...</p>

<p><strong>İŞİN İÇİNDE BÜYÜK PARALAR DÖNÜYOR</strong></p>

<p>Başrolde kim var? <strong>Erkan Kork.</strong></p>

<p>Kim mi bu kişi? Pozitifbank’ın, Payfix’in ve Flash TV’nin sahibi… Ama sadece o mu? Elbette değil!</p>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, <strong>6 milyar 900 milyon TL’lik</strong> büyük bir kara para trafiğini ortaya çıkardı. Bankacılık sistemine entegre edilen <strong>yasa dışı bahis gelirleri</strong>, finansal sistemde döndürülerek aklandı. Yani, <strong>vatandaş parasını kaybetti, bahis baronları kazandı!</strong></p>

<p><strong>BAHİS VE PARA TRANSFERİ AĞI</strong></p>

<p>Payfix isimli ödeme kuruluşunun, <strong>yurt dışındaki yasa dışı bahis sitelerinin Türkiye’de faaliyet göstermesine olanak sağladığı</strong> öne sürülüyor. Peki, nasıl yapıldı bu işler?</p>

<p>Sistem basit: <strong>Payfix, sanal bahis siteleriyle entegre edildi.</strong> İnsanlar para yatırdı, çekti, bahis oynadı, kazandı, kaybetti. Ama kazanan hep kim oldu dersiniz? <strong>Büyük patronlar!</strong> Şimdi soralım: <strong>Denetim mekanizmaları bu süreçte neredeydi?</strong></p>

<p>Polis <strong>şafak operasyonuyla</strong> harekete geçti. <strong>49 kişi gözaltında.</strong> Ancak asıl mesele, <strong>kimlerin bu süreçten yıllardır nemalandığı…</strong></p>

<p><strong>MASAK RAPORU ORTADA!</strong></p>

<p>MASAK’ın raporlarına göre:&nbsp;<strong>80 bin 11 farklı para transferi kümesi</strong> tespit edildi,&nbsp;<strong>211 bin 109 hesap</strong> incelendi,&nbsp;<strong>855 hesap sahibi</strong> yasa dışı bahis bağlantılı,&nbsp;<strong>4 milyar 223 milyon TL,</strong> kripto borsalarına aktarılmış.</p>

<p>Üstelik, <strong>43 bin 861 Payfix cüzdan hesabı</strong>, 21 Ağustos-19 Ekim 2023 tarihleri arasında <strong>49 milyon 671 bin 178</strong> yasa dışı bahis işlemi gerçekleştirmiş.</p>

<p>E peki, devlet bu transferleri yıllardır görmedi mi? Kimler göz yumdu? Sessiz sedasız bu sistem nasıl işledi?Kimler bu sistemin devam etmesi için perde arkasında oyun kurdu?</p>

<p><strong>23 ŞİRKETE EL KONDU!</strong></p>

<p>Savcılık nihayet düğmeye bastı;&nbsp;<strong>23 şirkete ve milyonlarca lira değerindeki mal varlığına el konuldu.</strong> Ama buradaki asıl soru şu: <strong>Bu şirketler gerçekten bu işin beyni mi, yoksa arka planda daha büyük figürler mi var?</strong></p>

<p>Neler var bu listede?: 17 konut, 9 arsa, 1 ofis, 13 araç, Kripto cüzdanlar, 114 şirket aracı, ortaklık payları ve tabii ki 'medya kuruluşu' bahanesiyle kara para aklamanın adreslerinden biri haline gelen Flash TV.&nbsp;</p>

<p><strong>BAHİS BARONLARI KİMİ KULLANDI?</strong></p>

<p>Bu operasyon büyük ama esas mesele şu: <strong>Bu sistem kimin koruması altındaydı?</strong></p>

<p>Şirketlerin isimleri tek tek yazıldı ama <strong>asıl karar vericiler kimdi?</strong> Yasa dışı bahis operasyonları, yıllardır sadece küçük oyuncuların yakalanmasıyla mı sınırlıydı? Peki, <strong>bu kadar büyük paralar dönerken finans denetçileri, düzenleyici kurumlar ne yapıyordu?</strong></p>

<p>İddialara göre, <strong>yıllardır bu sistemi göz göre göre işleten bazı yetkililer, büyük miktarlarda paralarla sessiz kalmayı tercih etti.</strong> Peki, bu sistem deşifre edildikten sonra, <strong>bu kişilere de dokunulacak mı?</strong></p>

<p><strong>SONUÇ NE OLACAK?</strong></p>

<p>Bu olay sadece <strong>buzdağının görünen kısmı.</strong> Peki, gözaltına alınanlar <strong>yargılanacak mı?</strong> Yoksa <strong>serbest mi kalacaklar?</strong> Herkesin merak ettiği soru bu!</p>

<p>Türkiye’de bu tarz operasyonları çok gördük. <strong>Birileri tutuklanır, diğerleri kaçar.</strong> Kaçanlar yıllar sonra başka sistemler kurar. Yani, <strong>patronlar değişir ama düzen hep aynı kalır.</strong></p>

<p>Bugün Erkan 'Kork'… Yarın Erkan 'Kork'maz</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sadece isimler değişiyor ama olan <strong>vatandaşın parasına</strong> oluyor.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>www.netturk.com.tr</strong></u></a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, DAVA, MEDYA'ZADE, ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/flas-tvye-el-konuldu-sahibi-gozaltinda</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Mar 2025 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/03/b2.png" type="image/jpeg" length="93263"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adli Tıp Kapısında 'yaşlı' bir hayat!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/adli-tip-kapisinda-yasli-bir-hayat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/adli-tip-kapisinda-yasli-bir-hayat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[87 yaşındaki İnan Kıraç'ın dördüncü evliliği ve akıl sağlığı sorgusu, bireysel irade ile toplumsal önyargıları yüzleştiriyor. Hukukun, medyanın ve toplumun rolü yeniden düşünülmeli.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p><strong>PARA</strong>'ANALİZ -&nbsp;İnsanın hayatının son döneminde yaptıkları, çoğu kez ya bir huzurun ya da bir karmaşanın ürünüdür. İnan Kıraç gibi bir isim, 87 yıllık hayat deneyiminin ardından mahkeme salonlarında akıl sağlığı tartışılırken bulunuyorsa, burada sorulması gereken sorular sadece hukuki değil, aynı zamanda toplumsal.</p>

<p>Bir çocuğun, babasını akıl sağlığı yönünden mahkemeye taşıması, hüzün ve trajedi doğrulayan bir tablo. Ancak İpek Kıraç'ın çıkışı, bir miras meselesinden öte, derin bir sorgulamanın işareti.</p>

<p><strong>BABA-KIZ KARŞILAŞMASI: AKIL İLE MALIN ÇATIŞMASI</strong></p>

<p>Bir evlat, babasının akıl sağlığından şüphe duyuyorsa, burada mesele sadece hukuki değil, insani bir dramın özündedir. Peki ya İnan Kıraç neden 75 yaşındaki Emine Alangoya ile nikah masasına oturdu? Bu sorunun ardında, "akıl sağlığı raporu" gibi soğuk kelimelerin ötesinde, iradenin ve karşılıklı güvenin tartışması var.</p>

<p>Mahkeme, jet bir karar alarak İnan Kıraç'ı Adli Tıp Kurumu'na sevk etti. Bu karar, aklın mekaniğinin yargılandığı bir tabloyu çizerken, toplumun da bu meseleyi seyirlik bir oyun gibi izlediğini gösteriyor. Bu sürecin sonunda verilecek karar ise sadece bir evliliğin devamını ya da iptalini belirlemeyecek. Aynı zamanda, yaşlılığın irade ile olan savaşına ışık tutacak.</p>

<p><strong>AKIL SAĞLIĞI RAPORLARINA GÜVENİR MİYİZ?</strong></p>

<p>Adli Tıp’ta çıkacak muhtemel bir rapor, sadece İnan Kıraç'ın geleceğini değil, özülerimizi de sorgulatacak. Toplumun, özellikle medyanın bu olaydaki rolü ise sorgulanmayı hak ediyor. 87 yaşındaki bir bireyin, "akıl sağlığının yerinde olduğu" raporunun ardında yatan çıkar ilmeklerini fark etmek zorundayız. Bu sadece Kıraç'ın değil, sisteme duyulan şüphelerin bir aynası.</p>

<p><strong>MAL VARLIĞININ ÜZERİNDE YİNE İNSAN</strong></p>

<p>Emine Alangoya’nın ikinci imza yetkilisi olarak atanması, bu evliliğin öncesinden planlanmış bir strateji olduğu izlenimi veriyor. "Aile" kavramı, mal varlığının üzerinde ne kadar durabilir? Bu sorunun yanıtı, sadece Kıraç ailesinin değil, hepimizin toplumsal algılarında saklı.</p>

<p><strong>TOPLUMUN SORGULAMADIĞI BÜYÜK OYUNLAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnan Kıraç'ın dördüncü evliliği, kendi kararı mıydı? Yoksa iradenin, baskının ya da manipülasyonun bir ürünü mü? Bu olay bize bir kez daha hatırlatıyor: Toplum olarak yüzeyde kalıyoruz. İnsan hayatının derinliklerine inmeden, "kim haklı" sorusundan çok "kim kazandı" sorusuna odaklanıyoruz.</p>

<p>İnan Kıraç olayı, bir bireyin akıl sağlığının ötesinde, toplumun akıl sağlığının da sorgulanmasıdır. Medya, aile, hukuk ve birey arasındaki çelişiklerin gölgesinde, asıl soru şu: Akıl ve irade, yaşın ve zenginliğin ötesinde korunabilir mi?</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/adli-tip-kapisinda-yasli-bir-hayat</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Dec 2024 18:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/12/man2-2.png" type="image/jpeg" length="11344"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM müşavirine dolandırıcılık davası!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/aym-musavirine-dolandiricilik-davasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/aym-musavirine-dolandiricilik-davasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet kurumunun güvenilirliğini sarsan "nitelikli dolandırıcılık" davasında, Anayasa Mahkemesi Basın Müşaviri Osman Arslan’ın adı geçmesi, hukuk sistemimizdeki çürük yapıları bir kez daha güzler önününe seriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p><strong>ANALİZ</strong> ' HABER -&nbsp;Adalet, bu topraklarda gözleri bağlı, elinde terazisiyle hep bir semboldü. Ancak son yıllarda, terazisi şaştı, dengesi sarsıldı,&nbsp; Anayasa Mahkemesi gibi bir kurumun basın müşavirinin bile <em>"nitelikli dolandırıcılık" </em>davasında adı geçiyor olması bile, şapkamızı önümüze koyup düşünmemizi gerektiriyor.</p>

<p><strong><img align="left" alt="" height="240" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/12/a-y-m.png" style="margin-left:0px; margin-right:10px" width="384" />ADALE</strong><strong>T VE PRESTİJ MESELESİ</strong></p>

<p>Bir milletin adalet kurumları, toplumsal prestijinin mihenk taşıdır. Adaletin içinden bir zırva çıkarsa, o milletin itibarı şeffaf bir cam gibi çatlar. Düşünün ki, Anayasa Mahkemesi’nin gölgesinde, yetkisini kullanan bir müşavirin ismi '<em>dolandırıcılık davası'</em>yla anılıyor.</p>

<p>Bir dava ki; İstanbul’un milli emlak arazilerinden, Antalya’nın güzelim topraklarına kadar, 40 milyon liradan fazla parayı hülleyle vatandaşın cebinden alıp başka ceplere akıtmış. İşin ucu o kadar ince ki, Anayasa’nın tepesindeki kurumun özlük sistemine kadar uzanıyor.</p>

<p><strong>ADALET KURUMUNUN ZAFİYETİ</strong></p>

<p>Sistemde o kadar büyük çürükler var ki, kimse kendisini sorumlu hissetmiyor. Mahkemede, <em>"o benim üzerime kalmaz," </em>diyen savunmalar, çürümüş duvarın çimentosu gibi şekil alıyor.</p>

<p>Oysa vatandaşı dolandrırmak bir yana, sırf adının böyle bir dosyada geçmesi bile bir kamu görevlisi için utanca yetecek bir durumdur. Ama biz, burada savunmaların absürt detaylarıyla boğuşuyoruz.</p>

<p><strong>HESAPLAR VE GERÇEKLER</strong></p>

<p>Osman Arslan'ın banka hesaplarına bakılıyor. Oğlu’nun hesabına yatırılan paralardan, suç tarihinde kuruma yazılan müzekkerelere kadar her detay ortada, gerçeklerin peşine düşenler bunları tek tek belirliyor.&nbsp; Ama buna rağmen, <em>"Benim bu işlerle hiçbir alakam yok," </em>savunması yapılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ADALETİN ÇİZGİSİ</strong></p>

<p>Adaletin çizgisi, kalemle çizildiği kadar net olmalıydı. Ama şimdi o çizgi, birileri tarafından silikleştiriliyor. Adaleti, siyasi ya da bireysel çıkarların gölgesine sıkıştırırsanız; toplumun önüne kocaman bir kaos koyarsınız.</p>

<p>Bir Anayasa Mahkemesi basın müşavirinin adı, sahtecilik ve nitelikli dolandrıcılık davasında geçiyorsa, bu sistemin en temelindeki şüpheyi sorgulama zamanı gelmiştir.</p>

<p><strong>ADALETİN KILICI NEREDE?</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi, bir hukuk anayasası çizmek üzere kurulmuş bir mekanizmadır. Basın müşavirinin öyle ya da böyle, suç dosyasında anılması bile, adalet kılıcının özünde pas tuttuğuna dair kuşku yaratıyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak, bilinmeli ki "Adaletin kılıcı asla pas tutmaz", belki zaman alır ama erinde gecinde bu ortaya çıkar.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, DAVA, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/aym-musavirine-dolandiricilik-davasi</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Dec 2024 23:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/12/2-kopyasi-24.png" type="image/jpeg" length="10507"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gabonlu Dina’nın ölümündeki sır perdesi!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/gabonlu-dinanin-olumundeki-sir-perdesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/gabonlu-dinanin-olumundeki-sir-perdesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gabonlu Dina’nın trajik ölümüyle ilgili davada sanık beraat etti. Avukatlar, eksik soruşturmalara ve çete bağlantılarının araştırılmamasına dikkat çekiyor. Gerçek adalet sağlanacak mı?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.netturk.com.tr">NET TÜRK TV</a></strong></p>

<p><strong>DAVA </strong>- 17 yaşında bir genç kız. Gabonlu Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga. Hayat dolu, umutlarla dolu. Ancak hayatı, Türkiye’deki bir apartmanda trajik bir şekilde son buldu.</p>

<p>Davası aylarca sürdü. Mahkeme salonları, avukatların itirazları, toplumun adalet çığlıklarıyla doldu. Bugün ise beklenen karar açıklandı: Sanık beraat etti.</p>

<h4>“ADALETE GÜVENİYORUM”</h4>

<p>Sanık Dursun Acar, son sözünde “Adalete güveniyorum” dedi. Mahkeme, bu güveni boşa çıkarmadı. Karar: <em>Nitelikli şekilde kasten öldürme</em> ve <em>cinsel istismar</em> suçlarından beraat.</p>

<p>Savcılık, bu suçlardan ceza talep etmişti. Ancak mahkeme heyeti, suçun işlendiğine dair yeterli delil olmadığı gerekçesiyle sanığın tahliyesine hükmetti.</p>

<p>EKSİK SORUŞTURMA İDDİALARI</p>

<p>Dina’nın avukatı Gülyeter Aktepe, karar sonrası açıklamasında adaletin tecelli etmediğini söyledi. Soruşturmanın başından beri eksik ve yüzeysel yürütüldüğünü belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“Bu fuhuş çetesi aydınlatılsın diye beyanlarda bulunduk. Ancak mahkeme bu iddialara dair somut bir araştırma yapmadı.”</p>
</blockquote>

<p>Çeteler, bağlantılar, perde arkasında kalan karanlık detaylar… Hepsi bir sis perdesinin arkasında kaldı.</p>

<p><img align="left" alt="" height="522" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/12/111.png" style="margin-left:0px; margin-right:10px" width="299" />ADALETİN YÜKÜ</p>

<p>Bu karar, sadece bir hukuki sonuç değil. Aynı zamanda toplumun adalet duygusunu sarsan bir yankı.</p>

<p>Dina’nın yaşamı, hak ettiği adaleti bulacak mı? Yoksa bu dava, yüzeysel yargılama ve eksik soruşturmaların gölgesinde unutulmaya mı terk edilecek?</p>

<p>Avukatlar, kararı İstinaf Mahkemesi’ne taşıyacaklarını açıkladılar. Ancak bu süreç, toplumun vicdanında kapanması zor bir yara olarak kalacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>HUKUK VE ADALET: BİRİ YAZAR, DİĞERİ UNUTUR MU?</p>

<p>Dina’nın ölümü sadece bir dava değil. Aynı zamanda bir sistem sorgulaması. Adalet duygusunun yara aldığı bu süreç, her birimize hukuk ve adalet arasındaki ince çizgiyi bir kez daha hatırlatıyor.</p>

<p>Sorular cevaplanmadan, çeteler ortaya çıkarılmadan, gerçek sorumlular yargılanmadan bu yara kapanmayacak. Dina için adalet arayışı, hepimizin adalet arayışıdır.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/gabonlu-dinanin-olumundeki-sir-perdesi</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Dec 2024 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/12/3-30.png" type="image/jpeg" length="60559"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şimdi Hesap Zamanı!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/cekin-fislerini-gitsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/cekin-fislerini-gitsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>NET TÜRK TV</strong></a></p>

<p>DAVA -&nbsp;Bebekler öldü. Özel hastaneler kazandı. Sistem çöktü. Ve sonunda “Yeni Doğan Çetesi” yargı önüne çıktı. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün başlayan dava, adaletin sınavı oldu. Bu sınavda sadece sanıklar değil, aynı zamanda devletin denetim mekanizmaları, sağlık sistemi ve vicdanlarımız da yargılanıyor.</p>

<p>KİMLER ÖLDÜ, KİMLER KAZANDI?</p>

<p>İddianame kan dondurucu. On bebek öldü. Bebeklerin aileleri davada “müşteki”. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) “suçtan zarar gören”. Özel hastaneler ve sağlık şirketleri ise “mâlen sorumlu”. 22’si tutuklu, toplam 47 sanık… Ama bu tabloda eksik bir şey var: Asıl suçlular nerede?</p>

<p>Davanın ilk duruşmasında öne çıkan bir gerçek var: Bebek ölümleri üzerinden sistematik bir rant düzeni kurulmuş. SGK’nın ilaç ödemelerinden, özel hastanelerin yoğun bakım kotalarına kadar her şey bir çarkın dişlisi gibi işliyor. Ve o dişlilerin arasına hayatlar sıkışıyor.</p>

<p>MAHKEME SALONU KİMLERE KAPALI?</p>

<p>Duruşma sabah 09.00’da başlayacaktı, ancak saatlerce gecikti. Salon yetersizdi. Aileler dışarıda bekletildi. Polis ve avukatlar arasında gerginlik yaşandı. Çete lideri Fırat Sarı, başında peruğu olmadan kürsüye geldiğinde aileler salona alındı. Ancak salonda sadece fiziksel bir yer değil, adaletin sesi de yoktu.</p>

<p>Baroların müdahillik talebi reddedildi. Türkiye Barolar Birliği, “çocuğun üstün yararını” savunarak davaya katılmak istedi. İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, “Bu dava sadece sanıkların değil, sağlık sisteminin de yargılandığı bir süreçtir,” dedi. Ama mahkeme, baroları salona sokmadı.</p>

<p>MAĞDURLAR KONUŞUYOR: “BEBEĞİMİZİ ELİMİZDEN ALDILAR!”</p>

<p>Mağdur ailelerin anlattıkları insanın içini acıtıyor. Baba Yavuz Kaan Erol, “Bebeğim sapasağlam doğmuştu. ‘İki gün yoğun bakıma almamız gerekiyor’ dediler. Yoğun bakımda doktor yoktu. Günler sonra çocuğumuzu ağır engelli olarak teslim aldık,” dedi.</p>

<p>Başka bir mağdur, avukatı aracılığıyla, “Çocuklarımızı deneme tahtasına çevirdiler. SGK’dan ödeme almak için olmayan hastalıkları varmış gibi gösterdiler,” diyerek sanıklara çapraz sorgu yapılmasını talep etti.</p>

<p>ÇETE LİDERİNİN PERDESİ DÜŞÜYOR</p>

<p>Fırat Sarı… Çete lideri olduğu iddia edilen isim. Kürsüde kendinden emin bir şekilde, “Aylık gelirim 400 bin lira,” dedi. Ancak bu gelir, öldürülen bebeklerin üzerinden sağlandı. Mahkeme salonundaki sessizlik bu itirafın ağırlığını taşıyamadı.</p>

<p>Tutuklu itirafçı hemşire Hakan Doğukan Taşçı ise çarpıcı bir soruyla dikkat çekti: “Neden hastane sahipleri değil de biz hemşireler tutuklu?” Taşçı, çetenin sistemini detaylarıyla anlattı. İlaç fiyatlarından bebeklerin ölüme terk edilmesine kadar tüm düzeni gözler önüne serdi.</p>

<p>FİŞİ ÇEK GİTSİN!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir hemşire yardımcısının ifadesi tüyler ürpertti. “500 gramlık bir bebek vardı. Durumu kötüydü. Doktor, ‘Fişi çek gitsin,’ dedi. O çocuk orada öldü. Sabahına aileye teşekkür mektubu yazdırdılar,” dedi.</p>

<p>HASTANE SAHİPLERİ NEREDE?</p>

<p>Hemşire Taşçı’nın ifadesi sorulması gereken en büyük soruyu gündeme getirdi: “Hastane sahipleri neden dışarıda?” İddianamede yoğun bakım birimlerinden sorumlu doktorlar, hastane sahipleri ve yöneticiler yer almasına rağmen, tutuklu olanlar sadece alt kademede çalışan hemşireler ve teknisyenler. Taşçı, “Psikolojim bozuldu. Bir insanı suçlamak bu kadar kolay olmamalı,” dedi.</p>

<p>SAĞLIK BAKANI İSTİFA ETMELİ!</p>

<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz, Bakırköy Adliyesi önünde sert bir açıklama yaptı: “Bu şehirde 19 hastanede çete faaliyetlerine göz yuman Sağlık Bakanlığı yetkilileri ve il sağlık müdürlüğü sorumludur. Bakan derhal istifa etmeli ya da görevden alınmalıdır!”</p>

<p>DAVUTOĞLU DÖNEMİNE UZANAN RAPOR</p>

<p>İYİ Parti Grup Başkanvekili Turan Çömez, sürecin Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı dönemine uzandığını söyledi. Çömez, “2016’da Davutoğlu’nun eşi Sare Hanım, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim Hastanesi’nde çeteler olduğuna dair ihbar aldı. Raporlar hazırladı, ama bir el devreye girdi ve bu raporlar kapatıldı,” dedi.</p>

<p>SİSTEM ÇÖKTÜ, BEBEKLER ÖLDÜ</p>

<p>Yargılama devam ediyor. Ancak bu dava, sadece 47 sanığın değil, tüm sağlık sisteminin yargılandığı bir süreç. Bebeklerin ölümünden kimin sorumlu olduğu, hangi çarkın kim tarafından döndürüldüğü açığa çıkacak mı? Yoksa bu dava da diğerleri gibi unutulup gidecek mi?</p>

<p>Adalet, o bebeklerin sessiz çığlıklarını duyabilecek mi?</p>

<p>Bekleyip göreceğiz…</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, DAVA, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/cekin-fislerini-gitsin</guid>
      <pubDate>Tue, 19 Nov 2024 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/11/1001-4.png" type="image/jpeg" length="12552"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargı Çaycuma'da 'aşk'a gömüldü!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/yargi-caycumada-aska-gomuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/yargi-caycumada-aska-gomuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak Çaycuma Başsavcısı, avukat sevgilisinin eski sevgililerine karşı yaptığı şüpheli operasyonla gündem oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>YARGI -&nbsp;Hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, toplumun adalet duygusunu besleyen temel ilkelerden biridir. Ancak, bu ilkeler her zaman sadece yazılı kurallarda değil, aynı zamanda uygulamada da karşımıza çıkar. Türkiye’nin bir köşesinde, Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde yaşanan bir olay ise bu ilkelerin bir kez daha sorgulanmasına yol açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BU KİŞİ BİR BAŞ'SAVCI</p>

<p>Çaycuma Başsavcısı Yavuz Cengiz, avukat sevgilisinin eski sevgililerine karşı aldığı şüpheli önlemlerle gündeme oturdu. İddialara göre, Cengiz, sevgilisinin beş eski sevgilisini, kendi adına sahte Instagram hesapları açtıkları gerekçesiyle gözaltına aldırdı. Gözaltı işleminin dayanağı ise “kişisel verilerin hukuksuz bir şekilde ele geçirilmesi” suçlamasıydı. Buraya kadar her şey hukuki bir süreç gibi görünebilir; ancak bu olayın perde arkasında, kişisel ilişkilerin adli süreçlere nasıl yansıdığına dair endişeler büyüyor.</p>

<p>Başsavcı’nın avukat sevgilisiyle olan ilişkisi ve bu ilişkinin adli kararları etkilediği iddiası, toplumsal adalet anlayışına bir gölge düşürdü. Hukukun kişisel çıkarlar veya ilişkiler doğrultusunda yönlendirilmesi iddiası, adaletin bağımsızlığına olan inancı sarsabilir mi? İşte tam da burada, sorulması gereken ciddi sorular var.</p>

<p>GÖZALTINDAKİLERE BAK!</p>

<p>Gözaltına alınan beş kişinin arasında bir avukat ve bir asker de yer alıyordu. Yasa dışı bir eylem iddiasıyla başlatılan bu soruşturmada, gözaltına alınan kişilerin telefon ve bilgisayarlarında geniş çaplı incelemeler yapıldı. Ancak ilginç olan şu ki, bu kişilerden biri olan Zonguldak Barosu’na kayıtlı Avukat Ömer Uras Kayahan, 24 saatten kısa bir süre içinde serbest bırakıldı. Hukuki bir süreç olarak başlayan bu olay, hızla kamuoyunda yankı buldu ve soru işaretlerini beraberinde getirdi.</p>

<p>Burada dikkat çeken bir diğer nokta ise adli sürecin bu denli hızlı ilerlemesi ve gözaltına alınan bir avukatın kısa sürede serbest bırakılmasıdır. Bu, soruşturmanın hukuki temellerine yönelik bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Adalet sisteminde her ne kadar savcıların geniş yetkileri olsa da, bu yetkilerin ne derece tarafsız bir şekilde kullanıldığı büyük önem taşır.</p>

<p>ADALET BAKANLIĞI’NIN TEPKİSİ</p>

<p>Çaycuma Başsavcısı Yavuz Cengiz, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, kendisinin bu konuda konuşamayacağını ve Zonguldak İl Başsavcısı’nın süreci takip ettiğini belirtti. Ancak bu açıklama, kamuoyunu tatmin etmedi. Zira olayın merkezindeki isim olarak Cengiz, en azından sürecin şeffaflığına dair daha somut açıklamalar yapabilirdi.</p>

<p>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un devreye girmesi ve Yavuz Cengiz hakkında inceleme izni vermesi, olayın ne denli ciddi olduğunu gözler önüne serdi. Adalet Bakanlığı’nın devreye girmesi, yargı sürecinin üzerindeki gölgenin kaldırılması adına önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. Ancak burada esas mesele, yargı mensuplarının kişisel ilişkilerinin adli süreçleri etkilememesi gerektiğidir.</p>

<p>YARGI BAĞIMSIZLIĞI&nbsp;</p>

<p>Bu olay, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı kavramlarının yeniden tartışılmasına yol açtı. Yargı, sadece hukuk normlarına göre hareket etmeli; kişisel ilişkiler, duygusal bağlar veya çıkarlar, yargının kararlarını asla etkilememelidir. Başsavcı Cengiz’e yönelik iddialar, bu ilkenin ihlal edildiği yönünde bir algı yarattıysa da, nihai kararlar ve Bakanlık incelemesi sürecin sonunda gerçeği ortaya çıkaracaktır.</p>

<p>Toplumun adalete olan güveni, böylesi olaylar karşısında ciddi zarar görebilir. Adaletin bağımsız ve tarafsız olması, bir ülkenin demokrasi ve hukuk devleti olma iddiasının temelidir. Bu nedenle, Çaycuma’da yaşanan bu olayın detaylı bir şekilde incelenmesi ve tüm şeffaflığıyla kamuoyuna sunulması, hem adaletin yerine getirilmesi hem de toplumun adalete olan inancının korunması açısından hayati bir öneme sahiptir.</p>

<p>ADALET HER ŞEYİN ÜZERİNDE</p>

<p>Sorumuz şu: Biz bu ülkede adaleti sadece adliye koridorlarında mı aramalıyız? Yoksa her yurttaşın içinde, her savcının ve hakimin vicdanında mı bulmalıyız? İster küçük bir ilçede, ister büyük bir şehirde olsun, adalet her yerde adalet olmalı. Kimse, hiçbir güç, kişisel ilişkileri ve çıkarları uğruna bu kutsal kavramı eğip bükmemelidir. Bu olayda da adaletin en kısa sürede tecelli etmesi ve toplumun içindeki kuşkuların giderilmesi, hukuk devletinin en büyük sınavıdır.</p>

<p>Unutulmamalı ki, adalet gecikmez; sadece gelir. Ama geldiğinde temiz gelmeli!</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/yargi-caycumada-aska-gomuldu</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Oct 2024 19:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/10/adalet-2.png" type="image/jpeg" length="45871"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Terim - Erzan davasında yeni perde!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/terim-erzan-davasinda-yeni-perde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/terim-erzan-davasinda-yeni-perde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<article data-scroll-anchor="false" data-testid="conversation-turn-7" dir="auto">
<p>Seçil Erzan ve yedi sanığın dolandırıcılık suçlamasıyla yargılandığı davada beşinci duruşma büyük bir dikkatle takip edildi. Özellikle Fatih Terim’in müşteki olarak verdiği ifadeler sonrası savunma yapan Erzan, Terim ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. “Hocaya ekside olduğunu söylemiştim. Bana iki kez ev ve arsa almam için para yolladı. Hiçbir zaman şubeye adım atmadı,” diyen Erzan, bu davanın yalnızca hukuki bir mesele değil, aynı zamanda güç, para ve itibarın kesiştiği bir savaş olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><strong>DOLANDIRICILIK DAVASI BÜYÜYOR</strong></p>

<p>Kamuoyunda "yüksek karlı gizli fon" adıyla bilinen davada Denizbank’ın Florya ve Büyükdere şubelerinde eski müdürlük yapmış olan Seçil Erzan’ın yargılandığı dosya gün geçtikçe daha karmaşık hale geliyor. Erzan ile birlikte yedi sanığın “özel belgede sahtecilik” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlarından yargılandığı bu dava, iş dünyasının ve bankacılık sektörünün karanlık köşelerine ışık tutuyor. Mahkeme salonunda adeta gerilim dolu anlar yaşanırken, Seçil Erzan’ın savunması büyük yankı uyandırdı.</p>

<p>Bir önceki duruşmada müşteki avukatları ve Erzan’ın avukatı, Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş ve Denizbank Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mehmet Aydoğdu’nun tanık olarak dinlenmesini talep etmişti. Ancak mahkeme, bu talepleri reddetmişti. Son olarak Bodrum’da müşteki olarak ifade veren Fatih Terim’in sözleri, duruşmada bir dönüm noktası oldu.</p>

<p><strong>ERZAN’IN ÇARPICI SAVUNMASI</strong></p>

<p>Seçil Erzan, mahkemede Fatih Terim’le olan ilişkisine dair şu açıklamalarda bulundu: “Hocanın hesabına yatan tutarlarla çıkan tutarlar eşleşiyor. Bu işlemlerle ilgili ıslak imza ve ses kaydı mevcut. Böyle bir durumda, hocadan bir para talep etmek mümkün değil.” Erzan, Terim’den hiçbir zaman fon adı altında para almadığını ve aralarındaki ilişkinin dostane olduğunu belirtti. "Terim bana iki kez para gönderdi, ev ve arsa al diye. Hocam, parayı bana elden, bahçede verdi," diyerek duruşmada çarpıcı bir iddiada bulundu.</p>

<p>Fatih Terim’in müşteki olarak verdiği ifadede, "Biri paramı, diğeri de itibarımı kullandı" sözleri mahkemede yankılanırken, Erzan bu iddiaya sert çıktı: “Fatih Terim'e hiçbir zaman hayır diyemedim. Bana ne zaman bir şey sorsa hep evet dedim, parayı gönderdim. Rüya Sağır’a hocanın talep ettiği faiz ödemelerini söyleyip, göndertiyordum. Hoca çok harcama yapıldığını biliyordu, ben ona ekside olduğunu da açıkça söyledim.”</p>

<p><strong>HUKUKİ MÜCADELENİN ÖTESİNDE</strong></p>

<p>Erzan’ın ifadeleri, davanın sadece bir dolandırıcılık davası değil, aynı zamanda güç ilişkilerinin, dostlukların ve bankacılık sektöründeki usulsüzlüklerin de sorgulandığı bir zemin olduğunu gözler önüne serdi. Erzan, duruşmada Denizbank’ın "şube dışı" işlemler yaptığını, bu işlemlerin bankanın üst düzey yetkililerince bilindiğini belirtti. “Bir kere Denizbank'ın şube dışı ödeme yapması yüzde 100 gerçek. Normal bir uygulamaydı. Fatih Terim dışında da birçok ünlü futbolcuya bu şekilde ödeme yaptık. Örneğin, masajda olan futbolcular bankaya gelmek istemiyorlardı, biz parayı gönderiyorduk,” diyerek, bankacılık sektöründeki bu uygulamayı gözler önüne serdi.</p>

<p>Erzan’ın savunmasında banka üst yönetimine de gönderme yaparak, Hakan Ateş’in bu süreçleri bildiğini, ancak sessiz kaldığını öne sürdü. Bu, bankanın sorumluluğuna dair önemli bir soru işareti oluşturdu. Erzan, "Banka sorumludur. Eğer ben şube müdürü olmasaydım, bu insanlar bana para vermezdi. Banka şube müdürü olduğum için bu paralar bana emanet edildi," diyerek kendisini savunmaya devam etti.</p>

<p><strong>TERİM VE ERZAN: GÜVEN Mİ, PARA MI?</strong></p>

<p>Mahkemede Fatih Terim’in "Bana bankada bu kadar paranız var değerlendirelim dediğinde şüphelenmedim, sorgulamadım" sözleri hatırlatıldığında, Erzan, Terim’in hesaplarına yatırılan paraların o günkü ödemelerle bağlantılı olduğunu belirtti. Erzan, "Hoca parayı bankada değerlendirmem için değil, ev ve arsa almam için gönderdi," diyerek kendini savundu. Ancak Terim’in zarar etmesiyle kızgınlığının arttığını da dile getirdi: "Eurobond işleminde zarar edince bana ve bankaya kızdı."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fatih Terim’le olan ilişkisini "abi kardeş" olarak tanımlayan Erzan, "Terim’in benden beklentisi hiçbir zaman şu kadar para kazan gibi bir şey olmadı. Ama ne zaman para istese, ben hep verdim. Hiç hayır diyemedim," diyerek dostane ilişkiye vurgu yaptı.</p>

<p><strong>SONUÇ VE BEKLENTİLER</strong></p>

<p>Dava, sadece Türkiye’nin en ünlü futbol figürlerinden biri olan Fatih Terim’i değil, aynı zamanda bankacılık sektörünü, şube dışı ödeme uygulamalarını ve yüksek meblağlı yatırım işlemlerini de tartışmaya açtı. Bu süreç, yalnızca bir yargı meselesi değil, aynı zamanda paranın mı yoksa dostluğun mu daha güçlü olduğunu sorgulatan bir tabloyu gözler önüne serdi. Bekir Coşkun’un eleştirel üslubuyla bakıldığında, bu dava aslında "dostluk ve güvenin değerini parayla ölçmeye çalışan" bir dünya portresi sunuyor.</p>

<p>Sonraki duruşmalarda neler olacağı, hem bankacılık sektöründeki uygulamaların hem de bu tür dostane ilişkilerin hukuk önünde nasıl değerlendirileceğini gösterecek. Seçil Erzan’ın savunmasındaki iddiaların doğruluğu, mahkeme sürecinin ilerleyen aşamalarında netlik kazanacak gibi duruyor.</p>
</article>

<article data-scroll-anchor="false" data-testid="conversation-turn-9" dir="auto">
<p></p>
</article>

<article data-scroll-anchor="false" data-testid="conversation-turn-11" dir="auto">
<blockquote>
<p><strong><font><font>NELER OLDU?</font></font></strong></p>

<p><font><font>Seçil Erzan ve yedi sanık, "yüksek karlı gizli fon" adı altında dolandırıcılık yapma suçlamasıyla Denizbank'ın Florya ve Büyükdere şubelerindeki işlemlerle ilgili olarak yargılanmaya başladı. İlk iddialar, Erzan'ın para birimlerini yüksek getiri vaatleriyle dolandırdığı yönündeydi.</font></font></p>

<p><font><font>Dava sürecinde, ünlü futbol tekniklerinden Fatih Terim müşteki olarak devralındı. Terim, Erzan'a büyük miktarda para ve itibarının bulunduğunu iddia etti. Erzan ise Terim'in kendisine dostane ilişkilerinin çerçevesini savundu. Denizbank'ın "şube dışı" ödeme uygulamaları ve maaşların bu durumu bilip unutulan tartışmaların odağındaydı.</font></font></p>

<p><font><font>Davanın beşinci duruşmasında Erzan, Terim'in hesabına yatırılan ve ortaya çıkan tutarların uyumlu olduğunu savunarak suçlamaları reddetti. Mahkeme, Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş'in tanık olarak dinlenmesi talebini reddetti. Terim'in avukatları, davanın derinleşmesini talep ederken, mahkeme süreci devam ediyor.</font></font></p>
</blockquote>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><font><font>www.netturk.com.tr</font></font></a></p>
</article></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA, YAŞAM'SPOR</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/terim-erzan-davasinda-yeni-perde</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Sep 2024 19:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/fatih-2.png" type="image/jpeg" length="49441"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Gizli borç, gizli ihanet ve emsal karar!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/gizli-borc-gizli-ihanet-ve-emsal-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/gizli-borc-gizli-ihanet-ve-emsal-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Adana'nın sıcak, tozlu sokaklarında, bir evin kapısını soğuk bir haciz kararı çaldı. Evin içine sinsice giren bu karar, sadece duvarları değil, evlilik bağlarını da yerle bir etti. Gülenay, eşinin kendisinden gizli aldığı kredilerden habersizdi. Bu borçlar, onun omuzlarına bir anda çöküveren bir yük, ruhunu ezen bir zincir oldu. Kutay ise, yaptığı her hamleyi evini korumak adına yapmış gibi görünüyordu; ama bu, geride bıraktığı derin izleri silmeye yetmedi.</p>

<p>GÜLENAY'IN HİKAYESİ</p>

<p>Gülenay, evlilik süresince eşi Kutay’ın sessizliğinin, aslında bir sır perdesi olduğunu anlamamıştı. Bir gün evin kapısına gelen haciz memurlarıyla bu perdenin arkasındaki karanlık gerçeği öğrendi. Kutay, hiçbir şey söylemeden, kimseye danışmadan kredi çekmiş, borçlanmış ve bu borçlar, onların yuvasını yerle bir etmişti. Bu, sadece mali bir çöküş değil, Gülenay’ın ruhunu kemiren bir ihanetin başlangıcıydı. Mahkemede, Kutay’ın bu davranışlarının evliliği sarsan, kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu söylediğinde, sesi titremişti. Bu, bir kadının yaşadığı en derin hayal kırıklığının dışavurumuydu.</p>

<p>BİR BABANIN ÇARESİZLİĞİ Mİ?</p>

<p>Kutay, borçların aileyi ayakta tutmak için yapıldığını savunuyordu. Söylediğine göre, her şey Gülenay ve çocukları içindi. Ancak bu iddia, Gülenay’ın hissettiği kırgınlığı, eve gelen haciz memurlarının soğuk yüzlerini, evin üzerine çöken karanlığı silemedi. Gülenay, evin sorumluluğunu üstlenirken, aslında arkasında bırakılan bir enkazla karşı karşıya kaldığını anlamıştı.</p>

<p>ADALETİN TARTISI</p>

<p>İlk karar, Gülenay için bir hayal kırıklığıydı. Adana Bölge Adliyesi, Kutay’ın savunmalarını haklı bulmuş, manevi tazminat talebini reddetmişti. Ama Gülenay pes etmedi, bu kararın arkasındaki haksızlığı görebilecek bir göz aradı. Yargıtay, bu arayışa cevap oldu. 2. Hukuk Dairesi, Kutay’ın davranışlarının sadece bir borçlanma değil, Gülenay’ın kişilik haklarına bir saldırı olduğuna hükmetti. Bu karar, Gülenay’ın haklı mücadelesini onayladı; ona sessiz ama güçlü bir zafer getirdi.</p>

<p>GERİDE KALAN İZLER</p>

<p>Yargıtay’ın kararı, sadece Gülenay için değil, aynı durumu yaşayan birçok kişi için de bir umut ışığı oldu. Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesi, bu kararla birlikte, boşanma sürecinde yaşanan manevi zararların tazmin edilebilmesi için önemli bir araç haline geldi. Bu dava, sadece hukuki bir süreç değil, aynı zamanda bir kadının kendi hayatında adalet arayışının hikayesiydi. Ve bu hikaye, adaletin, bazen en umulmadık anlarda yüzünü gösterebileceğini bir kez daha hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/gizli-borc-gizli-ihanet-ve-emsal-karar</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Sep 2024 21:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/emsal.png" type="image/jpeg" length="81951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Karanlıkta Kalanlar]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/karanlikta-kalanlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/karanlikta-kalanlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Muğla’nın dar sokaklarında bir sessizlik vardı. Sabahın erken saatleri, kuşların bile ötmeyi unuttuğu o vakitlerden biriydi. Menteşe’nin dar sokakları, daha önce bu kadar sessiz olmamıştı. Herkes, içinden bir şeyler fısıldıyor gibiydi; öfke, korku, pişmanlık… Hepsi bu küçük kasabanın üstünde ağır bir bulut gibi asılıydı.</p>

<p><img align="left" alt="" height="266" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/08/katil-1.jpg" width="496" />M.K. o sabah bir gölge gibi ilerledi sokaklarda. Elleri cebinde, başı öne eğik, ama adımlarında bir tereddüt vardı. Bir gün önce yaşananlar, onun aklını ve ruhunu kemiren bir yılan gibi, durmaksızın dolaşıyordu zihninde. <strong>"Kıskançlık,"</strong> dedi kendi kendine, "Beni bu hale getiren bu duygu." Ama bu kelimenin içindeki boşluğu, yaşananların ağırlığını açıklamaya yetmiyordu.</p>

<p>Orhaniye Mahallesi'nde, bir park yeri. Sessizce duran bir otomobilin içinde başlayan bir tartışma. Kelimeler yükseldi, sesler titredi, gözler doldu. M.K.'nin elleri, Senem’in üstüne yürürken, bıçak bir an olsun elinde hafifledi. O an, sanki zaman durmuş, hayat bir saniye geriye sarılmış gibi hissetti. <strong>"Yapma!"</strong> diye haykırdı içindeki ses, ama çok geçti. Senem'in bedenine inen bıçak darbeleri, hem onun hem de Senem'in hayatlarını sonsuza dek değiştirdi.</p>

<p><img align="left" alt="" height="515" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/08/11-5.png" width="493" />Bir an, M.K.'nin zihni boşaldı. Her şey bir sessizliğe büründü. Sadece Senem'in derin nefesleri ve sonra o korkunç sessizlik… Kadının gözlerindeki hayat ışığı sönerken, M.K. kendini bir anda o sokakta yalnız hissetti. <strong>"Kaçmalıyım,"</strong> diye düşündü, "Buradan hemen uzaklaşmalıyım." Koştu, ama adımlarını kontrol edemiyordu. Nereye gittiğini bilmeden, sadece gitmek istiyordu.</p>

<p>Ormanlık alana sığınmıştı, nefesi kesik kesikti. Kalbi, göğsünde deli gibi çarpıyordu. İçinde, hiç bitmeyecek bir kaçış hissi vardı. Ama kaçmak, asla çözüm değildi. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri kısa sürede onu buldu, ellerinde kelepçelerle. <strong>"Bu, benim hikayemin sonu,"</strong> diye düşündü, ama bu sadece başlangıçtı. Hayatının geri kalanı, bir hücrede geçecekti. Dışarıda bıraktığı o karanlık gecede, bir daha gün ışığı göremeyecekti.</p>

<p>Bu sırada Senem K.’nin cenazesi, Menteşe'nin Kurşunlu Camisi'ne getirildi. Bir avuç kadın, cenaze töreninde birbirlerine destek oluyordu. Tabutun etrafında bir koruma duvarı ördüler, erkeklerin yaklaşmasına izin vermediler. Senem’in son yolculuğunda, bir kadının gözyaşları diğerinin yanaklarına karışıyordu. Hepsi aynı acıyı paylaşıyordu; kaybettikleri sadece bir arkadaş, bir eş, bir anne değil, aynı zamanda hayatlarının bir parçasıydı.</p>

<p>Tabutu omuzladıklarında, her adımda bir ağırlık hissediliyordu. Kadınlar, Senem’in ruhunu da birlikte taşır gibi yürüdüler. Adımlar yavaş ama kararlıydı. Şehir Yeni Mezarlığı'na doğru ilerlerken, her biri içlerindeki kırık kalbi de taşıyor gibiydi. <strong>"Artık yalnız değilsin Senem,"</strong> diye mırıldandı biri, "Biz hep buradayız."</p>

<p>Cenaze töreninde, kadınların içindeki sessiz çığlıklar yankılandı. Her biri, hayatta kalmanın zorluğunu, kaybetmenin acısını ve bir daha asla aynı olmayacaklarının farkındalığını hissetti. M.K.'nin geride bıraktığı boşluk, sadece bir kişinin değil, bir topluluğun ruhunda derin yaralar açmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Muğla'nın sessiz sokaklarında, herkes bir şekilde bu trajedinin izlerini taşıyordu. M.K., bir zamanlar Muğla Büyükşehir Belediyesi'nde ambulans şoförüydü. O kadar hayat kurtarmıştı ki, ama kendi karanlığına yenik düşmüştü. <strong>"Beni bu hale getiren şey neydi?"</strong> diye düşündü defalarca. Her cevap, daha derin bir soruya dönüşüyordu.</p>

<p>Şimdi, bir cezaevi hücresinde, duvarların arasında sıkışıp kalmış, Senem'in yüzü her gece rüyalarına giriyordu. Her gece, o korkunç anı yeniden yaşıyor, her gece yeniden kaybediyordu. Kaçış yoktu, kurtuluş yoktu. Sadece kendi karanlığıyla yüzleşmek vardı. Ve M.K., o karanlıkta sonsuza kadar kaybolmuştu.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/karanlikta-kalanlar</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Aug 2024 19:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/katil.png" type="image/jpeg" length="39384"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Hapse girdi, TSK'nden atıldı!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/hapse-girdi-tsknden-atildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/hapse-girdi-tsknden-atildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NET TÜRK TV</p>

<p>DAVA - Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları, Suriye’de görev yaparken makam aracıyla Suriye’den Türkiye’ye insan kaçakçılığı yaptığı iddiaları son- rasında emekliye ayrılan Tuğgeneral Bilal Çokay’ın Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edildiği bildirildi.</p>

<p>Bakanlık kaynakları, makam aracıyla hudutta insan kaçakçılığı olayına ilişkin tutuklu yargılanan emekli Tuğgeneral Bilal Çokay ile ilgili sorular üzerine şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"...</p>

<p>“Bildiğiniz üzere olaya karışan uzman erbaşların sözleşmeleri fesih edilmiş, emir astsubayının Yüksek Disiplin Kurulu Kararı ile TSK’dan ilişiği kesilmişti. Emekliliğe sevk edilen ve daha sonra tutuklanan emekli Tuğ- general Bilal Çokay, devam eden adli sürecin yanı sıra idari olarak da Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmiş olup, süreç devam etmektedir. Yüksek Disiplin Kurulu’nda görüşüldükten sonra alınacak karar kamuoyuyla paylaşılacaktır.</p>

<p>..."</p>
</blockquote>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/hapse-girdi-tsknden-atildi</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Aug 2024 08:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/h-a-b-i-s-t-e.png" type="image/jpeg" length="28063"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#10 yıl ceza yedi!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/parasini-alip-evi-vermedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/parasini-alip-evi-vermedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV&nbsp;</strong></u></p>

<header>
<p>YARGI - Bursaspor'un eski başkanı ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in danışmanı Emin Adanur ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçundan hapis cezası aldı. 2021 yılında ev sahibi olma hayali ile Emin Adanur’a yüzbinlerce lira ödeyen kişilere evleri teslim edilmedi. Bunun üzerine hakkında açılan davalardan biri sonuçlandı. Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 11 Haziran 2024 tarihli kararında, Emin Adanur ile ortağı Ahmet Demirtaş hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 9’ar yıl 4’er ay hapis cezası verildiği ifade edildi. Birgün'den İsmail Arı haberine göre, sanıklar hakkında, yurtdışına çıkış yasağı konularak adli kontrol kararı uygulanacağı da açıklandı.</p>
</header>

<h3><img align="left" alt="" height="318" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/08/perin.png" width="479" />PERİNÇEK SAVUNMUŞTU</h3>

<p>2023’ün Şubat ayında Vatan Partisi’ne üye olan Adanur, Vatan Partisi Genel Başkan Danışmanlığı'na atanmıştı. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ise danışmanı "Emin Adanur’un dolandırıcı olmadığını" savunmuştu.</p>

<p>Adanur, nisan ayında ödenmeyen borç nedeniyle kendisine ait eve hacze gelen iki avukat ile icra memurunu dövdürdü. Avukatlar ile icra memurunun suç duyurusu sonrası başlatılan soruşturma kapsamında Emin Adanur ile üç arkadaşı tutuklanmıştı.</p>

<h3>ŞARTLI TAHLİYE</h3>

<p>Haklarında 'kasten yaralama', 'tehdit' ve 'hakaret' suçlarından dava açılan sanıklar, Bursa 9. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada, suçlamaları reddederken; 29 Mayıs’ta Emin Adanur’un adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verilmişti. Ayrıca Adanur’un konut satma vaadiyle 28 kişiyi dolandırdığı iddiasıyla Bursa 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden bir başka davası daha sürüyor.</p>

<p>İnci Sözlük ile Uludağ Sözlük’ün de ortakları arasında yer aldığı bilinen Adanur’u 1 Eylül 2023’te Bursa Valisi Mahmut Demirtaş makamında ağırladı, Vali Demirtaş ziyareti, “Basın mensubu Emin Adanur ve beraberindekiler ile Kadir Yılmaz'ı misafir ettik” açıklaması ile sosyal medya hesabından duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/parasini-alip-evi-vermedi</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Aug 2024 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/dava01.png" type="image/jpeg" length="34964"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Mahkemenin son kararı]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/hangi-sanik-hakkinda-ne-kadar-ceza-istendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/hangi-sanik-hakkinda-ne-kadar-ceza-istendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Sinan Ateş davasında savcı mütalaasını açıkladı. 1 Temmuz’da görülen duruşmada, tutuklu yargılanan 22 sanıktan 10'unun adli kontrol uygulamasıyla tahliye edilmişti.</p>

<p>Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in Ankara’da öldürülmesine ilişkin davada, savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, 3 sanık için beraat isterken, diğer sanıklar için iddianamedeki benzer suçlardan cezalandırma istedi. Duruşma, sanıkların esas hakkında savunma yapmaları için 30 Eylül tarihine ertelendi.</p>

<h3><strong>Sanıklar hakkında istenilen cezalar!</strong></h3>

<p>Savcı tutuklu yargılanan tetikçi Eray Özyağcı, tetikçiyi olay yerinden kaçıran Vedat Balkaya, keşifçi Suat Kurt hakkında tasarlayarak kasten öldürme ve ayrıca Selman Bozkurt’a yönelik kasten öldürme teşebbüsünden ceza istedi.</p>

<p>Sinan Ateş Davası’nda ilk duruşmada tahliye edilen Mehmet Yüce, Erdem Karadeniz ve Osman Bayraktar hakkında savcılık beraat isteyerek, adli kontrol kontrollerinin kaldırılmasını talep etti.</p>

<p>Eray Özyağcı, Vedat Balkaya, Suat Kurt, Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş hakkında “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.</p>

<p>Savcılık tutuklu sanık MHP Genel Merkez Yöneticisi Tolgahan Demirbaş’ın ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmesi’ suçlamasının kaldırılması talebinde bulundu.</p>

<h3><strong>17 şüpheli hakkında “cinayete yardım” cezası istendi.</strong></h3>

<p>Sanıklar Mehmet Yüce, Erdem Karadeniz, Osman Bayraktar, Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Aytaç Ataş, Caner Günay, Umut Ersoy, Alper Atay hakkında yurt dışığı yasağının devamına karar verildi.</p>

<p>Savcı, sanıklar Eray Özyağcı, Vedat Balkaya ve Suat Kurt’un ‘müşterek fail’ olarak yer aldığını belirterek bu kişilerin Ateş’i ‘tasarlayarak öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, müşteki Selman Bozkurt’a yönelik ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 13’er yıldan 20’şer yıla kadar hapsini istedi.</p>

<p>Özyağcı’nın ayrıca ‘ruhsatsız tabanca bulundurmak ve taşımak’ 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi talep edildi.</p>

<p>Doğukan Çep, Tolgahan Demirbaş hakkında ‘suça azmettiren’ olarak ‘kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.</p>

<p>Sanıklar Mustafa Uzunlar, Aşkın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, Emre Yüksel, Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Caner Güney, Umut Ersoy, Çağlar Zorlu ve Aytaç Ataç’ın iştirak halinde işlenen suça yardım eden fail olarak kabul edilmesi yönünde görüş bildiren savcı, bu kişilerin tasarlayarak kasten öldürmeye yardım suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapsi talep edildi.</p>

<p><strong>Tutuklu yargılananlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanıklar Mehmet Yüce, Erdem Karadeniz, Osman Bayraktar, Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Aytaç Ataç, Caner Günay, Umut Ersoy ve Alper Atay adli kontrol şartıyla tahliye edilirken, Ülkü Ocakları Genel Merkez Yöneticisi Tolgahan Demirbaş, Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Emre Yüksel, dönemin Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal, tetikçiyi Ankara getiren Aşkın Mert Gelenbey ile Mustafa Can Çolak, Çağlar Zorlu, tetikçi Eray Özyağcı, azmettirici Doğukan Çep, MHP'li avukat Serdar Öktem ve Mustafa Uzunlar tutuklu yargılanıyor.</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA, OLAY'YERİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/hangi-sanik-hakkinda-ne-kadar-ceza-istendi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jul 2024 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/07/ss01-1.png" type="image/jpeg" length="75905"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Zirveden savaş kararı çıktı!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/karar-abdde-nato-zirvesinde-alindi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/karar-abdde-nato-zirvesinde-alindi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>DÜNYA -&nbsp; ABD’nin başını çektiği Batı emperyalizminin yeni savaş politikaları Washington’daki NATO&nbsp;&nbsp;zirvesinde somutlaştı. Kuzey Atlantik İttifakı Örgütü’nün (NATO) 75’inci kuruluş yıldönümünde yapılan zirvede Rusya&nbsp;“düşman” ilan edilirken Çin, Kuzey Kore, İran açıkça hedef alındı.</p>

<p>İttifak üyesi ülkelerin Devlet ve Hükümet Başkanları’nın katıldığı zirvede “savaş örgütü” NATO’nun Ukrayna’da Rusya’ya karşı devreye sokulması kararlaştırıldı.</p>

<p>Üç günlük zirvenin 38 maddelik sonuç bildirgesinde Rusya’ya karşı Ukrayna’ya daha fazla askeri, politik ve mali destek sözü verildi. Tüm üye ülkelerin kabul ettiği sonuç bildirgesinde, Rusya'nın birliğin güvenliğine "en büyük ve doğrudan tehdit" olduğu vurgulandı.</p>

<p><img align="left" alt="Nato" height="316" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/07/nato.png" width="705" />NATO SAVAŞA DAHİL OLUYOR</p>

<p>Bildiride, İttifak üyelerinin gelecek yıl Ukrayna’ya en az 43,3 milyar avro askeri yardım sağlayacakları taahhüt edildi. Ukrayna’ya silah yardımı ve askeri eğitimler konusunda koordinasyon sorumluluğu NATO’ya verildi. İttifak’ın Ukrayna’da aktif rol üstleneceği ilan edildi.</p>

<p>Tek tek İttifak üyeleri Kiev’e silah gönderse de NATO daha önce “kurumsal” olarak resmi şekilde silah sağlamadı veya Ukrayna askerini eğitmedi. Şu ana kadar yalnızca yakıt, kişisel zırh gibi lojistik destekte bulundu. Bundan sonra yardımların, "Ukrayna için NATO Güvenlik Yardımı ve Eğitimi" (NSATU) adlı yeni bir misyon üzerinden yapılması bekleniyor.</p>

<p>ÇİN DE İTTİFAK’IN HEDEFİNDE</p>

<p>Türkiye’nin de imzaladığı ortak bildiride başta Çin olmak üzere Ukrayna’da Rusya’ya destek veren ülkelerin desteğini sonlandırma çağrısı yapıldı.</p>

<p>Bildirgede, Çin, Rusya’nın Ukrayna’daki savaş çabalarının "kesin olarak kolaylaştırıcısı" şeklinde nitelendirilirken, Pekin’in Avrupa-Atlantik güvenliğine sistemik zorluklar yaratmaya devam ettiği iddia edildi.</p>

<p>Rusya ve Çin’in arasındaki "stratejik ortaklık derinleştiğinin" ileri sürüldüğü metinde, "devlet ve devlet dışı aktörlerin kötü niyetli faaliyetleriyle karşı karşıyayız" vurgusu da yapıldı.</p>

<p>Metinde ayrıca Çin’in nükleer silahlarından duyulan rahatsızlık dile getirildi. Liderler, İran ve Kuzey Kore’yi de Rusya’ya Ukrayna savaşında kullanılmak üzere silah sağlamakla suçlandı.</p>

<p>BALKANLAR MERKEZ ÜS</p>

<p>Bildirgede, Batı Balkanlar ve Karadeniz bölgeleri İttifak açısından stratejik öneme sahip olduğuna da vurgu yapılarak, NATO’nun bölgenin güvenliğine ve istikrarına güçlü bir şekilde bağlı olduğunun altı çizildi.</p>

<p>Batı Balkanlar ile siyasi diyaloğun ve pratik işbirliğinin geliştirilmeye devam edileceği kaydedilen bildirgede, 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesine de atıf yapılarak, Müttefiklerin Karadeniz bölgesinin güvenliği, emniyeti, istikrarı ve seyrüsefer özgürlüğünü korumaya yönelik çabalarına destek teyit edildi.</p>

<p>Terörle mücadelenin, NATO’nun kolektif savunması açısından vazgeçilmez olmaya devam ettiği ifade edilen bildirgede, “Teröristler ve terör örgütleri tarafından ortaya konan tehdit ve zorluklara kararlılıkla karşı koymaya devam edeceğiz” denildi.</p>

<p><strong>ÜRDÜN’E NATO OFİSİ</strong></p>

<p>Liderler Zirvesi’nden çıkan karar doğrultusunda NATO Ürdün’ün başkentinde ilk kez bir irtibat ofisi açacak. NATO ve Ürdün’den yapılan ortak açıklamada, karar, “derin stratejik ortaklıkta önemli bir kilometre taşı” olarak nitelendirildi. Eylem planı doğrultusunda NATO, Ortadoğu’ya da yerleşmiş olacak.</p>

<p>NATO’nun benzer şekilde Japonya’da da bir ofis açma planı var. Çin’i kuşatmak için Asya-Pasifik’e yığınak yapmaya hazırlanan NATO’nun Washington zirvesine bu kapsamda Yeni Zelanda, Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Filipin liderleri de katıldı.</p>

<p>NATO’nun Asya-Pasifik bölgesine yayılma hevesi Çin’in tepkisini çekiyor. Çin yönetimi, NATO’yu ABD’nin hegemonya arayışının bir unsuru olarak niteliyor. Japonya’nın yeniden silahlanma politikasına NATO’nun destek vermesi Çin için bir endişe kaynağı.</p>

<p>SİYASAL İSLAMCI REJİMİN NATO SEVDASI ZİRVEDE</p>

<p>ABD’nin talebi doğrultusunda GSYİH’nın yüzde 2’sinden fazlasını silahlanmaya ayırma kararı alan siyasal İslamcı rejimin NATO sevdası zirvede bir kez daha gözler önüne serildi. 2026'daki NATO zirvesinin Türkiye'de yapılacak olması büyük bir “başarı” olarak pazarlamaya çalışıldı.</p>

<p>AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan da Washington’daki zirveye giderken “Türkiye NATO’nun belkemiğidir” açıklamasıyla bu durumu vurgulamıştı. Erdoğan, ittifaka en fazla destek sunan ilk beş ülke arasında olduklarını büyük bir “gururla” deklare ederek, bundan sonra da aynı katkıyı vermeye devam edeceklerini söylemişti.</p>

<p>ZÜCCACİYE DÜKKANINA GİRMİŞ BOĞA GİBİ...</p>

<p>NATO Liderler Zirvesi için ABD'de bulunan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Newsweek'e konuştu. Erdoğan, Doğu Avrupa ve Ortadoğu'da yaşanan gerilimlerin çok daha büyük çatışmalara dönüşme potansiyeli taşıdığını söyledi, Rusya-Ukrayna savaşında Türkiye'nin bir taraf olmayacağını dile getirdi.&nbsp; Erdoğan, "NATO ile Rusya arasında doğrudan bir çatışma ihtimali kuşkusuz endişe vericidir. Bu sonuca yol açabilecek her türlü adımdan bilinçli olarak kaçınılmalıdır" dedi.</p>

<p>Erdoğan, "Bazı Batılı müttefiklerimizin Rusya'ya yönelik tutumu yangına körükle gitmekten başka bir işe yaramadı. Buna karşılık biz, savaşan her iki tarafla da diyalog kurarak onları barışa yaklaştırmaya çalıştık. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleyerek ilerliyoruz. Züccaciye dükkanına girmiş boğa gibi davranarak böylesine hassas süreçleri ilerletmek mümkün değildir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile her konuda aynı fikirde olmadığını söyleyen Erdoğan, ABD Başkanı Biden ile de benzer bir durumda olduğunu dile getirdi. Erdoğan, Suriye'de Suriye Demokratik Güçleri'ne ABD'nin destek vermesini eleştirdi. Erdoğan, "Sayın Biden ve benim bu konuda farklı görüşlerimiz var. Biden ile insan hakları konusunda farklı görüşlere sahibiz” dedi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şanghay İşbirliği Örgütünün de NATO'ya alternatif olduğunu düşünmüyoruz. Benzer şekilde BRICS'i de başka herhangi bir yapıya alternatif olarak görmüyoruz." diye konuştu. Erdoğan, "Suriye topraklarının terörden tamamen arındırılmış ve Suriyeliler tarafından yönetilen müreffeh bir devlet olması temel arzumuzdur" dedi.</p>

<p>GSYİH’NİN %2’Sİ SİLAHLANMAYA GİTTİ</p>

<p>Yeni çatışmalara hazırlanan NATO’da ABD’nin dayatması sonucu GSYİH’nın yüzde 2’sini savunmaya harcayan ülke sayısı 23’e çıktı. Türkiye'nin savunma harcamalarının gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 2'si düzeyine yükseldiğinin açıkça kayda geçildiği zirvede, NATO Türkiye'yi takdir etti NATO verilerine göre, Türkiye'nin bu yıl GSYİH'nin yüzde 2,09'una karşılık gelen kaynağı savunmaya ayırması bekleniyor. Türkiye geçen yıl GSYH'sinin yüzde 1,58'ini savunma harcamalarına ayırmıştı.</p>

<p><img align="left" alt="Nato Butce" height="369" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/07/nato-butce.png" width="461" />Görevini 1 Ekim'de eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte'ye bırakmaya hazırlanan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de bu yıl pek çok ülkenin yüzde 2 hedefini tutturacağını açıklamıştı. Şubat ayında yapılan değerlendirmede bu hedefe erişmesi beklenen ülke sayısı 18'di. Almanya bu yıl ilk kez yüzde 2 sınırına ulaşacak.</p>

<p>ABD'nin bu yıl savunmaya ayırdığı bütçe 968 milyar dolarla diğer 31 üyenin tamamının toplamından iki kat fazla.</p>

<p>KAZANAN AMERİKAN SİLAH TEKELLERİ</p>

<p>Kasım ayında yapılacak seçimlerle Beyaz Saray'a dönmeyi uman Donald Trump, hâlihazırda yürüttüğü kampanya sırasında da yüzde 2 ısrarını sürdürüyor. Trump, savunmaya yeterince para harcamayan İttifak üyelerine, olası bir saldırı durumunda destek vermeyeceğini söyledi.</p>

<p>Ülkelerin artan savunma harcamalarının en büyük yararlanıcısı Amerikan silan sanayi. Özellikle ABD'li Lockheed Martin şirketi Ukrayna savaşının ardından birçok ülkeden yeni F-35 ve F-16 savaş uçağı siparişleri aldı. Silah tekelleri karına kar katıyor.</p>

<p><strong>∗ ∗ ∗</strong></p>

<p>EMEKLİ DİPLOMAT SOLAKOĞLU: SAVAŞIN RUSYA VE NATO ARASINDA OLDUĞU TESCİLLENDİ: ABD’de Demokratlar işbaşına geldiğinden beri küresel alanda yaşanan gelişmeleri yakından izleyenler için NATO’nun 75. Kuruluş yıldönümüne denk gelen Washington Zirvesi’nden çıkan karar ve mesajların kışkırtıcı ve savaş yanlısı tonu şaşırtıcı değil.</p>

<p><img align="left" alt="Ersin Solakoğlu" height="463" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/07/ersin-solakoglu.png" width="406" />Ukrayna’ya silah yardımı ve askeri eğitimler konusundaki koordinasyonun NATO’ya verilmesi kararı birçok açıdan ilginç ama bunlardan belki de en ilgi çekici olanı Rusya-Ukrayna savaşının başından beri “bu savaş aslında NATO ile Rusya arasında” diyenlere öfkelenen Batılılar ve diğer ülkelerdeki fikri ve siyasi uzantılarının bundan böyle bunun gerçek olduğunu kabul etmek zorunda kalacak olmaları.</p>

<p>Fiilî durum böylece resmileşmiş oluyor. Bunun arazideki karşılığının ne olacağını zaman gösterir. Ukrayna’nın bu savaşı sürdürebilmesi için NATO silahlarının yetmeyeceği ve son tahlilde insan kaynağına da ihtiyaç duyacağı açık. Bunun sağlanabileceğinden kuşkum var.&nbsp; NATO ülkelerinin askeri personelinin doğrudan savaşa katılmalarının anlamını herkes biliyor. Bu küresel felaket anlamına gelecek bir dünya savaşı demektir. Bu arada NATO rolü konusunda Macaristan’ın “oyunbozan” konumunu koruyacağını da dikkate almak gerekir.</p>

<p>Silahlanma kapitalizm açısından son derece kârlı bir alan. O yüzden NATO üyelerinin bu alana tahsis edeceği bütçeler aynı zamanda ekonomik büyüme anlamına gelir. Elbette bu halkların refahını artırmaz, zenginlerin zenginliğini büyütür. Yoksullara düşen görev o fabrikalarda çalışıp, o siyahları kullanırken emperyalist cephelerde can vermek olur. Bu yüzden Türkiye’deki düzenin de silahlanmaya ağırlık vermesi olağan görülmeli.</p>

<p>Çin meselesi ABD bakımından küresel ekonomi üzerindeki hegemonik konumunu sürdürebilmesi açısından büyük bir tehdit sayılıyor. Ancak o hesapta hata var. Çin’in Rusya misali yalıtılması mümkün değil. Çin ekonomisi küresel ekonominin çok önemli bir bileşeni. Salt askeri alanda tırmandırma siyaseti, Pasifikte askeri yığınak yapmak ve Çin’le çatışmaya gitmek ABD’nin bir çok alanda Çin’e bağımlı olan müttefikleri bakımından akılcı ve sürdürülebilir görülmeyecektir. Çin o oyunu, ittifakın iç çatlaklarını kullanarak bozma gücüne sahip bana göre.</p>

<p>AKP TÜRKİYESİ’NDEN İTTİFAK’A ÖVGÜLER</p>

<p>Türkiye ise bildiğimiz, beklediğimiz gibi davranıyor. Her NATO zirvesinde ittifaka övgüler düzülüyor. Genel anlamda “çıkıntılık”tan kaçınılıyor ama bir yandan da AKP Türkiyesi kendi bölgesel gündemine uygun politikalarını imkanlar ölçüsünde sürdürüyor. NATO bağlamında “Macaristan” faktörü AKP için de iyi bir kalkan şimdilik. Gerek Ukrayna gerek orta vadede Çin konusunda AKP rejiminin en önde koşmayacağından ve belirli noktalarda ayrışacağından emin olabiliriz. ABD de Türkiye’den talep ve beklentilerini bu gerçek temelinde oluşturacak, toplam faydayı hesaplayarak hareket edecektir.</p>

<p><strong>∗ ∗ ∗</strong></p>

<p>DOÇ. DR. ALİ FAİK DEMİ<img align="left" alt="Ali Faik Demir" height="471" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/07/ali-faik-demir.png" width="371" />R: SİLAHLANMA SAVAŞLARI DA BERABERİNDE GETİRİYOR: Çin ve Ukrayna’ya odaklanmış bir zirve gerçekleşti. Ukrayna Avrupa açısından önemli. Zirve çok net olarak Rusya’nın frenlenmesi, Çin’in dengelenmesi için NATO’nun bu konudaki tavrını gösterdi. Ukrayna’ya silah yardımı konusunda herkes kararlı ama şunu sormak lazım; Sürekli bir silah yatırımı aynı zamanda savaşları da gerektiriyor. Eğer silah üretiliyorsa sadece satma refleksiyle yapılmıyor. Silahlar aynı zamanda savaş bölgelerine de gönderiliyor. Silah aynı zamanda ekonomik bir araç, satılan ülkelerin bağımlılığını da sağlıyor. Türkiye açısından da durumu böyle değerlendirebiliriz. Savaşların sadece silahla kazanılmadığını da unutmamak gerekir. Ukrayna’ya sadece silah uçak ya da belli araçları vermek yeterli olmaz.</p>

<p>2025’te Dışişleri Bakanları Türkiye’de toplanacak, yani 2025 ve 2026’da Türkiye’de önemli iki toplantı olacak. Türkiye NATO’nun en önemli üyelerinden biri. ABD’nin gözünde önemli bir yer tutuyor. Ukrayna konusunda Türkiye’nin Rusya’yla çok ciddi ilişkisi var ama aynı zamanda Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunuyor. Bunu çok açıktan ilan ediyor, aynı şekilde Kırım konusunda da Ankara’nın tezi belli bir yere kadar hala duruyor. Ukrayna’ya silah satışını da sağlıyor. Türkiye’nin hem Ukrayna, hem de Rusya’yla arası iyi, hem de NATO üyesi. O nedenle Türkiye’nin NATO için çok hayati önemi var. Aynı şekilde Türkiye açısından da NATO üyesi olmak önemli. Rusya’yla iyi ilişkilerin olması ittifak üyesi olmanın önünde engel değil. Türkiye NATO üyesi kimliğiyle Rusya’yla da belli konularda iyi ilişkiler götürebileceğini gördü ve NATO da Ankara’nın bu durumunu çok net olarak bir kazanç olarak görüyor. Türkiye bu dengenin sağlanmasında ciddi bir katkı sağlayabilecek bir ülke. Hem NATO hem de Rusya açısından.</p>

<p>PROF. DR. ZUHAL MERT UZUNER: TÜRKİYE, NATO’DA DAHA AKTİF BİR ROLE DOĞRU İTİLİYOR: NATO zirvesinde bir kez daha görüldü ki, ABD NATO konusunda daha aktif bir rol ön görüyor. Ukrayna Savaşı’nda da açıkça görüldüğü gibi, bir savaşa NATO’nun nasıl angaje edileceği konusu aslında hem fikir olunan bir mesele değil. Doğu Avrupa devletlerinin, özellikle Polonya ve Romanya’nın daha aktif bir <img align="left" alt="Zuhal Mert" height="530" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/07/zuhal-mert.png" width="378" />NATO isteği, Rusya’nın hareket edemez hale getirileceği bir toplu savaşa kadar varan noktalara kadar ulaşıyor. Hatta kısmi taktik nükleer silahların kullanımı bile bu uğurda kabul edilebilir gibi görünüyor. Bu durum tabi son derece ürkütücü. Türkiye konuya böyle yaklaşmıyor. Olası bir savaşın bahsettiğim ülkelerin hayalindeki gibi olmayabileceği, NATO konusundan beklentilerinin yine hayallerindeki gibi olmayabileceği konusunda bir körlükleri var.</p>

<p>Asya Pasifik her zaman dünya siyasetinde dengeler açısından önemli olageldi. Bu bağlamda her iki dünya savaşında da bu bölgede yükselen güçler ile önce İngilizler sonra ABD çatışmaya girip bölgenin kontrolünü elinde tutmayı başardı. Bugün de yine bölgede rakip sayılan bir gücün yükselmesi durdurulmak isteniyor. Bu sıcak bir savaşa topyekûn bir savaşa hızlıca dönüşür diyemem, ama bölgesel bazı sıcak noktalar var. Herkes biliyorsunuz Tayvan konusunu dile getiriyor. Sınırlı çatışmalar belki olur ama topyekûn bir savaş konusunda benim şüphelerim var. Silah yığınağı yapılacaktır. Soğuk Savaş zamanı depolarını hatırlayın. Birçoğu aktif olarak kullanılmasa da silahların mevcudiyeti de bir diplomatik araç olduğu için silahlanma ve bloklaşmanın devam edeceğini ön görmek mümkün.</p>

<p>Türkiye, Rusya ile uzun bir tarihe sahip. Türkiye, NATO konusunda daha aktif bir role itiliyor. Bu aktif halden kasıt doğrudan çatışmaya dahil olmak noktasına savrulursa Türkiye kesinlikle bundan çok zarar görecektir. Bu Türkiye özelinde bir konu değil. Bütün savaşlar ülkeleri ve halkları sonuçta perişan eder. Üstelik coğrafi olarak Türkiye, Doğu Avrupa’daki baskıyı azaltacak bir ülke olarak doğrudan Rusya ile baş başa kalabilir. Benim bu derece bir angajman konusunda şüphelerim var. Doğrudan bir NATO ülkesine saldırılmadığı sürece Türkiye’nin Rusya karşısında bir savaşın parçası olmaması gerektiğini düşünüyorum. Rusya’nın uluslararası hukuk açısından haksız olması, saldırgan bir ülke olması bu konudaki fikrimi değiştirmiyor.</p>

<p>Türkiye askeri kapasitesi ile çok güçlü bir ortak. Türk Silahlı Kuvvetlerinin geliştirilip güçlendirilmesi konusunda NATO’nun önemli bir rolü oldu. Son zamanlarda yaşanan yaptırımlar ve alınamayan silah ve uçakları da düşünürseniz, Türkiye açısından müttefiklik ilişkisinde bazı konuların ABD ile çözülmesi gerektiği aşikar. Türkiye’nin Ukrayna savaşına askerleri ile dahil olacağını düşünmüyorum. Bu demek değil ki Türkiye bazı adımlar atmayacak. Rusya’ya bazı hususlarda diplomatik anlamda bazı şeyleri aktarıp birtakım adımlar attırmak adına açık pencere Türkiye. Devam eden müzakereler düşünüldüğünde Türkiye önemli aktörlerinden birisi.</p>

<p align="center"><strong>∗∗∗</strong></p>

<p>İTTİFAK ÜYELERİ F-16’LARI UKRAYNA’YA GÖNDERİYOR</p>

<p>Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin de davetlileri arasında olduğu NATO zirvesinde savaşı büyütecek kararlar alındı.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Amerikan yapımı F-16 savaş uçaklarının Danimarka ve Hollanda'dan Ukrayna'ya sevkiyat sürecinin başladığını ve uçakların "bu yaz kullanımda olacağını" açıkladı.</p>

<p>Ukrayna savaşın başından bu yana gelişmiş savaş uçakları talep ediyordu. F-16'lar Kiev'in bu talebine verilen ilk "olumlu" yanıt oldu. Bunun yanında Ukrayna'ya hava savunma sistemleri de gönderilecek.</p>

<p>Üye ülkeler ayrıca Ukrayna ordusunun eğitimi ve askeri yardımların koordinasyonu için özel bir birlik kurulmasında da uzlaştı.</p>

<p>Zirvede Ukrayna'nın son aylarda "gerekli demokratik, ekonomik ve güvenlik reformları konusunda somut adımlar attığı" vurgulandı ancak resmi üyelik davetinin sadece "gerekli koşullar sağlandığında" gönderilebileceği belirtildi.</p>

<p>Yayınlanan sonuç bildirgesinde "Ukrayna bu hayati adımları atarken, ülkeyi NATO üyeliği de dahil olmak üzere Avrupa-Atlantik entegrasyonu için girdiği geri döndürülemez yolda destekleyeceğiz" ifadesi kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ALMANYA’YA UZUN MENZİLLİ ABD FÜZELERİ KONUŞLANACAK</p>

<p>ABD, Rusya bahanesiyle 2026’dan itibaren Almanya’ya uzun menzilli füzeler konuşlandırma kararı aldı. Bu, Soğuk Savaş’tan bu yana ilk kez ABD’nin silah sistemlerini Avrupa’ya konuşlandırması anlamına geliyor. Almanya’ya yerleştirilecek silahlar arasında SM-6 füzeleri, Tomahawk seyir füzeleri ve daha uzun menzilli hipersonik füze sistemleri olacak.</p>

<p>1987 yılında ABD ile SSCB arasında imzalanan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması gereğince böyle bir konuşlandırma anlaşmaya aykırı. Ancak 2019 yılında ABD anlaşmanın uzatmama kararı aldı ve böylece anlaşma geçerliliğini kaybetti.</p>

<p>PASİFİK'TE KAOS YARATMAYIN</p>

<p>Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Cien, ülkesinin NATO bildirgesinde Rusya *- Ukrayna Savaşı'nın&nbsp;&nbsp;"kesin olarak kolaylaştırıcısı" olarak nitelendirilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Sözcü Lin, "Çin, NATO'yu ülkemizin iç siyasetine karışmamaya, imajını lekelememeye ve Avrupa'da kargaşa yarattıktan sonra Asya-Pasifik'te de kaos oluşturmamaya çağırıyor" ifadesini kullandı.</p>

<p>Lin, "NATO'nun Ukrayna konusunda 'Çin'in sorumluluğu propagandası' mantıksız ve kötü niyetlidir" diye konuştu. Lin, NATO'nun "sözde güvenliğinin" diğer ülkelerin güvenliği pahasına sağlandığını söyledi.</p>

<p>RUSYA'DAN TEPKİ</p>

<p>Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Ryabkov ise ABD'nin Almanya'ya uzun menzilli seyir füzeleri yerleştirme kararının Rusya'nın güvenliğine zarar verme amacı taşıdığını belirtti.&nbsp; "Duygusal davranmadan, yeni tehdide askeri yanıt geliştireceğiz" ifadelerini kullandı.</p>

<p align="center"><strong>∗∗∗</strong></p>

<p>KANLI ÖRGÜTÜ&nbsp;ÜLKEMİZDEN&nbsp;KOVACAĞIZ</p>

<p>SOL Parti kanlı savaş örgütü NATO’nun 2026’daki zirvesinin Türkiye’de yapılacak olmasına tepki&nbsp;gösterdi.</p>

<p>Yapılan Açıklamada "Kurulduğu günden beri 75 yıldır Amerikan emperyalizminin gözünü diktiği her karış toprağı kana bulayan bu savaş örgütü, ülkemiz için de dünya için de en büyük tehditlerden biridir. ABD’nin çıkarları doğrultusunda milyonlarca kare toprağımızı üsleriyle işgal eden NATO, bu üsler sayesinde bugün Filistin’de dünyanın gözü önünde gerçekleştirilen soykırıma her türlü desteği verebilmektedir. Emperyalizmin yayılma strateji doğrultusunda Ukrayna-Rusya savaşını kışkırtan güç yine NATO’dur" denildi. Açıklamada, "Şili’den Türkiye’ye, Filistin’den Vietnam’a tüm dünya halklarının düşmanı, cihatçıların, kontrgerillaların, kanlı cuntaların dostu, eli kanlı savaş örgütünü ülkemizde istemiyoruz. NATO, ülkemizden def edilmelidir! Türkiye halkı emperyalizmin değil insanlığın yanındadır" ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>BATI’YA SERT ÇİFTE STANDART TEPKİSİ GELDİ</p>

<p>İspanya Başbakanı Pedro Sanchez Ukrayna'ya sağlanan destekle Gazze'yi kıyasladı ve ortaklarını çifte standartlı olmakla eleştirdi. Sanchez, "Uluslararası hukuk gereği Ukrayna'ya destek olduğumuzu söylüyorsak, aynısını Gazze için de yapmalıyız" dedi. Savaşın Lübnan'a yayılma tehlikesine dikkat çekti. <em>(BirGün)</em></p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, DAVA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/karar-abdde-nato-zirvesinde-alindi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jul 2024 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/07/4-11.png" type="image/jpeg" length="72182"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bozdur bozdur harca!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/memur-ve-emeklinin-zamli-maaslari-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/memur-ve-emeklinin-zamli-maaslari-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Temmuz ayı enflasyon rakamının açıklanmasıyla birlikte 2024 yılının ikinci 6 ayında alacağı memur ve memur emeklisinin maaş artış oranı da netleşti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>PARA'POLİTİKA - Temmuz ayı enflasyon rakamının açıklanmasıyla birlikte 2024 yılının ikinci 6 ayında alacağı memur ve memur emeklisinin maaş artış oranı da netleşti. Buna göre, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaş artışı yüzde 24,73, memur ve memur emeklilerinin maaş artışı ise yüzde 19,31 oranında gerçekleşti.</p>

<p>Haziran ayı verilerine göre Ocak-Haziran 6 aylık enflasyon yüzde 24,73 ve yıllık enflasyon yüzde 71,60 olarak gerçekleşti.&nbsp; Bu veriler çerçevesinde, enflasyon farkı yüzde 8,46 ve kamu görevlilerinin alacağı zam oranı yüzde 19,31 oldu.</p>

<p>EN DÜŞÜK MAAŞ 36 BİN 460 TL</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut artışlarla birlikte en düşük kamu görevlisi ve emeklisine ilişkin rakamları da tek tek açıklayan Genel Başkan Yalçın, <em>"7. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde Kamu İşveren Heyeti’nin direttiği, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun noter görevi üstlenerek tescillediği maaş/ücret artışları; yüksek enflasyona yenildi ve 6 aylık dönemin son 3 ayı (Nisan -Mayıs-Haziran) kamu görevlileri cebinden, birikiminden ve kazancından harcayarak ayakta kalmak için mücadele etti.&nbsp;Mevcut artışlarla birlikte;&nbsp; En düşük kamu görevlisi maaşı 30 bin 560 TL’den 36 bin 460 TL'ye, En düşük kamu görevlisi emekli aylığı 14 bin 740 TL’den 17 bin 585 TL’ye yükselmiş oldu. Kamu görevlisi emeklilerine yapılmayan (1 yıl) seyyanen artış “Görev Aylığı-Emekli Aylığı” arasındaki uçurumu büyütüyor, gelir kayıpları artarak devam ediyor. Emekliler Yılına yakışacak ve taçlandıracak düzenlemeler uygulamaya geçirilmeli; emek verenlerin, ömrünün büyük bir kısmını alın teri akıtarak geçirenlerin taleplerine kulak verilmelidir"</em> dedi.</p>

<p>YÖNTEM ADİL OLMALI</p>

<p>Memur-Sen olarak; beklenen ve tahmin edilen enflasyon ile piyasa gerçekliği bulunan ve kamu görevlileri tarafından kabul edilen maaş/ücret artışı dışında hiçbir hükme imza atmadıkları gibi atmayacaklarını da söyleyen Yalçın,<em> "1 Temmuz itibariyle elektriğe gelen yüzde 38 zam, doğalgaz desteğinin ve yüzde 25 kira sınırı süresinin uzatılmaması, zorunlu harcamalara gelen artışlar, dolaylı vergilerin yükü ve diğer ekonomik gerçekler; sabit gelirlilerin maaş/ücret artışından daha fazla gider sağladığı gerçeği ıskalanmamalıdır.&nbsp;Maaşlar/ücretler ile piyasadaki fiyat artışlarının kaybedenini sürekli olarak sabit gelirlilerimiz olduğu gerçeğinin bilinmesine rağmen, maaşlara 6 ayda bir, ürünlere ise hemen hemen her ay artış yapılmaktadır.&nbsp;Enflasyon baskılanmadığı, fiyat artışları durmadığı müddetçe maaş/ücret artışları erimeye, emekçi kaybetmeye ve gelir dağılımındaki adaletsizlik büyümeye devam edecek. 1 ay boyunca emek veren, gece gündüz çalışan ve evine helal ekmek götürmek için dişini tırnağına takan emekçinin “ücreti” enflasyonu artıyor söyleminden/eyleminden vazgeçilmelidir. &nbsp; Bu noktada atılacak adımlar, yapılacak düzenlemeler ve belirlenecek yöntemler adil olmalı, sonuç; alın teri ve akıl terinin değerini artırmalı, emekçiyi korumalı, gelir dağılımında adaleti sağlamalıdır" </em>diye konuştu.</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/memur-ve-emeklinin-zamli-maaslari-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/07/emekli-3.png" type="image/jpeg" length="27356"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Murat Kurum geri döndü!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/murat-kurum-geri-dondu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/murat-kurum-geri-dondu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[5 yıl önce istifa edip devrettiği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koltuğuna geri dönen Murat Kurum, tarafsız olacağına dair söz verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>EKONOMİ - Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, ülkemizi deprem ve iklim kaynaklı afetlere hazır hale getirmek için yola çıktığını belirterek, &nbsp;"Bir saniye dahi kaybetmeyeceğiz" dedi. Bakan Kurum, asrın felaketinden etkilenen tüm şehirlere koşacaklarını dilke getirdiği konuşmasında "650 bin konutumuzu afetzede kardeşlerimize teslim etmek için gece gündüz çalışacağız. &nbsp;İstanbul’da acilen dönüşmesi gereken yuvalarımızı süratle dönüştüreceğiz." dedi.</p>

<p>"TOKİ’mizle ev sahibi olmayan tek bir dar gelirli kardeşimiz kalmayıncaya kadar sosyal konutlarımızı inşa etmeye devam edeceğiz" diyen Bakan Kurum, ilk resmi paylaşımında, "İklim krizine karşı çözüm üretecek son nesil biziz. İklim değişikliğiyle mücadele ve uyum politikalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.&nbsp;Ortak evimiz dünya ve cennet vatanımız için; Sıfır Atık çalışmalarımızı, yeşil alan uygulamalarımızı daha da yaygınlaştıracağız. Söz veriyoruz. Dün olduğu gibi bugün de milletimizin her anında hep yanında olacağız" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/murat-kurum-geri-dondu</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jul 2024 15:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/07/bakan-kurum.png" type="image/jpeg" length="95929"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kim dinler seni Hoca!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/kim-dinler-seni-hoca</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/kim-dinler-seni-hoca" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV&nbsp;</strong></u></p>

<article>
<p>HABER MERKEZİ - Ekonomist ve yazar Mahfi Eğilmez Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı yeni vergi paketi düzenlemesindeki doğruları ve yanlıları değerlendirdiği yazısında&nbsp;Türkiye’yi kara para, vergi dışı ve kayıt dışı işlemler cenneti olmaktan kurtaracak, gri listeden de çıkmasını sağlayacak formülü yazdı. İşte Eğilmez'in&nbsp;<strong>Yeni vergi paketi için bir öneri&nbsp;</strong>başlıklı o yazısı:</p>

<blockquote>
<h3><strong>Yeni vergi paketi için bir öneri&nbsp;</strong></h3>

<p>Basında yer aldığı şekliyle getirilmesi planlanan vergi paketine bakınca faturanın son üç yılda yaşanan yanlış ekonomi politikasına ve onları yürütenlere değil, her zaman olduğu gibi vatandaşa çıktığı görülüyor. Pakette yer alan bazı düzenlemelere katılmak mümkün değil. Bahşişleri vergilendirmek vatandaşla vergi idaresi ve denetimini karşı karşıya ve getirisine asla değmeyecek bir düzenleme.</p>

<h3><a href="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/06/mahfi-2.jpg" rel="nofollow" title="Mahfi-2"><img align="left" alt="Mahfi-2" height="306" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/06/mahfi-2.jpg" width="563" /></a>Yurt dışı çıkış harcı baştan beri yanlış</h3>

<p>Yurt dışı çıkış harcının artırılması da yanlış. Böyle bir harç alınması baştan beri yanlıştı zaten. Vergi, vatandaştan kamu hizmetlerine katkı olsun diye karşılıksız alınır, buna karşılık harç, vatandaştan, aldığı kamu hizmetinin karşılığı olarak tahsil edilir. Vatandaşın yurt dışına çıkışında kamu kesiminin sunduğu bir hizmet yoktur. Pasaport düzenlemesinde zaten pasaport harcı alınmak suretiyle o hizmetin karşılığı alındığı için yurtdışı çıkış harcı dayanaksız bir tahsilat olmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Vakıflara yapılan bağışlardaki istisnalar kaldırılmalı</h3>

<p>Gelir ve kurumlar vergilerinde bazı istisna ve muaflıkların kaldırılması doğrudur. Bununla birlikte kaldırılması gereken istisna konut üzerinden alınan emlak vergisindeki istisna değildir. Derneklere, vakıflara yapılan bağışlardaki istisnalar kaldırılmalıdır. Çünkü bunlara istisna tanınınca o, bir bağış olmaktan çıkıp vergiden kaçınma ve göze girme aracı haline dönüşmektedir.</p>

<h3>Üzerinden durulması gereken&nbsp;Gider Bildirimi</h3>

<p>Vergi paketinde eleştirilecek pek çok konu var ve bunu zaten vergi uzmanları ilerleyen günlerde gündeme getirecektir. Bir konu var ki üzerinde özel olarak durulması gerekiyor: Gider Bildirimi. Teklifte; “Risk analizi sonucu beyana tabi gelirleri ile yapılan harcamaları arasında %20’nin üzerinde uyumsuzluk olan mükelleflerden Özel Gider (Harcama) Bildirimi istenmesi ve aradaki farkın izah edilememesi durumunda ilgili hakkında vergi incelemesi yapılması, izah edilemeyen fark tutarlarının arızi kazanç olarak kabul edilerek gelir vergisi tarh edilmesi” öngörülmektedir.</p>

<h3>Yüzde 20’yi aşan bir uyumsuzluk neden gerekli?</h3>

<p>Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere bu şekilde vergi salınabilmesi için bazı koşulların oluşması gerekiyor: (1) Her şeyden önce bir risk analizi yapılacak. Bunu kimin yapacağı, izne bağlı olup olmadığı, hangi kriterlere bakılacağı vb. gibi konuların metinde açıklaması yok. Muhtemelen sonradan çıkarılacak bir tebliğle belirlenecek. (2) Beyana tabi gelir ile giderler arasında % 20’yi aşan bir uyumsuzluk olması gerekiyor. Böyle bir oran niçin gerekli anlayamadım. Gelir ile gider arasındaki uyumsuzluğun % 20 ve altında olması farkın önemsiz olduğu anlamına mı geliyor? Bu ülkede açlık sınırının altında yaşayan insanlar varken böyle bir fark aramanın anlamı yok. (3) Böyle bir fark varsa mükelleften Özel Gider Bildirimi istenecek. Yani bu bildirim baştan gelir vergisi beyannamesiyle birlikte verilmeyecek. Bu, bence doğru yaklaşım değil. Servet ve Gider Bildirimlerinin en baştan gelir vergisi beyannamesiyle birlikte vergi dairesine verilmesi gerekir. (4) Gelir ile gider arasındaki farkın izah edilmemesi ve bunun üzerine mükellef hakkında vergi incelemesi yapılması gerekiyor. Oysa bütün bu incelemeler en baştan yapılıp mükellefe en sonunda sorulması gerekir. (5) Fark varsa bunun arızi kazanç olarak kabul edilmesi ve gelir vergisi tarh edilmesi gerekiyor.</p>

<h3>1984 öncesinde nasıldı?</h3>

<p>Öncelikle 1984 öncesindeki durumu kısaca anlatayım. 31 Aralık 1960 tarihinde kabul edilen 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 114’üncü maddesinde şu hüküm yer alıyordu: “Yıllık beyanname vermek mecburiyetinde bulunan gerçek kişiler, her yıl verecekleri gelir beyannamelerinde, 116’ncı maddede yazılı servet unsurlarını bildirmeye mecburdurlar. Ancak, dar mükellefiyete tabi olanlarla, beyan edilecek gelirleri gayrimenkul sermaye iradı, ücret, götürü usulde tespit edilen ticari, zirai veya mesleki kazançlardan veya bunların toplamından ibaret olanlar servet beyanına tabi değildirler.” Kanunun 115’inci maddesinde de bildirilen servetin toplam değerinin bir önceki yıl beyannamesiyle bildirilen servetin toplam değerini aşması ve aradaki farkın iki dönem arasında elde edildiği beyan edilen gelirden fazla olması durumunda aşan gelir miktarının beyan edilmemiş gelir olarak kabul edileceği ve vergilendirileceği açıklanmaktadır. Bu uygulamada iki önemli noktaya daha dikkat çekelim: (1) Servet bildirimi yalnızca beyanname veren kişinin değil aile fertlerinin de servetini kapsayacaktır. (2) Servet bildirimi incelemesi yoluyla bulunan fark vergilendirilirken kaçakçılık cezası uygulanmayacaktır.</p>

<h3>Özal hükümetinin kararı ve etkileri</h3>

<p>Bu madde 18 Nisan 1984 tarih ve 2995 sayılı kanunla yürüklükten kaldırılmıştır. O tarihten sonra servet bildirimi alınmamış, geçmişe ilişkin olarak alınmış olanlar üzerinden de inceleme yapılması olanağı kalmamıştır. Servet bildirimi ve onun tamamlayıcısı olan gider bildiriminin uygulandığı 1960 ile 1984 yılları arasında son derecede etkin olmuş iki müessesedir. O zamanın koşullarında servetler bugünkü kadar kayıt altında olmadığı halde Maliye Müfettişleri ve Hesap Uzmanları (servet bildirimi incelemesi yapmaya yalnız bu iki meslek mensupları yetkiliydi) tapu, emlak vergi daireleri, bankalar ile yazışarak servet denetimini yaparlar ve servetini, gelirini gizleyenleri ortaya çıkarıp vergi salarlardı. Bu iki bildirim, vergi dışılığı ve kayıt dışılığı büyük ölçüde engellerdi. Ne var ki Özal hükümeti, gelen baskılara dayanamayarak bu iki bildirimi de yürürlükten kaldırdı, böylece Pandora’nın kutusu açıldı ve Türkiye, giderek beyan edilmeyen servetlerin, son model arabalarla gezen, lüks yalılarda oturan ama asgari ücret kadar vergi ödemeyen, kara para aklayan insanların cirit attığı bir ülke haline geldi.</p>

<h3>Yollardan biri 1960'taki çerçeveye dönmek</h3>

<p>Türkiye’yi kara para cenneti olmaktan çıkarmanın, düzgün bir ülke haline getirmenin yollarından birisi servet bildirimi ve gider bildirimini 1960 yılındaki çerçevesinde geri getirmektir. Bunu yaparken 2023 yılı öncesinde bu şekilde servet artışıyla geliri arasında fark bulunanlar için bir af maddesi getirilerek” bu farkı kendiliğinden beyan edip farkın % 25’ini vergi olarak ödeyenler için geçmiş yıllar servet incelemesi yapılmaz ve ceza salınmaz” şeklinde bir hüküm getirilebilir. Bu yapılırsa hem ciddi miktarda vergi toplanması hem de bu tasarıda yer alan yurtdışı çıkış harcı, bahşiş üzerinden vergi alınması, gayrimenkul sermaye iradında istisnanın kaldırılması gibi getirisi götürüsünden fazla olacak maddelerden vaz geçilmesi mümkün olabilir.</p>

<p>1998 yılında dönemin Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in hazırladığı ve kamuoyunda nereden buldun yasası olarak adlandırılan yasa, Maliyeye, mükelleflerin servetleriyle kazançları arasındaki ilişkinin kaynağını ve fark varsa bunun vergisinin ödenip ödenmediğini araştırma yetkisi veriyor, servet incelemesinin benzeri bir mekanizma getiriyordu. 1999 yılı başından itibaren uygulanacak olan bu yasanın uygulanması 1 Ocak 2003 tarihine ertelendi, böylece seçimden sonra uygulamaya geçilecekti. Seçimi AKP kazandı ve ilk icraatlarından birisi olarak 9 Ocak 2003 tarihinde 4783 sayılı kanun ile bu yasayı yürürlükten kaldırdı.</p>

<p>Özetle servet bildirimi ve gider bildirimi uygulamaları 1960 yılındaki çerçevesiyle yeniden getirilir ve geçmişte oluşan farklar, vergisini ödemek kaydıyla silinirse bu yolla hem ciddi tahsilat sağlanır ve halkın tepkesini çekecek birçok düzenlemeye gerek kalmaz. Bu düzenleme aynı zamanda Türkiye’yi kara para, vergi dışı ve kayıt dışı işlemler cenneti olmaktan kurtarır, gri listeden de çıkmasını sağlar. Ne var ki 2003 yılında nereden buldun yasasına olan yaklaşımını dikkate aldığımızda AKP’nin bunu yapabileceğini sanmıyorum.</p>

<p><em>(Mahfi Eğilmez'in yazılarını:&nbsp;https://www.mahfiegilmez.com/&nbsp;blogundan okuyabilirsiniz)</em></p>
</blockquote>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p>
</article></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, DAVA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/kim-dinler-seni-hoca</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Jun 2024 08:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/06/egilmez.png" type="image/jpeg" length="86816"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#İmamoğlu çok sevindi]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/yasli-teyze-imamogluna-harclik-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/yasli-teyze-imamogluna-harclik-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde trilyonları yöneten ve ailece milyarlarca liralık servetiyle bilinen Ekrem İmamoğlu, bayram nedeniyle tatil yaptığı Bodrum'da, Hacılar Köyü'nde yaşayan 92 yaşındaki Sevim Teyze'yi ziyaret etti.</p>

<p>Yaşlı kadın, elini öpen kucaklayıp hal hatır soran İmamoğlu'na çıkınından çıkardığı 00 lirayı "Bayram Harçlığı" olarak verdi.&nbsp;</p>

<p>Çok duygulanan Ekrem İmamoğlu&nbsp;“Bu bayram annemi göremeyecektim, burda bir anne buldum” dedi. Başkan İmamoğlu, yaşlı kadınla uzun uzun sohbet etti.</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/yasli-teyze-imamogluna-harclik-verdi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Jun 2024 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/06/imam-3.png" type="image/jpeg" length="56292"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hangi sektörler öne çıkıyor, bayilik koşulları neler?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/hangi-sektorler-one-cikiyor-ayilik-kosullari-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/hangi-sektorler-one-cikiyor-ayilik-kosullari-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>NET TÜRK TV</u></strong></p>

<p>Sağlık beslenme ve yaşam tarzı odaklı, çevre dostu ve sürdürülebilir ürünlerin bulunduğu markaların yanı sıra dijital hizmetler sunan işletmelerin de cazibesini artırması bekleniyor.</p>

<p>Türkiye’de franchise ekosistemi, ekonominin lokomotif sektörlerinden biri haline geldi. Rakamlara baktığımızda, 2023 yılında franchise sektörünün büyüklüğünün 50 milyar dolara ulaştığını görüyoruz. 2023’te franchise sektörünün ürettiği istihdam sayısı 300 bin kişiyi aştı.&nbsp;</p>

<p>2024 yılında bu ekosistemin pazar büyüklüğünün ise 55 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Bu yıl 15 binden fazla girişimcinin katılacağı tahmin edilen bu ekosistemin içerisinde yer alan Türkiye’deki zincir işletmelerin sayısı 3 bin 700’e ulaştı.&nbsp;</p>

<p>Zincir işletmelere bağlı şube sayısı 66 bini bulurken, şimdiye kadar yurtdışına açılan Türk markası sayısı 405’e ulaştı. Bu rakamlar gösteriyor ki markalar artık sadece hizmet ihracatında önemli bir oyuncu değil; ülke ekonomisinin kalkınması ve ülkemizin yurtdışında tanınması için de önemli bir araç haline geldi.&nbsp;</p>

<p>Türkiye franchise sektörünün iş dünyası ve uluslararası ticaret açısından da önemli bir aktör olduğunu gösteren bu veriler, bölgesel iş birliği ve ekonomik entegrasyon açısından da büyük önem taşıyor.</p>

<h4><strong>LİDERLİK YEME İÇME SEKTÖRÜNDE</strong></h4>

<p>Fast food pazarının yanı sıra danışmanlıktan eğitime, gayrimenkulden teknoloji üretici ve geliştirici firmalara, sağlıklı ürünlerinden mobilya gibi birçok sektörde büyüme görülüyor. Türkiye gıda franchise pazarında ise döner, burger, köfte, pizza, kafe öne çıkan konseptler olarak ifade ediliyor. Yeme-içme sektörü, küresel franchising operasyonlarının yüzde 30’undan fazlasını oluşturarak, hizmet sektöründen sonra en önemli ikinci franchising iş modeli olarak öne çıkıyor. Bu modelin yeme-içme sektöründe bu kadar etkili olmasının başlıca nedenleri, markaların hızlı ve güvenli bir şekilde genişleyebilmesi, yerel pazar dinamiklerine hızla uyumlanabilmesi ve bu süreçte tutarlı kalite ve hizmet standartlarını koruyabilmesi olarak sıralanıyor.</p>

<h4><strong>EN HIZLI BÜYÜYEN SEGMENTLER</strong></h4>

<p>Uluslararası Franchising Derneği (UFRAD) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın, Türkiye’de gıda sektörünün franchising algısı en yüksek sektör olduğuna dikkat çekiyor. Aydın, zincir işletmelerin yüzde 80’inin gıda alanında faaliyet gösterdiğini ifade ediyor. Yeni dönemde sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı odaklı markalar, dijital hizmetler sunan işletmelerin, çevre dostu ve sürdürülebilir ürünlerin bulunduğu şirketlerin de öne çıkacağını vurgulayan Aydın’a göre franchise sisteminin hızla gelişmesi, yeni yatırımları ve iş birliklerini de beraberinde getiriyor.</p>

<p>Sistemin hızlı büyümesinde sermaye tutarı, girişimcinin motivasyonu, sistemin standart olması, kabul görmüş bir marka ve kontrol mekanizması gibi unsurların etkisine işaret eden Aydın, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Günümüzde müşteriler, zamanı etkin kullanmak istiyor. Dolayısıyla en kısa zamanda kaliteli mal ve hizmet satın almayı arzu ediyorlar. Bu da kalitesini ve markasını kabul ettirmiş ürünlerin satıldığı mağazalardan alışverişle mümkün oluyor. Bu aşamada franchisingin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Dünyadaki markaların değerlerine ve bölgelerine baktığımızda yapmamız gereken daha çok şey olduğunu ve küresel çapta lider markalar çıkarmamız gerektiğini görüyoruz.”</p>

<p><strong>KAHVE ZİNCİRLERİ YÜKSELİŞTE</strong></p>

<p>Varlık yönetimi, proje geliştirme, konsept geliştirme gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren danışmanlık şirketi VS Partners’ın Kurucu Ortağı Dora Şahintürk, yürüttükleri projelere bakıldığında yeme içme sektörünün bu alanın her daim gözdelerinden biri olduğunu belirtiyor. Özellikle son yıllarda kahve zincirlerine olan ilgi de azalmadan devam ediyor. Dora Şahintürk, “Yönettiğimiz alışveriş merkezlerindeki marka karması dinamiğini belli bir seviyede tutmak için özen göstersek de taleple doğru orantılı olarak kahve markalarını konsept içerisinde yakın noktalarda görebiliyoruz” diyor. Ek olarak her zaman ilgi gören moda markaları, ev tekstili ve kozmetik konseptlerindeki markalar da yine popülerliğini sürdürüyor.</p>

<p>Franchise alırken tercih edilecek markanın finansal gücünü bilmenin ve bu analizi doğru yapmanın büyük önem taşıdığını söyleyen VS Partners Kurucu Ortağı Tarkan Ander ise şu bilgileri veriyor:“Bunun yanında pazarı iyi değerlendirmek, fizibilite çalışmalarına zaman ayırmak gerekiyor. Sektördeki yüksek rekabet göz önünde bulundurulduğunda markanın konsepti ve bilinirliği daha fazla tercih edilmesine sebep oluyor. Öz sermayesi olmadığı için büyüyemeyen markalar için franchising modelinin, kendi içinde risk barındırıyor olmasının yanında nispeten risksiz bir yatırım modeli olduğunu söyleyebiliriz.”</p>

<h4><strong>ÇEVRE DOSTU UYGULAMALAR</strong></h4>

<p>Hızlı servis restoranları (QSR) segmenti, düşük başlangıç maliyetleri ve operasyonel kolaylığı nedeniyle franchise modelinde en hızlı büyüyen segment olarak yer alıyor. Bunun dışında, teknoloji ve dijital dönüşümler de yeme-içme sektöründe franchise işletmelerin daha rekabetçi olmalarını sağlıyor. Online sipariş ve yapay zekâ destekli misafir hizmetleri gibi yeniliklerin, sektördeki büyüme ve gelişmeye büyük katkı sağladığını söyleyen Çelebi Holding Gıda A.Ş ve Little Caesars Pizza Türkiye CEO’su Banu Arıduru, dijital altyapıya yaptıkları yatırımlarla olumlu yansımaları aldıklarını belirtiyor. Hızlı servis restoranlarının, müşterilerine daha hızlı ve daha uygun bir hizmet sunmak için dijital ve mobil sipariş sistemlerine yatırım yapmaya devam ettiklerini ifade eden Arıduru, bu uygulamanın, özellikle pandemi döneminde yaygın bir uygulama haline geldiğini ve artık günümüzde birçok restoran için standart bir hizmet halini aldığını vurguluyor. Çevre dostu uygulamaların ve sürdürülebilirliğin yeme içme sektöründe giderek daha önemli hale geldiğine işaret eden Arıduru, “Restoranlar, atık miktarını azaltmak için çeşitli yöntemler kullanıyor ve daha çevre dostu ambalajlar tercih ediyorlar. Özellikle pandemiden sonra tüketiciler, yiyeceklerinin nereden geldiğini ve nasıl üretildiğini daha fazla önemseme eğilimi gösteriyor. Bu nedenle, içeriğine ve kalitesine önem verdiği restoranlar tercih nedeni oluyor” diyor.</p>

<p>Enflasyonist ortamda tüm operasyonların, verimliliğini artırarak ve tedarik zinciri yönetimini iyileştirerek maliyetleri düşürmeye odaklandıklarını kaydeden Arıduru, başta gıda israfı olmak üzere bir dizi tasarruf metodunu etkinleştirdiklerini sözlerine ekliyor.</p>

<h4><strong>AVM’LERDE FIRSATLAR VAR</strong></h4>

<p>Girişimciler için doğru yer seçimi büyük önem taşıyor. Sektörün büyümesine büyük katkı sağlayan AVM’ler hala girişimciler için fırsatlar sunuyor. AVM’lerde franchise konseptleri özellikle yeme-içme ve kiosk alanlarında çeşitleniyor. Kiosk alanları içinde ise fast food zincirleri, modern kafeler, yeni nesil tatlıcılar, özgün pastane konseptleri, bubble-tea noktaları ve dondurmacılar öne çıkan trend sektörler arasında. Bu çeşitlilik, ziyaretçilere farklı deneyimler sunarak AVM’lerin cazibesini artırıyor.</p>

<p>Cushman &amp; Wakefield TR International Değerleme ve Danışmanlık Hizmetleri Departman Yöneticisi Nesil Aybar, “AVM’lere girmek isteyen girişimciler için AVM’nin ticari şartlarının caddelere kıyasla farklı olduğunu ve genellikle aidat gibi ilave giderlerin bulunduğunu belirtmeliyim. Özellikle yiyecek ve içecek sektöründe girişimciler için ciro hesaplamalarının çok hassas yapılması gerekiyor” diyor.</p>

<h4><strong>KOŞULLAR İYİ ANALİZ EDİLMELİ</strong></h4>

<p>AVM’nin ziyaretçi sayısı ve demografik yapısı, hedef kitlenizle uyumlu olup olmadığının fizibilitesinin yapılması da önemli bir diğer nokta. Ayrıca, AVM’ler genellikle baz kiraya ilave ciro bazlı kira anlaşmaları yapıyor ve sözleşmenin erken fesih durumunda cezai şartlar ağır olabiliyor. Bu yüzden, AVM içinde yer almayı düşünen girişimcilerin bu koşulları dikkatle değerlendirmesi önemli.</p>

<p>AVM’lerde yer almanın birçok avantajı bulunuyor. Öncelikle, AVM’ler merkezi güvenlik ve temizlik gibi hizmetleri sağlayarak girişimcilere büyük konfor sunuyor. Ortak alanların yönetimi AVM tarafından yapıldığı için işletmeciler bu yükten kurtulmuş oluyor. Diğer yandan, AVM’ler genellikle geniş otopark alanlarına sahip olduğu için ziyaretçi erişimi de kolaylaşmış oluyor. Nesil Aybar, “Eğer marka AVM’nin hedef kitlesiyle uyumluysa, AVM’nin belirli bir ticaret hacmi ve düzenli müşteri akışından yararlanarak gelirini arttırması muhtemel” diye konuşuyor.</p>

<p><em>“Yavaşlık seçenek değil”</em></p>

<p><em><strong>YİĞİT ARSLAN / PWC TÜRKİYE ŞİRKET ORTAĞI</strong></em><br />
“Kısa bir süre önce yaptığımız tüketici tercihlerine ilişkin araştırmamıza göre tüketicinin ekonomi yönündeki beklentileri konvansiyonel politikalara dönüş ile güçlü bir iyileşme gösterse de genç nüfusu ile hızlı büyüyen Türkiye’deki tüketiciler farklı segmentlerde farklı mesajlar vermeye devam etti. Ekonomik baskıların özellikle daralan kredi ortamında hissedildiği bir ortamda, ürün ve hizmetlerin ‘hızı’ üzerinde artan beklenti öne çıkan ‘sürprizlerden’ biri oldu; yavaşlık artık bir seçenek değil. Etkileşimin önemi geçen yılki çalışmamızda belirleyici unsurlardan biriydi. Bugün artık müşterisini ‘tanımayan’ oyuncuların pazarda büyük darbe yediklerini söyleyebiliriz. Yapay zekânın tanımlayıcı olduğu bir rekabet ortamında, tüketiciye farklı kanallarda başka deneyimleri ‘özelleştirmeden’ vermek geri dönülmesi zor bir hata olarak görünüyor. Bunun yanı sıra genç tüketicinin dünyadan daha haberdar olması, sürdürebilirliğe verdiği önemi artırıyor ve markaları geleceğimize daha fazla sahip çıkmaya zorladığı görülüyor.”</p>

<h4><strong>Enflasyonla mücadelede alınan üç önlem</strong></h4>

<p>1.&nbsp;&nbsp; Maliyetleri kontrol edebilmek adına çok şubeli zincirlerde merkezi üretimle outsourcing’in avantaj ve dezavantajları değerlendirilerek üretim modelleri revize ediliyor.</p>

<p>2.&nbsp;&nbsp; Şirketler, franchise sahiplerine finansal esneklik sağlamak için ödeme koşullarında ve finansman seçeneklerinde değişiklikler yapma yoluna gidiyorlar. Bu, franchise sahiplerinin nakit akışını yönetmelerine ve işlerini sürdürmelerine belirli bir oranda yardımcı olabiliyor.</p>

<p>3.&nbsp;&nbsp; Menü mühendisliği bu dönemde maliyet düşürme açısından geliştirilmesi gereken en önemli kas. Markaların enflasyonist ortamda rekabetçi kalabilmeleri için yenilikçi ürün ve hizmetler sunabilmeleri önemli.</p>

<h4><em>“Bitkisel menülere talep artıyor”</em></h4>

<p><em><strong>GAMZE CİZRELİ / BIGCHEFS KURUCUSU</strong></em><br />
“Dünya genelinde çevre ve iklimi koruma bilinci artıyor. Buna bağlı olarak gıda atığını azaltma önem kazanıyor. Bitkisel bazlı menülere talep artıyor. Yerellik ve yerel malzeme kullanımı önem kazanıyor. Müşteriler deneyim odaklı mekanları tercih ediyorlar. Teknoloji ve dijitalin entegrasyonu operasyon verimliliği açısından çok önemli. Hedef kitlenin tüketim alışkanlıklarına göre farklı sunumlar, ödeme sistemleri, dijital menülerin sunduğu farklı faydalar, sanat entegrasyonu öne çıkan gelişim alanları oldu. En göze çarpan menü değişiklikleri ise bitkisel bazlı beslenme bölümlerinin artması, yerel malzemenin daha fazla kullanılıyor olması, fermentasyon gibi geleneksel inovasyon odaklı gıdalar, glutensiz ve şekersiz beslenen misafirlere uygun seçenekler özetle ‘İyi ye, iyi yaşa’ felsefesinin hakim olduğu menüler ön planda. Paraya erişimin daha zor olduğu dönemlerde, yapılan yatırımın çok daha hızlı döneceği konseptler göreceğiz. Küçük metrekareli, daha az insan kaynağı ihtiyacı barındıran işletmeler, operasyonel maliyeti düşük olan modeller ön plana çıkacak.”</p>

<h4><em>“Bulut mutfak sektörü dönüştürüyor”</em></h4>

<p><em><strong>MERT BAKİ / YEMEKSEPETİ CEO’SU</strong></em><br />
“Bulut mutfak konseptinin öne çıkan trendlerini değerlendirdiğimizde, bu modelin yeme-içme sektörünün dönüşümünü nasıl şekillendirdiğini görebiliyoruz. Pandemi sırasında restoranların kapanması ve tüketicilerin yemek sipariş alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte, bulut mutfaklar hızlı bir yükselişe geçti. Bu mutfaklar, birden fazla markaya hizmet vererek operasyonel verimliliği artırıyor ve kira gibi sabit giderleri düşürüyor. Yatırımcılar için ise düşük başlangıç maliyetleri ve operasyonel esneklik, bu konsepti daha cazip hale getiriyor. Özellikle birden fazla markanın tek bir bulut mutfakta hizmet verebilmesi, yemek seçeneklerinin çeşitlenmesini sağlıyor. Bu durum, tüketicilere daha geniş bir menü yelpazesi sunarken, işletmeler için de kaynak kullanımını optimize etme fırsatı yaratıyor. Ayrıca bulut mutfaklar, teknolojik altyapıları sayesinde sipariş ve dağıtım süreçlerini daha verimli yönetebiliyor. Bu sayede hızlı ve sorunsuz bir kullanıcı deneyimi sunuluyor. Biz bu konseptin yalnızca bir trend olmakla kalmayıp, sektörde uzun vadede etkili bir dönüşüm aracı olacağına inanıyoruz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong>GEL-AL modeli yükselişte</strong></h4>

<p>Restoranda yeme-içme oranı, pandemi öncesinde yüzde 72 iken, pandemide yüzde 43’e kadar indi ve bugün ise yüzde 57’ye çıkmış durumda. Restoranlarda geçirilen deneyimin azaldığı ve buradaki payın gel-al ve eve servise kaydığı, gel-al ve eve servis sektörünün payının pandemiden önce yüzde 30 iken, şimdi yüzde 45 bandına geldiği ifade ediliyor.</p>

<p><em>This Chicken’ markasıyla yeni konsept geliştirdi</em></p>

<p><strong>PASAPORT PİZZA</strong></p>

<p>Pasaport Pizza, 1998 yılında ismini de aldığı İzmir’in Pasaport semtinde ilk bayisini açarak sektöre giriş yaptı. Yerel lezzetler ile dünya konseptini birleştirerek Türk damak tadına uygun pizza üretme misyonunu ilke edinen Pasaport Pizza, beklenenin çok üstünde bir beğeni ile karşılaşınca hızla büyümeye ve bayi sayısını artırmaya başladı. Pizzaların günlük, taze hamuruyla fark yaratması, bütün şubelerde aynı lezzet ve aynı hizmetin kaliteden ödün vermeden lezzet severlere sunan şirket, 263 franchise şube ile faaliyet gösteriyor. 2024 sonunda 30 franchise şube daha açacaklarını söyleyen Pasaport Pizza Genel Müdürü Mükremin Özdemir, bayilerin kazançlarının ciro üzerinden yüzde 10 ile 25 arasında değiştiğini ifade ediyor. Şubeler için aylık 1 milyon TL ciro hedeflerinin olduğunu vurgulayan Özdemir, “Bizler bayilerimizin kazancı olan ciro üzerinden herhangi bir pay almadığımız için bayilerimiz çok daha avantajlı bir konumda bulunuyor” diyor. Şubelere açılışından itibaren, ürünleri standartlara uygun olarak hazırlama ve satışı konusunda eğitim veriliyor. Kooperatif mantığıyla çalıştıklarını ve bayilerden ciro üzerinden herhangi bir pay almadıklarını söyleyen Özdemir, şöyle konuşuyor: “Pasaport Pizza olarak AR-GE çalışmalarımız devam ediyor. Bunun yanı sıra sektöre yeni bir heyecan yeni bir lezzet katmak adına alt markamız olarak ‘This Chicken’ adı ile tavuk ürünlerimiz girmeye hazırlanıyor. Pasaport Pizza markamızın franchise bayi sayısı 2024 yılı başı itibarıyla 66 ilde 250’nin üzerinde. Hedefimiz özellikle mevcut bayilerimizin açacakları yeni bayilerle ilk etapta Türkiye’de 81 ilde 300 sayısına ulaşmak. Aynı zamanda master franchise ile dünyaya Pasaport Pizza lezzetini taşımayı hedefliyoruz.”</p>

<p><em>150 milyon TL’lik yatırım bütçesi</em></p>

<p><strong>GLORIA JEAN’S COFFEES</strong></p>

<p>1999 yılında Türkiye pazarına ilk giren global kahve markası zinciri olan Gloria Jean’s Coffees, 2011 yılında Türkiye pazarından çekilmesinden bir yıl sonra, 2012’de Mehmet Dinçerler önderliğinde tekrar Türkiye pazarına geri kazandırıldı. 189 franchise şube ile faaliyet gösteren Gloria Jean’s Coffees, 2024 sonunda 225 mağazaya ulaşmayı hedefliyor. Girişimciler için ortalama yüzde 27 kâr marjı sunduklarını söyleyen Gloria Jean’s Coffees CEO’su Mehmet Dinçerler, şubelerin aylık ortalama 1 milyon 350 bin TL ciro yapabildiklerini belirtiyor. Şubenin projelendirilmesinden uygulama takibine kadar süreci yönettiklerini ifade eden Dinçerler, sonrasında da çalışacak olan baristaların eğitim süreçlerini ve bütün açılış sürecini birlikte gerçekleştirdiklerini vurguluyor. 2024 yılı için 150 milyon TL yatırım bütçesi belirlediklerini anlatan Dinçerler, “Konseptimizi sürekli değişen dünya trendleriyle güncel tutuyoruz ama aynı zamanda standartlarımıza bağlı kalıyoruz. Ayrıca yeni pazarlama ve konumlandırma stratejilerimiz doğrultusunda gençler için etkileşimli, renkli, ilham verici, deneyim alanı yaratan ortamlar yaratacağız” diyor. Türkiye’de 2024 yılı içinde en az 45 şube açacaklarının bilgisini veren Dinçerler, her yıl en az yüzde 20-25 civarında büyüme gerçekleştirmeyi hedeflediklerini kaydediyor. “Sektörümüzde marka bilinirliği en yüksek markaların başında geliyoruz, en önemlisi Türkiye’de şubemizin bulunduğu her noktada standart ürün ve hizmet kalitesini sağlıyoruz, kahve severlere hem kaliteli kahve içebilecekleri hem de keyifli vakit geçirebilecekleri konforlu ve canlı atmosferi sağlıyoruz” diyen Dinçerler, fiyat performansta en memnuniyet sağlayan marka olduklarının altını çiziyor.</p>

<p><em>2027’de Türkiye’de 3 bin 500 şubeye ulaşacak</em></p>

<p><strong>KOMAGENE</strong></p>

<p>Komagene, 19 yıldır etsiz çiğ köfte başta olmak üzere Türkiye’de fast food sektörünün lider markalarından biri konumuna ulaştı. Bugün Türkiye’nin her ili ve pek çok ilçesinde 2 bin 758 bayisi ile en çok franchise noktasına sahip birinci marka olan Komagene, bu yıl sonuna kadar 3 bin şubeye ulaşmayı hedefliyor. Franchise giriş bedeli ve royality almadan yatırım fırsatı sunduklarını söyleyen Komagene İcra Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Semiha Demiral, “Komagene, franchise adaylarına denenmiş ve başarısı yüzde yüz kanıtlanmış bir iş modeli sunuyor. Düşük yatırımla, bu maliyetin geri dönüş hızı ile verimliliği ve süre performansı açısından Türkiye’nin en çok kazandıran markasıyız. Yapılan yatırım ortalama 6-12 ay arasında geri kazanılıyor” diyor. Merkezi planlama ve online satış kanalları ile güçlü iş birliği sayesinde milyonlarca kitleye ulaştıklarına dikkat çeken Demiral, global markalarla yaptıkları ürün içeriği ve reklam-pazarlama stratejileriyle bayilere satış anlamında büyük katkılar sunduklarını ifade ediyor. “Türkiye’de büyümeye devam ediyoruz. Gebze’de fabrikamıza ilaveten Kandıra’da ikinci üretim tesislerimizin altyapısını da tamamlama çalışmalarımız devam ediyor. İlk etapta 17 bin metrekare kapalı alana kurulacak fabrikamızı önümüzdeki birkaç yılda tamamlayacağız. Böylece hem üretim kapasitemiz birkaç kat artmış olacak hem de lezzet çeşitliliğimiz çoğalacak” diyen Demiral, 2027 yılında Türkiye’de 3 bin 500 şubeye ulaşmayı hedeflediklerini belirtiyor. Yurtdışında 70 şubeyle faaliyet gösterdiklerinin bilgisini veren Demiral, birkaç yıl içerisinde yurtdışında 250 şubeye planladıklarını vurguluyor. Ayrıca, şirketin Türkiye’nin değişik yerlerinde 14 bölge deposu ve soğuk zincir taşıma kapasitesine sahip 13’ü TIR 110 araçlık filosu var.</p>

<p><strong>BEREKET DÖNER</strong></p>

<h4>Rotayı Avrupa ve Amerika pazarına çevirdi</h4>

<p>Bereket Döner’in lezzet yolculuğu 1988 yılında İstanbul Beyoğlu’nda başladı. Yaklaşık yarım asırlık bir geçmişe sahip Bereket Döner, bugün Türkiye’nin en büyük döner üreticilerinden biri. 2002 yıllında döner sektöründe ilk defa restoran zinciri kurulmasına öncülük eden Bereket Döner, İstanbul Hadımköy’de 12 bin 500 m2’lik kapalı alanda kurulu Bereket Tesisleri’ni kurarak; uzman kadroları ile Türk dönerinin bugünkü yüksek standartlarını oluşturdu. Bugün itibarıyla 81 restoranı bulunan Bereket Döner, yıl sonuna kadar 124 restoran daha açmayı planlıyor. Yatırım maliyetleri lokasyon ve dükkanların fiziksel şartlarına bağlı olarak değişkenlik gösterse de yatırım bedeli ortalama 3 milyon TL olarak ifade ediliyor. Girişimciler için ortalama yüzde 15 ile 20 arasında kâr marjı sunduklarını söyleyen Yörpaş A.Ş. Pazarlama Direktörü Demet Ünsal, şubeler için aylık ciro hedeflerinin 2 ile 4 milyon TL arasında değiştiğini belirtiyor. Yatırımın geri dönüş süresi 12 ile 15 arasında değişiyor. “Uzman kadromuz, iş ortaklarımıza kapsamlı bir eğitim ve destek programı sunarak işletmesini başarılı bir şekilde yönetmesi için her türlü katkıyı sağlıyor” diyen Ünsal, markanın bilinirliğini artırmak ve daha geniş bir kitleye ulaşmak için etkin pazarlama ve reklam stratejisi yürüttüklerini sözlerine ekliyor. Komagene’yi bünyesinde barındıran Yörpaş A.Ş çatısı altına giren Bereket Döner’in yeni atılımlar yaptığını söyleyen Ünsal, “Bu bağlamda Bereket Döner olarak her ay 10 yeni restoran açıyoruz, 2024 sonunda 200 şubeye ulaşmayı hedefliyoruz. Avrupa’da ise öncelikle Almanya olmak üzere tüm kıtada büyüme hedeflerimiz var. Yine Amerika’da da şubeleşmeye gitmeyi düşünüyoruz” diyor. 2027’de Türkiye’de 3 bin 500 şubeye ulaşacak.</p>

<p><strong>ALTIN EMLAK</strong></p>

<h4>Yapay zekayı sektöre entegre edecek</h4>

<p>1998 yılında tamamı yerli sermaye ile kurulan ve bu yıl sektörde 26’ncı yılını kutlayan Altın Emlak, 140 şubesiyle sektörde faaliyet gösteriyor. 2024 sonuna kadar 20 şube daha açmayı planlayan şirketin franchise giriş bedeli bölgeye göre 150 ila 200 bin TL arasında değişiyor. Şirketin sabit sistem kullanım bedeli ise bölgeye göre 6 bin ila 12 bin 500 TL arasında belirleniyor. Önümüzdeki dönemde Bursa, İzmir, Ankara, Gaziantep ve Samsun’da büyümeyi planlayan şirketin, şubelerin için öngördüğü aylık ciro hedefi ise 200 bin ila 1 milyon TL arasında değişiyor. Yatırımcılara uzaktan eğitim altyapısı desteği verdiklerini belirten Altın Emlak Genel Müdür Yardımcısı Olcay Selvi, “Gayrimenkul temel olarak ‘bilgi’ ile para kazanılan bir sektör, bu yüzden en önemli destek ‘güncel bilgi desteği’. Bunun yanı sıra CRM altyapımız, dijital dönüşüme çok hızlı adapte oluyor. Yapay zeka araçlarını sektöre entegre etme konusunda ciddi bir AR-GE çalışmamız var, bunu bitirdiğimiz zaman ortaya çıkacak tabloda rakipsiz olacağımıza inanıyoruz” diyor. Sanal turlar, sosyal medya içerikleri, dijital pazarlama gibi konularda girişimcilere destek olan şirket, bunun yanı sıra proje pazarlama, kentsel dönüşüm ve kat karşılığı projelerinde birçok ofisiyle birlikte önemli işlere imza atıyor. Yeni konsept geliştirmek için çalışmaları olduğunu belirten Selvi, “Gelişen piyasa koşullarına adapte olabilmek bizim adımıza her zaman gelişim anlamına geliyor, daha butik işletmeler dizayn edebilmek günümüz ekonomik koşullarının getirdiği bir mecburiyet, şu an bu yönde çalışmalarımız var” diye konuşuyor. Geçen yıl 5 milyon civarında yatırım yapan şirket, 2024’te bu rakamın iki katını altyapı, reklam ve AR-GE için de kullanmayı planlıyor. Hollanda ve Almanya ofisleriyle yurtdışına açılan şirketin hedefinde Kıbrıs, İran, Rusya, İngiltere ve Belçika var.</p>

<p><strong>SEÇ MARKET</strong></p>

<h4>Perakende deneyimini esnafa aktarıyor</h4>

<p>Türkiye’nin 81 ilinde 2 bin 700’ü aşkın Seç Market mağazası ile kısa sürede perakende sektörünün önemli oyuncularından biri haline gelen Seç Market, iş modeliyle bugün grubun ve ortağı Bizim Toptan’ın perakendecilikteki deneyimini mahalle esnafına aktarıyor. İş birliği kapsamında Seç Market bayisi olan esnaftan hiçbir giriş ya da tabela bedeli alınmıyor, iş ortakları kendi işinin sahibi olmaya devam ediyor. Seç Market Genel Müdürü Altan Sekmen, “Mahalle esnafının sıcaklığı ve samimiyetini kurumsal tecrübeyle buluşturuyor ve modern marketçilik anlayışına hizmet ediyoruz. Raf diziliminden ürün tedarikine, dijital altyapıdan sosyal medya iletişimine, pazarlamadan satın almaya birçok alanda verdiğimiz destekle, iş ortaklarımızın ‘mahalleden biri’ kalarak büyümelerine yardımcı oluyoruz” diyor. Her yıl 300-400 arasında değişen net mağaza sayısı artışı ile büyüyen şirket, 2024 yılında da benzeri bir büyüme trendini sürdürmeyi hedefliyor. Seç Market mağazalarında, Yıldız Holding gıda şirketlerinin ve Bizim Toptan’ın özel markalarının da dahil olduğu 5 binden fazla ürünün yanı sıra bölgelere göre farklı yöresel ürünlerin de satışı gerçekleştiriliyor. Sekmen, iş ortaklarının ürünlerini öncekine kıyasla daha uygun fiyatlara tedarik ederek hem satış fiyatlarını daha düşük tutabildiğini hem de rekabet gücüne kavuşarak kârlılıklarını ve müşteri sayılarını artırabildiğini belirtiyor. Şirket, Türkiye genelinde sayısı her geçen gün artan iş ortaklarıyla beraber yaklaşık 7 bin kişiden oluşan bir ekosisteme sahip. Çoğunluğu aile işletmesi olan Seç Market mağazalarının yaklaşık yüzde 10’u kadın girişimciler tarafından yönetiliyor. Bu oranın daha da artmasını hedeflediklerini belirten Sekmen, “‘Gücünle Gülümse’ projemiz gibi özel çalışmalarımızla da kadınları desteklemeye devam edeceğiz” diyor.</p>

<p><strong>CARWIZZ OTO EKSPERTİZ</strong></p>

<h4>100 bayiye ulaşma hedefi koydu</h4>

<p>Anadolu Grubu şirketlerinden Çelik Motor’un yeni ekspertiz markası Carwizz Oto Ekspertiz bayileriyle büyümeye devam ediyor. ‘Carwizz, ustasından oto ekspertiz’’ sloganıyla 2023 yılında hizmet vermeye başlayan Carwizz Oto Ekspertiz, güvenilir ve alanında uzman ekibiyle bağımsız, profesyonel ekspertiz hizmetini araç almak ya da satmak isteyen tüm tüketicilere ve kurumsal müşterilere Anadolu Grubu güvencesiyle sunuyor. Müşteri odaklı yapısı, tecrübeli ve hızlı hizmet anlayışıyla Carwizz Oto Ekspertiz, sunduğu çeşitli paketlerle her bütçeye ve ihtiyaca yönelik ekspertiz hizmeti sunuyor. Marka ayrıca, ‘self ekspertiz’ paketiyle kullanıcıların kendi paketini oluşturmasına da olanak sağlıyor. Son teknoloji ekipman ve dijital altyapı ile desteklenen Carwizz Oto Ekspertiz, yeni nesil mobil ekspertiz deneyimi ile sektöre yön veriyor. Carwizz Oto Ekspertiz’in tüketicilerin dilediği yerde ekspertiz hizmeti almasını sağlayan mobil ekspertiz hizmeti sayesinde müşteriler, kapılarında 30 dakika gibi kısa bir sürede ekspertiz hizmeti alıyor. 2023 yılında yaklaşık 10 bine yakın aracın ekspertizini yapan marka 2024’ün ilk dört ayında 5 bine yakın aracın ekspertizini de başarıyla tamamladı. İstanbul’da Orhanlı ve Kurtköy bayileriyle hizmet veren Carwizz Oto Ekspertiz’in şu anda Adana, Konya, Kocaeli, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Gaziantep ve Ankara olmak üzere dokuz ilde 10 bayisi bulunuyor. Yakın zamanda İstanbul Ataşehir, Malatya ve Kayseri bayilerini açmaya hazırlanan markanın hedef illeri arasında İzmir, Trabzon, Antalya, Samsun ve Çanakkale bulunuyor. Garenta ve ikinciyeni.com Genel Müdürü Şafak Savcı, beş yıl içerisinde, Türkiye’nin dört bir yanında 100 bayiye ulaşmayı hedeflediklerini söylüyor.</p>

<p><strong>ASLI</strong></p>

<h4>Dönüşümün ardından büyümesi hızlandı</h4>

<p>2021 yılında Eksim Holding bünyesine geçerek dönüşüm sürecine giren Aslı Börek, bugün Aslı markasıyla yola devam ediyor. Eksim Holding’in gücünü arkasına alan marka, 38 şubesiyle Türkiye genelinde büyüyor. İstanbul Dudullu Organize Sanayi Bölgesi’nde 15 bin metrekareye sahip alanda üretim yapan Aslı’nın fabrikası, alan ve kapasite bakımından Türkiye’nin sayılı unlu mamul tesisleri arasında yer alıyor. 32 franchise şubesi olan marka, 2024 sonuna kadar beş şube açmayı hedefliyor. Girişimciler, 6 milyon TL ile 10 milyon TL arası veya 10 milyon TL üzeri yatırım bütçeleriyle markaya başvurabiliyor. İlk iki yıl royalty ücreti almayan şirket sonrasında yüzde 3 talep ediyor. Büyüme planları doğrultusunda gerçekleştirdikleri konsept dönüşümünü hızla tamamlamayı hedeflediklerini söyleyen Aslı Genel Müdürü Caner Bayıralan, “Kapsamlı bir revizyonla konseptimizi baştan aşağı yeniledik. Aslı Börek olan adımız, sadece Aslı olarak daha da markalaştı. Dekorasyonumuzda revizyonlar oldu. Öte yandan Türkiye’nin en büyük unlu mamul entegre üretim tesislerinden birine sahibiz ve büyük market zincirlerine yönelik unlu mamuller üretiyoruz. Kabiliyetlerimizi en üst düzeye çıkararak hem markalı ürünlerimizle hem de marketler için ürettiğimiz ürünlerle, perakende sektöründeki hacmimizi genişletmeyi amaçlıyoruz” diyor. Önümüzdeki dönemde dönüşümün getirdiği bu ivme ile Aslı’nın yurtiçi ağını genişletirken, Ortadoğu pazarı başta olmak üzere yurtdışında da büyümeyi hedefliyor. Bayıralan, “Ayrıca bugüne kadar ürünlerini dünyanın pek çok kıtasına ulaştırmış bir marka olarak, ihracat kanalında da odak pazarlara yönelik ürün sunma faaliyetlerimizi artıracağız” diye konuşuyor. Suudi Arabistan ile 12 mağazalık master sözleşme imzalayan şirket, ilk mağazayı Temmuz 2024’te açmayı planlıyor.</p>

<p><strong>DOMINO’S – COFFY</strong></p>

<h4>İki marka yeni dönemde büyümesine hız verecek</h4>

<p>ABD’de kurulan Domino’s bugün dünyada 90’ı aşkın ülkede toplam 18 binden fazla restoran işletiyor. 25 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteren marka İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere 80 ile yayılmış 700 şubesi, Gebze, İzmir, Ankara ve Gaziantep’teki fabrikalarıyla Türkiye pizza endüstrisine öncülük ediyor. Şirketin Türkiye şubelerinin yaklaşık yüzde 90’ı franchise şubeler tarafından yönetiliyor. 2024 yılı sonuna kadar 40-50 franchise şube daha açmayı hedefleyen şirketin franchise giriş bedeli 50 bin dolar. Önümüzdeki dönemde Türkiye genelinde büyüme hedefi koyan şirket, üretimden sipariş teslimine, lojistikten tedarike kadar her alanda en son dijital teknolojileri kullanarak franchise’ların en verimli ve en kârlı şekilde çalışmalarını sağlıyor. Girişimci adaylarının öncelikle yoğun bir eğitim programına katılarak Domino’s’un standartlarını, restoran içi operasyonlarını ve yönetim kültürünü öğrendiklerini söyleyen Domino’s Türkiye Franchise Operasyon ve İş Geliştirme Grup Direktörü Alp Söğütlügil, “Süreci başarıyla tamamlayan franchise’lar, restoranlarını açtıklarında gerekli tüm bilgi ve becerilere sahip oluyorlar. Yatırımın geri dönüş süresi ortalama 3-5 yıl olurken, yatırımcılarla anlaşma süresi ise 10+5 yıl olarak belirleniyor. Ayrıca her şubeden sorumlu bir danışman tayin ediliyor” diyor. Domino’s Pizza’nın Türkiye pazarındaki büyümesinden sorumlu olan Pizza Restaurantları A.Ş., birkaç yıl önce pizza sektöründeki deneyimini kahve sektörüne taşıdı. Pizza Restoranları A.Ş. çatısı altında faaliyet gösteren Coffy, 25 şube franchise ve 11 şirket şubesi olarak toplamda 36 şubesi mevcut. Şirketin hedefi, yıl sonuna kadar 100’den fazla yeni Coffy şubesini daha Türk kahve sektörüne kazandırmak. Önümüzdeki dönemde yaklaşık 900 kişiye istihdam yaratılması hedefleniyor.</p>

<p><strong>SHAKESPEARE BISTRO</strong></p>

<h4>80 milyon TL yatırım yapacak</h4>

<p>2001 yılında Antalya’da faaliyete başlayan Shakespeare Bistro, bugün Türkiye’nin çeşitli illeri ve Bakü olmak üzere 21 şubesiyle faaliyet gösteriyor. Mevcut franchise şube sayısı dokuza ulaşan şirket, 2024 sonuna kadar üç yeni franchise şube açmayı hedefliyor. Girişimciler için ortalama kâr marjı yüzde 25 olan markanın şubeler için aylık ciro hedefi ise 4 milyon TL. Antalya merkez ofisinde, kurulum aşaması ve sonrasındaki tüm süreçlerde yatırımcıların her zaman olduklarını söyleyen Shakespeare Bistro CEO’su Gürol Çıragöz, “Operasyon departmanımızla; yatırımcımız olmaya karar verdiklerinden itibaren fizibilite süreçlerinden, inşaat aşamasında uygulama ve proje danışmanlığına, menü hazırlık ve uygulama takibinden mevcut personelin işleyişe hakim olduğuna emin olunduğu ana kadar ayrıca, ilerleyen süreçte ihtiyaçları olan her an da tüm operasyon personelimizle destek vermek için hazırız” diyor. 2024 yılında 80 milyon TL yatırım planlayan şirket, gelecek dönemde, Türkiye’de ve dünyada şube sayısını artırmayı hedefliyor. Dünyanın değişen koşullarıyla birlikte mobilin hızla yükseldiği sektörlerde tüketici beklentileri ve tavrının da hızla değiştiğini belirten Çıragöz sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Biz de dijital olarak buna uyum sağlayabilen teknolojik altyapıya sahip ekibimizle birlikte gelişmelere hızla uyum sağlıyoruz. İşletmelerimizde kullandığımız bulut POS sistemi, online sipariş, kare kod ve mobil ödeme gibi temassız ödeme seçenekleri bunlardan bazıları. Bunun dışında gıda güvenliği ve misafirlerimizin sağlığı bizler için çok önemli olup, asla konserve ve işlenmiş gıda kullanmıyoruz.” Ayrıca, işletmelerde sıfır atık ve geri dönüşüm konularına son derece önem veren şirket, bunun yanı sıra kadın istihdamına ve kadının toplumsal statüsünün güçlendirilmesi konularına da öncelik veriyor.&nbsp;<em>(Ekonomist, Burcu TUVAY&nbsp; &nbsp;-&nbsp;Ayşegül Sakarya PEHLİVAN )</em></p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/hangi-sektorler-one-cikiyor-ayilik-kosullari-neler</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Jun 2024 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/06/ekonomi-1.png" type="image/jpeg" length="79867"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Neyse halimiz çıksın Falimiz!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/neyse-halimiz-ciksin-falimiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/neyse-halimiz-ciksin-falimiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>NET TÜRK TV</strong>&nbsp;- Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), gelişmekte olan ekonomilere sermaye girişlerine ilişkin raporunu yayımladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'ye ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı raporda, daha sıkı politikaların ülkede cari açığın 2023'ün ilk çeyreğindeki 24,6 milyar dolardan 2024'ün ilk çeyreğinde 10,9 milyar dolara düşmesine yardımcı olduğu ve önemli miktarda yurt dışında yerleşik net sermaye akışının çekilmesini sağladığı aktarıldı.&nbsp;</p>

<p>Raporda, "Ortodoks politikaların sürdürülmesi durumunda Türkiye'ye yurt dışında yerleşiklerin net sermaye girişinin 2025'te artması bekleniyor" değerlendirmesinde bulunuldu.&nbsp;</p>

<p>Özellikle devam eden sıkı politikaların Türkiye'nin iç ve dış kırılganlıklarını daha da azaltacağı göz önüne alındığında Türkiye'ye net sermaye girişine ilişkin kısa vadeli beklentilerin yatırımcıların Türk varlıklarının sunduğu geniş getiri farklarını yeterince cazip bulup bulmayacağına bağlı olduğu belirtilen raporda, daha geniş faiz oranı farklarının Türkiye'nin yeterince büyük sermaye akışlarını çekmesine yardımcı olacağının beklendiği aktarıldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/neyse-halimiz-ciksin-falimiz</guid>
      <pubDate>Fri, 31 May 2024 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/05/tur.png" type="image/jpeg" length="35207"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mahfi Eğilmez Hoca  tek tek açıkladı]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/mahfi-hoca-yazdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/mahfi-hoca-yazdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<header>
<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Deneyimli iktisatçı Dr. Mahfi Eğilmez, özellikle yerel seçim sonrası döviz bozdurma eğilimini mercek altına aldı. Yabancı para mevduatından Türk Lirası mevduatına geçişi grafiklerle açıklayan Eğilmez, TL mevduata geçişin nedenlerini sıraladı. Eğilmez, olumlu görüntünün yanı sıra bu işlemlerin ciddi risklerini de açıkladı.</p>
</header>

<p>Eski Hazine Müsteşarı, iktisat uzmanı, akademisyen ve yazar&nbsp;Dr. Mahfi Eğilmez, kendi adını taşıyan blogunda Türkiye ve dünya ekonomisindeki son gelişmeleri analiz etmeye devam ediyor. "Dolardan TL'ye Geçişin Nedenleri ve Sonuçları Üzerine" başlıklı yazısında Eğilmez, yerel seçimlerden sonra döviz kurlarındaki son durumla birlikte döviz bozdurma eğilimini analiz etti.&nbsp;</p>

<p>"Görüleceği gibi yabancı para mevduat gerilerken TL mevduat yükseliyor. İnsanlar ellerindeki, banka mevduat hesaplarındaki dövizlerini bozdurup TL mevduat hesabı açıyorlar" ifadelerini kullanan Eğilmez,&nbsp;TL mevduata geçişin nedenlerini sıraladı.</p>

<p><strong><em>Dr. Mahfi Eğilmez'in yazısı şöyle:</em></strong></p>

<blockquote>
<p>"Yerel seçimlerden sonra döviz kurlarında sabitleşme eğilimi oluşunca döviz bozdurma eğilimi hızlandı. Son haftalarda yabancı para mevduatındaki (soldaki grafik) ve Türk Lirası mevduatındaki (sağdaki grafik) eğilim şöyle (grafikler BDDK günlük bültenden alındı):</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a data-fancybox="" href="https://i.dunya.com/storage/files/images/2024/05/18/11-resr.png" rel="nofollow"><img alt="" height="168" src="https://i.dunya.com/storage/files/images/2024/05/18/11-resr.png" width="603" /></a></p>

<p>Görüleceği gibi yabancı para mevduat gerilerken TL mevduat yükseliyor. İnsanlar ellerindeki, banka mevduat hesaplarındaki dövizlerini bozdurup TL mevduat hesabı açıyorlar. Bunun iki nedeni var: (1) Bankalar döviz mevduatına faiz vermiyor. (2)&nbsp;&nbsp;USD/TL kuru son zamanlarda sabitleşme eğilimi gösteriyor ve yakın gelecekte kurun gerileyeceği tahmin ediliyor.</p>

<p>&nbsp;Bu durumu bir tablo eşliğinde anlatalım. Burada dolardan TL’ye çevrilen paranın üç ay süreyle (yıllık yüzde 50 üzerinden) üç ay süreyle yüzde 12,5 net faizle hesapta kalmasını örnek aldım.</p>

<p><a data-fancybox="" href="https://i.dunya.com/storage/files/images/2024/05/18/12-iwa7.png" rel="nofollow"><img alt="" height="202" src="https://i.dunya.com/storage/files/images/2024/05/18/12-iwa7.png" width="620" /></a></p>

<p>Bankada sıfır ya da sıfıra yakın faizle 100.000 dolar mevduatı bulunan bir kişi bu parasını bugünkü 32,20 USD/TL kurundan TL’ye çevirdiğinde 3.220.000 TL’si olur. Bunu bankaya üç aylık TL mevduat olarak yatırdığında (yıllık yüzde 50, üç aylık yüzde 12,5 vergi sonrası net faiz hesabıyla) üç aylık vade sonunda eline anapara + faiz olarak 3.622.500 TL geçer.</p>

<p>Eğer bu dönem sonunda USD/TL kuru değişmeden kalmışsa bu parayı tekrar dolara çevirdiğinde (3.622.500 / 32,20 =) 112.500 doları olur. Aynı miktarı dövize dayalı bir yatırım fonuna yatırmış olsaydı üç ay sonunda (üç aylık ortalama yüzde 1,25 net getiri hesabıyla) 101.250 doları olacaktı. Bu durumda bu kişi parasını TL’ye çevirip mevduat yaparak fonda tutmaya göre (112.500 – 101.250 =) 11.250 dolar daha fazla kazanç sağlamış olur.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Buna karşılık bu dönem sonunda USD/TL kuru 35,80’e yükselmişse anapara + faiz toplamı 101.187 dolara gerilemiş olursa parayı dolar fonunda tutmaya göre oluşan avantaj ortadan kalkmış olur ve parasını mevduata yatırmakla fonda tutmaya göre 63 dolar zararlı çıkar.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Benzer işlemleri yurt dışından dolarla borçlanıp yapanlar da var. Buna carry trade deniyor. Carry trade; bir yerden düşük faizle kredi alıp başka yerde yüksek faizle borç vererek aradaki faiz farkından yararlanma işlemidir. Bunu da bir örnekle açıklayalım.</p>

<p>Bir Amerikan fon şirketinin ABD’deki bankasından yüzde 5 yıllık faizle 1.000.000 dolar çekip Türkiye’ye getirdiğini, 32,20 kuru ile bozdurup 32.220.000 TL aldığını varsayalım. Bu fon şirketinin bu parayı aynı gün (üç aylık yüzde 12,5 net faiz hesabıyla) üç ay vadeli olarak bankaya yatırdığını varsayalım. Tablo şöyle olacaktır:</p>

<p><a data-fancybox="" href="https://i.dunya.com/storage/files/images/2024/05/18/15-tdss.png" rel="nofollow"><img alt="" height="176" src="https://i.dunya.com/storage/files/images/2024/05/18/15-tdss.png" width="583" /></a></p>

<p>Bu şirket üç aylık vade sonunda bankadan anapara + faiz olarak (32.200.000 x 1,125 =) 36.225.000 TL alacaktır.</p>

<p>Eğer bu üç ay sonunda kur değişmeden 32,20 olarak kalmışsa bu şirketin anapara + faiz toplamı (36.225.000 / 32,20 =) &nbsp;1.125.000 USD, buna göre kazancı (ABD bankasından aldığı anapara + faiz olan 115.000 dolar düşüldüğünde) 110.000 dolara denk gelecektir.</p>

<p>Buna karşılık bu üç ay sonunda kur 35,69’a yükselmişse bu fon şirketi aynı hesapla gidersek 10 dolar zarar etmiş olacaktır.</p>

<p>Doları, TL’ye çevirerek TL mevduata yatırıp yüksek faizden yararlanarak dolar kazancı elde etmenin iki koşulu var: (1) TL mevduat faizinin yüksek olması. (2) Kurun üç aylık süre sonunda 35,70’i aşmaması.&nbsp;</p>

<p>Son dönemde dövizdeki çözülme ve TL mevduattaki artış burada anlattığım şekilde yapılan işlemler nedeniyle oluyor. Böylece kur sabit kalıyor hatta geriliyor. Bu gelişimin ilk olumlu görüntüsü dolarizasyon oranındaki gerileme olarak karşımıza çıkıyor. Bu dövizler bankalara oradan da Merkez Bankası’na geldiği için rezervleri arttırma gibi olumlu bir görünüm de yaratıyor. Kurun düşük kalması dolar cinsinden hesaplanan GSYH’nin ve kişi başına gelirin yüksek görünmesini sağladığı için sanal bir iyileşme sergiliyor. Öte yandan kurun düşük kalması üretiminin önemli bölümü ithalata bağlı olan ekonominin ithal girdi maliyetlerinin düşmesine ve dolayısıyla maliyet enflasyonunun frenlenmesine yol açıyor. Buna karşılık bu işlemlerin ciddi riskleri var: (1) Kurun sabit kalması ya da gerilemesi Türk Lirasının aşırı değerli hale gelmesine yol açarak ihracatı sıkıntıya sokarken ithalatı teşvik edici etki yaratıyor. Bunun etkilerini önümüzdeki dönemde yaşayacağız. Merkez Bankası bu durumu önlemek için bu kez döviz satın almaya yöneliyor. (2) Şirketler, dövizle borçlanıp bu işlemi yapmak için döviz pozisyonu açma (açık pozisyon) yolunu seçiyorlar. Ki bunun yarattığı sorunlar Türkiye’yi 2001 krizine getirmişti. (3) Ülke, yeniden sıcak para cenneti haline geliyor. Kurda biraz hızlı yukarı yönlü hareket olması halinde bu akım hızla tersine dönebilir ve bu kez kur hızla yükselir ve döviz sıkıntısı yaşanabilir.&nbsp;</p>

<p>2021 yılında, enflasyon yükselme eğilimindeyken faizleri düşürmeye başlamanın sıkıntılarını çözmek için önce kur korumalı mevduat denendi. Bu deneme bir faciaya yol açtı: Faiz vermeyelim derken çok daha fazla paralar ödendi Merkez Bankası tarihi bir zarar yazdı. Henüz o mesele çözülemeden bu kez de yakın geçmişte yaşadığımız carry trade olayı tekrar canlandı ülke yeniden sıcak para cenneti haline geldi.</p>

<p>Hep söyledik: Eğer rezerv paraya sahip değilseniz ve enflasyonunuz yüksekse tek başına faizi düşürerek ekonomiyi bozabilirsiniz ama tek başına faizi yükselterek ekonomiyi düzeltmezsiniz.</p>

<p>Ya da yüzlerce yıl önce Çinli bilgelerin dediği gibi “bin doğru adım bir yanlış adımı düzeltmeye yetmez.” (www.mahfiegilmez.com)</p>

<p></p>
</blockquote>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DAVA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/mahfi-hoca-yazdi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 May 2024 12:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/05/03-1.png" type="image/jpeg" length="68581"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
