<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>NET TÜRK</title>
    <link>https://www.netturk.com.tr</link>
    <description>Net Turk TV</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.netturk.com.tr/rss/yazarla" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 18:33:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/rss/yazarla"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ünlülerin topu 'Fon'cu Seçil'in 100 yıllık hikayesi!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/unlulerin-topu-foncu-secilin-100-yillik-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/unlulerin-topu-foncu-secilin-100-yillik-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Seçil Erzan’ın gizli fon vaadiyle milyonlarca doları yönettiği iddia edilen süreci, Gerçek’Hikaye formatında okuyorsunuz. Banka, futbolcular, çantalar, tehditler ve 102 yıl 2 ay hapis cezasının perde arkası, bu Seçil Erzan gerçek hikaye dosyasında bir araya geliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BAŞLANGIÇ: ÇORLU ŞUBESİNDEKİ KADIN VE SEÇİL ERZAN’IN İLK YILLARI</p>

<p>Sabahları bankaya herkesten önce gelirdi.</p>

<p>Çorlu’nun puslu sabahında, şubenin camına vuran soğuk ışıklar altında, elinde kahvesiyle anahtarı kilide sokan hep oydu.</p>

<p>Adı Seçil’di.</p>

<p>Plazma ekranların, borsa grafiklerinin, kredi dosyalarının ortasında, maaş bordrolarıyla avucuna bakan insanların hikâyesi onun masasında düğümlenirdi.</p>

<p>İlk yıllarında sıradan bir banka müdürüydü.<br />
Şube küçüktü, müşteri sınırlıydı, para ufaktı, yalanlar da.</p>

<p>O zamanlar sistem hâlâ onu yutmamıştı.<br />
O da sisteme diş geçirecek kadar büyümemişti.</p>

<p>Sonra tayin yazısı geldi.</p>

<p>Türkiye’nin futbolla, parayla, gösterişle sarhoş olduğu yıllardı.</p>

<hr />
<h3>FLORYA: FUTBOLCULAR, TESİSLER VE SEÇİL ERZAN’IN GİZLİ FON MASALI</h3>

<p>Florya’ya geçtiğinde, hayatındaki rakamlar da, insan yüzleri de değişti.</p>

<p>Metin Oktay Tesisleri’nin duvarlarıyla bankanın camı arasında gidip gelen arabalar çoğaldı.</p>

<p>Futbolcular…<br />
Menajerler…<br />
Kulüp çalışanları…</p>

<p>Kimi elinde çantayla, kimi şoförünün açtığı kapıdan aceleyle giriyordu bankaya.</p>

<p>Sıradan memurların önünde beklediği vezne sırası yoktu onlar için.<br />
Müdür odasının kapısı her zaman açıktı.</p>

<p>Çünkü paranın kapısı, parası çok olana kapanmazdı bu ülkede.</p>

<p>Seçil Erzan, kısa sürede isimleri ezberledi.<br />
Kimi çocukluğunda televizyonda gördüğü yıldızdı, kimi son transfer haberi.</p>

<p>İlk başta kitabına uygun bankacılık yapıyordu.<br />
Hesap açıyordu. Talimat alıyordu.<br />
Kredi, yatırım, repo, döviz… Ne yazıyorsa o.</p>

<p>Sonra bir şey oldu.<br />
Ekrandaki rakamlar hayatının dengesini bozacak kadar kızarmaya başladı.</p>

<hr />
<h3>ZARAR: KAYAN RAKAMLAR, ERİYEN HAYAT VE GİZLİ FON FİKRİNİN DOĞUŞU</h3>

<p>İddialara göre 2011’den sonra borsada büyük zararlar yaşadı Seçil Erzan.</p>

<p>Hangi hissede battığından çok, o zararın zihninde açtığı delik önemliydi.<br />
Bilgisayar ekranındaki eksi rakamlar, hayatındaki artıları teker teker yutuyordu.</p>

<p>İnsan önce küçük bir yalan söyler, kendine.<br />
“Toparlarım” der.<br />
“Biraz daha kazanırsam kapatırım” der.</p>

<p>Sonra bu yalan, bankacının ekranından çıkıp hayatının tamamına yayılır.</p>

<p>Seçil Erzan da öyle yaptı.<br />
Yamanın bir süre tutacağını sandı.<br />
Tutmadı.</p>

<p>Eksiyi kapatmak için para lazımdı.<br />
Para için güvenecek bir kulak, inanmış bir göz çifti lazımdı.</p>

<p>O güven, sırtına astığı banka kartındaydı.</p>

<p>Şube müdürüydü o.<br />
Bankanın yüzüydü.</p>

<hr />
<h3>GÜVEN: İMZA, KAŞE, BANKA LOGOSU VE SEÇİL ERZAN’A İNANANLAR</h3>

<p>Bu ülkede insanlar kime güvenir?</p>

<p>Bakkal defterine mi?<br />
Mahalle muhtarına mı?<br />
Yoksa banka tabelasına mı?</p>

<p>Müşteriler kapıdan içeri girdiklerinde önce logoya bakarlar.<br />
Sonra bankonun arkasındaki üniformaya.<br />
En son masanın arkasındaki yüzü görürler.</p>

<p>Seçil Erzan, o yüzdü.</p>

<p>Yıllarca insanlar maaşını, birikimini, “çocuğun geleceği”ni ona teslim etti.<br />
İmzasını görünce rahatlayan çok oldu.</p>

<p>Kaşenin yanına atılan ıslak imza, köydeki tapudan, belediyedeki onaydan daha güvenilir sayılırdı.</p>

<p>Çünkü “banka” denilen şey, korku ve güvenin harmanlanmış hâliydi.</p>

<p>Bu güvenin üzerine, bir gün gizli fon masalını bindirdi.</p>

<hr />
<h3>SEÇİL ERZAN’IN GİZLİ FONU: BÜYÜK PARALAR, BÜYÜK YALANLAR</h3>

<p>İddianameye göre zarar büyüdükçe, oyun da büyüdü.</p>

<p>Artık sıradan vadeli hesap yetmiyordu.</p>

<p>Yeni bir “ürün” lazımdı.<br />
Bankacılık dilinde “ürün”, insanlar için “umut” demekti.</p>

<p>Seçil Erzan, fon diye bir şey anlattı.</p>

<p>Öyle herkese yoktu.<br />
“Özel”di.<br />
Gizliydi.<br />
Kulaktan kulağa anlatılan bir kulis gibiydi.</p>

<p>İfadelerinde söylediğine göre, bu fonun içinde Denizbank’ın genel müdürü de vardı, meşhur bir teknik direktör de.<br />
Büyük isimler havada uçuşuyordu.</p>

<p>Fonun vadesi 30–45 gündü.<br />
Kazancı yüzde 20, yüzde 30, bazen yüzde 40’tı.</p>

<p>Bu oranlar, kısa yoldan köşeyi dönme hayalini bankacılık jargonuna çeviriyordu.</p>

<p>İnsanlar inandı.<br />
Çünkü inanmaya hazırdılar.</p>

<p>Kimi parasını “bankacım kızım gibidir” diyerek verdi.<br />
Kimi “şube müdürü yalan söylemez ya” diye.</p>

<p>Seçil Erzan gerçek hikaye, böylece gizli fon masalının içine yerleşmeye başladı.</p>

<hr />
<h3>ÇANTADA DURAN MİLYONLAR: BANKA DIŞI PARA TRAFİĞİ</h3>

<p>Paralar, vezneden hesaba yatırılmıyordu çoğu zaman.</p>

<p>Çanta…</p>

<p>Bu hikâyenin en kirli kelimelerinden biri oydu.</p>

<p>Deriden, naylondan, tekerlekli, tekerleksiz…</p>

<p>İçinde para olan her çanta, bankacılık sisteminin dışına atılmış bir kurşun gibiydi.</p>

<p>İddiaya göre bazı paralar banka içinde odalarda verildi.</p>

<p>Bazıları otoparkta.</p>

<p>Bazıları dışarıda, gözlerden uzakta.</p>

<p>Defterde hareket yoktu.<br />
Sistemde kayıt yoktu.<br />
Ama çantada para vardı.</p>

<p>Belge isteyenlere kâğıt verildi.</p>

<p>Şık çıktı kâğıtlar…</p>

<p>Banka anteti.<br />
Kaşe.<br />
Islak imza.<br />
Fon adı.<br />
Vade tarihi.<br />
Tutar.</p>

<p>Bazılarında kare kod bile vardı.</p>

<p>Bu kâğıtlar, Anadolu’daki tapudan daha etkiliydi o an.</p>

<p>Çünkü insanlar, “banka kâğıdı” görünce düşünmeyi bırakır.</p>

<hr />
<h3>FUTBOLCULAR VE SEÇİL ERZAN GERÇEK HİKAYE: ŞÖHRETİN YANINDA PARA DA YANAR</h3>

<p>Bir gün ünlü bir futbolcu geldi.</p>

<p>Televizyonlardan, statlardan tanınan bir yüz.</p>

<p>Kazandığı paranın hesabını tutan çoktu, kendisi belki tam bilmezdi.</p>

<p>İddialara göre Seçil Erzan ondan milyonlarca dolar aldı.</p>

<p>Sonra ifadesinde, Arda Turan’dan 13 milyon 900 bin dolar aldığını, 6 milyon 400 bin doları geri verdiğini, gerisini ödeyemediğini söyledi.</p>

<p>Bir başka ünlü futbolcudan, Emre Belözoğlu’ndan 4 milyon 200 bin dolar aldığını, hiç geri ödeyemediğini anlattı.</p>

<p>Bu olaylar duyulunca gazeteler, “futbolcu da dolandırıldı” manşetini sevdi.</p>

<p>Oysa asıl mesele, şöhretin yanındaki paranın yanması değil, bankacılık güveninin yanmasıydı.</p>

<p>Seçil Erzan gerçek hikaye, şöhretle paranın aynı çantada taşındığı yerdi.</p>

<hr />
<h3>KORKU: SENETLER, TEHDİTLER VE GİZLİ FON ÇEMBERİNİN DARALMASI</h3>

<p>Paralar büyüdü, vaat edilen faizler de.</p>

<p>Her yeni gün, öncekine verilmiş bir sözü tutma mecburiyetini getiriyordu.</p>

<p>Çark döndükçe daha çok paraya ihtiyaç vardı.</p>

<p>Bir saadet zincirinin matematiği değişmez:<br />
Yeni para azaldığı gün, yalan patlar.</p>

<p>Seçil Erzan, sıkıştığını görüyordu.</p>

<p>İddiasına göre bazıları zorla senet imzalattı ona.<br />
Bazıları tehdit etti.<br />
Kapıya dayananlar oldu.</p>

<p>“Benim param ne oldu?” diyen sesler, şube odasının duvarlarını delip hayatının içine girdi.</p>

<p>Her yeni gün, “idare etme” çabasıydı.</p>

<p>Ama yalan, yama tutmaz hâle gelmişti.</p>

<hr />
<h3>ÇÖKÜŞ: 7 NİSAN’DA ULAŞILAMAYAN ŞUBE MÜDÜRÜ SEÇİL ERZAN</h3>

<p>7 Nisan 2023…</p>

<p>O gün, Seçil Erzan’a ulaşamayanlar bankaya gitti.</p>

<p>Telefonu kapalıydı, açmıyordu ya da meşguldü.</p>

<p>Kapıdan içeri giren şikâyetler, bir anda “bireysel sorun” olmaktan çıktı.</p>

<p>Bankanın önünde, şubenin koridorlarında, odaların kapısında biriken insanlar artık müşteri değil, mağdurdu.</p>

<p>Bir banka, kriz anında gerçek yüzünü gösterir.</p>

<p>Görevli memurların gözleri büyüdü.<br />
İç yazışmalar hızlandı.<br />
Kameralar devreye girdi.</p>

<p>Şikâyetler savcılığa taşındı, dosya büyüdü.</p>

<p>11 Nisan’da Çorlu’da gözaltına alındı Seçil Erzan.</p>

<p>Seçil Erzan gerçek hikaye, artık resmi bir soruşturmanın konusu olmuştu.</p>

<hr />
<h3>İFADELER: İKİ AYRI SEÇİL ERZAN ANLATISI VE ÇELİŞKİLER</h3>

<p>İlk ifadesinde suçu üstüne aldı.</p>

<p>Belgeleri kendisinin hazırladığını, kaşeleri kendisinin bastığını söyledi.<br />
Bankayı işin dışına koydu.</p>

<p>“İnsanları kandırdım, çok pişmanım” dedi.</p>

<p>Bu, dosyanın ilk halis itirafıydı.</p>

<p>Sonra bir başka ifade verdi.</p>

<p>3 Mayıs tarihli ifadede bu kez başka bir hikâye anlattı.</p>

<p>8 Nisan’da bankanın bir bölge müdürünün korumalarla geldiğini, 9 Nisan’da genel müdürlüğe götürüldüğünü, koluna serum takıldığını iddia etti.</p>

<p>Ona “bu işi banka dışında yaptığını söyle” diye baskı yaptıklarını öne sürdü.</p>

<p>Eski telefonunun kırılmasını, yazışmaların silinmesini istediklerini anlattı.</p>

<p>“Mağdurlara verdiğim tüm evrakları bankada sistemde düzenledim, banka başından beri haberdar olmalıydı” dedi.</p>

<p>İki ifade, iki ayrı Seçil çizdi.</p>

<p>Birinde tek başına yalan söyleyen bir şube müdürü.<br />
Diğerinde sistemin arasında sıkışmış bir kadın.</p>

<hr />
<h3>BANKA TARAFI: KÂĞITTA YOKSA GERÇEKTE DE YOK MU, SİSTEM NEYİ GÖRDÜ?</h3>

<p>Denizbank’ın Teftiş Kurulu, dosyayla ilgili bir rapor hazırladı.</p>

<p>Rapor, bankanın kendini koruyan diliyle konuşuyordu:</p>

<p>Sistemde bu fonla ilgili hiçbir kayıt yoktu.<br />
İşlemler tamamen sistem dışında yürütülmüştü.<br />
Banka antetli resmi bir fon evrağı bulunmadığı savunuluyordu.</p>

<p>Müştekilerin parayı, çoğu zaman banka sistemi dışına bilerek çıkardığı iddia edildi.</p>

<p>Bazı müştekiler için, “ortalama zekâya sahip bir kişinin yapmayacağı davranışlar” dendi.</p>

<p>Resmi olarak, kurum kendini kâğıtla temizliyordu.</p>

<p>Ama halkın gözünde başka bir soru büyüyordu:</p>

<p>Bu kadar büyük para, bu kadar yüksek getiri, bu kadar ünlü isim…</p>

<p>Hiç mi kimse, hiçbir gün, hiçbir toplantıda şüphelenmedi?</p>

<hr />
<h3>ZİMMET DUVARI: BDDK KARARI VE SEÇİL ERZAN DOSYASININ SINIRLARI</h3>

<p>İşin bir de zimmet tarafı vardı.</p>

<p>Mahkeme, Seçil Erzan’ın eylemleri nedeniyle bankacılık zimmeti oluşup oluşmadığını sordu.<br />
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’ndan rapor istedi.</p>

<p>BDDK, zimmet için gerekli ihbar şartının oluşmadığını belirtti.</p>

<p>Bu cümleyle zimmet dosyasının kapısı kapandı.</p>

<p>Dolandırıcılık davası devam etti, zimmet devre dışı kaldı.</p>

<p>Zimmet açılmış olsaydı, suçun adı da çerçevesi de değişecek;<br />
cezalar ağırlaşacak;<br />
banka yönetiminin de yargılanmasının önü açılabilecekti.</p>

<p>Teknik bir madde, kocaman bir tartışmanın üzerine kilit vurdu.</p>

<p>Seçil Erzan gerçek hikaye, böylece daha çok bireyin, daha az sistemin hikâyesi olarak anlatıldı.</p>

<hr />
<h3>MAHKEME SALONU: SEÇİL ERZAN’A VERİLEN 102 YILLIK HAPİS CEZASI</h3>

<p>Davanın görüldüğü salon, sıradan bir duruşma salonu değildi artık.</p>

<p>Gazeteciler, mağdurlar, avukatlar, banka temsilcileri, meraklı gözler…</p>

<p>Herkes, bir kadının hayatının kaç yıla bölüneceğini bekliyordu.</p>

<p>Seçil Erzan’ın son sözleri sorulduğunda:<br />
“Kimseyi aldatmadım” dedi.</p>

<p>Elinde hiç para olmadığını anlattı.<br />
“Ev hapsinde olsam kaçmam, annemi bir daha göremeyecek miyim?” diye sordu.</p>

<p>Mahkeme, duyguyla değil, dosyayla konuştu.</p>

<p>Karar açıklandığında kürsüden çıkan cümle havada asılı kaldı:</p>

<p><strong>102 yıl 2 ay hapis.</strong></p>

<p>Bir insan ömrünün üç katı.<br />
Üstüne para cezası.</p>

<p>Biri ağladı.<br />
Biri küfretti.<br />
Biri “oh olsun” dedi.<br />
Biri “sistem ne oldu?” diye sormaya devam etti.</p>

<hr />
<h3>BANKANIN AÇIKLAMASI: “BİZ DE MAĞDURUZ” DİYEN KURUM VE GİZLİ FON</h3>

<p>Bankanın açıklaması, uzun bir basın metniyle geldi.</p>

<p>Eleştirilerin haksız olduğu, eski bir çalışanın münferit eylemiyle kurumun zarar gördüğü yazıyordu.</p>

<p>“Eski bir çalışanımızın karıştığı, bankamızla ilgisi bulunmayan münferit bir olay” denildi.</p>

<p><em>Münferit</em>…</p>

<p>Bu kelime, ülkede ne zaman büyük bir skandal patlasa, mutlaka bir metnin içine gizlenir.</p>

<p>Kurumları kurtarmak için suçu daraltan, olayı küçülten bir kelime.</p>

<p>Sistem, kâğıt üzerinde kendini böyle korur.</p>

<hr />
<h3>YAN DOSYALAR: HÜRRİYETTEN YOKSUN KILMA, AKLAMA İDDİALARI VE KULİSLER</h3>

<p>İddianamenin dip notlarında başka sorular da vardı.</p>

<p>Seçil Erzan’ı Çorlu’daki evinden alıp İstanbul’a getirdiği iddia edilen bazı banka yetkilileri hakkında, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı bir soruşturma yürütüldüğü yazıyordu.</p>

<p>Onunla birlikte nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği değerlendirilen üç kişi hakkında, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine aykırılık iddiasıyla dosya açıldığı belirtiliyordu.</p>

<p>Adalet, kâğıt üzerinde birçok yere uğruyordu.</p>

<p>Ama sokaktaki insanın adalet duygusu hâlâ yerini bulamamıştı.</p>

<hr />
<h3>GERİDE KALAN: SEÇİL ERZAN GERÇEK HİKAYE SONRASINDA GÜVEN AÇIĞI</h3>

<p>Bu hikâyede sadece paralar kaybolmadı.</p>

<p>Güven de kayboldu.</p>

<p>Bankaya güven.<br />
İmzaya güven.<br />
Kaşeye güven.<br />
Logoya güven.</p>

<p>Bir şube müdürünün, sistemin açıklarından sızarak kurduğu bu gizli fon dünyası, sadece mağdurların değil, haberi ekrandan izleyen milyonların da içine bir şüphe bıraktı:</p>

<p>“Benim bankadaki param gerçekten güvende mi?”</p>

<p>Gizli fon, en büyük zararını rakamlarla değil, bu soruyla verdi aslında.</p>

<hr />
<h3>SEÇİL’İN GECELERİ, ÜLKENİN GÜNDÜZLERİ: BİR SKANDALIN GÖLGESİ</h3>

<p>Şimdi, duvarları soğuk bir koğuşta gün sayıyor Seçil Erzan.</p>

<p>102 yıl, insan zihninin alabileceği bir süre değil.</p>

<p>Ama her gece gözlerini kapattığında belki o ilk imzayı hatırlıyordur.</p>

<p>İlk kaşeyi.<br />
İlk çantayı.<br />
İlk “merak etme, bu aramızda” cümlesini.</p>

<p>Belki kendini sisteme kurban sayıyordur.<br />
Belki hâlâ “kimseyi aldatmadım” diyordur.<br />
Belki her şeyi hak ettiğini düşünüyordur, kim bilir.</p>

<p>Dışarıda ise hayat akıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Futbolcular yeni transfer haberi oluyor.<br />
Banka tabelası yerinde duruyor.<br />
BDDK yeni raporlar yazıyor.</p>

<p>Halk yine imza atıyor, yine borçlanıyor, yine güveniyor.</p>

<hr />
<h3>SON SORU: SEÇİL ERZAN GERÇEK HİKAYE BİREYİN Mİ, SİSTEMİN Mİ YARGISI?</h3>

<p>Bu Gerçek’Hikaye’nin sonunda tek bir soru kalıyor:</p>

<p>Bir kadın, bir şube müdürü, aldığı 102 yılla bu dosyayı kapatabilir mi?</p>

<p>Yoksa asıl yargılanması gereken,<br />
kaşeyi bu kadar değerli,<br />
logoyu bu kadar kutsal,<br />
imzayı bu kadar sorgulanmaz yapan düzen midir?</p>

<p>Cevap, hiçbir mahkeme kararında yazmıyor.</p>

<p>Ama sokaktaki insanların gözlerinde, çoktan verilmiş gibi duruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/unlulerin-topu-foncu-secilin-100-yillik-hikayesi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2023/02/nettuklogo.png" type="image/jpeg" length="38899"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cennet'i dinamitliyorlar!: Yedigöller’in dibine dalacaklar!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/cenneti-dinamitliyorlar-yedigollerin-dibine-dalacaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/cenneti-dinamitliyorlar-yedigollerin-dibine-dalacaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yedigöller Milli Parkı’nın neredeyse dibine altın, bakır, çinko, gümüş ve kurşun için 880 hektarlık maden arama başvurusu yapıldı. Bakanlık, başvuruyu doğruladı ama şirketin adını “ticari sır” gerekçesiyle açıklamadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Burası Yedigöller.<br />
Türkiye'nin en kıymetli doğal alanlarından biri.<br />
Bir eko-cennet.<br />
Sonbaharda sararan yaprakların gökyüzüne yansıdığı, suyun kuşlarla konuştuğu bir düş vadisi...</p>

<p>Ve şimdi bu cennetin tam yanı başında, 880 hektarlık bir maden arama başvurusu var.</p>

<p>Bolu Merkez ilçeye bağlı Bağışlar, Değirmenbeli, Merkezler ve Afşar köylerinin bulunduğu bu bölge için yapılan başvuru, yalnızca altın değil; bakır, çinko, gümüş ve kurşun madenlerini de kapsıyor.</p>

<p>CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.<br />
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a yönelttiği soru önergesiyle iddiaların peşine düştü.</p>

<p><strong>BAKANLIK: “BAŞVURU VAR, AMA HENÜZ RUHSAT YOK”</strong></p>

<p>Bakanlığın yanıtı, korkulanı doğruladı.</p>

<p>Evet, başvuru yapılmıştı.<br />
Evet, bu başvuru Yedigöller Milli Parkı’nın dibindeydi.<br />
Evet, alan tam 880 hektardı.<br />
Ama henüz ruhsat verilmemişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:</p>

<p>“Bolu Merkez ilçesi sınırları içerisinde IV. grup (Altın+Bakır+Çinko+Gümüş+Kurşun) maden arama ruhsat talep sahası için 18/11/2024 tarihinde başvuru yapılmıştır. Ancak henüz arama ruhsatı düzenlenmemiştir. Valilik ve Orman Genel Müdürlüğü’nden görüş beklenmektedir. Ruhsat düzenlenmediği için şu an herhangi bir faaliyete izin verilmemektedir.”</p>

<p><strong>TİCARİ SIR MASALI: HALK BİLMEYECEK Mİ?</strong></p>

<p>Ancak işin en karanlık noktası şu:<br />
Başvuru yapan şirketin ismi açıklanmadı.<br />
Gerekçe? Ticari sır!</p>

<p>Türker Ateş, bu noktada isyan ediyor:</p>

<p>“Bu doğaya yapılacak müdahalenin kamuya açık olması gerekir. Şirketin kim olduğunun açıklanmaması çok düşündürücü. Bu bilgi kamu yararına paylaşılmalı.”</p>

<p>Haklı.</p>

<p>Çünkü “ticari sır” kılıfı altında halktan gizlenen her proje, doğaya saplanan bir hançer oldu bugüne kadar.</p>

<p><strong>ALTININ PARASI VAR, AMA GÖLDEKİ YANSIMANIN YOK</strong></p>

<p>Türker Ateş’in şu cümlesi, gerçeğin kalbinde yankılanıyor:</p>

<p>“Bolu’nun zenginliği yeraltında değil, yer üstündeki eşsiz güzelliklerdedir.”</p>

<p>Çünkü Yedigöller’in altındaki altın, üstündeki manzaradan daha kıymetli değil.<br />
Çünkü bir milli parkın suyu, ağacı, böceği, kuşu ve sessizliği; madenin getireceği her kuruştan daha değerlidir.</p>

<p><strong>MADENCİLİK KILIFIYLA AĞAÇ KESENLER: OYUN YİNE AYNI</strong></p>

<p>Türkiye’deki benzer süreçlere bakıldığında, bu “henüz ruhsat verilmedi” cümlesi tanıdık bir oyalama stratejisine dönüşmüş durumda.</p>

<p>Hatırlayalım:</p>

<p>Kazdağları'nda da “sadece arama” denmişti.<br />
Ormanlar delik deşik olmuştu.</p>

<p>Artvin Cerattepe’de de aynı masal anlatılmıştı.<br />
Sonra maden için dağlar parçalandı, doğa sus(turul)du.</p>

<p>Şimdi sırada Yedigöller mi var?</p>

<p><strong>YEDİGÖLLER HALKINA SORULDU MU?</strong></p>

<p>Bu başvurular yapılırken kimse bölge halkına, köylülere, doğaseverlere sordu mu?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Sormazlar.</p>

<p>Çünkü halkın iradesi değil, şirketlerin iştahı öncelikli.</p>

<p>Sahi...</p>

<p>880 hektar alanın ne demek olduğunu bilen var mı?</p>

<p>Yaklaşık 1.232 futbol sahası!</p>

<p>Bu kadar büyük bir alanda yapılacak maden aramasının yaratacağı ekolojik yıkım nasıl “önemsiz” gösterilebilir?</p>

<hr align="center" size="0" width="100%" />
<h2><strong>SONUÇ YERİNE: ALTIN MI, YAŞAM MI?</strong></h2>

<p>Bu bir tercih meselesidir.</p>

<p>Altın mı, orman mı?<br />
Kâr mı, doğa mı?<br />
Zengin şirketler mi, zengin ekosistem mi?</p>

<p>Bakanlık, henüz “değerlendirme aşamasında” olduğunu söylüyor.<br />
Ama kamu vicdanı, bu projeye çoktan RED verdi.</p>

<p>Çünkü:</p>

<p>- Kuşlar sessizliğe muhtaçtır, gürültüye değil.</p>

<p>- Ağaçlar toprakta yaşar, cevherde değil.</p>

<p>- Yedigöller doğadır.</p>

<p>- Ve doğa ticari sır değildir.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/cenneti-dinamitliyorlar-yedigollerin-dibine-dalacaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 27 May 2025 19:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/05/yedi-g-o-l.png" type="image/jpeg" length="51539"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dönerciden altın madenine: 770 Şirketin Sahibi Kim?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/donerciden-altin-madenine-770-sirketin-sahibi-kim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/donerciden-altin-madenine-770-sirketin-sahibi-kim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin en büyük holdingi artık özel bir şirket değil; devletin kendisi. TMSF’nin kontrolündeki 770 şirket, 100 milyar TL ciro ve 40 bin çalışanla “kayyum ekonomisi” büyüyor. Patron kayyum mu, yoksa kayyumun da üzerinde başka bir patron mu var?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p data-end="534" data-start="493"><a href="http://www.netturk.com.tr"><u>ARAS MOREN</u></a></p>

<p data-end="582" data-start="535">Türkiye’nin en büyük holdinginin patronu kim?</p>

<p data-end="663" data-start="584">Özel sektör mü? Sermaye piyasası mı? Kapitalizm mi? Hayır. Patron <strong data-end="661" data-start="650">devlet.</strong></p>

<p data-end="897" data-start="665">Ama öyle klasik bir devlet değil. Bir eli kayyumda, diğer eli mahkemede, bir gözü medyada, öbür gözü billboardda. Bir koluyla enerji üretiyor, öteki koluyla hamburger satıyor. Hem altın madenlerinin sahibi, hem dönercinin patronu.</p>

<p data-end="1018" data-start="899">Ve işte o patron, 770 şirketin koltuğuna oturmuş durumda. Yıllık cirosu <strong data-end="989" data-start="971">100 milyar TL.</strong> Çalışan sayısı <strong data-end="1016" data-start="1005">40 bin.</strong></p>

<p data-end="1128" data-start="1020">Ama bir CEO yok. Bir genel müdür yok. Bir vizyon belgesi yok. Kayyum var. Kayyumlar var. Kayyumcuklar var.</p>

<p data-end="1162" data-start="1130">Ve onların üstünde, “bir” var.</p>

<h3 data-end="1203" data-start="1169">*&nbsp; *&nbsp; *</h3>

<p data-end="1203" data-start="1169">BİR DEVLETİN İKİNCİ EKONOMİSİ</p>

<p data-end="1284" data-start="1204">Bu tabloyu açıklamak için yeni bir terim lazım: <strong data-end="1282" data-start="1252">Devletin ikinci ekonomisi.</strong></p>

<p data-end="1525" data-start="1286">Çünkü bu, devlet bütçesinden ayrı; ama yine devletin kontrolünde bir ekonomi. Maliye Bakanlığı’na bağlı değil, ama Cumhurbaşkanlığı’na bağlı. Kamu ihale yasasına uymuyor, ama kamu varlığı. Özel şirket görünümünde, ama devletin eli orada.</p>

<p data-end="1671" data-start="1527">Ve liste uzayıp gidiyor:<br data-end="1554" data-start="1551" />
Enerji santralleri.<br data-end="1576" data-start="1573" />
Mobilya devleri.<br data-end="1595" data-start="1592" />
Sağlık zincirleri.<br data-end="1616" data-start="1613" />
Kripto şirketleri.<br data-end="1637" data-start="1634" />
Medya organları.<br data-end="1656" data-start="1653" />
Billboardlar.</p>

<p data-end="1724" data-start="1673">Ne ararsan var. <strong data-end="1722" data-start="1689">Bir tek bağımsız yönetim yok.</strong></p>

<p data-end="1760" data-start="1731">*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p data-end="1760" data-start="1731">KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE?</p>

<p data-end="1952" data-start="1761">Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)… Adı bile ironik. Çünkü tasarrufları sigorta etmek için kuruldu. Ama şimdi tasarruf sahiplerinden çok, <strong data-end="1950" data-start="1902">tasfiye edilen şirketlerin sigortacısı gibi.</strong></p>

<p data-end="1993" data-start="1954">Peki bu 770 şirket nasıl oraya geldi?</p>

<p data-end="2180" data-start="1995">Bir kısmı 15 Temmuz sonrası. “FETÖ’nün finans ayağı” diyerek.<br data-end="2059" data-start="2056" />
Bir kısmı “kara para aklama” diyerek.<br data-end="2099" data-start="2096" />
Bir kısmı “ihale yolsuzluğu” diyerek.<br data-end="2139" data-start="2136" />
Bir kısmı “çıkar amaçlı örgüt” diyerek.</p>

<p data-end="2212" data-start="2182">Ve sonra: <strong data-end="2210" data-start="2192">kayyum atandı.</strong></p>

<p data-end="2329" data-start="2214">Ama bu kayyumlar öyle rastgele kişiler değil. İktidara yakın. Partiye yakın. Yandaş basına yakın. “Aileye” yakın.</p>

<p data-end="2447" data-start="2331">Yönetim kurullarına atanan isimler, partiden istifa edip gelen eski vekiller, AKP teşkilatlarından tanıdık yüzler.</p>

<p data-end="2497" data-start="2449">Ve soralım: <strong data-end="2495" data-start="2461">Kim kazanıyor? Kim kaybediyor?</strong></p>

<p data-end="2552" data-start="2504">*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p data-end="2552" data-start="2504">İŞ DÜNYASININ YENİ KURALI: KAYYUM EKONOMİSİ</p>

<p data-end="2598" data-start="2553">Ekonomide artık bir “kayyum ekonomisi” var.</p>

<p data-end="2723" data-start="2600">Bir gün bir mahkeme kararı. Ertesi gün TMSF devrede. Üçüncü gün şirket kayyum yönetiminde. Dördüncü gün satış listesinde.</p>

<p data-end="2792" data-start="2725">Ve her satışta, her yönetimde, <strong data-end="2790" data-start="2756">iktidara yakın bir başka isim.</strong></p>

<p data-end="2906" data-start="2794">Mobilya devleri.<br data-end="2813" data-start="2810" />
Enerji üreticileri.<br data-end="2835" data-start="2832" />
Sağlık zincirleri.<br data-end="2856" data-start="2853" />
Billboard şirketleri.<br data-end="2880" data-start="2877" />
Kripto finans aktörleri.</p>

<p data-end="2967" data-start="2908">Hepsi aynı şemsiye altında: <strong data-end="2965" data-start="2936">TMSF’nin kayyum holdingi.</strong></p>

<p data-end="3110" data-start="2969">Ama soralım: Devlet neden bu kadar çok sektörde birden patron olmak ister? Yatırım yapmak mı? Hizmet sunmak mı? Yoksa <strong data-end="3108" data-start="3087">kontrol etmek mi?</strong></p>

<p data-end="3158" data-start="3117">*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p data-end="3158" data-start="3117">SERMAYE TRANSFERİ Mİ, MİLLİLEŞME Mİ?</p>

<p data-end="3209" data-start="3159">İktidar diyor ki: <strong data-end="3207" data-start="3177">“Milli ekonomi kuruyoruz.”</strong></p>

<p data-end="3269" data-start="3211">Muhalefet diyor ki: <strong data-end="3267" data-start="3231">“Servet transferi yapıyorsunuz.”</strong></p>

<p data-end="3418" data-start="3271">Bir yanda “FETÖ’den temizlenen” şirketler.<br data-end="3316" data-start="3313" />
Bir yanda “suç gelirlerinden arındırılan” işletmeler.<br data-end="3372" data-start="3369" />
Öte yanda “kamulaştırılmış” medya organları.</p>

<p data-end="3610" data-start="3420">Ama bir gerçek var:<br data-end="3442" data-start="3439" />
Bu şirketlerin yönetim kurullarında hep iktidara yakın isimler.<br data-end="3508" data-start="3505" />
Bu şirketlerin ihalelerinde hep tanıdık yüzler.<br data-end="3558" data-start="3555" />
Bu şirketlerin satışlarında hep bilindik alıcılar.</p>

<p data-end="3697" data-start="3612">Ve hepsinin sonunda <strong data-end="3654" data-start="3632">“sermaye birikimi”</strong> denen o şey, başka ellere doğru kayıyor.</p>

<p data-end="3739" data-start="3704">*&nbsp; *&nbsp; *</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="3739" data-start="3704">DEVLETİN REKLAM PATRONU OLMASI</p>

<p data-end="3804" data-start="3740">Belki de en stratejik adım: <strong data-end="3802" data-start="3768">reklam şirketlerine el koymak.</strong></p>

<p data-end="3865" data-start="3806">Billboardlar. Dijital panolar. Açık hava reklam alanları.</p>

<p data-end="3953" data-start="3867">Seçim öncesi kontrol.<br data-end="3891" data-start="3888" />
Seçim zamanı propaganda.<br data-end="3918" data-start="3915" />
Seçim sonrası teşekkür mesajları.</p>

<p data-end="4141" data-start="3955">Bütün o ışıklı tabelalar, şimdi TMSF kayyumlarının imzasında. Bir seçimde kimin ilan vereceğine karar veren, bir reklam kampanyasında kimin afişinin asılacağına karar veren <strong data-end="4139" data-start="4128">devlet.</strong></p>

<p data-end="4225" data-start="4143">Ve bu, yalnızca ekonomi değil; <strong data-end="4223" data-start="4174">siyasetin de reklam alanlarını kontrol etmek.</strong></p>

<p data-end="4263" data-start="4232">*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p data-end="4263" data-start="4232">ALTIN MADENİNDEN DÖNERCİYE</p>

<p data-end="4452" data-start="4264">Liste öyle uzun ki:<br data-end="4286" data-start="4283" />
Altın madeni.<br data-end="4302" data-start="4299" />
Enerji santrali.<br data-end="4321" data-start="4318" />
Hamburger zinciri.<br data-end="4342" data-start="4339" />
Mobilya fabrikası.<br data-end="4363" data-start="4360" />
Özel hastane.<br data-end="4379" data-start="4376" />
Kozmetik merkezi.<br data-end="4399" data-start="4396" />
Medya kanalı.<br data-end="4415" data-start="4412" />
Reklam şirketi.<br data-end="4433" data-start="4430" />
Kripto platformu.</p>

<p data-end="4534" data-start="4454">Bir devlet düşünün, <strong data-end="4532" data-start="4474">dönerciden altın rafinerisine kadar her şeyin patronu.</strong></p>

<p data-end="4563" data-start="4536">Ve bu patronun adı: TMSF.</p>

<p data-end="4676" data-start="4565">Ama onun arkasında, o kayyumların arkasında, o kayyumların atandığı yerin arkasında <strong data-end="4674" data-start="4649">bir başka patron var.</strong></p>

<p data-end="4717" data-start="4683">*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p data-end="4717" data-start="4683">SİYASETİN EKONOMİYLE EVLİLİĞİ</p>

<p data-end="4811" data-start="4718">Aslında yaşanan, ekonominin siyasallaşmasından öte, <strong data-end="4809" data-start="4770">siyasetle ekonominin nikah kıyması.</strong></p>

<p data-end="4870" data-start="4813">Bağımsız sermaye mi? Özel sektör mü? Serbest piyasa mı?</p>

<p data-end="4887" data-start="4872">Hepsi hikaye.</p>

<p data-end="5009" data-start="4889">Çünkü artık “patron”, bir siyasi mekanizma.<br data-end="4935" data-start="4932" />
Ve her el koymada, her kayyum atamada, her satışta <strong data-end="5007" data-start="4986">bir siyasi hamle.</strong></p>

<p data-end="5082" data-start="5011">Ekonomi artık yalnızca ekonomi değil.<br data-end="5051" data-start="5048" />
Ekonomi, <strong data-end="5080" data-start="5060">siyasetin alanı.</strong></p>

<p data-end="5141" data-start="5084">Ve bir sonraki büyük soru: <strong data-end="5139" data-start="5111">bu tablo nerede duracak?</strong></p>

<p data-end="5289" data-start="5143">Devlet daha kaç sektöre el koyacak?<br data-end="5181" data-start="5178" />
Kaç şirket daha “milli” olacak?<br data-end="5215" data-start="5212" />
Ve bu “milli” ekonomi, gerçekten milletin mi, yoksa iktidarın mı olacak?</p>

<p data-end="5327" data-start="5296">*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p data-end="5327" data-start="5296">SONUÇ: 770 ŞİRKETLİ PATRON</p>

<p data-end="5394" data-start="5328">Türkiye’nin en büyük şirketi artık <strong data-end="5392" data-start="5363">devletin kayyum holdingi.</strong></p>

<p data-end="5449" data-start="5396">770 şirket.<br data-end="5410" data-start="5407" />
100 milyar TL ciro.<br data-end="5432" data-start="5429" />
40 bin çalışan.</p>

<p data-end="5475" data-start="5451">Ve hepsi <strong data-end="5473" data-start="5460">bir elde.</strong></p>

<p data-end="5571" data-start="5477">Bir günde mi oldu? Hayır.<br data-end="5505" data-start="5502" />
Planlandı mı? Belki.<br data-end="5528" data-start="5525" />
Kimin yararına? İşte orası en büyük soru.</p>

<p data-end="5626" data-start="5573">Çünkü <strong data-end="5624" data-start="5579">bir patron var, ama birden çok ortak var.</strong></p>

<p data-end="5804" data-start="5628">Ekonominin bu “yeni normalinde” kimin zenginleştiği, kimin yoksullaştığı, kimin rekabetten dışlandığı, kimin siyasi güce bağlandığı, <strong data-end="5802" data-start="5761">her şey bir kayyum raporunda yazıyor.</strong></p>

<p data-end="5837" data-start="5806">Ama o rapor halka açık değil.</p>

<p data-end="5963" data-start="5839">Ve Türkiye, bir kayyum ekonomisinden, <strong data-end="5905" data-start="5877">bir kayyum cumhuriyetine</strong> doğru yürüyor mu, yoksa gerçekten “milli ekonomiye” mi?</p>

<p data-end="5979" data-start="5965">Karar sizin.</p>

<p data-end="5979" data-start="5965"><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/donerciden-altin-madenine-770-sirketin-sahibi-kim</guid>
      <pubDate>Tue, 06 May 2025 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/05/kayyum-holding.png" type="image/jpeg" length="78219"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'yi yeniden inşa etmeye geliyormuş!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/turkiyeyi-yeniden-insa-etmeye-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/turkiyeyi-yeniden-insa-etmeye-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekrem İmamoğlu sahaya indi! Ön seçim için Türkiye'yi adım adım dolaşacak, halkın nabzını tutacak. 'Önce aday, sonra Cumhurbaşkanı olacağız' diyen İmamoğlu, meydanlarda değişim rüzgârı estiriyor!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Hakkında siyasi yasak istenen... Düzeni değiştirmeye çalışan bir lider... Diploması üzerinden tartışmalar yürütülen bir belediye başkanı... Ablukaya alınmış bir seçim sürecindeki siyasetçi...</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 23 Mart’ta gerçekleştireceği ön seçimde tek aday olarak yarışacağını açıkladı. Yaptığı sosyal medya paylaşımıyla adaylığını ilan eden İmamoğlu, "Önce aday, sonra Cumhurbaşkanı olma iddiasıyla yola çıkıyorum. Ortak akıl ve uzlaşmayla Türkiye yeniden ayağa kalkacak" dedi.</p>

<p><strong>HALK ÇAĞIRIYOR: HAYDİ ARTIK!</strong></p>

<p>İmamoğlu, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ile birlikte Ünalan Kent Lokantası’nın açılışına katıldı. Ancak açılış, vatandaşların yoğun ilgisi nedeniyle bir mitinge dönüştü. Coşkulu kalabalık, değişim çağrısını yükseltti.</p>

<p>İmamoğlu kürsüdeydi. Konuşmasında halkın beklentilerini dile getirdi:</p>

<blockquote>
<p>"İnsanlarımız bize şunu söylüyor: Hadi, hadi artık! Hadi şu memleketi değiştirelim! Acele ediyor insanımız, çünkü sırtımızı sıvazlıyor, ‘Dayanın’ diyor. Bu memleketin değişmesi için kol kola, omuz omuza, meseleleri partiler üstü bir seviyeye taşımanın zamanı geldi!"</p>
</blockquote>

<p><strong>MÜCADELENİN ADI: DEMOKRASİ</strong></p>

<p>İmamoğlu, makam sevdasında olmadığını, büyük bir mücadeleye talip olduğunu vurguladı:</p>

<blockquote>
<p>"Ben bir makama değil, zorlu bir mücadeleye adayım! Tek derdim, tek hayalim, bu iktidarın yerle bir ettiği devlet yapısını, ekonomiyi, demokrasiyi, hukuku, eğitimi, sağlığı yeniden inşa etmek! Ancak bu bozuk düzen, her aşaması geniş bir uzlaşmayla belirlenen ilkeli ve erdemli bir dayanışmayla değiştirilebilir. İşte bu yüzden partimizin gerçekleştireceği ön seçim, ortak aklın, uzlaşmanın ve dayanışmanın ilk adımıdır!"</p>
</blockquote>

<p><strong>YOLA ÇIKIYOR: İLK DURAKLAR VE MESAJLAR</strong></p>

<p>İmamoğlu, ön seçim kampanyası kapsamında Türkiye’yi adım adım dolaşacağını ve her kesimden insanla bir araya geleceğini duyurdu. İlk durağının Samsun olacağını açıkladı. Ardından Erzurum, Diyarbakır, İzmir ve Ankara’da halk buluşmaları gerçekleştirecek.</p>

<p>"Bu seçim bir kişinin değil, milletin iradesinin seçimidir. Cumhuriyet kazanacak, halk kazanacak!" diyerek meydanlarda halkla birlikte olacağını söyledi.</p>

<p><strong>PARTİ İÇİNDE VE DIŞINDA TEPKİLER</strong></p>

<p>İmamoğlu’nun adaylığına parti içinden ve dışından farklı tepkiler geldi. CHP Genel Merkezi’nden bazı isimler, "Ön seçim partimiz için bir şanstır. Değişimin gücü halkın elindedir" açıklamasını yaptı. Ancak bazı parti kurmayları, "Bu sürecin parti içinde kutuplaşmalara neden olabileceği" görüşünü dile getirdi.</p>

<p>Öte yandan, iktidar kanadı İmamoğlu’nun adaylığını "popülist bir hamle" olarak değerlendirdi. AKP sözcüleri, "CHP içinde bir yarış var ama Türkiye’nin gerçek sorunlarına çözüm üretecek bir projeleri yok" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak sokaktaki vatandaşın yorumu netti:</p>

<blockquote>
<p>"Biz kavga değil, çözüm istiyoruz! Gençler işsiz, ekonomi kötü, geleceğimiz belirsiz. Değişim olacaksa halk karar verecek!"</p>
</blockquote>

<p><strong>SANDIKTAN DEĞİŞİM ÇIKACAK MI?</strong></p>

<p>CHP’nin ön seçimi, sadece partililer için değil, Türkiye’nin kaderi için kritik bir eşik olarak görülüyor. İmamoğlu’nun etrafında birleşen değişim hareketi, Türkiye’nin geleceğine dair yeni bir umut doğuruyor.</p>

<p>Şimdi herkesin aklında tek bir soru var: Ön seçimden değişim çıkacak mı?</p>

<p>Ve daha önemlisi; Bu değişim Türkiye’ye yayılacak mı?</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV, ANALİZ'HABER</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/turkiyeyi-yeniden-insa-etmeye-geliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Mar 2025 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/03/eko-devam.png" type="image/jpeg" length="22761"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[14 Şubat’ta rekor kıran Rezervler Neden 13 Milyar Dolar Eridi?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/14-subatta-rekor-kiran-rezervler-neden-13-milyar-dolar-eridi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/14-subatta-rekor-kiran-rezervler-neden-13-milyar-dolar-eridi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<article data-scroll-anchor="false" data-testid="conversation-turn-7" dir="auto">
<h3 data-end="108" data-start="44"><em><strong data-end="106" data-start="48">- Merkez Bankası rezervleri neden hızla erimeye başladı?</strong></em></h3>

<p data-end="404" data-start="109">14 Şubat’ta 173,2 milyar dolarla rekor kıran Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervleri, kısa süre içinde hızla düşüşe geçti. Ekonomist Mahfi Eğilmez, CNBC-e canlı yayınında yaptığı açıklamada, bu erimenin boyutlarını hesapladı. Peki, bu rezervler neden ve nasıl bu kadar hızlı eridi?</p>

<h3 data-end="454" data-start="406"><em><strong data-end="452" data-start="410">- Rezervlerde kaç milyar dolar kayboldu?</strong></em></h3>

<p data-end="701" data-start="455">Eğilmez’in hesaplamalarına göre, rezervlerde en az <strong data-end="538" data-start="506">10 milyar dolarlık bir erime</strong> var. Son iki gün de dahil edildiğinde, toplam kayıp <strong data-end="611" data-start="591">13 milyar dolara</strong> yaklaşıyor. Ancak bu düşüş resmi rakamlara ancak iki hafta sonra tam olarak yansıyacak.</p>

<h3 data-end="747" data-start="703"><strong data-end="745" data-start="707">- Enflasyon tahmini neden düşürüldü?</strong></h3>

<p data-end="1093" data-start="748">2023 yılı Şubat ayı enflasyonu <strong data-end="792" data-start="779">yüzde 4,5</strong> olarak gerçekleşmişti. 2024 yılı için ise, sağlıkta katılım payı artışının kaldırılması gibi etkenler nedeniyle, enflasyon beklentisi <strong data-end="940" data-start="927">yüzde 3,5</strong> seviyesine çekildi. Eğilmez, bu revize edilen tahmine rağmen yıl sonu enflasyon beklentisini <strong data-end="1046" data-start="1034">yüzde 35</strong> seviyesinde tutmaya devam ettiğini söylüyor.</p>

<h3 data-end="1168" data-start="1095"><strong data-end="1166" data-start="1099">Sanayi üretiminde toparlanma mı, yoksa ‘Ölü Kedi Sıçraması’ mı?</strong></h3>

<p data-end="1752" data-start="1169">Sanayi üretimi uzun süre ekside seyrettikten sonra Kasım-Aralık döneminde toparlandı. Ancak bu yükselişin sürdürülebilir olup olmadığı konusunda belirsizlik var. Eğilmez, bu durumu <strong data-end="1374" data-start="1350">“Ölü Kedi Sıçraması”</strong> olarak adlandırıyor: <strong data-end="1480" data-start="1396">“Ölü kediyi yukarıdan atsanız da zıplar ama canlı olup olmadığını bilemezsiniz.”</strong> 2024 yılı için sanayi üretiminin büyüme oranı <strong data-end="1538" data-start="1527">yüzde 3</strong> seviyesinde gerçekleşirse, Türkiye ekonomisi için kötü bir performans olmayacak. Ancak potansiyel büyüme oranının <strong data-end="1670" data-start="1653">yüzde 4,5 - 5</strong> arasında olduğu düşünüldüğünde, bu rakamların yeterli olup olmadığı tartışmalı.</p>

<h3 data-end="1801" data-start="1754"><strong data-end="1799" data-start="1758">Kur neden beklenen sıçramayı yapmadı?</strong></h3>

<p data-end="1915" data-start="1802">Dolar kurunun baskılandığına yönelik iddialar sık sık gündeme geliyor. Ancak Eğilmez’e göre, asıl neden farklı:</p>

<ul data-end="2128" data-start="1916">
 <li data-end="1957" data-start="1916">Enflasyon, kurdan daha hızlı artıyor.</li>
 <li data-end="2016" data-start="1958">Yüksek faiz politikası, dolardan çıkışı hızlandırıyor.</li>
 <li data-end="2070" data-start="2017">Yatırımcılar dövizden çıkıp TL faizine yöneliyor.</li>
 <li data-end="2128" data-start="2071">Piyasada dolar bolluğu oluştuğu için kur yükselmiyor.</li>
</ul>

<p data-end="2339" data-start="2130">Fakat son günlerde <strong data-end="2195" data-start="2149">dolar/TL kuru 36 seviyesinin üzerine çıktı</strong>. Bunun nedeni olarak <strong data-end="2240" data-start="2217">rezervlerdeki erime</strong> ve <strong data-end="2269" data-start="2244">siyasi belirsizlikler</strong> gösteriliyor. Yatırımcıların yeniden dolara yöneldiği belirtiliyor.</p>

<h3 data-end="2376" data-start="2341"><strong data-end="2374" data-start="2345">Rezervler nasıl eritildi?</strong></h3>

<p data-end="2524" data-start="2377">Merkez Bankası, piyasaya <strong data-end="2417" data-start="2402">dolar sundu</strong>. Eğilmez’e göre, bu satışlar rezervlerdeki erimenin ana kaynağı. Ancak dikkat çekici bir nokta daha var:</p>

<ul data-end="2721" data-start="2525">
 <li data-end="2571" data-start="2525">TCMB <strong data-end="2568" data-start="2532">swap (takas) işlemlerini azalttı</strong>.</li>
 <li data-end="2641" data-start="2572">Yerine <strong data-end="2622" data-start="2581">carry trade ve ödünç verilen dolarlar</strong> devreye sokuldu.</li>
 <li data-end="2721" data-start="2642">Ancak bu tür kısa vadeli fonlar, ani oynaklıklarda hızla çıkış yapabiliyor.</li>
</ul>

<h3 data-end="2770" data-start="2723"><strong data-end="2768" data-start="2727">Rezervlerdeki düşüş kalıcı mı?</strong></h3>

<p data-end="3094" data-start="2771">Rezervlerdeki kaybın nedenleri arasında <strong data-end="2863" data-start="2811">döviz arzı, faiz politikası ve siyasi gelişmeler</strong> etkili görünüyor. Eğilmez, rezervlerin daha fazla erimesinin TL üzerindeki baskıyı artırabileceğini söylüyor. Peki, bu erime devam ederse kur ne olacak? Faiz politikası değiştirilecek mi? Ekonomi yönetimi yeni adımlar atacak mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="3214" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="3096">Bekleyip göreceğiz. Ama şimdilik görünen o ki <strong data-end="3214" data-is-last-node="" data-start="3142">rezervler hızla eriyor, yatırımcılar tedirgin, piyasa yönünü arıyor.</strong></p>

<p data-end="3214" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="3096"><a href="http://​​​​​​​www.netturk.com.tr"><strong data-end="3214" data-is-last-node="" data-start="3142">www.netturk.com.tr</strong></a></p>

<p></p>
</article></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/14-subatta-rekor-kiran-rezervler-neden-13-milyar-dolar-eridi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Feb 2025 12:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2023/02/nettuklogo.png" type="image/jpeg" length="91251"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tüyleri diken diken eden film]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/tuyleri-diken-diken-eden-film</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/tuyleri-diken-diken-eden-film" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p><strong>ANALİZ&nbsp;</strong>'<em>HABER</em> -&nbsp;Koç Holding yine döktürmüş! Hani diyoruz ya, 10 Kasım gelince bir hüzün kaplar içimizi, gözler doluverir… İşte bu yıl da öyle oldu! Bakın, Koç Holding’in 10 Kasım videosu yayınlandı, millet duygulandı, gözyaşları süzüldü yanaklardan. ‘Bize ne oldu böyle’ dedirtti herkese…</p>

<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 86. ölüm yıl dönümü.&nbsp; Bu yılın en etkileyici reklam filmlerinden biri yine Koç Holding’ten geldi.</p>

<p>KÜÇÜK ÇOCUKLAR TRENE KOŞUYOR</p>

<p>Film öyle başlıyor ki…</p>

<p>İki köylü küçük çocuk, o eski tren yollarında, ellerinde minicik bir çiçek, koştur koştur trenin peşinde.</p>

<p>“Bu çocuklar neyin peşinde böyle” diye bir düşünüyor sizi.</p>

<p>Sonra işin aslı anlaşılıyor;</p>

<p>Atatürk’ün cenazesi taşınıyor! Çocuklar yetişmeye çalışıyor trene.</p>

<p>Sonra o duygu dolu konuşmalar…</p>

<p>İşte o an herkes sustu. Sosyal medya sallandı, herkes paylaşmaya başladı:</p>

<p><em>“Görmedin mi, tüyler diken diken oldu” </em>diyenler mi dersiniz, <em>“Gözyaşlarımı tutamadım” </em>yazanlar mı…</p>

<p>BİR REKLAMDAN FAZLASI</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu reklam filmi sadece bir reklam değil.</p>

<p>Aslında <em>“Biz unutmuyoruz, unutturmayacağız”</em> diyor Koç Holding.</p>

<p>Her yıl, özenle, birbirinden güzel ve ilgi çekici reklam filmleri hazırlıyor Koç'lar. “Atatürk’ü anımsatalım, sevgiyle, özlemle analım”&nbsp; tadında, uzun metrajlı film gibi çalışmalar yapıyorlar.&nbsp;</p>

<p>Yürteklere öyle bir dokunuyorlar ki, herkes bir anda sessiz kalıyor.</p>

<p>&nbsp;ATATÜRK’ÜN İZİNDEYİZ!</p>

<p>Koç Holding, her ne kadar özel sektör devi olsa da, Atatürk’ün <em>“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”</em> ilkesiyle nefes alıp veriyor gibi…</p>

<p>Evet, özel bir şirket ama o cenaze treni peşinde koşan çocuklar gibi, Cumhuriyet değerlerine bağlı.</p>

<p>86 yıl geçse de Atatürk sevgisi bir gram bile azalmış değil.</p>

<p>Kimin yüreğinde?</p>

<p>Herkesin!</p>

<p>Küçük çocuklardan yaşlılara kadar, toplumun her kesimi bugün o trenin arkasında…</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a><br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV, ANALİZ'HABER</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/tuyleri-diken-diken-eden-film</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Nov 2024 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/11/koc10.png" type="image/jpeg" length="17660"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnme sadece yaşlıların hastalığı değil, çaresi var!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/inme-sadece-yaslilarin-hastaligi-degil-caresi-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/inme-sadece-yaslilarin-hastaligi-degil-caresi-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnme yalnızca yaşlıların değil; gençler de risk altında. Henüz hayatının başında olan bir insan, bir anda felç riskiyle karşı karşıya kalabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>SAĞLIĞINIZA -&nbsp;Her yıl yaklaşık 150 bin insan... Tam 150 bin kişi ülkemizde inme geçiriyor. Bu ne demek? Neredeyse bir Anadolu kasabası kadar insan, bir anda tehlikeyle burun buruna geliyor. Ve biz bunu “kader” diyerek sineye çekiyoruz. Ama Prof. Dr. Yusuf Kalko diyor ki: “Durun bir dakika! Kader filan değil bu. Mücadele edilebilir bir hastalık.”</p>

<p>AMELİYAT MI? “KONUŞA KONUŞA TEDAVİ EDİYORUZ”</p>

<p>Bakın, Prof. Dr. Yusuf Kalko anlatıyor; diyor ki: “Bu ameliyatlarda artık genel anesteziye gerek yok. Hastayla konuşa konuşa, bilinci açık bir şekilde tedavi uyguluyoruz.” Durun, bir an durup düşünelim. Hastayı uyutmuyorlar, bilinç açık. Boyundan, lokal anesteziyle şah damarına giriyorlar ve tıkanıklığa sebep olan pıhtıyı temizliyorlar. “Eğer ihtiyaç olursa, beynin damarlarına kadar ulaşıp balon ve stentle damarları açıyoruz,” diye anlatıyor Kalko. Anlatıyor ama, mesele sadece pıhtıyı çıkarmak değil. Hastayı, yatalak olmaktan kurtarmak. Hareket edebilen, kendine yeten bir hayat sunmak. Çünkü inme geçiren bir insan, çoğu zaman hayatının geri kalanını bağımsız olarak yaşayamıyor.</p>

<blockquote>
<p><strong>"İNME" BELİRTİLERİ?</strong></p>

<p><strong>Yüzde Ani Sarkma</strong>: Yüzün bir tarafında ani kas düşüklüğü, özellikle gülümsemede zorluk.</p>

<p><strong>Kol veya Bacakta Güçsüzlük</strong>: Genellikle vücudun bir tarafında güç kaybı veya hareket zorluğu.</p>

<p><strong>Konuşma Güçlüğü</strong>: Kelimeleri düzgün söyleyememe, dilde karışıklık.</p>

<p><strong>Ani Görme Kaybı</strong>: Gözlerde çift görme veya bulanıklık.</p>

<p><strong>Denge ve Koordinasyon Kaybı</strong>: Ani denge kaybı veya baş dönmesi.</p>

<p><strong>TEDAVİ YÖNTEMLERİ</strong></p>

<p>İnme tedavisinde erken müdahale hayati önem taşır. Lokal anestezi ile yapılan inme cerrahisinde pıhtılar temizlenir, gerektiğinde damar içine stent yerleştirilir. Böylece kan akışı yeniden sağlanarak inmenin etkileri azaltılabilir.</p>
</blockquote>

<p>İNME SADECE YAŞLILARI MI BULUR?</p>

<p>Şimdi akla ilk gelen; yaşlılık hastalığı diye düşünmek... “Genç insanlarda görülmez,” deyip kendimizi rahatlatıyoruz. Ama yine Kalko’dan geliyor uyarı: “İnme yalnızca yaşlıların değil; gençler de risk altında.” Bazen 30 yaşındaki bir hastayı da ameliyat masasında bulabiliyorlar. Düşünün; henüz hayatının başında olan bir insan, bir anda felç riskiyle karşı karşıya. Neden? Stres, hareketsiz yaşam, sigara, kötü beslenme... Bunlar her yaşta tehdidi artırıyor. Kalko, gençlere diyor ki: “Erken yaşlarda önlem alın. Belirtileri dikkate alın.”</p>

<p>KADER DEĞİL, TEDAVİ MÜMKÜN</p>

<p>İnme deyince aklımıza hemen yaşlı, hasta, bakıma muhtaç insanlar geliyor. Ancak artık mesele, sadece uzun yaşamak değil; sağlıklı ve bağımsız yaşamak. Prof. Dr. Kalko diyor ki: “78-80 yıl yaşıyoruz ortalama, ama bu süreyi kaliteli geçirmek herkesin hakkı.” Erken müdahale ile inme geçirmiş biri yıllarca sağlıklı yaşayabiliyor. İyi bir bakım, tedavi ve doğru müdahaleyle, kimseye muhtaç olmadan yıllarca bağımsız yaşayabilmek mümkün.</p>

<p>BELİRTİLERİ HAFİFE ALMAYIN</p>

<p>Prof. Dr. Kalko bu noktada halkı uyarıyor: “Yüz felci, konuşma zorluğu, vücudun bir tarafında ani kuvvet kaybı gibi belirtiler ihmal edilmemeli.” Yani aniden konuşmakta zorlanıyorsanız, yüzünüzde kasılmalar oluyorsa, yürürken denge kaybı yaşıyorsanız, beklemeden bir sağlık kuruluşuna başvurun diyor Kalko. Zira inme, öyle yavaş ilerleyen bir rahatsızlık değil. Çoğu kez aniden gelir. Erken müdahale hayat kurtarıcıdır, diye vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İNME KADER DEĞİL, DİRENME HAKKIMIZ VAR</p>

<p>Son sözü yine Kalko söylüyor: “İnme kader değil, tıbbi müdahaleyle önlenebilir.” Evet, teknoloji ilerliyor, cerrahi yöntemler gelişiyor. İnme kader olmaktan çıkıyor. Prof. Dr. Kalko’nun dediği gibi, daha çok kişiye ulaşmak gerek. Çünkü her yıl 150 bin insan bu riskle yüz yüze. Çoğu belki bir sağlık kuruluşuna gitmeyi dahi düşünmüyor. Halbuki erken müdahale ile hayatlar kurtulabilir.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p>

<blockquote>
<p><u><strong><img align="left" alt="Yusuf Kalko Fotor 2024110611170" height="424" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/11/yusuf-kalko-fotor-2024110611170.png" width="422" />KİM KİMDİR?</strong></u></p>

<p><strong>PROF. DR. YUSUF KALKO</strong></p>

<p><strong>Doğum Yılı ve Yeri:</strong> 1970, Kağızman, Kars</p>

<p><strong>Eğitim:</strong> 1987-1988: Hacettepe Üniversitesi, Yabancı Diller Yüksek Okulu, İngilizce Hazırlık, 1988-1994: Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi</p>

<p><strong>Uzmanlık Eğitimi:</strong> 1995-2001: İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Kalp ve Damar Cerrahisi</p>

<p><strong>Akademik Ünvanlar:</strong> 2009: Doçentlik, 2015: Profesörlük</p>

<p><strong>Çalışma Deneyimi:</strong> 2001-2010: Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2010-2017: İstanbul Özel Bahçelievler Medical Park Hastanesi, 2017-2021: İstinye Üniversitesi Bahçeşehir Liv Hastanesi, 2021-Halen: Özel Muayenehane</p>

<p><strong>Uzmanlık Alanları:</strong> Konjenital Kalp Cerrahisi, Yetişkin Kalp Cerrahisi, Periferik Damar Cerrahisi, Acil Disekan Aort Cerrahisi, Anevrizmalar</p>

<p><strong>Bilimsel Yayınlar:</strong> 20 uluslararası, 30 ulusal makale; 142 bildiri.</p>

<p><em>Prof. Dr. Yusuf Kalko, 1970 yılında Kars'ın Kağızman ilçesinde doğmuştur. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara'da tamamladıktan sonra, 1987-1988 yıllarında Hacettepe Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu'nda İngilizce hazırlık eğitimi almıştır. 1988 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne başlamış ve 1994 yılında mezun olmuştur. </em></p>

<p><em>Tıp eğitimini tamamladıktan sonra, 1995-2001 yılları arasında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nde Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisası yaparak uzmanlık unvanını kazanmıştır. 2009 yılında doçent, 2015 yılında ise profesör unvanlarını almıştır. </em></p>

<p><em>Meslek hayatı boyunca çeşitli sağlık kuruluşlarında görev yapan Prof. Dr. Kalko, 2001-2010 yılları arasında Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışmıştır. 2010-2017 yılları arasında İstanbul Özel Bahçelievler Medical Park Hastanesi'nde "Aort ve Periferik Arter Cerrahisi Sorumlu Hekimi" olarak görev yapmıştır. 2017-2021 yılları arasında İstinye Üniversitesi Bahçeşehir Liv Hastanesi'nde "Periferik Damar Cerrahisi Sorumlu Hekimi" olarak çalışmıştır. 2021 yılından itibaren kendi özel muayenehanesinde hasta kabul etmektedir. </em></p>

<p><em>&nbsp;Prof. Dr. Yusuf Kalko'nun uzmanlık alanları arasında konjenital kalp cerrahisi, yetişkin kalp cerrahisi, periferik damar cerrahisi, acil disekan aort cerrahisi ve anevrizmalar bulunmaktadır. Ayrıca, minimal invaziv damar cerrahisi ve inme cerrahisi gibi alanlarda da çalışmalar yapmaktadır. </em></p>

<p>Bilimsel alanda da aktif olan Prof. Dr. Kalko'nun 20 uluslararası ve 30 ulusal yayını bulunmaktadır. Ayrıca, uluslararası ve ulusal bilimsel toplantılarda sunulan toplam 142 bildirisi mevcuttu</p>

<p><strong>Web Sitesi:</strong> <a href="https://www.yusufkalko.com/" rel="nofollow" target="_new">www.yusufkalko.com</a></p>

<p><strong>YouTube Kanalı:</strong> <a href="https://www.youtube.com/@prof.dr.yusufkalko5784" rel="nofollow" target="_new">Prof. Dr. Yusuf Kalko</a></p>
</blockquote>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV, SAĞLIĞINIZA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/inme-sadece-yaslilarin-hastaligi-degil-caresi-var</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Nov 2024 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/11/i-n-m-e.png" type="image/jpeg" length="49655"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cumhuriyet'ten geriye ne kaldı?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/elde-kalan-cumhuriyet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/elde-kalan-cumhuriyet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>ANALİZ'HABER -&nbsp;<strong>Ece Temelkuran</strong>’ın <em>“Elde Kalan Cumhuriyet”</em><strong> </strong>yazısı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş idealinden günümüze dek olan serüvenini ele alıyor. <strong>Temelkuran</strong>, <em>“Biz borçlu büyütüldük</em>” cümlesiyle söze başlıyor ve Cumhuriyet çocuklarının sırtına yüklenen halka, ülkeye hizmet borcunu hatırlatıyor. Bu borç, bir öğretmen çocuğu olmanın ötesinde, tüm '<em>Cumhuriyet çocuklarının omuzlarına işlenmiş bir ideal'</em>dir. Zalimlerin elinden halkı kurtarma inancı, laik ve demokratik bir toplum yaratma ideali, çocuk yaşta içimize nakşedildi. Ancak bu borçluluk duygusunun <strong>Cumhuriyet</strong> ile birlikte nasıl değiştiğini ve savrulduğunu bugün daha acı bir şekilde hissediyoruz.</p>

<p>CUMHURİYET: BAHTSIZ COĞRAFYADA BİR UMUT</p>

<p><strong>Temelkuran</strong>, <em>Cumhuriyet</em>’i, bahtsız bir coğrafyada kürekleri akıntıya karşı çekme inadına benzetiyor. <em>Türkiye Cumhuriyeti,</em> küllerinden doğan bir imparatorluğun ardından yükselen bir özgürlük, bağımsızlık ve eşitlik umudu taşıyordu. '<em>Cumhuriyet, zalime karşı direnen ve kimsesizlerin yalnız kalmayacağı bir düzenin vaadi'</em>dir. Ancak bugün 101 yaşında olan bu Cumhuriyet, kuruluş ideallerinden ne kadar uzaklaştı? Cumhuriyet, 101. yılına tedirgin bir soru işaretiyle giriryor: Acaba bu hayal, bu miras ayakta kalabilecek mi? <strong>Elde kalan Cumhuriyet</strong>, gerçekçi bir umut mu yoksa hüzünle dolu bir anı mı?</p>

<blockquote>
<p><img align="left" alt="" height="210" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/10/e-c-e.jpg" width="157" />ECE TEMELKURAN</p>

<p>"...</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti bir hayal. Kürekleri akıntıya karşı çekme fikri. Bahtsız bir coğrafya, kavga dövüş bile olsa hep beraber yaşama hayali. “Bu ülke bir insan hızarıdır çocuğum” desen bile yine de ve yeniden borçlu çocuklar büyütme niyeti. Hazin bir şey var bu hayalde, efkârlı bir şey. Ama yine de ne bileyim, güzel bir şey var, çok derinden güzel bir şey.</p>

<p>..."</p>
</blockquote>

<p></p>

<p></p>

<p>NESİLDEN NESİLE GEÇEN BİR MÜCADELE RUHU</p>

<p><strong>Ece Temelkuran</strong>’ın anneannesi <strong>Nevin Dağlı</strong>, <em>Cumhuriyet’in ilk çocuklarından</em>. Çerkez kökenli, yoksul bir istasyon şefinin kızı olarak yetişen <strong>Nevin</strong>, hızlı bir eğitimle Ege’nin bir köyüne öğretmen olarak gönderildi. O dönemde Cumhuriyet’in inşa sürecinde önemli bir figür olan anneannesi, <em>halkı aydınlatma ve Cumhuriyet değerlerini yayma görevini üstlenmiş </em>bir Cumhuriyet kadınıydı. <strong>Temelkuran</strong>’ın aktardığı gibi, anneannesinin eğitim alanındaki bu adanmışlığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kuşağının Cumhuriyet’e nasıl bir bağlılığı olduğunu gösteriyor. O kuşak, idealizmiyle ve inancıyla Cumhuriyet’in temellerini attı.</p>

<p>Anneannesinin bu mücadele ruhu, Temelkuran’ın annesi Lale Hanım’a da geçmiş. Lale Hanım, uzun yıllar resim öğretmenliği yapmış ve Cumhuriyet değerlerini öğrencilerine aktarmış bir kadın. Ancak o dönemin Türkiye’sinde, Cumhuriyet ideallerini yaşatmaya çalışan öğretmenlerin mücadelesi hiç de kolay değildi. 1980’li yıllarda annesinin yaptığı Atatürk köşesinde yer alan <em>“fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” </em>nesiller yetiştirme sözleri dahi, dönemin baskıcı ve şüpheci tavrına takılmış; <em>“Bu harfler orak çekiç gibi duruyor” </em>eleştirisiyle karşı karşıya kalmış.</p>

<p>GURBETTE BİR CUMHURİYET NESLİ</p>

<p>Bugün Temelkuran ve kardeşi İnan, Cumhuriyet’in üçüncü nesli olarak Türkiye dışında yaşıyor. Temelkuran, Cumhuriyet’in <em>“Giderlerse gitsinler” </em>söylemiyle adeta kendi evlatlarını ülke dışına ittiğini ifade ediyor. <em>Temelkuran ve binlerce Cumhuriyet çocuğu, bugün geri dönmeye davet edilmeksizin, ülkesinden uzaklarda kendilerine bir gelecek aramaya çalışıyor</em>. Yurtdışında <em>“yabancılar şubesinde” </em>sırada bekleyen bu nesil, ülkelerinden kopmuş ve Cumhuriyet projesinin <em>“üretim hatası” </em>gibi hissettirilmiş bir grup haline gelmiş durumda. Dışarıda yaşayan sadece Temelkuran ve kardeşi değil; Türkiye’den göç eden binlerce genç, Cumhuriyet’e bağlılıkları ve gelecek umutları ile bir gün geri çağrılacakları umuduyla beklemekte.</p>

<p>CUMHURİYET KİMLERİN ELİNDE?</p>

<p>Temelkuran’ın yazısı, Cumhuriyet’in bugün kimlerin elinde olduğunu da sorguluyor. Yurt içinde kalan milyonlarca Cumhuriyet çocuğu, kendi ülkelerinde<em> “yersiz yurtsuz” </em>olarak görülmekte. Her fırsatta Cumhuriyet’in kendilerine ait olmadığı hissettirilmekte, <em>“Gitmek isteyen gitsin” </em>söylemiyle ötekileştirilmekteler. Cumhuriyet’in gerçek mirasçısı olan bu kuşak, bugün kendilerini dışlanmış ve hor görülmüş hissediyor.</p>

<p>BORÇLULUK DUYGUSUYLA BÜYÜYEN BİR NESİL</p>

<p>Cumhuriyet çocukları, halka, ülkeye ve insana borçlu oldukları hissiyle büyüdü. Temelkuran, <em>“Bu ülke bizi vergileriyle okuttu” f</em>ikrinin ötesinde, çok daha derin bir borçluluk duygusu ile yetiştirildiklerini söylüyor. Coğrafyanın kaderini değiştirme ideali, içlerinde güçlü bir sorumluluk duygusu oluşturmuş. Ancak bugünün yöneticileri, bu borçluluk hissini taşımaktan uzak; ne işçilerin ölümü, ne çocukların açlığı, ne de gençlerin ülkeden göç etmesi onları etkiliyor. Cumhuriyet çocukları, her şeye rağmen, bu borçluluk duygusuyla yaşamaya devam ediyor; kendilerini feda etmeye hazır bekliyorlar.</p>

<p>YÜZYILLIK BİR RÜYA: HÜZÜNLÜ AMA GÜZEL</p>

<p>Temelkuran’ın yazısında, Cumhuriyet’in yüz yıllık bir rüya olduğunu ve bu rüyanın sürekli bir mücadele anlamına geldiğini görüyoruz. Ece Temelkuran için Cumhuriyet, <em>“kürekleri akıntıya karşı çekme” f</em>ikridir. Bir insan hızarına benzeyen bu ülke, her şeye rağmen içlerinde bir umutla yaşayan insanlar için hala güzel bir şey ifade ediyor. Cumhuriyet’in 101. yılına girerken, Temelkuran, hayalin değerine inanıyor ve ona bağlı kalmaya devam ediyor. Bu mirasın her şeye rağmen, çok derinden gelen bir güzelliği olduğunu söylüyor.</p>

<blockquote>
<p>CUMHURİYETİN KALAN MİRASI</p>

<p>Cumhuriyet’in yüzüncü yılına yaklaşırken, geriye kalan en büyük mirasın Cumhuriyet olduğunu söylemek, aslında Türkiye’nin tarihsel, kültürel ve toplumsal anlamda neleri kaybettiğine dair geniş bir özet sunuyor. İşte Cumhuriyet yolunda veya onun yaşatılması adına kaybedilen bazı değerler ve semboller:</p>

<p><strong>Osmanlı İmparatorluğu ve Monarşi</strong>&nbsp;: Cumhuriyet’in kurulması, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması ve monarşinin sona ermesiyle mümkün oldu. Bu, bin yıllık bir imparatorluk düzeninin, hanedan sisteminin ve geleneksel yönetim yapısının sona ermesi anlamına geliyordu. Bu değişim, eski yapıya ait kültürel, sanatsal ve mimari birçok değerin de yitirilmesine neden oldu.</p>

<p><strong>İmparatorluk Kimliği ve Çok Ulusluluk</strong>: Osmanlı, farklı etnik kökenleri, dinleri ve kültürleri bir arada tutan bir imparatorluktu. Cumhuriyet, tek bir ulusal kimlik inşa etmeyi amaçladığından, farklı milletlerin kendilerini ifade etme biçimleri de zamanla törpülendi. Bu süreçte, çok kültürlü ve çok dinli bir toplum yapısı yerini daha homojen bir kimlik anlayışına bıraktı.</p>

<p><strong>Geleneksel Eğitim Sistemleri ve Medrese Kültürü</strong>: Cumhuriyet ile birlikte modern eğitim kurumları ön plana çıktı ve medreseler kapatıldı. Modern bilimi ve laik eğitimi esas alan bu yeni sistem, medrese temelli geleneksel eğitimi sona erdirdi. Bu, dinin toplumdaki rolünde ve halkın eğitim sürecinde köklü bir değişime yol açtı.</p>

<p><strong>Osmanlı Alfabesi ve Dil Reformu</strong>: Cumhuriyet, Latin alfabesini kabul ederek Osmanlı alfabesini terk etti ve bu da toplumun tarihi metinlerle olan bağını kopardı. Dilin sadeleştirilmesi ve yenilenmesi, halkı Osmanlı kültüründen uzaklaştırırken, eski yazı ile yazılmış edebi eserler, belgeler ve tarihsel miras büyük oranda erişilmez hale geldi.</p>

<p><strong>Toplumsal Sınıflar ve Saray Hayatı</strong>: Cumhuriyet, eşitlik idealiyle hareket ederek, Osmanlı dönemi saray yaşamını, aristokrat sınıfları ve bu sınıfların kültürünü sona erdirdi. Aristokrasiye dayalı bir toplumsal yapının yerini, daha halkçı ve sınıfsız bir topluma bırakma çabası aldı. Ancak bu geçişte, o döneme özgü birçok sanat, müzik ve edebi değer kayboldu.</p>

<p><strong>Köklü İslami Gelenek ve Yaşam Tarzları</strong>: Cumhuriyet, laikliği esas aldığı için, toplumun gündelik yaşantısında da dini etkileri geriletti. Cumhuriyet öncesinde gündelik hayatın bir parçası olan dini ritüeller, simgeler ve yasalar bir anlamda kamusal alandan çekildi. Bu, modernleşme çabasının bir parçası olsa da toplumda derin bir dönüşümü ve bazı kesimlerde kimlik kaybını beraberinde getirdi.</p>

<p><strong>Eski Mahalle Kültürü ve Geleneksel Dayanışma</strong>: Cumhuriyet dönemiyle birlikte büyükşehirleşme ve sanayileşme hız kazandı. Bu süreçte geleneksel mahalle yaşamı ve komşuluk ilişkileri azaldı, modern şehir yapıları içinde geleneksel dayanışma ve yardımlaşma kültürü eridi. Bu da toplumun daha bireyselci bir yapıya geçmesine yol açtı.</p>

<p><strong>Anadolu’daki Farklı Halk Müziği ve Folklorik Zenginlik</strong>: Cumhuriyet, sanatı modernleştirip Batılı unsurlarla harmanlamaya çalışırken, Anadolu’nun çeşitli halk müzikleri, geleneksel dansları ve kültürel motifleri modernize edildi. Bu durum, köylerdeki geleneksel sanat ve halk müziği birikiminin kaybına yol açtı.</p>

<p><strong>Cumhuriyet Neslinin Yurtdışına Savruluşu</strong>: Günümüzde, Cumhuriyet ideallerini içselleştiren ve bu kültürle büyüyen genç nesiller, çeşitli nedenlerle yurtdışına göç ediyor. Bu süreç, Cumhuriyet’in en temel ilkelerini sahiplenen nesillerin yurtdışında bir aidiyet arayışına girmesine, Türkiye’nin ise eğitimli insan kaynağını yitirmesine neden oldu.</p>

<p><strong>Sosyal Adalet ve Laiklik Mücadelesi</strong>: Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarından biri olan laiklik ve sosyal adalet kavramları, yıllar içerisinde zayıfladı. Bu kayıplar, Cumhuriyet’in kuruluş ideallerinden uzaklaşmaya ve Türkiye’de toplumsal adalet arayışının sekteye uğramasına yol açtı.</p>

<p><strong>Cumhuriyet’in Kalan Mirası</strong>: Bütün bu kayıplara rağmen, Cumhuriyet hala Türkiye’nin laiklik, eşitlik ve özgürlük ideallerini simgeliyor. Kimi zaman zorlanarak da olsa bu miras, modern Türkiye’nin ana ilkeleri olarak hayatta kalmaya devam ediyor. Toplumda derin kök salan Cumhuriyet’in değerleri, yeni nesillere farklı şekillerde ilham olmaya devam ediyor.</p>

<p>Cumhuriyet, çok şey kaybedilmesine rağmen ayakta kalan ve Türkiye’nin temellerini oluşturan bir miras olarak geçmişe, bugüne ve yarına meydan okuyan bir ideali temsil ediyor.</p>
</blockquote>

<p></p>

<blockquote>
<p><u><strong><img align="left" alt="" height="370" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/10/k-i-m.jpg" width="259" />KİM KİMDİR?</strong></u></p>

<p><strong>Ece Temelkuran</strong>, Türk gazeteci, yazar ve düşünürdür. 22 Temmuz 1973’te İzmir’de doğdu ve hukuk eğitimi alarak Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Ancak kariyerine hukuk alanında değil, gazetecilikte devam etti. Temelkuran, toplumsal olaylara duyarlı bakış açısı ve keskin kalemiyle kısa sürede Türkiye’nin önde gelen gazetecilerinden biri haline geldi.</p>

<p><strong>Gazetecilik Kariyeri:&nbsp;</strong>&nbsp;Ece Temelkuran, Türkiye’de Milliyet ve Cumhuriyet gibi önemli gazetelerde köşe yazarlığı yaparak tanındı. Yazılarında sıklıkla siyasi ve toplumsal meselelere odaklanan Temelkuran, Kürt sorunu, kadın hakları, demokrasi ve ifade özgürlüğü gibi konuları ele aldı. Gazetecilikteki cesur tavrı nedeniyle zaman zaman baskılara maruz kalsa da yazılarında eleştirel tutumunu korudu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yazar ve Düşünür Kimliği: </strong>Gazeteciliğin yanı sıra roman, deneme ve araştırma kitapları kaleme alan Temelkuran, hem Türk hem de uluslararası okuyucular arasında geniş bir kitleye ulaştı. En bilinen eserleri arasında “Muz Sesleri”, “Düğümlere Üfleyen Kadınlar”, “Devir” ve “İyilik Güzellik” gibi romanları ve denemeleri bulunur. Kitaplarında da toplumsal konulara derinlemesine eğilen Temelkuran, özellikle kadın kimliği, kültürler arası çatışma ve Orta Doğu’daki politik meseleleri işledi. Eserleri pek çok dile çevrilen yazar, küresel çapta tanınan bir figür haline geldi.</p>

<p><strong>Uluslararası Başarılar ve Ödüller: </strong>Temelkuran, Türkiye’deki siyasi duruma ve demokrasi sorunlarına dair düşüncelerini uluslararası platformlarda da dile getirdi. Özellikle İngiltere ve Amerika’da yayımlanan makale ve kitapları ile tanınırlığını artırdı. “How to Lose a Country: The 7 Steps from Democracy to Dictatorship” adlı kitabı dünya çapında ses getirdi; bu eserde demokrasi yitimini ele alarak bir ülkenin nasıl otoriter bir yapıya sürüklendiğini analiz etti.</p>

<p><strong>Temelkuran’ın Çalışmalarında Öne Çıkan Temalar: </strong>Ece Temelkuran’ın eserlerinde sıkça işlediği konular arasında; toplumsal adalet, insan hakları, özgürlükler, demokrasi, kadın hakları ve sosyal eşitsizlikler gibi evrensel temalar öne çıkar. Ayrıca Türkiye’nin modernleşme serüveni, kimlik sorunları ve Türkiye’nin Doğu ile Batı arasındaki konumu da onun yazılarında dikkat çeken unsurlardır.</p>

<p><strong>Günümüzdeki Rolü ve Etkisi: </strong>Ece Temelkuran, Türkiye’de giderek daralan ifade özgürlüğü ortamında yurtdışına taşınarak yazılarını daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaştırmaya başladı. Çalışmalarını ve görüşlerini uluslararası mecralarda paylaşmaya devam eden Temelkuran, Türkiye’de ve dünyada demokrasi, insan hakları ve ifade özgürlüğü konularında etkili bir düşünce lideri olmaya devam ediyor. Ece Temelkuran, cesur ve etkileyici anlatımıyla günümüz Türkiye’sinin eleştirel bir sesi olarak öne çıkmaktadır.</p>
</blockquote>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV, ANALİZ'HABER</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/elde-kalan-cumhuriyet</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Oct 2024 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/11/02-10.png" type="image/jpeg" length="48944"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Bir Cumhuriyet Şarkısı" filmi pek yakında sinemalarda]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/bir-cumhuriyet-sarkisi-filmi-pek-yakinda-sinemalarda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/bir-cumhuriyet-sarkisi-filmi-pek-yakinda-sinemalarda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu film, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarının heyecan verici atmosferini yeniden canlandırarak, sanatın dönüştürücü gücüne odaklanıyor. Filmde Salih Bademci, Ahmet Adnan Saygun rolünde, Ertan Saban ise Mustafa Kemal Atatürk'ü canlandırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Bir Cumhuriyet Şarkısı filmi, Türkiye'nin Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki kültürel ve sanatsal devrimini anlatıyor. Yağız Alp Akaydın'ın yönetmenliğini yaptığı filmde, 1930’ların Türkiye’sinde, sanat yoluyla toplumu dönüştürmeyi amaçlayan bir grup genç sanatçının öyküsüne odaklanılıyor.</p>

<p>Filmde Salih Bademci, Ahmet Adnan Saygun rolünde, Ertan Saban ise Mustafa Kemal Atatürk'ü canlandırıyor. Bu dev prodüksiyon, izleyicilere tarihsel bir perspektif sunarken Cumhuriyet'in gençlik, özgürlük ve yenilikçi ruhunu vurgulamayı amaçlıyor​.</p>

<p>Filmin yapım süreci 1,5 yıl sürdü ve Türkiye'nin farklı bölgelerinde gerçekleştirilen çekimlerle titizlikle hazırlandı. Oyuncu kadrosunda Birce Akalay, Ahmet Rıfat Şungar, Melis Sezen gibi isimler de yer alıyor. Filmin amacı, Cumhuriyet’in değerlerini yeni nesillere taşırken, aynı zamanda Türk sinemasında tarihi bir yolculuğa çıkarmak ve sanata dair bir farkındalık yaratmak​.&nbsp;25 Ekim 2024'te vizyona girmesi beklenen <em>Bir Cumhuriyet Şarkısı</em>, dönemin atmosferini ve sanatsal gelişmeleri izleyiciye aktarmayı hedefliyor</p>

<p><img align="left" alt="" height="321" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/10/cumfilm.jpg" width="566" />FİLMİN KÜNYESİ</p>

<p>İşte <em>Bir Cumhuriyet Şarkısı</em> filminin künyesi:</p>

<p><strong>Yönetmen</strong>: Yağız Alp Akaydın,&nbsp;<strong>Senaryo</strong>: Onur Ünlü,&nbsp;<strong>Yapımcı</strong>: BKM</p>

<p><strong>Başrol Oyuncuları:&nbsp;&nbsp;</strong>Ertan Saban (Mustafa Kemal Atatürk),&nbsp;Salih Bademci (Ahmet Adnan Saygun), Ahmet Rıfat Şungar (Münir Hayri Egeli), Birce Akalay, Melis Sezen, Şifanur Gül (Nükhet)</p>

<p><strong>Tür</strong>: Tarihi, Dram</p>

<p>Bu film, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarının heyecan verici atmosferini yeniden canlandırarak, sanatın dönüştürücü gücüne odaklanıyor</p>

<p></p>

<blockquote>
<p>BİR CUMHURİYET ŞARKISI</p>

<p>"Bir Cumhuriyet Şarkısı" başlığını duyunca, Cumhuriyet’in coşkuyla kutlandığı, sevgiyle yaşandığı yıllara bir yolculuk yapmak kaçınılmaz. Cumhuriyet, elbette sadece bir yönetim biçimi değil; özgürlük, eşitlik, umut ve aydınlık yarınların taşıyıcısı olarak doğdu. Anadolu’nun yoksul topraklarında yükselen umut ve özgürlük, bu milletin kalbinde bir sevda olarak yer etti. Ve bu sevda, her daim Cumhuriyet'in inancına olan bağlılıkla, yankılanan bir şarkıya dönüştü.</p>

<p>BAĞIMSIZLIĞIN TÜRKÜSÜ</p>

<p>Cumhuriyet, ulusal egemenliğin, bireysel özgürlüğün ve toplumsal eşitliğin en büyük güvencesiydi. Atatürk’ün gençlere emanet ettiği Cumhuriyet, bir bayrak gibi dalgalandı memleketin dört bir yanında. Her kasabada, her köyde, Türk halkı bu yeni düzeni bağrına bastı. İmkansızlıklar içinde bir destan yazan Anadolu halkı, Cumhuriyet’in koruyucusu ve yaşatıcısı oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ÖZGÜRLÜĞÜN ŞARKISI</p>

<p>Cumhuriyet’in doğduğu günlerde, bir millet olarak yeniden doğduk biz. Osmanlı’nın son döneminde kısıtlanan halk, Cumhuriyet’le birlikte nefes almaya başladı. Kadınlarımız okullarda okumaya, iş hayatında yer almaya, kısacası toplumsal hayatta daha çok var olmaya başladılar. Cumhuriyet, bir kadının özgürlüğünün ve toplumdaki yerinin teminatı oldu. Gençler ise, eğitimden bilime, sanattan spora her alanda kendilerini geliştirme fırsatı buldular. Bu, halkın kendi şarkısıydı; özgür, başı dik, onurlu bir milletin şarkısı.</p>

<p>CUMHURİYET’İN YAŞAYAN RUHU</p>

<p>Bir Cumhuriyet Şarkısı; gençliğe umut, yaşlılara onur, çocuklara aydınlık bir gelecek olarak yankılandı. Anadolu'nun sokaklarında yükselen bu şarkı, karanlık günlerde dahi hiç susmadı. Cumhuriyet'in ruhu; köy okullarındaki çamur içinde yürüyen çocukların sevinç çığlıklarında, Kurtuluş Savaşı’nın izlerini taşıyan yüreklerde, sokaklara “yaşasın Cumhuriyet!” diye haykıran o ilk gençlerde yaşamaya devam etti.</p>

<p>CUMHURİYET BİZE EMANET</p>

<p>Bugün o şarkı hala yüreğimizde, 100 yıl geçse de sesimizde. Cumhuriyet’in aydınlattığı yolda yürüyor, bu ülkenin aydınlık yarınlarına sahip çıkıyoruz. O şarkı, bugün bizim çocuklarımızın dilinde, geleceğe ışık tutuyor. Cumhuriyet’e layık olmak ve onu gelecek nesillere taşımak, işte en büyük görevimiz bu.</p>

<p>Cumhuriyet, bir bayrak gibi dalgalanan; bir çınar gibi köklü ve sağlam; bir yıldız gibi parlayan… İşte bir Cumhuriyet şarkısı böyle bir ruhla söylenir; bağımsız, özgür ve umut dolu.</p>
</blockquote>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV, MEDYA'ZADE</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/bir-cumhuriyet-sarkisi-filmi-pek-yakinda-sinemalarda</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Oct 2024 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/10/11111111.png" type="image/jpeg" length="50756"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güzelliği ile göz kamaştırdı!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/guzelligi-ile-goz-kamastirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/guzelligi-ile-goz-kamastirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Miss Turkey yarışması yine büyük bir curcuna ile sona erdi. Ama kazanan değil, kaybeden konuşuluyor. İlk 20'ye giremeyen İpek Kuşçu, sosyal medyanın diline düştü. Evet, yanlış duymadınız! İpek Kuşçu, kazanamayan ama en çok konuşulan isim.</p>

<p><strong>GÜZELLİK YARIŞMASI MI, SOSYAL MEDYA YARIŞMASI MI?</strong><br />
Yarışmada kazananlar belli oldu ama esas yarışma sosyal medyada başladı. İpek Kuşçu, ilk 20'ye girememiş, ne gam! Önemli olan Instagram'da kaç beğeni aldığınız, kaç story paylaştığınız değil mi? Miss Turkey bitti ama "Kuşçu" fırtınası devam ediyor.</p>

<p><strong>2025'TE DAHA İYİ OLACAĞIM</strong><br />
Kuşçu, başarısızlığı bir kenara koyup, 2025'te tekrar deneyeceğini açıkladı. Kim bilir, belki o zamana kadar sadece güzelliğini değil, jürinin beğenmediği karizmasını da parlatır. Ama mesele şu: Gerçekten güzellik yarışmasına mı katılıyor, yoksa sosyal medyanın gönüllü yarışmacısı mı oluyor? Birinci olamasan da sosyal medyada yeterince konuşuluyorsan zaten kazandın, değil mi?</p>

<p><strong>SOSYAL MEDYA İKİYE BÖLÜNDÜ</strong><br />
Takipçileri ikiye ayrıldı: "Bravo İpek, seneye tekrar dene" diyenler ve "İlk 20'ye giremedin, bırak bu işleri" diyenler. Bu kadar "drama" başka hangi platformda bulabilirsiniz ki?</p>

<p><strong>2025 MISS TURKEY: İPEK KUŞÇU'NUN RÖVANŞI MI?</strong><br />
Miss Turkey 2025 şimdiden heyecanla bekleniyor! Ama İpek Kuşçu'nun ne yapacağı herkesin dilinde. Bakalım, 2025'te sosyal medya mı kazanacak, yoksa jürinin beğenisi mi? Kazananı değil, kaybedeni daha çok konuşulan bir yarışma, güzellikten ziyade gösteri dünyasına dönmüş durumda.</p>

<p><strong>İDİL BİLGEN: GÜZELLİK Mİ, BAŞARI MI?</strong><br />
Miss Turkey 2024 yarışmasında birincilik tacını kazanan İdil Bilgen de sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Ancak yarışmayı kazanan değil, kaybeden konuşulsa da Bilgen'in dikkat çeken bir özelliği vardı: Güzellik mi, başarı mı? O da tartışılır.</p>

<p><strong>TIP MEZUNU BİR MISS TURKEY KAZANANI!</strong><br />
Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Bilgen, Türkiye'yi dünya çapında temsil edecek. Tıp mezunu bir Miss Turkey kazananı! Sahi, sağlık sisteminde mi bir eksiklik var, yoksa güzellik dünyasında mı? Ancak en can alıcı detay şu: Babası Levent Bilgen, Türkiye'nin Kiev Büyükelçisi olarak görev yapıyor. Yani anlayacağınız, bir yanda uluslararası diplomasi, diğer yanda güzellik tacı.</p>

<p><strong>AİLE HİKAYESİ VE BAŞARI</strong><br />
Bilgen'in ailesiyle ilgili ayrıntılar da olay oldu. Annesi 2018 yılında vefat etmiş, kardeşi Metehan ise aile bağlarını güçlendiren bir diğer faktör. Ailede dram büyük, ama tıp eğitimiyle birleşince, bu hikaye neredeyse roman olur.</p>

<p><strong>BAŞARI NEYLE ÖLÇÜLÜR?</strong><br />
Özetle, Miss Turkey kazananı güzelliği kadar aile hikayesi ve tıp kariyeriyle de dikkat çekiyor. Ama şu var ki, bu kadar "başarı" sosyal medya beğenileriyle mi ölçülecek, yoksa dünya arenalarında mı?</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/guzelligi-ile-goz-kamastirdi</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Sep 2024 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/m-i-s-s.png" type="image/jpeg" length="62862"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Kanserle mücadelesi sona erdi!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/kanserle-mucadelesi-somna-erdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/kanserle-mucadelesi-somna-erdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Dünya sahnesinde zarifliği ve sadeliği ile tanınan Galler Prensesi Kate Middleton, son 9 ay boyunca hayatını derinden sarsan bir savaş verdi. Kanser… Birçoklarının sadece başkalarına olur sandığı o acımasız gerçek, Kate'in de kapısını çaldı. Sessizce, büyük bir güçle mücadele etti. Ve şimdi, kemoterapi sürecini bitirdiğini kendi sesiyle duyurdu.</p>

<p>Norfolk’un dingin ormanlarında ailesiyle geçirdiği özel anların fonunda kaydedilen videoda, Prenses Kate artık kemoterapinin zorluklarının geride kaldığını söyledi. Ama bu, bir zafer konuşması değil; yaşadığı o fırtınalı günlerin sessiz bir kabulüydü.</p>

<p>"HAYAT BİR ANDA DEĞİŞİYOR"</p>

<p>Kate’in bu savaşı, sadece onun değil, bir bütün olarak ailesinin üstüne çöken bir yük oldu. Galler Prensesi, "Hayat bir anda değişebiliyor" derken, o sessiz, ama derin acıyı hissetmemek mümkün değil. O ve Prens William için son 9 ay bir fırtınadan ibaretti. Fırtınalı sularda, pusulasız bir gemide, nereye varacaklarını bilmeden ilerlediler.</p>

<p>Fakat kemoterapinin bitmiş olması, bu zor yolculuğun sonu değil. Prenses, "Kanserden uzak kalmak için elimden geleni yapmak artık odak noktam" diyor. Sağlığına kavuşmak için daha uzun bir yol olduğunu, her günü olduğu gibi kabul etmesi gerektiğini söylüyor. Yani, savaş bitmiş değil, ama en azından savaşın en şiddetli cephesinden kurtulmuş durumda.</p>

<p>BASİT ŞEYLERİN KIYMETİ</p>

<p>Bu süreçte, hayatın basit şeylerinin aslında ne kadar önemli olduğunu hatırlamış Kate. Ormanda çocuklarıyla yürümek, sahilde dalga seslerini dinlemek, akşamüstü bir oyunun içinde kaybolmak… Önceden belki de farkına varmadığı, ama şimdi her biri altın değerinde olan o anlar…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belki de bu sürecin en önemli dersiydi bu: Hayat, koşuşturmacalar arasında gözden kaçırdığımız küçük şeylerde saklı. O minik ayrıntılar, bazen bir gülüş, bazen bir kart oyununda rakip olmak, bazen de sadece yan yana oturup sessizce denizi izlemek…</p>

<p>YENİ UMUTLARLA DOLU BİR YOL</p>

<p>Kate, kemoterapiyi bitirdi ama, şimdiki yolculuk başka. İyileşmek. Tam anlamıyla sağlığına kavuşmak. Bu da belki bir o kadar uzun ve yorucu bir süreç olacak. Ama Kate bu yeni döneme yenilenmiş bir umutla giriyor. "Tüm yaşananlara rağmen iyileşmenin bu yeni aşamasına yenilenmiş bir umut duygusu ve hayata karşı duyduğum takdirle giriyorum" diyor.</p>

<p>Bu süreçte her ne kadar evden çalışacak olsa da, fırsat buldukça birkaç kamu görevi daha üstlenmek istiyor. Ama belli ki artık her şey farklı olacak. Hayata daha farklı, daha bilinçli, belki de daha dikkatli bir bakışla devam edecek.</p>

<p>DESTEKLER İÇİN TEŞEKKÜR</p>

<p>Tabii ki bu süreçte kendisine ve ailesine destek olan herkese de teşekkür ediyor Prenses. Hastane odasında, soğuk koridorlarda bekleyen tüm o insanlara, kim olduklarını belki bilmediği ama onların desteğini hep hissettiği kişilere minnettarlığını dile getiriyor.</p>

<p>Sonuçta kanserle mücadele eden biri için belki de en büyük güç, çevresindeki insanlardan gelen o destek oluyor. Prenses Kate, "Minnettarım" derken, sadece kendisi için değil, bu zor süreçten geçen herkes adına konuşuyor gibi.</p>

<blockquote>
<p><img align="left" alt="" height="217" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/09/galler.jpg" width="261" />GÖRÜNTÜLERİN ANLATTIKLARI</p>

<p>Geçen ay Norfolk’ta çekilen fotoğraf, Prensesin sadece kelimeleriyle değil, görüntüleriyle de çok şey anlatıyor. Eşi William, çocukları, annesi Carole ve babası Michael ile birlikte sahilde, ormanda, doğanın tam ortasında, belki de hayatın en basit ama en gerçek anlarını yakalıyorlar. Kate’in yorgun ama güçlü gülümsemesi, aralarındaki bağı, aile olmanın ve birlikte olmanın değerini bir kez daha hatırlatıyor.</p>
</blockquote>

<p></p>

<p></p>

<p>Kate Middleton, kemoterapi savaşını kazandı. Ama savaşın izleri hala derin. Bu yeni yolculukta belki de en büyük kazanç, hayata farklı bir gözle bakabilmek oldu. Ve bu, herkes için bir hatırlatma: Hayat, küçük anlarda gizli.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/kanserle-mucadelesi-somna-erdi</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Sep 2024 22:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/09/01-15.png" type="image/jpeg" length="93658"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Türkiye'nin Oscar Adayı]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/turkiyenin-oscar-adayi-secildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/turkiyenin-oscar-adayi-secildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'nin tanınmış yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz’un son filmi "Hayat", bu yılki Akademi Ödülleri'nde Türkiye’nin “En İyi Uluslararası Film” kategorisinde Oscar adayı olarak seçildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, bu haberi memnuniyetle duyurarak, "Türkiye'nin Oscar adayı, Zeki Demirkubuz'un yönetmenliğini üstlendiği 'Hayat' filmi oldu. Bakanlığımız tarafından da desteklenen filmimize Oscar yolculuğunda başarılar dileriz." şeklinde bir açıklama yaptı. Bu önemli başarı, hem Türk sineması adına büyük bir gurur kaynağı hem de uluslararası arenada Türkiye’yi temsil edecek bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong><img align="left" alt="" height="287" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/08/ekran-resmi-2024-08-28-173418.png" width="511" /></strong></u></a>FİLMİN KONUSU</p>

<p>"Hayat" filmi, toplumsal baskılar ve bireysel özgürlük temalarını derinlemesine işleyen bir drama olarak dikkat çekiyor. Filmin başrolünde yer alan Hicran, babasının zorlamasıyla istemediği bir adamla nişanlanmak zorunda kalan genç bir kadındır. Ancak Hicran, bu durumu kabullenmez ve kendi hayatını kurmak için evden kaçar. Bu kaçış, onun için özgürlüğe ve kendi kimliğini bulmaya yönelik zorlu bir yolculuğun başlangıcı olur. Nişanlısı Rıza ise, Hicran’ın kaçışı sonrası bir arayışa girişir ve peşinden İstanbul'a giderek, bu süreçte hem Hicran’ı hem de kendi hayatını sorgulamaya başlar. Film, iki karakterin içsel ve dışsal yolculuklarını, karşılaştıkları engelleri ve toplumsal beklentilerle olan çatışmalarını etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor.</p>

<p>OYUNCU KADROSU</p>

<p>"Hayat" filminin başrollerinde genç yetenekler Miray Daner ve Burak Dakak yer alıyor. Miray Daner, Hicran karakterine hayat verirken, Burak Dakak ise Hicran’ın nişanlısı Rıza’yı canlandırıyor. Her iki oyuncu da karakterlerinin içsel çatışmalarını ve dönüşümlerini başarılı bir şekilde yansıtıyor.</p>

<p>Filmin geniş ve güçlü oyuncu kadrosunda ayrıca Cem Davran (Kemal), Umut Kurt (Selim), Melis Birkan (Ayşe), Osman Alkaş (Hüseyin), Ozan Dağara (Gökhan), Doğu Demirkol (Hikmet), Kayhan Açıkgöz (Ali), Muttalip Müjdeci (Yusuf), Seyit Nizam Yılmaz (Ahmet), Berfun Başel (Elif), Hande Özen (Suna), Özlem Türkad (Nazan) ve Caner Cindoruk (Serdar) gibi isimler yer alıyor. Bu oyuncular, filmdeki karakterlerine derinlik katıyor ve hikayenin dramatik yapısını zenginleştiriyor.</p>

<p>BAŞARI BEKLENTİSİ</p>

<p>Zeki Demirkubuz’un "Hayat" filmi, ulusal sinemamız adına büyük bir adım atarak Oscar yolculuğuna hazırlanıyor. Filmin, hem güçlü anlatımı hem de derin karakter analizleriyle uluslararası arenada büyük beğeni toplaması ve ödül sezonunda adından sıkça söz ettirmesi bekleniyor. "Hayat", Türk sinemasının dünya çapında daha fazla tanınmasına ve takdir edilmesine katkıda bulunacak önemli bir yapım olarak öne çıkıyor.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">WWW.NETTURK.COM.TR</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV, KO'MEDYA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/turkiyenin-oscar-adayi-secildi</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Aug 2024 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/hayat2-1.png" type="image/jpeg" length="20040"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Hep gerilerdeyiz?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/turkiye-29uncu-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/turkiye-29uncu-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NET TÜRK TV</p>

<p>Dünya Ekonomik Forumu'nda yayınlanan 2024 raporuna göre, Amerika Birleşik Devletleri şu anda dünyanın en güçlü seyahat ve turizm ekonomisine sahip. Listenin ilk 10'unda Avrupa'dan 6 ülke var. Türkiye ise 29'uncu sırada.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a data-caption="Forbes yayınladı: 2024'ün en iyi turizm ekonomisine sahip 10 ülkesi" data-fancybox="" href="https://i.gazeteoksijen.com/storage/files/images/2024/06/05/forbes-yayinladi-2024un-en-iyi-turizm-ekonomisine-sahip-10-ulkesi-s2ll.jpg" rel="nofollow" title="Forbes yayınladı: 2024'ün en iyi turizm ekonomisine sahip 10 ülkesi"><img alt="Forbes yayınladı: 2024'ün en iyi turizm ekonomisine sahip 10 ülkesi" height="478" src="https://i.gazeteoksijen.com/2/850/478/storage/files/images/2024/06/05/forbes-yayinladi-2024un-en-iyi-turizm-ekonomisine-sahip-10-ulkesi-s2ll.jpg" width="850" /></a></p>

<article>
<p><strong>Dünya Ekonomik Forumu</strong>'nda yayınlanan<strong>&nbsp;Seyahat ve Turizm Gelişim Endeksi (TTDI)</strong>&nbsp;2024'ün en iyi turizm ekonomilerini belirledi. Raporun ölçütleri ülkelerin turizm sektörlerine odaklanıyor; havaalanları, karada ulaşım ve limanlar, doğal ve kültürel kaynaklar, emniyet ve güvenlik, fiyat rekabeti ve destinasyonların turizme açıklığı gibi faktörleri içeriyor. Raporda, “Endeks, sektörün sürdürülebilir ve dirençli bir şekilde gelişmesini sağlayan ve dolayısıyla bir ülkenin kalkınmasına katkıda bulunan bir dizi faktör ve politikayı ölçmektedir” deniyor.</p>

<h3><strong>2024'ün en iyi seyahat ve turizm sektörü olan ülkeleri</strong></h3>

<p>Kısmen milli parkları, üniversiteleri ve büyük metropolleri sayesinde ABD şu anda dünyanın en güçlü seyahat ve turizm ekonomisine sahip ülke olarak ilk sırada yer alıyor. ABD'nin ilk sırada yer almasına yardımcı olan bir kategori de küresel şehirler ve büyük şirketlerin varlığı olarak tanımlanan “tatil dışı kaynaklar”.</p>

<p><img alt="Türkiye yılın ilk 4 ayında 12 milyon 678 bin 959 ziyaretçiyi ağırladı" height="366" src="https://i.gazeteoksijen.com/storage/files/images/2024/02/22/istanbula-gelen-yabanci-turist-sayisi-10-yilda-yuzde-66-artti-jmum.jpg" width="648" /></p>

<p>429 milli park alanı ve 12.000 milden fazla kıyı şeridine sahip olan ABD, doğal kaynaklar açısından da Avustralya ve Brezilya'nın ardından üçüncü sırada yer aldı. Ülke, turistik hizmetler ve altyapı açısından 6. sırada yer alıyor.</p>

<h3><strong>Türkiye 29'uncu sırada</strong></h3>

<p>Amerika Birleşik Devletleri'nin yetersiz kaldığı alanlar arasında fiyat rekabeti (115. sırada) ile emniyet ve güvenlik (77. sırada) yer alıyor. Malezya fiyat rekabetçiliğinde, Singapur ise emniyet ve güvenlikte ilk sırada yer aldı.&nbsp;<strong>Raporda Türkiye ise 29'uncu sırada yer alıyor.</strong>&nbsp;2021'deki bir önceki raporda Japonya listenin başında yer alıyordu. Raporun ilk 10'unda yer alan en iyi turizm ekonomisine sahip ülkeler şu şekilde:</p>

<ol>
 <li>Amerika Birleşik Devletleri</li>
 <li>İspanya</li>
 <li>Japonya</li>
 <li>Fransa</li>
 <li>Avustralya</li>
 <li>Almanya</li>
 <li>Birleşik Krallık</li>
 <li>Çin</li>
 <li>İtalya</li>
 <li>İsviçre</li>
</ol>

<h3><strong>Avrupa vergi koymaya başladı</strong></h3>

<p>Öte yandan TTDI sıralamasındaki 119 ekonomiden 71'i 2019 ve 2024 yılları arasında puanlarını artırdı, ancak ortalama endeks puanı pandemi öncesi seviyelerin sadece %0,7 üzerinde. Seyahat talebinin sürdürülebilirliği de dikkate alınması gereken bir konu olup, giderek artan sayıda&nbsp;<strong>Avrupa</strong>&nbsp;şehri aşırı turizmi engellemek ya da en azından etkilerini dengelemeye yardımcı olmak için turizm vergileri uyguluyor ya da artırıyor. Raporda vurgulanan bazı zorluklar arasında turizmdeki işgücü açığı, uçuş rotalarının talebi karşılayamaması ve enflasyon yer alıyor.&nbsp;<strong>Dünya Ekonomik Forumu</strong>'nun raporu için veriler 2023 yılı sonunda toplandı.</p>

<p>www.netturk.com.tr</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/turkiye-29uncu-sirada</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Aug 2024 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/06/1-72.png" type="image/jpeg" length="76579"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[# Bi'Magazin haberi işte!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/bimagazin-haberi-iste</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/bimagazin-haberi-iste" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Cem Davran'la birlikte bir eğlence programının sunuculuğunu yapan Duygu Çakmak, magazin gündeminde tatil pozlarıyla geldi. Tatil sırasında denize girmek isteyen Çakmak'ın frikikleri çok konuşulacak. İşte Duygu Çakmak'ın denizde zor anları.</p>

<p><img alt="Denize atlamak isterken olanlar oldu! O frikik çok konuşulacak - Resim: 1" height="433" src="https://img.tv100.com/rcman/Cw321h433q95gc/storage/files/images/2024/08/06/1-fiki.jpg" width="321" /></p>

<p>Ünlü model Duygu Çakmak, yaz tatilini Çeşme'de sürdürüyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Denize atlamak isterken olanlar oldu! O frikik çok konuşulacak - Resim: 2" height="483" loading="lazy" src="https://img.tv100.com/rcman/Cw461h483q95gc/storage/files/images/2024/08/06/2-o1pc.jpg" width="461" /></p>

<p>&nbsp;Çin’e giderek modellik çalışması yapacak olan Duygu Çakmak&nbsp;&nbsp;tatilin son gününde bikinisiyle zor anlar yaşadı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Denize atlamak isterken olanlar oldu! O frikik çok konuşulacak - Resim: 3" height="391" loading="lazy" src="https://img.tv100.com/rcman/Cw316h391q95gc/storage/files/images/2024/08/06/6-vzpb.jpg" width="316" /></p>

<p>Yakın zamanda Çin'de gerçekleşecek modellik çalışmasına katılacak olan Duygu Çakmak&nbsp;yorgunluğunu Çeşme'de atıyor.</p>

<p><img alt="Denize atlamak isterken olanlar oldu! O frikik çok konuşulacak - Resim: 4" height="407" loading="lazy" src="https://img.tv100.com/rcman/Cw611h407q95gc/storage/files/images/2024/08/06/4-gdjc.jpg" width="611" /></p>

<p>Tüm gün denizin ve güneşin tadını çıkaran ünlü isim denizde zor anlar yaşadı.</p>

<p><img alt="Denize atlamak isterken olanlar oldu! O frikik çok konuşulacak - Resim: 5" height="573" loading="lazy" src="https://img.tv100.com/rcman/Cw330h573q95gc/storage/files/images/2024/08/06/13-pldw.jpg" width="330" /></p>

<p>Alaçatı’da bir mekana giden model, dubalardan yapılmış iskele üzerinden suya atladığı sırada, bikinisinin azizliğine uğradı.</p>

<p><img alt="Denize atlamak isterken olanlar oldu! O frikik çok konuşulacak - Resim: 6" height="652" loading="lazy" src="https://img.tv100.com/rcman/Cw534h652q95gc/storage/files/images/2024/08/06/58-gmol.jpg" width="534" /></p>

<p>Güzel modelin boyun kısmından gevşeyen bikinisinin sağ tarafı açılınca, bir anda göğsü ortaya çıktı.</p>

<p><img alt="Denize atlamak isterken olanlar oldu! O frikik çok konuşulacak - Resim: 9" height="458" loading="lazy" src="https://img.tv100.com/rcman/Cw643h458q95gc/storage/files/images/2024/08/06/5656-emnq.jpg" width="643" /></p>

<p>910</p>

<p><img alt="Denize atlamak isterken olanlar oldu! O frikik çok konuşulacak - Resim: 10" height="581" loading="lazy" src="https://img.tv100.com/rcman/Cw674h581q95gc/storage/files/images/2024/08/06/3-bb0b.jpg" width="674" /></p>

<p>Sudan çıkıp durumdan habersiz şekilde plaja kadar yürüyen ve bikinisinin açıldığını son anda fark eden Çakmak, kısa süreli şaşkınlık yaşayıp hızlıca üzerini kapattı.&nbsp;</p>

<h3><strong>www.netturk.com.tr</strong></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/bimagazin-haberi-iste</guid>
      <pubDate>Tue, 13 Aug 2024 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/08/d-e-n-i-z.png" type="image/jpeg" length="63852"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[#Kadir İnanır, gözyaşlarına boğuldu!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/kadir-inanir-gozyaslarina-boguldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/kadir-inanir-gozyaslarina-boguldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>HABER MERKEZİ <strong>-</strong>&nbsp;Kadir İnanır'ın Kurban Bayramı'nı Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi’nde tedavi altında geçirdiği öğrenildi. Sezen Aksu,&nbsp;İnanır'ı bayramda ziyaret etti.&nbsp;</p>

<p>Aksu'nun İnanır'ı moral vermek için ziyaret ettiğini yazdı. Sezen Aksu'yla beraber CHP İstanbul eski İl Başkanı&nbsp;Canan Kaftancıoğlu'nun da İnanır'ı ziyaret ettiğini aktaran Eyüboğlu,&nbsp;Aksu'nun ziyarette 'Hekimoğlu' türküsünü seslendirdiğini söyledi.&nbsp;</p>

<p>İnanır'ın Aksu'yla hem sohbet ettiği hem de şarkılar söylediği belirtildi. Jülide Kural, "Sezen’in ziyareti Kadir’e çok iyi geldi. Sezen ‘Yine geleceğim, seni yalnız bırakmam’ dedi. Tedavi sürecimiz çok iyi gidiyor. Kadir iyi olacak, biz kazanacağız" dedi.</p>

<p>Kadir İnanır,&nbsp;mart ayında evinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmış, beyin damarına pıhtı attığı tespit edilmişti.</p>

<p><strong>www.netturk.com.tr</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/kadir-inanir-gozyaslarina-boguldu</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Jun 2024 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/06/kadir-inanir-sezen-aksu.webp" type="image/jpeg" length="98681"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
