<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>NET TÜRK</title>
    <link>https://www.netturk.com.tr</link>
    <description>Net Turk TV</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.netturk.com.tr/rss/teknoloji" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 01:13:29 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/rss/teknoloji"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayatınıza bir fincan kahve daha ekleyin!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/hayatiniza-bir-fincan-daha-ekleyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/hayatiniza-bir-fincan-daha-ekleyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güne başlarken kahveniz eksik olmasın! Tulane Üniversitesi’nin araştırmasına göre, sabah kahvesi sadece enerji değil, aynı zamanda sağlık da veriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>SAĞLIĞINIZA - Sabahın sessizliğinde, bir fincan kahve… İnsan, yalnızca uyanmak için mi içer? Tulane Üniversitesi’nin araştırması, kahve saatlerinin sandığımızdan daha önemli olduğunu söylüyor.</p>

<p>ERKEN SAATLERİN SIRRI<br />
Araştırmacılar, sabah kahvesinin sadece keyif olmadığını, aynı zamanda ömrü de uzattığını ortaya koymuş. Sabah erken saatlerde kahve içenlerin, gün içinde kahve tüketenlere göre daha sağlıklı olduğu ve ölüm oranlarının ciddi şekilde azaldığı açıklanmış.</p>

<p>Demek ki kahve, sadece kafein değil. Kalbe giden bir yol da açıyor.</p>

<p>BİNLERCE VERİYE DAYANIYOR<br />
42 bin yetişkinin dokuz yıl boyunca takip edilen verileri, bu sonuca ulaşmanın temeli olmuş. Bilim insanları, sabah kahvesinin kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölüm riskini azaltmada diğer saatlerden çok daha etkili olduğunu söylüyor.</p>

<p>Dr. Lu Qi’nin açıklamaları dikkat çekici: "Kahve tüketiminin sağlık üzerindeki etkileri zaten biliniyordu. Ama sabah saatlerinde içmek, tüm gün içmekten daha faydalı. Zamanlama, miktardan önemli."</p>

<p>KAÇ FİNCAN?<br />
Çalışma, günde iki ila üç fincan kahve içenlerin ölüm riskinin, hiç kahve içmeyenlere kıyasla belirgin şekilde azaldığını gösteriyor. Ölüm riskini düşüren bu sabah ritüelinin, sadece alışkanlık değil, sağlıkla ilgili bir tercih olduğu artık bilimsel olarak kanıtlanmış.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BİR FİNCAN HAYAT<br />
Kahve, sadece bir içecek değil. Güne başlama bahanesi… Belki de yaşama bir selam. Şimdi düşünün: Bir fincan kahve sizi hayata bağlarken, bir sonraki fincan için biraz daha sabah beklemeye değer değil mi?</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/hayatiniza-bir-fincan-daha-ekleyin</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jan 2025 13:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/01/2-102.png" type="image/jpeg" length="27299"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnme sadece yaşlıların hastalığı değil, çaresi var!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/inme-sadece-yaslilarin-hastaligi-degil-caresi-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/inme-sadece-yaslilarin-hastaligi-degil-caresi-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnme yalnızca yaşlıların değil; gençler de risk altında. Henüz hayatının başında olan bir insan, bir anda felç riskiyle karşı karşıya kalabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>SAĞLIĞINIZA -&nbsp;Her yıl yaklaşık 150 bin insan... Tam 150 bin kişi ülkemizde inme geçiriyor. Bu ne demek? Neredeyse bir Anadolu kasabası kadar insan, bir anda tehlikeyle burun buruna geliyor. Ve biz bunu “kader” diyerek sineye çekiyoruz. Ama Prof. Dr. Yusuf Kalko diyor ki: “Durun bir dakika! Kader filan değil bu. Mücadele edilebilir bir hastalık.”</p>

<p>AMELİYAT MI? “KONUŞA KONUŞA TEDAVİ EDİYORUZ”</p>

<p>Bakın, Prof. Dr. Yusuf Kalko anlatıyor; diyor ki: “Bu ameliyatlarda artık genel anesteziye gerek yok. Hastayla konuşa konuşa, bilinci açık bir şekilde tedavi uyguluyoruz.” Durun, bir an durup düşünelim. Hastayı uyutmuyorlar, bilinç açık. Boyundan, lokal anesteziyle şah damarına giriyorlar ve tıkanıklığa sebep olan pıhtıyı temizliyorlar. “Eğer ihtiyaç olursa, beynin damarlarına kadar ulaşıp balon ve stentle damarları açıyoruz,” diye anlatıyor Kalko. Anlatıyor ama, mesele sadece pıhtıyı çıkarmak değil. Hastayı, yatalak olmaktan kurtarmak. Hareket edebilen, kendine yeten bir hayat sunmak. Çünkü inme geçiren bir insan, çoğu zaman hayatının geri kalanını bağımsız olarak yaşayamıyor.</p>

<blockquote>
<p><strong>"İNME" BELİRTİLERİ?</strong></p>

<p><strong>Yüzde Ani Sarkma</strong>: Yüzün bir tarafında ani kas düşüklüğü, özellikle gülümsemede zorluk.</p>

<p><strong>Kol veya Bacakta Güçsüzlük</strong>: Genellikle vücudun bir tarafında güç kaybı veya hareket zorluğu.</p>

<p><strong>Konuşma Güçlüğü</strong>: Kelimeleri düzgün söyleyememe, dilde karışıklık.</p>

<p><strong>Ani Görme Kaybı</strong>: Gözlerde çift görme veya bulanıklık.</p>

<p><strong>Denge ve Koordinasyon Kaybı</strong>: Ani denge kaybı veya baş dönmesi.</p>

<p><strong>TEDAVİ YÖNTEMLERİ</strong></p>

<p>İnme tedavisinde erken müdahale hayati önem taşır. Lokal anestezi ile yapılan inme cerrahisinde pıhtılar temizlenir, gerektiğinde damar içine stent yerleştirilir. Böylece kan akışı yeniden sağlanarak inmenin etkileri azaltılabilir.</p>
</blockquote>

<p>İNME SADECE YAŞLILARI MI BULUR?</p>

<p>Şimdi akla ilk gelen; yaşlılık hastalığı diye düşünmek... “Genç insanlarda görülmez,” deyip kendimizi rahatlatıyoruz. Ama yine Kalko’dan geliyor uyarı: “İnme yalnızca yaşlıların değil; gençler de risk altında.” Bazen 30 yaşındaki bir hastayı da ameliyat masasında bulabiliyorlar. Düşünün; henüz hayatının başında olan bir insan, bir anda felç riskiyle karşı karşıya. Neden? Stres, hareketsiz yaşam, sigara, kötü beslenme... Bunlar her yaşta tehdidi artırıyor. Kalko, gençlere diyor ki: “Erken yaşlarda önlem alın. Belirtileri dikkate alın.”</p>

<p>KADER DEĞİL, TEDAVİ MÜMKÜN</p>

<p>İnme deyince aklımıza hemen yaşlı, hasta, bakıma muhtaç insanlar geliyor. Ancak artık mesele, sadece uzun yaşamak değil; sağlıklı ve bağımsız yaşamak. Prof. Dr. Kalko diyor ki: “78-80 yıl yaşıyoruz ortalama, ama bu süreyi kaliteli geçirmek herkesin hakkı.” Erken müdahale ile inme geçirmiş biri yıllarca sağlıklı yaşayabiliyor. İyi bir bakım, tedavi ve doğru müdahaleyle, kimseye muhtaç olmadan yıllarca bağımsız yaşayabilmek mümkün.</p>

<p>BELİRTİLERİ HAFİFE ALMAYIN</p>

<p>Prof. Dr. Kalko bu noktada halkı uyarıyor: “Yüz felci, konuşma zorluğu, vücudun bir tarafında ani kuvvet kaybı gibi belirtiler ihmal edilmemeli.” Yani aniden konuşmakta zorlanıyorsanız, yüzünüzde kasılmalar oluyorsa, yürürken denge kaybı yaşıyorsanız, beklemeden bir sağlık kuruluşuna başvurun diyor Kalko. Zira inme, öyle yavaş ilerleyen bir rahatsızlık değil. Çoğu kez aniden gelir. Erken müdahale hayat kurtarıcıdır, diye vurguluyor.</p>

<p>İNME KADER DEĞİL, DİRENME HAKKIMIZ VAR</p>

<p>Son sözü yine Kalko söylüyor: “İnme kader değil, tıbbi müdahaleyle önlenebilir.” Evet, teknoloji ilerliyor, cerrahi yöntemler gelişiyor. İnme kader olmaktan çıkıyor. Prof. Dr. Kalko’nun dediği gibi, daha çok kişiye ulaşmak gerek. Çünkü her yıl 150 bin insan bu riskle yüz yüze. Çoğu belki bir sağlık kuruluşuna gitmeyi dahi düşünmüyor. Halbuki erken müdahale ile hayatlar kurtulabilir.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p>

<blockquote>
<p><u><strong><img align="left" alt="Yusuf Kalko Fotor 2024110611170" height="424" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/11/yusuf-kalko-fotor-2024110611170.png" width="422" />KİM KİMDİR?</strong></u></p>

<p><strong>PROF. DR. YUSUF KALKO</strong></p>

<p><strong>Doğum Yılı ve Yeri:</strong> 1970, Kağızman, Kars</p>

<p><strong>Eğitim:</strong> 1987-1988: Hacettepe Üniversitesi, Yabancı Diller Yüksek Okulu, İngilizce Hazırlık, 1988-1994: Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi</p>

<p><strong>Uzmanlık Eğitimi:</strong> 1995-2001: İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Kalp ve Damar Cerrahisi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Akademik Ünvanlar:</strong> 2009: Doçentlik, 2015: Profesörlük</p>

<p><strong>Çalışma Deneyimi:</strong> 2001-2010: Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2010-2017: İstanbul Özel Bahçelievler Medical Park Hastanesi, 2017-2021: İstinye Üniversitesi Bahçeşehir Liv Hastanesi, 2021-Halen: Özel Muayenehane</p>

<p><strong>Uzmanlık Alanları:</strong> Konjenital Kalp Cerrahisi, Yetişkin Kalp Cerrahisi, Periferik Damar Cerrahisi, Acil Disekan Aort Cerrahisi, Anevrizmalar</p>

<p><strong>Bilimsel Yayınlar:</strong> 20 uluslararası, 30 ulusal makale; 142 bildiri.</p>

<p><em>Prof. Dr. Yusuf Kalko, 1970 yılında Kars'ın Kağızman ilçesinde doğmuştur. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara'da tamamladıktan sonra, 1987-1988 yıllarında Hacettepe Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu'nda İngilizce hazırlık eğitimi almıştır. 1988 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne başlamış ve 1994 yılında mezun olmuştur. </em></p>

<p><em>Tıp eğitimini tamamladıktan sonra, 1995-2001 yılları arasında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nde Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisası yaparak uzmanlık unvanını kazanmıştır. 2009 yılında doçent, 2015 yılında ise profesör unvanlarını almıştır. </em></p>

<p><em>Meslek hayatı boyunca çeşitli sağlık kuruluşlarında görev yapan Prof. Dr. Kalko, 2001-2010 yılları arasında Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışmıştır. 2010-2017 yılları arasında İstanbul Özel Bahçelievler Medical Park Hastanesi'nde "Aort ve Periferik Arter Cerrahisi Sorumlu Hekimi" olarak görev yapmıştır. 2017-2021 yılları arasında İstinye Üniversitesi Bahçeşehir Liv Hastanesi'nde "Periferik Damar Cerrahisi Sorumlu Hekimi" olarak çalışmıştır. 2021 yılından itibaren kendi özel muayenehanesinde hasta kabul etmektedir. </em></p>

<p><em>&nbsp;Prof. Dr. Yusuf Kalko'nun uzmanlık alanları arasında konjenital kalp cerrahisi, yetişkin kalp cerrahisi, periferik damar cerrahisi, acil disekan aort cerrahisi ve anevrizmalar bulunmaktadır. Ayrıca, minimal invaziv damar cerrahisi ve inme cerrahisi gibi alanlarda da çalışmalar yapmaktadır. </em></p>

<p>Bilimsel alanda da aktif olan Prof. Dr. Kalko'nun 20 uluslararası ve 30 ulusal yayını bulunmaktadır. Ayrıca, uluslararası ve ulusal bilimsel toplantılarda sunulan toplam 142 bildirisi mevcuttu</p>

<p><strong>Web Sitesi:</strong> <a href="https://www.yusufkalko.com/" rel="nofollow" target="_new">www.yusufkalko.com</a></p>

<p><strong>YouTube Kanalı:</strong> <a href="https://www.youtube.com/@prof.dr.yusufkalko5784" rel="nofollow" target="_new">Prof. Dr. Yusuf Kalko</a></p>
</blockquote>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV, SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/inme-sadece-yaslilarin-hastaligi-degil-caresi-var</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Nov 2024 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/11/i-n-m-e.png" type="image/jpeg" length="19559"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayat kurtaran uyarılar!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/hayat-kurtaran-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/hayat-kurtaran-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyogonyometri, bilinen adıyla "Kabi testi"  kalp krizi riskini önceden belirlemenin en yeni ve en etkili yolu olarak ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>SAĞLIĞINIZA -&nbsp;<font><font>Son yıllarda kalp krizi vakaları ve buna bağlı olarak ölümler hızla artıyor. Bu durum, erken tanı yöntemlerine olan ilgiyi artırdı. Özellikle kalp sağlığı üzerine yapılan araştırmalar, hayatı kurtarıcı yenilikleri de beraberinde getiriyor. Kardiyogonyometri, bilinen adıyla </font></font><strong><font><font>Kabi testi</font></font></strong><font><font> , bu çabaların en güncel ve etkili örneklerinden biri olarak ortaya çıkıyor.</font></font></p>

<h4><font><font>KARDİYOGONYOMETRİ NEDİR?</font></font></h4>

<p><font><font>Kabi testi, kalp sağlığı açısından değişim niteliğinde bir yenilik sunuyor. Kalbin üç boyutlu bir şekilde görüntülenebilen bu cihaz, uzamasına veya yayılmaya maruz kalması gerekmeden kalp krizi riskini değerlendirebiliyor. Bu teknoloji, özellikle tedavi eden arter hastalıklarının tespitinde büyük bir avantaj sağlıyor.</font></font></p>

<p><font><font>Geleneksel yöntemlerden biri olan anjiyografi, damarların net bir şekilde görülmesi için yaygın olarak kullanılır. Ancak bu işlemin invaziv bir prosedür olması ve radyasyona maruz kalmanın önlenmesi nedeniyle risklerin taşınması. İşte Kabi testi, bu noktada büyük bir fark yaratıyor.</font></font></p>

<h4><font><font>ANJİYOYA ALTERNATİF BİR YAKLAŞIM</font></font></h4>

<p><font><font>Kabi testi sayesinde, gereksiz yere anjiyo yapılmasının önüne geçilebiliyor. Kalbe giden tüm damarların haritasını çıkarabilen bu yöntemle, doktorların hastasını daha doğru bir şekilde değerlendirmesine olanak sağlanmaktadır. Riskli bir durum tespit durumu, hasta anjiyoya sevk ediliyor. Böylece sadece gerçekten ihtiyacın karşılandığı bu prosedürden geçiliyor, gereksiz müdahalelerden kaçınılıyor.</font></font></p>

<p><font><font>Bu testin sunduğu avantajlar arasında, hem hastaların konforunun hem de sağlık maliyetlerinin azalması bulunuyor. Gereksiz testlerin ve sürecin önüne geçilmesi, sağlık sistemine önemli bir katkı sağlıyor.</font></font></p>

<h4><font><font>KALP SAĞLIĞINDA YENİ BİR DÖNEM</font></font></h4>

<p><font><font>Kabi testi, sadece kalp krizi riskiyle sınırlı kalıyor. Aynı zamanda diğer vakalarda erken teşhiste kullanılabiliyor. Özellikle inme, beslenme, diyabetik ayak ve damarlar gibi sağlık sorunlarında da faydalı sonuçlar veriyor.</font></font></p>

<p><font><font>Bu gelişmiş yöntemin, birçok insanın hayatını kurtarma potansiyeli görülüyor görülüyor. Kardiyogonyometri ile ilgili ilaçlar, yaşam kalitelerini artırırken, aynı zamanda hayatlarını tehdit eden ciddi sağlık sorunlarından da korunabiliyor.</font></font></p>

<blockquote>
<h3><font><font>KALP KRİZİNİN EN ÖNEMLİ BELİRTİLERİ</font></font></h3>

<p><strong><font><font>1. Göğüs Ağrısı:</font></font></strong><br />
<font><font>Göğüsün orta kısmında sıkışma, baskı veya yanma hissi.</font></font></p>

<p><strong><font><font>2. Nefes Darlığı:</font></font></strong><br />
<font><font>Hatta zor nefes alma sırasında dinlenirken veya hafif bir aktivite.</font></font></p>

<p><strong><font><font>3. Sol Kol ve Sırt Ağrısı:</font></font></strong><br />
<font><font>Sol kola, sırta veya çeneye yayılan ağrılar.</font></font></p>

<p><strong><font><font>4. Soğuk Terleme:</font></font></strong><br />
<font><font>Aniden gelen ve soğuk soğuk kokusu.</font></font></p>

<p><strong><font><font>5. Baş Dönmesi ve Bayılma:</font></font></strong><br />
<font><font>Baş dönmesi, ani halsizlik veya bayılma hissi.</font></font></p>

<p><strong><font><font>6. Mide Bulantısı ve Kusma:</font></font></strong><br />
<font><font>Özellikle daha sık görülen mide bilgisayarları ve kusma.</font></font></p>

<p><strong><font><font>7. Çarpıntı:</font></font></strong><br />
<font><font>Kalbin anormal derecede hızlı veya değişim atması.</font></font></p>

<p><font><font>Bu hastalardan biri veya birkaçı ortaya çıktığında, zaman kaybından dolayı tedavi yardımı alınmalıdır.</font></font></p>
</blockquote>

<p>YAŞAM KURTARAN KALP KRİZİ UYARILARI</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font><font>Prof. Dr. Yusuf Kalko, kalp krizinin belirtilerini ve risk bilgilerini detaylı bir şekilde açıklıyor. Kalp krizi genellikle göğüs ortasında veya sol tarafta tıslayan şiddetli bir ağrı ile başlar. Bu ağrı, çene, boyun, omuzlar, sırt veya kollara yayılabilir. Ayrıca nefes darlığı, soğuk akıntı, mide parlaması, kusma, baş dönmesi ve halsizlik gibi belirtiler de görülebilir. Bu tür farklılık gösterebilir ve bazen hafif olabilir. Bu nedenle herhangi bir şüphe durumunda tıbbi yardım alınması önemlidir.</font></font></p>

<p><font><font>Prof. Dr. Kalko, kalp krizi riskinin artması, sigara kullanımı, yüksek tansiyon, diyabet, yüksek tutulum, obezite, hareketsiz yaşam tarzı, stres ve ailede kalp hastalığı öyküsünü belirtiyor. Özellikle bel bölgesinde 100 cm ve üzeri olan kalp krizi riski daha yüksektir. Bu nedenle düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, sigaradan uzak durmak ve düzenli sağlık kontrollerini yaptırmak kalp krizi riskini azaltmada önemlidir.</font></font></p>

<p><font><font>Ayrıca Prof. Dr. Kalko, kalp krizinin genç yaşlarda da görülebildiğini ve bu durumun genellikle daha fazla çökebildiğini vurguluyor. Bu nedenle gençlerin kalp sağlığına dikkat etmeleri ve risklerden kaçınmaları gerekmektedir.</font></font></p>

<p><font><font>Kalp krizi göstergeleri ve risk faktörleri hakkında daha fazla bilgi için Prof. Dr. Yusuf Kalko'nun aşağıdaki videolarını izleyebilirsiniz:</font></font></p>

<blockquote>
<p><font><font>DAHA FAZLA BİLGİ VE DESTEK</font></font></p>

<p><font><font>Kardiyogonyometri testi ve diğer damar sağlığı sistemleri hakkında detaylı bilgi almak için Prof. Dr. Yusuf Kalko'nun internet sistemini ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca WhatsApp destek hattından da doğrudan iletişime geçebilir, dağıtıma hızlı ve eksiksiz bir şekilde ulaşabilirsiniz.</font></font></p>

<p><strong><font><font>Web sitesi: </font></font></strong> <a href="http://www.yusufkalko.com" rel="noopener" target="_new"><font><font>www </font></font><font><font>.yusufkalko </font></font><font><font>.com</font></font></a></p>

<p><strong><font><font>WhatsApp destek hattı:</font></font></strong><font><font> 0090 552 324 45 41 - 0090 552 324 45 43</font></font></p>

<p><strong><font><font>YouTube: </font></font></strong> <a href="https://bit.ly/3yBklA0" rel="noopener" target="_new"><font><font>DAS </font></font><font><font>Yaşam </font></font><font><font>Merkezi</font></font></a></p>
</blockquote>

<p><font><font>Kalp sağlığınızı önemseyin ve risklerini belirleyin. Sağlığınız, doğru kararlarla şekillenir.</font></font></p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong><font><font>www.netturk.com.tr</font></font></strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/hayat-kurtaran-uyarilar</guid>
      <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/11/kalp1.png" type="image/jpeg" length="32319"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigortalı Sevda!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/sigortali-sevda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/sigortali-sevda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>GERÇEK'HİKAYE -&nbsp;Hasan’la Zeynep, kasabanın en tanınmış çiftlerindendi. Orta yaşı biraz geçmiş ama bakınca gözlerinde hâlâ hayatın ışığı vardı. Eskisi gibi olmasa da arada birbirlerine bakar, göz kırparlardı. Yine de bu bakışların ardında bir boşluk vardı; yılların yüklediği bir boşluk, kimsenin göremediği, onların da kimseyle paylaşmadığı bir yalnızlık…</p>

<p>Bir gün Hasan durup düşündü. Bu işe bir çözüm bulması gerekiyordu. Aklına da bir şey gelmiyordu. Her şey çok pahalıydı ya da yakalanma ihtimalleri çok yüksekti. Sonra akıllara durgunluk verecek bir şey geldi aklına,&nbsp; biraz şaşkındı ama denemeye karar verdi. İkisi de kendilerine güveniyorlardı, aşkları hâlâ sağlıklıydı. Hemen sabahın ilk ışıklarında, kasabanın tek doktoruna doğru yola koyuldular.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doktor Emin Bey, yılların tıp adamı. Kasabanın her derdine deva olmuş, kırk yıldır neredeyse her eve girmişti. Hasan’la Zeynep kapısını çalınca, rutin bir muayene bekliyordu. İkili ise kapıdan içeri girdikten sonra birbirine bakıp kısa bir selam verdikten sonra doktorun karşısına geçip, meseleyi anlattılar.</p>

<p><em>“Doktor Bey, bize yardım eder misiniz? Biz sevişirken bizi izler misiniz?</em>”</p>

<p>Emin Bey şaşırdı. Kırk yıldır duyduğu çok garip talepler vardı ama böylesine ilk defa rastlıyordu. Şaşkın bakışlarını saklamaya çalışarak başını salladı. <em>“Peki” </em>dedi. Hasan ve Zeynep yatağa uzandı. Kısacık bir sessizlik oldu. Doktor izlemeye başladı. Belki sorun hormonal, belki de fiziksel… Ama gözlemi bitirdiğinde bu durumun oldukça sağlıklı bir birliktelik olduğunu anladı.</p>

<p><em>“İkiniz de iyisiniz,” </em>dedi Emin Bey. <em>“Sorun yok. Ücret 100 dolar.”</em>&nbsp; Parayı verdiler ve çıkıp gittiler.</p>

<p>Ertesi hafta aynı saatlerde yeniden geldiler. Emin Bey, bu duruma iyiden iyiye şaşırmaya başlamıştı. Yeniden izledi, yine bir sorun bulamadı. Aynı fatura, aynı cevap: <em>“100 dolar.”</em> Üçüncü, dördüncü hafta derken bu ziyaretler haftalık rutin hale geldi.</p>

<p>Bir sabah, Emin Bey durumu sorgulamaya karar verdi. <em>“Evlatlar, bana dürüstçe söyleyin; bu işte bir tuhaflık yok mu? Sıkıntınız ne, anlamadım.”</em></p>

<p>Hasan başını hafifçe eğdi, yüzünde hafif bir gülümsemeyle, Emin Bey’e biraz daha yaklaşıp açıkladı. <em>“Doktor Bey,” </em>dedi, <em>“Zeynep’in kocası var, benim de karım. Onların yanına gidemiyoruz. Otele gidelim desek, Hilton 178 dolar, Sheraton 182 dolar istiyor. Burada ise 100 dolar ödüyoruz ve sigortamız bu 100 doların 85’ini bize geri ödüyor.”</em></p>

<p>Doktor Emin Bey, çaresizce bakakaldı. Ömründe ne hastalar görmüş, ne yaralar sarmıştı ama böylesi bir şey aklına bile gelmemişti. Devletin verdiği sağlık sigorta hizmeti, insanların sevişmesine bile destek olabiliyordu. Yıllardır emek verip, hastaları iyileştirmenin yollarını ararken, hayatın bambaşka köşelerinde ne ince hesapların yapıldığını anlamakta güçlük çekiyordu. Gözleri uzaklara daldı, içinden sadece şunu düşündü: <em>Sigorta varsa, dert yok.</em></p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GERÇEK'HİKAYE, SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/sigortali-sevda</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Oct 2024 19:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/10/100-1.png" type="image/jpeg" length="50932"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pekmez mi, ciğer mi?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/pekmez-mi-ciger-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/pekmez-mi-ciger-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>NET TÜRK TV</strong></a></p>

<p>Kansızlık, son yıllarda hızla yaygınlaşıyor. İlaçlar bir çözüm. Ama doğal besinlerle bu sorun nasıl çözülür, asıl merak bu. Pekmez mi ciğer mi daha faydalı? Cevap arayan çok.</p>

<p>Demir ve B12 eksikliği, aneminin en büyük tetikleyicisi. Zayıf beslenme, eksik vitaminler. Vücut alarm veriyor. Baş ağrısı, halsizlik, enfeksiyonlar. Tehlike büyük. Doğru beslenme şart. Pekmez ve ciğer, bu tehlikeye karşı en güçlü savaşçılar.</p>

<p><strong>CİĞER Mİ DAHA ETKİLİ?</strong></p>

<p>Tek porsiyon ciğer, günlük demir, B12, A vitamini ve bakır ihtiyacını karşılar. Hafıza, kan hücreleri, vücut. Hepsini onarır. Ciğerin faydası tartışılmaz. Kansızlık çekenler için ciğer tüketimi şart.</p>

<p><strong>PEKMEZİN GÜCÜ</strong></p>

<p>Pekmez, B12 eksikliğinde etkili olmasa da beyin fonksiyonları için büyük destek. Özellikle regl döneminde düzenli tüketildiğinde, kansızlığı önler. Her gün üç çay kaşığı pekmez, eklem ağrılarını ve krampları azaltır. Demir kaynağıdır. Potasyum da içerir. Kalp sağlığı, tansiyon. Dut ve üzüm pekmezi özellikle kansızlıkta güçlü bir destektir.</p>

<p><strong>PEKMEZİN ÇEŞİTLERİ</strong></p>

<p>Ciğer basit, tek bir ürün. Ama pekmez farklı. Üzüm pekmezi kan dolaşımını hızlandırır, karaciğeri iyileştirir. Keçiboynuzu pekmezi solunum yolları için birebirdir. Dut pekmezi anemiyi yok eder, hurma pekmezi enerji sağlar. Andız pekmezi ise cilt sorunlarına iyi gelir. Her biri bir hastalığa çare.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Pekmez mi ciğer mi? Her ikisi de vazgeçilmez. Ciğer B12 kaynağı, pekmez demir deposu. Doğal yollarla kansızlıkla savaşmak için bu iki besini sofralarınızdan eksik etmeyin.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/pekmez-mi-ciger-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/kan.png" type="image/jpeg" length="56584"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyninizi sağlığınız için 'güleeek' kandırın!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/beyninizi-sagliginiz-icin-guleeek-kandirin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/beyninizi-sagliginiz-icin-guleeek-kandirin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Düşüncelerin beynimizde nöropeptit üretimini tetiklediğini biliyor muydunuz? Neşeli bir insanın ürettiği nöropeptitlerle, kederli bir insanınkiler birbirinden farklıdır. İşte bu yüzden ne düşündüğümüz o kadar önemli ki, çünkü iyi şeyler düşünürseniz, iyi nöropeptitler üretirsiniz.</p>

<p>Bu nöropeptitler, kan yoluyla tüm vücuda yayılır. Tıpkı bir enerji parçacığı gibi, bağışıklık hücrelerini çalıştırır. Basit gibi görünen bu olay, aslında sağlığınız için oldukça büyük bir etkiye sahiptir.</p>

<p><strong>NEŞENİN ŞİFASI</strong></p>

<p>Hastalarıma daima neşeli insanlarla bir araya gelmelerini, güldüren kitaplar okumalarını, komedi filmleri izlemelerini öneriyorum. Norman Kazan’ın bir kitabında anlattığı gibi, kanseri her gün dört kez Şarlo filmi izleyerek yendiğini söylüyor. Peki, bu gerçekten mümkün mü?</p>

<blockquote>
<h3><img align="left" alt="" height="277" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/09/berkarda.jpg" width="182" /><strong>Prof. Dr. Bülent Berkarda</strong></h3>

<p>Türkiye'nin tıbbi onkoloji alanındaki ilk uzmanlarından biridir ve bu alandaki öncü çalışmalarıyla tanınır. 1974 yılında, İstanbul Üniversitesi’nde Türkiye’nin ilk tıbbi onkoloji bölümünü kurarak, kanser tedavisinde önemli bir adım atmıştır. Ayrıca Türk Onkoloji Derneği ve Türk Kemoterapi Derneği'nin kurulmasında da aktif rol oynamıştır.</p>

<p>Prof. Berkarda, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde dekanlık yapmış ve İstanbul Üniversitesi'nin rektörlüğünü üstlenmiştir. Kariyeri boyunca kanser tedavisinde klasik yöntemlerin yanında, metabolik destekli kemoterapi, hipertermi ve beslenme temelli tedavi yaklaşımlarını da araştırmıştır. Son yıllarda özellikle evre IV kanser hastalarına yönelik kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri üzerinde çalışmaktadır. Klinik çalışmaları ve uluslararası yayınlarıyla onkoloji camiasında saygın bir yere sahiptir​.</p>
</blockquote>

<p>Durduk yere kahkaha atmanın bile bilinçaltını kandırabildiğini biliyor musunuz? Hasta bir insan bile, mutsuz dahi olsa, yine de neşeli filmler izleyerek bu durumdan faydalanabilir mi? İşte bu sorunun cevabı, aslında evet.</p>

<p><strong>BİLİNÇALTINI KANDIRMAK</strong></p>

<p>Sebepsiz yere gülmek? Neden olmasın! Günde yirmi kez ‘Hahahahah’ diye gülen bir hasta, bilinçaltını kandırabilir. Ama bunu kime anlatacaksın? Bizim millet inanmaz böyle şeylere, şüpheyle yaklaşır. Oysa beyin, bu gülüşleri gerçek sanıyor. Bilinçaltı kandırılmaya hazır, ne derseniz ona inanır.</p>

<p>Kahkaha atıp “İyiyim” deyin, beyin de “İyiymişiz” der. “Kötüyüm” deyin, beyin de “Kötüyüz” diye emreder. İnsan vücudu bir gemi gibidir. Emirleri kaptan verir, makine dairesi ise o emirleri yerine getirir. Bizde kaptan beyindir, makine dairesi ise bilinçaltıdır.</p>

<p><strong>TELKİNİN GÜCÜ</strong></p>

<p>Telkin bu yüzden çok önemlidir. Oturun ve günde on kez “Bugün çok iyiyim” deyin. Şükredin. Karaciğeriniz, dalağınız, akciğeriniz bu telkine göre çalışır. Kaptan “İyiyiz” derse, beyin hemen endorfin salgılar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Onkolog Prof. Dr. Bülent Berkar’da işte tam da bunu anlatıyor. Kendinize ne derseniz, vücudunuz da ona göre hareket eder.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/beyninizi-sagliginiz-icin-guleeek-kandirin</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/berkjarda1.png" type="image/jpeg" length="96609"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğru beslenin, kalp krizi kabus olmasın!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/dogru-beslenin-kalp-krizi-kabus-olmasin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/dogru-beslenin-kalp-krizi-kabus-olmasin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Kalp ve damar hastalıkları, son yıllarda hızlı bir artış göstererek ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Sigara, stres, hareketsizlik ve özellikle yanlış beslenme alışkanlıkları, bu hastalıkların başlıca sebepleri arasında yer alıyor. Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorları, doğru beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinin kalp hastalıklarını önlemede ve tedavisinde kritik bir rol oynadığını vurguluyor.</p>

<h3>SAĞLIKLI BESLENMEYLE HASTALIKLAR ÖNLENEBİLİR</h3>

<p>Kalp hastalıkları, kan kolesterol düzeylerinin yükselmesiyle yakından ilişkilidir. Yanlış yiyecek tercihleri, aşırı yemek yeme ve katkılı gıdaların tüketimi kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyen başlıca faktörlerdir. Bu nedenle sağlıklı bir diyet, kalp hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde büyük bir öneme sahiptir. Yeterli uyku, düzenli fiziksel aktivite ve doğru beslenme alışkanlıkları, hem mevcut hastalıkları tedavi edebilir hem de bu hastalıklardan korunmayı sağlayabilir.</p>

<h3>YAĞ TÜKETİMİ AZALTILMALI</h3>

<p>Kalp sağlığını korumak için diyetlerde yağ miktarının azaltılması gerekiyor. Doktorlar, yağın türüne dikkat edilmesini ve doymuş yağlar yerine zeytinyağı, ayçiçeği yağı gibi bitkisel sıvı yağların tercih edilmesini öneriyor. Ayrıca süt ve süt ürünlerinde az yağlı veya yağsız seçenekler tercih edilmeli. Haftada iki kez et yerine balık ve deniz ürünleri tüketilmesi de öneriler arasında. Balık, kalp sağlığını destekleyen omega-3 yağ asitlerini içermesi nedeniyle oldukça faydalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>TAM TAHILLAR VE SEBZE TÜKETİMİ ARTIRILMALI</h3>

<p>Doktorlar, tam tahıllı gıdaların diyetlerde daha fazla yer alması gerektiğini belirtiyor. Özellikle yulaf gibi çözünür posa içeren tahıllar, kan kolesterolünü düşürücü etkiye sahip. Günde en az beş porsiyon sebze ve meyve tüketimi ise hem düşük yağ içeriği hem de yüksek posa oranı nedeniyle kalp sağlığını destekler. Ayrıca sebze ve meyvelerin antioksidan içerikleri de kalp hastalıklarını önlemeye yardımcı olur.</p>

<h3>DİYETTE DOĞRU YAĞLAR SEÇİLMELİ</h3>

<p>Yağ tüketiminde dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, doymuş yağların yerine doymamış yağların tercih edilmesidir. Doymuş yağlar, kan kolesterol seviyelerini yükselterek kalp hastalıkları riskini artırır. Bu nedenle margarin, tereyağı gibi katı yağlar yerine zeytinyağı, ayçiçeği yağı gibi sıvı yağlar kullanılmalıdır. Ayrıca işlenmiş et ürünlerinden, yüksek yağlı süt ürünlerinden ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalıdır.</p>

<h3>ARA ÖĞÜNLERDE DÜŞÜK YAĞLI GIDALAR TERCİH EDİLMELİ</h3>

<p>Ara öğünlerde yağ ve enerji oranı yüksek bisküvi, cips, kek gibi atıştırmalıklar yerine meyve, sebze veya az yağlı süt ürünleri tercih edilmelidir. Bu sayede kalp sağlığını olumsuz etkileyen fazla yağ ve kaloriden kaçınılmış olur. Aynı zamanda posa yönünden zengin gıdalar tercih edilerek kan kolesterolü daha iyi kontrol altına alınabilir.</p>

<h3>FİZİKSEL AKTİVİTE VE SİGARA BIRAKMA</h3>

<p>Kalp sağlığını korumak için sadece beslenme yeterli değildir. Düzenli fiziksel aktivite de son derece önemlidir. Düzenli egzersiz, kan kolesterol ve trigliserit seviyelerini dengede tutar, stresi azaltır ve ideal vücut ağırlığının korunmasına yardımcı olur. Özellikle karın bölgesinde yağ birikmesi kalp hastalıkları riskini artırır. Bu nedenle egzersizle birlikte bel/kalça oranının da dengede tutulması kalp sağlığı açısından kritiktir.</p>

<p>Sigara, kalp hastalıklarının başlıca nedenlerinden biridir. Sigara içmek kan basıncını yükseltir, kalp atış hızını artırır ve kanın pıhtılaşma eğilimini yükselterek ani kalp krizlerine yol açabilir. Bu yüzden sigara bırakılmalı, sigaradan uzak durulmalıdır.</p>

<h3>SONUÇ: DOĞRU BESLENME KALP SAĞLIĞININ ANAHTARIDIR</h3>

<p>Kalp ve damar hastalıklarından korunmak, sağlıklı bir diyet ve düzenli yaşam tarzı ile mümkündür. Yağ tüketimini azaltmak, doğru besinleri seçmek ve fiziksel aktiviteyi artırmak kalp sağlığını büyük ölçüde iyileştirebilir. Ayrıca, sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, kalp krizi ve felç riskini azaltan önemli bir adımdır. Kalp sağlığınızı korumak için doktorların önerilerini dikkate alarak doğru adımları atmak hayati öneme sahiptir.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/dogru-beslenin-kalp-krizi-kabus-olmasin</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Sep 2024 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/kalp.png" type="image/jpeg" length="31423"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Cinselliği zevkle değil acıyla yaşıyorlar!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/cinselligin-zevki-yerine-aci-ceken-kadinlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/cinselligin-zevki-yerine-aci-ceken-kadinlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>SAĞLIĞINIZA -&nbsp;Kadınlar. Acının, sessizce katlanılan tarafı. Şimdi ise bu acı, yatağın içinde bile kendini gösteriyor. İngiltere’de yapılan bir araştırma, her 10 kadından birinin cinsel ilişki sırasında acı çektiğini ortaya koyuyor. Evet, yanlış duymadınız. Acı sadece fiziksel değil, sessizlik de acı veriyor.</p>

<p>Bu araştırmayı yayımlayan BJOG dergisi, "disparöni" yani acı veren cinsel ilişki sorununu gündeme taşıdı. Kadınlar yaş fark etmeksizin bu sorundan muzdarip. Özellikle de 50'li ve 60'lı yaşlarının sonundaki kadınlar... Ama asıl çarpıcı olan? 16-24 yaş arası genç kadınlar da acı çekiyor. Yeni başladıkları bir ilişki, gerginlik ve sessizlik içinde yaşanan bir travma gibi.</p>

<p><strong>CİNSEL İLİŞKİ VE UTANÇ</strong></p>

<p>Sorun büyük, ama konuşulması daha da zor. Kadınlar bu acıyı dillendirmeye utanıyor. Çünkü toplum, kadınların cinselliğini hala tabu olarak görüyor. Kimse bu konuda konuşmak istemiyor, ne kadınlar ne de partnerleri.</p>

<p>Doktorlar ise çözümsüz olmadığını söylüyorlar. Yani, aslında konuşulsa çözülebilecek bir sorun var ortada. Peki, neden bu kadar sessiz kalınıyor?</p>

<p><strong>YAŞLILIK MI GENÇLİK Mİ?</strong></p>

<p>Araştırmaya yedi bin kadın katıldı. Yaşları 16 ile 74 arasında değişiyor. Ama sonuç hep aynı. Kadınlar acı çekiyor. Acı çekmenin nedenleri farklı: Vajinal kuruluk, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, uyarılma eksikliği, korku. Menopozdaki kadınlar için kuruluk başrolde. Genç kadınlar ise yeni oldukları bu deneyimde gergin. Zevk, bir köşede beklerken, acı sahneye çıkıyor.</p>

<p>Dr. Kirstin Mitchell, araştırmayı yürüten isimlerden biri. Genç kadınların partnerleriyle henüz tam anlamıyla rahat olmadıklarını ve bu yüzden acı çektiklerini söylüyor. Peki ya yaşlı kadınlar? Onların hikayesi çok daha derin. Karen gibi...</p>

<p><strong>KAREN'İN HİKAYESİ</strong></p>

<p>Altmış iki yaşındaki Karen, cinsel hayatının 40'lı yaşlarda düşüşe geçtiğini anlatıyor. Partneriyle artık rahat olamıyor. Kayganlaştırıcı kullanıyor ama faydası yok. İşi daha da zorlaştıran ise kaslarının kontrolünü kaybetmesi. Vajinismus denen bir sorun. Kadınlık, bazen istem dışı bir kapanma.</p>

<p>Karen bu acıyı dindirmek için doktoruna gitmek zorunda kaldı. Onun gibi pek çok kadın bu adımı atmaktan çekiniyor. Peki neden? Kendi vücutlarından utanmak mı? Yoksa toplumun baskısı mı? Karen sonunda çözüme ulaşmış, östrojen kremleri ve dilatör kullanarak acıyı azaltmış. Ama ya sessiz kalanlar?</p>

<p><strong>KISIR DÖNGÜ</strong></p>

<p>Sorun çözülmedikçe bir kısır döngü başlıyor. Cinsel ilişki sırasında yaşanan acı, strese yol açıyor. Bu stres ise acıyı daha da artırıyor. Çıkmaz sokak. Bu döngüden çıkmak için kadınların konuşması gerek. Acı, sadece fiziksel değil. Toplumsal çelişki, cinselliği hala bir utanç kaynağı olarak görmekte. Kadınların bu döngüden kurtulması için konuşulması gereken çok şey var. Ama önce sessizliğin bozulması şart.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplumun kadınlara sessizliği dayattığı bu çelişkili tablo, çözümün uzak değil, aksine konuşulabilir olduğunu hatırlatıyor.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>WWW.NETTURK.COM.TR</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/cinselligin-zevki-yerine-aci-ceken-kadinlar</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Sep 2024 08:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/cinsel.png" type="image/jpeg" length="68129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Kalko'dan 'Kabi' testi!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/prof-kalkodan-kabi-testi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/prof-kalkodan-kabi-testi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article data-scroll-anchor="false" data-testid="conversation-turn-5" dir="auto">
<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>SAĞLIĞINA - Kalp krizi vakalarının ve ani ölümlerin artışı, erken tanı ve risk belirleme yöntemlerini daha önemli hale getirdi. Bu bağlamda, Kardiyogonyometri (Kabi) testi, dikkat çeken yenilikçi bir yöntem olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Yusuf Kalko, bu yeni testin avantajlarını ve önemini vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Yusuf Kalko, Kabi testinin kalbin üç boyutlu görüntülerini sağlayan bir cihazla çalıştığını açıkladı. Bu yöntem, hastaların radyasyona maruz kalmadan ve zahmet çekmeden kalp krizi riskini belirlemede etkili bir araç olarak kullanılıyor. Kabi testi, kalpteki damarların ayrıntılı bir haritasını çıkararak, risk analizi yapıyor.</p>

<p><strong>KABI TESTİNE GEÇİŞİN FAYDALARI</strong></p>

<p>Prof. Dr. Kalko, Kabi testinin koroner arter hastalıklarının tanısında yaygın olarak kullanılan anjiyo testinin gereksiz yere yapılmasını engellediğini belirtti. Kabi testi, kalbe giden tüm damarları detaylı bir şekilde görüntüleyerek, risk analizine dayalı olarak anjiyo gereksinimini belirliyor. Bu, hastaların yalnızca gerekli durumlarda anjiyo işlemine yönlendirilmesini sağlıyor.</p>

<p><strong>SAĞLIK SİSTEMİNE KATKILAR</strong></p>

<p>Prof. Dr. Yusuf Kalko, Kabi testinin erken tanı ve doğru risk değerlendirmesi sağlayarak sağlık sistemine önemli katkılarda bulunduğunu ifade etti. Test, gereksiz işlemlerden kaçınarak sağlık kaynaklarının daha etkin bir şekilde kullanılmasına olanak tanıyor. Ayrıca, kalp sağlığı üzerinde daha etkili bir kontrol sağlanmasına yardımcı oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kardiyogonyometri (Kabi) testi, kalp krizi riskini belirlemede sunduğu yenilikçi yaklaşım ile dikkat çekiyor. Prof. Dr. Yusuf Kalko, bu yeni yöntemin sağlık alanında önemli bir gelişme olduğunu ve gelecekte kalp sağlığı yönetiminde etkili bir rol oynayacağını belirtti. Erken tanı ve doğru risk yönetimi sayesinde kalp hastalıklarının önlenmesi daha mümkün hale geliyor.</p>
</article>

<article data-scroll-anchor="true" data-testid="conversation-turn-7" dir="auto">
<blockquote>
<h3><strong>KABI TESTİ NEDİR?</strong></h3>

<p>Kardiyogonyometri (Kabi) testi, kalbin üç boyutlu görüntülerini sağlayan bir teknoloji kullanır. Bu yöntem, modern cihazlar aracılığıyla kalpteki damarları detaylı bir şekilde görüntüler ve kalp krizi riskini değerlendirir.</p>

<p><strong>KABI TESTİNİN AVANTAJLARI</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Radyasyonsuz İnceleme:</strong> Kabi testi, hastaları radyasyona maruz bırakmadan çalışır. Bu, testin daha güvenli bir şekilde uygulanmasını sağlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yorgunluk Oluşturmadan:</strong> Test, hastaları yormadan ve invaziv bir işlem gerektirmeden yapılır. Bu da hastaların konforunu artırır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Gereksiz Anjiyo İşlemlerinden Kaçınma:</strong> Kabi testi, kalbe giden tüm damarların detaylı bir haritasını çıkarır ve risk analizi yapar. Bu sayede, gereksiz anjiyo işlemlerinin önüne geçilir ve anjiyo yalnızca gerekli durumlarda yapılır.</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>KABI TESTİNİN UYGULAMA ALANLARI</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Erken Risk Tespiti:</strong> Kabi testi, kalp krizi riskini erken aşamada belirlemeye yardımcı olur. Bu, zamanında müdahale ve tedavi için önemli bir fırsat sunar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Risk Yönetimi:</strong> Kalp hastalıkları riski taşıyan kişiler için Kabi testi, risk analizine dayalı olarak daha doğru bir yönetim sağlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sağlık Kaynaklarının Verimli Kullanımı:</strong> Test, gereksiz işlemleri azaltarak sağlık kaynaklarının daha etkin bir şekilde kullanılmasına yardımcı olur.</p>
 </li>
</ul>

<p>Kardiyogonyometri (Kabi) testi, kalp krizi riskini belirlemede sunduğu yenilikçi ve etkili yaklaşım ile sağlık alanında önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Radyasyon içermeyen, konforlu ve detaylı risk analizi sağlayan bu yöntem, kalp sağlığı yönetiminde önemli bir rol oynamayı vaat ediyor.</p>

<p>Bu yeni yöntem, kalp hastalıklarının önlenmesinde ve erken tanısında büyük bir potansiyele sahip. Sağlık profesyonelleri ve hastalar için bu test, daha güvenli ve etkili bir seçenek sunuyor.</p>
</blockquote>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p>
</article></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/prof-kalkodan-kabi-testi</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Sep 2024 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/k-a-b-i.png" type="image/jpeg" length="32391"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Bir 'Prof. Yusuf Kalko' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/bir-prof-yusuf-kalko-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/bir-prof-yusuf-kalko-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV&nbsp;</strong></u></a></p>

<p>SAĞLIĞINA - Boyun kütletme hareketlerinin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri hakkında önemli uyarılarda bulunan Prof. Dr. Yusuf Kalko, bu tür hareketlerin büyük riskler taşıdığını belirtti. Sıkça yapılan boyun kütletme hareketleri, şah damarı yırtılmasına ve bunun sonucunda felce neden olabiliyor.</p>

<p><strong>ŞAH DAMARI DİSEKSİYONU NEDİR?</strong></p>

<p>Prof. Dr. Yusuf Kalko, şah damarı diseksiyonunun boyun damarında meydana gelen bir yırtılma ile ortaya çıktığını açıkladı. Bu durum, genellikle kontrolsüz tansiyon yüksekliği ile ilişkilendirilse de, boyun travmaları ve boyun kütletmeleri gibi hareketler de bu rahatsızlığı tetikleyebilir. Şah damarı diseksiyonu, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir ve acil tıbbi müdahale gerektirebilir.</p>

<p><strong>KÜTLETME HAREKETLERİNE KARŞI UYARILAR</strong></p>

<p>Prof. Dr. Kalko, boyun kütletme hareketlerinin damar duvarında yırtılmalara neden olabileceğine dikkat çekti. Bu tür hareketler, kan akışını etkileyebilir ve damar duvarlarını zayıflatabilir. Sonuç olarak, şah damarı diseksiyonu riski artar. Özellikle yüksek tansiyonu olan kişilerin bu hareketlerden kaçınmaları gerektiğini vurgulayan Kalko, boyun rahatsızlıkları veya ağrıları durumunda mutlaka profesyonel tıbbi yardım alınması gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>RİSKLERİN FARKINDA OLUN</strong></p>

<p>Prof. Dr. Yusuf Kalko, boyun kütletme hareketlerinin potansiyel risklerinin farkında olunması gerektiğini ifade etti. Sağlık profesyonellerinin, bu tür hareketleri uygulamadan önce dikkatli olunması ve risklerin göz önünde bulundurulması gerektiğini önerdi. Özellikle mevcut sağlık sorunları olan kişilerin, bu tür hareketlerden kaçınmaları ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemeleri gerektiğini ekledi.</p>

<blockquote>
<h3>Boyun kütletme, genellikle boyun bölgesinde bir tür kırılma veya ses çıkarma hareketidir.</h3>

<p>Bu hareket, başı veya boynu belli bir açıyla çevirmek veya esnetmek yoluyla yapılır ve genellikle eklemlerden gelen sesler duyulur. Bu sesler genellikle eklem içinde bulunan gaz baloncuklarının patlamasından kaynaklanır.</p>

<p>Ancak, boyun kütletme hareketinin sağlık açısından bazı riskleri olabilir. İşte bu hareketin bazı potansiyel etkileri:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>Şah Damarı Diseksiyonu Riski</strong>: Boyun kütletme, damar duvarında yırtılmalara neden olabilir. Bu durum, şah damarı diseksiyonu olarak bilinir ve felç gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kas ve Eklem Problemleri</strong>: Kontrolsüz yapılan boyun kütletmeleri, boyun kasları ve eklemlerinde zedelenmelere veya ağrılara neden olabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sinir Hasarı</strong>: Aşırı veya yanlış yapılan boyun hareketleri, sinirlerde hasara yol açabilir ve bu da ağrı, uyuşma veya güçsüzlük gibi belirtilere neden olabilir.</p>
 </li>
</ol>

<p><strong>Dikkat Edilmesi Gerekenler:</strong></p>

<ul>
 <li>Boyun kütletme hareketlerini yaparken dikkatli olunmalı ve aşırıya kaçılmamalıdır.</li>
 <li>Boyun ağrısı veya rahatsızlık hissi varsa, profesyonel tıbbi yardım alınmalıdır.</li>
 <li>Yüksek tansiyon gibi sağlık sorunları olan kişilerin bu tür hareketlerden kaçınmaları önerilir.</li>
</ul>
</blockquote>

<p>Sağlık açısından güvenli bir şekilde hareket etmek ve düzenli olarak profesyonel sağlık kontrolünden geçmek, olası riskleri azaltabilir.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/bir-prof-yusuf-kalko-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Sep 2024 16:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/boyun.png" type="image/jpeg" length="53619"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Yeni araştırma!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/yeni-arastirma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/yeni-arastirma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Newcastle Üniversitesi'nde yapılan kapsamlı bir araştırma, yaşam tarzında yapılacak 10 basit değişiklikle kanser riskinin %70 oranında azalabileceğini ortaya koydu. Araştırma, Dünya Kanser Araştırma Fonu (WCRF) ve Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü (AICR) tarafından önerilen ipuçlarını temel alarak gerçekleştirildi.</p>

<p>Araştırmada, ortalama yaşı 56 olan 94.778 yetişkinin sağlık verileri incelendi. Katılımcıların yaş, cinsiyet, sosyoekonomik durumu, etnik kökeni ve sigara içme alışkanlıkları gibi faktörler göz önünde bulunduruldu. Sekiz yıl boyunca takip edilen katılımcılardan %8'inde kanser gelişti. Ancak, önerilere uyan kişilerin kanser riskinin her bir öneri için %7 oranında azaldığı tespit edildi.</p>

<p>Araştırmanın sonuçları BMC Medicine dergisinde yayımlandı ve kanser riskini azaltmak için uygulanabilecek 10 temel yaşam tarzı önerisi şu şekilde sıralandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol>
 <li>Vücut kitle indeksinizi 18,5-24,9 aralığında tutun.</li>
 <li>Haftada en az 2,5 saat egzersiz yapın.</li>
 <li>Günde en az 30 gram lif ve en az beş porsiyon meyve ve sebze tüketin.</li>
 <li>Fast food tüketimini sınırlayın.</li>
 <li>Haftada üç porsiyondan fazla kırmızı et tüketmeyin.</li>
 <li>İlave şeker içeren içeceklerden kaçının.</li>
 <li>Alkol tüketmeyin.</li>
 <li>Besin takviyelerinden kaçının.</li>
 <li>Mümkünse ilk altı ay bebeğinizi emzirin.</li>
 <li>Kanser tanısı aldıktan sonra doktor tavsiyelerine uymaya devam edin.</li>
</ol>

<p>Bu 10 adımı hayatınıza entegre ederek kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilirsiniz.</p>

<h3><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/yeni-arastirma</guid>
      <pubDate>Sun, 25 Aug 2024 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/kanser-2.png" type="image/jpeg" length="58013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Artık çok yaygınlaştı!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/artik-cok-yayginlasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/artik-cok-yayginlasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>NEVİN BİLGİN&nbsp; - Birçok ülkede yasak olmasına karşın, bazı ülkelerde serbest olan kiralık ya da taşıyıcı annelik, çiftlerin çoçuk sahibi olmasına imkan vermektedir. Fiyatları da ülkeden ülkeye değişmekle birlikte 300 binden başlıyor. Türkiye'de yasak olan yöntem, KKTC, Gürcistan, Ukrayna, ABD, Hindistan, Belçika, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Hollanda, İrlanda, Japonya, İspanya gibi ülkelerde belirli kurallar çerçevesinde serbesttir.&nbsp;</p>

<p>Kiralık anne, çocuk sahibi olamayan çiftler için önemli bir alternatif sunan bir yöntemdir. Bu yöntem, biyolojik olarak kendi embriyosunu taşıyamayan bir çiftin, başka bir kadının rahminde gebelik sürecini başlatmasını ifade eder. Taşıyıcı annelik, genellikle yumurta ve sperm hücreleriyle laboratuvar ortamında döllenmiş embriyoların, biyolojik anne adayının rahminde tutunamadığı durumlarda başvurulan bir çözüm olarak görülmektedir. Ancak, bu uygulama hem hukuki hem de etik açıdan oldukça karmaşık ve hassas bir konudur.&nbsp;</p>

<h3><img align="left" alt="" height="414" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/08/t-a-s-i-y-i-c-i.png" width="510" />TÜRKİYE'DE TAŞIYICI ANNE UYGULAMASI VAR MI?</h3>

<p>Türkiye’de taşıyıcı anne uygulamaları yasal değildir.&nbsp; Taşıyıcı annelik Türkiye’de yasal değil. Çünkü Türk Hukuku’nda doğurulan çocuğun soyu kesinlikle doğumu yapan kadına bağlıdır. Yani hukuki çerçevede durum ne olursa olsun bir çocuğun annesi onu doğuran kişidir. Bu durum Türk Medeni Kanunu’nda da işlenmiştir. Bu nedenle başka birinin doğan çocuk üzerinde hak iddia etme şansı yoktur.Taşıyıcı annelik Türkiye’de yasal olarak bazı sınırlamalar ve düzenlemelere tabidir. Çiftlerin kendi embriyolarını kullanmaları gerekmektedir. Uygulanan ülkelerde taşıyıcı anne uygulamaları, hem hukuki hem de sağlık açısından belirli denetim ve izin süreçlerine tabidir. Taşıyıcı annenin sağlığı, psikolojik durumu ve sosyal çevresi dikkatlice değerlendirilmektedir.&nbsp;</p>

<p>DÜNYA'DAKİ UYGULAMALAR!</p>

<p>Dünya genelinde taşıyıcı anne uygulamaları, ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir.&nbsp;Kolombiya ve Güney Amerika: Kolombiya, taşıyıcı annelik hizmetlerini yaygın olarak sunan bir ülkedir. Kadınlar, internet üzerinden rahimlerini kiralık olarak ilana çıkarak taşıyıcı anne arayan ebeveynlere ulaşabilirler. Ancak, düzenleme ve denetim eksiklikleri, sektörde bazı riskler doğurabilir. Bu bölgelerde, taşıyıcı anneler genellikle ekonomik nedenlerle bu işi tercih etmektedir.</p>

<p><strong>Gürcistan: </strong>Gürcistan, taşıyıcı annelik uygulamaları konusunda uluslararası olarak bilinen bir merkezdir. Gürcistan’daki taşıyıcı anne merkezleri, infertilite ile mücadele eden çiftlere profesyonel hizmetler sunar. Gürcistan’da taşıyıcı anneler, doğumdan sonra bebeği sahiplenemez ve doğum belgesine sadece biyolojik anne ve baba adı yazılır. Türk aileler için de Gürcistan, taşıyıcı anne yöntemiyle bebek sahibi olma imkanı sunmaktadır.</p>

<p><strong>Ukrayna:</strong> Önceden bu konuda liderken, Rusya-Ukrayna Savaşı doğurganlık oranlarını düşürmüş ve talep azalmıştır.&nbsp;</p>

<p>A<strong>BD: </strong>Amerika Birleşik Devletleri, taşıyıcı annelik konusunda geniş bir yelpazeye sahiptir. Farklı eyaletlerde farklı yasal düzenlemeler bulunur. ABD’de taşıyıcı annelik, yasal ve düzenlenmiş bir şekilde yapılabilmektedir.</p>

<p><strong>Hindistan:</strong> Hindistan, taşıyıcı annelik hizmetleri konusunda popüler bir ülkedir. Ancak, son yıllarda yasal düzenlemelerde değişiklikler yaşanmıştır ve bazı bölgelerde taşıyıcı annelik uygulamaları sınırlandırılmıştır.</p>

<p><strong>KKTC: </strong>Kıbrıs'ta da bazı sınırlama ve yasalar doğrultusunda taşıyıcı anneliğe izin verilmektedir.&nbsp;</p>

<p><strong>Diğer Ülkeler: </strong>Belçika, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Hollanda, İrlanda, Japonya ve İspanya gibi ülkelerde taşıyıcı annelik uygulamaları konusunda yasal düzenlemeler farklılık göstermektedir. Bazı ülkelerde bu yöntem yasal olarak uygulanırken, bazı ülkelerde yasal durum belirsiz veya sınırlıdır.</p>

<p>TAŞIYICI ANNE UYGULAMALARININ MALİYETLERİ&nbsp;</p>

<p>Taşıyıcı annelik hizmetleri, ülkeden ülkeye ve bölgeden bölgeye büyük farklılıklar göstermektedir.&nbsp;</p>

<p><strong>Gürcistan: </strong>Gürcistan’da taşıyıcı anne uygulamaları için ücretler genellikle 150.000 TL ile 300.000 TL arasında değişmektedir. Bu ücretler, taşıyıcı annenin sağlık takibi, doğum süreci ve diğer hizmetleri içerir.</p>

<p><strong>Kıbrıs: </strong>Kıbrıs, taşıyıcı annelik konusunda uygun maliyetler sunar. Taşıyıcı annelik hizmetlerinin fiyatları genellikle 8.000 Euro ile 10.000 Euro arasında değişmektedir. Bu fiyatlar, tıbbi ve yasal hizmetleri kapsamaktadır.</p>

<p>TAŞIYICI ANNE SEÇİM SÜRECİ&nbsp;</p>

<p>Taşıyıcı anne seçim süreci, oldukça detaylı ve özenli bir şekilde yürütülmelidir. Bu süreçte dikkate alınması gerekenler şunlardır:</p>

<p><strong>Sağlık Taramaları: </strong>Taşıyıcı anne, gebelik sürecine başlamadan önce kapsamlı sağlık taramalarından geçirilir. Bu taramalar, annenin fiziksel ve mental sağlığını değerlendirir.</p>

<p><strong>Psikolojik Değerlendirme:</strong> Taşıyıcı annenin psikolojik durumu da önemlidir. Psikolojik değerlendirmeler yapılır ve destek sağlanır.</p>

<p>Y<strong>aşam Koşulları: </strong>Taşıyıcı annenin yaşam koşulları, gebelik süreci için uygun olmalıdır. Sağlıklı ve destekleyici bir ortamda bulunması, gebeliğin sorunsuz geçmesi açısından önemlidir. <em>(nevinbilginhaber.blogspot.com)</em></p>

<blockquote>
<p><em>KAYNAKLAR:</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>https://iupress.istanbul.edu.tr/tr/journal/ppil/article/karsilastirmali-hukukta-sinirasan-tasiyici-annelik-ile-tasiyici-anneden-dogan-cocuklarin-yasal-anne-babaliginin-kazanilma-sorunu</em></p>

<p><em>https://www.bbc.com/turkce/articles/c888myyxv5zo</em></p>

<p><em>https://tasiyici-annelik.com/fiyatlar.php</em></p>

<p><em>https://www.diken.com.tr/tasiyici-anne-pazari-150-bin-liradan-basliyor-kibris-ve-gurcistan-tercih-ediliyor/</em></p>

<p><em>https://www.bbtasiyiciannelik.com/kibrista-tasiyici-annelik-ve-tup-bebek-detayli-rehber/</em></p>

<p><em>https://www.kibristupbebekmerkezleri.com/tedavi-sureniz/kibrista-tasiyici-annelik/kibris-tasiyici-annelik-fiyatlari</em></p>

<p><em>https://www.anneysen.com/hamilelik-planlama/makale/kisirlik-ve-tup-bebek-tedavisi-tasiyici-annelik-nedir-turkiye-de-tasiyici-annelik-var-mi_11496</em></p>

<p><em>https://www.atlasivf.com/tup-bebek-blog/gurcistan-tasiyici-anne</em></p>

<p><em>https://www.tasiyicianne.com/</em></p>
</blockquote>

<h3><strong>www.netturk.com.tr</strong></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEDYA'ZADE, SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/artik-cok-yayginlasti</guid>
      <pubDate>Sun, 25 Aug 2024 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/anne.png" type="image/jpeg" length="10133"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Türkiye bir değerini daha yitirdi!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/turkiye-bir-degerini-daha-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/turkiye-bir-degerini-daha-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Siyasetçi, yazar, insan hakları savunucusu ve iç hastalıkları uzmanı Dr. Tarık Ziya Ekinci, 99 yaşında yaşamını yitirdi. Ekinci’nin vefat haberini İstanbul Tabip Odası yaptığı paylaşımla duyurdu. Paylaşımda şunlar kaydedildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“...</p>

<p><img align="left" alt="" height="206" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/08/dr-1.jpg" width="277" />Acı Kaybımız</p>

<p>1925 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesinde doğan, 1949 yılında İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan, iç hastalıkları uzmanı, siyasetçi, yazar ve insan hakları savunucusu, değerli üyemiz Dr. Tarık Ziya Ekinci’nin vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. 1965 seçimlerinde, Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) milletvekili seçilen, daha önce Diyarbakır- Mardin-Siirt Tabip Odası Başkanlığı ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu üyeliği yapan değerli meslektaşımızın başta ailesi olmak üzere yakınlarının derin acısını paylaşıyor, tüm hekim camiasına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.</p>

<p>..."</p>
</blockquote>

<p><strong>TARIK ZİYA EKİNCİ KİMDİR? </strong></p>

<p>Tarık Ziya Ekinci, 1925 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesinde doğdu. Ortaokulu ve liseyi Diyarbakır’da okuyan Tarık Ziya Ekinci, 1949’da İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitirdi. 1957 yılında iç hastalıklarda uzman hekim olarak Diyarbakır’a yerleşti.</p>

<p>Diyarbakır - Mardin - Siirt illeri Tabip Odası Başkanlığı’nı üç dö- nem boyunca sürdürdü. 1958-1980 yılları arasında TTB Merkez Konseyi Kongrelerinde bölge hekimlerini temsil etti. Bir dönem de bu konseyde Yüksek Disiplin Kurulu Üyeliği görevini yaptı.</p>

<p>Tarık Ziya Ekinci, mesleğinin dışında siyaset ile de ilgilendi. 1957’de CHP’de, 1960’tan sonra da Türkiye İşçi Partisi’nde siyaset yaptı. Yön Dergisi’nin Sosyalist manifestosunu imzaladı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Sosyalist Kültür Derneği’ni kurdu ve Diyarbakır şubesinde başkanlık yaptı. 1965 yılına gelindiğinde Türkiye İşçi Partisi’nden Diyarbakır Milletvekili oldu.</p>

<p>12 Mart’ta Diyarbakır Sıkıyönetim Cezaevi’nde “Kürtçülük” propagandası yaptığı iddiasıyla TCK’nin 142/1 maddesinden üç yıla mahkûm oldu ve iki yıl tutuklu kaldı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra da beş kez tutuklandı. 1982-1989 döneminde Paris’te kaldı.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>PARA'POLİTİKA, SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/turkiye-bir-degerini-daha-yitirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Aug 2024 08:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/insana.png" type="image/jpeg" length="14209"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Şimdilik Avrupa'da!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/simdilik-avrupada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/simdilik-avrupada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NET TÜRK TV</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) dün 'küresel acil durum' ilan ettiği M çiçeği (Mpox) virüsü Avrupa'ya sıçradı.&nbsp;BBC'nin haberine göre İsveç makamları, Afrika dışındaki ilk enfeksiyonu tespit ettiklerini doğruladı.&nbsp;</p>

<p>İsveç Sağlık ve Sosyal İşler Bakanı Jakob Forssmed düzenlediği basın toplantısında, “Öğleden sonra İsveç’te daha ciddi bir tür olan ve Clade I olarak adlandırılan bir maymun çiçeği vakası olduğunu teyit ettik” dedi.</p>

<p>İsveç Halk Sağlığı Kurumu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu vakanın maymun çiçeği virüsünün tehlikeli bir varyantı olan Clade I’in Afrika dışında ilk kez tespit edildiği aktarılarak, hastanın başkent Stockholm’de olduğu ifade edildi.</p>

<p>DSÖ VAKAYI DOĞRULADI</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Hans Kluge, İsveç'in, Afrika bölgesi dışındaki ilk M çiçeği virüsü (mpox) vakasını doğruladığını bildirdi.</p>

<p>Kluge, konuya ilişkin X sosyal medya platformundan paylaşım yaptı.</p>

<p>İsveç'in Afrika bölgesi dışında ilk M çiçeği vakasını doğruladığını kaydeden Kluge, DSÖ'nün, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve birkaç Afrika ülkesinde hızla yayılmasının ardından dün M çiçeği virüsünün "uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu oluşturduğunu" açıkladığını hatırlattı.</p>

<p>ENFEKTE KİŞİ AFRİKA'YA SEYAHAT ETMİŞ</p>

<p>Kluge, "İsveç sağlık yetkilileri, enfekte kişinin Afrika'da mpox salgını yaşanan bir bölgeye seyahat ettiğini açıkladı" ifadesini kullandı.</p>

<p>Enfekte olan kişinin belirtilerine göre tedavi gördüğünü bildiren Kluge, hastanın izolasyonu ve temaslı takibi dahil halk sağlığı önlemlerinin alındığını vurguladı.</p>

<p>Kluge, "İsveç sağlık otoriteleri, halkın geneline yönelik tehdidin düşük olmasına rağmen dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>DSÖ, kasım ayında yaptığı açıklamada, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) virüsün cinsel yolla bulaştığını ilk kez doğrulamış, Afrikalı bilim insanları ise bu durumun hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırabileceği uyarısında bulunmuştu.</p>

<p>Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC), bu yıl kıtada şimdiye kadar M çiçeği kaynaklı 17 binden fazla vaka ve 517 ölüm rapor edildiğini aktararak, bunun geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 160’lık bir artışı temsil ettiğini açıklamıştı. Afrika’da toplam 13 ülkede vaka bildirdi.</p>

<p>TÜRKİYE'DE RASTLANMADI</p>

<p>Sağlık Bakanlığı, özellikle Afrika kıtasında görülen M çiçeği (mpox) virüsü vakasına Türkiye'de rastlanmadığını ve henüz herhangi bir kısıtlama veya ek tedbir ihtiyacının bulunmadığını bildirmişti. Bakanlığın açıklamasında "Özellikle Afrika kıtasında görülen M çiçeği (mpox) hastalığı vakasına Türkiye’de 2024 yılında rastlanmamıştır. Ülkemizde henüz herhangi bir kısıtlama veya ek tedbir ihtiyacı bulunmamaktadır. Bakanlığımızca gerekli çalışmalar yürütülmekte, bilim kurulumuz ve sağlık altyapımızla süreç hassasiyetle takip edilmektedir" ifadeleri kullanılmıştı.</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/simdilik-avrupada</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Aug 2024 23:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/mmmmm.png" type="image/jpeg" length="86592"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Nedir ne değildir?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/nedir-ne-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/nedir-ne-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NERT TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, bir düzineden fazla Afrika ülkesine yayılan maymun çiçeği salgını nedeniyle küresel acil durumu ilan etti. NYT, mpox virüsü hakkında bilinmesi gerekenleri derledi</p>

<figure></figure>

<article>
<h4>Eve Sampson / New York Times</h4>

<p><strong>Dünya Sağlık Örgütü,</strong>&nbsp;bir düzineden fazla Afrika ülkesinde hızla yayılan virüsle ilgili olarak harekete geçilmesi çağrısında bulunurken, Mpox nedeniyle üç yıl içinde ikinci kez küresel acil durumu ilan edildi. BM'ye göre salgın en şiddetli olarak 15.600 mpox vakası ve 537 ölüm bildirilen Kongo'da görülüyor. Buradaki mpox salgını, en son acil durum ilan edilen 2022'deki salgından daha ölümcül oldu. Mpox hakkında bilinmesi gerekenler şöyle...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>MPOX NEDİR VE NASIL YAYILIR?</h3>

<p>Mpox virüsü Orta ve Batı Afrika'da endemiktir. Hastalık çiçek hastalığına benzer ancak daha az bulaşıcıdır. Virüs öncelikle enfekte hayvanlarla veya insanlarla yakın temas ve kontamine et tüketimi yoluyla yayılır. Mpox cinsel temas yoluyla da yayılabilir ve fetüse bulaşma riski vardır.</p>

<h3>ŞU ANDA KİMLER ETKİLENİYOR?&nbsp;</h3>

<p><strong>Haziran</strong>&nbsp;ayında bildirilen mpox ölümlerinin yüzde doksan altısı, halihazırda bir iç çatışma ve insani krizle boğuşan&nbsp;<strong>Kongo</strong>'da gerçekleşti. Ancak hastalık şu anda ilk kez&nbsp;<strong>Doğu Afrika</strong>&nbsp;ülkeleri Burundi, Kenya, Ruanda ve Uganda da dahil olmak üzere 13 ülkede tespit edildi. Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'nün yeni ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklar danışmanı&nbsp;<strong>Dr. Sylvie Jonckheere</strong>, çeşitli bölge ve ülkelerdeki salgınlar arasında, her toplumun içinde bulunduğu koşullara bağlı olarak farklılıklar olduğunu söyledi. Ancak ortak bir özellikleri var: "Bu salgını nasıl kontrol altına alacağımızı bilmiyoruz.” Küresel yayılma tehdidiyle karşı karşıya olan Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (NHS), tıp uzmanlarını ve ülkedeki insanları yüksek alarm durumunda kalmaları konusunda uyardı.</p>

<h3>NELİRTİLERİ NELER?&nbsp;</h3>

<p>Ateş, baş ağrısı, kas ağrıları ve kabarcıklı döküntüler hastalığın belirtisi olabilir. Belirtiler iki ila dört hafta sürebilir ve birçok vakada tedavi büyük ölçüde destekleyici bakıma ve belirtilerin hafifletilmesine dayanır. Tarihsel olarak bu hastalık küçük çocuklar, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve&nbsp;<strong>HIV</strong>&nbsp;gibi komorbiditeleri olanlar için daha ölümcüldür</p>

<h3>NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?</h3>

<p>Uzmanlar, aşıların 2022'deki salgın sırasında kullanılmış olmasına rağmen, mevcut krizi engellemek için yetersiz olduğunu söylüyor. Yakın zamanda Kongo ve Burundi'deki sağlık çalışanlarına yardım eden Jonckheere, “Dünyada bunu yapmaya yetecek kadar aşı yok” dedi. Jonckheere, hastalığı yavaşlatmak için kapsamlı bir çözüm olmasa da, sosyal mesafenin yayılmasını azaltmaya yardımcı olabileceğini söyledi. Örneğin<strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri'</strong>nde 2022 yılında insanlar aşı olup davranışlarını değiştirdikçe, geçen yıl 30.000'den fazla olan vaka sayısı yaklaşık 1.700'e düştü. Ancak&nbsp;<strong>Kongo</strong>'nun bazı yerlerinde, örneğin Kuzey Kivu eyaletindeki Goma şehri yakınlarında ülke içinde yerinden edilmiş insanların kaldığı kamplarda, kalabalık koşullar izolasyonu imkansız kılıyor. Kongo iki mpox aşısını onayladı ancak henüz bir aşılama planı uygulamadı.</p>

<blockquote>
<h3>HASTALIĞIN TARİHÇESİ&nbsp;</h3>

<p>Hastalık, araştırma için kullanılan maymunlarda salgınlar meydana geldikten sonra 1958'de keşfedildi. Bir insanda ilk enfeksiyon 1970'te Kongo'da doğrulandı. DSÖ, mpox salgınını Temmuz 2022'de küresel bir sağlık acil durumu ilan etti ve hastalık daha önce mpox bildirmemiş 70'ten fazla ülkede tespit edildi. O zamandan beri 116 ülkede yaklaşık 100.000 kişiyi etkiledi. Salgın Avrupa, Asya ve Amerika'da büyük ölçüde azalmış olsa da Afrika'nın bazı bölgelerinde kötüleşti. Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, 2024'ün başından 28 Temmuz'a kadar bildirilen vaka sayısında geçen yılın aynı dönemine kıyasla %160'lık bir artış olduğunu bildirdi.</p>
</blockquote>

<h3>EN ÇOK KİMLER RİSK ALTINDA?&nbsp;</h3>

<p>Kongo'da yayılan mpox suşu, 2022 salgınında gözlemlenen %0,2'lik ölüm oranından çok daha yüksek olan %3'lük bir ölüm oranına sahip. Uluslararası bir yardım kuruluşu olan Save the Children'a göre, en çok etkilenenler kadınlar ve çocuklar. Kuruluş, 2 haftalık kadar küçük yenidoğanların bile aşırı kalabalık hastaneler nedeniyle hastalığa yakalandığını söylüyor. Etkilenen bölgelerde sağlık çalışanları, aileler de dahil olmak üzere her yaştan hastayı tedavi ediyor. Jonckheere, "Tedavi merkezinizde anneler ve çok küçük çocuklar da dahil olmak üzere tüm ailelerin yok olduğunu görmek gerçekten yürek parçalayıcı oluyor" dedi. (Kaynak:<em>&nbsp;2024 The New York Times Company)</em></p>

<h3><strong>www.netturk.com.tr</strong></h3>
</article></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/nedir-ne-degildir</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Aug 2024 22:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/may.png" type="image/jpeg" length="51456"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Yeni bir pandemi mi?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/yeni-bir-pandemi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/yeni-bir-pandemi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>NET TÜRK TV</u></strong></p>

<p>SAĞLIK - Dünya Kovid-10 sonrasında pandemisinin etkilerini hem ekonomik hem de toplumsal açıdan silemezken bir hastalık&nbsp; haberi de Kongo'dan geldi. Maymun Çiçeği virüsü adı verilen ve Afrika kıtası genelinde acil durum ilan ettiren bu hastalık hızla yayılıyor.</p>

<p>10 MİLYON DOZ AŞIYA İHTİYAÇ VAR</p>

<p>Afrika Hastalıkları Kontrol Merkezi Direktörü Jean Kaseya, Afrika kıtasının 10 milyon dozdan fazla aşıya ihtiyacı olduğunu ancak sadece 200 bin doz aşının mevcut olduğunu belirterek, "2024 yılında 3 milyon dozdan başlayarak Afrika'da 10 milyondan fazla dozu güvence altına almak için net bir planımız var" dedi.</p>

<p>KULUKÇA SÜRESİ ÇOK UZUN</p>

<p>Uzmanlar yaptıkları açıklamada bu virüsün kuluçka süresinin çok uzun olduğunu ve düzenli kontrol edilmesi gerektiği konusunda uyarılar yapılıyor.</p>

<p>YENİDEN KAPANMA GEREKECEK Mİ?</p>

<p>Uzmanlar yaptıkları açıklamada şu an için bir tam kapanma durumunun olmadığını ama ülkelerin dikkatli olmaları gerektiğini söylüyorlar.</p>

<p>UÇUŞLAR İPTAL Mİ EDİLECEK</p>

<p>Konu hakkında henüz bir uçuş iptali kararı alınmadı ancak riskler artarsa özellikle Afrika kıtası üzerine yapılacak uçuşlar kısıtlanabilir hatta durdurulabilir.</p>

<p>MAYMUN ÇİÇEĞİ VİRÜSÜ TÜRKİYE'DE GÖRÜLDÜ MÜ?</p>

<p>Türkiye'de geçmişte mpox virüsü hastalığı tespit edilmiş, hastalar izole edilmiş ve iyileştirilmişti. Resmi kaynaklar, Sağlık Bakanlığı'nın konuyla ilgili gerekli tüm önlemleri aldığını belirterek bu yıl Türkiye'de herhangi bir mpox vakası tespit edilmediğini açıkladı. Fakat Afrika'da görevli Türk askerlerinin ve diplomatik misyonların özellikle aşı konusunda dikkatli davranması gerektiği konusunda uyarılar yapılıyor.</p>

<p>BELİRTİ GÖSTERMEYEBİLİR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konu hakkında Halk TV'de Kayda Geçsin programına konuşan Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, hastalığın aktif belirtilerinin bazen gizli olabileceğini ve anlaşılmasının zor olabileceğini aktardı. Belirtilerin bazen eklem ağrıları, vücutta çiçek gibi kabarcıklar, bazense sadece genital bölgede küçük döküntülerle de karşımıza çıkabileceğini de ifade etti.</p>

<p>MAYMUN ÇİÇEĞİ VİRÜSÜ NEDİR?</p>

<p>Maymun çiçeği, Poxviridae adlı virüs ailesine ve Orthopoxvirus cinsine ait Monkeypox virüsünden kaynaklanan bir hastalıktır. Poxviridae ailesinde yer alan diğer virüsler olan Variola virüsü çiçek hastalığına, Cowpox virüsü sığır çiçeğine yol açarken Vaccinia virüsü ise çiçek aşısı üretiminde kullanılır. Hastalığın adı her ne kadar maymun çiçeği olsa da virüs, aslında kemirgenlerden köken alır. 1958 yılında bir araştırma&nbsp; için tutulmakta olan maymun kolonilerinde çiçek hastalığına benzer belirtilerle görülen iki farklı salgın sonucunda tespit edilen virüs, bu nedenle maymun çiçeği olarak adlandırılmıştır. İnsanlarda ise maymun çiçeği virüsünün enfeksiyonu ilk kez 1970 yılında gözlenmiştir. Bu yıllardan günümüze dek maymun çiçeği Afrika kıtasında tek tük bildirilen vakalar şeklinde düzenli olarak görülmekteydi. Tropikal&nbsp;yağmur ormanlarının bolca yer aldığı Batı ve Orta Afrika’da uzun yıllardır görülen ve bu bölge ile sınırlı kalan maymun çiçeği, nadir olarak bölgeden ihraç edilen hayvanların yol açtığı bulaş ile dünyanın farklı yerlerine ulaşabilmekteydi. Ancak son dönemde hastalık geçmiş döneme oranla daha fazla yaygınlaşmış, farklı bölgelerden farklı insanlar üzerinde teşhis edilmiştir. Özellikle Covid-19 pandemisinin dünya genelinde yol açtığı yıkıcı etkilerden kaynaklı olarak yeni bir virüs salgını ihtimali olarak görülen maymun çiçeği, henüz bu aşamada bir yayılım göstermese de detaylı olarak takip edilmeye başlanmıştır.</p>

<h3><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></h3>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/yeni-bir-pandemi-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Aug 2024 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/m-a-y.png" type="image/jpeg" length="62797"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Erkeklere kötü haber!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/erkeklere-kotu-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/erkeklere-kotu-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Amerikan Kanser&nbsp; Derneği'nin&nbsp; araştırma&nbsp;dergisi olan CANCER'da bir araştırma yayınlandı. Yayınlanan araştırmaya göre gelecek birkaç on yıl içerisinde erkeklerde&nbsp;&nbsp;kanser oranlarının büyük artış yaşayacağı belirtildi.</p>

<p><img align="left" alt="" height="394" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/08/erkek-1.webp" width="430" />Araştırmada, 2022'den 2050 yılına kadar kanser oranlarının erkeklerde %84, kanser ölümlerinin ise %93,2 oranında yükseleceği yazıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada erkeklerin kanser oranlarının gelecekte artacağı, daha fazla risk&nbsp;aktörü ile karşı karşıya gelmelerine bağlanıyor. Kadınlara kıyasla erkeklerin alkol tüketimi, sigara içme, radyasyon, zararlı kimyasallar ve asbest gibi kanserojen olan maddelere iş yerlerinde daha fazla maruz kaldığı aktarıldı. 65 yaş üstü olan, nadir bir kanser türüne sahip olanlar ya da Düşük İnsani Gelişmişlik Endeksi'ne sahip bir ülkede yaşayan erkekler, ölüm riski oranı daha fazla olan gruplar arasında yer almakta.</p>

<p>Erkeklerdeki kanser ölümlerini minimuma indirmek için erken teşhis programlarının yaygınlaştırılması gerektiğini söyleyen araştırmacılar, testis ve prostat kanserleri için erken teşhis programlarının teşvik edilmesi gerektiğini ve daha iyi düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtiyor. Bu adımların hayati öneme taşıdığı vurgulandı.</p>

<h3><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/erkeklere-kotu-haber</guid>
      <pubDate>Tue, 13 Aug 2024 18:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/k-a-n.png" type="image/jpeg" length="49235"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Bu yaz çok sıcak geçecek!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/bu-yaz-cok-sicak-gececek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/bu-yaz-cok-sicak-gececek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p></p>

<p>SAĞLIK - Bu yazın rekor kıran sıcaklıkları dünya genelinde milyonları etkiliyor. Güneş battıktan sonra bile bizi etkilemeye devam ediyor. Vox sitesinde yer alan haberde görüşlerine başvurulan Weill Cornell Medicine’dan Matthew R. Ebben yaz sıcaklarında uykuya dalmanın neden zor olduğunu şöyle anlatıyor:</p>

<blockquote>
<p>Yatmaya hazırlanırken vücut ısımız doğal olarak düşer ancak yatak odasında sıcaklık ve nem yüksek olduğunda, vücudun soğuması ve serin kalması zorlaşır, bu da uykuyu böler. Araştırmalar, küresel olarak daha yüksek sıcaklıkların uyku süresini ve kalitesini azalttığını ve bundan en çok yaşlı yetişkinlerin, kadınların ve düşük gelirli ülkelerde yaşayanların etkilendiğini gösteriyor. Klima ayarı: 25 derece Stanford Üniversitesi Uyku Tıbbı Bölümü’nde klinik profesör olan ve How to Sleep kitabının yazarı Rafael Pelayo, genel olarak insanların daha soğuk havalarda daha iyi uyuma eğiliminde olduğunu söylüyor. Tabii ki bu konuda en etkili yöntem klima. Gece boyunca odayı 20-22 derece arası bir sıcaklıkta tutmak uyku için ideal. Enerji tasarrufu yapmak ve iklime duyarlı olmak için bazı uzmanlara göre 25 derecelik bir sıcaklık da yeterli olabilir. Klima bulunmayan odalarda ise komodinin veya baş ucu masasının üzerine küçük bir vantilatör yerleştirilmesi ve doğrudan yüzünüze doğrultulması öneriliyor. Yatak odasının kapısı da kapalı tutulmalı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p></p>

<p>Yastık çok önemli, uzmanlara göre yatmadan önce vücudun doğal soğuma sürecini teşvik etmeye yardımcı olmanın bir başka yolu ise yatmadan bir ila iki saat önce serin veya ılık bir banyo veya duş almak. Bu, vücut ısısını düşürmeye ve uykuyu teşvik etmeye yardımcı olacaktır.</p>

<p>Ayrıca; yatmadan önceki üç saat içinde egzersiz yapmaktan kaçınmaya çalışmak şart, çünkü egzersiz vücut ısısının düşmesini engelliyor. Gece kullandığınız aksesuarlar da aşırı ısınmayı önlemenize yardımcı olabilir.</p>

<p>How to Sleep kitabının yazarı Rafael Pelayo, "<strong><em>sadece ince bir üst çarşafla bol, hafif pamuklu pijamalarla uyuyun</em></strong>&nbsp;" diyor. Yeni yastık alma zamanınız geldiyse, ısıyı vücudunuzdan uzaklaştırmak veya havanın yastıkta daha iyi dolaşmasını sağlamak için tasarlanmış malzemelerden yapılmış bir soğutma yastığına geçmek isteyebilirsiniz.</p>

<p>Yakın zamanda yapılan bir araştırma, serinletici yastık kullanan katılımcıların daha fazla REM uykusu aldığını ve daha serin, daha kaliteli bir uykuya kavuştuğunu gösteriyor.</p>

<h3><strong>Sorun tiroit olabilir</strong></h3>

<p>Susuz kalmak vücut ısısının yükselmesine neden olarak uykuya dalmayı zorlaştırabileceğinden susuz kalmamaya dikkat edin. Eğer sizi uyandıran şey sıcaksa, araştırmalar kendinize soğuk su püskürtmenizi ya da boynunuza soğuk bir bez koymanızı öneriyor, bu da tekrar uykuya dalabilmeniz için sizi serinletmeye yardımcı olabilir. Serin bir oda, hafif pijamalar ve soğuk kompres uygulamasına rağmen kendinizi hala rahatsız hissediyorsanız tiroit hastalığı veya uyku apnesi gibi ısı intoleransına neden olabilecek altta yatan olası sorunlar hakkında doktora başvurmanız gerekebilir. Tansiyon hapları gibi bazı ilaçlar da ısı toleransını etkileyebiliyor.</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/bu-yaz-cok-sicak-gececek</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jul 2024 13:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/07/yazzzz.png" type="image/jpeg" length="37034"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Kanser nedeni artık yiyip içtiklerimiz…]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/eskiden-bir-numarali-kanser-nedeni-sigaraydi-artik-yiyip-ictiklerimiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/eskiden-bir-numarali-kanser-nedeni-sigaraydi-artik-yiyip-ictiklerimiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>SAĞLIK - Her kitabı olay yaratabn Dr. Mark Hyman gıdaları ilaç olarak kullandığı sağlıklı yaşam receteleriyle tanınıyor. Cleveland Clinic Functional Mewdicine Direktörü ve The UltraWellnness Center'ın kurucusu olan&nbsp; Dr. Mark Hyman'ın eserleri, tam 13 kez New York Times'ın en çok satan kitapları listesinde 1 numara oldu. Hyman'ın doktorlar ve konunun uzmanlarıyla sohbet pdcastleri Oksijen'de yayınlanıyor.&nbsp;</p>

<blockquote>
<p><img align="left" alt="Dr. Mark Hyman" height="467" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/07/dr-mark-hyman.jpg" width="414" /><strong>Merhaba. Bu hafta kanseri nasıl önleyebileceğimiz üzerine konuşacağız.</strong></p>

<p>Kanser vakalarındaki artış kaygı verici. Erken başlangıçlı kanser sayısı 1990-2019 döneminde neredeyse yüzde 80 arttı. Amerikan Kanser Derneği bu yıl sadece ABD’de iki milyon yeni kanser vakası görüleceğini tahmin ediyor. Kolon kanseri gibi sindirim sistemiyle ilişkili olanların yanı sıra meme, prostat, rahim ve akciğer kanseri gibi türlerde de kayda değer yükseliş söz konusu. Dikkat çekici gelişmelerden biriyse kansere bağlı ölümlerde kolorektal, yani kalın bağırsak kanserinin ağırlığının giderek artması. Özellikle 50 yaş altı erkeklerde görülen bu kanser türü genç kadınlar için de ciddi endişe kaynaklarından biri.</p>

<p>Erken yaşlarda kanserin artma sebepleri ne olabilir? Bunları önlemek için ne yapılabilir? Gerçek araştırmalarla desteklenen bazı çözüm yolları önereceğim.</p>

<p>Kanserin kök nedenlerine, yani temel sebeplerine dalıp kronik enflamasyonun ve yaşam tarzımızın biyolojik yaşlanmayı hızlandırarak kanseri nasıl tetiklediğine bakacağız. Erken tarama, uygun diyet, çevresel toksinlere maruz kalma oranını azaltma gibi pratik ve stratejik tavsiyelerden bahsedeceğiz.</p>

<p>ABD’de bu yıl her gün 5 bin 480 kişiye kanser tanısı koyulacağı ve 600 bin kişinin bu hastalık yüzünden hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor. En yaygın türler ise yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak, rektum ve pankreası etkileyen sindirim sistemi kanserleri. Kadınlarda meme ve rahim kanseri sık görülüyor. Solunum sistemiyle ilişkili kanserler çok yaygın. Ultra işlenmiş gıdalardan oluşan beslenmemiz bunda etken olabilir mi? Açıkçası bana öyle geliyor.</p>

<p>2023’te Lancet tıp dergisinde ultra işlenmiş gıdalar ile kanser riski arasındaki ilişkiyi araştıran 11 çalışmadan 9’unda prostat kanseri hariç tüm kanser türleri ile ultra işlenmiş gıdalar arasında doğru orantı bulundu. Diyetinizdeki ultra işlenmiş gıda oranı yüzde 10 arttığında kanser riski de yüzde 10 artıyor. Örneğin Amerikalıların diyetinin yüzde 60’ı ultra işlenmiş gıdalardan oluşuyor. Çocuklarda bu oran yüzde 67’yi buluyor.</p>

<p>Üstelik diyetin bazı kanser türlerindeki etkisi çok daha vahim. Ultra işlenmiş gıda tüketimindeki yüzde 10’luk artış meme kanseri riskini yüzde 11, kolon kanseri riskini yüzde 30, en ölümcül türlerden olan pankreas kanseri riskini ise yüzde 50’ye kadar yükseltebiliyor. Hal böyleyken resmi beslenme kılavuzları ultra işlenmiş gıdaların sadece kilo aldırıcı etkisine odaklanıp bu korkunç sonuçları yeterince ele almıyor. Mesela obezite, diyabet gibi başka birçok hastalığa da yol açtıkları biliniyor.</p>

<p>Tam da bu farkındalık için fonksiyonel tıp yaklaşımına ihtiyacımız var. Bunun için de kök nedenlere inmek gerekiyor. Mesele kanserden ibaret değil. Örneğin tip 2 diyabet geçmişte yetişkinlerde başlayan bir türdü ve çocuklarda asla görülmezdi. Onun da son dönemde çok yaygınlaşmasının sebebi kötü beslenme.</p>

<p>ABD Kanser Araştırmaları Derneği’nin yeni araştırmasına göre 1965 ve sonrasında doğan kişilerin hücreleri daha hızlı yaşlanıyor olabilir. Bu da kanser yaşının düşmesindeki sebeplerden biri. Başka araştırmalar da hücrelerdeki hızlı yaşlanmanın erken başlayan kanser riskini ciddi ölçüde artırdığını ortaya koyuyor. Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan çalışmaya göre hücrelerin erken yaşlanmasıyla birlikte akciğer kanseri riski yüzde 42, sindirim sistemiyle ilişkili kanser riski yüzde 22, rahim kanseri riski yüzde 36 artıyor. Tüm bu değişimlerde genetiğin rolü ise çoğu zaman sanılandan daha düşük.</p>

<p>Hızlı yaşlanmanın ana sebebi genetik değil epigenetik. Yani gen ifademizin bizim yaptıklarımıza bağlı olarak değişmesi. Yediklerimiz, yaşam tarzımız ve çevremiz kanser genlerinin aktive olmasına yol açabiliyor. Tüm bunların kanser üzerindeki etkisi büyük.</p>

<p>Şeker ve nişasta tüketimi ilk sıralarda yer alıyor. Çevresel toksinlere de giderek daha fazla maruz kalıyoruz. Petrokimyasallar, plastikler, ftalatlar, ağır metaller çok yaygınlaştı.</p>

<p>10 civarında temel yaşlanma göstergesi var. Bunlar aslında bütün hastalıkların ortaya çıkışında rol oynuyor. Mesela kan şekeri dengeden çıkınca insülin de mahvoluyor. Neticede insülin direnci görülmeye başlıyor. Bu durum karaciğer, kalın bağırsak, pankreas, meme, rahim gibi birçok kanser türüne yakalanma riskini çok yukarı çekiyor.</p>

<p>Geçmişte kanserin birinci sebebi olarak sigara gösterilirdi. Bugünlerde yiyecekler onu geçti. Toplam kanser vakalarının yüzde 4 ila 8’i obeziteye bağlanıyor. Bence gerçek oran daha da yüksek. Çünkü obezite sorunu yaşayanların erken yaşta kolon kanseri ve rektum kanserine yakalanma ihtimali yüzde 40 artıyor. Daha da önemlisi, kanser hastalarının ciddi bir bölümünde tip 2 diyabet veya glikoz toleransında bozulma görülüyor.</p>

<p>İnsülin direncinin görülme oranı hızla yükseliyor. Örneğin ABD’de nüfusun yüzde 90’ını bir şekilde etkiliyor. Her yıl tip 2 diyabet oranları neredeyse yüzde 5 artıyor ve 2022 yılından beri gençlerde de çok daha sık görülmeye başladı.</p>

<p>Çoğu kronik hastalığın ortak noktası insülin direnci. Bu yüzden fonksiyonel tıp yaklaşımına uygun olarak hastalara gerekli kan ve laboratuvar testlerini yapıyoruz. İnsülin direncini tespit etmek için insülin seviyelerine, kan şekerine, lipoprotein ayrışmasına bakıyor, enflamasyon ve besin düzeylerini ölçüyoruz. Bunların hepsi kanserde de önemli rol oynayan faktörler.</p>

<p>Peki insülin niye zararlı? Aslında bir hormon insülin. Ancak miktarı aşırı hale geldiğinde kanser hücrelerinin de büyümesine yol açıyor. Hücre bölünmesini ve büyümesini artırıp otofaji adlı sürece engel oluyor. Otofaji vücuttaki yaşlı ve hasarlı hücrelerin temizlenmesi demek, yani sağlığımız için çok önemli bir işlem.<br />
Kanser konusunda bir gerçeğin farkına varmak çok önemli; aslında her birimizin vücudunda kanser var. Ama bağışıklık sistemimiz düzgün çalıştığı sürece hastalık ortaya çıkmıyor. Çünkü bağışıklık sistemi doğal katil hücrelerimize emir vererek vücut için zararlı olan hücreleri yok etmesini söylüyor. Normalde bu görevi başarıyla yerine getirebiliyoruz. Fakat doğru yaşam tarzı ve beslenme olmayıp da bağışıklık sistemini geliştiremediğimizde başımız derde giriyor.</p>

<p>Mesela kan şekerimiz çok yükseliyor ve bu kanser vakaları için büyük bir sorun. Kanser hastalarının yüzde 39’unda kan şekerinin yüksek olduğu görülüyor. Çünkü kan şekeri insülin direncine, serbest radikallere ve giderek daha fazla enflamasyona yol açıyor.</p>

<p><img align="left" alt="Kansere Yakalanmada" height="388" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/07/kansere-yakalanmada.png" width="580" />Alkol de önemli bir etken. Lancet’te yayınlanan bir makaleye göre 2020 yılında dünyada görülen kanser vakalarının 750 bininin içki tüketimiyle doğrudan ilişkili olduğu saptandı. Yoğun alkol tüketiminin çoğu kanser türünde çok önemli bir faktör olduğu bilimsel verilerle sabit.</p>

<p>Peki alkol neden kanser riskini artırıyor? Alkol veya etanol vücutta metabolize edildiğinde asetaldehit adlı son derece reaktif ve toksik bileşik ortaya çıkıyor. Asetaldehit DNA’mızda hasara yol açabildiğinden, sebep olduğu zararlı mutasyonlar kanseri beraberinde getirebiliyor. Dahası, DNA onarım mekanizmalarının işleyişini sekteye uğratıyor. Alkol metabolizmasının zararları ise özellikle karaciğer hücrelerinde görülüyor.<br />
Alkol ayrıca lipitler, proteinler, DNA gibi hücre bileşenlerinde hasar yaratıp enflamasyonu artırıyor. A, C, D vitamini ve folat gibi son derece önemli besinlerin emilimini baltalıyor. Bağışıklık sisteminiz için ihtiyaç duyduğunuz minerallerin vücuttan daha fazla atılmasına yol açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üstelik alkol tüketimi arttıkça östrojen seviyesi yükseldiğinden meme kanseri riski artıyor. Hatta çok fazla alkol tüketen erkeklerde bile östrojen artışı sebebiyle meme kanseri görülebiliyor. Bunun sebebi alkol tüketimi sebebiyle vücutta ekstra yağ birikmesi. Bu yağlar östrojen üretimini beraberinde getiriyor. Bu yüzden meme kanserinde kontrol edebileceğiniz en önemli risk faktörlerinden biri alkolden kurtulmak. Günde bir kadeh veya bardak içki içmek bile meme kanseri riskini yüzde 10 artırıyor.</p>

<p>Kronik içki tüketiminin başka sorunlara da yol açtığını biliyoruz. Yüksek miktarlar karaciğerde siroza ve böbrek yaralarına, karaciğer kanserine sebep olabiliyor. Öte yandan alkol ağız, gırtlak, yemek borusu, mide, kalın bağırsak ve rektumdaki mukus zarlarına hasar veriyor. Sindirimle ilgili kanser riskini artırması bu yüzden. Üstelik Covid-19 pandemisi döneminde alkol tüketiminin arttığını biliyoruz. Bu da pandemi sonrası artan kanser vakalarının sebeplerinden olabilir.</p>

<p>Koronavirüsün düşük seviyeli kronik enflamasyona doğrudan yol açıp açmadığını bilmiyoruz. Ancak bu sürecin sitokinleri artırdığını biliyoruz. Üstelik virüsten kurtulduğumuzu düşündüğümüzde bile “uzun Covid” etkileri devam edebiliyor. Öte yandan Covid sonrası kanser vakalarının artışında besin eksiklikleri de rol oynuyor olabilir. Özellikle D vitamininin tıpkı Covid’e karşı olduğu gibi kansere karşı da son derece koruyucu olduğunu hatırlatalım. D vitamini seviyenizi görmek için gerekli testleri muhakkak yaptırın.<br />
Gerçek rakamları bilmek şart çünkü bunlar tahmin edebileceğimiz şeyler değil. Üstelik herkesin D vitamini ihtiyacı farklı. Ama çoğu insanda yeterince bulunmadığını biliyoruz. D vitamini çok kritik çünkü kanserle mücadelede çok sayıda işlevi bulunuyor. Kansere karşı bizi koruduğuna dair de bolca veri mevcut. Kısacası D vitamininin az olması kansere yakalanma riskinin artırırken yüksek miktarda bulunması riski azaltıyor.</p>

<p><strong>Peki D vitamini kanserle mücadelede nasıl bir işe yarıyor?</strong></p>

<p>Kanser hücrelerinin büyümesini ve yayılmasını önleyerek kanserin metastazını ve yayılmasını azaltıyor. Sağlıklı hücrelerin olgunlaşmasını tetikleyerek hücrelerin normalleşmesini sağlıyor. Böylece kanser hücreleri ölmüş oluyor. Ayrıca tümörlerin içinde kan damarlarının oluşumunu ve büyümesini önlüyor. Buna ek olarak kanserler ilişkilendirilen enflamasyonu önlüyor ve kanserin hem ortaya çıkma hem de ölümle sonuçlanma olasılığını azaltıyor. D vitamini serum seviyesi en az 40 nanogram olan kadınların kanser riski, 20 nanogramdan az olanlara göre yüzde 71 daha düşük. Cilt kanseri hariç tüm istilacı kanser türleri buna dahil.</p>

<p>Çok sayıda kontrollü deney üzerinde yapılan analizler D vitamini takviyesi alan kalın bağırsak kanseri hastalarında hastalığın ilerleyişinde ve ölüm ihtimalinde yüzde 30 azalma olduğunu gösteriyor. Yani kansere yakalandıktan sonra alınan D vitamini bile riski düşürüyor.</p>

<p>E vitamini arttıkça da kolon kanseri riski azalıyor. E vitamini 50 nanogram ve üzeri olduğunda bu etki net bir biçimde görülüyor ve kalın bağırsak kanseri riski yüzde 60’a kadar azalıyor. Bu yüzden 30 nanogram olarak belirtilen optimum seviyeyle yetinmemekte fayda var.</p>

<p>Kansere yol açan bir başka önemli etken ise hareketsiz yaşam tarzı. Elimizdeki en iyi mücadele araçlarından biri egzersiz. Çünkü antienflamatuar etkisi var. Üstelik antioksidan üretmemizi sağlıyor. Bununla da kalmayıp kan ve lenf akışını destekliyor ve kan şekerini düzenleyerek detoks süreçlerine yardımcı oluyor. Hareketsiz yaşam sürenler bütün bu fiziksel, metabolik, hormonal ve genel faydalardan mahrum kalıyor.</p>

<p>Kanser vakalarının yaklaşık yüzde 10’u ise genetikten kaynaklanıyor. Ancak belli genlerinizin bulunması illa kanser olacağınız anlamına gelmiyor. Üstelik genetiğin etkisi de sanıldığı kadar yüksek olmayabilir. Danimarka’da toplam 88 bin tek yumurta ikizi üzerinde yapılan çalışmada 44 bin çift ikizin sadece yüzde 10’unda kanserlerin birbiriyle eşleştiği görüldü.</p>

<p>Kanser vakalarının yüzde 90’ı ise çevresel, yani genetik harici etkenlerden kaynaklanıyor. Gençlerde giderek daha çok görülme sebebi de bu.</p>

<p>Buna karşı öncelikle doğru tahlilleri yaptırmak gerekiyor. Aksi halde temelsiz tahminlerden öteye gidemezsiniz. Test sonuçları size kanser riskini gösterecektir. Örneğin insülin direnci çok önemli ve açlık insülini insülin direncini öngörmekte son derece yararlı. Yine lipit paneline bakmakta büyük fayda var. Bunun yanı sıra lipoprotein fraksiyonasyonu, kan şekeri, hemoglobin A1C seviyeleri ve kan sayımı önemli. D vitamini, Omega 3, B12 folat ve B6, çinko, demir ve magnezyum seviyelerimizi bilmek de mühim.<br />
C-reaktif protein, kortizol, leptin, ürik asit, ayrıca kortizol, östrojen gibi hormon seviyelerini de ölçtürmeliyiz. Karaciğer yağlanmasının da kanser riskinde önemli olduğunu biliyoruz. Enzim ve ağır metal rakamlarınızı görün. Bahsettiğim hemen hemen bütün değerleri kapsamlı birkaç testle görmek mümkün.<br />
Dünya Sağlık Örgütü kanser vakalarından yüzde 30 ila yüzde 50’sinin sağlıklı yaşam tarzı benimseyip kanserojen ve çevresel toksinlerden uzak durmakla önlenebileceğini söylüyor.</p>

<p>Bunun için her şeyden önce sigarayı bırakın. Alkolden uzak durun. İçki içiyorsanız bile minimum seviyede tutmaya gayret edin çünkü kırmızı şarap dahil hiçbir içki için güvenli doz diye bir şey olmadığını biliyoruz.<br />
Düzenli ve dengeli beslenin. Gıdaların ilaç olduğunu biliyoruz. Doğru yiyecekler sizi iyileştirebilirken yanlış beslenmek zarar verebilir. Ultra işlenmiş gıdalardan, nişasta, şeker, işlenmiş tahıllardan uzak durun. Tahıl tüketecekseniz işlenmemiş olmasına dikkat edin. Nişasta yiyecekseniz miktarı hep çok az tutun. Şekeri çok nadir ve az tüketin. Fast food, tatlandırılmış içecekler, sosisli sandviç, hamburger ve kalitesiz etlerden uzak durun. Hamburger gibi ürünler tüketecekseniz kaliteli etlerden yapıldığından emin olun.<br />
Süt ürünlerinde de ekstra hormon ilavelerine karşı dikkatli olun. Pestisit de içeriyor olabilirler. Bu yüzden olabildiğince organik ürünler tüketmeye çalışın. Genel olarak içindekiler listesi çok uzun olan ambalajlı ürünlerden uzak durun.</p>

<p>Yapay tatlandırıcılar özellikle sabıkalı. Yüksek fruktozlu mısır şurubu, gazlı içecekler ve meyve suları hiç iyi değil. Meyve suyu yerine lifleri almak ve aşırı şeker yükünden uzak durmak için meyvenin kendisini yiyin. Meyve tüketerek fitobesin ve polifenol almak da mümkün. Şekerli soslardan uzak durun.<br />
Bunların yerine gerçek gıdalar tüketin. Fitokimyasal ve antioksidan içeriği yüksek yiyecekler kanser ve diğer hastalıklarla mücadelenize yardımcı olacak. İşlenmiş gıdalar ise sizi öldürmese bile ya hasta edecek, ya da sağlıksız olup kendinizi kötü hissetmenize yol açacak. Olabildiğince evde, kendi yemeğinizi pişirmeye ve dışarıdan yememeye çalışın.</p>

<p>Ayrıca bitkisel gıdalarınızı olabildiğince çeşitlendirin. Ne kadar renkli olurlarsa faydaları da o kadar çeşitlenip artar. Fitokimyasal içerikleri bizim için çok faydalı. Meyvelerin lif içeriği de aynı şekilde kritik. Bunları tüketmek bağırsak mikrobiyomunuzun sağlıklı kalmasını sağlayacak.</p>

<p>Karalahana, karnabahar, brokoli, lahana, karahindiba, ayrıca tam tahıllar ve baklagiller tüketmenizi öneriyorum. Ancak glifosat gibi herbisitlere maruz kalmamış sebze-meyveler tüketmek önemli. Ayrıca bolca enflamatuar madde içeren cüce buğdaydan uzak durun.</p>

<p>Su ve hava filtreleri kullanarak ve plastik kullanımını azaltarak toksinlere maruz kalma oranınızı azaltabilirsiniz. Gıdanın yanı sıra temizlik ve bakım ürünlerinde de toksik içerikli ürünlerden uzak durmaya çalışın. Bu basit değişikliklerin zaman içinde büyük fark yaratacağını aklınızdan çıkarmayın.</p>

<p>Unutmayın, bugün kanserin sebepleri hakkında çok şey biliyoruz. Dolayısıyla bu hastalığı önlemek için birçok şey yapabiliriz. Proaktif olmak, yani önceden doğru davranmak sağlığımızı olumlu etkileyecek.</p>

<p>Görüşmek üzere.&nbsp;</p>
</blockquote>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Gazete Oksijen</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/eskiden-bir-numarali-kanser-nedeni-sigaraydi-artik-yiyip-ictiklerimiz</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jul 2024 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/07/09.png" type="image/jpeg" length="50725"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Yılda kaç kişi hangi sebepten ölüyor!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/kac-kisi-hangi-sebepten-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/kac-kisi-hangi-sebepten-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>SAĞLIK -&nbsp;Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa’da her yıl gerçekleşen 4 ölümden birinin dört farklı faktöre bağlanabileceğini gösteren önemli bir rapor yayınladı. WHO, güçlü endüstrilerin “yanıltıcı” pazarlama kullanarak ve hükümetlerin kanser, kalp hastalığı ve diyabet gibi öldürücü hastalıkları önleme çabalarına müdahale ederek sağlıksızlığı ve erken ölümleri tetiklediğini vurguladı. Rapor, tütün, fosil yakıtlar, UPF’ler ve alkolün Avrupa’nın 53 bölgesinde her gün 7 bin 400’den fazla ölümden sorumlu olduğunu hesaplıyor. Toplamda bu dörtlü Avrupa’da yılda tahmini 2.7 milyon ölüme neden oluyor. Ki bu da tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 24.5’i anlamına geliyor.</p>

<article>
<p>Guardian gazetesine göre BM sağlık kuruluşunun bulguları, büyük şirketlerin ve ürünlerinin insan sağlığına verdiği büyük zarara yönelik benzeri görülmemiş bir ‘saldırı’ anlamına geliyor. Rapor, “büyük endüstrinin” halk sağlığını iyileştirmeye yönelik politikaları geciktirerek ve rayından çıkararak kârlarını artırmak için açık ve gizli yöntemleri nasıl kullandığını açıklıyor. WHO, “Az sayıda çok uluslu şirket faaliyet gösterdikleri alanda siyasi ve yasal bağlamlar üzerinde önemli bir güce sahip ve kar marjlarını etkileyebilecek kamu yararına düzenlemeleri engelliyorlar” yorumunu yaptı.</p>

<h3><strong>Tüketiciler yanıltılıyor</strong></h3>

<p>WHO Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Henri Kluge “Endüstrinin taktikleri arasında hedefli pazarlama stratejileri yoluyla savunmasız insanların istismar edilmesi, tüketicilerin yanıltılması ve ürünlerinin faydaları veya çevresel referansları hakkında yanlış iddialarda bulunulması yer almaktadır” ifadesini kullandı. Buna göre “büyük ticari endüstriler” tarafından uygulanan taktikler, önlenebilir hastalıkların en büyük nedenleri olan sigara, içki ve obezitenin azaltılmasına yönelik tedbirleri baltalıyor. Rakamlar, alkol, tütün, işlenmiş gıda ve içecekler ile fosil yakıtların küresel olarak yılda 19 milyon ölüme ya da tüm ölümlerin yüzde 34’üne neden olduğunu ortaya koyan 2023 araştırmasını takip ediyor.</p>

<p>WHO’nun analizi, tüm Avrupa ülkelerinin BM’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri olan obezite artışını durdurma ya da 15 yaş ve üzeri kişiler arasında sigara kullanımını yüzde 30 oranında azaltma hedeflerine ulaşma yolunda ilerlemediğini gösteriyor.</p>

<p>Sağlık risklerine rağmen, Avrupa ülkelerinin sadece küçük bir kısmı halka açık yerlerde sigara içmeyi yasaklarken, düz ambalajlama, alkol vergilendirmesi ve gıda etiketlemesi yoluyla zararlı ürünleri daha az çekici hale getirme çabalarının da yaygın olarak uygulanmadığı raporda belirtiliyor. Rapor, zararlı ürünleri düzenlemeye yönelik küresel çabaların yetersiz kaldığını belirterek “Avrupa ve dünya genelinde birçok ülkede alkol ve sağlıksız gıda pazarlamasını düzenleyen yasal tedbirler mevcut olsa da, bunlar dar kapsamlıdır, belirli nüfus gruplarına veya belirli pazarlama tekniklerine odaklanmıştır ve bu nedenle yetersiz koruma sağlamaktadır” diyor.</p>

<h3><strong>‘Lobicilik sınırlansın’</strong></h3>

<p>WHO, tütünün yılda 1 milyondan fazla ölüme, yani Avrupa’daki tüm ölümlerin yüzde 10’una yol açtığını tahmin ediyor. Fosil yakıtlar her yıl yaklaşık 600 bin kişinin ölümüne neden olurken (tüm ölümlerin %5’i), alkol yılda 400 binden fazla kişinin ölümüne yol açıyor. Ve her yıl 350 binden fazla insan çok fazla işlenmiş et, şekerli içecek ve yağlı, tuzlu yiyecek tüketmekten ölüyor.</p>

<p>Rapor, Avrupa’daki hükümetleri sağlığa zararlı ürünlere dair çok daha sert düzenlemeler getirmeye, tekelci uygulamalara ve lobiciliğe sınırlamalar getirmeye, ticaret anlaşmaları ile ekonomik yasaların halk sağlığına öncelik vermesini sağlamaya çağırıyor.&nbsp;</p>

<h3><strong>Tütün, alkol, gıda üreticileri tepkili</strong></h3>

<p>Avrupa gıda ve içecek endüstrisini temsil eden FoodDrinkEurope’un gıda güvenliği, araştırma ve inovasyon direktörü Rebeca Fernández ise çalışmaya sert tepki gösterdi: “İşlenmiş gıdaların tüketimini tütün ve fosil yakıt endüstrileriyle ilişkilendirmek sorumsuzluktur ve son derece yanıltıcıdır. Hepimizin gıdaya ihtiyacı var - ve hepimizin işlenmiş gıdaya ihtiyacı var. Ne yazık ki WHO raporu, bırakın sağlık üzerindeki etkilerini, ultra işlenmiş gıdaların ne olduğuna dair üzerinde uzlaşılmış bir tanım olmadığını kabul etmiyor.”</p>

<p>Avrupa’da alkollü içki endüstrisini temsil eden SpiritsEurope’un genel müdürü Ulrich Adam da WHO’nun güvenilirliğini “zedelediğini” iddia ettiği metodolojisini sorguladı: “Avrupa’da alkolün zararlı kullanımıyla mücadele etmek için yapılması gereken daha çok şey olsa da, alkol tüketimi 2010’dan bu yana %10 azaldı ve alkole bağlı ölümler aynı dönemde %30’un üzerinde azaldı.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>En büyük üç tütün üreticisini temsil eden Tobacco Europe’un genel müdürü Nathalie Darge ise şunları söyledi: “Tüketim alışkanlıklarını değiştirmeyi düşünen yetişkin tiryakileri desteklemek için yenilikçi ve daha az zararlı yeni tütün ve nikotin ürünlerine yatırım yaparak Avrupa’da sigaranın sağlık etkisini azaltmaya kararlıyız. Bu, zararları sınırlandırmak ve Avrupa’nın Kanseri Yenme planına katkıda bulunmak için eşsiz bir fırsattır.”</p>

<h3><strong>Kaç kişi hangi sebepten öldü?</strong></h3>

<p>Tütün 1,151,575, Fosil yakıt 578,908, Alkol 426,857, Yüksek sodyumlu diyet 252,187, Şeker oranı yüksek içecek yoğun diyet 15,606, Mesleki riskler 174,732, Yüksek oranda işlenmiş et içeren diyet 117,290, Trans yağ asitleri içeriği yüksek diyet 6,05</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p>
</article></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/kac-kisi-hangi-sebepten-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jul 2024 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/07/06.png" type="image/jpeg" length="68825"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
