<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>NET TÜRK</title>
    <link>https://www.netturk.com.tr</link>
    <description>Net Turk TV</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.netturk.com.tr/rss/siyaset" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 16 Apr 2026 09:21:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/rss/siyaset"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Emlak Konut’un 'kazançlı' kampanyası!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/emlak-konutun-kazancli-kampanyasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/emlak-konutun-kazancli-kampanyasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emlak Konut’un ‘Kazançlı Yatırım Kampanyası’, dar gelirlilere umut değil, yatırımcılara fırsat sundu. Gerçek barınma sorununu çözüyor mu, yoksa servet transferi mi yapılıyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (EKGYO), yeni bir konut kampanyası duyurdu: “Kazançlı Yatırım Kampanyası.” Adı bile dikkat çekici. Ama gerçekten kazanan kim?</p>

<p>Orta ve dar gelirlinin ev sahibi olması mı hedefleniyor? Yoksa zaten cebinde parası olanın servetine servet katması mı? İşte kritik soru bu.</p>

<p><strong>YATIRIM MI, BARINMA MI?</strong></p>

<p>Türkiye’de milyonlarca insan kira ödeyemez hale geldi. İstanbul’da 20 bin liranın altında kiralık ev yok. Asgari ücretli bırakın ev sahibi olmayı, ay sonunu zor getiriyor. Peki, Emlak Konut’un yeni kampanyası kimin için?</p>

<p>Düşük faizli krediler, uzun vadeli ödeme planları kulağa hoş geliyor. Ama 5 milyon 650 bin TL’den başlayan fiyatlarla kim ev alabiliyor? Açık olan şu: Bu kampanya, dar gelirlilere değil, elinde parası olanlara hitap ediyor.</p>

<p><strong>HANGİ KAYNAKTAN FONLANIYOR?</strong></p>

<p>Kampanya kapsamında %0,99 ve %1,29 faiz oranları sunuluyor. Oysa piyasa faizleri %3 civarında. Aradaki farkı kim karşılıyor? Hangi kaynaktan fonlanıyor?</p>

<p>Bankaların bile kredi vermekte isteksiz olduğu bir dönemde, bu finansman modeli kimlerin cebinden çıkıyor? Vergilerimizle mi? Kamu kaynaklarıyla mı?</p>

<p><strong>REKABET Mİ, TEKELLEŞME Mİ?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel sektörde faaliyet gösteren inşaat firmaları bu tür faiz avantajlarını sağlayamıyor. Emlak Konut ise kamu destekli. Peki, bu durumda piyasada adil bir rekabetten söz edebilir miyiz? Büyük ölçekli devlet destekli projeler, küçük ve orta ölçekli firmaları nasıl etkiliyor?</p>

<p><strong>ÖRNEKLER VE GERÇEKLER</strong></p>

<p>Kampanya kapsamında İstanbul, İzmir, Antalya ve Balıkesir’de toplam 24 proje bulunuyor. İşte birkaç örnek:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Yenişehir Evleri Arnavutköy</strong>: En düşük konut fiyatı 6 milyon 940 bin TL.</li>
 <li><strong>Yeni Fikirtepe</strong>: 13 milyon 500 bin TL’ye 2+1 daire.</li>
 <li><strong>Barbaros 48, Beşiktaş</strong>: 65 milyon TL’lik 3+1 daire.</li>
 <li><strong>Göktürk Kemer</strong>: 47 metrekarelik bir daire için 16 milyon TL.</li>
 <li><strong>Lüks Villalar</strong>: 295 milyon TL’ye 6+1 villa.</li>
</ul>

<p>Şimdi şu soruyu soralım: Hangi asgari ücre</p>

<p>tli, hangi memur bu fiyatlarla ev alabiliyor? Bu fiyatlar orta sınıfa hitap ediyor mu, yoksa zenginlere özel bir yatırım aracı mı?</p>

<p><img align="left" alt="" height="317" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2025/03/ekonut.png" style="margin-left:0px; margin-right:10px" width="786" /></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KİM KAZANACAK?</strong></p>

<p>Emlak Konut, “kazançlı yatırım” diyor. Peki, kimin kazancı bu?</p>

<p>Bu kampanyanın hedefi belli: Elinde büyük nakit bulunan yatırımcıları çekmek. Parası olanın parasını artırmak. Konut sahibi olma hayali kuran milyonlarca insan içinse kapılar yine kapalı.</p>

<p>Konut fiyatları yükselirken, düşük faizle yatırımcıya sunulan imkanlar, dar gelirlinin ev alma umudunu biraz daha uzaklaştırıyor.</p>

<p><strong>SONUÇ: KİMİN KONUT POLİTİKASI?</strong></p>

<p>Emlak Konut’un bu hamlesi bir sosyal konut politikası değil. Aksine, yatırım amaçlı konut alımını teşvik eden bir finansman modeli.</p>

<p>Peki, Türkiye’de gerçekten ihtiyaç sahibi olanlar için nasıl bir konut politikası gerekiyor? Öncelikle, kamu destekli projelerin önceliği barınma hakkını güvence altına almak olmalı. Dar ve orta gelirli vatandaşlar için erişilebilir konut projeleri geliştirilmeli.</p>

<p>Ama şu an görünen tablo şu: Parası olan kazanıyor, olmayan yine kirada kalıyor.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/emlak-konutun-kazancli-kampanyasi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Mar 2025 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/03/emlak-konut.webp" type="image/jpeg" length="87455"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gökyüzünün efendileri!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/gokyuzunun-efendileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/gokyuzunun-efendileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en zenginleri arasında lüks jet yarışı başladı. Acıbadem Sağlık Grubu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, 79 milyonluk Gulfstream G700 jetiyle başarı elde etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p data-end="171" data-start="78">Türkiye’nin en zengin iş insanlarından Murat Ülker, geçtiğimiz haftalarda bir açıklama yaptı.</p>

<p data-end="258" data-start="173">Dedi ki: <em data-end="258" data-start="182">“Kendime ait uçağım yok. Arkadaşlarımın uçağına biniyorum. Tasarruf şart.”</em></p>

<p data-end="280" data-start="260">Evet… Tasarruf şart!</p>

<p data-end="437" data-start="282">Çünkü ülkede ekonomi yerle bir olmuş, enflasyon tavan yapmış, halk pazarda çürük sebze ararken, Murat Bey arkadaşlarının jetlerine binerek tasarruf ediyor!</p>

<p data-end="464" data-start="439">Ama asıl mesele bu değil…</p>

<p data-end="611" data-start="466">Mesele, bu açıklamanın ardından ortaya çıkan başka bir gerçek: Türkiye’nin en zenginleri arasında <em data-end="594" data-start="564">kim daha lüks bir jet sahibi</em> yarışı başlamış.</p>

<p data-end="694" data-start="613">Kim bilir, belki de bu yarışın sonunda kazanan jet yakıtından tasarruf eden olur!</p>

<h4 data-end="738" data-start="701"><strong data-end="738" data-start="706">79 MİLYON DOLARLIK TASARRUF!</strong></h4>

<p data-end="833" data-start="740">ABD’li Gulfstream firmasının ürettiği <strong data-end="786" data-start="778">G700</strong> modeli dünyanın en pahalı iş jetlerinden biri.</p>

<p data-end="863" data-start="835">Fiyatı? <strong data-end="863" data-start="843">79 milyon dolar!</strong></p>

<p data-end="920" data-start="865">Türk Lirası’na çevirince… <strong data-end="920" data-start="891">2 milyar 370 milyon lira.</strong></p>

<p data-end="1029" data-start="922">Daha net söyleyelim: Bir asgari ücretli, bu jeti almak için 12 bin 500 yıl boyunca çalışsa, yine de alamaz.</p>

<p data-end="1044" data-start="1031">Ama kim aldı?</p>

<p data-end="1100" data-start="1046">Acıbadem Sağlık Grubu Başkanı <strong data-end="1100" data-start="1076">Mehmet Ali Aydınlar.</strong></p>

<p data-end="1186" data-start="1102">Pandemi sürecinde <strong data-end="1128" data-start="1120">G650</strong> modelini almıştı, demek yetmedi, <strong data-end="1170" data-start="1162">G700</strong> modeline geçti.</p>

<p data-end="1345" data-start="1188">Evet, yanlış duymadınız… Pandemide hastaneler dolup taşarken, sağlık çalışanları 24 saat nöbet tutarken, Mehmet Bey uçak koleksiyonuna yeni bir parça ekledi.</p>

<p data-end="1451" data-start="1347">Demek ki <em data-end="1364" data-start="1356">sağlık</em> sadece hastalar için değilmiş, iş dünyasında da yükseklerde uçmak anlamına geliyormuş!</p>

<h4 data-end="1486" data-start="1458"><strong data-end="1486" data-start="1463">JETLERİN KRALI KİM?</strong></h4>

<p data-end="1541" data-start="1488">Mehmet Ali Aydınlar’ın ardından liste uzayıp gidiyor.</p>

<p data-end="1633" data-start="1543"><strong data-end="1558" data-start="1543">Koç Holding</strong> Onursal Başkanı <strong data-end="1588" data-start="1575">Rahmi Koç</strong>, 2025 yılı için <strong data-end="1618" data-start="1605">Falcon 6X</strong> sipariş etmiş.</p>

<p data-end="1714" data-start="1635">Lüks yetmemiş olacak ki, Setair filosuna bir başka Falcon modeli daha katılmış.</p>

<p data-end="1748" data-start="1716">Yetmemiş… Çünkü lüksün sonu yok.</p>

<p data-end="1840" data-start="1750">Hani derler ya, <em data-end="1785" data-start="1766">“Para para para!”</em> diye… Türkiye’de bu laf çoktan <em data-end="1833" data-start="1817">“Jet jet jet!”</em> olmuş.</p>

<p data-end="1935" data-start="1842">Tabii bu yarışın bir başka katılımcısı daha var: <strong data-end="1908" data-start="1891">Limak Holding</strong> patronu <strong data-end="1935" data-start="1917">Nihat Özdemir.</strong></p>

<p data-end="1966" data-start="1937">O da Falcon 6X sipariş etmiş.</p>

<p data-end="1966" data-start="1937">Ama talihsizlik işte… COVID-19 sonrası tedarik zinciri sorunları yüzünden teslimat gecikmiş.</p>

<p data-end="2168" data-start="2062">Düşünün, asgari ücretle geçinmeye çalışanlar için değil, milyon dolarlık jetini bekleyenler için kriz var!</p>

<h4 data-end="2204" data-start="2175"><strong data-end="2204" data-start="2180">TASARRUF KİMİN İÇİN?</strong></h4>

<p data-end="2263" data-start="2206">Türkiye’de milyonlarca insan enflasyonla mücadele ediyor.</p>

<p data-end="2301" data-start="2265">Markette fiyatlar her gün değişiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="2362" data-start="2303">Kiralar, elektrik, doğalgaz faturaları aldı başını gidiyor.</p>

<p data-end="2409" data-start="2364">Ama birileri gökyüzünde jetleriyle yarışıyor.</p>

<p data-end="2446" data-start="2411">Üstelik, tasarruftan bahsediyorlar!</p>

<p data-end="2565" data-start="2448">Murat Ülker arkadaşının jetine binip tasarruf yaparken, Mehmet Ali Aydınlar pandemide jet koleksiyonunu genişletiyor.</p>

<p data-end="2648" data-start="2567">Birileri tasarruf derken, halk markette indirimli ürün kovalamak zorunda kalıyor.</p>

<h4 data-end="2689" data-start="2655"><strong data-end="2689" data-start="2660">GÖKYÜZÜNDE ADALET VAR MI?</strong></h4>

<p data-end="2747" data-start="2691">Hadi diyelim, jet almak zengin işi… Ama mesele bu değil.</p>

<p data-end="2826" data-start="2749">Mesele, bu lüks hayatların halkın sırtından kazanılan paralarla sürdürülmesi.</p>

<p data-end="2951" data-start="2828">Sağlık sektöründe çalışan hemşirelerin maaşı yetmezken, Acıbadem’in sahibi 79 milyon dolarlık jetiyle gökyüzünde süzülüyor.</p>

<p data-end="3067" data-start="2953">Pandemide devlet destek paketi bekleyen küçük işletmeler kapanırken, büyük holdingler yeni uçaklar sipariş ediyor.</p>

<p data-end="3175" data-start="3069">İşte adalet dediğiniz bu: Birileri yerde hayatta kalmaya çalışırken, birileri gökyüzünde tasarruf yapıyor!</p>

<p data-end="3175" data-start="3069"><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/gokyuzunun-efendileri</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Feb 2025 17:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/02/ucak.png" type="image/jpeg" length="97557"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Turizm Devi Çöküşte!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/turizm-devi-cokuste</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/turizm-devi-cokuste" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Turizmin devlerinden Nova Plaza Hotels, iflasın eşiğinde! Çalışanlar maaşlarını beklerken mahkeme kapılarında umut arıyor. Konkordato süreci nasıl sonuçlanacak?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>ANALİZ ' HABER - Nova Plaza Hotels; Bir zamanlar turizmin parlayan yıldızıydı. Şimdi ise mahkeme kapılarında.</p>

<p>İstanbul’un merkezi semtlerinde otelleriyle bilinen şirket, geçtiğimiz yıl üç otelini kapatmıştı.<br />
Sebep?<br />
Artan maliyetler.</p>

<p>O dönem şirketin CEO’su Batuhan Aydoğdu umut dağıtmıştı.<br />
Yurt dışında yeni projeler…<br />
Sağlıklı büyüme planları…</p>

<p>Ancak tablo değişti.<br />
Nova Plaza Hotels, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne konkordato başvurusu yaptı.<br />
Üç aylık konkordato kararıyla borçlarını yeniden yapılandırmaya çalışıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ÇALIŞANLAR MAAŞ BEKLİYOR</p>

<p>Turizm sektöründeki bu kriz, yalnızca şirketi değil, çalışanları da vurdu.<br />
Nova Plaza Hotels çalışanları dört aydır maaş alamıyor.<br />
Tencereler boş, umutlar kırık.</p>

<p></p>

<p>İFLAS KOMİSERLERİ GÖREVDE</p>

<p>Mahkeme, konkordato sürecini yönetmek için üç komiser atadı:<br />
Ayşe Rüya Özturan, Gökhan Açar, Ata Alkış.</p>

<p>Şirketin borçları, operasyonel maliyetleri ve geleceği artık bu üç isimde.</p>

<p>CEO’NUN VAATLERİ</p>

<p>Geçtiğimiz yıl sosyal medyadan açıklama yapan CEO Batuhan Aydoğdu, şu sözlerle umut vermeye çalışmıştı:<br />
<em>"Bugün bir vedalaşma yaşıyoruz. Ancak bu küçülme geçici. 2025 ve 2026’da daha büyük projelerle döneceğiz."</em></p>

<p>Ama çalışanlar ve sektör temsilcileri bu açıklamaları inandırıcı bulmadı.</p>

<p>BÜYÜME Mİ? ÇÖKÜŞ MÜ?</p>

<p>Nova Plaza Hotels, dört otel ve 710 odasıyla hayatta kalmaya çalışıyor.<br />
Ancak sektördeki kriz, yüksek faiz oranları ve maliyet artışları bu mücadeleyi zora sokuyor.</p>

<p>Turizm dünyası, Nova Plaza Hotels’in akıbetini merakla bekliyor.<br />
Ayakta kalacak mı?<br />
Yoksa kapanan bir başarı hikâyesi olarak mı anılacak? Zaman gösterecek.</p>

<p>--------</p>

<blockquote>
<h2><strong><span style="background-color:#f1c40f">&nbsp;KİM KİMDİR?&nbsp;</span></strong></h2>

<p><img align="left" alt="" height="354" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2025/01/nova.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:10px" width="531" /></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>NOVA PLAZA HOTELS</p>

<p>Nova Plaza Hotels, Batuhan Aydoğdu tarafından yönetiliyor.<br />
CEO koltuğunda oturan Aydoğdu, sektörde uzun yıllardır faaliyet gösteren bir isim.<br />
Turizm sektöründe hızlı büyüme stratejileriyle tanındı.</p>

<p>*&nbsp; *&nbsp; *<br />
Nova Plaza Hotels, Hotelistan Turizm Otelcilik Bilgi İşlem ve Ticaret Limited Şirketi bünyesinde faaliyet gösteriyor.<br />
Grup, Türkiye’de turizm sektöründe önemli yatırımlarıyla biliniyordu.<br />
Ancak artan maliyetler ve döviz kuru dalgalanmaları, şirketi zora soktu.</p>

<p>*&nbsp; *&nbsp; *<br />
Şirket, İstanbul’un merkezi bölgelerinde otellere sahipti.<br />
Taksim, Şişli ve Beşiktaş gibi semtlerdeki otelleriyle dikkat çekiyordu.<br />
Geçtiğimiz yıl üç otelin birden kapatılması, şirketin mali sıkıntılarının ilk sinyalini verdi.</p>

<p>*&nbsp; *&nbsp; *<br />
Nova Plaza Hotels, geçmişte hem yerli hem yabancı turistlere hizmet veren prestijli bir otel zinciri olarak anılıyordu.<br />
Yurt dışına açılma planları ise henüz gerçekleşmeden askıya alındı.</p>

<p>*&nbsp; *&nbsp; *<br />
Grubun konkordato süreci nasıl sonuçlanacak, turizm sektöründe krizle boğuşan diğer şirketler için bir örnek teşkil edebilir.<br />
Şimdilik tüm gözler mahkemeden gelecek kararda.</p>
</blockquote>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/turizm-devi-cokuste</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jan 2025 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/01/n-o-v-a1.png" type="image/jpeg" length="22536"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir 'Prof'un 'fakirliği öven' garip zihniyet!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/fakirligi-oven-garip-bir-zihniyet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/fakirligi-oven-garip-bir-zihniyet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Asgari ücretin 22 bin 104 TL olarak belirlendiği bir dönemde, halkın alım gücündeki düşüşü görmezden gelerek "Kuru fasulye de protein, et de protein" demesi, halkın sabrını taşırdı. Sosyal medya adeta ayağa kalktı. Peki, Erbaş neye dayanarak "Fakir hayat en sağlıklı hayat" diyebiliyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u>&nbsp;</a></p>

<p><strong>ANALİZ </strong>' HABER&nbsp;- Oytun Erbaş bir kez daha sahnede. Üstelik bu kez tartışmaların odağı, fakirliği sağlıkla eşitleyen akıl almaz açıklamaları. Asgari ücretin 22 bin 104 TL olarak belirlendiği bir dönemde, halkın alım gücündeki düşüşü görmezden gelerek "Kuru fasulye de protein, et de protein" demesi, halkın sabrını taşırdı. Sosyal medya adeta ayağa kalktı. Peki, Erbaş neye dayanarak "Fakir hayat en sağlıklı hayat" diyebiliyor?</p>

<p>"FAKİR HAYAT EN SAĞLIKLI HAYAT"</p>

<p>Erbaş, katıldığı TV100 programında Buket Aydın'a, "Üç yüz metrekare evim olsun, daha şu olsun, şunu yiyeyim, bunu yapayım... Bunun sonu yok ki. Fakir hayat en sağlıklı hayat," diyerek modern hayatın taleplerini küçümsedi. Halkın yaşadığı ekonomik zorlukları "mütevazilik" olarak nitelendirdi. Ancak asıl çarpıcı olan, bu sözlerin yüksek maaşlar ve lüks hayatlar süren bir elit tarafından söylenmiş olması.</p>

<p>GERÇEKLERDEN KOPUK BİR ZİHNİYET</p>

<p>Erbaş’ın açıklamalarında eleştiri toplayan bir diğer konu ise lüksü küçümseyen ifadeleri. "Benim arabam yok, yüz tane ayakkabı alsam ne olacaktı?" derken, kendisinin ekonomik güvence içinde olduğu gerçeğini gizlemiyor. "Günün sonunda iki lahmacun yeniyor, üçüncüsünü yemiyorum," gibi sığ açıklamalarla halkın yaşam mücadelesini küçümsemek, tepkileri artırdı.</p>

<p>Ekonomik gerçekler göz ardı ediliyor. Bugün Türkiye'de milyonlarca insan geçim sıkıntısı içinde mücadele ederken, "mütevaziliği" erdem olarak sunmak, halkın ekonomik çıkmazına çare olmuyor. Bir bilim insanının, çözüm üretmek yerine sorunu romantize etmesi ne kadar kabul edilebilir?</p>

<p>SOSYAL MEDYADAN TEPKİ YAĞDI</p>

<p>Bu açıklamalara en sert yanıt, <strong>Ece Üner</strong> ve <strong>Kübra Par</strong> gibi gazetecilerden geldi. <strong>Ece Üner,</strong> <em>"Fakirliği öven bir şuursuzluk geldi. Saçmalama cerrahım," </em>diyerek tepkisini dile getirirken,<em> Kübra Par i</em>se <em>"O göbeği 1200 kalori yiyerek mi yaptı?"</em> sorusuyla dikkat çekti. Halkın genel tepkisi ise sosyal medyada yankı buldu. "<em>Fakir hayat övgüsü" </em>söylemi, adeta alay konusu oldu.</p>

<p>Sosyal medya kullanıcıları, bu açıklamaların halktan ne kadar kopuk olduğunu açıkça gözler önüne serdi. "Fakirlik romantizmi" diye adlandırılan bu yaklaşım, özellikle ekonomik zorluklarla boğuşan kesimler arasında büyük öfkeye neden oldu.</p>

<p>GEÇMİŞİ DE TARTIŞMALI</p>

<p>Erbaş’ın daha önceki açıklamaları da sıkça tepki çekmişti. Covid-19 döneminde "Türk ırkını etkilemez" diyerek bilimsel dayanaktan yoksun iddialarda bulunmuş, "AKP iktidarının akademideki vesayeti kırmasıyla bulunduğum pozisyona geldim" sözleriyle siyasete olan yakınlığını açıkça belirtmişti.</p>

<p>Bir diğer tartışmalı söylemi ise kadınlarla ilgili bilim dışı ifadeleri. <em>"Kadınların kanına bakıldığında beraber olduğu erkeklerin DNA'sı bulunur," </em>diyerek bilimsel açıdan eleştirilen iddialarda bulundu. Aynı zamanda "<em>Aldatmayan değil, aldatamayan erkek vardır" </em>gibi cinsiyetçi söylemleri, kamuoyunda büyük tepki toplamıştı.</p>

<p>HALKTAN KOPUK BİR ELİTİZM</p>

<p>Oytun Erbaş’ın söylemleri, aslında Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal eşitsizliği ortaya koyuyor. Halktan kopmuş bir zihniyetin, yaşam standartlarını "mütevazilik" adı altında küçümsemesi, elitizmden başka bir şey değil. Ekonomik zorluklarla boğuşan halk için "Fakir hayat en sağlıklı hayat" demek, adeta dalga geçmek anlamına geliyor.</p>

<p>Erbaş’ın açıklamalarında dikkat çeken bir diğer nokta ise kendi hayatıyla ilgili söyledikleri. "Arabam yok, ayakkabı almıyorum," gibi ifadelerle kendisini halktan biri olarak göstermeye çalışırken, "iki lahmacun" örneği, halkın temel gıda maddelerine ulaşmakta zorlandığı gerçeğini göz ardı ediyor.</p>

<p>BİLİM İNSANI MI, PROVOKATÖR MÜ?</p>

<p>Erbaş’ın açıklamaları, "Bilim insanı mı, provokatör mü?" sorusunu akıllara getiriyor. Halkın ekonomik sıkıntılarını hafifleten değil, alay eden bir dil kullanması, toplumsal bölünmeyi derinleştiriyor. Bu tür açıklamalar, halkın duygularıyla oynamaktan başka bir şey değil.</p>

<p>Bir bilim insanının görevi, halkın sorunlarına çözüm üretmek ve onların yaşam koşullarını iyileştirecek çalışmalara öncülük etmektir. Ancak Erbaş’ın açıklamaları, tam aksine halkı küçümseyen ve ekonomik eşitsizliği romantize eden bir zihniyeti ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ROMANTİZE EDİLEN YOKSULLUK</p>

<p>Yoksulluğu sağlıkla eşitleyen bir söylemin altında yatan gerçek nedir? Bu tür açıklamalar, ekonomik zorlukları derinleştiren politikaları gizlemek için mi yapılıyor? Fakirliği övmek, bu sorunu çözmek yerine meşrulaştırmanın bir yolu mu? Erbaş’ın ifadeleri, bu soruları yeniden gündeme taşıyor.</p>

<p>Halkın temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak bir ekonomik sistemde, "fakir hayat en sağlıklı hayat" demek, halkın aklıyla alay etmek anlamına gelir. Oytun Erbaş’ın söylemleri, bu gerçekliği bir kez daha gözler önüne seriyor.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/fakirligi-oven-garip-bir-zihniyet</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Dec 2024 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/12/2-kopyasi-25.png" type="image/jpeg" length="23254"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Faiz yükseklerde, inşaat yerlerde, ekonomi yol ayrımında!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/yuksek-faiz-duraklayan-insaat-ekonomi-yol-ayriminda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/yuksek-faiz-duraklayan-insaat-ekonomi-yol-ayriminda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da 5 milyon TL'lik bir evin 3 aylık faizi 700 bin TL! Ortalama memur ailesi bu evi almak için 16 yıl boyunca hiç harcamadan biriktirmek zorunda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p><strong>PARA </strong>' ANALİZ -&nbsp;Bankalar, vatandaşın parayı mevduatta tutması için faizleri %56’ya dayadı. Üstelik sınırlı süre için, 3 ayın sonunda ne olacağı belirsiz.</p>

<p>Peki, konut ne durumda? Kasım ayında konut fiyatları şöyle bir artış gösterdi: %2,8. Enflasyon kaç? %2,24. Reel artışı hesapla derseniz, sadece %0,58.</p>

<p>Biraz daha somutlaştıralım: Bugün İstanbul’un merkezinde ortalama bir 2+1 daire fiyatı 5 milyon TL civarında. Bu daireyi alacak parayı mevduata koysanız, 3 ayda %56 faiziyle yaklaşık 700 bin TL kazanırsınız.</p>

<p>Başka bir hesap daha: Ortalama bir memur ailesi ayda 25 bin TL kazansa, bu evin fiyatını biriktirebilmek için 200 ay, yani 16 yıl boyunca <em>hiç harcamadan</em> tasarruf etmesi gerekir.</p>

<p>Evin fiyatı artıyor mu? Evet, ama bir çivi çakmadan kazanabileceğiniz kazancın yanından geçemez. Hadi buyur, gel de yatırım kararı ver!</p>

<p><strong>EV Mİ, MEVDUAT MI?</strong></p>

<p>Üç aydır mevduat faizleri alıp başını gidiyor. Hangi bankaya girseniz, karşınızda gülen bir yetkili: “Efendim, mevduat faizlerimiz %56...”</p>

<p>Gözleri parıldıyor. Ama soralım: Bu parayı bankada tutan vatandaşın borcu var mı? Elbette var! Ülkede kredi borcu olan kişilerin sayısı 39 milyonu geçmiş. Yani, <em>her iki vatandaştan biri</em>.</p>

<p>Böyle bir tabloda kim konut alacak?<br />
Yatırımcı da kendini mevduata atıyor, dar gelirli de... Parayı korumak için.</p>

<p><strong>REEL ARTIŞ GERÇEK Mİ?</strong></p>

<p>Kasım ayında konut fiyatlarında %2,8 artış görüldü. Ama bu artışın altındaki gerçek, bir balon kadar hassas.</p>

<p>Bir gün faiz düşerse, insanlar mevduattan çıkıp konuta yönelecek mi?</p>

<p>İnşaat şirketleri nefesini tutmuş bekliyor. Yeni bina yok, eski binaların fiyatı yükseliyor. Kiralar cep yakıyor.</p>

<p>Bir örnek daha verelim: Bugün Ankara’da ortalama bir 2+1 evin kira fiyatı 12-15 bin TL arasında değişiyor. Asgari ücretle yaşayan bir aile bu evi tutabilir mi? Elbette hayır!</p>

<p><strong>YENİ YATIRIMCININ DÜŞÜNCESİ</strong></p>

<p>Gayrimenkul uzmanı Dr. Ahmet Büyükduman’ın sözleri gerçeği özetliyor: “Mevduat faizi ile enflasyon arasındaki fark devam ettikçe, konut fiyatlarının reel artışı sürmeyecek.”</p>

<p>Bu ülkede yatırım kararı verirken şu soruyu sormalısınız:<br />
"Bugün para kazanılacak yer banka mı, toprak mı?"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ama unutmayın: Bir eviniz vardır... Ama paranız varsa bile o ev artık yoktur!</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/yuksek-faiz-duraklayan-insaat-ekonomi-yol-ayriminda</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Dec 2024 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/12/2-97.png" type="image/jpeg" length="44599"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Faiz yarışının gölgesinde bir ekonomi masalı]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/faiz-yarisinin-golgesinde-bir-ekonomi-masali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/faiz-yarisinin-golgesinde-bir-ekonomi-masali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Paranın çarkı işliyor; 500 bin TL'niz varsa, bankalar size ayda 20 bin TL faiz kazandırabilir. Peki ya 500 TL ile ayı çıkarmaya çalışanlar? Gerçekleri konuşma zamanı!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p><strong>PARA </strong>' POLİTİKA -&nbsp;Konu yine "paranın çarkı." Yine bir yarış. Faizler yükseliyor, rakamlar havada uçuşuyor. Bankalar "daha fazlası için buradayız" diye sesleniyor.</p>

<p>Ama kazanan kim? Gerçekten kazanan biri var mı?</p>

<p>Merkez Bankası’nın faiz artırımlarıyla mevduat oranları yüzde 50’leri geçti. Bir bakıyorsunuz, 500 bin TL’ye aylık 20 bin TL. Kağıt üstünde güzel görünüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ama sokakta ne oluyor? Bir kilo domatesin fiyatını düşünen var mı?<br />
Elektrik faturasını nasıl ödeyeceğini düşünenler bu "kazanç masalından" ne kadar nasibini alıyor?</p>

<h3><img align="left" alt="" height="324" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/12/para-faiz.png" width="832" /></h3>

<h3>BANKALARIN TEKLİFİ</h3>

<p>TEB diyor ki, "Faiz oranımız %53. Net kazancınız 20.852 TL." Alternatif Bank, "Biz de aynıyız."<br />
Fibabank, Denizbank, Odea, Garanti BBVA, Enpara...</p>

<p>Hepsi sıralanmış. Rakamlar dans ediyor. Ancak şunu kimse söylemiyor: Bu "kazanç", enflasyonun karşısında eriyen bir buz kalıbından ibaret mi?</p>

<h3>HALKIN GÖZÜNDEN FAİZ</h3>

<p>Sokaktaki vatandaş için bu rakamların anlamı var mı? 500 bin TL’si olan kaç kişi var? Ya olmayanlar?</p>

<p>Halk, "Faizler yükselmiş" haberiyle markette fiyatların yine arttığını görüyor. Kredi kartı borcu ödenemiyor. Ev almak, araba almak hayal.</p>

<h3>EKONOMİ YARIŞINDA KAYBEDEN KİM?</h3>

<p>Kazanan belli: bankalar. Peki ya kaybeden?</p>

<p>Kaybeden, emekli maaşıyla ay sonunu getirmeye çalışan teyze. Kaybeden, çocuklarının geleceğini düşünen anne-baba.</p>

<p>Ekonomi büyüyor ama kimin ekonomisi? Büyüyen, halkın mutfağı mı yoksa bankaların kasası mı?</p>

<h3>YÜZLEŞME ZAMANI</h3>

<p>Belki de sormamız gereken şu: Bu faiz yarışında asıl yarış, halkın hayatta kalma mücadelesi mi?</p>

<p>Hangi tarafı seçiyoruz? Mevduat hesaplarındaki rakamları mı, yoksa gerçek yaşam koşullarını mı?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/faiz-yarisinin-golgesinde-bir-ekonomi-masali</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Dec 2024 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/12/faiz-1.png" type="image/jpeg" length="81770"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TOKİ SATIŞTA!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/dar-gelirliye-ev-umudu-toki-yeni-projeyi-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/dar-gelirliye-ev-umudu-toki-yeni-projeyi-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>TOPLU KONUT - Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), dar gelirli vatandaşlar için hayata geçirdiği projelere bir yenisini daha ekliyor. Türkiye genelinde 2+1 ve 3+1 konutlardan oluşan projeyi resmen açıkladı. Başlangıç peşinatı 155 bin TL, aylık taksit 7 bin TL’den başlıyor. Proje kapsamında Tunceli Mazgirt ilçesindeki 54 daire satışa çıkarılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>PEŞİNAT 155 BİN TL, VADE 180 AY</p>

<p>TOKİ’nin son açıkladığı projeye göre, dar gelirli aileler 180 ay vadeyle ev sahibi olabilecek. Tunceli’nin Mazgirt ilçesi Eltihatun Mahallesi’nde stokta bulunan 54 konut için satış süreci başlıyor. 2+1 ve 3+1 olarak planlanan daireler için fiyatlar 155 bin TL peşinat ve aylık 7 bin TL taksitten başlayarak şekillendi.</p>

<p>Vatandaşların konut sahibi olabilmesi için başvurular 27 Kasım ile 3 Aralık tarihleri arasında alınacak. TOKİ tarafından açıklanan takvime göre, kuralar 9 Aralık’ta çekilecek.</p>

<p>BAŞVURU ŞARTLARI NELER?</p>

<p>Dar gelirli vatandaşlar için düzenlenen bu projede başvuru bedeli 2 bin TL olarak belirlendi. Başvurular, Türkiye genelindeki tüm Ziraat Bankası şubelerinden yapılabilecek. Ayrıca, e-Devlet üzerinden de başvurular kabul edilecek. Ancak e-Devlet üzerinden başvuru yapmak isteyenler için son tarih 2 Aralık olarak açıklandı.</p>

<p>Başvuruya hak kazanan vatandaşların konut alma hakkı, noter huzurunda düzenlenecek kura çekimiyle belirlenecek. Kurada asil hak sahiplerinin yanı sıra yedek liste de oluşturulacak.</p>

<p>EV SAHİPLİĞİ HAYALİ PİYANGONUN ŞANSINA BIRAKILDI</p>

<p>Toplam 54 konut için yapılacak bu kura çekimi, “kimler şanslı olacak” sorusunu beraberinde getiriyor. Özellikle Mazgirt gibi küçük bir ilçede, bu projeden faydalanmak isteyen vatandaşların sayısı oldukça fazla. Ancak sınırlı sayıda konut için düzenlenen kura, pek çok dar gelirli vatandaşın ev sahibi olma umudunu ertelemek zorunda bırakıyor.</p>

<p>TOKİ projelerinde uygun fiyatlar ve uzun vadeler dikkat çekiyor. Ancak, bu fiyatların asgari ücretle geçinen aileler için ne kadar “uygun” olduğu tartışma konusu.</p>

<p>TÜM GÖZLER 9 ARALIK KURA TARİHİNDE</p>

<p>Başvuru süreci tamamlandıktan sonra gözler 9 Aralık’ta yapılacak kura çekimine çevrilecek. Kura sonucu asil listede yer alan vatandaşlar, 11 Aralık ile 17 Aralık tarihleri arasında sözleşme imzalayacak. Eğer asil hak sahipleri hakkını kullanmazsa, yedek listedeki vatandaşlar için süreç 20-23 Aralık tarihleri arasında devam edecek.</p>

<p>VADE ŞARTLARI VE ÖDEME DETAYLARI</p>

<p>Konutlar için belirlenen ödeme planı, vatandaşların hem umutlarını artırıyor hem de endişelerini büyütüyor. Yüzde 10 peşinat ödemesiyle başlayan bu süreçte kalan borç, 180 aya kadar vadelendiriliyor. Ancak borç bakiyesinin ve aylık taksitlerin, her yıl Ocak ve Temmuz aylarında memur maaş artış oranına göre artırılacağı belirtiliyor.</p>

<p>Bu şartlar, projeden faydalanacak vatandaşların uzun yıllar boyunca ekonomik olarak zorlu bir süreci göze almasını gerektiriyor. İlk taksit ödemesi ise sözleşmenin imzalanmasını takip eden ayda başlayacak.</p>

<p>EV SAHİBİ OLMAK MI, BORÇLU OLMAK MI?</p>

<p>Dar gelirli vatandaşlar için umut kapısı olarak lanse edilen TOKİ projeleri, uzun vadeli ödeme planlarıyla dikkat çekiyor. Ancak aylık taksitlerin zamanla artması ve 180 ay gibi uzun bir vadeye yayılması, “ev sahibi olma hayali” ile “ömür boyu borç ödemek” arasında ince bir çizgi yaratıyor.</p>

<p>Memur maaş artış oranlarına endeksli ödeme planı, vatandaşlar için hem avantaj hem dezavantaj sunuyor. Çünkü maaş artışları yetersiz kalırsa, artan taksit yükü aile bütçelerini zora sokabilir.</p>

<p>BARINMA HAKKI HERKESİN HAKKI OLMALI</p>

<p>Barınma, bir lüks değil; temel bir insan hakkı. Ancak bu projelerde vatandaşların umutlarının piyango şansına bırakılması, TOKİ projelerinin sosyal adalet boyutunu tartışmaya açıyor. Türkiye’nin dört bir yanında ev sahibi olma umudu taşıyan milyonlarca insan için bu tür projeler yeterli mi?</p>

<p>Sorun yalnızca daha fazla konut üretmek değil; aynı zamanda bu konutları adil, sürdürülebilir ve herkes için erişilebilir hale getirmek. Çünkü bir çatı, yalnızca altında yaşayanlar için değil, toplumun bütün vicdanı için önemlidir.</p>

<p>TOKİ’nin yeni projeleri, dar gelirli vatandaşların hayallerine bir kapı aralıyor. Ancak bu hayaller, uzun vadeli borç yükü, piyango usulü kura ve artan ekonomik zorluklarla gölgeleniyor.</p>

<p>Barınma hakkı, piyangoya bırakılacak bir mesele değil. Bu ülkenin her ferdinin sıcak bir yuvaya kavuşması, devletin sosyal sorumluluğu olmalı.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/dar-gelirliye-ev-umudu-toki-yeni-projeyi-duyurdu</guid>
      <pubDate>Sat, 23 Nov 2024 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/11/toki2-fotor-20241123194542.png" type="image/jpeg" length="93304"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bankalar  konutta "Faiz İndirimi" yarışında!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/bankalar-konutta-faiz-indirimi-yarisinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/bankalar-konutta-faiz-indirimi-yarisinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p><em>PARA'POLİTİKA </em>-&nbsp;Konut kredilerinde yeni bir döneme girildi. Ziraat Bankası’nın başlattığı indirim rüzgarı kısa sürede yayılınca, bankalar arasında adeta FAİZ İNDİRİMİ YARIŞI başladı. Yüzde 4’lerin üzerindeki faiz oranları yüzde 2,8 seviyelerine inince, aylık ödeme yükü büyük oranda azaldı. Şimdi herkesin aklında tek bir soru var: “Ev almanın tam zamanı mı?”</p>

<p>FAİZ DÜŞÜŞÜ: 43 BİN LİRALIK TAKSİT 29 BİNE GERİLEDİ</p>

<p>Yaklaşık 1,5 ay önce BDDK, bankaların sermaye hesaplamalarını değiştirdi. Bankalar da bu adımı fırsat bildi; Ziraat Bankası ilk olarak yüzde 3,09 faizle verdiği konut kredilerini 2,79’a çekerek yeni bir kampanya başlattı. Diğer bankalar hemen bu indirimi takip etti. Faiz oranları hızla yüzde 2,8’ler seviyesine indi. Bir anda ortalık canlandı. Aylık 43 bin lira olan kredi taksiti 29 bin liraya geriledi. Evet, yanlış duymadınız: 14 bin liralık bir düşüş. Herkes soluğu bankalarda aldı.</p>

<p><img align="left" alt="" height="366" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/11/faiz-fotor-20241108122536.png" width="635" /><strong>K<em><strong>o</strong>nut kredisi faiz oranları, bankadan bankaya ve zaman içinde değişiklik göstermektedir. Yanda, bazı bankaların güncel ve önceki konut kredisi faiz oranlarını, 1 milyon TL'lik kredi için 120 ay vadeli aylık taksit tutarlarıyla birlikte bulabilirsiniz.</em></strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>FAİZLER DÜŞTÜ AMA EV FİYATLARI DAHA DA ZORLADI</p>

<p>Faiz indirimi ev sahibi olmayı hayal edenlerin yüzünü güldürdü, ancak bu düşüş bile birçok kişi için yeterli olmadı. Çünkü konut fiyatları hala yüksek, düşeceğine dair bir umut da yok. İstanbul’da bir daire almak mı istiyorsunuz? Sıradan bir ev için bile cebinizden milyonları çıkarmanız gerekiyor. Peki, faiz indirimi buna çözüm oldu mu? Bir nebze belki… ama İstanbul’da bir ev sahibi olmanın maliyeti hâlâ çoğu vatandaş için büyük bir hayal.</p>

<p>1 MİLYONLUK KREDİNİN TOPLAM MALİYETİ 3,5 MİLYON TL</p>

<p>Konut kredisi almak isteyenlerin en çok merak ettiği konu: “Bu işin toplam maliyeti ne kadar?” Yıllık faiz oranları yüzde 70’lerden yüzde 40’lara inince, kredi maliyetinde de ciddi bir düşüş yaşandı. Önceden 1 milyon liralık kredi çeken bir vatandaş, vade sonunda 6,6 milyon TL gibi korkunç bir ödeme ile karşılaşırken, şimdi bu rakam 3,5 milyon TL’ye düştü. Bir başka deyişle, toplam maliyet yarıya indi ama yine de cebinde parası olmayan için hâlâ yük ağır.</p>

<p>KAMU BANKALARI YİNE ÖN SAHNEDE</p>

<p>Konut kredisi talepleri patlayınca, kamu bankaları da işin büyük kısmını üstlendi. BDDK’nın hamlesi sonrası, kamu bankaları 255,61 milyar TL kredi sağladı. Özel bankalar ise bu işte daha temkinli; 88,4 milyar TL yabancı, 134,6 milyar TL yerli özel bankaların konut kredisi portföyünde. Halkın kamu bankasına olan güveni bir kez daha tescillendi. Elde avuçta ne varsa konut kredisine yatırmak isteyenlerin adresi yine devlet bankaları oldu.</p>

<p>İPOTEKLİ SATIŞLAR DİPTE: SENET VE NAKİT SATIŞ YÜKSELİŞTE</p>

<p>Eskiden konut almak demek ipotek demekti. Ancak şimdi işler değişti. 2013’te konut satışlarının yüzde 40’ı ipotekli satışlardan oluşurken, 2023’te bu oran yüzde 11’e düştü. Vatandaş ipoteğe güvenmiyor, bankaların faiz oyununa girmek istemiyor. Nakit ya da senetle satışlar yüzde 90’ları buldu. Peki, bu ne anlama geliyor? Halk artık krediye bulaşmak yerine, farklı yollarla ev sahibi olma peşinde.</p>

<p>KREDİLER TALEP ARTIŞINDA, EV HAYALİ DEVAM EDİYOR</p>

<p>Konut kredilerinde faizlerin düşmesiyle talepler yeniden canlandı. Ancak kredi maliyetleri hâlâ büyük bir engel. Faiz oranları düştü ama ev fiyatları yükselmeye devam ediyor. Bankalar müşterileri şubelerine çekmek için kampanyalar düzenlerken, halk ise düşük faizlere rağmen hala düşünüyor: Bu faiz oranlarıyla borca girmek akıllıca mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/bankalar-konutta-faiz-indirimi-yarisinda</guid>
      <pubDate>Fri, 08 Nov 2024 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/11/ev-2.png" type="image/jpeg" length="38845"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İflas fırtınası kapıda, şirketler dökülüyor!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/iflas-firtinasi-kapida-sirketler-dokuluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/iflas-firtinasi-kapida-sirketler-dokuluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Önümüzdeki günlerde kapıyı çalacak olan sadece soğuk kış rüzgârları değil, aynı zamanda iflasların o boğucu nefesi olacak gibi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p><em>PARA'POLİTİKA - </em>Önümüzdeki günlerde kapıyı çalacak olan sadece soğuk kış rüzgârları değil, aynı zamanda iflasların o boğucu nefesi olacak gibi. Dünya devlerinden Allianz Trade, oturmuş hesaplamış, raporlar hazırlamış ve “Türkiye’de iflaslar yüzde 20 artacak,” demiş. Eee, şaşırdık mı? Hiç! Hangi köşe başını dönsek, hangi kapıyı çalsak, finansman maliyetlerinden yorgun düşmüş bir işletme buluyoruz. Üstelik bir de ekonomik yavaşlama var ya, işte tam o noktada zaten “eyvah” dedirtiyor.</p>

<p>Allianz Trade, Şubat ayında yayınladığı ilk raporda küresel iflasların 2024’te yüzde 9 artacağını söylemişti. Ama dünya hali malum, işler kötüden de beter olunca, son gelişmeler ışığında yüzde 11’e çıkarmışlar bu rakamı. Zaten raporda işin özeti de şu: Ticari iflaslar 2026’ya kadar zirveye tırmanacak ve belki ancak o zaman biraz durulacak. Ama durulsa ne olacak? Zirvede dinlenecek iflaslar! Biz ise bu oyunun içinde nereye doğru gittiğimizi bilmeden sürüklenip duracağız.</p>

<p><img align="left" alt="Iflas Son" height="286" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/10/iflas-son.png" width="527" />Amerika’da 2025’te iflaslar yüzde 12 artacak, Almanya’da yüzde 4… “Onlar büyük ülkeler, yollarını bulur,” diyebilirsiniz. Fransa ve İngiltere’de ise işler biraz daha umutlu. Ama o umut, derin bir nefes almak gibi değil; bir nefes arası rahatlama sadece. İtalya deseniz, iflaslar artmaya devam edecek. Çin, en dipten başlayıp yukarı doğru yol alacak. Bizim de yolumuz zaten dikenli…</p>

<p>Gelelim güzel memleketimize. Türkiye’de iflaslar geçen yıla göre yüzde 20 artacakmış. Sebep? Yüksek finansman maliyetleri, ekonominin üstündeki ağırlık ve elbette ki uluslararası baskılar. Raporda Türkiye, firmaların ayakta kalmakta zorlandığı en büyük pazarlardan biri olarak tanımlanmış. Yani diyorlar ki: “Bunlar daha iyi günleriniz olabilir.”</p>

<p>Allianz Trade’in CEO’su Aylin Somersan Coqui de boşuna bu tabloyu karartmıyor. Diyor ki: “Pandemi sırasında şirketleri iflaslardan koruyan tüm o destekler bir bir çekildi ve şimdi o ‘birikmiş’ iflaslar bir anda ortaya çıkıyor.” Hani, sokakta aç kalmış kediler gibi… Bir anda çıkıverdi o iflaslar, gözümüzün içine baka baka!</p>

<p>Ama hepsi bu değil. Geopolitik belirsizlikler, küresel talebin durgunluğu, finansman koşullarındaki dengesizlikler derken, düğüm düğüm olmuş dünya ekonomisi. Peki bu düğümü kim çözecek? Bizim iflas eden firmalar mı? Pek sanmam. Çünkü rapora göre inşaat, perakende ve hizmet sektörü iflasların en çok vurduğu alanlar. Bu sektörlerde istihdam tehlikede. Yani işsizlik kapıda, tabii eğer o kapı zaten çoktan kırılmadıysa…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir de faiz meselesi var. Düşerse ne olur, düşmezse ne olur? Raporda, düşük faiz oranlarının biraz nefes aldırabileceği ama zor durumdaki şirketlerin sorunlarını tamamen çözemeyeceği söyleniyor. Yani sihirli bir değnek yok elimizde. Şirketlerin zaten borçlarını azaltmaya başladıkları, faizlerin gevşemesinin kar marjlarını artıracağı belirtilmiş. Ama bu da yetmez. Çünkü bu gevşeme döngüsü, iflasları çok da engelleyemeyecek. Ne yaparsak yapalım, elimizdeki tablo bu.</p>

<p>Allianz Trade’in iflas araştırmaları baş analisti Maxime Lemerle de bunu açık açık söylüyor: “Tamam,” diyor, “Bu faiz düşüşleri, iflaslarda bir nebze düşüş sağlayacak, ama genel tabloya bakarsak, dünyada iflaslar hız kesmeyecek.”</p>

<p>Yani, sonuç şu: Türkiye için de dünya için de zor günler kapıda. Ticaret dünyası sallanıyor, firmalar borç batağında ve kurtuluş reçetesi ortada yok. Üstüne üstlük bu tablo 2026’ya kadar sürecek, sonra belki bir rahatlama gelecek. Ama iş işten geçmiş olacak mı? Bunu zaman gösterecek…</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/iflas-firtinasi-kapida-sirketler-dokuluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Oct 2024 15:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/10/iflas10.png" type="image/jpeg" length="47917"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nobel Ekonomi Ödülü, Daron Acemoğlu’nun]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/daron-acemoglu-nobel-ekonomi-odulunu-kazandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/daron-acemoglu-nobel-ekonomi-odulunu-kazandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Nobel Ekonomi Ödülü, “kurumların nasıl oluştuğu ve refahı nasıl etkilediği konusundaki çalışmaları nedeniyle" diğer iki kişiyle birlikte Daron Acemoğlu'na verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>PARA'POLİTİKA - 2024 Nobel Ekonomi Ödülü, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden Daron Acemoglu ve Simon Johnson ile Chicago Üniversitesi'nden James A. Robinson’a verildi. Ödül, bu üç ekonomistin "toplumsal kurumların ülkelerin refahı üzerindeki etkilerini inceleyen" çalışmaları nedeniyle verildi. Özellikle, ülkelerin neden zengin ya da fakir olduklarını açıklayan bu çalışmalar, tarih boyunca kurulan politik ve ekonomik kurumların uzun vadede refah seviyesini nasıl şekillendirdiğini anlamamıza yardımcı oluyor.</p>

<p>Araştırmaları, toplumların refah seviyelerindeki farklılıkların sömürgecilik dönemindeki kurumsal yapılarla nasıl bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin, bazı ülkelerde sömürgeciler kısa vadeli kazançlar uğruna yerli halkı sömürürken, başka bölgelerde göçmenlerin uzun vadeli fayda sağlayacak şekilde kapsayıcı politik ve ekonomik sistemler oluşturduğu görülmüştür. Acemoglu, Johnson ve Robinson, kapsayıcı kurumların uzun vadede ekonomik büyümeye ve refaha katkıda bulunduğunu, ancak dışlayıcı kurumların kısa vadeli çıkarlar sağlayarak büyümeyi engellediğini göstermiştir.</p>

<p>Bu üçlünün çalışmaları, "Neden Uluslar Başarısız Olur?" gibi eserlerde de dile getirilmiştir ve ekonomik büyümenin temelinde yatan kurumsal faktörler üzerine derinlemesine analizler sunmaktadırlar.</p>

<p>ACEMOĞLU’NA NEDEN ÖDÜL VERİLDİ?</p>

<p>Daron Acemoğlu'nun 2024 Nobel Ekonomi Ödülü'nü kazanmasının arkasındaki ana gerekçe, toplumsal kurumların ülkelerin refahı üzerindeki etkilerini anlamamıza yönelik yaptığı katkılardır. Özellikle, Acemoğlu'nun araştırmaları, politik ve ekonomik kurumların toplumların uzun vadeli ekonomik başarılarını nasıl şekillendirdiğini göstermektedir.</p>

<p>Acemoğlu, Simon Johnson ve James A. Robinson ile birlikte yaptığı çalışmalarda, kurumların toplumun refahını belirlemede nasıl kritik bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Bu çalışmalar, özellikle tarihsel sömürgecilik sürecinde farklı ülkelerde kurulan kurumların ekonomik büyümeye etkilerini ele almaktadır. Acemoğlu ve meslektaşları, kapsayıcı (inclusive) kurumların uzun vadede ekonomik gelişmeyi desteklediğini, ancak dışlayıcı (extractive) kurumların yalnızca kısa vadeli kazançlar sağlayarak ekonomik kalkınmayı engellediğini göstermiştir​</p>

<p>Bu araştırmalar, ülkelerin zenginlik veya yoksulluk durumlarını anlamamızda yeni bir perspektif sunarak, kurumların toplumların kalkınma süreçlerinde merkezi bir rol oynadığını vurgulamaktadır. Bu kapsamda, Acemoğlu’nun çalışmaları, politik istikrarın ve kapsayıcı kurumların ekonomik refah için taşıdığı önemin altını çizmekte ve kalkınma ekonomisi alanında temel bir değişime işaret etmektedir.</p>

<p><img align="left" alt="" height="686" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/10/a-c-e-m-1.png" width="460" />DARON ACEMOĞLU KİMDİR?</p>

<p>Daron Acemoğlu, Türk asıllı Amerikalı bir ekonomist olup, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) Ekonomi Profesörü olarak görev yapmaktadır. 1967 yılında İstanbul’da doğan Acemoğlu, 1989'da York Üniversitesi’nden lisans derecesini almış, ardından Londra Ekonomi Okulu’ndan (LSE) 1990’da yüksek lisans ve 1992’de doktora derecesiyle mezun olmuştur. 1993 yılında MIT'ye katılan Acemoğlu, zamanla uluslararası alanda tanınmış ve çok</p>

<p>Acemoğlu'nun araştırma alanları, özellikle siyasi ekonomi, ekonomik büyüme, kalkınma ekonomisi ve kurumların ekonomideki rolü üzerinde yoğunlaşmıştır. Simon Johnson ve James A. Robinson ile birlikte gerçekleştirdiği çalışmalar, tarih boyunca ülkelerde kurulan politik ve ekonomik kurumların ülkelerin uzun vadeli ekonomik performansları üzerindeki etkisini anlamamıza katkıda bulunmuştur. En bilinen çalışmaları arasında “Neden Uluslar Başarısız Olur?” adlı kitabı ve kurumların refah üzerindeki etkilerini analiz eden çeşitli makaleleri bulunmaktadır.</p>

<p>Acemoğlu'nun araştırmaları, özellikle kapsayıcı ve dışlayıcı kurumlar arasındaki farkları ve bu kurumların toplumların kalkınma süreçlerine nasıl etki ettiğini ortaya koymuştur. Ekonomiye katkıları sayesinde birçok ödül kazanan Acemoğlu, 2024 Nobel Ekonomi Ödülü’nü de toplumsal kurumların ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini anlamamıza olan katkıları nedeniyle kazanmıştır.</p>

<p>DARON ACEMOĞLU’NUN ÇALIŞMALARI</p>

<p>Daron Acemoğlu, kurumların ekonomideki rolü ve ülkelerin kalkınma süreçleri üzerine birçok önemli kitap yazmıştır. Öne çıkan bazı eserleri şunlardır:</p>

<p><strong>Neden Uluslar Başarısız Olur? (Why Nations Fail)</strong> – James A. Robinson ile birlikte yazdığı bu kitap, ülkelerin neden zengin ya da fakir olduklarını ve kurumların kalkınmadaki rolünü açıklamaktadır. Kitap, tarihsel örneklerle devletlerin refah seviyelerini belirleyen faktörleri analiz eder ve kapsayıcı kurumların önemini vurgular.</p>

<p><strong>Dar Koridor: Devletler, Toplumlar ve Özgürlüğün Geleceği (The Narrow Corridor: States, Societies, and the Fate of Liberty)</strong> – Yine Robinson ile birlikte yazılan bu kitap, toplumların özgürlük ve devlet gücü arasındaki dengeyi nasıl sağladığını tartışır. Kitap, politik özgürlüklerin gelişiminin sosyal mücadele ve baskılar sonucunda ortaya çıktığını savunur.</p>

<p><strong>Güç ve İlerleme: 1000 Yıllık Teknoloji ve Refah Mücadelesi (Power and Progress: Our 1,000-Year Struggle Over Technology and Prosperity)</strong> – Simon Johnson ile birlikte kaleme aldığı bu eserde, teknoloji ve ekonominin tarihsel sürecini inceleyerek, teknolojinin refah üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini ele alır. Kitap, özellikle yapay zeka ve otomasyon gibi modern teknolojilerin toplumsal etkilerini değerlendirmektedir.</p>

<p>Bu kitaplar, Acemoğlu'nun ekonomi ve kalkınma üzerine sunduğu kapsamlı analizleri içermekte olup, toplumların tarihsel ve kurumsal yapılarının ekonomik sonuçlarını anlamamıza katkıda bulunmaktadır</p>

<p>DARON ACEMOĞLU’NDAN İLK AÇIKLAMA</p>

<p>Daron Acemoğlu, 2024 Nobel Ekonomi Ödülü'nü kazandıktan sonra, bu ödülü almanın kendisi için büyük bir onur olduğunu ifade etti ve çalışmalarının ardında yatan motivasyonu açıkladı. Acemoğlu, yoksul ve zengin ülkeler arasındaki büyük refah farklarını gözlemledikten sonra bu konuları araştırmaya başladığını belirtti. Ona göre, bazı ülkelerin kalıcı bir yoksulluk içinde kalmasının temel sebeplerinden biri, kötü kurumsal yapılardır. Kurumların, ülkelerin ekonomik gelişiminde ve demokrasiye geçişinde oynadığı önemli rolü vurgulayan Acemoğlu, demokrasinin sağlam bir kurumsal altyapı olmadan başarılı olmasının zor olduğunu söyledi. Ayrıca, günümüz dünyasında demokrasinin korunması ve desteklenmesinin önemini belirterek, sosyal medya gibi modern teknolojilerin bu süreci karmaşıklaştırabileceğinden duyduğu endişeyi dile getirdi.</p>

<p>Acemoğlu, siyasi kurumların ekonomik sonuçları üzerinde derin bir etkiye sahip olduğunu ve bu konuların, tarihsel sömürgecilik gibi faktörler üzerinden de anlaşılabileceğini açıkladı. Özellikle Simon Johnson ve James Robinson ile yaptığı çalışmaların, toplumların uzun vadeli refah seviyelerinin nasıl şekillendiğini gösterdiğini vurguladı. Ödül sonrası yaptığı açıklamalarda, araştırmalarının küresel ekonomik eşitsizlikleri azaltma çabalarına katkıda bulunmasını umduğunu belirtti.</p>

<blockquote>
<p><br />
<strong><font><font><img align="left" alt="" height="208" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/10/portreeeeee.png" width="604" /></font></font></strong><font><font>DARON ACEMOĞLU</font></font></p>

<p><font><font>Bir ülkenin Nobel'li ekonomisi olur da pek çoğumuz adını bile bilmeyiz... İşte, Daron Acemoğlu da öyle bir değer.</font></font></p>

<p><font><font>3 Eylül 1967'de, İstanbul'da, hukukçu bir baba ve şair bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Galatasaray Lisesi'nden mezun oldu, yolunu İngiltere'ye çevirdi. Londra Ekonomi Okulu'nda önce yüksek lisans, sonra doktora sırasında, parçaların teorik üretimlerini sağlamlaştırdı. ABD'ye, MIT'ye gidip dünyaca ünlü bir ekonomist haline geldi. Bugün geldiğimiz noktada, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) Enstitü Profesörü unvanını taşıyan bir bilim insanı olarak ders veriyor. Eserleri, dünya ekonomistlerinin başucu kitaplarından... Ama bizde mevcut değilyan çok.</font></font></p>

<p><font><font>Peki, bu başarıları nedir? Niye bu kadar önemli? Daron Acemoğlu'nun kuramları, belirginliğini anlatıyor: Refahın kaynağının kendisidir. Ülkeler arasındaki gelir farklılıklarının coğrafyası ya da tarihi yoktur, kurumsal yapı vardır. 2012'de yayımladığı ve hemen dünyada çok sayıda ülkede giren </font></font><em><font><font>Ulusların Düşüşü olarak</font></font></em><font><font> adlandırılan = da aynı şeyi söylüyor. Bu kitap James Robinson'la birlikte yazıyor, yine büyük ödüller alıyorlar. </font></font><em><font><font>Ulusların Düşüşü</font></font></em><font><font> , üniversitelerde ekonomi ve siyaset bilimi konularının ayrıntılı biçimde rehber haline geliyor.</font></font></p>

<p><font><font>Nobel Ekonomi Ödülü mü? Acemoğlu, Nobel'i kazanarak hem Türk bilim dünyasını takdir ediyor, hem de Türkiye'nin bilim insanları yetiştirme potansiyelini tüm dünyada kanıtlıyor. Bu tedarik, yapısal refah üzerindeki ilişkilere yönelik çalışmalarıyla kazanıyor. Orhan Pamuk ve Aziz Sancar'dan sonra Nobel ödülünü kazanan Türk üçüncüsü oldu. Ancak hayatta kalan ilgiyi görebilmiş değil. “Bizden Nobel çıkar mı?” diye soranlara karşı en güzel cevap aslında Daron Acemoğlu.</font></font></p>

<p><font><font>Bu arada Acemoğlu sadece teorilerle uğraşan bir akademisyen değil; ekonomik eşitliksizlik, gelir adaleti ve sosyal politikalar üzerine çalışıyor. Robinson ve Verdier ile yazdığı “Hepimiz İskandinav Olabilir?” başlıklı makalede, ABD'nin İskandinav modelinin sosyal politikalarını benimsemesinin ekonomik açıdan nasıl korunacağı tartışılıyor. “Amerika, İsveç olur mu?” diye sorguluyorlar, ABD'nin sert kapitalist yapılarını ortada yatırıyorlar.</font></font></p>

<p><font><font>Daron Acemoğlu, Koç Üniversitesi'nden Rahmi M. Koç Bilim Madalyası ve Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne ek olarak yerel ödüllerle ödüllendirildi. Dünyanın en prestijli üniversitelerinden fahri doktor unvanları aldı, IDEAS/RePEc veri tabanında en çok atıf yapılan ekonomistler listesinde ilk 10'da yer aldı. Ancak en büyük ödül, aslında Türkiye'de bilimin önemine inanan, araştıran ve merak eden gençlerimizin ışık olması…</font></font></p>

<p><font><font>Daron Acemoğlu'nun hikâyesi, büyük bilim insanlarımızın az bilinen ama dünyaya yön veren başarılarını gözler önüne seriyor. Kısacası “Bizden Nobel çıkar mı?” sorusuna cevap arayanlara, Daron Acemoğlu'nu anlatın. Çünkü o, dünyanın en büyük ekonomistlerinden biri olarak, Türkiye'den çıkan bir deha.</font></font></p>
</blockquote>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong><font><font>www.netturk.com.tr</font></font></strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/daron-acemoglu-nobel-ekonomi-odulunu-kazandi</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/10/nobel-1.png" type="image/jpeg" length="99094"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeşilada’nın Sert Düşüş Senaryosu]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/ekonomide-firtina-oncesi-sessizlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/ekonomide-firtina-oncesi-sessizlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV&nbsp;</strong></u></a></p>

<p>OKU'YORUM - Atilla Yeşilada, para piyasalarını salladı... Borsa mı? Döviz mi? Asgari ücret mi? İşte memleketin nabzını tutan ekonomik 'hayal'...</p>

<p>Ekonomist Atilla Yeşilada yine sahnede. Evet, para piyasalarının duayen ismi bu sefer çok net konuşuyor. Uzun bir süre Borsa İstanbul’un prim yapacağını savunan Yeşilada, şimdi “çok sert düşecek” diyor. Bu ülkenin ekonomisi yabancı yatırımcıların başını döndürecekmiş! Şimdi ne oldu? Yabancı sermaye gelecek derken, kapı kapandı. İşte o gelişmeler...</p>

<h3>“31 MART SONRASI PATLAMA OLUR!” DEMİŞTİ</h3>

<p>31 Mart seçimlerinden sonra Türkiye'ye yabancı yatırımcı akını bekliyordu Yeşilada. Dolar düşecek, Türk Lirası uçacak, Borsa İstanbul dolup taşacaktı. Ama gel gör ki, bu tahminlerde ufak bir revize yaptı. Hem de ne revize! Diyor ki, "Yıl sonuna kadar bu yükseliş devam etmez." Şaşırdık mı? Hayır.</p>

<p>Ama asıl bomba ne biliyor musunuz? Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yeni ekonomi yönetimiyle aldığı sert vergi kararları. Şirketlere vergi üstüne vergi bindiriyorlar. Bu arada orta sınıf zaten eziliyor. Asgari ücretli, emekli açlık sınırında sürünüyor, büyük şirketlerse bu yeni vergilerle neredeyse nefes alamıyor. Yeşilada'nın dediğine göre, yatırımcı bu şartlarda borsada ne yapsın? Bu vergi politikalarıyla Borsa İstanbul'un altı oyulmuş gibi duruyor. Yani, memleketin en büyük şirketleri bile kar edemiyorsa, ekonomi ne yapsın?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>ZAMLAR ASGARİDEN BİLE KÜÇÜK MÜ OLACAK?</h3>

<p>Peki ya asgari ücret? Asıl mesele burada. Yeşilada, 2024 yılı sonuna kadar faiz indirimini unutun diyor. Dikkat çekiyor, "Çalışan ve emeklilere zam mı? Hayal!" diyor. Peki neden? Seçim yok da ondan. Evet, Erdoğan’ın 2028’e kadar koltuğu sağlam. Şimşek ise tam gaz ekonomi politikalarını uygulayacak. Kısacası, “Kemerleri sıkın” diyor Yeşilada. Üstelik sadece asgari ücretliler ve emekliler için değil, herkes için!</p>

<h3>ALTINA, DOLARA SARILIN!</h3>

<p>Atilla Yeşilada bir de altın severlere göz kırpıyor. "Altın uzun vadede kazandırır," diyor. Fed’in faiz indirimi zaten bu işin fitilini ateşlemişti. Altın, güvenli liman olmuş. Bizim borsa ise vergilerle köşeye sıkışmış. Borsa yatırımcılarına tavsiyesi net: "Kötü haberler daha gelmedi bile!"</p>

<p>Özetle, dolar bazında Borsa İstanbul düşüşe geçebilir, ama dövizdeki hareketliliği izlemeye devam edin. Yeşilada’nın dediği gibi, Türkiye için dolarda bir düşüş yaşanmayacak, TL değer kaybetmeye devam edecek. Ekonominin sırtı yere gelmeyecek mi sanıyorsunuz? Öyle bir düşüş olacak ki, zengini de fakiri de bu rüzgardan nasibini alacak. Atilla Yeşilada’nın uyarıları, ekonomi yönetimi için büyük bir ödev niteliğinde. Bakalım, bu düşüş ne kadar sert olacak?</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/ekonomide-firtina-oncesi-sessizlik</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Oct 2024 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/10/para2.png" type="image/jpeg" length="91238"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Savaş baronlarının piyasa değeri katlandı]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/savas-baronlarinin-piyasa-degeri-katlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/savas-baronlarinin-piyasa-degeri-katlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Dünyanın gözü kulağı Ortadoğu’da, ama sadece ekranlardan izliyoruz. Kimse sormuyor; kim kazanıyor, kim kaybediyor? Ama belli ki birileri çok iyi kazanıyor. Savaşın en büyük kazananları, bir kez daha silah tekelleri. Ortadoğu’da bombalar patladıkça, kasalar doluyor, borsalar coşuyor. Filistin’de yıkım yaşanırken, Amerikan ve İsrail sermayeli savunma sanayi devlerinin hisse senetleri rekor kırıyor. Piyasa değerleri son bir yılda katlandı. RTX, Lockheed Martin, IMCO gibi savaş devleri, savaşın gerçek kazananları.</p>

<p><strong>RTX CORPORATION: "SIĞINAK DELEN" BOMBALARLA PİYASA REKORTMENİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünyanın en büyük savaş tekelini tanıyalım: RTX Corporation, yani eski adıyla Raytheon. Bu şirketin büyüklüğü sadece silahlarıyla değil, kazandığı paralarla da ölçülüyor. Son bir yılda, hisse fiyatı tam %73.4 artmış durumda. Sebebi basit: İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları ve işgal politikaları. RTX, İsrail’in en kritik savunma sistemlerinden olan <em>Demir Kubbe</em>’nin müteahhiti. Ama hepsi bu değil; bir de o meşhur “sığınak delen” bombaları var. 2.2 tonluk devasa bombalar... Düşünce yerle bir eden cinsten. İşte bu bombalar, masum sivillerin bulunduğu hastaneleri, okulları, sığınakları vururken RTX’in hisseleri zirveye çıkıyor.</p>

<p>RTX’in hisseleri 2023 yılında bir ara dibe vurmuştu. Ocak 2023’te 102 dolar olan hisse fiyatı, Ekim ayında 70 dolara kadar gerilemişti. Ancak, İsrail’in Filistin’e karşı başlattığı saldırılarla hisse fiyatları hızla toparlandı. 9 Ekim 2023’te 73 dolara çıkan hisseler, bir yıl içinde 124 doları geçti. Hani derler ya, “Savaş baronları hep kazanır” diye… İşte tam da öyle bir tablo.</p>

<p>İran’ın Tel Aviv’e saldırısının ertesi günü, RTX hisseleri bir günde %2.7 arttı! Yani savaş ne kadar büyürse, RTX’in kârı da o kadar büyüyor. Ne kadar kan, o kadar para!</p>

<p><strong>LOCKHEED MARTIN: F-35’LERLE MİLYAR DOLARLIK ANLAŞMALAR</strong></p>

<p>Bir diğer Amerikalı dev ise Lockheed Martin. İsrail’in gökyüzündeki ölüm makineleri olan F-35 savaş uçaklarının üreticisi. Gazze’ye bomba yağdıran, sivil yerleşimleri vuran bu uçaklar, Lockheed Martin’in imzasını taşıyor. Haziran 2024’te İsrail’e tam 25 adet F-35 sattılar. Toplam bedel? Tam 3 milyar dolar! Bu satışla birlikte İsrail’in F-35 filosu tam 75 uçağa ulaşacak.</p>

<p>Ama Lockheed Martin sadece uçak üretmiyor. İsrail’e F-16’lar, akıllı bombalar, hatta Arrow 3 füzeleri gibi yüksek teknoloji ürünü silahları da sağlıyor. Şirketin hisseleri son üç ayda %30 değer kazandı! Savaşın ortasında Lockheed Martin’in Yönetim Kurulu Başkanı Jim Taiclet çıkıp ne dedi biliyor musunuz? “Bazı çatışmalar silahla çözülmek zorunda... Biz de bu silahları sağlamaya hazırız.” Yani adamlar, savaşı bir iş modeli olarak görüyor. Savaş varsa, para da var!</p>

<p><strong>IMCO: İSRAİL’İN VURGUNCU TEKELİ</strong></p>

<p>Gelelim İsrail’in yerli vurguncusuna: IMCO. İsrail ordusuna zırhlı araçlar için gelişmiş elektrik sistemleri ve video yönetim sistemleri sağlıyorlar. Geçen mayıs ayında İsrail Savunma Bakanlığı’yla 100 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladılar. Bu anlaşmanın ardından hisse fiyatları %19 arttı. Son bir yılda ise IMCO’nun toplam büyümesi %186’yı buldu. Ülke kan ağlarken, şirketin büyümesi baş döndürüyor!</p>

<p>Bu devasa büyümenin bir diğer sebebi ise IMCO’nun uluslararası iş birlikleri. Şirket, İngiltere’nin ünlü otomobil üreticisi Rolls-Royce ve Fransız Boeing ile ortak çalışıyor. Onlarla birlikte İsrail Savunma Bakanlığı’na zırhlı araçlar için elektrik sistemleri üretiyor. Aynı zamanda ABD’li savunma şirketi Advanced Defence Technologies ile de iş yapıyor. Yani kazancını sadece yerelde değil, uluslararası iş birlikleriyle de artırıyor.</p>

<p><strong>TRANSDIGM GROUP: YEDEK PARÇALARIN KARABORSACISI</strong></p>

<p>Bir diğer ABD’li savaş baronu da TransDigm Group. Şirket, İsrail’in savaş helikopterlerine ve askeri araçlarına yedek parça sağlıyor. 2023 yılında şirketin kârı %23 artarak tam 1 milyar dolara ulaştı. Hisse fiyatı Ocak 2023’te 650 dolardı, bugün ise 1435 dolar! Yani, bir yıl içinde %42’lik bir artış yaşandı. TransDigm o kadar meşhur ki, “Yedek parçaların şeytanı” diye anılıyor. Şirket, 88 farklı firmayı bünyesine katarak bu büyüklüğe ulaştı. İsrail’in savaş makinesine yedek parça sağlayarak kazancını artırıyor.</p>

<p>Ancak asıl skandal Pentagon’un yaptığı soruşturmada ortaya çıktı. TransDigm’in maliyeti 46 dolar olan bir parçayı 4 bin 361 dolara sattığı tespit edildi. Aynı şekilde, maliyeti 641 dolar olan bir hidrolik valfi tam 10 bin dolara satmış. Yani, kâr marjı %4 bin 436! Savaşın ekonomisi işte böyle işliyor.</p>

<p><strong>SAVAŞ BÜYÜR, KAZANANLAR HEP AYNI</strong></p>

<p>Ortadoğu yanarken, savaş baronları hiç olmadığı kadar kazanıyor. Bombalar patladıkça hisseler yükseliyor. Filistin’de çocuklar ölüyor, dünyadaki en büyük savunma sanayi şirketleri servetlerine servet katıyor. Peki bu savaş biter mi? Bu soruya cevap vermek zor. Çünkü savaş baronlarının cepleri dolduğu sürece barış hep bir hayal olarak kalacak.</p>

<p>Savaşın kazananları kim? ABD ve İsrail sermayeli dev şirketler… Bu devler büyüdükçe, dünyada barışın şansı azalıyor. Ve her patlayan bomba, her yıkılan bina, onların hisse senetlerini biraz daha yukarı çekiyor.</p>

<p><strong>SAVAŞIN GERİDE BIRAKTIĞI</strong></p>

<p>Ortadoğu’daki savaşlar, sadece hayatları değil, servetleri de alt üst ediyor. Birileri yıkıntılar altında kalırken, birileri de kasalarını dolduruyor. Filistin’de çocuklar öldükçe, dev şirketler büyümeye devam ediyor. RTX, Lockheed Martin, IMCO, TransDigm… Bu isimleri unutmayın. Ortadoğu’daki her patlamada, her füze saldırısında, bu şirketlerin hisseleri yükseliyor. Ve onlar kazandıkça, barış daha da uzaklaşıyor.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/savas-baronlarinin-piyasa-degeri-katlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Oct 2024 19:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/10/savasaaa.png" type="image/jpeg" length="86833"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrail bombalıyor, Lübnanlı kaçıyor!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/israil-bombaliyor-lubnanli-kaciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/israil-bombaliyor-lubnanli-kaciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>İsrail’in Lübnan’a yönelik hava saldırıları tam gaz devam ediyor… Bombalar Beyrut’ta patlıyor, canlar bir bir yitiriliyor. Şehrin üstünde ölüm uçakları dolaşırken, Lübnanlılar çareyi kaçmakta buluyor. Bugün İstanbul, acı dolu bir kalabalığı ağırlıyor. Savaşın tam ortasından kaçan yüzlerce Lübnanlı, ellerinde birkaç valiz, gözlerinde korku, kalplerinde belirsizlikle Türkiye’ye sığınıyor. Umutları, evlerine dönebilmek… Ama dönmek mümkün mü?</p>

<p><strong>BEYRUT’TA YAŞAMAK DİYE BİR ŞEY YOK</strong></p>

<p>İstanbul’a ayak basan Beyrutlu Aref Arhad, savaşın acı yüzünü en yakından görenlerden. Sarsılmış, yorgun ve yıkılmış bir sesle konuşuyor: “Lübnan’daki durum çok kötü, savaş dramatik bir şekilde tırmanıyor. Gece boyunca uçak seslerinden uyuyamıyoruz, sabaha kadar bombalar patlıyor. Beyrut’ta artık yaşamak diye bir şey yok.”</p>

<p>Arhad, birkaç gün içinde her şeyin düzelmesini umuyor, ama bu bir umuttan ibaret. Savaşın sona ereceğine dair bir işaret yok. Yine de diyor ki: “Durum iyileşirse, birkaç gün içinde Beyrut’a dönebilmeyi umuyoruz.” Dönerler mi? Savaşın böylesine derinleştiği bir yerde, geriye dönecek ne kaldı?</p>

<p><strong>'BU STRESLE YAŞAMAK İSTEMİYORUZ'</strong></p>

<p>Yalnız Aref değil, pek çok Lübnanlı aynı sorunun cevabını arıyor. Savaş nereye kadar gidecek? Bu işin sonu nerede bitecek? Lübnanlı gazeteci Lina Diab da o çaresizlikle Türkiye’ye gelenlerden. Yaşadığı bölge şu an güvenli, ama ne kadar daha? Kendisi, savaşın gölgesinde yaşamanın bir insanı nasıl erittiğini anlatıyor. İstanbul’a gelirken sadece birkaç parça eşyayla değil, koca bir stresle geldiğini söylüyor: “Bu stresle yaşamak istemiyoruz. İstanbul’a gelmeyi, biraz burada kalmayı, savaşın sonucunu buradan izlemeyi tercih ettim.”</p>

<p>Diab’ın temennisi de herkesinkiyle aynı: “Kısa süre içinde Lübnan’a geri döneriz.” Ama gerçekler umutları birer birer törpülüyor. Çünkü savaş sadece silahlarla değil, insanların ruhunda da büyük yaralar açıyor.</p>

<p><strong>ALMANYA TAHLİYE BAŞLATTI: LÜBNAN KAYNIYOR</strong></p>

<p>Lübnan’da işler sadece Lübnanlılar için değil, orada bulunan yabancılar için de tehlikeli boyutlara ulaştı. Almanya, Lübnan’da yaşayan vatandaşlarını hızla tahliye etmeye başladı. Dışişleri ve Savunma Bakanlıkları ortak bir açıklamayla, Lübnan’daki diplomatik personelin ailelerini, gerekli olmayan çalışanları ve tıbbi yardıma muhtaç Alman vatandaşlarını güvenli bir şekilde tahliye ettiklerini duyurdu. Bu bir uyarı mı? Yoksa daha kötüsü mü geliyor?</p>

<p>Almanlar Lübnan’dan kaçıyor. Almanya Dışişleri Bakanlığı, Lübnan’da kalan 1800 kayıtlı vatandaş için ticari uçuşlar ve diğer yollarla ülkeden çıkışlarına destek olacağını açıkladı. Aynı zamanda kriz seviyesini de artırdı. Büyükelçilik faaliyetleri devam ederken, tahliye süreci hız kazanıyor. Beyrut, artık bir savaş sahnesi. Lübnan, her gün daha derin bir karanlığa sürükleniyor.</p>

<p><strong>İSRAİL’İN SALDIRILARI DURMUYOR: 1208 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ</strong></p>

<p>İsrail, durmaksızın Lübnan’ı vuruyor. Sadece Hizbullah değil, tüm bir ülke hedefte. Kadın, çocuk demeden herkes savaşın kurbanı. Sadece son iki hafta içinde İsrail’in hava saldırılarında 1208 kişi hayatını kaybetti. Aralarında 104 çocuk, 194 kadın var. Bu rakamlar bile savaşın ne kadar kanlı olduğunu anlatmaya yetiyor. Ama daha da acısı, bu sadece başlangıç…</p>

<p>Hizbullah’la İsrail arasında 8 Ekim’den beri devam eden karşılıklı saldırılar, her iki ülkeyi de bir ölüm sarmalına sürüklüyor. Lübnan’ın güney kentleri, Bekaa Vadisi, Baalbek bölgeleri; hiçbir yer güvenli değil. İsrail, 23 Eylül’de düzenlediği yüzlerce hava saldırısıyla adeta Lübnan’ı yerle bir etti. Ama bununla da kalmadı. 27 Eylül’de İsrail’in hedefinde Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah vardı. Güney Beyrut’a düzenlenen saldırıda Nasrallah öldürüldü.</p>

<p><strong>GERİYE NE KALDI?</strong></p>

<p>Sorulacak soru belli… Geriye ne kaldı? Lübnan'da savaşın bitmesini bekleyen insanlar mı, yoksa savaşın ortasında kaybolmuş bir ülke mi? Her gün yeni canlar kaybedilirken, Lübnanlıların tek dileği, bu kâbusun son bulması. Ama ne zaman?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/israil-bombaliyor-lubnanli-kaciyor</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 21:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/savas2.png" type="image/jpeg" length="19602"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Faizler düşecek, bekleyin!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/faizler-dusecek-bekleyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/faizler-dusecek-bekleyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>NET TÜRK TV</strong></a></p>

<p>Merkez Bankası, faiz artırma döngüsünü tamamladıktan sonra gözler faiz indirimlerine çevrildi. Peki, bu ne anlama geliyor? Faizler inerse, konut satışları patlayacak mı? Sektör temsilcileri, "Konut kredisi faizleri düşecek" diyerek tarih verdi, ama bakalım bu umut tacirliği mi, yoksa gerçekten fırsat mı?</p>

<p><strong>"KAÇIRMAYIN, BU FIRSAT BİR DAHA GELMEZ!"</strong></p>

<p>İnşaat sektörü şu sıralar enteresan bir dönemden geçiyor. Bazı sektör temsilcileri, "Şimdi tam zamanı, konutlar maliyetine satılıyor!" diyerek vatandaşı konut almaya teşvik ediyor. Ama bu açıklamalar ne kadar gerçekçi? Beton fiyatlarının tavana vurduğu bir dönemde, maliyetine konut satmak, hangi maliyetten bahsediliyor acaba? Kısacası sektörde bir hareketlilik bekleniyor, ama faizlerin gerçekten düşeceği tarih için söylenenler var, kesin bir şey yok.</p>

<p><strong>FAİZLER NE ZAMAN DÜŞECEK?</strong></p>

<p>Herkesin merakla beklediği soru bu: Faizler ne zaman düşecek? Uzmanlar 2026'nın ilk çeyreğine işaret ediyor. "Şimdiden planlarınızı yapın" diyorlar. Peki o zamana kadar ne olacak? 2026'ya kadar bu faiz oranlarıyla mı bekleyeceğiz? Ekonomideki iyileşme beklentisi mi, yoksa yıllardır duyduğumuz o klasik iyileşme masalı mı? Zaman gösterecek.</p>

<p><strong>BETON FİYATLARI VE GERÇEK MALİYETLER</strong></p>

<p>İnşaat sektörü sadece faizlerle değil, malzeme fiyatlarıyla da boğuşuyor. Özellikle beton fiyatları... Türkiye Hazır Beton Birliği, sektördeki %75'lik üretimi kontrol ediyor. Peki, beton maliyeti ne durumda? Sektör temsilcileri, "3+1 dairenin beton maliyeti iyi bir televizyon parası" diyor. Yani yaklaşık 2.000-2.500 dolar civarında. Ama 6-7 milyon TL'lik evin yanında bu devede kulak kalıyor, değil mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İNŞAAT SEKTÖRÜNDE BÜYÜK DEĞİŞİKLİKLER KAPIDA</strong></p>

<p>Türkiye'de 1.300-1.400 beton firması var. Ancak düzenlemeler sonrası bu sayı 300-400'e düşebilir. Sektörde büyük bir konsolidasyon geliyor gibi görünüyor. Bu süreç doğru yönetilmezse inşaat sektörü, büyük bir krizle yüz yüze kalabilir. Uzmanlar uyarıyor: "Planlarınızı uzun vadeli yapın!" Ama kim dinleyecek?</p>

<p><strong>EV SAHİBİ VE KİRACI ARASINDA BÜYÜYEN KRİZ</strong></p>

<p>Konut sektöründe işler sadece faizlerle sınırlı değil. Kiracılar ve ev sahipleri arasında tam anlamıyla bir savaş var. Kiracılar, "Fahiş kira artışları insafsızlık" derken, ev sahipleri yıllarca süren tahliye davalarından şikayetçi. İşte Şikayetvar platformundan birkaç örnek:</p>

<p>Bir kiracı isyan ediyor: "Maaşım 20 bin TL, 11 bin TL kira veriyorum. Yüzde 67 kira zammı nedir ya?" Başka bir kiracı ise asgari ücretle geçindiğini söylüyor ve ekliyor: "Ev sahibi kiramı 10 bin TL'ye çıkardı, nasıl ödeyeceğim?"</p>

<p><strong>EV SAHİPLERİ DE MAĞDUR!</strong></p>

<p>Ev sahipleri de boş durmuyor tabii. Bir ev sahibi, kiracısının kendisinden 300 bin TL istediğini belirtiyor: "Kendi evimde oturamıyorum." Başka bir ev sahibi ise tahliye davalarının yıllarca sürdüğünü söylüyor. Mahkemeler o kadar uzun sürüyor ki, ev sahipleri de bu süreçten mağdur oluyor.</p>

<p><strong>KONUT KRİZİ NASIL ÇÖZÜLECEK?</strong></p>

<p>Türkiye'de konut krizi her iki tarafı da mağdur ediyor. Kiracılar da ev sahipleri de adalet bekliyor. Konut kredisi faizlerinin düşmesi, bir umut ışığı olabilir, ama bu kriz çözülmezse o ışık da sönmeye mahkum. Hükümetin atacağı adımlar ve ekonomideki iyileşme umutları, 2026'ya kadar bu sektörde herkesin gözünü beklemeye kilitleyecek.</p>

<p>Sonuç mu? Kiralar, faizler, beton fiyatları… Türkiye'de konut sektörünün geleceği bu faktörler arasında şekillenecek.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/faizler-dusecek-bekleyin</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/konut-6.png" type="image/jpeg" length="82447"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Vahit Karaaslan tahta çıktı!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/vahit-karaaslan-tahta-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/vahit-karaaslan-tahta-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalamış Yat Limanı… İstanbul'un sadece lüks tekneleri değil, paranın ve gücün buluşma noktası. Yıllardır bu limanın hâkimi Koç Holding'ti. Türkiye'nin en köklü ailelerinden biri olan Koç Ailesi, sadece sanayi ve ticarette değil, denizde de büyük bir güçtü. Ama her krallığın bir sonu olduğu gibi, Koç Holding'in de Kalamış'taki saltanatı sona erdi. üstelik bu, öyle sıradan bir olay değil, Ankara'dan gelen bir karar, büyük bir değişim başlattı.</p>

<p>Her şey 2021 yılında olmuştu. Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı'nın 40 yıllık işletme hakkı için yapılan ihaleler, en yüksek teklifi veren Koç Holding kazanmıştı. İş çevrelerinde “Bu iş bitti” denilirken, beklenmeyen bir hamle geldi: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla ihale iptal edildi. Gözler, yat limanını başarıyla işleten Koç Holding'e çevrildi. Ne yapacaklardı? Şaşkınlık büyüktü, çünkü Koç'lar gibi bir dev, her zaman galip gelmeye alışmıştı. Ama bu kez durum farklıydı. Siyasi rüzgarlar Koç'un aleyhine esiyordu.</p>

<p>BİR YILAN HİKAYESİ: İHALELER VE İPTALLER</p>

<p>Kalamış Yat Limanı ihaleleri adeta bir yılın hikayesine döndü.&nbsp; Yeni bir ihale yapılmayacağı merak ediliyordu. Sonunda sessiz sedasız yeni bir ihale düzenlendi ve kazanan isim Vahit Karaarslan oldu. Karaarslan, çoğu insan için pek bilinen bir isim değildi. Ancak 505 milyonluk devasa bir bedel ödeyerek, İstanbul'un en prestijli limanlarından birinin yeni sahibi olmuştu.</p>

<p>KOÇ HOLDİNG VE İKİNCİ BÜYÜK HÜSRAN</p>

<p>Koç Holding yıllardır Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı'nı işleterek büyük bir gelir kaynağı elde ediyordu. Aynı zamanda bu liman, prestijli ve sembol bir işletme haline gelmişti.&nbsp; Ama her güzel şeyin bir sonu vardır derler ya, Koç Ailesi de bu gerçekle yüzleşmek zorunda kaldı. İhale iptali ile büyük bir şok yaşayan Koç Holding, yeni ihaleye de güçlü bir şekilde katılmasına rağmen bir kez daha kaybetti. Ancak holdingin sadece mali açıdan değil, prestij açısından da büyük bir darbe almasına neden oldu.</p>

<p>İstanbul'un en gözde yat limanlarından birinin kontrolünü eline almak kolay bir iş değil. Karaarslan'ın bu dev projeyi&nbsp;nasıl yönetileceği bilinmiyor, bu zamanla ortaya çıkacak elbette ama piyasada, Vahit Karaarslan'ın adının artık iş dünyasında çok daha fazla duyulacağı konuşuluyor.</p>

<p>İŞİN SİYASİ BOYUTU</p>

<p>Koç Holding, Türkiye'nin en köklü ve güçlü gruplarından biri. Ancak son dönemde Ankara ile ilgili çeşitli gerilimler yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Koç Holding'in kazandığı ihaleyi iptal etmesi, birçok çevrede bir <em>"gözdağı"</em> olarak yorumlandı. Bu iptalin ardından yeni ihalelerde de Koç Holding'in devre dışı kalması, siyasi kulislerde uzun süre konuşulacak gibi duruyor.&nbsp;</p>

<p>Kimilerine göre, bu olay Türkiye'de iş dünyası ile siyaset arasındaki güç dengelerini gözler önüne serdi. Bugün bir ihale kazanırsınız, yarın iptal edilebilir.Kazanılan bir ihale, elinizden alınıp istenilen başka birine verilebilir. İş dünyasında ayakta kalmak, sadece para ile değil, siyasi dengeleri de iyi okumakla mümkün. Koç Holding'in Kalamış'ı kaybetmesi, bunun için en net örneklerden biri olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>KALAMIŞ'IN GELECEĞİ</p>

<p>Şimdi herkesin aklındaki soru şu: Kalamış Yat Limanı'nın geleceği ne olacak? Yeni sahibi Vahit Karaarslan burayı nasıl işletecek?&nbsp;İstanbul'un gözbebeği Kalamış Limanı, Koçlar'ın elinde uzun süre yüksek standartlarda hizmet verdi. Aynı kalite devam edecek mi, yoksa Karaarslan ile yeni farklı bir dönem mi başlayacak?</p>

<p>Bu soruların cevabı henüz net değil. Ancak net olan bir şey var ki, Koç Holding'in Kalamış'taki saltanatı sona erdi ve yeni bir dönem başladı. Bu yeni dönemin mimarı Vahit Karaarslan'ın, limanın işletmesi konusunda nasıl bir yol izleyeceği merakla bekleniyor. İstanbul Boğazı'nda, deniz kenarında, milyarlarca teknelerle dolu bu prestijli limanın artık yeni bir sahibi var.</p>

<p>OYUN BİTMEZ, OYUNCULAR DEĞİŞİR</p>

<p>Kalamış Yat Limanı ihalesi, iş dünyasının bir devrinin devamı ve yeni bir dönemin başlangıcı olarak tarihe geçti. Koç Holding gibi devler bazen tökezler, yeni oyuncular sahneye çıkar. Ama bu, sadece bir kazanan ya da kaybedilen dava değil. Bu ihaleler, iş dünyasındaki siyasi ve ekonomik dengelerin nasıl hızla değişebileceğinin bir örneğidir.&nbsp;</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/vahit-karaaslan-tahta-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Sep 2024 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/kalamis.png" type="image/jpeg" length="79116"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#ChatGPT'nin yaratıcısı OpenAI, 150 milyar dolara koşuyor!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/chatgptnin-yaraticisi-openai-150-milyar-dolara-kosuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/chatgptnin-yaraticisi-openai-150-milyar-dolara-kosuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Yapay zeka dünyasında sessiz kalmak mümkün değil. Bir gün haberlerde bir yapay zeka devrimi, ertesi gün devasa yatırımlar. İşte, yine böyle günlerden biri: OpenAI, yatırımcılarla masaya oturuyor ve hedef? Değeri 150 milyar dolara çıkarmak!</p>

<p>Bir yanda Apple, Nvidia, Microsoft gibi devler masada yerini almış; diğer yanda ise Thrive Capital bu devasa yatırım turunu yönetiyor. Şirketin kapısından içeri girmek bile servet gerektiriyor. Geçen hafta "1 milyar dolar toplarız" diyorlardı, şimdi ise 6,5 milyar dolarlık büyük bir hedefle yola çıkmışlar. Giderler? Evet, olağanüstü yüksek. Zira devasa yapay zeka sistemleri kurmak öyle kolay iş değil, ciddi bilgi işlem gücü ve maliyet gerektiriyor. Bu hedefin peşinden giderken, şirketin değeri neredeyse iki katına çıkarak 70 milyar dolardan 150 milyar dolara ulaşacak.</p>

<p>Ancak asıl mesele teknolojinin arkasında ne olduğu. <strong>OpenAI</strong>, 2015 yılında insanlık yararına yapay zeka geliştirmek amacıyla kuruldu. 2019'da ticari bir kol oluşturan şirket, kısa süre içinde dünya çapında bilinen <strong>ChatGPT</strong> ile adını duyurdu. ChatGPT'nin 2022'deki lansmanı, yapay zeka dünyasında devrim niteliğinde oldu. Kullanıcılar tarafından bilgiye hızlı erişim sağlayan ve öğrenme süreçlerini hızlandıran bu sistem, OpenAI'nin hızla büyümesine katkı sağladı. Şirket şu ana kadar yaklaşık <strong>13,5 milyar dolar</strong> yatırım topladı ve bu yatırımların büyük bir kısmı <strong>Microsoft</strong> tarafından yapıldı. Bu iş birliği sayesinde OpenAI, yapay zeka altyapısını daha da güçlendirdi ve <strong>GPT-4</strong> gibi daha gelişmiş modelleri piyasaya sürmeye devam etti.</p>

<h3>GÜÇ, İTİBAR VE KAYIPLAR</h3>

<p>Bir tarafta ChatGPT’nin başarı hikayesi, diğer yanda OpenAI’nin yaşadığı iç çatışmalar. Şirket, ChatGPT'nin piyasaya sürülmesiyle 2022'de yapay zeka fırtınası estirdi. Üstüne Microsoft'un 13 milyar dolarlık desteği eklenince, güçlerine güç kattılar. Ancak, yapay zekanın yalnızca pazar payıyla sınırlı olmayan başka etkileri var. Kendi içlerinde de zorluklar yaşadılar: CEO Sam Altman, dört yönetim kurulu üyesi tarafından aniden kovuldu, ardından beş gün sonra geri döndü. Bu süreçte OpenAI'nin bilim dünyasında birçok önemli figürü kaybetmesi, şirketin geleceği hakkında sorular uyandırdı. Özellikle <strong>Ilya Sutskever</strong> gibi önemli bilim insanlarının ayrılması, OpenAI'nin teknoloji dünyasındaki yerini zedeleyebilecek bir gelişmeydi.</p>

<h3>TEKNOLOJİ DEVLERİ MASADA</h3>

<p>Yeni yatırım turunda, teknoloji dünyasının en büyük oyuncuları sahada: Apple, Nvidia ve Microsoft. Yapay zeka teknolojisi ile her geçen gün daha fazla şirket bu oyuna dahil oluyor. Ancak burada asıl soru: Kim bu devasa yatırımların getirisi olacak?</p>

<p>Sadece teknolojiyle sınırlı olmayan bu gelişmeler, insan hayatına nasıl yansıyacak? Bu teknolojinin siber saldırıların önünü açması, dezenformasyonun yayılmasını hızlandırması ve hatta insanlık için potansiyel bir tehdit haline gelmesi olası. OpenAI, bu riskleri kontrol altında tutmak için teknolojisinin güvenliğini sağlamaya yönelik çalışmalarını sürdürse de, uzmanlar hala bu alandaki belirsizliklerin varlığını koruduğunu belirtiyor.</p>

<h3>YAPAY ZEKANIN GÜCÜ VE ETİĞİ</h3>

<p>Teknolojinin gücü göz kamaştırıcı olabilir. Ama bu güç kontrolsüz büyürse, insanoğlunun başına ne geleceğini tahmin etmek zor değil. OpenAI, şirket değerini 150 milyar dolara çıkararak büyük bir başarı elde edebilir. Ancak, bunun bedeli nedir? Değerlenen sadece şirketler mi, yoksa insanlığın etik anlayışı da bu masada bir yer bulmalı mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/chatgptnin-yaraticisi-openai-150-milyar-dolara-kosuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Sep 2024 21:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/yapay-zeka-1.png" type="image/jpeg" length="86569"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Kimse kürekleri çekmiyor, battı batacak!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/kimse-kurekleri-cekmiyor-batti-batacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/kimse-kurekleri-cekmiyor-batti-batacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>NET TÜRK TV</strong></a></p>

<p>Türkiye'de ekonomi politikaları, büyük umutlarla yola çıkan iş dünyasını bir bir batırıyor. Hani şu "Enflasyonla mücadele edeceğiz" diye başlayan hikaye var ya, işte o hikaye şimdi kapanan fabrikalar ve konkordato ilan eden firmalarla dolu.</p>

<p>FABRİKALAR KAPANIYOR, İŞÇİLER EVE GÖNDERİLİYOR</p>

<p>Zara’ya kaban üreten fabrika. Şimdi üretim yerine kapanma korkusuyla gündemde. Makineler atıl, işçiler işsiz. "Kur yerinde sayıyor, maliyetler artıyor" diyor Duman, "Önce işçi sayımızı azalttık, şimdi kapıya kilit vurma noktasındayız." Çorum'daki bu sahne, Türkiye'nin dört bir yanında tekrar ediyor.</p>

<p>ENFLASYONLA MÜCADELENİN BEDELİ</p>

<p>Türkiye’deki sıkı para politikaları faizleri artırdı, ama iş dünyasını neredeyse durma noktasına getirdi. Artan faizler, küçülen ihracat siparişleri ve yükselen maliyetler, bir yandan işletmeleri batırıyor, bir yandan da işsizlik dalgası yaratıyor. İş dünyası "Konkordatolar iflaslara dönüşecek, ekonomiye zincirleme etkiler bırakacak." diye uyarıyor.</p>

<blockquote>
<p>2024 YILINDA KONKORDATO VE İFLAS SAYILARI (İLK 8 AY)</p>

<p>- Konkordato Başvuruları: 982 şirket</p>

<p>- İflas Kararları: 58 şirket</p>

<p>Geçen yılın tamamında 65 iflas kararı alınmışken, bu yılın sadece ilk 8 ayında bu rakam 58’e ulaştı. Konkordato sürecinde ise, geçici mühlet kararı verilen şirket sayısı geçen yılın iki katına çıkarak 982’ye yükseldi.</p>
</blockquote>

<p>KONKORDATO: BİR TARAFTAN KURTULUŞ, DİĞER TARAFTAN ÇÖKÜŞ</p>

<p>Konkordato, batmanın eşiğindeki firmalar için bir soluk. Ancak soluk almaya çalışan bu firmalar, birçok başka firmayı da zor durumda bırakıyor. Zincirin halkaları gibi, birinin iflası diğerlerini de peşinden sürüklüyor. İnşaat ve tekstil sektörleri bu kervanın başını çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TİCARİ GEMİ BU ŞEKİLDE YÜZMEZ!</p>

<p>Bir başka fabrika sahibi, iş yerini kapattığını duyuruyor: "Borcumuz yoktu, ama gemi bu şekilde yüzemez." 2023 asgari ücreti arttı, enerji fiyatları fırladı. Elektrik, doğalgaz; hepsi uçmuş. Fabrikalar dayanamaz hale geldi.</p>

<blockquote>
<p><strong>SEKTÖRLERE GÖRE KONKORDATO VE İFLAS SAYILARI (2024 İLK 8 AY)</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>İnşaat Sektörü:</strong></p>

 <ul>
  <li>Konkordato: 235 şirket</li>
  <li>İflas: 15 şirket</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü:</strong></p>

 <ul>
  <li>Konkordato: 310 şirket</li>
  <li>İflas: 22 şirket</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Gıda Sektörü:</strong></p>

 <ul>
  <li>Konkordato: 125 şirket</li>
  <li>İflas: 8 şirket</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Perakende Sektörü:</strong></p>

 <ul>
  <li>Konkordato: 98 şirket</li>
  <li>İflas: 5 şirket</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Diğer Sektörler:</strong></p>

 <ul>
  <li>Konkordato: 214 şirket</li>
  <li>İflas: 8 şirket</li>
 </ul>
 </li>
</ul>

<p>Toplamda, özellikle inşaat ve tekstil sektörleri konkordato ve iflaslarda başı çekerken, diğer sektörler de önemli bir etki altında kaldı.</p>
</blockquote>

<p></p>

<p>TEKSTİL SEKTÖRÜNDE ÇÖKÜŞ BÜYÜYOR</p>

<p>3F Tekstil’in konkordato kararı, sektördeki çöküşün son halkası. "2020’de 1,500 işçimiz vardı, şimdi 600’e düştük," diyor şirket yetkilisi. Ancak bu sadece bir fabrika değil, fason üretim yapan diğer firmaları ve tedarikçileri de vuracak bir kriz. Toplamda 10,000 kişiyi etkileyecek.</p>

<p>ÖNGÖRÜLEMEZLİK EKONOMİYİ ZORLUYOR</p>

<p>Faizler yüzde 70'leri bulmuş, borçlar yönetilemiyor. "Kendi yarattığı canavarı kontrol etmeye çalışıyor iktidar" diyor ekonomist Seyfettin Gürsel. Ama nasıl yapacaklarını bilmiyorlar. Ekonominin gemisi su alıyor, kürekleri çeken kimse kalmadı.</p>

<p>Sonuç ortada: Enflasyon canavarıyla mücadele ediyoruz derken, firmalar kapanıyor, işsizlik artıyor, konkordatolar iflasa dönüşüyor. Ekonominin su alan gemisinde, daha ne kadar yüzüleceği ise belirsiz.</p>

<p><strong><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/kimse-kurekleri-cekmiyor-batti-batacak</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Sep 2024 21:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/eko-2.png" type="image/jpeg" length="90114"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Kaçış yok, o korkutucu son yaklaşıyor!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/kacis-yok-o-korkutucu-son-yaklasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/kacis-yok-o-korkutucu-son-yaklasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Sabah uyandınız. Çayınızı demlediniz. Belki günün ilk ışıkları pencereden süzülüyor. Bir an için her şey normal gibi. Ama değil! Çünkü cüzdanınızdaki kredi kartı borcu artık ödenemez durumda. Daha doğrusu, sadece kredi kartı olan o cüzdan alev alev yanmakta.</p>

<p>CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, sözleriyle beyninizi bombalıyor sanki; "Bireysel iflasın eşiğindeyiz," diyor. Haksız mı? Değil. Kredi kartına borcu olmayan kaldı mı? Tabii ki yok. Artık maaşlar, geçim için değil, borç ödemek için var. Maaşı alır almaz bankaya koşuyoruz. Borcu ödüyoruz. Sonra? Kalanla tekrar borç yapıyoruz. Bir döngü bu, hiç bitmeyen bir çark.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, bu nasıl oldu? Çok basit. Hayat pahalılaştı, biz borçlandık. Eskiden markete gidince en fazla iki poşet alırdık. Şimdi marketten çıkınca elimizde kredi kartı ekstresi var. Öyle bir hayat oldu ki, en temel ihtiyaçlarımız için bile borçlanıyoruz. Yani, artık sadece aç değiliz; aynı zamanda borçluyuz da.</p>

<p>HERKES BORÇLU, AMA BANKALAR MUTLU</p>

<p>Türkiye Bankalar Birliği verileri ortada. 2024’ün ilk yedi ayında bireysel kredi kartı borcundan yasal takibe alınanların sayısı 784 bin. Yetmedi mi? 642 bin kişi de bireysel kredi borcundan dolayı takibe düşmüş. Toplamda 1 milyon 63 bin kişi yasal takipte. Yani koca bir "borçlular" ordusunun peşinde icra memurları koşuşturuyor.</p>

<p>Banka borçları, kredi kartları, icra dosyaları derken bir ekonomik savaşın içindeyiz. Ama bu savaşın galibi belli: Bankalar. Onlar her borçta, her gecikmede kazanıyor. Faiz gelirleri artıyor. 89 milyar TL, sadece sorunlu kredilerden gelen alacak miktarı. Bu da yetmedi; bankaların toplam faiz geliri 2 trilyon lirayı aşmış durumda. Ve bunun 717 milyar lirası, bizden, yani borçlu vatandaşlardan alınan faizler.</p>

<p>Bunu düşününce, kredi kartını cebinize koymak bir kalkan değil, bir zincir haline geliyor. Bir yanda 21 milyon 500 bin icra dosyası var, diğer yanda koca bankalar. Halk borçla, icrayla, açlıkla boğuşurken, bankalar tarihlerinin en parlak dönemini yaşıyor.</p>

<p>AÇLIK SINIRI ALTINDA BORÇLU YAŞAM</p>

<p>İnsanlar asgari ücretle yaşıyor. Kimisi emekli maaşıyla. Ama bu yaşam değil, hayatta kalma mücadelesi. Her gün biraz daha dibe batıyoruz. İşçiler, emekliler, küçük esnaf... Herkes borçlu, herkes perişan. Açlık sınırı altında, kredi kartıyla market alışverişi yapmaya çalışıyoruz. Sağlık giderlerimiz bile artık kredi kartında. Oysa sağlık, en temel ihtiyaç değil mi? Ama biz bunu da borçla karşılıyoruz.</p>

<p>Kredi kartı ekstrelerine bir bakın. Markete gidiyoruz, sağlık harcaması yapıyoruz, bir çift ayakkabı alıyoruz. Hepsi kredi kartında. Ya maaş? O zaten daha hesaba yatar yatmaz bankaya gidiyor. Borç ödüyoruz. Ama bu borç bitecek mi? Hayır, çünkü maaş yetmiyor, yeniden kredi kartına yükleneceğiz.</p>

<p>BORÇ BATAĞINDAN ÇIKABİLECEK MİYİZ?</p>

<p>Kimse bilmiyor. Bir yandan bireysel iflaslar artıyor. Öte yandan bankalar her geçen gün daha da zenginleşiyor. Bir tarafta işçiler, asgari ücretliler, emekliler... Diğer tarafta milyar dolarlık faiz geliri elde eden bankalar. Aradaki uçurum büyüdükçe, borç batağı da derinleşiyor.</p>

<p>Bireysel iflas nedir bilir misiniz? Her şeyinizi kaybettiğiniz an. Artık ne bir eviniz ne de bir arabınız kalmıştır. Sadece borçlarınız vardır. Borçlar da, hayatınızın geri kalanı gibi biriken ve artan bir yük haline gelir. İşte oraya doğru hızla ilerliyoruz. Bir zamanlar kredi kartını "acil ihtiyaçlar için" kullanırdık. Şimdi o kart, hayatımızın her anında var. Çünkü başka çaremiz kalmadı.</p>

<p>Kredi kartına yüklenmek, hayatı kart limitine sığdırmak demek. Ama ya limit biterse? İşte o zaman biteriz. Ve her gün biraz daha sona yaklaşıyoruz. Çünkü artık sadece maaşımız değil, hayallerimiz de borçlu.</p>

<p>RESMEN BATIYORUZ!</p>

<p>Borçla, faizle, icrayla, açlıkla boğuşuyoruz. Ama hâlâ kredi kartına yükleniyoruz. Çünkü başka bir çıkış yolu yok.&nbsp;Resmen batıyoruz.</p>

<p>Borçtan kurtulmak mümkün mü? Kimse bilmiyor. Ama bir gerçek var: Gökyüzü hâlâ mavi. Belki de bu, elimizde kalan tek teselli. Ama unutmadan, bankalar hâlâ kazanmaya devam ediyor. Onlar için hayat güzel, bizler için ise borç dolu bir karanlık...</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/kacis-yok-o-korkutucu-son-yaklasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Sep 2024 19:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/kart.png" type="image/jpeg" length="80266"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# İnşaat sektörü S.O.S veriyor!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/insaat-sektoru-sos-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/insaat-sektoru-sos-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.mnetturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Bir zamanlar gökyüzüne meydan okuyan, "Her proje benim işim" diyen inşaat devleri, şimdi konkordato masasında sıraya girmiş durumda. Kimse krizin bu kadar yakınına düşeceğini tahmin edemezdi. Hani nerede o dev projeler? Hani o açılışlardaki kocaman gülümsemeler? Şimdi yerini derin bir sessizlik almış.</p>

<p><img align="left" alt="Insaat" height="380" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/09/insaat.png" width="624" />Her köşe başında kazanan bir ihale, her şehirde yükselen bir kule vardı. Ama işte, <strong>koca devler bile dayanamıyor artık</strong>. Faizler yükselmiş, maliyetler uçmuş, işçi ücretleri artmış. E, tabii ki borçlar dağ gibi birikmiş. Ne yapalım? Hepimiz aynı hikâyedeyiz. Yalnız, bir farkla. Kimileri kuş tüyü yastıkta uyuyor, kimileri ise borç batağında boğuluyor.</p>

<h3>YARIM KALAN PROJELER</h3>

<p>Emak Fan Endüstri AŞ... Bir zamanlar yedi farklı metro projesinde adı geçen, dev projelerin mimarı bir firma. Şehirlerin kalbinde atıyordu adı. Şimdi ise adını konkordato haberlerinde duyuyoruz. <strong>Ne oldu?</strong> Nerede o göz kamaştıran projeler? Hangi nokta bu devleri yere düşürdü?</p>

<p>Piyasalar karışık, borçlar gökyüzüne ulaşmış. Faizler bir taraftan, döviz kuru öteki taraftan yükleniyor. En son, maaşlar da arttı ya, işte o zaman tam oldu. Peki, o zaman işçilerin de yüzü güldü mü? Sanmam. <strong>Büyük projeler devasa borçlarla bitmez.</strong></p>

<h3>ÜÇ KOMİSER, BİR UMUT</h3>

<p>Mahkeme firmanın konkordato talebini kabul etti. Üç komiser atandı. Bu isimler: Alaattin Hamlacı, Doğan Gül, Nihat Güman. Onlar bir umut ışığı. Firmanın kurtulması, yeniden ayağa kalkması için çalışacaklar. Ama kimin için?</p>

<p>Bir firma daha borçlarıyla boğuşuyor. Ama biliyoruz ki bu hikâyenin sonunda her zaman işçiler, taşeronlar, alacaklılar zarar eder. <strong>Kazananın kim olduğunu hepimiz biliyoruz.</strong></p>

<blockquote>
<h3>KONKORDATO: İFLASTAN BİR ADIM ÖNCE</h3>

<p>Konkordato, borçlu firmaların iflas etmemek için son çırpınışı. Aslında bir nefes alma molası. Borçlarını yapılandırıyorlar, zaman kazanıyorlar. Ama bu kısır döngü ne kadar devam eder? Borçlar ertelenir, yeni borçlar doğar. Yine de umudu kesmek olmaz.</p>
</blockquote>

<h3>YIKILAN KULELER</h3>

<p>2024’ün ilk 7 ayında toplam 1.554 firma konkordato ilan etti. Bunlardan 398'i inşaat sektöründen. İnşaatın yükselen yıldızları şimdi bir bir düşüyor. Aralarında <strong>Yenigün İnşaat</strong>, <strong>Gökyol İnşaat</strong>, <strong>Emak Fan Endüstri AŞ</strong> gibi devler de var.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yarına kalır mı bu firmalar, bilinmez. Ama hepimiz aynı soruyu soruyoruz: <strong>Kimler ayakta kalacak, kimler bu enkazın altında kalacak?</strong> Bize düşen, bu devlerin çöküşünü izlemek.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/insaat-sektoru-sos-veriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Sep 2024 22:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/dev-1.png" type="image/jpeg" length="77380"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Bir sloganın gölgesinde kalan siyaset!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/bir-sloganin-golgesinde-kalan-siyaset</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/bir-sloganin-golgesinde-kalan-siyaset" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Teğmenlerin mezuniyet törenindeki o an, kılıçlarını çatarak “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atmalarıyla başladı fırtına. Bir mezuniyet töreni, sıradan bir ritüel olmaktan çıkıp siyasetin ortasında patladı. Koca devletin, teğmenlerin attığı bir sloganla alt üst olacağını kim tahmin edebilirdi? Ama işte burası Türkiye; her sözün, her jestin bir bedeli var.</p>

<p>BİR FIRTINANIN BAŞLANGICI</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı mezuniyet töreni, aynı gün açılışı yapılan cami, kadın teğmenlerin birincilikleri... Bütün bunlar, bir sloganın gölgesinde kaldı. “Mustafa Kemal’in askerleriyiz.” Bu cümlenin ağırlığı, ne siyaset sahnesinde ne de toplumun hafızasında kolayca silinip gidecekti. Gerçekten kimin askeri olduklarına karar vermemiz mi gerekiyor? Burası Türkiye, herkes bir askerin kim olduğunu sorguluyor.</p>

<p>AKP VE MHP ARASINDA KIRILMA</p>

<p>AKP ve MHP arasında fırtına koptu. Bahçeli, "incelensin" dedi. MSB de hızla "emir büyük yerden" deyip harekete geçti. Bahçeli'nin çıkışıyla bir anda AKP’nin içindeki fay hatları da çatırdadı. Slogan, sadece bir mezuniyet alanında yankılanmamıştı. Koca bir siyasi krizin tetikleyicisi oldu. Ama işin ilginci, daha geçen yıla kadar “Mustafa Kemal’in askeriyiz” sloganına tepki gösterenler, şimdi sloganın nereye çekildiğini anlamaya çalışıyor. Bahçeli bir gün destek verip ertesi gün çark etti. “Bu işte bir kumpas var” dedi. Kim bilir, bu kadar sık dönenlerin başı dönüyor mudur?</p>

<p>CEM KÜÇÜK’ÜN TUHAF TARİH YORUMU</p>

<p>Sosyal medya tabii ki kaynıyor. AKP'ye yakın isimlerden Cem Küçük, bu sloganı “muhalefetin dili” olarak tanımladı. Küçük, 1954'te iki yüzbaşının sucuklu yumurta yemesiyle başlayan bir hikaye anlatıyor, ardından da 1960 darbesine bağlanıyor. Gerçekten, sucuklu yumurta darbe yapmaya mı sebep olmuştu? Türkiye'de işler o kadar tuhaf ki bir sabah kahvaltısının devlete nasıl etki ettiğini öğreniyoruz. Teğmenlerin sloganı da bu yüzden mi tehlikeli? Bir kahvaltının darbe getirdiği yerde, bir slogan devleti mi yıkar? Cem Küçük, geçmişi bu kadar iyi biliyorsa, geleceği de ona sorsak mı?</p>

<p>BAHÇELİ’NİN ÇARKI</p>

<p>MHP, olayın hemen ardından teğmenlere destek açıklamaları yaptı. Bahçeli’nin danışmanları, “Mustafa Kemal’in askeriyiz” sloganının ne kadar meşru olduğunu vurguladı. “Bir Türk askerinin bu sloganı atmasından daha doğal ne olabilir ki?” dediler. Doğal olan bu slogan, bir gün sonra Bahçeli’nin dilinde “vesayetçi yemin” oldu. Siyaset ne garip bir oyun, değil mi? Aynı söz, bir gün kahraman, ertesi gün hain olabilir. Bahçeli bu hızla dönerken, takip edenlerin başı döner mi dersiniz?</p>

<p>JÖLELİ DANIŞMAN VE ÇER ÇÖP KAVGASI</p>

<p>AKP’de ise işler daha karmaşık. Parti içinde sessizlik vardı ama ardından eski isimler ve MKYK üyeleri konuşmaya başladı. “Soruşturma açılmalı” diyenler oldu. Derken Ömer Çelik, teğmenlere sahip çıkınca, parti içinde kılıçlar çekildi. Mehmet Metiner ile Yiğit Bulut arasındaki polemik, teğmenleri unutturacak cinstendi. “Jöleli danışman” ve “eski HDP’li” gibi sözlerle ortam iyice gerildi. Türkiye'de tartışmalar hep kişiselleşir. Bir anda mesele devletin değil, bireylerin kavgasına döner. “Teğmenler” diyorduk, birden "Jöleli danışman" konuşur oldu.</p>

<p>BEŞTEPE’DEN GELEN SESSİZLİK:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cübbeli Ahmet bile bu tartışmaya dahil oldu. "Teğmenler tarikat baskısından kurtulmak için bu yeminleri etti" dedi. O da meseleye kendi penceresinden bakmayı ihmal etmedi tabii. Türkiye’de herkes bir açıdan bakıyor ama kimse meselenin özünü konuşmuyor. Devletin kurumları, bir sloganı tartışmakla meşgulken, doğada rüzgarlar özgürce esiyor. Kimse bu gürültüyü dinlemiyor. İnsanlar sloganlar ve kavgalar arasında kaybolmuşken, doğanın diline kulak veren yok.</p>

<p>MSB'nin inceleme açıklaması, Bahçeli'nin çağrısından sonra geldi. Birdenbire teğmenler hakkında soruşturma başlatılabileceği duyuruldu. Teğmenler mezuniyet töreninde slogan atarken ellerindeki kılıçlar sanki bir tartışmanın sembolü oldu. Kılıçlar keskin ama söylenenler daha keskin. Siyaset bu sözlerin neresinde duruyor?</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ise hâlâ bir ses yok. Türkiye, teğmenleri konuşuyor ama Beştepe sessiz. Bir ülkenin lideri bu sessizliği ne kadar koruyabilir? Belki de en iyi strateji budur. Herkes konuşur, lider susar. Sessizliğin sesi, kavgadan daha güçlü olabilir. Ama bu sessizlikte, kimin sesi duyulacak?</p>

<p>Bu tartışma nerede biter? Bunu kimse bilmiyor. Ama kesin olan şu: Sloganlar sadece bir tören alanında atılmıyor. Teğmenler çatışıyor, siyaset çatışıyor. Herkesin bir savaşı var.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ANALİZ'HABER, PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/bir-sloganin-golgesinde-kalan-siyaset</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 08:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/tegmen-1.png" type="image/jpeg" length="85057"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
