<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>NET TÜRK</title>
    <link>https://www.netturk.com.tr</link>
    <description>Net Turk TV</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.netturk.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 04 Apr 2026 03:39:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ünlülerin topu 'Fon'cu Seçil'in 100 yıllık hikayesi!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/unlulerin-topu-foncu-secilin-100-yillik-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/unlulerin-topu-foncu-secilin-100-yillik-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Seçil Erzan’ın gizli fon vaadiyle milyonlarca doları yönettiği iddia edilen süreci, Gerçek’Hikaye formatında okuyorsunuz. Banka, futbolcular, çantalar, tehditler ve 102 yıl 2 ay hapis cezasının perde arkası, bu Seçil Erzan gerçek hikaye dosyasında bir araya geliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>BAŞLANGIÇ: ÇORLU ŞUBESİNDEKİ KADIN VE SEÇİL ERZAN’IN İLK YILLARI</p>

<p>Sabahları bankaya herkesten önce gelirdi.</p>

<p>Çorlu’nun puslu sabahında, şubenin camına vuran soğuk ışıklar altında, elinde kahvesiyle anahtarı kilide sokan hep oydu.</p>

<p>Adı Seçil’di.</p>

<p>Plazma ekranların, borsa grafiklerinin, kredi dosyalarının ortasında, maaş bordrolarıyla avucuna bakan insanların hikâyesi onun masasında düğümlenirdi.</p>

<p>İlk yıllarında sıradan bir banka müdürüydü.<br />
Şube küçüktü, müşteri sınırlıydı, para ufaktı, yalanlar da.</p>

<p>O zamanlar sistem hâlâ onu yutmamıştı.<br />
O da sisteme diş geçirecek kadar büyümemişti.</p>

<p>Sonra tayin yazısı geldi.</p>

<p>Türkiye’nin futbolla, parayla, gösterişle sarhoş olduğu yıllardı.</p>

<hr />
<h3>FLORYA: FUTBOLCULAR, TESİSLER VE SEÇİL ERZAN’IN GİZLİ FON MASALI</h3>

<p>Florya’ya geçtiğinde, hayatındaki rakamlar da, insan yüzleri de değişti.</p>

<p>Metin Oktay Tesisleri’nin duvarlarıyla bankanın camı arasında gidip gelen arabalar çoğaldı.</p>

<p>Futbolcular…<br />
Menajerler…<br />
Kulüp çalışanları…</p>

<p>Kimi elinde çantayla, kimi şoförünün açtığı kapıdan aceleyle giriyordu bankaya.</p>

<p>Sıradan memurların önünde beklediği vezne sırası yoktu onlar için.<br />
Müdür odasının kapısı her zaman açıktı.</p>

<p>Çünkü paranın kapısı, parası çok olana kapanmazdı bu ülkede.</p>

<p>Seçil Erzan, kısa sürede isimleri ezberledi.<br />
Kimi çocukluğunda televizyonda gördüğü yıldızdı, kimi son transfer haberi.</p>

<p>İlk başta kitabına uygun bankacılık yapıyordu.<br />
Hesap açıyordu. Talimat alıyordu.<br />
Kredi, yatırım, repo, döviz… Ne yazıyorsa o.</p>

<p>Sonra bir şey oldu.<br />
Ekrandaki rakamlar hayatının dengesini bozacak kadar kızarmaya başladı.</p>

<hr />
<h3>ZARAR: KAYAN RAKAMLAR, ERİYEN HAYAT VE GİZLİ FON FİKRİNİN DOĞUŞU</h3>

<p>İddialara göre 2011’den sonra borsada büyük zararlar yaşadı Seçil Erzan.</p>

<p>Hangi hissede battığından çok, o zararın zihninde açtığı delik önemliydi.<br />
Bilgisayar ekranındaki eksi rakamlar, hayatındaki artıları teker teker yutuyordu.</p>

<p>İnsan önce küçük bir yalan söyler, kendine.<br />
“Toparlarım” der.<br />
“Biraz daha kazanırsam kapatırım” der.</p>

<p>Sonra bu yalan, bankacının ekranından çıkıp hayatının tamamına yayılır.</p>

<p>Seçil Erzan da öyle yaptı.<br />
Yamanın bir süre tutacağını sandı.<br />
Tutmadı.</p>

<p>Eksiyi kapatmak için para lazımdı.<br />
Para için güvenecek bir kulak, inanmış bir göz çifti lazımdı.</p>

<p>O güven, sırtına astığı banka kartındaydı.</p>

<p>Şube müdürüydü o.<br />
Bankanın yüzüydü.</p>

<hr />
<h3>GÜVEN: İMZA, KAŞE, BANKA LOGOSU VE SEÇİL ERZAN’A İNANANLAR</h3>

<p>Bu ülkede insanlar kime güvenir?</p>

<p>Bakkal defterine mi?<br />
Mahalle muhtarına mı?<br />
Yoksa banka tabelasına mı?</p>

<p>Müşteriler kapıdan içeri girdiklerinde önce logoya bakarlar.<br />
Sonra bankonun arkasındaki üniformaya.<br />
En son masanın arkasındaki yüzü görürler.</p>

<p>Seçil Erzan, o yüzdü.</p>

<p>Yıllarca insanlar maaşını, birikimini, “çocuğun geleceği”ni ona teslim etti.<br />
İmzasını görünce rahatlayan çok oldu.</p>

<p>Kaşenin yanına atılan ıslak imza, köydeki tapudan, belediyedeki onaydan daha güvenilir sayılırdı.</p>

<p>Çünkü “banka” denilen şey, korku ve güvenin harmanlanmış hâliydi.</p>

<p>Bu güvenin üzerine, bir gün gizli fon masalını bindirdi.</p>

<hr />
<h3>SEÇİL ERZAN’IN GİZLİ FONU: BÜYÜK PARALAR, BÜYÜK YALANLAR</h3>

<p>İddianameye göre zarar büyüdükçe, oyun da büyüdü.</p>

<p>Artık sıradan vadeli hesap yetmiyordu.</p>

<p>Yeni bir “ürün” lazımdı.<br />
Bankacılık dilinde “ürün”, insanlar için “umut” demekti.</p>

<p>Seçil Erzan, fon diye bir şey anlattı.</p>

<p>Öyle herkese yoktu.<br />
“Özel”di.<br />
Gizliydi.<br />
Kulaktan kulağa anlatılan bir kulis gibiydi.</p>

<p>İfadelerinde söylediğine göre, bu fonun içinde Denizbank’ın genel müdürü de vardı, meşhur bir teknik direktör de.<br />
Büyük isimler havada uçuşuyordu.</p>

<p>Fonun vadesi 30–45 gündü.<br />
Kazancı yüzde 20, yüzde 30, bazen yüzde 40’tı.</p>

<p>Bu oranlar, kısa yoldan köşeyi dönme hayalini bankacılık jargonuna çeviriyordu.</p>

<p>İnsanlar inandı.<br />
Çünkü inanmaya hazırdılar.</p>

<p>Kimi parasını “bankacım kızım gibidir” diyerek verdi.<br />
Kimi “şube müdürü yalan söylemez ya” diye.</p>

<p>Seçil Erzan gerçek hikaye, böylece gizli fon masalının içine yerleşmeye başladı.</p>

<hr />
<h3>ÇANTADA DURAN MİLYONLAR: BANKA DIŞI PARA TRAFİĞİ</h3>

<p>Paralar, vezneden hesaba yatırılmıyordu çoğu zaman.</p>

<p>Çanta…</p>

<p>Bu hikâyenin en kirli kelimelerinden biri oydu.</p>

<p>Deriden, naylondan, tekerlekli, tekerleksiz…</p>

<p>İçinde para olan her çanta, bankacılık sisteminin dışına atılmış bir kurşun gibiydi.</p>

<p>İddiaya göre bazı paralar banka içinde odalarda verildi.</p>

<p>Bazıları otoparkta.</p>

<p>Bazıları dışarıda, gözlerden uzakta.</p>

<p>Defterde hareket yoktu.<br />
Sistemde kayıt yoktu.<br />
Ama çantada para vardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belge isteyenlere kâğıt verildi.</p>

<p>Şık çıktı kâğıtlar…</p>

<p>Banka anteti.<br />
Kaşe.<br />
Islak imza.<br />
Fon adı.<br />
Vade tarihi.<br />
Tutar.</p>

<p>Bazılarında kare kod bile vardı.</p>

<p>Bu kâğıtlar, Anadolu’daki tapudan daha etkiliydi o an.</p>

<p>Çünkü insanlar, “banka kâğıdı” görünce düşünmeyi bırakır.</p>

<hr />
<h3>FUTBOLCULAR VE SEÇİL ERZAN GERÇEK HİKAYE: ŞÖHRETİN YANINDA PARA DA YANAR</h3>

<p>Bir gün ünlü bir futbolcu geldi.</p>

<p>Televizyonlardan, statlardan tanınan bir yüz.</p>

<p>Kazandığı paranın hesabını tutan çoktu, kendisi belki tam bilmezdi.</p>

<p>İddialara göre Seçil Erzan ondan milyonlarca dolar aldı.</p>

<p>Sonra ifadesinde, Arda Turan’dan 13 milyon 900 bin dolar aldığını, 6 milyon 400 bin doları geri verdiğini, gerisini ödeyemediğini söyledi.</p>

<p>Bir başka ünlü futbolcudan, Emre Belözoğlu’ndan 4 milyon 200 bin dolar aldığını, hiç geri ödeyemediğini anlattı.</p>

<p>Bu olaylar duyulunca gazeteler, “futbolcu da dolandırıldı” manşetini sevdi.</p>

<p>Oysa asıl mesele, şöhretin yanındaki paranın yanması değil, bankacılık güveninin yanmasıydı.</p>

<p>Seçil Erzan gerçek hikaye, şöhretle paranın aynı çantada taşındığı yerdi.</p>

<hr />
<h3>KORKU: SENETLER, TEHDİTLER VE GİZLİ FON ÇEMBERİNİN DARALMASI</h3>

<p>Paralar büyüdü, vaat edilen faizler de.</p>

<p>Her yeni gün, öncekine verilmiş bir sözü tutma mecburiyetini getiriyordu.</p>

<p>Çark döndükçe daha çok paraya ihtiyaç vardı.</p>

<p>Bir saadet zincirinin matematiği değişmez:<br />
Yeni para azaldığı gün, yalan patlar.</p>

<p>Seçil Erzan, sıkıştığını görüyordu.</p>

<p>İddiasına göre bazıları zorla senet imzalattı ona.<br />
Bazıları tehdit etti.<br />
Kapıya dayananlar oldu.</p>

<p>“Benim param ne oldu?” diyen sesler, şube odasının duvarlarını delip hayatının içine girdi.</p>

<p>Her yeni gün, “idare etme” çabasıydı.</p>

<p>Ama yalan, yama tutmaz hâle gelmişti.</p>

<hr />
<h3>ÇÖKÜŞ: 7 NİSAN’DA ULAŞILAMAYAN ŞUBE MÜDÜRÜ SEÇİL ERZAN</h3>

<p>7 Nisan 2023…</p>

<p>O gün, Seçil Erzan’a ulaşamayanlar bankaya gitti.</p>

<p>Telefonu kapalıydı, açmıyordu ya da meşguldü.</p>

<p>Kapıdan içeri giren şikâyetler, bir anda “bireysel sorun” olmaktan çıktı.</p>

<p>Bankanın önünde, şubenin koridorlarında, odaların kapısında biriken insanlar artık müşteri değil, mağdurdu.</p>

<p>Bir banka, kriz anında gerçek yüzünü gösterir.</p>

<p>Görevli memurların gözleri büyüdü.<br />
İç yazışmalar hızlandı.<br />
Kameralar devreye girdi.</p>

<p>Şikâyetler savcılığa taşındı, dosya büyüdü.</p>

<p>11 Nisan’da Çorlu’da gözaltına alındı Seçil Erzan.</p>

<p>Seçil Erzan gerçek hikaye, artık resmi bir soruşturmanın konusu olmuştu.</p>

<hr />
<h3>İFADELER: İKİ AYRI SEÇİL ERZAN ANLATISI VE ÇELİŞKİLER</h3>

<p>İlk ifadesinde suçu üstüne aldı.</p>

<p>Belgeleri kendisinin hazırladığını, kaşeleri kendisinin bastığını söyledi.<br />
Bankayı işin dışına koydu.</p>

<p>“İnsanları kandırdım, çok pişmanım” dedi.</p>

<p>Bu, dosyanın ilk halis itirafıydı.</p>

<p>Sonra bir başka ifade verdi.</p>

<p>3 Mayıs tarihli ifadede bu kez başka bir hikâye anlattı.</p>

<p>8 Nisan’da bankanın bir bölge müdürünün korumalarla geldiğini, 9 Nisan’da genel müdürlüğe götürüldüğünü, koluna serum takıldığını iddia etti.</p>

<p>Ona “bu işi banka dışında yaptığını söyle” diye baskı yaptıklarını öne sürdü.</p>

<p>Eski telefonunun kırılmasını, yazışmaların silinmesini istediklerini anlattı.</p>

<p>“Mağdurlara verdiğim tüm evrakları bankada sistemde düzenledim, banka başından beri haberdar olmalıydı” dedi.</p>

<p>İki ifade, iki ayrı Seçil çizdi.</p>

<p>Birinde tek başına yalan söyleyen bir şube müdürü.<br />
Diğerinde sistemin arasında sıkışmış bir kadın.</p>

<hr />
<h3>BANKA TARAFI: KÂĞITTA YOKSA GERÇEKTE DE YOK MU, SİSTEM NEYİ GÖRDÜ?</h3>

<p>Denizbank’ın Teftiş Kurulu, dosyayla ilgili bir rapor hazırladı.</p>

<p>Rapor, bankanın kendini koruyan diliyle konuşuyordu:</p>

<p>Sistemde bu fonla ilgili hiçbir kayıt yoktu.<br />
İşlemler tamamen sistem dışında yürütülmüştü.<br />
Banka antetli resmi bir fon evrağı bulunmadığı savunuluyordu.</p>

<p>Müştekilerin parayı, çoğu zaman banka sistemi dışına bilerek çıkardığı iddia edildi.</p>

<p>Bazı müştekiler için, “ortalama zekâya sahip bir kişinin yapmayacağı davranışlar” dendi.</p>

<p>Resmi olarak, kurum kendini kâğıtla temizliyordu.</p>

<p>Ama halkın gözünde başka bir soru büyüyordu:</p>

<p>Bu kadar büyük para, bu kadar yüksek getiri, bu kadar ünlü isim…</p>

<p>Hiç mi kimse, hiçbir gün, hiçbir toplantıda şüphelenmedi?</p>

<hr />
<h3>ZİMMET DUVARI: BDDK KARARI VE SEÇİL ERZAN DOSYASININ SINIRLARI</h3>

<p>İşin bir de zimmet tarafı vardı.</p>

<p>Mahkeme, Seçil Erzan’ın eylemleri nedeniyle bankacılık zimmeti oluşup oluşmadığını sordu.<br />
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’ndan rapor istedi.</p>

<p>BDDK, zimmet için gerekli ihbar şartının oluşmadığını belirtti.</p>

<p>Bu cümleyle zimmet dosyasının kapısı kapandı.</p>

<p>Dolandırıcılık davası devam etti, zimmet devre dışı kaldı.</p>

<p>Zimmet açılmış olsaydı, suçun adı da çerçevesi de değişecek;<br />
cezalar ağırlaşacak;<br />
banka yönetiminin de yargılanmasının önü açılabilecekti.</p>

<p>Teknik bir madde, kocaman bir tartışmanın üzerine kilit vurdu.</p>

<p>Seçil Erzan gerçek hikaye, böylece daha çok bireyin, daha az sistemin hikâyesi olarak anlatıldı.</p>

<hr />
<h3>MAHKEME SALONU: SEÇİL ERZAN’A VERİLEN 102 YILLIK HAPİS CEZASI</h3>

<p>Davanın görüldüğü salon, sıradan bir duruşma salonu değildi artık.</p>

<p>Gazeteciler, mağdurlar, avukatlar, banka temsilcileri, meraklı gözler…</p>

<p>Herkes, bir kadının hayatının kaç yıla bölüneceğini bekliyordu.</p>

<p>Seçil Erzan’ın son sözleri sorulduğunda:<br />
“Kimseyi aldatmadım” dedi.</p>

<p>Elinde hiç para olmadığını anlattı.<br />
“Ev hapsinde olsam kaçmam, annemi bir daha göremeyecek miyim?” diye sordu.</p>

<p>Mahkeme, duyguyla değil, dosyayla konuştu.</p>

<p>Karar açıklandığında kürsüden çıkan cümle havada asılı kaldı:</p>

<p><strong>102 yıl 2 ay hapis.</strong></p>

<p>Bir insan ömrünün üç katı.<br />
Üstüne para cezası.</p>

<p>Biri ağladı.<br />
Biri küfretti.<br />
Biri “oh olsun” dedi.<br />
Biri “sistem ne oldu?” diye sormaya devam etti.</p>

<hr />
<h3>BANKANIN AÇIKLAMASI: “BİZ DE MAĞDURUZ” DİYEN KURUM VE GİZLİ FON</h3>

<p>Bankanın açıklaması, uzun bir basın metniyle geldi.</p>

<p>Eleştirilerin haksız olduğu, eski bir çalışanın münferit eylemiyle kurumun zarar gördüğü yazıyordu.</p>

<p>“Eski bir çalışanımızın karıştığı, bankamızla ilgisi bulunmayan münferit bir olay” denildi.</p>

<p><em>Münferit</em>…</p>

<p>Bu kelime, ülkede ne zaman büyük bir skandal patlasa, mutlaka bir metnin içine gizlenir.</p>

<p>Kurumları kurtarmak için suçu daraltan, olayı küçülten bir kelime.</p>

<p>Sistem, kâğıt üzerinde kendini böyle korur.</p>

<hr />
<h3>YAN DOSYALAR: HÜRRİYETTEN YOKSUN KILMA, AKLAMA İDDİALARI VE KULİSLER</h3>

<p>İddianamenin dip notlarında başka sorular da vardı.</p>

<p>Seçil Erzan’ı Çorlu’daki evinden alıp İstanbul’a getirdiği iddia edilen bazı banka yetkilileri hakkında, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı bir soruşturma yürütüldüğü yazıyordu.</p>

<p>Onunla birlikte nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği değerlendirilen üç kişi hakkında, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine aykırılık iddiasıyla dosya açıldığı belirtiliyordu.</p>

<p>Adalet, kâğıt üzerinde birçok yere uğruyordu.</p>

<p>Ama sokaktaki insanın adalet duygusu hâlâ yerini bulamamıştı.</p>

<hr />
<h3>GERİDE KALAN: SEÇİL ERZAN GERÇEK HİKAYE SONRASINDA GÜVEN AÇIĞI</h3>

<p>Bu hikâyede sadece paralar kaybolmadı.</p>

<p>Güven de kayboldu.</p>

<p>Bankaya güven.<br />
İmzaya güven.<br />
Kaşeye güven.<br />
Logoya güven.</p>

<p>Bir şube müdürünün, sistemin açıklarından sızarak kurduğu bu gizli fon dünyası, sadece mağdurların değil, haberi ekrandan izleyen milyonların da içine bir şüphe bıraktı:</p>

<p>“Benim bankadaki param gerçekten güvende mi?”</p>

<p>Gizli fon, en büyük zararını rakamlarla değil, bu soruyla verdi aslında.</p>

<hr />
<h3>SEÇİL’İN GECELERİ, ÜLKENİN GÜNDÜZLERİ: BİR SKANDALIN GÖLGESİ</h3>

<p>Şimdi, duvarları soğuk bir koğuşta gün sayıyor Seçil Erzan.</p>

<p>102 yıl, insan zihninin alabileceği bir süre değil.</p>

<p>Ama her gece gözlerini kapattığında belki o ilk imzayı hatırlıyordur.</p>

<p>İlk kaşeyi.<br />
İlk çantayı.<br />
İlk “merak etme, bu aramızda” cümlesini.</p>

<p>Belki kendini sisteme kurban sayıyordur.<br />
Belki hâlâ “kimseyi aldatmadım” diyordur.<br />
Belki her şeyi hak ettiğini düşünüyordur, kim bilir.</p>

<p>Dışarıda ise hayat akıyor.</p>

<p>Futbolcular yeni transfer haberi oluyor.<br />
Banka tabelası yerinde duruyor.<br />
BDDK yeni raporlar yazıyor.</p>

<p>Halk yine imza atıyor, yine borçlanıyor, yine güveniyor.</p>

<hr />
<h3>SON SORU: SEÇİL ERZAN GERÇEK HİKAYE BİREYİN Mİ, SİSTEMİN Mİ YARGISI?</h3>

<p>Bu Gerçek’Hikaye’nin sonunda tek bir soru kalıyor:</p>

<p>Bir kadın, bir şube müdürü, aldığı 102 yılla bu dosyayı kapatabilir mi?</p>

<p>Yoksa asıl yargılanması gereken,<br />
kaşeyi bu kadar değerli,<br />
logoyu bu kadar kutsal,<br />
imzayı bu kadar sorgulanmaz yapan düzen midir?</p>

<p>Cevap, hiçbir mahkeme kararında yazmıyor.</p>

<p>Ama sokaktaki insanların gözlerinde, çoktan verilmiş gibi duruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/unlulerin-topu-foncu-secilin-100-yillik-hikayesi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2023/02/nettuklogo.png" type="image/jpeg" length="78716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cennet'i dinamitliyorlar!: Yedigöller’in dibine dalacaklar!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/cenneti-dinamitliyorlar-yedigollerin-dibine-dalacaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/cenneti-dinamitliyorlar-yedigollerin-dibine-dalacaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yedigöller Milli Parkı’nın neredeyse dibine altın, bakır, çinko, gümüş ve kurşun için 880 hektarlık maden arama başvurusu yapıldı. Bakanlık, başvuruyu doğruladı ama şirketin adını “ticari sır” gerekçesiyle açıklamadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Burası Yedigöller.<br />
Türkiye'nin en kıymetli doğal alanlarından biri.<br />
Bir eko-cennet.<br />
Sonbaharda sararan yaprakların gökyüzüne yansıdığı, suyun kuşlarla konuştuğu bir düş vadisi...</p>

<p>Ve şimdi bu cennetin tam yanı başında, 880 hektarlık bir maden arama başvurusu var.</p>

<p>Bolu Merkez ilçeye bağlı Bağışlar, Değirmenbeli, Merkezler ve Afşar köylerinin bulunduğu bu bölge için yapılan başvuru, yalnızca altın değil; bakır, çinko, gümüş ve kurşun madenlerini de kapsıyor.</p>

<p>CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.<br />
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a yönelttiği soru önergesiyle iddiaların peşine düştü.</p>

<p><strong>BAKANLIK: “BAŞVURU VAR, AMA HENÜZ RUHSAT YOK”</strong></p>

<p>Bakanlığın yanıtı, korkulanı doğruladı.</p>

<p>Evet, başvuru yapılmıştı.<br />
Evet, bu başvuru Yedigöller Milli Parkı’nın dibindeydi.<br />
Evet, alan tam 880 hektardı.<br />
Ama henüz ruhsat verilmemişti.</p>

<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:</p>

<p>“Bolu Merkez ilçesi sınırları içerisinde IV. grup (Altın+Bakır+Çinko+Gümüş+Kurşun) maden arama ruhsat talep sahası için 18/11/2024 tarihinde başvuru yapılmıştır. Ancak henüz arama ruhsatı düzenlenmemiştir. Valilik ve Orman Genel Müdürlüğü’nden görüş beklenmektedir. Ruhsat düzenlenmediği için şu an herhangi bir faaliyete izin verilmemektedir.”</p>

<p><strong>TİCARİ SIR MASALI: HALK BİLMEYECEK Mİ?</strong></p>

<p>Ancak işin en karanlık noktası şu:<br />
Başvuru yapan şirketin ismi açıklanmadı.<br />
Gerekçe? Ticari sır!</p>

<p>Türker Ateş, bu noktada isyan ediyor:</p>

<p>“Bu doğaya yapılacak müdahalenin kamuya açık olması gerekir. Şirketin kim olduğunun açıklanmaması çok düşündürücü. Bu bilgi kamu yararına paylaşılmalı.”</p>

<p>Haklı.</p>

<p>Çünkü “ticari sır” kılıfı altında halktan gizlenen her proje, doğaya saplanan bir hançer oldu bugüne kadar.</p>

<p><strong>ALTININ PARASI VAR, AMA GÖLDEKİ YANSIMANIN YOK</strong></p>

<p>Türker Ateş’in şu cümlesi, gerçeğin kalbinde yankılanıyor:</p>

<p>“Bolu’nun zenginliği yeraltında değil, yer üstündeki eşsiz güzelliklerdedir.”</p>

<p>Çünkü Yedigöller’in altındaki altın, üstündeki manzaradan daha kıymetli değil.<br />
Çünkü bir milli parkın suyu, ağacı, böceği, kuşu ve sessizliği; madenin getireceği her kuruştan daha değerlidir.</p>

<p><strong>MADENCİLİK KILIFIYLA AĞAÇ KESENLER: OYUN YİNE AYNI</strong></p>

<p>Türkiye’deki benzer süreçlere bakıldığında, bu “henüz ruhsat verilmedi” cümlesi tanıdık bir oyalama stratejisine dönüşmüş durumda.</p>

<p>Hatırlayalım:</p>

<p>Kazdağları'nda da “sadece arama” denmişti.<br />
Ormanlar delik deşik olmuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Artvin Cerattepe’de de aynı masal anlatılmıştı.<br />
Sonra maden için dağlar parçalandı, doğa sus(turul)du.</p>

<p>Şimdi sırada Yedigöller mi var?</p>

<p><strong>YEDİGÖLLER HALKINA SORULDU MU?</strong></p>

<p>Bu başvurular yapılırken kimse bölge halkına, köylülere, doğaseverlere sordu mu?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Sormazlar.</p>

<p>Çünkü halkın iradesi değil, şirketlerin iştahı öncelikli.</p>

<p>Sahi...</p>

<p>880 hektar alanın ne demek olduğunu bilen var mı?</p>

<p>Yaklaşık 1.232 futbol sahası!</p>

<p>Bu kadar büyük bir alanda yapılacak maden aramasının yaratacağı ekolojik yıkım nasıl “önemsiz” gösterilebilir?</p>

<hr align="center" size="0" width="100%" />
<h2><strong>SONUÇ YERİNE: ALTIN MI, YAŞAM MI?</strong></h2>

<p>Bu bir tercih meselesidir.</p>

<p>Altın mı, orman mı?<br />
Kâr mı, doğa mı?<br />
Zengin şirketler mi, zengin ekosistem mi?</p>

<p>Bakanlık, henüz “değerlendirme aşamasında” olduğunu söylüyor.<br />
Ama kamu vicdanı, bu projeye çoktan RED verdi.</p>

<p>Çünkü:</p>

<p>- Kuşlar sessizliğe muhtaçtır, gürültüye değil.</p>

<p>- Ağaçlar toprakta yaşar, cevherde değil.</p>

<p>- Yedigöller doğadır.</p>

<p>- Ve doğa ticari sır değildir.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/cenneti-dinamitliyorlar-yedigollerin-dibine-dalacaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 27 May 2025 19:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/05/yedi-g-o-l.png" type="image/jpeg" length="39725"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Atatürk Havalimanı 'Teknopark İstanbul' oldu!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/istanbul-ataturk-havalimani-teknopark-istanbul-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/istanbul-ataturk-havalimani-teknopark-istanbul-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Atatürk Havalimanı “Terminal İstanbul”a dönüştü, burası dünyanın en büyük teknoloji girişimcilik merkezi olacakmış. Ancak uzmanlara göre bu çok büyük bir 'rant operasyonu' ve 'Teknopark' maskesiyle örtülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p data-end="358" data-start="304"><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p data-end="358" data-start="304">Atatürk Havalimanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, artık “teknopark” statüsüne kavuştu. <strong>“Terminal İstanbul” </strong>adı verilen bu yeni yapı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın açıklamalarına göre, <strong data-end="724" data-start="671">dünyanın en büyük teknoloji girişimciliği merkezi</strong> olacakmış.</p>

<p data-end="857" data-start="738">Ama sorulması gereken kritik sorular var: <strong>Gerçekten bir teknoloji devrimi mi başlıyor, yoksa başka hesaplar mı dönüyor?</strong></p>

<p data-end="905" data-start="859">YİNE BİR “MARKA” HAMLESİ: TERMINAL İSTANBUL</p>

<p data-end="1182" data-start="907">Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın açıklamalarına bakılırsa, <strong data-end="1003" data-start="982">Terminal İstanbul</strong>, Bilişim Vadisi’ne bağlı olarak çalışacak ve binlerce teknoloji girişimcisine ev sahipliği yapacak. Yazılım ve yapay zekâdan bilim merkezine kadar birçok alt başlık sıralanıyor.</p>

<p data-end="1483" data-start="1184">Ancak burada kamuoyunun dikkatini çeken önemli bir unsur var: <strong data-end="1297" data-start="1246">Atatürk Havalimanı’nın kaderi sürekli değişiyor</strong>. Bir dönem pistleri kırılıp “millet bahçesi”ne dönüştürülen bu devasa kompleksin şimdiki adresi teknopark… Peki, bu değişimlerin ardında hangi politik ve ekonomik motivasyonlar yatıyor?</p>

<p data-end="1527" data-start="1485">İSTANBUL'UN KÜRESEL MERKEZ OLMA İDDİASI</p>

<p data-end="1948" data-start="1529">Bakan Kacır’ın ifadeleri cesur: “İstanbul'u küresel düzeyde bir girişimcilik merkezi yapacağız.” Elbette bu iddia kulağa hoş geliyor. Fakat <strong data-end="1706" data-start="1669">dünyanın önde gelen teknoparkları</strong> olan Silikon Vadisi, Shenzhen Teknokenti gibi örnekler düşünüldüğünde, sadece bina yapmakla teknoloji üssü olunmadığı herkesin malumu. Eğitim, özgürlük, inovasyon ortamı, şeffaflık ve yatırım iklimi gibi çok katmanlı bir ekosistem gerekiyor.</p>

<p data-end="2181" data-start="1950">Türkiye ise son yıllarda <strong data-end="2049" data-start="1975">beyin göçü, ifade özgürlüğü kısıtlamaları ve ekonomik belirsizliklerle</strong> gündeme geliyor. Hal böyleyken, gerçekten bir çekim merkezi mi olacak, yoksa tabelası büyük ama içi boş bir yapı mı ortaya çıkacak?</p>

<p data-end="2226" data-start="2183">KAMU-ÖZEL ORTAKLIKLAR: KİMLER KAZANACAK?</p>

<p data-end="2568" data-start="2228">“Binlerce girişim” hedefleniyor. Peki, bu girişimler kimler olacak? İhalelerin kimlere verileceği, hangi şirketlerin burada büyüyeceği soruları da önem taşıyor. Türkiye’de büyük projelerin çoğunlukla <strong data-end="2480" data-start="2428">aynı müteahhitler ve grupların etrafında dönmesi</strong>, yeni bir kaygı dalgası yaratıyor. Kamuoyunun bu süreçleri yakından izlemesi gerekiyor.</p>

<p data-end="2617" data-start="2570">ESKİ PİSTLERİN GÖLGESİNDE YENİ BİR MASAL MI?</p>

<p data-end="3044" data-start="2619">Atatürk Havalimanı bir zamanlar <strong data-end="2695" data-start="2651">dünyanın en yoğun havalimanları arasında</strong> yer alıyordu. İstanbul Havalimanı açıldıktan sonra “millet bahçesi” vaadiyle kaderine terk edildi. Şimdi aynı yer yeniden gündemde, üstelik bu kez teknoloji hamlesiyle. Ama akıllardaki soru aynı: <strong data-end="2962" data-start="2892">Bu kadar büyük bir yatırım neden eski havalimanı üzerinde dönüyor?</strong> İstanbul’un devasa arazi ihtiyacı varken neden hep aynı taşınmazlar kullanılıyor?</p>

<p data-end="3079" data-start="3046">SONUÇ: UMUT MU, KANDIRMACA MI?</p>

<p data-end="3418" data-start="3081">Atatürk Havalimanı’nın yeni rotası şimdilik “teknopark” görünümünde. Ancak Türkiye’nin son 20 yıllık tecrübesi gösteriyor ki, büyük laflarla başlayan projelerin bir kısmı tabela değişimiyle sınırlı kalıyor. Terminal İstanbul gerçekten bir başarı hikâyesine mi dönüşecek, yoksa birkaç yıl sonra yine başka bir amaç için mi değiştirilecek?</p>

<p data-end="3536" data-start="3420">Sorulması gereken tek bir soru var: <strong data-end="3536" data-start="3456">Bu hikâyenin kazananı halk mı olacak, yoksa yine bir avuç seçilmiş zümre mi?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="3536" data-start="3420"><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong data-end="3536" data-start="3456">www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANALİZ'HABER</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/istanbul-ataturk-havalimani-teknopark-istanbul-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 08 May 2025 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/05/22-1.png" type="image/jpeg" length="13461"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dönerciden altın madenine: 770 Şirketin Sahibi Kim?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/donerciden-altin-madenine-770-sirketin-sahibi-kim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/donerciden-altin-madenine-770-sirketin-sahibi-kim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin en büyük holdingi artık özel bir şirket değil; devletin kendisi. TMSF’nin kontrolündeki 770 şirket, 100 milyar TL ciro ve 40 bin çalışanla “kayyum ekonomisi” büyüyor. Patron kayyum mu, yoksa kayyumun da üzerinde başka bir patron mu var?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p data-end="534" data-start="493"><a href="http://www.netturk.com.tr"><u>ARAS MOREN</u></a></p>

<p data-end="582" data-start="535">Türkiye’nin en büyük holdinginin patronu kim?</p>

<p data-end="663" data-start="584">Özel sektör mü? Sermaye piyasası mı? Kapitalizm mi? Hayır. Patron <strong data-end="661" data-start="650">devlet.</strong></p>

<p data-end="897" data-start="665">Ama öyle klasik bir devlet değil. Bir eli kayyumda, diğer eli mahkemede, bir gözü medyada, öbür gözü billboardda. Bir koluyla enerji üretiyor, öteki koluyla hamburger satıyor. Hem altın madenlerinin sahibi, hem dönercinin patronu.</p>

<p data-end="1018" data-start="899">Ve işte o patron, 770 şirketin koltuğuna oturmuş durumda. Yıllık cirosu <strong data-end="989" data-start="971">100 milyar TL.</strong> Çalışan sayısı <strong data-end="1016" data-start="1005">40 bin.</strong></p>

<p data-end="1128" data-start="1020">Ama bir CEO yok. Bir genel müdür yok. Bir vizyon belgesi yok. Kayyum var. Kayyumlar var. Kayyumcuklar var.</p>

<p data-end="1162" data-start="1130">Ve onların üstünde, “bir” var.</p>

<h3 data-end="1203" data-start="1169">*&nbsp; *&nbsp; *</h3>

<p data-end="1203" data-start="1169">BİR DEVLETİN İKİNCİ EKONOMİSİ</p>

<p data-end="1284" data-start="1204">Bu tabloyu açıklamak için yeni bir terim lazım: <strong data-end="1282" data-start="1252">Devletin ikinci ekonomisi.</strong></p>

<p data-end="1525" data-start="1286">Çünkü bu, devlet bütçesinden ayrı; ama yine devletin kontrolünde bir ekonomi. Maliye Bakanlığı’na bağlı değil, ama Cumhurbaşkanlığı’na bağlı. Kamu ihale yasasına uymuyor, ama kamu varlığı. Özel şirket görünümünde, ama devletin eli orada.</p>

<p data-end="1671" data-start="1527">Ve liste uzayıp gidiyor:<br data-end="1554" data-start="1551" />
Enerji santralleri.<br data-end="1576" data-start="1573" />
Mobilya devleri.<br data-end="1595" data-start="1592" />
Sağlık zincirleri.<br data-end="1616" data-start="1613" />
Kripto şirketleri.<br data-end="1637" data-start="1634" />
Medya organları.<br data-end="1656" data-start="1653" />
Billboardlar.</p>

<p data-end="1724" data-start="1673">Ne ararsan var. <strong data-end="1722" data-start="1689">Bir tek bağımsız yönetim yok.</strong></p>

<p data-end="1760" data-start="1731">*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p data-end="1760" data-start="1731">KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE?</p>

<p data-end="1952" data-start="1761">Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)… Adı bile ironik. Çünkü tasarrufları sigorta etmek için kuruldu. Ama şimdi tasarruf sahiplerinden çok, <strong data-end="1950" data-start="1902">tasfiye edilen şirketlerin sigortacısı gibi.</strong></p>

<p data-end="1993" data-start="1954">Peki bu 770 şirket nasıl oraya geldi?</p>

<p data-end="2180" data-start="1995">Bir kısmı 15 Temmuz sonrası. “FETÖ’nün finans ayağı” diyerek.<br data-end="2059" data-start="2056" />
Bir kısmı “kara para aklama” diyerek.<br data-end="2099" data-start="2096" />
Bir kısmı “ihale yolsuzluğu” diyerek.<br data-end="2139" data-start="2136" />
Bir kısmı “çıkar amaçlı örgüt” diyerek.</p>

<p data-end="2212" data-start="2182">Ve sonra: <strong data-end="2210" data-start="2192">kayyum atandı.</strong></p>

<p data-end="2329" data-start="2214">Ama bu kayyumlar öyle rastgele kişiler değil. İktidara yakın. Partiye yakın. Yandaş basına yakın. “Aileye” yakın.</p>

<p data-end="2447" data-start="2331">Yönetim kurullarına atanan isimler, partiden istifa edip gelen eski vekiller, AKP teşkilatlarından tanıdık yüzler.</p>

<p data-end="2497" data-start="2449">Ve soralım: <strong data-end="2495" data-start="2461">Kim kazanıyor? Kim kaybediyor?</strong></p>

<p data-end="2552" data-start="2504">*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p data-end="2552" data-start="2504">İŞ DÜNYASININ YENİ KURALI: KAYYUM EKONOMİSİ</p>

<p data-end="2598" data-start="2553">Ekonomide artık bir “kayyum ekonomisi” var.</p>

<p data-end="2723" data-start="2600">Bir gün bir mahkeme kararı. Ertesi gün TMSF devrede. Üçüncü gün şirket kayyum yönetiminde. Dördüncü gün satış listesinde.</p>

<p data-end="2792" data-start="2725">Ve her satışta, her yönetimde, <strong data-end="2790" data-start="2756">iktidara yakın bir başka isim.</strong></p>

<p data-end="2906" data-start="2794">Mobilya devleri.<br data-end="2813" data-start="2810" />
Enerji üreticileri.<br data-end="2835" data-start="2832" />
Sağlık zincirleri.<br data-end="2856" data-start="2853" />
Billboard şirketleri.<br data-end="2880" data-start="2877" />
Kripto finans aktörleri.</p>

<p data-end="2967" data-start="2908">Hepsi aynı şemsiye altında: <strong data-end="2965" data-start="2936">TMSF’nin kayyum holdingi.</strong></p>

<p data-end="3110" data-start="2969">Ama soralım: Devlet neden bu kadar çok sektörde birden patron olmak ister? Yatırım yapmak mı? Hizmet sunmak mı? Yoksa <strong data-end="3108" data-start="3087">kontrol etmek mi?</strong></p>

<p data-end="3158" data-start="3117">*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p data-end="3158" data-start="3117">SERMAYE TRANSFERİ Mİ, MİLLİLEŞME Mİ?</p>

<p data-end="3209" data-start="3159">İktidar diyor ki: <strong data-end="3207" data-start="3177">“Milli ekonomi kuruyoruz.”</strong></p>

<p data-end="3269" data-start="3211">Muhalefet diyor ki: <strong data-end="3267" data-start="3231">“Servet transferi yapıyorsunuz.”</strong></p>

<p data-end="3418" data-start="3271">Bir yanda “FETÖ’den temizlenen” şirketler.<br data-end="3316" data-start="3313" />
Bir yanda “suç gelirlerinden arındırılan” işletmeler.<br data-end="3372" data-start="3369" />
Öte yanda “kamulaştırılmış” medya organları.</p>

<p data-end="3610" data-start="3420">Ama bir gerçek var:<br data-end="3442" data-start="3439" />
Bu şirketlerin yönetim kurullarında hep iktidara yakın isimler.<br data-end="3508" data-start="3505" />
Bu şirketlerin ihalelerinde hep tanıdık yüzler.<br data-end="3558" data-start="3555" />
Bu şirketlerin satışlarında hep bilindik alıcılar.</p>

<p data-end="3697" data-start="3612">Ve hepsinin sonunda <strong data-end="3654" data-start="3632">“sermaye birikimi”</strong> denen o şey, başka ellere doğru kayıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="3739" data-start="3704">*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p data-end="3739" data-start="3704">DEVLETİN REKLAM PATRONU OLMASI</p>

<p data-end="3804" data-start="3740">Belki de en stratejik adım: <strong data-end="3802" data-start="3768">reklam şirketlerine el koymak.</strong></p>

<p data-end="3865" data-start="3806">Billboardlar. Dijital panolar. Açık hava reklam alanları.</p>

<p data-end="3953" data-start="3867">Seçim öncesi kontrol.<br data-end="3891" data-start="3888" />
Seçim zamanı propaganda.<br data-end="3918" data-start="3915" />
Seçim sonrası teşekkür mesajları.</p>

<p data-end="4141" data-start="3955">Bütün o ışıklı tabelalar, şimdi TMSF kayyumlarının imzasında. Bir seçimde kimin ilan vereceğine karar veren, bir reklam kampanyasında kimin afişinin asılacağına karar veren <strong data-end="4139" data-start="4128">devlet.</strong></p>

<p data-end="4225" data-start="4143">Ve bu, yalnızca ekonomi değil; <strong data-end="4223" data-start="4174">siyasetin de reklam alanlarını kontrol etmek.</strong></p>

<p data-end="4263" data-start="4232">*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p data-end="4263" data-start="4232">ALTIN MADENİNDEN DÖNERCİYE</p>

<p data-end="4452" data-start="4264">Liste öyle uzun ki:<br data-end="4286" data-start="4283" />
Altın madeni.<br data-end="4302" data-start="4299" />
Enerji santrali.<br data-end="4321" data-start="4318" />
Hamburger zinciri.<br data-end="4342" data-start="4339" />
Mobilya fabrikası.<br data-end="4363" data-start="4360" />
Özel hastane.<br data-end="4379" data-start="4376" />
Kozmetik merkezi.<br data-end="4399" data-start="4396" />
Medya kanalı.<br data-end="4415" data-start="4412" />
Reklam şirketi.<br data-end="4433" data-start="4430" />
Kripto platformu.</p>

<p data-end="4534" data-start="4454">Bir devlet düşünün, <strong data-end="4532" data-start="4474">dönerciden altın rafinerisine kadar her şeyin patronu.</strong></p>

<p data-end="4563" data-start="4536">Ve bu patronun adı: TMSF.</p>

<p data-end="4676" data-start="4565">Ama onun arkasında, o kayyumların arkasında, o kayyumların atandığı yerin arkasında <strong data-end="4674" data-start="4649">bir başka patron var.</strong></p>

<p data-end="4717" data-start="4683">*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p data-end="4717" data-start="4683">SİYASETİN EKONOMİYLE EVLİLİĞİ</p>

<p data-end="4811" data-start="4718">Aslında yaşanan, ekonominin siyasallaşmasından öte, <strong data-end="4809" data-start="4770">siyasetle ekonominin nikah kıyması.</strong></p>

<p data-end="4870" data-start="4813">Bağımsız sermaye mi? Özel sektör mü? Serbest piyasa mı?</p>

<p data-end="4887" data-start="4872">Hepsi hikaye.</p>

<p data-end="5009" data-start="4889">Çünkü artık “patron”, bir siyasi mekanizma.<br data-end="4935" data-start="4932" />
Ve her el koymada, her kayyum atamada, her satışta <strong data-end="5007" data-start="4986">bir siyasi hamle.</strong></p>

<p data-end="5082" data-start="5011">Ekonomi artık yalnızca ekonomi değil.<br data-end="5051" data-start="5048" />
Ekonomi, <strong data-end="5080" data-start="5060">siyasetin alanı.</strong></p>

<p data-end="5141" data-start="5084">Ve bir sonraki büyük soru: <strong data-end="5139" data-start="5111">bu tablo nerede duracak?</strong></p>

<p data-end="5289" data-start="5143">Devlet daha kaç sektöre el koyacak?<br data-end="5181" data-start="5178" />
Kaç şirket daha “milli” olacak?<br data-end="5215" data-start="5212" />
Ve bu “milli” ekonomi, gerçekten milletin mi, yoksa iktidarın mı olacak?</p>

<p data-end="5327" data-start="5296">*&nbsp; *&nbsp; *</p>

<p data-end="5327" data-start="5296">SONUÇ: 770 ŞİRKETLİ PATRON</p>

<p data-end="5394" data-start="5328">Türkiye’nin en büyük şirketi artık <strong data-end="5392" data-start="5363">devletin kayyum holdingi.</strong></p>

<p data-end="5449" data-start="5396">770 şirket.<br data-end="5410" data-start="5407" />
100 milyar TL ciro.<br data-end="5432" data-start="5429" />
40 bin çalışan.</p>

<p data-end="5475" data-start="5451">Ve hepsi <strong data-end="5473" data-start="5460">bir elde.</strong></p>

<p data-end="5571" data-start="5477">Bir günde mi oldu? Hayır.<br data-end="5505" data-start="5502" />
Planlandı mı? Belki.<br data-end="5528" data-start="5525" />
Kimin yararına? İşte orası en büyük soru.</p>

<p data-end="5626" data-start="5573">Çünkü <strong data-end="5624" data-start="5579">bir patron var, ama birden çok ortak var.</strong></p>

<p data-end="5804" data-start="5628">Ekonominin bu “yeni normalinde” kimin zenginleştiği, kimin yoksullaştığı, kimin rekabetten dışlandığı, kimin siyasi güce bağlandığı, <strong data-end="5802" data-start="5761">her şey bir kayyum raporunda yazıyor.</strong></p>

<p data-end="5837" data-start="5806">Ama o rapor halka açık değil.</p>

<p data-end="5963" data-start="5839">Ve Türkiye, bir kayyum ekonomisinden, <strong data-end="5905" data-start="5877">bir kayyum cumhuriyetine</strong> doğru yürüyor mu, yoksa gerçekten “milli ekonomiye” mi?</p>

<p data-end="5979" data-start="5965">Karar sizin.</p>

<p data-end="5979" data-start="5965"><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/donerciden-altin-madenine-770-sirketin-sahibi-kim</guid>
      <pubDate>Tue, 06 May 2025 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/05/kayyum-holding.png" type="image/jpeg" length="29746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Irmak Zileli’nin 'Şimdi Buradaydı' romanına dair!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/irmak-zilelinin-simdi-buradaydi-romanina-dair</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/irmak-zilelinin-simdi-buradaydi-romanina-dair" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Irmak Zileli, son romanı ‘Şimdi Buradaydı’ ile insan ruhunun karanlık koridorlarında bir yolculuğa çıkarıyor. Roman, bilinç akışı tekniğiyle okuru çarpıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p data-end="578" data-start="456"><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p data-end="578" data-start="456"><strong>ANALİZ</strong>'<em>HABER</em> - Edebiyat dünyasında her romanıyla yeni kapılar açan Irmak Zileli, son romanı <em data-end="676" data-start="657">“Şimdi Buradaydı”</em> ile okuru bir kez daha insan ruhunun derin, karanlık ve karmaşık dehlizlerine davet ediyor. Zileli, Gazete Pencere’den Eda Köprü Yılmayan’a verdiği röportajda yazarlık serüveninden bilinç akışı tekniğine, kötülüğün kaynaklarına dair düşüncelerinden bireysel ve toplumsal travmaların edebiyata yansımasına kadar pek çok meseleye ışık tuttu. Röportaj, sadece bir kitabın değil, bir yazarın iç dünyasının, düşünce yapısının ve edebi arayışlarının haritası niteliğinde.</p>

<p data-end="1183" data-start="1144"><strong data-end="1183" data-start="1148">YAZMAK, ÖNCELİKLE KENDİM İÇİN!&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p data-end="1411" data-start="1185">Irmak Zileli, yazarlığı bir macera, bir keşif süreci olarak görüyor. Yazmak onun için yalnızca hikâye anlatmak değil, anlamaya çalışmak, derinleşmek, kazmak ve yeni ifade biçimleri aramak. Röportajda şu sözleri dile getiriyor:</p>

<blockquote data-end="1662" data-start="1413">
<p data-end="1662" data-start="1415">“Yazmanın öncelikle bana haz vermesi gerekir. Önce kendim için yazıyorum. O eylemin kendisinden zevk alıyorum. Keşfettirdiklerinden, kazı yapmaktan, derinleşmekten, yeni söyleme biçimlerini aramaktan… Anlatmaktan çok anlamanın yollarını arıyorum.”</p>
</blockquote>

<p data-end="2032" data-start="1664">Bu yaklaşımı, romanlarının yapısal dokusuna da yansıyor. <em data-end="1738" data-start="1721">Şimdi Buradaydı</em> da bu yolculuğun son durağı. Okuru bir hikâyenin dış gözlemcisi olmaktan çıkarıp karakterlerin iç dünyasına sokan roman, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış bir metin. Böylece okur, karakterlerin zihninden geçenlerle yüzleşiyor, bir tanık olmaktan çok deneyimin içinden geçen biri haline geliyor.</p>

<p data-end="2101" data-start="2034"><strong data-end="2101" data-start="2038">KÖTÜLÜĞÜN KAYNAKLARINA DALDIM&nbsp;</strong></p>

<p data-end="2428" data-start="2103">Zileli’nin yazarlık süreci uzun ve disiplinler arası bir araştırmaya dayanıyor. Röportajda, her romanına hazırlanırken yaklaşık 2-2,5 yıl süren bir okuma dönemi geçirdiğini anlatıyor. Felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi alanlardan beslenen yazar, bu süreçte kötülüğün hem bireysel hem toplumsal kaynaklarını anlamaya çalışmış.</p>

<p data-end="2843" data-start="2430">Okuduğu eserler arasında Rene Girard’ın <em data-end="2490" data-start="2470">Şiddet ve Kutsal’ı</em>, Byung-Chul Han’ın <em data-end="2531" data-start="2510">Şiddetin Topolojisi</em>, Arno Gruen’in <em data-end="2566" data-start="2547">Normalin Deliliği</em>, Otto F. Kernberg’in <em data-end="2643" data-start="2588">Sapıklıklarda ve Kişilik Bozukluklarında Saldırganlık</em> kitabı ve Elda Abrevaya’nın <em data-end="2709" data-start="2672">Deliliğin Tutkusu/Tutkunun Deliliği</em> öne çıkıyor. Zileli, ayrıca Darian Leader’ın <em data-end="2771" data-start="2755">Delilik Nedir?</em> kitabıyla da norm ve delilik kavramları üzerine düşündüğünü belirtiyor.</p>

<p data-end="3069" data-start="2845">Bu yoğun okuma süreci, romanın karakterlerini psikanalitik açıdan derinleştirmesine, onları yalnızca birer kurgu figürü değil, ruhsal katmanları olan insanlar olarak inşa etmesine olanak tanıyor. Röportajda şunları söylüyor:</p>

<blockquote data-end="3318" data-start="3071">
<p data-end="3318" data-start="3073">“Bir seans odasında geçecek olan bir roman yazıyorsam, terapist ile danışanı arasındaki ilişkiye çok daha yakından bakmam gerektiği düşüncesiyle psikanalizin aktarım ve karşı aktarım kavramları konusunda beni besleyecek kitaplar okumam gerekti.”</p>
</blockquote>

<p data-end="3492" data-start="3320">Bu satırlardan, Zileli’nin romanını yalnızca bir kurmaca eser değil, aynı zamanda insan ruhunun karanlık köşelerini araştıran bir psikanaliz metni gibi gördüğü anlaşılıyor.</p>

<p data-end="3547" data-start="3494"><strong data-end="3547" data-start="3498">BİLİNÇ AKIŞI: OLAYLAR DEĞİL İÇİNDEKİ İNSAN&nbsp;</strong></p>

<p data-end="3873" data-start="3549">Romanın biçimsel temel taşlarından biri olan bilinç akışı tekniği, Zileli için yalnızca bir anlatım biçimi değil, aynı zamanda bir gerçeklik anlayışı. Röportajda, bilinç akışı tekniğinin “gerçekliğin ancak bireyin bilincini, öznelliğini metne yansıtarak temsil edilebileceğini” savunan bir anlayışın ürünü olduğunu söylüyor.</p>

<blockquote data-end="4073" data-start="3875">
<p data-end="4073" data-start="3877">“Aslolan olaylar değildir, o olayların içindeki insandır. O insanın bilincinden geçenler, algıları, ruhsal dünyası, zihninin ritmi, seçtiği kelimeler, çağrışımları… Yani aslında nesnellik yoktur.”</p>
</blockquote>

<p data-end="4440" data-start="4075">Bu teknik, okuru bir tanık değil, olayların içinden geçen, deneyimlerin akışında yol alan bir özne haline getiriyor. Virginia Woolf, James Joyce, William Faulkner gibi yazarların öncülüğünde edebiyata kazandırılan bilinç akışı, Zileli’nin ellerinde her karakter için yeniden şekilleniyor. Çünkü her karakterin bilinci biricik ve metnin sesi o biriciklikten doğuyor.</p>

<blockquote data-end="4628" data-start="4442">
<p data-end="4628" data-start="4444">“Okur bir dinleyici konumunda olmaktan çok, karakterin zihninden geçenlere, bilincin akışına, ritmine, sesine maruz kalıyor. Bırakın tanık olmayı, karakterle birlikte yaşıyormuş gibi.”</p>
</blockquote>

<p data-end="4665" data-start="4630"><strong data-end="4665" data-start="4634">KURMACA BİR OYUN ALANI&nbsp;</strong></p>

<p data-end="5065" data-start="4667">Zileli, kurmacayı bir oyun alanı olarak görüyor. Yazar, karakter ve okur arasında kurulan bu oyunda herkesin farklı bir rolü var. Yazar yazarken, okur da okurken karakterin yerine geçiyor. Bu oyun, metnin tiyatro ve sinema gibi sahne sanatlarına da uyarlanabilir bir yapıda olmasını sağlıyor. Çünkü okur, kelimeler ve cümlelerle değil, karakterin yaşadıklarının sahnelendiği bir mekâna adım atıyor.</p>

<p data-end="5277" data-start="5067">Bu bakış, Zileli’nin edebi arayışlarının da merkezinde. Röportajda, her metinde yeni anlatım biçimleri aradığını, tekrarların kendisine zevk vermediğini, yazının kendisinin bir keşif süreci olduğunu belirtiyor.</p>

<blockquote data-end="5383" data-start="5279">
<p data-end="5383" data-start="5281">“Mesele bulmak değil, aramaktır. O arayış esnasında bulunan başka şeylerdir. İnsana dair keşiflerdir.”</p>
</blockquote>

<p data-end="5426" data-start="5385"><strong data-end="5426" data-start="5389">ERİL TAHAKKÜM: ANNE VE BABASIZLIK&nbsp;</strong></p>

<p data-end="5678" data-start="5428">Romanın temalarından biri de anne tahakkümü ve eril şiddetin yalnızca erkek figürlerden değil, annelerden de gelebileceği fikri. Patriarkal sistemin kadınları da etkisi altına aldığını vurgulayan Zileli, “erillik sadece erkeğe mahsus değildir” diyor.</p>

<p data-end="5946" data-start="5680">Anne karakterlerin davranışlarının, kendi bastırılmış travmalarından, toplumun ve kültürün dayattığı rollerden kaynaklandığını anlatan yazar, bu durumun bireyin özgürleşmesini engelleyen bir şiddet biçimine dönüştüğünü ifade ediyor. Röportajda şu tespitleri yapıyor:</p>

<blockquote data-end="6180" data-start="5948">
<p data-end="6180" data-start="5950">“Toplum, şiddet uygulayanlar ile buna maruz kalanların kesin ve net sınırlarla ayrıştığı bir arena değil. Şiddete maruz kalanın yarın şiddetin failine dönüşmesi pekâlâ mümkün, eğer deneyimine gözünü dikip bakmaz ve dönüştürmezse.”</p>
</blockquote>

<p data-end="6225" data-start="6182"><strong data-end="6225" data-start="6186">HANİ BANA: DIŞLANMIŞLIĞIN ÇIĞLIĞI&nbsp;</strong></p>

<p data-end="6469" data-start="6227">Romanın sonunda yer alan “hani bana” ifadesi, Zileli’nin çocukluğundan bugüne taşıdığı bir anlam dünyasına kapı aralıyor. Çocuk oyunlarından hatırladığımız bu ifade, dışlanmışlığın, ötekiliğin, kolektif bir emeğin dışında bırakılanın çığlığı.</p>

<blockquote data-end="6601" data-start="6471">
<p data-end="6601" data-start="6473">“Hani bana, haksızlığa uğrayan birinin çığlığıdır. O, eylemin parçası olamayan, dışarıda bırakılan, gözetilmeyen, ihmal edilen.”</p>
</blockquote>

<p data-end="6875" data-start="6603">Zileli, bu ifadenin toplumda hep dışarıda kalan birinin varlığını hatırlatan bir metafor olduğunu söylüyor. “Oyun, bunu ifade etmenin, sağaltmanın ve kabullenmenin bir aracıdır,” diyerek bu dışlanmışlığın aynı zamanda bir dayanışma ve farkındalık imkânı sunduğunu ekliyor.</p>

<hr data-end="6880" data-start="6877" />
<p data-end="6923" data-start="6882"><strong data-end="6923" data-start="6885">BİR YAZARIN İÇ DÜNYASINA YOLCULUK&nbsp;</strong></p>

<p data-end="7254" data-start="6925">Irmak Zileli, <em data-end="6956" data-start="6939">Şimdi Buradaydı</em> romanıyla yalnızca bir hikâye anlatmıyor; insan ruhunun karanlık taraflarına, kötülüğe, travmalara, ötekiliğe ve şiddete dair derin bir sorgulama gerçekleştiriyor. Yazarlığı, anlam arayışı ve edebi keşif süreciyle örülmüş bir yolculuk. Röportajın sonunda bıraktığı izlenim, şu cümlede özetleniyor:</p>

<blockquote data-end="7297" data-start="7256">
<p data-end="7297" data-start="7258">“Anlatmaktan çok anlamanın peşindeyim.”</p>
</blockquote>

<p data-end="7412" data-start="7299">Ve belki de Irmak Zileli’nin edebiyat serüvenindeki en güçlü mesaj, tam da bu cümlenin içindeki yolculukta saklı.</p>

<blockquote>
<p data-end="236" data-start="185"><strong data-end="236" data-start="191">IRMAK ZİLELİ’NİN TÜM ESERLERİ</strong></p>

<p data-end="440" data-start="238">🎯 <strong data-end="256" data-start="241">EŞİK (2011)</strong><br data-end="259" data-start="256" />
Irmak Zileli’nin ilk romanı. Geçmişle yüzleşme, aile sırları ve bireysel hesaplaşmaların iç içe geçtiği bir hikâye. Türkiye’nin yakın tarihine de incelikli göndermeler barındırıyor.</p>

<p data-end="653" data-start="442">🎯 <strong data-end="474" data-start="445">GÖZLERİNİN ARDINDA (2014)</strong><br data-end="477" data-start="474" />
Kadınlık halleri, aşka ve özgürlüğe dair sorular, kadın bedeni ve kimliği üzerine derinlikli bir roman. Toplumsal normların baskısı altında bireyin içsel yolculuğunu anlatıyor.</p>

<p data-end="880" data-start="655">🎯 <strong data-end="683" data-start="658">ARKADAŞIM İÇİN (2016)</strong><br data-end="686" data-start="683" />
Kadınlar arasındaki dostluğa, sadakate, ihanet ve dayanışmaya odaklanan bir roman. İki kadının geçmişi ve şimdiki zamanı arasında gidip gelen hikâye, arkadaşlığın kırılgan doğasına ışık tutuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="1152" data-start="882">🎯 <strong data-end="913" data-start="885">BENDE ÖLEN SENSİN (2018)</strong><br data-end="916" data-start="913" />
Aile içi iktidar ilişkileri, ebeveynlik, çocukluk travmaları ve nesiller arası aktarılan yükler üzerine bir roman. Anlatımında iç monolog ve bilinç akışı tekniklerinin öne çıktığı eser, bireysel belleğin karanlık köşelerini araştırıyor.</p>

<p data-end="1448" data-start="1154">🎯 <strong data-end="1183" data-start="1157">ŞİMDİ BURADAYDI (2023)</strong><br data-end="1186" data-start="1183" />
Zileli’nin son romanı. İnsan ruhunun karanlık yanları, kötülüğün bireysel ve toplumsal kaynakları, delilik, norm ve öteki olma halleri üzerine kurulu. Bilinç akışı tekniğiyle yazılan eser, okuru bir tanık değil, deneyimin içinden geçen bir özne haline getiriyor.</p>
</blockquote>

<p data-end="309" data-start="244"><u><strong data-end="309" data-start="250">YAZARA ANALİTİK BİR BAKIŞ</strong></u></p>

<p data-end="577" data-start="311">🎯 <strong data-end="344" data-start="314">EDEBİYATTA “ANLAM ARAYIŞI”</strong><br data-end="347" data-start="344" />
Irmak Zileli, çağdaş Türk edebiyatında bireysel ve toplumsal belleği, kimlik, öteki olma, aile içi iktidar ve şiddet gibi meseleleri derinlemesine işleyen bir yazar. Onun edebiyatı, anlatmaktan çok “anlamaya” yönelen bir yolculuk.</p>

<p data-end="919" data-start="579">🎯 <strong data-end="633" data-start="582">BİLİNÇ AKIŞI VE İÇ MONOLOG TEKNİKLERİNİN USTASI</strong><br data-end="636" data-start="633" />
Zileli’nin romanları, Virginia Woolf ve James Joyce geleneğinde biçimsel bir cesareti yansıtıyor. Olaylardan çok karakterlerin iç dünyasına, zihinsel ritimlerine, çağrışımlarına odaklanıyor. Okuru pasif bir tanık olmaktan çıkarıp deneyimin içine dahil eden bir anlatım tarzı kuruyor.</p>

<p data-end="1204" data-start="921">🎯 <strong data-end="969" data-start="924">KURMACAYI BİR “OYUN ALANI” OLARAK GÖRÜYOR</strong><br data-end="972" data-start="969" />
Eserlerinde yazar- karakter-okur ilişkisini bir “oyun” olarak tanımlayan Zileli, metinle okur arasında yaratıcı bir etkileşim alanı kuruyor. Bu yaklaşım, romanlarını tiyatro ve sinema gibi sahne sanatlarına da uyarlanabilir kılıyor.</p>

<p data-end="1568" data-start="1206">🎯 <strong data-end="1248" data-start="1209">TOPLUMSAL VE PSİKANALİTİK KATMANLAR</strong><br data-end="1251" data-start="1248" />
Irmak Zileli, sadece bireyin iç dünyasını değil, o iç dünyayı kuşatan toplumsal ve kültürel bağlamları da derinlemesine inceliyor. Her romanı, psikanaliz, sosyoloji ve felsefeden beslenen çok katmanlı bir metin. Bu çok disiplinli bakış, onu edebiyatımızda hem biçimsel hem tematik açıdan özgün bir yere yerleştiriyor.</p>

<p data-end="240" data-start="185"><u><strong data-end="240" data-start="191">BİR ROMAN: ŞİMDİ BURADAYDI</strong></u></p>

<p data-end="650" data-start="242">🎯 <strong data-end="287" data-start="245">İNSAN RUHUNUN KARANLIK YANINA YOLCULUK</strong><br data-end="290" data-start="287" />
Irmak Zileli’nin <em data-end="326" data-start="307">“Şimdi Buradaydı”</em> romanı, bir seans odasında geçiyor. Romanın ana karakteri, terapi sürecinde kendi bilinçaltına, çocukluk travmalarına, bastırılmış anılarına ve karanlık dürtülerine doğru bir yolculuğa çıkıyor. Roman, okuru terapist ve danışanın ilişkisine tanık etmekle kalmıyor; aynı zamanda bu ilişkinin içinde bir özne haline getiriyor.</p>

<p data-end="990" data-start="652">🎯 <strong data-end="690" data-start="655">BİLİNÇ AKIŞI TEKNİĞİYLE ANLATIM</strong><br data-end="693" data-start="690" />
Zileli, romanı bilinç akışı tekniğiyle kurgulayarak okuru karakterlerin zihinsel dalgalanmalarına, çağrışımlarına ve iç monologlarına ortak ediyor. Okur, anlatının dışından değil, içeriden bakan bir göz haline geliyor. Gerçeklik, karakterlerin algıları üzerinden çok katmanlı bir yapıda sunuluyor.</p>

<p data-end="1366" data-start="992">🎯 <strong data-end="1038" data-start="995">KÖTÜLÜĞÜN, TRAVMANIN VE ŞİDDETİN İZİNDE</strong><br data-end="1041" data-start="1038" />
Roman, kötülüğün bireysel ve toplumsal kökenlerine odaklanıyor. Anne-baba ilişkileri, patriarkal kültürün birey üzerindeki baskısı, travmaların kuşaktan kuşağa aktarımı ve bireyin içindeki şiddet potansiyeli eserin ana meseleleri arasında. Zileli, toplumsal kötülük ve bireysel bozulma arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor.</p>

<p data-end="1675" data-start="1368">🎯 <strong data-end="1404" data-start="1371">ÖTEKİ OLMA VE DIŞLANMA TEMASI</strong><br data-end="1407" data-start="1404" />
Kitabın sonunda yer alan “hani bana” ifadesi, romanın ana metaforu. Dışlanmış, göz ardı edilmiş, görünmez kılınmış bireylerin çığlığını simgeliyor. <em data-end="1574" data-start="1555">“Şimdi Buradaydı”</em>, bir öteki olma hikâyesi olduğu kadar, insanın kendini ve başkasını anlamaya çalışmasının da romanı.</p>

<p data-end="7412" data-start="7299"><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>KİTAP'OKU</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/irmak-zilelinin-simdi-buradaydi-romanina-dair</guid>
      <pubDate>Sun, 04 May 2025 19:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/05/irmak-zileli-devam.png" type="image/jpeg" length="58007"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yaren Leylek ve İhtiyar Balıkçı!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/yaren-leylek-ve-ihtiyar-balikci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/yaren-leylek-ve-ihtiyar-balikci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her yıl bahar aylarında Yaren'in Eskikaraağaç Köyü'ne dönüşü büyük bir heyecanla beklenir. Gelişi 'bahar'dır, gidişi 'son'bahar. İhtiyar balıkçı kayığında, eşi ise ondan önce gelip yerleştiği yuvada 'Yaren'i bekler. İşte 'Yaren Leylek ve İhtiyar Balıkçı'nın hikayesi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Bursa'nın Karacabey ilçesine bağlı <strong>Eskikaraağaç Leylek Köyü</strong> , dünyada eşine az rastlanır bir dostluğa tanıklık ediyor. <strong>Balıkçı Adem Yılmaz</strong> ile bir leyleğin, <strong>Yaren'in</strong> dostluğuna tam <strong>14 yıldır</strong> devam ediyor.</p>

<p><strong>BİR BALIKÇI VE BİR LEYLEKİN DOSTLUĞU</strong></p>

<p>Her şey, Adem Yılmaz'ın Eskikaraağaç Köyü'nde balıkçılık faaliyetleriyle başladı. Her gün kayığıyla Uluabat Gölü'ne açılan balıkçı, bir gün teknesine bir leyleğin konduğunu fark etti. Leylek, Yılmaz'ın içerdiği balıkları izliyor, ara ara nasibini alıyordu. Bu karşılaşma sadece bir tesadüf değildi.</p>

<p>Ertesi yılın bahar aylarında leylek tekrar geldi. Ve yine Adem Amca'nın kayığına kondu. Ardından bir sonraki yıl… Ve bir sonraki… Bu leyleğe <strong>“Yaren”in</strong> adı verildi.</p>

<p>Her yıl göçten dönen Yaren, köydeki yuvasına geliyor, ardından balıkçı Adem Yılmaz'ın kayığına konarak eski dostunu selamlıyordu.</p>

<p><strong>YARENLİK DOSTLUK</strong></p>

<p>Bu hikaye, <strong>2019 yılında doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş</strong> sayesinde tüm Türkiye ve hatta dünyaya tanıtılıyor. Tüydeş, Adem Amca ve Yaren'in hikayesini fotoğrafladı, paylaştı ve kısa sürede herkesin bu dostluğunun takipçisi oldu.</p>

<p>Yaren'in onun yıl dönüp dönmeyeceği merak konusu oldu. Özellikle soğuk ve çetin geçen kış aylarının ardından, bahar geldiğinde Yaren'in köye dönüşü <strong>bir müjde gibi</strong> duyurulmaya başladı.</p>

<p>Hikaye o kadar popüler hale geldi ki, <strong>Yaren ve Adem Amca'nın dostluğu belgesellere, çocuk kitaplarına ve filmlere ilham kaynağı oldu.</strong> Eskikaraağaç Köyü de “Leylek Köyü” olarak anılmaya başlandı.</p>

<p><strong>BİR GELENEK HALİNE GELEN BULUŞMA</strong></p>

<p>Artık her yıl bahar aylarında <strong>Yaren'in dönüşü büyük bir heyecanla bekleniyor</strong> . Adem Amca, kayığıyla göle varıyor, Yaren gelip tekneye konuyor ve birlikte bir sezon daha yaşayabiliyorlar. Sonbahar geldiğinde Yaren yine uzun bir göç yolculuğuna çıkıyor.</p>

<p>Yaren'in döndüğüne dair ilk görüntüler onu yıl büyük ilgiyle karşılıyor. 2025 yılında da Yaren, <strong>14. kez</strong> Eskikaraağaç'a geri döndü ve Adem Amca'nın kayığına konarak dostluğunu sürdürdü.</p>

<p>Bu hikaye, <strong>doğanın ve insanların iç içe yaşadığı, samimi ve güvenli dostlukların yaşadığını gösteren</strong> en güzel örneklerden biri olarak hafızalara kazındı.</p>

<p><strong>Yaren'in eşi Nazlı</strong></p>

<p>Her yıl bahar aylarında Eskikaraağaç Leylek Köyü'ne gelen <strong>Yaren</strong> , yalnız gelmiyor. Hayatı boyunca birlikte hayatları paylaşan <strong>Nazlı</strong> da geliyor. Yaren, dostu <strong>Adem Amca</strong> ile vakit geçirirken, Nazlı ise yuvasında kalıyor ve yumurtalarını tutuyor.</p>

<p><strong>YAREN VE NAZLI'NIN AİLESİ</strong></p>

<p>Yaren ve Nazlı, göçten geri döndükten sonra hemen yuvalarına yerleşiyorlar. Birkaç hafta içinde <strong>Nazlı yumurtlamaya başlıyor</strong> ve yavrularını büyütmek için yoğun bir sürece katılıyorlar. Bu süreçte Yaren, bazen Adem Amca'nın kayığına varan balık kaparken, bazen de eşine yiyecek taşıyor.</p>

<p>Bahar ve yaz aylarında <strong>çift olarak yavruları büyüyorlar</strong> , sonbahara doğru ise tüm aile birlikte uzun bir göç yolculuğuna çıkıyor.</p>

<p><strong>YAREN VE NAZLI: GERÇEK BİR AŞK HİKAYESİ</strong></p>

<p>Leylekler <strong>tek eşli</strong> canlılar olarak bilinir. Bir leylek, eşini kaybetmediği yaşam hayatı boyunca aynı eşiyle birlikte olur. <strong>Yaren ve Nazlı yıllardır bu bağlılığı sürdürüyor</strong> .</p>

<p>Bu ikili, doğa ve hayvan sevgisinin en güzel örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı. Yaren'in ona yıl dönüp dönmeyeceği kadar, <strong>Nazlı'nın da onunla birlikte gelip gelmeyeceği merakla bekleniyor</strong> .</p>

<p>Yaren ve Nazlı, <strong>yalnızca bir leylek hikayesi değil</strong> , aynı zamanda <strong>doğuştan gelen silahlar sevginin, sadakatin ve dostluğun</strong> sembolü oldular.</p>

<p><strong>Balıkçı Adem Yılmaz Kimdir?</strong></p>

<p><strong>Adem Yılmaz</strong> , Bursa'nın <strong>Karacabey</strong> ilçesine bağlı <strong>Eskikaraağaç Köyü'nde</strong> yaşayan bir balıkçıdır. Yıllardır <strong>Uluabat Gölü'nde balıkçılık yaparak</strong> geçimini sağlayan Adem Amca, milyonların gönlünde taht kuran <strong>Yaren Leylek</strong> ile sağlam dostluk sayesinde <strong>Türkiye ve dünyada bilinen bir isim haline geldi</strong> .</p>

<p><strong>DOĞAYLA İÇ İÇE BİR YAŞAM</strong></p>

<p>Adem Yılmaz, hayatların <strong>doğası içinde, gölle içte</strong> sürdüren bir insan. Her sabah kayığına binip göle açılıyor, balıklarını avlıyor ve geçimini sağlıyor. Ancak onu sıradan bir balıkçıdan ayıran şey, <strong>Yaren isimli leylekle kurduğu sıra dışı dostluk</strong> oldu.</p>

<p><strong>YAREN'LE BAŞLAYAN HİKAYE</strong></p>

<p>Yaklaşık <strong>14 yıl önce</strong> Adem Amca gölde balık avlarken kayığına bir leyleğin konduğunu fark etti. O gün, balıklardan birini ona uzatıp o gün sonra <strong>Yaren</strong> , her yıl göçten dönen Adem Amca'nın kayığına konmaya devam etti.</p>

<p>Yaren'in dönüşü, Eskikaraağaç Köyü'nde bir gelenek haline geldi. <strong>Onun yılı bahar aylarında</strong> , köylüler, doğaseverler ve gazeteciler Yaren'in gelişi bekleniyordu.</p>

<p><strong>ÜNLÜ BİR BALIKÇI OLDU</strong></p>

<p>Bu hikaye, <strong>doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş</strong> tarafından fotoğraflanıp paylaşılınca tüm Türkiye'nin ilgisi dikkat çekti. <strong>Adem Amca ve Yaren'in hikayesi</strong> kısa süren belgesellere, çocuk kitaplarına ve haber programlarına konu oldu.</p>

<p>Adem Yılmaz, mütevazı bir hayat sürmeye devam et de artık <strong>Yaren'in dostu olarak tanınıyor</strong> . Her yıl Yaren'in dönüşüyle ​​birlikte kameralar yine onun kayığına çevriliyor. Ancak o, <strong>“Ben sadece bireyim balıkçı, Yaren benim dostum”</strong> diyerek mütevazılığını koruyor.</p>

<p><strong>BİR DOĞA ELÇİSİ GİBİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adem Amca'nın ve Yaren'in hikayesi, <strong>insanla doğa arasındaki bağın kopmadığını</strong> ve doğru yaklaşımla hayvanlarla köklü dostluğun ne kadar güçlü olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Eskikaraağaç Köyü, bu hikaye sayesinde <strong>turistik bir merkez</strong> haline geldi. <strong>Doğa koruma bilincinin artması</strong> ve köyde leyleklerin yaşam alanlarının korunmasına başlandı.</p>

<p>Adem Amca hala her sabah göle açılıyor, kayığında uygun Yaren'i bekliyor. Ve Yaren, <strong>her bahar yine onun yanında dönüyor</strong> …</p>

<p><strong>Adem Yılmaz, Yaren Sayesinde Maddi Kazanç Sağladı mı?</strong></p>

<p>Balıkçı Adem Yılmaz, <strong>Eskikaraağaç Köyü'nde mütevazı bir yaşam süren, geçimini Uluabat Gölü'nde balıkçılık yaparak sağlayan bir adamdı</strong> . Ancak <strong>Yaren leylekle kurduğu dostluk</strong> , onu yalnızca Türkiye'de değil, dünyada kayıtlı bir isim haline getirdi.</p>

<p>Ancak şu anda talepte bulunulması kaçınılmaz:<br />
<strong>Bu miktar, onun maddi yaşamına bir katkı sağlandı mı?</strong></p>

<p><strong>İLK YILLARDA SADECE MANEVİ KAZANÇ VARDI</strong></p>

<p>İlk başlarda Yaren ve Adem Amca'nın hikayesi, <strong>doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş'in paylaşımlarıyla</strong> duyuldu, bu hikayenin maddi bir dönüşü olmadı. Adem Yılmaz, aynı şekilde balıkçılık çalışmalarına devam etti. Hatta birçok röportajında, <strong>“Ben şu anda balık satarak geçiniyorum, hayatımın değiştiğini”</strong> söyleyerek, bu süreçte doğrudan bir gelir elde ettiğini belirtti.</p>

<p><strong>KÖYE TURİZM GELDİ, BALIKÇILARIN KAZANCI ARTTI</strong></p>

<p>Ancak zamanla <strong>Eskikaraağaç Köyü</strong> , bu hikaye sayesinde popüler bir doğa turizmi merkezi haline geldi. <strong>Leylek Köyü olarak anılmaya başlandı</strong> , yerli ve yabancı doğaseverler, fotoğrafçılar ve belgeselciler buraya akın etmeye başladı.</p>

<p>Bu turist akını, köyde yaşayan balıkçılar ve esnafın ekonomik olarak fayda sağlaması sağlandı. Köyde <strong>konaklama tesisleri, kafeler, hediyelik eşya satan yerler açıldı</strong> . Yaren olarak hediyelikler, kitaplar ve fotoğraflar satılmaya başlandı.</p>

<p>Bu süreçte Adem Yılmaz'ın <strong>dolaylı olarak bir kazanç elde ettiği</strong> için köye gelenlerle <strong>tanışmak, kayığıyla fotoğraf çektirmek</strong> için katıldı.</p>

<p><strong>BELEDİYE DESTEK VERDİ, HEYKELİ DİKİLDİ</strong></p>

<p>Karacabey Belediyesi, bu hikâyenin popülerliğini fark ederek <strong>Eskikaraağaç Köyü'nü bir eko-turizm alanına dönüştürdü</strong> . Yaren ve Adem Amca'nın dostluğunu ölümsüzleştirmek için <strong>özelleştirilmiş temsili olan bir heykel yapıldı</strong> .</p>

<p>Ancak Adem Yılmaz'ın doğrudan büyük bir gelir elde ettiğine dair net bir bilgi yok. O mevcut köyünde balıkçılık yapıyor ve kayığıyla gölde Yaren'i bekliyor.</p>

<p><strong>YAŞAM STANDARDI ARTTI AMA ZENGİN OLMADI</strong></p>

<p>Sonuç olarak, <strong>Adem Amca'nın hayatı değişti ama balıkçılıkla geçimini sağladı</strong> . Ünü sayesinde köyüne turist akını oldu, yerel ekonomi hareketlendi ama <strong>lüks bir hayat sürüyor, eski mütevazı yaşama devam ediyor</strong> .</p>

<p>Belki de bu yüzden insanlar onu sürdürüyor <strong>“Yaren'in dostu”</strong> olarak seviyor. <strong>Paraya değil, dostluğa ve doğaya değer veren bir adam olarak…</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GERÇEK'HİKAYE, ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/yaren-leylek-ve-ihtiyar-balikci</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Mar 2025 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/03/balikci2.png" type="image/jpeg" length="38451"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Flaş TV'ye el konuldu, sahibi gözaltında.]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/flas-tvye-el-konuldu-sahibi-gozaltinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/flas-tvye-el-konuldu-sahibi-gozaltinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dev bir yasa dışı bahis operasyonu gerçekleştirildi. Flash TV, Pozitifbank ve Payfix ile birlikte çok sayıda şirkete el konuldu. Operasyonla 6 milyar 900 milyon TL’lik büyük bir kara para trafiği ortaya çıkarıldı. Erkan Kork ve 49 kişi gözaltında.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Türkiye’nin en çok bilinen televizyon kanallarından biri olan <strong>Flash TV</strong>’ye el kondu. <strong>Pozitifbank, Payfix ve onlarca şirkete de!</strong> Sebep mi? Dev bir <strong>yasa dışı bahis operasyonu…</strong> Yani, yıllardır süren finansal sistemin göbeğinde dönen kara para çarkı sonunda patladı.</p>

<p>Şaşırdık mı? Hayır!...</p>

<p><strong>İŞİN İÇİNDE BÜYÜK PARALAR DÖNÜYOR</strong></p>

<p>Başrolde kim var? <strong>Erkan Kork.</strong></p>

<p>Kim mi bu kişi? Pozitifbank’ın, Payfix’in ve Flash TV’nin sahibi… Ama sadece o mu? Elbette değil!</p>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, <strong>6 milyar 900 milyon TL’lik</strong> büyük bir kara para trafiğini ortaya çıkardı. Bankacılık sistemine entegre edilen <strong>yasa dışı bahis gelirleri</strong>, finansal sistemde döndürülerek aklandı. Yani, <strong>vatandaş parasını kaybetti, bahis baronları kazandı!</strong></p>

<p><strong>BAHİS VE PARA TRANSFERİ AĞI</strong></p>

<p>Payfix isimli ödeme kuruluşunun, <strong>yurt dışındaki yasa dışı bahis sitelerinin Türkiye’de faaliyet göstermesine olanak sağladığı</strong> öne sürülüyor. Peki, nasıl yapıldı bu işler?</p>

<p>Sistem basit: <strong>Payfix, sanal bahis siteleriyle entegre edildi.</strong> İnsanlar para yatırdı, çekti, bahis oynadı, kazandı, kaybetti. Ama kazanan hep kim oldu dersiniz? <strong>Büyük patronlar!</strong> Şimdi soralım: <strong>Denetim mekanizmaları bu süreçte neredeydi?</strong></p>

<p>Polis <strong>şafak operasyonuyla</strong> harekete geçti. <strong>49 kişi gözaltında.</strong> Ancak asıl mesele, <strong>kimlerin bu süreçten yıllardır nemalandığı…</strong></p>

<p><strong>MASAK RAPORU ORTADA!</strong></p>

<p>MASAK’ın raporlarına göre:&nbsp;<strong>80 bin 11 farklı para transferi kümesi</strong> tespit edildi,&nbsp;<strong>211 bin 109 hesap</strong> incelendi,&nbsp;<strong>855 hesap sahibi</strong> yasa dışı bahis bağlantılı,&nbsp;<strong>4 milyar 223 milyon TL,</strong> kripto borsalarına aktarılmış.</p>

<p>Üstelik, <strong>43 bin 861 Payfix cüzdan hesabı</strong>, 21 Ağustos-19 Ekim 2023 tarihleri arasında <strong>49 milyon 671 bin 178</strong> yasa dışı bahis işlemi gerçekleştirmiş.</p>

<p>E peki, devlet bu transferleri yıllardır görmedi mi? Kimler göz yumdu? Sessiz sedasız bu sistem nasıl işledi?Kimler bu sistemin devam etmesi için perde arkasında oyun kurdu?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>23 ŞİRKETE EL KONDU!</strong></p>

<p>Savcılık nihayet düğmeye bastı;&nbsp;<strong>23 şirkete ve milyonlarca lira değerindeki mal varlığına el konuldu.</strong> Ama buradaki asıl soru şu: <strong>Bu şirketler gerçekten bu işin beyni mi, yoksa arka planda daha büyük figürler mi var?</strong></p>

<p>Neler var bu listede?: 17 konut, 9 arsa, 1 ofis, 13 araç, Kripto cüzdanlar, 114 şirket aracı, ortaklık payları ve tabii ki 'medya kuruluşu' bahanesiyle kara para aklamanın adreslerinden biri haline gelen Flash TV.&nbsp;</p>

<p><strong>BAHİS BARONLARI KİMİ KULLANDI?</strong></p>

<p>Bu operasyon büyük ama esas mesele şu: <strong>Bu sistem kimin koruması altındaydı?</strong></p>

<p>Şirketlerin isimleri tek tek yazıldı ama <strong>asıl karar vericiler kimdi?</strong> Yasa dışı bahis operasyonları, yıllardır sadece küçük oyuncuların yakalanmasıyla mı sınırlıydı? Peki, <strong>bu kadar büyük paralar dönerken finans denetçileri, düzenleyici kurumlar ne yapıyordu?</strong></p>

<p>İddialara göre, <strong>yıllardır bu sistemi göz göre göre işleten bazı yetkililer, büyük miktarlarda paralarla sessiz kalmayı tercih etti.</strong> Peki, bu sistem deşifre edildikten sonra, <strong>bu kişilere de dokunulacak mı?</strong></p>

<p><strong>SONUÇ NE OLACAK?</strong></p>

<p>Bu olay sadece <strong>buzdağının görünen kısmı.</strong> Peki, gözaltına alınanlar <strong>yargılanacak mı?</strong> Yoksa <strong>serbest mi kalacaklar?</strong> Herkesin merak ettiği soru bu!</p>

<p>Türkiye’de bu tarz operasyonları çok gördük. <strong>Birileri tutuklanır, diğerleri kaçar.</strong> Kaçanlar yıllar sonra başka sistemler kurar. Yani, <strong>patronlar değişir ama düzen hep aynı kalır.</strong></p>

<p>Bugün Erkan 'Kork'… Yarın Erkan 'Kork'maz</p>

<p>Sadece isimler değişiyor ama olan <strong>vatandaşın parasına</strong> oluyor.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>www.netturk.com.tr</strong></u></a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANALİZ'HABER, DAVA, MEDYA'ZADE, ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/flas-tvye-el-konuldu-sahibi-gozaltinda</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Mar 2025 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/03/b2.png" type="image/jpeg" length="47321"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnternet medyası bir kale daha kaybetti!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/internet-medyasi-bir-kale-daha-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/internet-medyasi-bir-kale-daha-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İyi gazetecilik, iyi haber; giderek acımasızlaşan ekonomik şartların ve teknoloji devlerinin karşısında tutunamadı. Gazete Duvar, okurlarına veda etmek zorunda kaldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Gazete Duvar, internet haberciliğinin en güçlü seslerinden biriydi. Güzel, cesur ve dürüst habercilik denince akla gelen ilk adresiydi. Ama olmadı...</p>

<p>İyi gazetecilik, iyi haber; giderek acımasızlaşan ekonomik şartların ve teknoloji devlerinin karşısında tutunamadı. Gazete Duvar, okurlarına veda etmek zorunda kaldı.</p>

<p>VEDANIN ARDINDA GOOGLE VAR</p>

<p>Gazete Duvar’ın sahibi Vedat Zencir, veda yazısında, <em>"Google’ın algoritma değişiklikleri, gelirlerimizi adeta baltaladı,"</em> diyor. Zencir, enflasyonun, ekonomik krizlerin zaten yıprattığı gazeteciliğin, Google’ın insafsız algoritma hamleleriyle dayanılmaz hale geldiğini anlattı.</p>

<p><em>"Mesleğini zorluklar içinde yürüten meslektaşlarımızdan daha fazla fedakârlık isteyemezdik. Vicdanımız buna izin vermezdi,"</em> diyen Zencir, küçülerek yola devam etmenin de bir çözüm olmadığını ifade etti.</p>

<p>BARIŞ AVŞAR: "ALGORİTMA BİZİ SABOTE ETTİ"</p>

<p>Genel Yayın Yönetmeni Barış Avşar da veda yazısında açık ve net konuştu:</p>

<blockquote>
<p>"Google algoritması bir yıldır bizi sabote ediyor. İnternet medyasının hızlı ve doğru habercilik yapmasını adeta engelliyor. Halkın haber alma hakkını zedeliyor. Artan maliyetler ve ekonomik darboğazla birleşince bize başka yol kalmadı. Umarım yakın gelecekte bir çözüm bulunur."</p>
</blockquote>

<p>İNTERNET MEDYASI ALARM VERİYOR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Google’ın algoritma güncellemeleri yalnızca Gazete Duvar’ı değil, internet gazeteciliğinin tamamını tehdit ediyor. Teknoloji devleri, dijital medya kuruluşlarının kaderini belirler hale geldi. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), yaptığı açıklamada, <em>"Google’ın sessiz sedasız yaptığı değişiklikler, özgür gazeteciliği ciddi anlamda tehdit ediyor,"</em> diyerek durumu net biçimde ortaya koydu.</p>

<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası ise <em>"Google'ın algoritma değişiklikleri ziyaretçi sayısını düşürdü, ilan gelirlerini azalttı. Bu durum Gazete Duvar gibi kurumların ayakta kalmasını imkânsız hale getirdi,"</em> ifadeleriyle tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi.</p>

<p>KÜÇÜLEREK DEVAM ETMEK DE ÇARE DEĞİL</p>

<p><em>"Belki küçülebilirdik,"</em> diyor Zencir, ancak devamında ekliyor, <em>"Bu yol bizi kısa sürede istemediğimiz başka tercihlerle karşı karşıya bırakırdı. Bunun yükünü taşımak istemedik."</em></p>

<p>Gazetecilik mesleğinin zaten zor olduğu bir ülkede, bağımsız yayın yapmak isteyenlerin karşılaştığı zorluklar, ekonomik krizlerle birleşince dayanılmaz hale geliyor. Gazete Duvar’ın veda kararı bunun en somut örneği olarak tarihe geçiyor.</p>

<p>DUVAR YIKILDI, HABERİN ÖZGÜRLÜĞÜ SARSILDI</p>

<p>Sonuç ortada...</p>

<p>Türkiye’de habercilik giderek zorlaşıyor. Ekonomik sıkıntılar, algoritmalar, sessiz müdahaleler... Özgür habercilik yapmak isteyen kurumların sayısı gün geçtikçe azalıyor.</p>

<p>Gazete Duvar, güzel bir mücadele verdi ama şimdi sessizliğe çekiliyor.</p>

<p>Sessiz kalan her gazete, susturulan her kalem, ülkenin geleceğinden eksilen bir umuttur aslında.</p>

<p>Bugün Duvar gitti,</p>

<p>Yarın kim bilir sıra kimde?</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANALİZ'HABER, MEDYA'ZADE, ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/internet-medyasi-bir-kale-daha-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Mar 2025 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/03/2-106.png" type="image/jpeg" length="20026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'yi yeniden inşa etmeye geliyormuş!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/turkiyeyi-yeniden-insa-etmeye-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/turkiyeyi-yeniden-insa-etmeye-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekrem İmamoğlu sahaya indi! Ön seçim için Türkiye'yi adım adım dolaşacak, halkın nabzını tutacak. 'Önce aday, sonra Cumhurbaşkanı olacağız' diyen İmamoğlu, meydanlarda değişim rüzgârı estiriyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hakkında siyasi yasak istenen... Düzeni değiştirmeye çalışan bir lider... Diploması üzerinden tartışmalar yürütülen bir belediye başkanı... Ablukaya alınmış bir seçim sürecindeki siyasetçi...</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 23 Mart’ta gerçekleştireceği ön seçimde tek aday olarak yarışacağını açıkladı. Yaptığı sosyal medya paylaşımıyla adaylığını ilan eden İmamoğlu, "Önce aday, sonra Cumhurbaşkanı olma iddiasıyla yola çıkıyorum. Ortak akıl ve uzlaşmayla Türkiye yeniden ayağa kalkacak" dedi.</p>

<p><strong>HALK ÇAĞIRIYOR: HAYDİ ARTIK!</strong></p>

<p>İmamoğlu, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ile birlikte Ünalan Kent Lokantası’nın açılışına katıldı. Ancak açılış, vatandaşların yoğun ilgisi nedeniyle bir mitinge dönüştü. Coşkulu kalabalık, değişim çağrısını yükseltti.</p>

<p>İmamoğlu kürsüdeydi. Konuşmasında halkın beklentilerini dile getirdi:</p>

<blockquote>
<p>"İnsanlarımız bize şunu söylüyor: Hadi, hadi artık! Hadi şu memleketi değiştirelim! Acele ediyor insanımız, çünkü sırtımızı sıvazlıyor, ‘Dayanın’ diyor. Bu memleketin değişmesi için kol kola, omuz omuza, meseleleri partiler üstü bir seviyeye taşımanın zamanı geldi!"</p>
</blockquote>

<p><strong>MÜCADELENİN ADI: DEMOKRASİ</strong></p>

<p>İmamoğlu, makam sevdasında olmadığını, büyük bir mücadeleye talip olduğunu vurguladı:</p>

<blockquote>
<p>"Ben bir makama değil, zorlu bir mücadeleye adayım! Tek derdim, tek hayalim, bu iktidarın yerle bir ettiği devlet yapısını, ekonomiyi, demokrasiyi, hukuku, eğitimi, sağlığı yeniden inşa etmek! Ancak bu bozuk düzen, her aşaması geniş bir uzlaşmayla belirlenen ilkeli ve erdemli bir dayanışmayla değiştirilebilir. İşte bu yüzden partimizin gerçekleştireceği ön seçim, ortak aklın, uzlaşmanın ve dayanışmanın ilk adımıdır!"</p>
</blockquote>

<p><strong>YOLA ÇIKIYOR: İLK DURAKLAR VE MESAJLAR</strong></p>

<p>İmamoğlu, ön seçim kampanyası kapsamında Türkiye’yi adım adım dolaşacağını ve her kesimden insanla bir araya geleceğini duyurdu. İlk durağının Samsun olacağını açıkladı. Ardından Erzurum, Diyarbakır, İzmir ve Ankara’da halk buluşmaları gerçekleştirecek.</p>

<p>"Bu seçim bir kişinin değil, milletin iradesinin seçimidir. Cumhuriyet kazanacak, halk kazanacak!" diyerek meydanlarda halkla birlikte olacağını söyledi.</p>

<p><strong>PARTİ İÇİNDE VE DIŞINDA TEPKİLER</strong></p>

<p>İmamoğlu’nun adaylığına parti içinden ve dışından farklı tepkiler geldi. CHP Genel Merkezi’nden bazı isimler, "Ön seçim partimiz için bir şanstır. Değişimin gücü halkın elindedir" açıklamasını yaptı. Ancak bazı parti kurmayları, "Bu sürecin parti içinde kutuplaşmalara neden olabileceği" görüşünü dile getirdi.</p>

<p>Öte yandan, iktidar kanadı İmamoğlu’nun adaylığını "popülist bir hamle" olarak değerlendirdi. AKP sözcüleri, "CHP içinde bir yarış var ama Türkiye’nin gerçek sorunlarına çözüm üretecek bir projeleri yok" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ancak sokaktaki vatandaşın yorumu netti:</p>

<blockquote>
<p>"Biz kavga değil, çözüm istiyoruz! Gençler işsiz, ekonomi kötü, geleceğimiz belirsiz. Değişim olacaksa halk karar verecek!"</p>
</blockquote>

<p><strong>SANDIKTAN DEĞİŞİM ÇIKACAK MI?</strong></p>

<p>CHP’nin ön seçimi, sadece partililer için değil, Türkiye’nin kaderi için kritik bir eşik olarak görülüyor. İmamoğlu’nun etrafında birleşen değişim hareketi, Türkiye’nin geleceğine dair yeni bir umut doğuruyor.</p>

<p>Şimdi herkesin aklında tek bir soru var: Ön seçimden değişim çıkacak mı?</p>

<p>Ve daha önemlisi; Bu değişim Türkiye’ye yayılacak mı?</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV, ANALİZ'HABER</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/turkiyeyi-yeniden-insa-etmeye-geliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Mar 2025 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/03/eko-devam.png" type="image/jpeg" length="84833"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emlak Konut’un 'kazançlı' kampanyası!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/emlak-konutun-kazancli-kampanyasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/emlak-konutun-kazancli-kampanyasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emlak Konut’un ‘Kazançlı Yatırım Kampanyası’, dar gelirlilere umut değil, yatırımcılara fırsat sundu. Gerçek barınma sorununu çözüyor mu, yoksa servet transferi mi yapılıyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (EKGYO), yeni bir konut kampanyası duyurdu: “Kazançlı Yatırım Kampanyası.” Adı bile dikkat çekici. Ama gerçekten kazanan kim?</p>

<p>Orta ve dar gelirlinin ev sahibi olması mı hedefleniyor? Yoksa zaten cebinde parası olanın servetine servet katması mı? İşte kritik soru bu.</p>

<p><strong>YATIRIM MI, BARINMA MI?</strong></p>

<p>Türkiye’de milyonlarca insan kira ödeyemez hale geldi. İstanbul’da 20 bin liranın altında kiralık ev yok. Asgari ücretli bırakın ev sahibi olmayı, ay sonunu zor getiriyor. Peki, Emlak Konut’un yeni kampanyası kimin için?</p>

<p>Düşük faizli krediler, uzun vadeli ödeme planları kulağa hoş geliyor. Ama 5 milyon 650 bin TL’den başlayan fiyatlarla kim ev alabiliyor? Açık olan şu: Bu kampanya, dar gelirlilere değil, elinde parası olanlara hitap ediyor.</p>

<p><strong>HANGİ KAYNAKTAN FONLANIYOR?</strong></p>

<p>Kampanya kapsamında %0,99 ve %1,29 faiz oranları sunuluyor. Oysa piyasa faizleri %3 civarında. Aradaki farkı kim karşılıyor? Hangi kaynaktan fonlanıyor?</p>

<p>Bankaların bile kredi vermekte isteksiz olduğu bir dönemde, bu finansman modeli kimlerin cebinden çıkıyor? Vergilerimizle mi? Kamu kaynaklarıyla mı?</p>

<p><strong>REKABET Mİ, TEKELLEŞME Mİ?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel sektörde faaliyet gösteren inşaat firmaları bu tür faiz avantajlarını sağlayamıyor. Emlak Konut ise kamu destekli. Peki, bu durumda piyasada adil bir rekabetten söz edebilir miyiz? Büyük ölçekli devlet destekli projeler, küçük ve orta ölçekli firmaları nasıl etkiliyor?</p>

<p><strong>ÖRNEKLER VE GERÇEKLER</strong></p>

<p>Kampanya kapsamında İstanbul, İzmir, Antalya ve Balıkesir’de toplam 24 proje bulunuyor. İşte birkaç örnek:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Yenişehir Evleri Arnavutköy</strong>: En düşük konut fiyatı 6 milyon 940 bin TL.</li>
 <li><strong>Yeni Fikirtepe</strong>: 13 milyon 500 bin TL’ye 2+1 daire.</li>
 <li><strong>Barbaros 48, Beşiktaş</strong>: 65 milyon TL’lik 3+1 daire.</li>
 <li><strong>Göktürk Kemer</strong>: 47 metrekarelik bir daire için 16 milyon TL.</li>
 <li><strong>Lüks Villalar</strong>: 295 milyon TL’ye 6+1 villa.</li>
</ul>

<p>Şimdi şu soruyu soralım: Hangi asgari ücre</p>

<p>tli, hangi memur bu fiyatlarla ev alabiliyor? Bu fiyatlar orta sınıfa hitap ediyor mu, yoksa zenginlere özel bir yatırım aracı mı?</p>

<p><img align="left" alt="" height="317" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2025/03/ekonut.png" style="margin-left:0px; margin-right:10px" width="786" /></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KİM KAZANACAK?</strong></p>

<p>Emlak Konut, “kazançlı yatırım” diyor. Peki, kimin kazancı bu?</p>

<p>Bu kampanyanın hedefi belli: Elinde büyük nakit bulunan yatırımcıları çekmek. Parası olanın parasını artırmak. Konut sahibi olma hayali kuran milyonlarca insan içinse kapılar yine kapalı.</p>

<p>Konut fiyatları yükselirken, düşük faizle yatırımcıya sunulan imkanlar, dar gelirlinin ev alma umudunu biraz daha uzaklaştırıyor.</p>

<p><strong>SONUÇ: KİMİN KONUT POLİTİKASI?</strong></p>

<p>Emlak Konut’un bu hamlesi bir sosyal konut politikası değil. Aksine, yatırım amaçlı konut alımını teşvik eden bir finansman modeli.</p>

<p>Peki, Türkiye’de gerçekten ihtiyaç sahibi olanlar için nasıl bir konut politikası gerekiyor? Öncelikle, kamu destekli projelerin önceliği barınma hakkını güvence altına almak olmalı. Dar ve orta gelirli vatandaşlar için erişilebilir konut projeleri geliştirilmeli.</p>

<p>Ama şu an görünen tablo şu: Parası olan kazanıyor, olmayan yine kirada kalıyor.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/emlak-konutun-kazancli-kampanyasi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Mar 2025 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/03/emlak-konut.webp" type="image/jpeg" length="61781"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TCMB rezervleri neden 13 milyar dolar eridi?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/tcmb-rezervleri-neden-13-milyar-dolar-eridi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/tcmb-rezervleri-neden-13-milyar-dolar-eridi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Şubat’ta 173,2 milyar dolara ulaşan TCMB rezervleri hızla erimeye başladı. Peki, bu kaybın arkasında hangi ekonomik dinamikler var ve dolar kuru neden hâlâ beklenen sıçramayı yapamıyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<article data-scroll-anchor="false" data-testid="conversation-turn-7" dir="auto">
<h3 data-end="108" data-start="44"><em><strong data-end="106" data-start="48">- Merkez Bankası rezervleri neden hızla erimeye başladı?</strong></em></h3>

<p data-end="404" data-start="109">14 Şubat’ta 173,2 milyar dolarla rekor kıran Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervleri, kısa süre içinde hızla düşüşe geçti. Ekonomist Mahfi Eğilmez, CNBC-e canlı yayınında yaptığı açıklamada, bu erimenin boyutlarını hesapladı. Peki, bu rezervler neden ve nasıl bu kadar hızlı eridi?</p>

<h3 data-end="454" data-start="406"><em><strong data-end="452" data-start="410">- Rezervlerde kaç milyar dolar kayboldu?</strong></em></h3>

<p data-end="701" data-start="455">Eğilmez’in hesaplamalarına göre, rezervlerde en az <strong data-end="538" data-start="506">10 milyar dolarlık bir erime</strong> var. Son iki gün de dahil edildiğinde, toplam kayıp <strong data-end="611" data-start="591">13 milyar dolara</strong> yaklaşıyor. Ancak bu düşüş resmi rakamlara ancak iki hafta sonra tam olarak yansıyacak.</p>

<h3 data-end="747" data-start="703"><strong data-end="745" data-start="707">- Enflasyon tahmini neden düşürüldü?</strong></h3>

<p data-end="1093" data-start="748">2023 yılı Şubat ayı enflasyonu <strong data-end="792" data-start="779">yüzde 4,5</strong> olarak gerçekleşmişti. 2024 yılı için ise, sağlıkta katılım payı artışının kaldırılması gibi etkenler nedeniyle, enflasyon beklentisi <strong data-end="940" data-start="927">yüzde 3,5</strong> seviyesine çekildi. Eğilmez, bu revize edilen tahmine rağmen yıl sonu enflasyon beklentisini <strong data-end="1046" data-start="1034">yüzde 35</strong> seviyesinde tutmaya devam ettiğini söylüyor.</p>

<h3 data-end="1168" data-start="1095"><em><strong data-end="1166" data-start="1099">- Sanayi üretiminde toparlanma mı, yoksa ‘Ölü Kedi Sıçraması’ mı?</strong></em></h3>

<p data-end="1752" data-start="1169">Sanayi üretimi uzun süre ekside seyrettikten sonra Kasım-Aralık döneminde toparlandı. Ancak bu yükselişin sürdürülebilir olup olmadığı konusunda belirsizlik var. Eğilmez, bu durumu <strong data-end="1374" data-start="1350">“Ölü Kedi Sıçraması”</strong> olarak adlandırıyor: <strong data-end="1480" data-start="1396">“Ölü kediyi yukarıdan atsanız da zıplar ama canlı olup olmadığını bilemezsiniz.”</strong> 2024 yılı için sanayi üretiminin büyüme oranı <strong data-end="1538" data-start="1527">yüzde 3</strong> seviyesinde gerçekleşirse, Türkiye ekonomisi için kötü bir performans olmayacak. Ancak potansiyel büyüme oranının <strong data-end="1670" data-start="1653">yüzde 4,5 - 5</strong> arasında olduğu düşünüldüğünde, bu rakamların yeterli olup olmadığı tartışmalı.</p>

<h3 data-end="1801" data-start="1754"><em><strong data-end="1799" data-start="1758">- Kur neden beklenen sıçramayı yapmadı?</strong></em></h3>

<p data-end="1915" data-start="1802">Dolar kurunun baskılandığına yönelik iddialar sık sık gündeme geliyor. Ancak Eğilmez’e göre, asıl neden farklı:</p>

<ul data-end="2128" data-start="1916">
 <li data-end="1957" data-start="1916">Enflasyon, kurdan daha hızlı artıyor.</li>
 <li data-end="2016" data-start="1958">Yüksek faiz politikası, dolardan çıkışı hızlandırıyor.</li>
 <li data-end="2070" data-start="2017">Yatırımcılar dövizden çıkıp TL faizine yöneliyor.</li>
 <li data-end="2128" data-start="2071">Piyasada dolar bolluğu oluştuğu için kur yükselmiyor.</li>
</ul>

<p data-end="2339" data-start="2130">Fakat son günlerde <strong data-end="2195" data-start="2149">dolar/TL kuru 36 seviyesinin üzerine çıktı</strong>. Bunun nedeni olarak <strong data-end="2240" data-start="2217">rezervlerdeki erime</strong> ve <strong data-end="2269" data-start="2244">siyasi belirsizlikler</strong> gösteriliyor. Yatırımcıların yeniden dolara yöneldiği belirtiliyor.</p>

<h3 data-end="2376" data-start="2341"><strong data-end="2374" data-start="2345">Rezervler nasıl eritildi?</strong></h3>

<p data-end="2524" data-start="2377">Merkez Bankası, piyasaya <strong data-end="2417" data-start="2402">dolar sundu</strong>. Eğilmez’e göre, bu satışlar rezervlerdeki erimenin ana kaynağı. Ancak dikkat çekici bir nokta daha var:</p>

<ul data-end="2721" data-start="2525">
 <li data-end="2571" data-start="2525">TCMB <strong data-end="2568" data-start="2532">swap (takas) işlemlerini azalttı</strong>.</li>
 <li data-end="2641" data-start="2572">Yerine <strong data-end="2622" data-start="2581">carry trade ve ödünç verilen dolarlar</strong> devreye sokuldu.</li>
 <li data-end="2721" data-start="2642">Ancak bu tür kısa vadeli fonlar, ani oynaklıklarda hızla çıkış yapabiliyor.</li>
</ul>

<h3 data-end="2770" data-start="2723"><strong data-end="2768" data-start="2727">Rezervlerdeki düşüş kalıcı mı?</strong></h3>

<p data-end="3094" data-start="2771">Rezervlerdeki kaybın nedenleri arasında <strong data-end="2863" data-start="2811">döviz arzı, faiz politikası ve siyasi gelişmeler</strong> etkili görünüyor. Eğilmez, rezervlerin daha fazla erimesinin TL üzerindeki baskıyı artırabileceğini söylüyor. Peki, bu erime devam ederse kur ne olacak? Faiz politikası değiştirilecek mi? Ekonomi yönetimi yeni adımlar atacak mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="3214" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="3096">Bekleyip göreceğiz. Ama şimdilik görünen o ki <strong data-end="3214" data-is-last-node="" data-start="3142">rezervler hızla eriyor, yatırımcılar tedirgin, piyasa yönünü arıyor.</strong></p>

<p data-end="3214" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="3096"><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong data-end="3214" data-is-last-node="" data-start="3142">www.netturk.com.tr</strong></a></p>
</article></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SORU'YORUM</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/tcmb-rezervleri-neden-13-milyar-dolar-eridi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Feb 2025 13:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/02/mahfi2.png" type="image/jpeg" length="33324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Şubat’ta rekor kıran Rezervler Neden 13 Milyar Dolar Eridi?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/14-subatta-rekor-kiran-rezervler-neden-13-milyar-dolar-eridi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/14-subatta-rekor-kiran-rezervler-neden-13-milyar-dolar-eridi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<article data-scroll-anchor="false" data-testid="conversation-turn-7" dir="auto">
<h3 data-end="108" data-start="44"><em><strong data-end="106" data-start="48">- Merkez Bankası rezervleri neden hızla erimeye başladı?</strong></em></h3>

<p data-end="404" data-start="109">14 Şubat’ta 173,2 milyar dolarla rekor kıran Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervleri, kısa süre içinde hızla düşüşe geçti. Ekonomist Mahfi Eğilmez, CNBC-e canlı yayınında yaptığı açıklamada, bu erimenin boyutlarını hesapladı. Peki, bu rezervler neden ve nasıl bu kadar hızlı eridi?</p>

<h3 data-end="454" data-start="406"><em><strong data-end="452" data-start="410">- Rezervlerde kaç milyar dolar kayboldu?</strong></em></h3>

<p data-end="701" data-start="455">Eğilmez’in hesaplamalarına göre, rezervlerde en az <strong data-end="538" data-start="506">10 milyar dolarlık bir erime</strong> var. Son iki gün de dahil edildiğinde, toplam kayıp <strong data-end="611" data-start="591">13 milyar dolara</strong> yaklaşıyor. Ancak bu düşüş resmi rakamlara ancak iki hafta sonra tam olarak yansıyacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 data-end="747" data-start="703"><strong data-end="745" data-start="707">- Enflasyon tahmini neden düşürüldü?</strong></h3>

<p data-end="1093" data-start="748">2023 yılı Şubat ayı enflasyonu <strong data-end="792" data-start="779">yüzde 4,5</strong> olarak gerçekleşmişti. 2024 yılı için ise, sağlıkta katılım payı artışının kaldırılması gibi etkenler nedeniyle, enflasyon beklentisi <strong data-end="940" data-start="927">yüzde 3,5</strong> seviyesine çekildi. Eğilmez, bu revize edilen tahmine rağmen yıl sonu enflasyon beklentisini <strong data-end="1046" data-start="1034">yüzde 35</strong> seviyesinde tutmaya devam ettiğini söylüyor.</p>

<h3 data-end="1168" data-start="1095"><strong data-end="1166" data-start="1099">Sanayi üretiminde toparlanma mı, yoksa ‘Ölü Kedi Sıçraması’ mı?</strong></h3>

<p data-end="1752" data-start="1169">Sanayi üretimi uzun süre ekside seyrettikten sonra Kasım-Aralık döneminde toparlandı. Ancak bu yükselişin sürdürülebilir olup olmadığı konusunda belirsizlik var. Eğilmez, bu durumu <strong data-end="1374" data-start="1350">“Ölü Kedi Sıçraması”</strong> olarak adlandırıyor: <strong data-end="1480" data-start="1396">“Ölü kediyi yukarıdan atsanız da zıplar ama canlı olup olmadığını bilemezsiniz.”</strong> 2024 yılı için sanayi üretiminin büyüme oranı <strong data-end="1538" data-start="1527">yüzde 3</strong> seviyesinde gerçekleşirse, Türkiye ekonomisi için kötü bir performans olmayacak. Ancak potansiyel büyüme oranının <strong data-end="1670" data-start="1653">yüzde 4,5 - 5</strong> arasında olduğu düşünüldüğünde, bu rakamların yeterli olup olmadığı tartışmalı.</p>

<h3 data-end="1801" data-start="1754"><strong data-end="1799" data-start="1758">Kur neden beklenen sıçramayı yapmadı?</strong></h3>

<p data-end="1915" data-start="1802">Dolar kurunun baskılandığına yönelik iddialar sık sık gündeme geliyor. Ancak Eğilmez’e göre, asıl neden farklı:</p>

<ul data-end="2128" data-start="1916">
 <li data-end="1957" data-start="1916">Enflasyon, kurdan daha hızlı artıyor.</li>
 <li data-end="2016" data-start="1958">Yüksek faiz politikası, dolardan çıkışı hızlandırıyor.</li>
 <li data-end="2070" data-start="2017">Yatırımcılar dövizden çıkıp TL faizine yöneliyor.</li>
 <li data-end="2128" data-start="2071">Piyasada dolar bolluğu oluştuğu için kur yükselmiyor.</li>
</ul>

<p data-end="2339" data-start="2130">Fakat son günlerde <strong data-end="2195" data-start="2149">dolar/TL kuru 36 seviyesinin üzerine çıktı</strong>. Bunun nedeni olarak <strong data-end="2240" data-start="2217">rezervlerdeki erime</strong> ve <strong data-end="2269" data-start="2244">siyasi belirsizlikler</strong> gösteriliyor. Yatırımcıların yeniden dolara yöneldiği belirtiliyor.</p>

<h3 data-end="2376" data-start="2341"><strong data-end="2374" data-start="2345">Rezervler nasıl eritildi?</strong></h3>

<p data-end="2524" data-start="2377">Merkez Bankası, piyasaya <strong data-end="2417" data-start="2402">dolar sundu</strong>. Eğilmez’e göre, bu satışlar rezervlerdeki erimenin ana kaynağı. Ancak dikkat çekici bir nokta daha var:</p>

<ul data-end="2721" data-start="2525">
 <li data-end="2571" data-start="2525">TCMB <strong data-end="2568" data-start="2532">swap (takas) işlemlerini azalttı</strong>.</li>
 <li data-end="2641" data-start="2572">Yerine <strong data-end="2622" data-start="2581">carry trade ve ödünç verilen dolarlar</strong> devreye sokuldu.</li>
 <li data-end="2721" data-start="2642">Ancak bu tür kısa vadeli fonlar, ani oynaklıklarda hızla çıkış yapabiliyor.</li>
</ul>

<h3 data-end="2770" data-start="2723"><strong data-end="2768" data-start="2727">Rezervlerdeki düşüş kalıcı mı?</strong></h3>

<p data-end="3094" data-start="2771">Rezervlerdeki kaybın nedenleri arasında <strong data-end="2863" data-start="2811">döviz arzı, faiz politikası ve siyasi gelişmeler</strong> etkili görünüyor. Eğilmez, rezervlerin daha fazla erimesinin TL üzerindeki baskıyı artırabileceğini söylüyor. Peki, bu erime devam ederse kur ne olacak? Faiz politikası değiştirilecek mi? Ekonomi yönetimi yeni adımlar atacak mı?</p>

<p data-end="3214" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="3096">Bekleyip göreceğiz. Ama şimdilik görünen o ki <strong data-end="3214" data-is-last-node="" data-start="3142">rezervler hızla eriyor, yatırımcılar tedirgin, piyasa yönünü arıyor.</strong></p>

<p data-end="3214" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="3096"><a href="http://​​​​​​​www.netturk.com.tr"><strong data-end="3214" data-is-last-node="" data-start="3142">www.netturk.com.tr</strong></a></p>

<p></p>
</article></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/14-subatta-rekor-kiran-rezervler-neden-13-milyar-dolar-eridi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Feb 2025 12:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2023/02/nettuklogo.png" type="image/jpeg" length="52615"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yatırımcılar neden Türkiye’den kaçıyor?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/yatirimcilar-neden-turkiyeden-kaciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/yatirimcilar-neden-turkiyeden-kaciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada 2023 yılında 41,1 trilyon dolarlık doğrudan yabancı yatırım yapılırken, Türkiye bu pastadan yalnızca 10,7 milyar dolar pay alabildi. Mahfi Eğilmez’in sorduğu gibi: “Neden bu kadar az?” Yatırımcının güven aradığı bir dünyada, Türkiye’nin ekonomik belirsizliklerle boğuşması bu tabloyu açıklıyor olabilir mi?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p data-end="257" data-start="65"><strong>SORU'</strong>YORUM -Bir ülke düşünün... Dünyada yatırımlar uçuyor, trilyonlar dönüyor, ama o ülke nasibini almıyor. Mahfi Hoca sordu, biz de düşündük. "Neden?" dedi, "Neden Türkiye bu kadar az yatırım çekiyor?"</p>

<p data-end="322" data-start="259">Çok doğru bir soru. Ama cevabı herkesin bildiği bir sır gibi.</p>

<p data-end="646" data-start="324">IMF verilerine göre, 2023 yılında dünya tam 41,1 trilyon dolar doğrudan yabancı yatırım almış. Hani şu “sermaye nerede?” diye sorduğumuz paralar… İşte onlar dünyayı dolaşıp yatırım aramış. ABD tek başına 5,4 trilyon doları cebe indirmiş. Hollanda 3,7 trilyon dolarla ardından gelmiş. Çin de 3,65 trilyon doları toplamış.</p>

<p data-end="659" data-start="648">Peki biz?</p>

<p data-end="841" data-start="661">Bizim ülke, o 41 trilyon dolarlık pastadan sadece 10,7 milyar dolarlık minicik bir dilim alabilmiş. Hani misafirlikte, tepsiden en küçük börek parçasını seçeriz ya, işte o hesap!</p>

<p data-end="873" data-start="843"><strong data-end="871" data-start="843">PASTADAN PAYIMIZ KÜÇÜCÜK</strong></p>

<p data-end="1218" data-start="875">Mahfi Eğilmez’in dediği gibi, bu küçücük payı almakla yetinmişiz. Sosyal medya hesabından soruyor hoca:<br data-end="981" data-start="978" />
“2023'te dünyada toplam 41,1 trilyon dolar doğrudan yatırım yapılmış. En çok doğrudan yabancı sermaye çeken ülkeler arasında ABD 5,4 trilyon dolarla başı çekiyor. Türkiye bu dev pastadan sadece 10,7 milyar dolar alabilmiş. Niye acaba?”</p>

<p data-end="1233" data-start="1220">Niye acaba?</p>

<p data-end="1561" data-start="1235">Yatırımcı dediğin güven ister. Hukuka, demokrasiye, ekonomiye güvenmek ister. Parasıyla gittiği yerde huzur arar. Ama bizim ülkemizde yatırımcı, cebindeki dolarları sayarken hukukun kalbine saplanan bıçağı görüyor. Adaletin terazisi eğilmiş… Dolarını yatıracak yer ararken, sabah akşam değişen kuralların gölgesinde kalıyor.</p>

<p data-end="1735" data-start="1563">Bir gün gelen yasa, ertesi gün değişiyor. Mahkemelerin kararları tartışılır hale gelmiş. Yatırımcı diyor ki: "Ben paramı koyacağım, ama yarın başıma ne gelir bilmiyorum!"</p>

<p data-end="1767" data-start="1737"><strong data-end="1765" data-start="1737">KORKUYORLAR, GELMİYORLAR</strong></p>

<p data-end="1901" data-start="1769">Mahfi Hoca işte bunları soruyor. Diyor ki, "Bu kadar büyük bir dünya pastası var, neden biz her seferinde kırıntıları topluyoruz?"</p>

<p data-end="2085" data-start="1903">Çünkü yabancı yatırımcı da insan. O da huzur arıyor. Param nereye gidiyor? Ülke nereye gidiyor? diye düşünüyor. Soruyor, araştırıyor. Sonra kararını veriyor. Ya gelir ya da gelmez.</p>

<p data-end="2120" data-start="2087">Ve görüyoruz ki, çoğu gelmiyor.</p>

<p data-end="2150" data-start="2122"><strong data-end="2148" data-start="2122">YATIRIMIN KALBİ: GÜVEN</strong></p>

<p data-end="2360" data-start="2152">Bakın ABD’ye, Çin’e, Hollanda’ya… O devasa yatırımlar neden oraya akıyor? Çünkü yatırımcı güven duyuyor. Bugün koyduğu parayı yarın çekebileceğini biliyor. Mahkemeye giderse hakkını alabileceğini düşünüyor.</p>

<p data-end="2494" data-start="2362">Bizde ise yatırımcı sabah kalkınca bambaşka bir ekonomik planla uyanabiliyor. Dün verilen sözlerin bugün unutulduğunu görebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="2540" data-start="2496">İşte o yüzden Türkiye’ye yatırım gelmiyor.</p>

<p data-end="2577" data-start="2542">Mahfi Hoca soruyor: "Niye acaba?"</p>

<p data-end="2654" data-start="2579">Cevabı belli… Çünkü yatırım güven ister. Ve biz bu güveni sağlayamıyoruz.</p>

<p data-end="2747" data-start="2656">Ve o yüzden 41 trilyon dolarlık pastadan sadece 10,7 milyar dolarlık bir dilimi alıyoruz.</p>

<p data-end="2781" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="2749">Sahi, sizin var mı bir sorunuz?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖZEL HABER, SORU'YORUM</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/yatirimcilar-neden-turkiyeden-kaciyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Feb 2025 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/02/mahfi-4.png" type="image/jpeg" length="29537"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gökyüzünün efendileri!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/gokyuzunun-efendileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/gokyuzunun-efendileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en zenginleri arasında lüks jet yarışı başladı. Acıbadem Sağlık Grubu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, 79 milyonluk Gulfstream G700 jetiyle başarı elde etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p data-end="171" data-start="78">Türkiye’nin en zengin iş insanlarından Murat Ülker, geçtiğimiz haftalarda bir açıklama yaptı.</p>

<p data-end="258" data-start="173">Dedi ki: <em data-end="258" data-start="182">“Kendime ait uçağım yok. Arkadaşlarımın uçağına biniyorum. Tasarruf şart.”</em></p>

<p data-end="280" data-start="260">Evet… Tasarruf şart!</p>

<p data-end="437" data-start="282">Çünkü ülkede ekonomi yerle bir olmuş, enflasyon tavan yapmış, halk pazarda çürük sebze ararken, Murat Bey arkadaşlarının jetlerine binerek tasarruf ediyor!</p>

<p data-end="464" data-start="439">Ama asıl mesele bu değil…</p>

<p data-end="611" data-start="466">Mesele, bu açıklamanın ardından ortaya çıkan başka bir gerçek: Türkiye’nin en zenginleri arasında <em data-end="594" data-start="564">kim daha lüks bir jet sahibi</em> yarışı başlamış.</p>

<p data-end="694" data-start="613">Kim bilir, belki de bu yarışın sonunda kazanan jet yakıtından tasarruf eden olur!</p>

<h4 data-end="738" data-start="701"><strong data-end="738" data-start="706">79 MİLYON DOLARLIK TASARRUF!</strong></h4>

<p data-end="833" data-start="740">ABD’li Gulfstream firmasının ürettiği <strong data-end="786" data-start="778">G700</strong> modeli dünyanın en pahalı iş jetlerinden biri.</p>

<p data-end="863" data-start="835">Fiyatı? <strong data-end="863" data-start="843">79 milyon dolar!</strong></p>

<p data-end="920" data-start="865">Türk Lirası’na çevirince… <strong data-end="920" data-start="891">2 milyar 370 milyon lira.</strong></p>

<p data-end="1029" data-start="922">Daha net söyleyelim: Bir asgari ücretli, bu jeti almak için 12 bin 500 yıl boyunca çalışsa, yine de alamaz.</p>

<p data-end="1044" data-start="1031">Ama kim aldı?</p>

<p data-end="1100" data-start="1046">Acıbadem Sağlık Grubu Başkanı <strong data-end="1100" data-start="1076">Mehmet Ali Aydınlar.</strong></p>

<p data-end="1186" data-start="1102">Pandemi sürecinde <strong data-end="1128" data-start="1120">G650</strong> modelini almıştı, demek yetmedi, <strong data-end="1170" data-start="1162">G700</strong> modeline geçti.</p>

<p data-end="1345" data-start="1188">Evet, yanlış duymadınız… Pandemide hastaneler dolup taşarken, sağlık çalışanları 24 saat nöbet tutarken, Mehmet Bey uçak koleksiyonuna yeni bir parça ekledi.</p>

<p data-end="1451" data-start="1347">Demek ki <em data-end="1364" data-start="1356">sağlık</em> sadece hastalar için değilmiş, iş dünyasında da yükseklerde uçmak anlamına geliyormuş!</p>

<h4 data-end="1486" data-start="1458"><strong data-end="1486" data-start="1463">JETLERİN KRALI KİM?</strong></h4>

<p data-end="1541" data-start="1488">Mehmet Ali Aydınlar’ın ardından liste uzayıp gidiyor.</p>

<p data-end="1633" data-start="1543"><strong data-end="1558" data-start="1543">Koç Holding</strong> Onursal Başkanı <strong data-end="1588" data-start="1575">Rahmi Koç</strong>, 2025 yılı için <strong data-end="1618" data-start="1605">Falcon 6X</strong> sipariş etmiş.</p>

<p data-end="1714" data-start="1635">Lüks yetmemiş olacak ki, Setair filosuna bir başka Falcon modeli daha katılmış.</p>

<p data-end="1748" data-start="1716">Yetmemiş… Çünkü lüksün sonu yok.</p>

<p data-end="1840" data-start="1750">Hani derler ya, <em data-end="1785" data-start="1766">“Para para para!”</em> diye… Türkiye’de bu laf çoktan <em data-end="1833" data-start="1817">“Jet jet jet!”</em> olmuş.</p>

<p data-end="1935" data-start="1842">Tabii bu yarışın bir başka katılımcısı daha var: <strong data-end="1908" data-start="1891">Limak Holding</strong> patronu <strong data-end="1935" data-start="1917">Nihat Özdemir.</strong></p>

<p data-end="1966" data-start="1937">O da Falcon 6X sipariş etmiş.</p>

<p data-end="1966" data-start="1937">Ama talihsizlik işte… COVID-19 sonrası tedarik zinciri sorunları yüzünden teslimat gecikmiş.</p>

<p data-end="2168" data-start="2062">Düşünün, asgari ücretle geçinmeye çalışanlar için değil, milyon dolarlık jetini bekleyenler için kriz var!</p>

<h4 data-end="2204" data-start="2175"><strong data-end="2204" data-start="2180">TASARRUF KİMİN İÇİN?</strong></h4>

<p data-end="2263" data-start="2206">Türkiye’de milyonlarca insan enflasyonla mücadele ediyor.</p>

<p data-end="2301" data-start="2265">Markette fiyatlar her gün değişiyor.</p>

<p data-end="2362" data-start="2303">Kiralar, elektrik, doğalgaz faturaları aldı başını gidiyor.</p>

<p data-end="2409" data-start="2364">Ama birileri gökyüzünde jetleriyle yarışıyor.</p>

<p data-end="2446" data-start="2411">Üstelik, tasarruftan bahsediyorlar!</p>

<p data-end="2565" data-start="2448">Murat Ülker arkadaşının jetine binip tasarruf yaparken, Mehmet Ali Aydınlar pandemide jet koleksiyonunu genişletiyor.</p>

<p data-end="2648" data-start="2567">Birileri tasarruf derken, halk markette indirimli ürün kovalamak zorunda kalıyor.</p>

<h4 data-end="2689" data-start="2655"><strong data-end="2689" data-start="2660">GÖKYÜZÜNDE ADALET VAR MI?</strong></h4>

<p data-end="2747" data-start="2691">Hadi diyelim, jet almak zengin işi… Ama mesele bu değil.</p>

<p data-end="2826" data-start="2749">Mesele, bu lüks hayatların halkın sırtından kazanılan paralarla sürdürülmesi.</p>

<p data-end="2951" data-start="2828">Sağlık sektöründe çalışan hemşirelerin maaşı yetmezken, Acıbadem’in sahibi 79 milyon dolarlık jetiyle gökyüzünde süzülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="3067" data-start="2953">Pandemide devlet destek paketi bekleyen küçük işletmeler kapanırken, büyük holdingler yeni uçaklar sipariş ediyor.</p>

<p data-end="3175" data-start="3069">İşte adalet dediğiniz bu: Birileri yerde hayatta kalmaya çalışırken, birileri gökyüzünde tasarruf yapıyor!</p>

<p data-end="3175" data-start="3069"><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>PARA'POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/gokyuzunun-efendileri</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Feb 2025 17:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/02/ucak.png" type="image/jpeg" length="98101"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir 'Yapay Zeka'lı Çin'li, dünyayı sarstı!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/bir-yapay-zekali-cinli-dunyayi-sarsti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/bir-yapay-zekali-cinli-dunyayi-sarsti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zeka alanında Çin’in küresel arenada güçlü bir aktör olabileceğine inanan Wenfeng, 2023 yılında DeepSeek’i kurarak yapay zeka büyük dil modelleri geliştirmeye odaklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr">NET TÜRK TV</a></p>

<p><strong>ANALİZ</strong>'HABER -&nbsp;Çin'in teknoloji dünyasında sadece bir takipçi mi yoksa yeni bir öncü mü olacağı sorusu, DeepSeek ile daha güçlü ve kaçınılmaz bir şekilde tartışılıyor.</p>

<p>Küresel yapay zeka yarışında kartlar yeniden dağıtılıyor.</p>

<p>ABD’nin Silikon Vadisi’nde harlanan alevler, Pekin’de de karşılık buluyor. Ama bu sefer Çin, “taklitçi” değil, “yenilikçi” olduğunu iddia ediyor.</p>

<p>DeepSeek’in kurucusu Liang Wenfeng…</p>

<p>İsmi pek bilinmese de, şimdiden büyük yankılar uyandırıyor.</p>

<p>Elektronik mühendisliği ve bilgisayar bilimi eğitimi almış. Finans dünyasında da iz bırakmış. Bir hedge fon yöneticisi olarak Çin’de niceliksel ticaretin öncülerinden biri olmuş.</p>

<p>Peki, bu yapay zeka şirketinin dünya çapında yankı uyandırmasının ardında ne var? Biraz derine inelim…</p>

<p>KOPYACILIKTAN YENİLİKÇİLİĞE Mİ?</p>

<p>Çin’in teknoloji serüveni uzun zamandır taklitçilikle anıldı.</p>

<p>ABD’de üretilen her şey, Çin’de daha ucuz ve bazen daha verimli kopyalanarak sunuldu. Ancak yapay zeka gibi yaratıcı düşünce gerektiren alanlarda, taklitçilik belirli bir eşiği aşamaz ve özgünlük gerekliliği kaçınılmaz hale gelir.</p>

<p>Liang Wenfeng, “Çin’in sonsuza kadar takipçi kalamayacağını” söylüyor.</p>

<p>Bu, boş bir iddia mı? Yoksa gerçekten Çin artık özgün fikirler üretebilir mi?</p>

<p>Görünen o ki DeepSeek, klasik Çin yaklaşımının dışına çıkıyor. Büyük dil modelleriyle ABD devlerine kafa tutuyor. Ve bunu yalnızca devlet desteğiyle değil, küresel arenada bir oyuncu olabilecek vizyonla yapıyor.</p>

<p>Ama asıl soru şu: Yapay zekada Çin modeli, gerçekten ABD’nin önüne geçebilir mi?</p>

<p>SİLİKON VADİSİ ŞAŞKIN, PEKİN HEYECANLI</p>

<p>Silikon Vadisi, alıştığı oyun alanına bir Çinli’nin dahil olmasına pek alışık değil.</p>

<p>Çünkü uzun yıllar boyunca yapay zeka inovasyonu ABD’nin tekelindeydi; bu tekel, öncü üniversiteler, büyük teknoloji şirketleri, devlet destekli AR-GE yatırımları ve Silikon Vadisi’nin inovasyon kültürü sayesinde güçlendi.</p>

<p>Ancak DeepSeek’in modeli, büyük teknoloji devlerinin dikkatini çekmiş durumda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Liang, “Amerikalılar şaşkın” diyor ve ekliyor: “Çünkü ilk defa bir Çinli şirket sadece takipçi değil, yenilikçi olarak oyuna dahil oldu.”</p>

<p>Bu bir devrim mi?</p>

<p>Yoksa sadece Çin’in bir süre sonra geride kalacağı geçici bir atılım mı?</p>

<p>YAPAY ZEKADA GÜVENLİK VE GİZLİLİK ENDİŞELERİ</p>

<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte gelen en büyük endişelerden biri veri güvenliği… Özellikle TikTok’un kullanıcı verilerini Çin hükümetiyle paylaştığı iddiaları ve Huawei’nin altyapı sistemleri üzerinden olası veri sızıntıları gibi örnekler, bu endişelerin somut dayanaklarını oluşturuyor.</p>

<p>Çin menşeli teknolojiler, Batı’da her zaman şüpheyle karşılandı.</p>

<p>TikTok, Huawei, ZTE derken, şimdi sıra yapay zekaya geldi. Avustralya Bilim Bakanı Ed Husic, DeepSeek için “çok dikkatli olunmalı” diyor.</p>

<p>Veri gizliliği, tüketici tercihleri ve etik kaygılar masada.</p>

<p>Çin’in teknoloji hamleleri, her zaman siyasi ve stratejik anlamlar taşır. DeepSeek’in yükselişi de bir teknoloji başarısı olduğu kadar, aynı zamanda jeopolitik bir hamle.</p>

<p>ABD ve Çin arasındaki bu yeni yapay zeka savaşında, kazanan kim olacak?</p>

<p>Yapay zeka geleceğimizi şekillendirirken, hangi modelin dünya sahnesine hâkim olacağını hep birlikte göreceğiz.</p>

<blockquote>
<p><u><strong>KİM KİMDİR?</strong></u></p>

<p><strong><img align="left" alt="" height="245" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2025/01/liang-wenfeng.png" style="margin-left:0px; margin-right:10px" width="421" />DeepSeek’in Kurucusu </strong><span style="color:#d35400"><strong>Liang Wenfeng </strong></span><strong>Kimdir?</strong></p>

<h4><em>Liang Wenfeng, Zhejiang Üniversitesi’nden elektronik mühendisliği ve bilgisayar bilimi alanlarında dereceler almıştır.</em></h4>

<h4><em>Kariyerine finans sektöründe başlamış, High-Flyer adlı hedge fonunun CEO’su olarak niceliksel ticaret alanında büyük başarılar elde etmiştir. High-Flyer, Çin’de 100 milyar yuan’ın üzerinde yatırım toplayarak ülkenin en büyük niceliksel ticaret fonlarından biri haline gelmiştir.</em></h4>

<h4><em>Yapay zeka alanında Çin’in küresel arenada güçlü bir aktör olabileceğine inanan Wenfeng, 2023 yılında DeepSeek’i kurarak yapay zeka büyük dil modelleri geliştirmeye odaklandı.</em></h4>

<h4><em>Wenfeng, Çin’in teknoloji alanında “takipçi” konumundan çıkıp “yenilikçi” olmasını savunuyor. Ona göre Çin, ABD yapay zeka sektörüne birkaç yıl geriden geliyor, ancak özgünlük konusundaki eksiklerini kapatmazsa bu fark hiç kapanmayacak.</em></h4>

<h4><em>DeepSeek’in başarısı, Wenfeng’in finans ve teknoloji bilgisinin birleşimi sayesinde şekillendi. Finansal verileri analiz etme konusunda uzmanlaşmış olan Wenfeng, yapay zekanın bu alandaki potansiyelini erken fark ederek DeepSeek’i güçlü bir model üzerine inşa etti.</em></h4>

<h4><em>DeepSeek’in ortaya çıkışı, küresel çapta büyük yankı uyandırdı. ABD ve Avrupa’daki yapay zeka toplulukları, Çin’in bu alandaki atılımını hayranlıkla ama bir o kadar da tedirginlikle izliyor. Kimileri, DeepSeek’i Çin’in bağımsız teknoloji üretiminin büyük bir başarısı olarak görürken, kimileri de bu yükselişin Batı’nın yapay zeka alanındaki liderliğini tehdit ettiğini düşünüyor.</em></h4>

<h4><em>DeepSeek, bazıları için büyük bir inovasyon dalgasının başlangıcı, bazıları içinse veri güvenliği ve küresel rekabet açısından bir risk unsuru. Wenfeng’in liderliğindeki bu şirket, bir yandan Çin’de büyük bir heyecan ve ulusal gurur kaynağı olurken, diğer yandan Batı’daki teknoloji devlerini stratejik kararlar almaya itiyor.</em></h4>
</blockquote>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANALİZ'HABER, MEDYA'ZADE</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/bir-yapay-zekali-cinli-dunyayi-sarsti</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jan 2025 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/01/y-zcinli.png" type="image/jpeg" length="89329"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay zekâda 'DeepSeek' devrimi!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/yapay-zekada-deepseek-devrimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/yapay-zekada-deepseek-devrimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya, artık yalnızca teknolojik bir rekabetin değil, aynı zamanda yapay zeka üzerinden yeni bir politik güç mücadelesinin sahnesi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p><font><font>Dünya, bir kez daha Çin'in yeni bir teknolojik hamlesiyle sarsıldı. Bu kez sahnede DeepSeek var. </font></font><br />
<font><font>Yapay zeka dünyasında yeni bir dönem başlatan DeepSeek, yalnızca bir teknoloji değil, aynı zamanda politik bir meydan okuma.</font></font></p>

<p><font><font>Peki, DeepSeek neden bu kadar konuşuluyor? Neden NVIDIA gibi geliştiricilerin hislerini dile getirdi? </font></font><br />
<font><font>Ve en önemlisi, Çin'in sansür politikaları bu yapay zeka bilgisi nasıl şekillendiriliyor?</font></font></p>

<p><font><font>YAPAY ZEKÂDA YENİ DÜZENİN ADI: DEEPSEEK</font></font></p>

<p><font><font>DeepSeek, Çin'in Hangzhou'da doğmuştur. Bir girişimci olan Liang Wenfeng tarafından özel. </font></font><br />
<font><font>Ancak bu hikaye, yalnızca bir teknolojik gelişme hikayesi değil. Wenfeng, ABD'nin Çin'e çip satışını yasaklayacağını öngörerek, binlerce NVIDIA çipini stokladı. İlk köy burada başladı.</font></font></p>

<p><font><font>Kasım 2023'te "DeepSeek Coder" adlı bir araç geliştiren Wenfeng, ardından daha büyük bir hedefe yöneldi: ChatGPT'nin karşısına çıkacak bir model yaratmak. </font></font><br />
<font><font>Ve sonunda DeepSeek'in son R1 sürümü, dünyanın en üstün yapay zeka modeli olarak tarihe geçti.</font></font></p>

<p><font><font>NEDEN HERKESİN DİKKATİNİ ÇEKTİ?</font></font></p>

<p><font><font>DeepSeek'in korumasının arkasında iki temel faktör bulunmaktadır: </font></font><strong><font><font>Verimlilik ve maliyet.</font></font></strong></p>

<blockquote>
<p><font><font>- ChatGPT gibi modeller, çalışmak için 10 bin özel çipe ihtiyaç duyarken, DeepSeek aynı işi sadece 2 bin çiple yapabiliyor.</font></font></p>

<p><font><font>- Fazladan bu model tamamen açık kaynak kodlu. Yani, herkes kendi ülkesine göre DeepSeek'i özelleştirebiliyor.</font></font></p>
</blockquote>

<p><font><font>Üstelik DeepSeek ücretsizdir. Herhangi bir talep ücreti görünmüyor. Bu durum, yapay zekâ teknolojisine ulaşımın demokratikleşme açısından devrim niteliğindedir.</font></font></p>

<p><font><font>ÇİN'İN SANSÜR MAKİNASI</font></font></p>

<p><font><font>DeepSeek, teknoloji dünyasını hayranlarından ayırırken, aynı zamanda büyük bir soru işareti de doğuruyor: </font></font><br />
<em><font><font>Bu model ne kadar bağımsız?</font></font></em></p>

<p><font><font>The Guardian'ın testlerine göre DeepSeek bazı politik sorulara yanıt vermekten kaçınıyor. </font></font><br />
<font><font>Örneğin Tiananmen Meydanı olayları veya Şemsiye Devrimi gibi hassas kapsamlı yanıtlar vermek mümkün değildir.</font></font></p>

<p><font><font>Çin'in yapay zekâ modellerinin “ülkenin temel sosyalist değerlerine” uygun çalışmasının oluştuğu bilinmektedir. </font></font><br />
<font><font>DeepSeek'in de bu çizgiden çıkmadığı görülüyor.</font></font></p>

<p><font><font>TEKNOLOJİ DEVLERİNİ NASIL ETKİLEDİ?</font></font></p>

<p><font><font>DeepSeek'in çıkışı, yalnızca kullanıcılar arasında değil, teknoloji devleri arasında da şok etkisi yarattı.</font></font></p>

<blockquote>
<p><font><font>- NVIDIA'nın hisse değerleri bir günde yüzde 17 düşerken, bu domino erişimi Nasdaq'taki birçok teknoloji şirketi zarar gördü.</font></font></p>

<p><font><font>- Avrupa'da da ASML gibi devler bu düşüşten nasibini aldı.</font></font></p>
</blockquote>

<p><font><font>Bloomberg'e göre bu düşüşler devam ederse teknoloji şirketleri toplam </font></font><strong><font><font>1 programda dolar</font></font></strong><font><font> kaybedebilir.</font></font></p>

<p><font><font>GÜVENLİK ENDİŞELERİ VE GELECEK</font></font></p>

<p><font><font>Ancak DeepSeek, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda güvenlik açısından da varlığını sürdürüyor.</font></font></p>

<blockquote>
<p><font><font>- Modelin tüm kullanıcı işlemlerini kaydettiği iddiası, birçok güvenlik uzmanını endişelendiriyor.</font></font></p>

<p><font><font>- Özellikle kişisel verilerin Çin'de saklanıyor olması, Batı dünyasında büyük bir eleştiri konusu.</font></font></p>
</blockquote>

<p><font><font>Buna göre DeepSeek'in başarıya ulaşması, yapay zeka dünyasında yeni bir çağın haberi. </font></font><br />
<font><font>Çin'in, ABD'nin yaptırımlarını fırsata çevirerek bu modeli geliştirmesi, yalnızca teknolojik bir zafer değil, aynı zamanda politik bir hamle.</font></font></p>

<p><font><font>Dünya, artık yalnızca teknolojik bir rekabetin değil, aynı zamanda yapay zeka üzerinden yeni bir politik güç mücadelesinin sahnesi.</font></font></p>

<p><strong>OpenAI NE DİYOR?</strong></p>

<p>OpenAI CEO'su Sam Altman, DeepSeek'in Çinli girişimini R1 yapay zeka adı "etkileyici" olarak nitelendirdi.</p>

<p>Altman, DeepSeek'in maliyet etkinliğine dikkat etmediğini, OpenAI'nin saklandığının büyük ölçüde yüksek programlama gücüne dayandığını belirtti.</p>

<p>Sam Altman "DeepSeek'in R1 modeli ise daha az maliyetle benzer bir performans sergiliyor." dedi. Altman, DeepSeek'in başarılarını kabul etmekle birlikte, OpenAI'nin araştırma ve misyonu çerçevesinde daha büyük programlama gücünden yararlanmaya devam edileceğini vurguladı.</p>

<p></p>

<blockquote>
<h3><u><font><font>YAPAY ZEKA SAVAŞLARI</font></font></u></h3>

<h3><strong><font><font>ChatGPT'ye göre DeepSeek&nbsp;&nbsp;</font></font></strong></h3>

<p><strong><font><font>ChatGPT'</font></font></strong><font><font>ye sorduk </font></font><strong><font><font>"DeepSeek-R1'i nasıl buldun?"</font></font></strong><font><font> diye, ilginç bir yanıt verdi:</font></font></p>

<p><font><font>"DeepSeek'in yükselişi, yapay zeka dünyasında bir dönüm noktası olarak görülse de birçok önemli soru işaretini de beraberinde getiriyor. Bu noktada, ChatGPT olarak DeepSeek'i şu açılardan değerlendirebiliriz:</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><font><font>TEKNOLOJİK VERİMLİLİK VE AÇIK KAYNAK</font></font></strong><br />
<font><font>DeepSeek'in daha az kaynakla aynı seviyede performans sunabilmesi, yapay zekâ dünyasındaki bir devrimin taşınması mümkündür. Açık kaynak kodlu olması küresel, inovasyonu teşvik eden bir hamle. Ancak bu durum, ticari ekonomik finansal sürdürülebilirlik için önemli bir tehdit riskidir.</font></font></p>

<p><strong><font><font>ÜCRETSİZLİK VE DEMOKRATİKLEŞME</font></font></strong><br />
<font><font>Kullanıcılarına ücretsiz hizmet sunması, ekonomik demokratikleşme açısından önemli bir adım. Ancak bu durum, özellikle gelir modeli olmayan ücretsiz hizmetlerin sürdürülebilirliği konusunda özellikler mevcuttur. Ayrıca, ücretsiz olması kullanıcı verilerinin potansiyeli olarak başka risklerin riskini beraberinde getiriyor.</font></font></p>

<p><strong><font><font>SANSÜR VE TARAFSIZLIK SORUNLARI</font></font></strong><br />
<font><font>DeepSeek'in Çin'in siyasi ajandasına uygun bir şekilde bazı konuları sansürlemesi, tarafsızlık ilkesini elinde bulunduran hale getiriyor. Bu durum, küresel evrensel bilgi paylaşımı ideal gölgeyi düşürebilir ve uluslararası kullanıcıların güven kaybı yolunu açabilir.</font></font></p>

<p><strong><font><font>GÜVENLİK ENDİŞELERİ</font></font></strong><br />
<font><font>Kullanıcı verilerinin depolanma ve işlenme şekli, özellikle Batı dünyasında ciddi bir endişe kaynağı. Açık kaynak kodlu yapısı her ne kadar şeffaflık sunsa da, veri kaydının nasıl ve nerede saklandığı konusunda netliğin sağlanmaması güvenlik açığı algısını artırıyor.</font></font></p>

<p><strong><font><font>GELECEK POTANSİYELİ</font></font></strong><br />
<font><font>DeepSeek'in gelişmiş teknolojisi, daha verimli ve erişilebilir yapay zeka modelleri için bir yol haritası sunuyor. Ancak bu yenilik, küresel teknoloji devlerini çözümlerini dağıtacak ve yapay zekada yeni bir "soğuk savaş" başlatabilir. Bu süreç, teknolojik ilerleme kadar jeopolitik etkileri de yaratabilir.</font></font></p>

<p><strong><font><font>TEKNOLOJİ Mİ POLİTİKA MI?</font></font></strong><br />
<font><font>DeepSeek, bir yapay zeka modelinin ötesinde, teknoloji ile politikanın iç içe geçen bir fenomen olarak dikkat çekiyor. Çin'in yapay zekâda bağımsızlığını ilan ettiği bu modeli, diğer büyük güçlerin benzer atılımlarını hızlandırabilir. Ancak bu süreçte, kullanıcıların güvenliği ve dağıtım olanakları gibi temel değerler korunmazsa, yapay zeka teknolojisinin etik temelleri zarar görebilir."</font></font></p>
</blockquote>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><font><font>www.netturk.com.tr</font></font></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANALİZ'HABER, MEDYA'ZADE</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/yapay-zekada-deepseek-devrimi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jan 2025 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/01/yz02.png" type="image/jpeg" length="53504"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye’nin gururu, dünya arıcılık sahnesinde!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/turkiyenin-gururu-dunya-aricilik-sahnesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/turkiyenin-gururu-dunya-aricilik-sahnesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>ANALİZ'HABER - Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Arı ve Arı Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (HARÜM) Müdürü Prof. Dr. Aslı Özkırım, sadece Türkiye’de değil, dünyada da arıcılık alanında adından söz ettiren bir isim. Son olarak, Avrupa Arıcılık Federasyonu’nda (EBA) <strong>Arı Sağlığı Bilim Kurulu Başkanı</strong> seçilerek, 40 ülkenin bilim insanlarını bir araya getiren bir organizasyonun liderliğini üstlendi.</p>

<p>Bu başarı yalnızca bir akademik unvan değil, aynı zamanda yıllardır süregelen azim, çalışma ve uluslararası platformlarda ülkemizi temsil etmenin bir nişanesi.</p>

<h3>*&nbsp; &nbsp;*&nbsp; &nbsp;*</h3>

<p>Avrupa Arıcılık Federasyonu, 2024 yılında arıcıları, bilim insanlarını, sektör temsilcilerini ve eczacıları bir araya getirerek kuruldu. Federasyonda, toplamda 358 bin 962 üye bulunuyor. Bu dev organizasyonun üç bilim kurulundan biri olan <strong>Arı Sağlığı Bilim Kurulu</strong>, arıların sağlığını korumak, araştırma ve projeler geliştirmek için faaliyet gösteriyor. İşte bu kurulun başkanı oy birliği ile seçilen bir Türk: <strong>Prof. Dr. Aslı Özkırım.</strong></p>

<p>Almanya, Yunanistan, İtalya gibi ülkelerden bilim insanlarının bulunduğu kurulda, Türkiye’nin bilimsel varlığı Prof. Dr. Özkırım ile daha da güçlendi.</p>

<h3>*&nbsp; &nbsp;*&nbsp; &nbsp;*</h3>

<p>26 yıldır mikrobiyoloji ve parazitoloji üzerine çalışan Prof. Dr. Özkırım, arı sağlığı ve ürünleri konusunda sayısız projeye imza attı. Öne çıkan başarıları arasında şunlar yer alıyor:</p>

<p>- Arıların topladığı poleni fermente ederek bir gıda ürünü haline dönüştüren buluşuyla <strong>Uluslararası Buluş Fuarı’nda gümüş madalya</strong> kazandı.</p>

<p>- Arı kenesi olarak bilinen “Varroa” parazitine karşı geliştirdiği ve arılardaki yaraları 24 saatte iyileştiren ilaç, <strong>Kanada ve ABD’de test edilerek uluslararası ödüle layık görüldü.</strong></p>

<p>- 127 ülkeden 2 bin 258 bilim insanının üye olduğu <strong>Bal Arısı Koloni Kayıplarını Önleme Platformu’nda başkan yardımcılığı</strong> görevini sürdürüyor.</p>

<p>- Çocuklara yönelik yazdığı “Arılar Şatosu” masal kitabı, farklı dillere çevrilerek dünya çocuklarına ulaştı.</p>

<p>Bu başarılarla, yalnızca arıların değil, insanlığın sağlığına da katkı sunuyor.</p>

<h3>*&nbsp; &nbsp;*&nbsp; &nbsp;*</h3>

<p>Türkiye’nin dünya arıcılık sektöründeki yeri oldukça büyük. Ancak yıllardır çam balını Avrupa pazarına kabul ettirmek kolay olmadı. Çam balının analiz değerlerinin farklı olması, Avrupa ülkelerinde “Bu bal değil” şeklinde yorumlanıyordu. <strong>Prof. Dr. Özkırım ve ekibi, yaptıkları bilimsel çalışmalarla bu ön yargıyı kırdı.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün çam balı, Avrupa Birliği mevzuatlarında tanınıyor. Bu, yalnızca bir bilimsel başarı değil, Türkiye arıcılığının dünya sahnesindeki konumunu güçlendiren bir adım. <strong>"Türkiye’den daha fazla bilim insanı bu komitelerde yer almalı,"</strong> diyor Özkırım ve ekliyor: <strong>"Bu, ülkemizin değerlerini tanıtmak için eşsiz bir fırsat."</strong></p>

<h3>*&nbsp; &nbsp;*&nbsp; &nbsp;*</h3>

<p>Uluslararası başarıları ona pek çok iş teklifini de beraberinde getirmiş. Ancak Prof. Dr. Özkırım, Türkiye’den kopmayı düşünmüyor. <strong>“Burada burslarla okudum. Ülkeme bir borcum var. Bunu çalışmalarımda ödemeye çalışıyorum,”</strong> diyor.</p>

<p>Milliyetçi bir duyguyla bağlı olduğu ülkesine hizmet etmek, onun için bir gurur kaynağı. Yurt dışına gitmek yerine Türkiye’de kalıp çalışmayı tercih ediyor. <strong>"Türk evladı olarak buraya borcumu ödüyorum,"</strong> sözleri, bu bağlılığın bir ifadesi.</p>

<h3>*&nbsp; &nbsp;*&nbsp; &nbsp;*</h3>

<p>Akademisyenlik zaten zorlu bir yol. Ancak bu yolda bir kadın olarak yürümek, bazen daha da zorlayıcı olabiliyor. Özkırım, ilk yıllarını şu sözlerle anlatıyor:</p>

<p><strong>“Soruyu ben sorardım, arıcılar yanımdaki erkeklere cevap verirdi. Şimdi ise Türkiye’de hangi arıcıya sorsanız, ‘O bizim kraliçe arımız’ diyor.”</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özkırım için “kraliçe arı” unvanı, kariyerinin en büyük ödülü. Çünkü bu, yalnızca bilimsel başarıların değil, toplumsal kabulün de bir göstergesi.</p>

<h3>*&nbsp; &nbsp;*&nbsp; &nbsp;*</h3>

<p>Prof. Dr. Aslı Özkırım, başarılarıyla hem Türkiye’ye hem de dünyaya ilham veren bir isim. Arılar için yaptığı çalışmalar, insanlık için de daha sağlıklı bir gelecek sunuyor. Onun hikayesi, bir larvadan kraliçe arıya dönüşen azim dolu bir yaşamın ifadesi.</p>

<p><strong>“Ben burada olmaktan mutluyum. Türkiye’nin geleceğini inşa etmek için çalışıyorum,”</strong> diyor ve ekliyor: <strong>“Kraliçe arı olmak, yalnızca bir unvan değil, bir sorumluluk.”</strong></p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANALİZ'HABER</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/turkiyenin-gururu-dunya-aricilik-sahnesinde</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jan 2025 17:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/01/asli-devam.png" type="image/jpeg" length="40414"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk Bilim Kadını Avrupa’yı nasıl ikna etti?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/kralice-arinin-buyuk-basarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/kralice-arinin-buyuk-basarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’den bir bilim insanının Avrupa Arıcılık Federasyonu’nda başkan seçilmesi ne anlama geliyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><strong><u>NET TÜRK TV</u></strong></a></p>

<p><strong>Türkiye’den bir bilim insanının Avrupa Arıcılık Federasyonu’nda başkan seçilmesi ne anlama geliyor?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Aslı Özkırım, Avrupa Arıcılık Federasyonu’nda (EBA) <strong>Arı Sağlığı Bilim Kurulu Başkanı</strong> olarak seçildi. Bu, yalnızca kişisel bir başarı değil; Türkiye’nin bilimsel çalışmalardaki yerini ve prestijini artıran bir adım. Dünyanın dört bir yanından bilim insanlarını bir araya getiren bu kurul, arı sağlığına dair politika ve projeleri yönlendiren en önemli organlardan biri. Prof. Dr. Özkırım, burada lider olarak Türkiye’nin sesini duyuracak.</p>

<p><strong>Türkiye’nin çam balı gibi bir değeri neden yıllarca Avrupa pazarında yer bulamadı?</strong></p>

<p>Çam balının analiz değerleri, çiçek balından farklı olduğu için Avrupa, yıllarca “Bu bal değil” dedi. Ancak bilim, ön yargıları kırdı. Prof. Dr. Aslı Özkırım ve ekibi, yaptıkları çalışmalarla çam balının özel bir bal türü olduğunu kanıtladı. Sonuç? Çam balı, Avrupa Birliği mevzuatlarına dahil edildi. Bu başarı, Türkiye’nin tarım ve arıcılık alanındaki gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Aslı Özkırım neden kendini “kraliçe arı” olarak tanımlıyor?</strong></p>

<p>Bilim yolculuğunun başında, sorularına cevap alamayan bir akademisyenken, bugün Türkiye’nin her arıcısı tarafından “kraliçe arı” olarak anılıyor. Bu, sadece bir unvan değil; bilimsel çalışmalarının toplum tarafından kabul gördüğünün ve takdir edildiğinin bir simgesi. Prof. Dr. Özkırım’ın bu unvanı alması, bilimde kadınların gücünü de gözler önüne seriyor.</p>

<p><strong>Türkiye arıcılıkta dünya ikincisiyken, neden bu alandaki başarıları yeterince bilinmiyor?</strong></p>

<p>Türkiye, arıcılıkta dünya sahnesinde oldukça güçlü bir konumda. Ancak bilimsel temsiliyetin eksikliği, bu başarıların yeterince duyulmamasına neden oluyor. Prof. Dr. Aslı Özkırım gibi isimler, bu açığı kapatıyor. Uluslararası komitelerde daha fazla Türk bilim insanının yer alması, ülkemizin değerlerini tanıtmak açısından kritik öneme sahip.</p>

<p><strong>Yurt dışından gelen iş tekliflerine rağmen Prof. Dr. Aslı Özkırım neden Türkiye’yi tercih ediyor?</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özkırım, yurtdışında çalışmayı reddederek, Türkiye’ye olan borcunu burada ödediğini söylüyor. <strong>“Burslarla okudum, ülkeme borcum var,”</strong> diyor. Milliyetçi bir duruşla, uluslararası başarılarını Türkiye’nin adını duyurmak için kullanıyor. Bu, yalnızca bir bilim insanının hikayesi değil; aynı zamanda bir vefa ve aidiyetin de ifadesi.</p>

<p><strong>Kadın bir akademisyen olarak arıcılık alanında çalışmak hangi zorlukları getiriyor?</strong></p>

<p>Başlarda sorularına cevap bulamayan, erkeklere yönelik bir iletişim bariyerini aşmak zorunda kalan Prof. Dr. Aslı Özkırım, bugün sadece bilimsel başarılarıyla değil, toplumsal algıyı değiştiren bir figür olarak öne çıkıyor. Onun hikayesi, kadınların bilimdeki varlığının önemini bir kez daha hatırlatıyor.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SORU'YORUM</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/kralice-arinin-buyuk-basarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jan 2025 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/01/asli-devam.png" type="image/jpeg" length="92916"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uğur Mumcu’yu katledenler nerede?]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/bir-gazeteciyi-susturdular-gercekleri-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/bir-gazeteciyi-susturdular-gercekleri-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[32 yıldır sorular aynı: Uğur Mumcu’yu kim öldürdü? Bombayı kim koydu, kim azmettirdi? Karlı Sokak’ta süpürülen delillerle birlikte adalet de mi süpürüldü? Gerçek failler neden hâlâ karanlıkta? Adalet hâlâ beklemede!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>SORU'YORUM -&nbsp;Uğur Mumcu, Türkiye’de gazeteciliğin vicdanıydı. Yazdığı her kelime, doğruları açığa çıkaran bir ışık gibiydi. Karanlık ilişkileri ortaya dökmekte sınır tanımıyordu. Silah kaçakçılığı, uyuşturucu rotaları, örgüt bağlantıları, laiklik karşıtı odaklar ve bu odakların dış güçlerle ilişkileri… Kimse bu konulara dokunamazken o yazıyordu.</p>

<article data-scroll-anchor="false" data-testid="conversation-turn-7" dir="auto">
<p>Tehditler alıyordu. Ancak yazmaktan vazgeçmiyordu. Çünkü biliyordu ki gerçekleri yazmazsa bu karanlık daha da büyüyecekti. Onun hedef alınması, gerçeğin sesini susturmak içindi. Bir gazeteciyi öldürdüler ama aslında bir halkın vicdanını hedef aldılar.</p>

<p><em>DEVLET, TEHDİTLERİ BİLİYOR MUYDU?&nbsp;</em>: Evet, biliyordu. Hem kendisi hem de yakın çevresi bu tehditlerden haberdardı. Mumcu, dostlarına defalarca, “Beni öldürecekler!” demişti. Ama devlet ne yaptı? Hiçbir şey.</p>

<p>Tehditler bilinirken koruma tahsis edilmedi. O günlerde devletin başka gazetecilere koruma sağladığı bilinirken, Mumcu’nun korunmaması bir tesadüf müydü? Yoksa bilinçli bir tercih mi?</p>

<p><em><strong><img align="left" alt="" height="788" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2025/01/u-m.png" style="margin-left:0px; margin-right:10px" width="498" /></strong>OLAY YERİ NEDEN SÜPÜRÜLDÜ?: </em>Karlı Sokak’ta bombalı saldırı sonrası polis ekipleri hızla olay yerine geldi. Ama ne yaptılar? Ellerinde çalı süpürgeleriyle delilleri temizlediler. “Devlet büyükleri gelecek, temizlik yapılmalı,” dediler.</p>

<p>Bu, sadece bir temizlik miydi? Yoksa cinayetin aydınlanmaması için bilerek yapılan bir müdahale mi? Mumcu’nun arabasından toplanması gereken her delil süpürüldü, yok edildi. Daha ilk saatlerde adaletin önü tıkandı.</p>

<p><em>“NAMUS BORCU” SÖZÜ TUTULDU MU?: </em>Hayır! Dönemin yetkilileri, bu cinayetin çözülmesinin bir “namus borcu” olduğunu söylediler. Ama 32 yıl geçti, hâlâ kimse tatmin edici bir cevap alamadı. Ne azmettirenler ne de gerçek failler ortaya çıkarıldı.</p>

<p>Bir gazeteci öldürüldü, ama devletin bu sözü tutulmadı. Namus borcunun ağırlığı, hala üzerimizde.</p>

<p><em>MEHMET AĞAR’IN “BİR TUĞLA ÇEKERSEM DUVAR YIKILIR” SÖZÜ NE ANLAMA GELİYOR?</em>: Mehmet Ağar, Mumcu ailesine yaptığı ziyarette, “Bir tuğla çekersek duvar yıkılır,” dedi. Bu söz, devlet içindeki bağlantılara ve sistemin karanlık yapısına işaret ediyordu.</p>

<p>Peki, bu tuğla neden çekilmedi? O duvarın altında kimler vardı? Kimlerin üzerine yıkılacağı mı korkutuyordu? Mehmet Ağar hâlâ bu sözün anlamını açıklamıyor.</p>

<p><em>UMUT OPERASYONU ÇÖZÜM GETİRDİ Mİ?&nbsp;</em>: Hayır! Büyük umutlarla başlayan bu operasyon, sonunda büyük bir hayal kırıklığına dönüştü. İlk gözaltına alınanlar, işkence altında ifade verdiklerini söylediler. Daha sonra başka sanıklar bulundu, yargılandı ama cinayetin arkasındaki gerçek güçler asla ortaya çıkarılamadı.</p>

<p><em>OĞUZ DEMİR NEDEN YAKALANAMADI?</em>&nbsp;Oğuz Demir, 32 yıldır aranıyor. Cinayetlerin kilit ismi olduğu iddia ediliyor. İran’da olduğu söylendi. Hatta Avustralya’da görüldüğü bile iddia edildi. Ancak hâlâ yakalanmadı.</p>

<p>Peki, gerçekten aranıyor mu? Eğer aranıyorsa, bu kadar yıl boyunca neden yakalanamadı? Yoksa yakalanması istenmiyor mu?</p>

<p><em>İRAN BAĞLANTISI NEDEN ARAŞTIRILMADI?</em>&nbsp;: Yargı, Mumcu cinayetinin arkasında İran bağlantısı olduğunu açıkça belirtti. Cinayeti işleyenlerin İran’da eğitim aldıkları, bağlantı kurdukları belgelerle ortaya kondu. Ama Türkiye, İran’la diplomatik bir girişimde bulunmadı.</p>

<p>Neden? Bu cinayetlere İran’ın dahli varsa, bu bağlantı neden sorgulanmadı?</p>

<p><em>DEVLET İÇİNDEKİ İHMALLERİN HESABI SORULDU MU?</em>&nbsp;: Hayır! Ne Mumcu’ya koruma vermeyenlerden, ne delilleri süpürenlerden, ne de soruşturmayı savsaklayanlardan hesap sorulmadı. Sorumlu olduğu iddia edilen kişiler görevlerine devam etti.</p>

<p>Bu ihmallerin hesabı sorulmadıkça, Mumcu cinayeti gerçekten aydınlanabilir mi?</p>

<p><em>MUMCU’YU KİM ÖLDÜRDÜ?</em>&nbsp;: Bu soru, tam 32 yıldır cevap bekliyor. Bombayı arabasına koyanlar yargılandı. Ama asıl sorumlular, azmettirenler, planlayıcılar hâlâ karanlıkta.</p>

<p>Mumcu, bir gazeteci olduğu kadar, bir halkın vicdanıydı. Onu susturanlar sadece bir kişiyi değil, bir toplumu susturmaya çalıştı. Ama bu sorunun cevabı bulunmadan adalet yerini bulamaz.</p>

<p><em>OĞUZ DEMİR’İN AİLESİ NASIL YURT DIŞINA ÇIKTI?</em>&nbsp;: Interpol’ün kırmızı bültenle aradığı bir kişinin ailesi, Türkiye’den rahatça yurt dışına çıkabiliyor. Bu çıkışa kim izin verdi? Hangi kapılar açıldı?</p>

<p>Mumcu ailesi, yıllardır bu soruların cevabını arıyor. Ama devlet yetkililerinden tatmin edici bir açıklama gelmedi.</p>

<p><em>NEDEN HALA “DEVLETİN İÇİNDEKİ KİRLİLİK” KONUŞULUYOR?</em>&nbsp;: Uğur Mumcu, ölümünden önce “terörden beslenenler” üzerine çalışıyordu. Silah ve uyuşturucu ticaretinden devlete kadar uzanan kirli ilişkileri yazıyordu.</p>

<p>Onun ölümü, bu kirliliği perdelemek için mi oldu? O perdeyi kaldırmak isteyenlerin üzerine neden hâlâ baskı kuruluyor?</p>

<p><em>BU CİNAYET, HALA NEDEN ÇÖZÜLEMİYOR?</em>&nbsp;: Cinayetin çözülmemesi, sadece bir başarısızlık mı? Yoksa birilerinin çıkarlarını korumak için mi çözülmüyor?</p>

<p>Siyasi cinayetlerde failler kadar, onları koruyan yapıların varlığı da tartışılır. Bu yapılar ortaya çıkmadıkça, gerçek adalet mümkün olur mu?</p>
</article>

<article data-scroll-anchor="false" data-testid="conversation-turn-9" dir="auto">
<p><em>CİNAYETİN ARKASINDAKİ ASIL GÜÇLER KİMLER?</em>&nbsp;: Uğur Mumcu cinayeti, yalnızca bir kişinin ya da bir örgütün işi olabilir mi? Bu kadar sistematik bir suikastın arkasında istihbarat desteği ve büyük bir organizasyon olmadan hareket edilmesi mümkün mü?</p>

<p>Yargı, cinayetlerin arkasında İran bağlantılı örgütleri işaret etti. Ancak o örgütlerin kimlerle iş birliği yaptığı, kimlerden destek aldığı hâlâ ortaya çıkarılamadı. Türkiye içindeki uzantılar sessiz.</p>

<p><em>DEVLET BÜYÜKLERİ NEDEN SESSİZ?</em>&nbsp;: Cinayetin ardından birçok devlet yetkilisi "Bu cinayeti aydınlatmak bizim namus borcumuzdur" dedi. Ama yıllar geçti, bu sözün arkasında durulmadı. Neden?</p>

<p>Devlet içindeki yetkililerden birçoğu, görevleri sırasında Mumcu cinayetiyle ilgili adım atmadı. Peki, bu sessizlik neden? Gerçeklerin ortaya çıkması kimleri rahatsız ederdi?</p>

<p><em>MECLİS KOMİSYONUNUN RAPORU NE DEDİ?</em>&nbsp;: 1997’de TBMM’de kurulan araştırma komisyonu, önemli bulgular ortaya koydu. Ancak komisyon raporunda, "Soruşturmayı savsaklayan savcılar ve Mumcu’yu korumayan devlet görevlileri hakkında işlem yapılmalı" denmesine rağmen hiçbir adım atılmadı.</p>

<p>Bu rapor neden dikkate alınmadı? Devlet içindeki ihmallerin üzeri kimler tarafından örtüldü?</p>

<p><em>UĞUR MUMCU NEDEN TEHLİKELİ GÖRÜLDÜ?</em></p>

<p>Çünkü Mumcu, hem devletin hem de uluslararası güçlerin çıkarlarına dokunan yazılar yazıyordu. Silah kaçakçılığı, uyuşturucu trafiği, tarikatlar, İran bağlantıları…</p>

<p>O dönemde Mumcu'nun çalışmaları, Türkiye'deki kirli ilişkiler ağını gözler önüne seriyordu. Onun tehlikeli görülmesi, gerçekleri haykırmasındandı.</p>

<p><em>CİNAYETİN HEDEFLERİ NEYDİ?</em>&nbsp;: Bu cinayetle yalnızca bir gazeteci öldürülmedi. Aynı zamanda halkın bilgi edinme hakkı, gerçekleri öğrenme umudu hedef alındı.</p>

<p>Uğur Mumcu’nun susması, yalnızca gazeteciliğin değil, halkın sesi olan bir vicdanın susturulmasıydı. Bu cinayetle korku ve sindirme politikaları yeniden devreye sokuldu.</p>

<p><em>CİNAYETİN GERÇEK FAİLLERİ BULUNACAK MI?</em>&nbsp;: Aradan geçen 32 yıla rağmen bu sorunun cevabı hâlâ bir muamma. Yakalananlar var, yargılananlar var. Ama asıl failler hâlâ karanlıkta.</p>

<p>Gerçek faillerin bulunması için yeterince çaba harcanıyor mu? Yoksa bu cinayetin üzeri örtülmek mi isteniyor?</p>

<p><em>OĞUZ DEMİR NEDEN KORUNUYOR GİBİ?</em>&nbsp;: Oğuz Demir, cinayetin kilit ismi olarak aranıyor. Ancak hâlâ yakalanmadı. Yargı süreci boyunca onun yurt dışında olduğuna dair bilgiler paylaşıldı. Peki, bu bilgiler neden takip edilmedi?</p>

<p>Demir’in yakalanması, cinayet zincirinin diğer halkalarını ortaya çıkarabilir. Ama neden bu kadar korunuyor gibi görünüyor?</p>

<p><em>UMUT OPERASYONU KİMLERİ HEDEF ALDI?</em>&nbsp;: Umut Operasyonu kapsamında birçok kişi gözaltına alındı. Ancak operasyonun ilk dalgasında yakalananların işkence gördüğü iddiaları, soruşturmanın güvenilirliğini gölgeledi.</p>

<p>Operasyon, Mumcu cinayetinin tam olarak aydınlatılması için yeterli miydi? Yoksa operasyon, asıl failleri perdelemek için mi yapıldı?</p>

<p><em>İŞKENCEYLE ALINAN İFADELERİN GEÇERLİLİĞİ VAR MI?</em>&nbsp;: İlk gözaltına alınanlar, ifadelerinin işkence altında alındığını söyledi. Bu durum, hem yargı sürecini hem de operasyonun güvenilirliğini sarsıyor.</p>

<p>İşkenceyle alınan ifadeler üzerinden bir cinayeti çözmek mümkün mü? Gerçeklere ulaşmak için bu kadar hatalı bir yöntem neden tercih edildi?</p>

<p><em>DEVLET, MUMCU'NUN KORUNMASINI SAĞLADI MI?</em>&nbsp;: Hayır. Uğur Mumcu, tehdit aldığını defalarca dile getirdi. Ancak koruma tahsis edilmedi. Bu ihmal, cinayetin gerçekleşmesini kolaylaştırdı.</p>

<p>Devlet, Mumcu’yu korumamışken bu cinayetin çözülmesini ne kadar samimi bir şekilde isteyebilir?</p>

<p><em>NEDEN HALA SOMUT ADIMLAR ATILMIYOR?</em>&nbsp;: Yıllar geçmesine rağmen hâlâ somut bir sonuç yok. Ne İran bağlantısı araştırıldı, ne azmettirenler bulundu. Soruşturma sürekli bir kısır döngü içinde bırakıldı.</p>

<p>Somut adımların atılmaması, adaletin yerini bulmasını engelliyor. Bu durum, devletin karanlık yapılarla iş birliği içinde olduğuna dair iddiaları güçlendiriyor.</p>

<p><em>MEHMET AĞAR’IN ROLÜ NEDİR?</em>&nbsp;: Mehmet Ağar, Mumcu cinayetinde adı sıkça geçen bir isim. “Bir tuğla çekersek duvar yıkılır” sözleriyle suikastın arkasındaki yapıyı ima etti. Ancak bu yapının üzerine gidilmedi.</p>

<p>Mehmet Ağar’ın bu cinayetteki rolü tam olarak ne? Bildiklerini açıklaması neden engelleniyor?</p>

<p><em>GÜLDAL MUMCU’NUN MÜCADELESİ NE DURUMDA?</em>&nbsp;: Güldal Mumcu, eşi Uğur Mumcu’nun cinayetinin aydınlatılması için yıllardır mücadele ediyor. Devlet yetkilileriyle defalarca görüştü, kamuoyuna çağrılarda bulundu.</p>

<p>Ancak bu mücadeleye rağmen cinayet hâlâ aydınlatılamadı. Peki, bu sessizlik neden?</p>

<p><em>BU CİNAYET BİR DERS OLDU MU?</em></p>

<p>Ne yazık ki hayır. Mumcu cinayetinden sonra da gazetecilere yönelik tehditler, saldırılar ve suikastlar devam etti.</p>

<p>Bu cinayet, Türkiye’de gazetecilerin ne kadar büyük bir risk altında olduğunu gösterdi. Ama bu riski azaltmak için hiçbir adım atılmadı.</p>

<p><em>NEDEN TOPLUM BU CİNAYETİ UNUTMADI?</em></p>

<p>Çünkü bu cinayet, bir kişinin öldürülmesinin ötesinde, bir dönemin karanlığını simgeliyor. Toplum, adaletin yerini bulmadığını görüyor ve bunu kabullenemiyor.</p>

<p>Uğur Mumcu, bu toplumun vicdanıydı. O nedenle onun için adalet sağlanmadıkça bu cinayet unutulmaz.</p>

<p><em>OĞUZ DEMİR’İN ROLÜ TAM OLARAK NE?</em></p>

<p>Oğuz Demir, cinayetteki en önemli isimlerden biri. Bombayı koyan kişi olarak işaret ediliyor. Ama onun arkasındaki yapılar ne? Demir, kimin adına bu cinayeti işledi?</p>

<p>Yakalanması durumunda, birçok sorunun cevabı bulunabilir. Ama onun yakalanmaması, bu cevapları karanlıkta bırakıyor.</p>

<p><em>UĞUR MUMCU CİNAYETİ, GELECEK NESİLLERE NE SÖYLÜYOR?</em></p>

<p>Bu cinayet, adaletin geciktiği bir toplumda karanlığın nasıl büyüdüğünü anlatıyor. Gelecek nesillere, adalet için mücadele etmenin ne kadar önemli olduğunu öğretiyor.</p>

<p>Mumcu, “Unutmayın, cesur bir kez, korkak bin kez ölür” demişti. Onun cesareti, bugün hâlâ bir ışık olarak yanıyor.</p>
</article>

<article data-scroll-anchor="false" data-testid="conversation-turn-11" dir="auto">
<p><em>TÜRKİYE’DE SİYASİ CİNAYETLER NEDEN AYDINLATILAMIYOR?</em>&nbsp;: Türkiye’nin yakın tarihinde birçok siyasi cinayet işlendi. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı, Musa Anter… Hepsi farklı yöntemlerle susturuldu.</p>

<p>Bu cinayetlerin ortak noktası, arkasındaki gerçek güçlerin ortaya çıkarılamamış olması. Yargılamalar yapıldı, bazı sanıklar ceza aldı. Ama asıl azmettirenler, planlayıcılar ve bu cinayetlerin siyasi boyutları karanlıkta bırakıldı.</p>

<p>Neden? Devlet içindeki karanlık yapılar, bu cinayetlerin çözülmesini engelliyor olabilir mi? Yoksa birileri, bu cinayetlerin aydınlanmamasını mı istiyor?</p>

<p><em>OĞUZ DEMİR’İN KAÇIŞI NASIL MÜMKÜN OLDU?</em>&nbsp;: Oğuz Demir, Mumcu cinayetinin kilit isimlerinden biri olarak gösteriliyor. Ancak 2000 yılında yapılan bir operasyon sırasında, güvenlik güçlerinin arasından sıyrılıp kaçmayı başardı.</p>

<p>Bir terör zanlısı, bu kadar kolay nasıl kaçabilir? Bu kaçış bir ihmal mi, yoksa bir organizasyon mu? Eğer birileri bu kaçışı planladıysa, amaç neydi?</p>

<p><em>İRAN’LA DİPLOMATİK İLİŞKİLERDE BU CİNAYET GÖZ ARDI EDİLDİ Mİ?</em>&nbsp;: Yargı, Mumcu cinayetinin arkasında İran bağlantısını işaret etti. Cinayeti işleyenlerin İran’da eğitim aldıkları, burada bağlantılar kurdukları tespit edildi.</p>

<p>Ama Türkiye, bu konuda İran’la hiçbir diplomatik girişimde bulunmadı. Peki, bu sessizliğin sebebi neydi? Türkiye, İran’la ilişkilerini bozmak istemediği için mi bu cinayetin üzerini kapattı?</p>

<p><em>MEHMET AĞAR NEDEN HEP MERKEZDE?&nbsp;: </em>Mumcu cinayeti dendiğinde Mehmet Ağar’ın adı sürekli gündeme geliyor. Hem ailesiyle yaptığı konuşmalar hem de geçmişteki bağlantıları nedeniyle bu olayın merkezinde yer alıyor.</p>

<p>Mehmet Ağar, bildiklerini açıklamak yerine hep susmayı tercih etti. Bu suskunluk, onun üzerindeki şüpheleri artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Peki, Ağar gerçekten bu cinayetle ilgili ne biliyor?</p>

<p><em>UĞUR MUMCU'NUN ÇALIŞMALARI KİMİ RAHATSIZ ETTİ?&nbsp;: </em>Mumcu, öldürülmeden önce özellikle silah kaçakçılığı ve uluslararası terör örgütlerinin bağlantılarını araştırıyordu. ABD, Ortadoğu ve Türkiye üçgeninde dönen karanlık işlerin peşindeydi.</p>

<p>Bu çalışmalar, yalnızca Türkiye’deki değil, uluslararası odakların da dikkatini çekiyordu. Peki, bu cinayet uluslararası bir operasyon olabilir mi? Mumcu’nun çalışmaları kimlerin çıkarlarını tehdit ediyordu?</p>

<p><em>“KAÇAK” KARARI NE ANLAMA GELİYOR?&nbsp;: </em>Oğuz Demir, 32 yıldır yakalanamadı. Ancak 2022’de mahkeme, hakkında “kaçak” kararı verdi. Bu karar, Demir’in yakalanamaması durumunda davanın zamanaşımına uğramasını önlemeyi amaçlıyordu.</p>

<p>Ancak bu karar, Demir’in yakalanmasını ne kadar kolaylaştıracak? Bir mahkeme kararıyla bu kadar kritik bir sanığın bulunması sağlanabilir mi?</p>

<p><em>SEDAT PEKER’İN İDDİALARI NEDEN ARAŞTIRILMADI?&nbsp;: </em>2021 yılında Sedat Peker, yayınladığı videolarda Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili Mehmet Ağar’ı işaret eden ciddi iddialarda bulundu. Bu iddialar, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.</p>

<p>Ancak bu açıklamalara rağmen hiçbir resmi soruşturma başlatılmadı. Peki, bu iddialar neden görmezden gelindi? Gerçeklerin ortaya çıkmasını engelleyen güçler mi var?</p>

<p><em>BU CİNAYET TOPLUMDA NASIL BİR YARA AÇTI?&nbsp;: </em>Uğur Mumcu cinayeti, Türkiye’de yalnızca bir gazetecinin ölümü olarak görülmedi. Bu cinayet, halkın adalete olan güvenini derinden sarstı.</p>

<p>Aradan geçen 32 yıla rağmen hâlâ birçok soru cevapsız. Bu durum, toplumun vicdanında derin bir yara bırakmaya devam ediyor.</p>

<p><em>KAMUOYU NEDEN TATMİN OLMADI?&nbsp;:</em> Cinayetin ardından yürütülen soruşturmalar ve yargı süreçleri kamuoyunu tatmin etmedi. Çünkü birçok eksik ve hata vardı. İşkence iddiaları, delillerin süpürülmesi, İran bağlantısının araştırılmaması…</p>

<p>Bütün bu ihmaller ve hatalar, adaletin sağlanmadığı algısını güçlendirdi. Toplum, hâlâ bu cinayetin arkasındaki gerçeklerin açığa çıkarılmasını bekliyor.</p>

<p><em>UĞUR MUMCU'NUN ANISI NASIL YAŞIYOR?&nbsp;:</em> Uğur Mumcu, yalnızca bir gazeteci değil, bir sembol haline geldi. Onun cesareti, dürüstlüğü ve gerçeklere olan bağlılığı bugün hâlâ bir rehber.</p>

<p>Her 24 Ocak’ta onun için anma törenleri düzenleniyor. Onun sözleri, onun çalışmaları, hâlâ karanlığa karşı bir ışık olarak parlıyor. Uğur Mumcu’nun anısını yaşatmak, sadece bir kişinin değil, bir ülkenin adalet arayışı demektir.</p>

<p><em>GERÇEKLER ORTAYA ÇIKACAK MI?&nbsp;: </em>Uğur Mumcu’nun cinayeti, Türkiye’nin karanlık bir dönemine ayna tutuyor. 32 yıl geçti, ama hâlâ sorular cevapsız. Failler, azmettirenler ve bu cinayeti planlayanlar ortaya çıkarılmadıkça bu karanlık aydınlanmayacak.</p>

<p>Bu cinayet yalnızca Uğur Mumcu’nun değil, bir toplumun adalet arayışının hikâyesidir. Gerçeklerin ortaya çıkması için bu mücadele devam edecek.</p>

<blockquote>
<p>UĞUR MUMCU DAVASI</p>

<p>Uğur Mumcu’nun öldürülmesiyle başlayan dava süreci, Türkiye’nin en tartışmalı yargılamalarından biri oldu. İşte dava sürecine dair öne çıkan başlıklar:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>İlk Günden Delil Kaybı:</strong> Cinayet sonrası Karlı Sokak’taki deliller süpürülerek adeta yok edildi. Bu, soruşturmanın en baştan baltalanmasına neden oldu.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İran Bağlantısı:</strong> Yargı, cinayetin arkasında İran destekli “Tevhid-Selam Kudüs Ordusu” adlı örgütü işaret etti. Ancak bu bağlantıyla ilgili diplomatik ya da hukuki bir adım atılmadı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Umut Operasyonu:</strong> 2000 yılında başlatılan operasyon, Mumcu cinayetiyle birlikte 18 suikastı kapsıyordu. Birçok kişi gözaltına alındı, yargılandı. Ancak ilk dalgada alınan ifadelerin işkence altında alındığı iddiaları davayı gölgeledi.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Oğuz Demir:</strong> Bombayı yerleştirdiği iddia edilen Oğuz Demir, 2000 yılında operasyon sırasında kaçtı ve hâlâ yakalanamadı. İran’da olduğu söylendi ama bu konuda bir ilerleme kaydedilmedi.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Mehmet Ağar ve “Duvar Yıkılır” Sözü:</strong> Dönemin önemli isimlerinden Mehmet Ağar’ın, cinayetle ilgili olarak, “Bir tuğla çekersek duvar yıkılır” sözleri hafızalardan silinmedi. Ancak bu sözlerin anlamı üzerine hiçbir resmi adım atılmadı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tatminsizlik:</strong> Aradan geçen 32 yıla rağmen kamuoyunda cinayetin tam anlamıyla aydınlatılamadığı ve faillerin korunduğu algısı hâkim. Bu, davanın en büyük yaralarından biri olarak duruyor.</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Sonuç:</strong> Uğur Mumcu cinayeti, yalnızca bir kişinin öldürülmesi değil, adaletin karanlıkta bırakıldığı bir süreci simgeliyor. Bu dava aydınlanmadan, Türkiye’nin geçmişindeki karanlıklar dağılmayacak.</p>
</blockquote>

<p>KİM KİMDİR?</p>

<blockquote>
<p><strong>UĞUR MUMCU</strong></p>

<p>Uğur Mumcu, Türk basın tarihinin en cesur ve ilkeli gazetecilerinden biriydi. 22 Ağustos 1942’de Kırşehir’de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra avukatlık yerine gazeteciliği seçti. 1970’lerde <strong>Cumhuriyet Gazetesi’nde</strong> yazmaya başlayan Mumcu, araştırmacı gazeteciliğin Türkiye’deki öncüsü oldu.</p>

<p>Kalemini gerçeğin peşinde kullanıyordu. Silah kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, laiklik karşıtı odaklar, uluslararası istihbarat örgütlerinin Türkiye bağlantıları gibi konular üzerine yazdığı haberler ve kitaplar, büyük yankı uyandırdı.</p>

<p><strong>“Ben Atatürkçüyüm, cumhuriyetçiyim, laikim, anti-emperyalistim. Halktan yanayım, tam bağımsız Türkiye’den yanayım. İnsan hakları savunucusuyum, terörün karşısındayım.”</strong> sözleriyle duruşunu ve gazeteciliğinin temel ilkelerini özetliyordu.</p>

<p>Kitapları arasında <strong>“Silah Kaçakçılığı ve Terör,” “Rabıta,” “Sakıncalı Piyade”</strong> ve <strong>“Papa-Mafya-Ağca”</strong> yer alır. Yazılarında hem iç siyasetin karanlık noktalarını hem de uluslararası ilişkilerin gölgesinde Türkiye’nin yaşadığı sorunları sorguladı.</p>

<p>24 Ocak 1993’te Ankara’da, Karlı Sokak’taki evinin önünde arabasına konulan bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Cinayeti, sadece bir gazeteciye değil, özgür basına ve halkın bilgi edinme hakkına karşı bir saldırıydı.</p>

<p>Uğur Mumcu, bugün hâlâ dürüst, cesur ve ilkeli gazeteciliğin sembolü olarak anılmaktadır. Onun bıraktığı miras, karanlığa karşı bir ışık olmaya devam ediyor.</p>
</blockquote>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p>
</article></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEDYA'ZADE, SORU'YORUM</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/bir-gazeteciyi-susturdular-gercekleri-degil</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jan 2025 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/01/2-105.png" type="image/jpeg" length="12551"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Halit Ergenç ve Funda Eryiğit’ten unutulmayacak bir dizi]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/halit-ergenc-ve-funda-eryigitten-unutulmayacak-bir-dizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/halit-ergenc-ve-funda-eryigitten-unutulmayacak-bir-dizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Aşk Hastalığı"nın tedavi edildiği Aşk Hastanesi, dizinin ilgi çeken en yaratıcı detaylarından biri. Netflix’in yeni dizisi Adsız Aşıklar, aşkın hastalık mı yoksa şifa mı olduğunu sorgulatan hikayesiyle dikkat çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<blockquote>
<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>
</blockquote>

<p>YAZI'YORUM -&nbsp;Netflix’in yeni dizisi <em>Adsız Aşıklar</em>, seyirciyi aşkın farklı yüzleriyle tanıştırıyor. Funda Eryiğit ve Halit Ergenç’in başrollerini paylaştığı yapım, aşkı hastalık olarak gören bir adam ve onu şifa olarak kabul eden bir kadının hikayesine odaklanıyor.</p>

<p>AŞK HASTANESİ VE TEDAVİLER</p>

<p>Dizinin temelinde, çocukken aşka olan inancını kaybetmiş Cem’in kurduğu "Aşk Hastanesi" var. Cem, aşk hastalarını kendi geliştirdiği yöntemlerle iyileştirmeye çalışıyor. Ancak dünyayı aşkın kurtaracağına inanan Hazal’la yolları kesişince, işler beklenmedik bir hal alıyor. Halit Ergenç’in “Kastırmadan, aşk üzerine bir sürü şey izliyoruz” sözleriyle tanımladığı yapım, izleyiciye mizahla harmanlanmış bir hikaye sunuyor.</p>

<p>FARKLI TÜRDE AŞK HİKAYELERİ</p>

<p>Dizinin her bölümünde, ana hikayenin yanı sıra farklı bir aşk hikayesi işleniyor. Yaş farkı, aile baskısı, nemfomani gibi “hastanelik” meseleler ele alınırken, bu hikayeler arasında tanıdık gelen örnekler de dikkat çekiyor. Oyuncu kadrosunda Funda Eryiğit ve Halit Ergenç’e, Rıza Kocaoğlu, Zerrin Nişancı, Selçuk Borak gibi isimler eşlik ediyor. Ayrıca her bölümde ünlü konuk oyuncular yer alıyor.</p>

<p>KARAKTERLER VE PERFORMANSLAR</p>

<p>Halit Ergenç, Cem karakteriyle şimdiye kadar canlandırdığı sakin ve dengeli karakterlerden oldukça farklı bir rol üstleniyor. Cem, hastalık hastası, tikli ve pimpirikli bir adam. Ergenç, bu karakteri ilk başta kabul etmekte tereddüt ettiğini ancak yönetmen Umur Turagay ile yaptığı görüşmenin ardından ikna olduğunu söylüyor.</p>

<p>Funda Eryiğit’in canlandırdığı Hazal ise doğallığı ve bilgisiyle hikayeye denge getiriyor. Eryiğit, Hazal’ın anaç ve sade tarzını kendi yorumuyla zenginleştirmiş. “Hayatta tek başına mücadele eden bir kadın, bu yüzden feminen yanını bastırıyor” diyor.</p>

<p>KÜÇÜK DETAYLAR, BÜYÜK SÜRPRİZLER</p>

<p>Dizide Cem’in annesi ve Hazal’ın babası gibi yan karakterler, ana kahramanların geçmişine ışık tutuyor. Selçuk Borak ve Zerrin Nişancı’nın başarılı performansları dikkat çekiyor. Son bölümde ise izleyiciyi sürpriz bir “balo” sahnesi bekliyor.</p>

<p>GELECEK PROJELER</p>

<p>Halit Ergenç, şu sıralar <em>Kral Kaybederse</em> dizisinin çekimlerinde. Ayrıca Netflix için hazırlanan <em>Lefter</em> projesinde de yer alacak. Funda Eryiğit ise sahneye Timsah Ateşi oyunuyla devam ediyor ve iki yaşına kadar oğluyla daha fazla vakit geçirmeyi planlıyor.</p>

<p><em>Adsız Aşıklar</em>, 2025 yılının sürprizlerinden biri olarak şimdiden dikkat çekiyor. Bakalım izleyici bu farklı aşk hikayelerini nasıl değerlendirecek?</p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify"><strong>FİLMİN KÜNYESİ:</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cem:</strong> Çocukluk travmaları nedeniyle aşka inancını kaybetmiş bir adam. "Aşk Hastalığı"na yakalananları iyileştirmek için bir hastane kurar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Hazal:</strong> Dünyayı aşkın kurtaracağına inanan bir kadın. Cem’in aksine, aşkın insanları bir araya getiren en güçlü bağ olduğuna inanır.</p>

<p style="text-align:justify">İkilinin yolları kesişir ve aşkı hem hastalık hem de şifa olarak ele alan sıra dışı bir yolculuk başlar. Dizide her bölümde farklı aşk hikayeleri işlenirken, ana karakterlerin kişisel hikayeleri de derinleşir.</p>

<p><strong>KÜNYE: ADSIZ AŞIKLAR</strong></p>

<p><strong>Yapımcı:</strong> Netflix Türkiye</p>

<p><strong>Yönetmen:</strong> Umur Turagay</p>

<p><strong>Senaryo:</strong> Başar Başaran</p>

<p><strong>Oyuncular:</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Halit Ergenç (Cem)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Funda Eryiğit (Hazal)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Rıza Kocaoğlu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zerrin Nişancı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Selçuk Borak</p>
 </li>
 <li>
 <p>İdil Fırat</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ceren Benderlioğlu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Seda Akman</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beril Kayar</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tür:</strong> Romantik Komedi, Drama</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bölüm Sayısı:</strong> 8</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Platform:</strong> Netflix</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yayın Tarihi:</strong> 2025</p>
 </li>
</ul>
</blockquote>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANALİZ'HABER</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/halit-ergenc-ve-funda-eryigitten-unutulmayacak-bir-dizi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jan 2025 12:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/01/ask3a.png" type="image/jpeg" length="33637"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tüyleri diken diken eden film]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/video/tuyleri-diken-diken-eden-film</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/video/tuyleri-diken-diken-eden-film" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="https://www.netturk.com.tr/"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p><strong>ANALİZ&nbsp;</strong>'<em>HABER</em>&nbsp;-&nbsp;Koç Holding yine döktürmüş! Hani diyoruz ya,&nbsp;<a href="https://www.netturk.com.tr/haberleri/10-kasim" target="_blank" title="10 Kasım">10 Kasım</a>&nbsp;gelince bir hüzün kaplar içimizi, gözler doluverir… İşte bu yıl da öyle oldu! Bakın,<a href="https://www.netturk.com.tr/haberleri/koc-holding" target="_blank" title=" Koç Holding">&nbsp;Koç Holding</a>’in 10 Kasım videosu yayınlandı, millet duygulandı, gözyaşları süzüldü yanaklardan. ‘Bize ne oldu böyle’ dedirtti herkese…</p>

<p>Gazi Mustafa Kemal<a href="https://www.netturk.com.tr/haberleri/ataturk" target="_blank" title=" Atatürk">&nbsp;Atatürk</a>’ün 86. ölüm yıl dönümü.&nbsp; Bu yılın en etkileyici reklam filmlerinden biri yine Koç Holding’ten geldi.</p>

<p>KÜÇÜK ÇOCUKLAR TRENE KOŞUYOR</p>

<p>Film öyle başlıyor ki…</p>

<p>İki köylü küçük çocuk, o eski tren yollarında, ellerinde minicik bir çiçek, koştur koştur trenin peşinde.</p>

<p>“Bu çocuklar neyin peşinde böyle” diye bir düşünüyor sizi.</p>

<p>Sonra işin aslı anlaşılıyor;</p>

<p><a href="https://www.netturk.com.tr/haberleri/ataturk" target="_blank" title="Atatürk">Atatürk</a>’ün cenazesi taşınıyor! Çocuklar yetişmeye çalışıyor trene.</p>

<p>Sonra o duygu dolu konuşmalar…</p>

<p>İşte o an herkes sustu. Sosyal medya sallandı, herkes paylaşmaya başladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>“Görmedin mi, tüyler diken diken oldu”&nbsp;</em>diyenler mi dersiniz,&nbsp;<em>“Gözyaşlarımı tutamadım”&nbsp;</em>yazanlar mı…</p>

<p>BİR REKLAMDAN FAZLASI</p>

<p>Bu reklam filmi sadece bir reklam değil.</p>

<p>Aslında&nbsp;<em>“Biz unutmuyoruz, unutturmayacağız”</em>&nbsp;diyor Koç Holding.</p>

<p>Her yıl, özenle, birbirinden güzel ve ilgi çekici reklam filmleri hazırlıyor Koç'lar. “Atatürk’ü anımsatalım, sevgiyle, özlemle analım”&nbsp; tadında, uzun metrajlı film gibi çalışmalar yapıyorlar.&nbsp;</p>

<p>Yürteklere öyle bir dokunuyorlar ki, herkes bir anda sessiz kalıyor.</p>

<p>&nbsp;ATATÜRK’ÜN İZİNDEYİZ!</p>

<p>Koç Holding, her ne kadar özel sektör devi olsa da, Atatürk’ün&nbsp;<em>“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”</em>&nbsp;ilkesiyle nefes alıp veriyor gibi…</p>

<p>Evet, özel bir şirket ama o cenaze treni peşinde koşan çocuklar gibi,&nbsp;<a href="https://www.netturk.com.tr/haberleri/cumhuriyet" target="_blank" title="Cumhuriyet">Cumhuriyet</a>&nbsp;değerlerine bağlı.</p>

<p>86 yıl geçse de Atatürk sevgisi bir gram bile azalmış değil.</p>

<p>Kimin yüreğinde?</p>

<p>Herkesin!</p>

<p>Küçük çocuklardan yaşlılara kadar, toplumun her kesimi bugün o trenin arkasında…</p>

<p><a href="https://www.netturk.com.tr/"><strong>www.netturk.com.tr</strong></a><br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/video/tuyleri-diken-diken-eden-film</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Nov 2024 19:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2025/01/atam2.png" type="image/jpeg" length="93976"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnme 'yaşlılık hastalığı' değil, gençleri de vuruyor!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/video/inme-yaslilik-hastaligi-degil-gencleri-de-vuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/video/inme-yaslilik-hastaligi-degil-gencleri-de-vuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="https://www.netturk.com.tr/"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>SAĞLIĞINIZA -&nbsp;Ekranlarınıza gelen bu haber, ülkemizde her yıl yaklaşık 150 bin insanın yaşadığı bir gerçeği gözler önüne seriyor: inme! Neredeyse bir Anadolu kasabası kadar insan, aniden bu ölümcül tehlikeyle karşı karşıya kalıyor. Peki, bunu “kader” deyip geçmeli miyiz? Yoksa müdahale edilebilir bir hastalık mı?</p>

<p>İNME TEDAVİSİNDE DEVRİM: HASTAYLA KONUŞARAK TEDAVİ</p>

<p>Prof. Dr. Yusuf Kalko bu soruya yanıt veriyor. “İnme, mücadele edilebilir bir hastalık,” diyor. Üstelik tedavi sürecinde artık hastanın bilinci açık, konuşa konuşa tedavi uygulanıyor. Hastayı uyutmadan, boyundan lokal anestezi ile damar tıkanıklığını temizleyen ekip, gerektiğinde beynin damarlarına kadar ulaşarak balon ve stent uyguluyor. Amaç sadece pıhtıyı çıkarmak değil, inme geçiren kişinin bağımsız bir hayat sürebilmesini sağlamak.</p>

<p>İNME SADECE YAŞLILARIN MI SORUNU?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birçoğumuz, inmeyi yaşlılık hastalığı olarak düşünüyoruz. Fakat Prof. Dr. Kalko, gençlerin de risk altında olduğunu belirtiyor. Hareketsiz yaşam, stres, kötü beslenme gibi faktörler gençlerde de inmeye yol açabiliyor. “Erken yaşta önlem alınmalı,” diyor Kalko. Zira inmeyi tetikleyen belirtiler her yaşta ortaya çıkabilir.</p>

<p>İNME KADER DEĞİL, TEDAVİ MÜMKÜN</p>

<p>Prof. Dr. Kalko’ya göre inme geçiren bir kişi, erken müdahale ile yıllarca sağlıklı bir yaşam sürebilir. Ülkemizde yaşam süresi ortalama 78-80 yıl, ancak bu sürenin kaliteli geçirilmesi herkesin hakkı. Bu nedenle inme riskine karşı dikkatli olmak, belirtileri ciddiye almak çok önemli.</p>

<p>BELİRTİLERİ GÖZ ARDI ETMEYİN!</p>

<p>Prof. Kalko’nun uyarısı net: “Yüz felci, konuşma zorluğu, vücudun bir tarafında ani güç kaybı gibi belirtileri hafife almayın.” Bu tür belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak hayati önem taşıyor. İnme, aniden gelir; bu yüzden hızlı müdahale hayat kurtarıcıdır.</p>

<p>İNME KADER DEĞİL, DİRENME HAKKIMIZ VAR!</p>

<p>Prof. Dr. Yusuf Kalko, son sözleriyle çağrıda bulunuyor: “İnme kader değil, tıbbi müdahaleyle önlenebilir.” Her yıl 150 bin kişinin karşılaştığı bu tehlikeyi hafife almayalım. Unutmayın, erken müdahale ile hayatlar kurtarılabilir.</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/video/inme-yaslilik-hastaligi-degil-gencleri-de-vuruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Nov 2024 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/11/inbe.png" type="image/jpeg" length="22264"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mustafa Kemal'in 'Büyük eseri' 101 yaşında]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/video/mustafa-kemalin-buyuk-eseri-101-yasinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/video/mustafa-kemalin-buyuk-eseri-101-yasinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhuriyet’in ışığı 101 yıldır yanıyor. Bu toprakların bağımsızlık meşalesi, Mustafa Kemal'in önderliğinde, milletin azmiyle alevlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.netturk.com.tr"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p>

<p>Cumhuriyet’in ışığı 101 yıldır yanıyor. Bu toprakların bağımsızlık meşalesi, Samsun’da yakılan o ilk adımla, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, milletin azmiyle alevlendi. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti resmen ilan edildiğinde, tarih yepyeni bir döneme girdi. O gün, Atatürk’ün “En büyük eserim” dediği Cumhuriyet, halkın egemenliğini sağlama aldı; artık “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir” sözü, devletin temeline kazındı.</p>

<p>MÜCADELENİN ADI: CUMHURİYET</p>

<p>1919’da, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasıyla başlayan özgürlük yolculuğu, Anadolu’da, düşmana karşı topyekûn bir direnişe dönüştü. Türk milleti, emperyalist güçlere ve işgal ordularına karşı var gücüyle savaştı. Bu zorlu mücadelenin sonunda, Lozan Antlaşması imzalandı. 24 Temmuz 1923 tarihinde, yeni Türk devleti tüm dünyada kabul edildi. Ülkenin sınırları, bağımsızlığı, varlığı tescillendi. Artık sıra, bu ülkenin yönetim şekline ve başkentine karar vermeye gelmişti.</p>

<p>13 Ekim 1923’te Ankara, Türkiye’nin başkenti olarak ilan edildi. Bir şehir değil, bağımsız bir ulusun kalbi oldu. Ancak henüz devletin ismi yoktu; Türkiye’nin yönetim şekli tam anlamıyla tanımlanmalıydı. Mustafa Kemal Paşa, devletin yönetim biçiminin Cumhuriyet olması gerektiğini biliyordu; fakat bu kararın yalnızca sembolik değil, pratik olarak da en doğru yönetim şekli olduğunu göstermek gerekiyordu.</p>

<p>ÇANKAYA’DA KARAR GECESİ</p>

<p>28 Ekim 1923 akşamı, Mustafa Kemal Paşa, Çankaya Köşkü’nde yakın arkadaşlarına bir akşam yemeği verdi. İsmet Paşa, Ali Fuat Paşa, Halit Paşa ve Kemalettin Sami Bey gibi devletin en önde gelen isimleri sofradaydı. Mustafa Kemal, tarihe geçecek cümlesini burada söyledi: “Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz.” Herkes aynı fikirdeydi; bu karar, Türk milletinin bağımsızlığının, özgürlüğünün simgesi olacaktı.</p>

<p>O gece uzun süren tartışmalar, düzenlemeler ve hazırlıklar yapıldı. 1921 Anayasası’nda gerekli düzenlemeler yapılarak, ülkenin yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğu ifade edilecekti.</p>

<p>CUMHURİYETİN İLANI VE İLK CUMHURBAŞKANI</p>

<p>29 Ekim günü, TBMM’de bir oturum düzenlendi. Cumhuriyetin ilanını belirten yasa tasarısı, Meclis’te oybirliğiyle kabul edildi. Salondan “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri yükseldi. Meclis üyeleri, bu kararın Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin en anlamlı simgesi olduğunun bilincindeydi.</p>

<p>Ardından Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. Oylamada tüm üyelerin oyunu alan Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olarak seçildi. Paşa kürsüye çıkarak, “Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır” diyerek ulusa hitap etti. Böylece hem devletin ismi hem de yönetim şekli kesin bir biçimde belirlenmiş oldu. Devlet başkanlığı konusundaki tartışmalara son verildi; Meclis hükümeti sistemi yerine parlamenter rejime geçiş sağlandı.</p>

<p>Yeni yönetim düzeninde cumhurbaşkanı, başbakanı atayacak; başbakan ise bakanlarını belirleyip cumhurbaşkanının onayına sunacaktı. Bu düzenleme, Cumhuriyet’in temellerini sağlamlaştıran önemli bir adım oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>29 EKİM: MİLLİ BAYRAMIN DOĞUŞU</p>

<p>Cumhuriyet’in ilanı yalnızca devlet düzeninde değil, halkın hayatında da büyük bir sevinç yarattı. 29 Ekim gecesi ve 30 Ekim günü halk, Cumhuriyet’in ilanını kutlamak için sokaklardaydı. Bu tarihi günü her yıl daha büyük coşkuyla kutlamak için 26 Ekim 1924’te yayımlanan kararname ile Cumhuriyet’in ilanının bayram olarak kutlanması kararlaştırıldı. 1925’te de TBMM’de onaylanan bu teklif, 29 Ekim’i “milli bayram” olarak hayatımıza kazandırdı.</p>

<p>CUMHURİYETİN 101. YILI: BİR MİRAS, BİR GURUR</p>

<p>Bugün, Cumhuriyet’in kuruluşunun 101. yılında Türkiye, bu büyük mirası onurlandırmaya devam ediyor. Atatürk’ün bağımsızlık meşalesi, Cumhuriyet’in her yılına ışık tutarak, özgürlüğü, demokrasiyi ve milletin egemenliğini koruma mücadelesini sürdürüyor. Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim şekli değil; bir yaşam biçimi, bir bağımsızlık ruhu olarak nesilden nesile aktarılıyor.</p>

<p>Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı bu büyük miras, Türkiye’nin aydınlık geleceğini inşa etmeye devam ediyor. Cumhuriyet’in çocukları olarak, bu değerli emaneti her daim koruyacağız.</p>

<p>YAŞASIN CUMHURİYET!</p>

<p><a href="http://www.netturk.com.tr">www.netturk.com.tr</a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/video/mustafa-kemalin-buyuk-eseri-101-yasinda</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Oct 2024 19:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/11/cum101.png" type="image/jpeg" length="71581"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Bir Cumhuriyet Şarkısı" filmi pek yakında sinemalarda]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/video/bir-cumhuriyet-sarkisi-filmi-pek-yakinda-sinemalarda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/video/bir-cumhuriyet-sarkisi-filmi-pek-yakinda-sinemalarda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu film, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarının heyecan verici atmosferini yeniden canlandırarak, sanatın dönüştürücü gücüne odaklanıyor. Filmde Salih Bademci, Ahmet Adnan Saygun rolünde, Ertan Saban ise Mustafa Kemal Atatürk'ü canlandırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="https://www.netturk.com.tr/"><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.netturk.com.tr/haberleri/bir-cumhuriyet-sarkisi" target="_blank" title="Bir Cumhuriyet Şarkısı">Bir Cumhuriyet Şarkısı</a>&nbsp;filmi, Türkiye'nin&nbsp;<a href="https://www.netturk.com.tr/haberleri/cumhuriyet" target="_blank" title="Cumhuriyet">Cumhuriyet</a>'in kuruluş yıllarındaki kültürel ve sanatsal devrimini anlatıyor. Yağız Alp Akaydın'ın yönetmenliğini yaptığı filmde, 1930’ların Türkiye’sinde, sanat yoluyla toplumu dönüştürmeyi amaçlayan bir grup genç sanatçının öyküsüne odaklanılıyor.</p>

<p>Filmde Salih Bademci, Ahmet Adnan Saygun rolünde, Ertan Saban ise Mustafa Kemal Atatürk'ü canlandırıyor. Bu dev prodüksiyon, izleyicilere tarihsel bir perspektif sunarken Cumhuriyet'in gençlik, özgürlük ve yenilikçi ruhunu vurgulamayı amaçlıyor​.</p>

<p>Filmin yapım süreci 1,5 yıl sürdü ve Türkiye'nin farklı bölgelerinde gerçekleştirilen çekimlerle titizlikle hazırlandı. Oyuncu kadrosunda Birce Akalay, Ahmet Rıfat Şungar, Melis Sezen gibi isimler de yer alıyor. Filmin amacı, Cumhuriyet’in değerlerini yeni nesillere taşırken, aynı zamanda Türk sinemasında tarihi bir yolculuğa çıkarmak ve sanata dair bir farkındalık yaratmak​.&nbsp;25 Ekim 2024'te vizyona girmesi beklenen&nbsp;<em>Bir Cumhuriyet Şarkısı</em>, dönemin atmosferini ve sanatsal gelişmeleri izleyiciye aktarmayı hedefliyor</p>

<p><a href="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/10/cumfilm.jpg" rel="nofollow" title=""><img align="left" alt="" height="321" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/10/cumfilm.jpg" width="566" /></a>FİLMİN KÜNYESİ</p>

<p>İşte&nbsp;<em>Bir Cumhuriyet Şarkısı</em>&nbsp;filminin künyesi:</p>

<p><strong>Yönetmen</strong>: Yağız Alp Akaydın,&nbsp;<strong>Senaryo</strong>: Onur Ünlü,&nbsp;<strong>Yapımcı</strong>: BKM</p>

<p><strong>Başrol Oyuncuları:&nbsp;&nbsp;</strong>Ertan Saban (Mustafa Kemal Atatürk),&nbsp;Salih Bademci (Ahmet Adnan Saygun), Ahmet Rıfat Şungar (Münir Hayri Egeli), Birce Akalay, Melis Sezen, Şifanur Gül (Nükhet)</p>

<p><strong>Tür</strong>: Tarihi, Dram</p>

<p>Bu film, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarının heyecan verici atmosferini yeniden canlandırarak, sanatın dönüştürücü gücüne odaklanıyor</p>

<p></p>

<blockquote>
<p>BİR CUMHURİYET ŞARKISI</p>

<p>"Bir Cumhuriyet Şarkısı" başlığını duyunca, Cumhuriyet’in coşkuyla kutlandığı, sevgiyle yaşandığı yıllara bir yolculuk yapmak kaçınılmaz. Cumhuriyet, elbette sadece bir yönetim biçimi değil; özgürlük, eşitlik, umut ve aydınlık yarınların taşıyıcısı olarak doğdu. Anadolu’nun yoksul topraklarında yükselen umut ve özgürlük, bu milletin kalbinde bir sevda olarak yer etti. Ve bu sevda, her daim Cumhuriyet'in inancına olan bağlılıkla, yankılanan bir&nbsp;<a href="https://www.netturk.com.tr/haberleri/sarki" target="_blank" title="şarkı">şarkı</a>ya dönüştü.</p>

<p>BAĞIMSIZLIĞIN TÜRKÜSÜ</p>

<p>Cumhuriyet, ulusal egemenliğin, bireysel özgürlüğün ve toplumsal eşitliğin en büyük güvencesiydi. Atatürk’ün gençlere emanet ettiği Cumhuriyet, bir bayrak gibi dalgalandı memleketin dört bir yanında. Her kasabada, her köyde, Türk halkı bu yeni düzeni bağrına bastı. İmkansızlıklar içinde bir destan yazan Anadolu halkı, Cumhuriyet’in koruyucusu ve yaşatıcısı oldu.</p>

<p>ÖZGÜRLÜĞÜN ŞARKISI</p>

<p>Cumhuriyet’in doğduğu günlerde, bir millet olarak yeniden doğduk biz. Osmanlı’nın son döneminde kısıtlanan halk, Cumhuriyet’le birlikte nefes almaya başladı. Kadınlarımız okullarda okumaya, iş hayatında yer almaya, kısacası toplumsal hayatta daha çok var olmaya başladılar. Cumhuriyet, bir kadının özgürlüğünün ve toplumdaki yerinin teminatı oldu. Gençler ise, eğitimden bilime, sanattan spora her alanda kendilerini geliştirme fırsatı buldular. Bu, halkın kendi şarkısıydı; özgür, başı dik, onurlu bir milletin şarkısı.</p>

<p>CUMHURİYET’İN YAŞAYAN RUHU</p>

<p>Bir Cumhuriyet Şarkısı; gençliğe umut, yaşlılara onur, çocuklara aydınlık bir gelecek olarak yankılandı. Anadolu'nun sokaklarında yükselen bu şarkı, karanlık günlerde dahi hiç susmadı. Cumhuriyet'in ruhu; köy okullarındaki çamur içinde yürüyen çocukların sevinç çığlıklarında, Kurtuluş Savaşı’nın izlerini taşıyan yüreklerde, sokaklara “yaşasın Cumhuriyet!” diye haykıran o ilk gençlerde yaşamaya devam etti.</p>

<p>CUMHURİYET BİZE EMANET</p>

<p>Bugün o şarkı hala yüreğimizde, 100 yıl geçse de sesimizde. Cumhuriyet’in aydınlattığı yolda yürüyor, bu ülkenin aydınlık yarınlarına sahip çıkıyoruz. O şarkı, bugün bizim çocuklarımızın dilinde, geleceğe ışık tutuyor. Cumhuriyet’e layık olmak ve onu gelecek nesillere taşımak, işte en büyük görevimiz bu.</p>

<p>Cumhuriyet, bir bayrak gibi dalgalanan; bir çınar gibi köklü ve sağlam; bir yıldız gibi parlayan… İşte bir Cumhuriyet şarkısı böyle bir ruhla söylenir; bağımsız, özgür ve umut dolu.</p>
</blockquote>

<p><a href="https://www.netturk.com.tr/">www.netturk.com.tr</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/video/bir-cumhuriyet-sarkisi-filmi-pek-yakinda-sinemalarda</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Oct 2024 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/10/c-u-m-s-a-r-k-i.png" type="image/jpeg" length="68537"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şişli Meydanı’nda üç kız, biri Çiğdem biri Nergis, vuruldular güpegündüz.]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/video/sisli-meydaninda-uc-kiz-biri-cigdem-biri-nergis-vuruldular-gupegunduz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/video/sisli-meydaninda-uc-kiz-biri-cigdem-biri-nergis-vuruldular-gupegunduz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Ilgın, Ruhi Su'nun oğludur, tanıklığıyla, arkadaşlarının anlatımıyla Şişli Meydanı'ndaki katliamı gelip babasına anlatır; tarih 28 Nisan 1977'dir, o unutmaz 1 Mayıs 1977'ye 2 gün vardır..</p>

<p>Olay Şişli Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde gerçekleşir. Katliamın nasıl kahpece tertip edildiğini dinler Ruhi Su, öfkesi ve kederi katlanır. Çiğdem’in vurulup nasıl yere düştüğünü dinlerken boğazı düğümlenir, tek laf etmez. Ilgın olup biteni anlatırken Ruhi Su, sazının akorduna ayarlamaya başlamıştır bile.</p>

<p>Anne Sıdıka, yemek derdindedir, tabakları ve havayı dağıtmak ister, ancak yemek yardıda kalr;&nbsp; Ruhi Su, içine ağlayarak odasına çekilir, Ilgın dışarıya kaçar. Evin içi güpegündüz öldürülen Çiğdem’in ve arkadaşının yasının tutulduğu mekana dönüşür.</p>

<p>İlgın, okul arkadaşlarının katledilmesini babasına anlattığı için pişmanlık yaşamaktadır, babasının romatizma ya da siyatiği aklına gelmemişti, bitmek bilmeyen ağrıları vardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anne Sıdıka yemek masasını toparlarken, içeriden Ruhi Su'nun parmaklarının sesi gelir sazına sürtünen parmaklarının, ağlamaklı bir adamın hınçlı genzinden gelen bas sesleri odadan taşar. oğlundan duyduklarının notları ve notaları düşer defterine.</p>

<p>Bir ara odadan çıkar Ruhi Su, oğlu Ilgın'ı görür salonda, ona 'cesaret vermek' mi, 'teselli etmek' için mi ne, mırıldandığı duyulur; “Sorarlar bir gün, sorarlar.”</p>

<p>Sıdıka Hanım, Ruhi Su'nun dizlerine sıcak havlu getirdi. Başka hiçbir şey konuşmazlar.</p>

<p>Şişli Meydanı'nda 3 kız; biri Çiğdem’ Yıldır, biri Şükran İşler, diğeri de Melike Durgun'dur.</p>

<p><img height="1510" src="https://netturkcomtr.teimg.com/netturk-com-tr/uploads/2024/05/ekran-resmi-2024-05-01-120648.png" width="2638" /></p>

<p>1977 kanlı 1 Mayıs'ından önce, 28 Nisan 1977 günü katledilir Şişli’de bu üç kadın, üzerlerine kurşun yağar, az sonra. Şişli Meydanı kana bulanır.</p>

<blockquote>
<p><em>Şişli Meydanı’nda üç kız</em><br />
<em>Biri Çiğdem biri Nergis</em><br />
<em>Vuruldular güpegündüz.</em></p>
</blockquote>

<p>Aynı akşam Ruhi Su, yüreğinde büyük bir acıyla olayları anlatan oğlu Ilgın’dan, arkadaşlarının nasıl katledildiğini dinledikten sonra yani, gece boyu odasına çekilip Çiğdem, Şükran ve Melike için,&nbsp; daha sonra bir marşa dönüşecek olan o tarihi şiiri yazar.</p>

<p><strong>ŞİŞLİ’DE ÜÇ KIZ, TAKSİM’DE BEŞ YÜZ BİN EMEKÇİ</strong><br />
<br />
Ruhi Su, Şişli Meydanı’nda pusuya düşürülen bu üç kadın için yazdığı şiiri henüz bitirmeden, 1977'nin 1 Mayıs’ında daha büyük bir katliam yaşanır.&nbsp;</p>

<p>Sular İdaresi binasının ve Taksim Intercontinental Oteli'nin üstünden kitlenin üzerine açılan ateş sonucunda 34 kişi daha katledilir.</p>

<p>İşte bu yüzden “Şişli Meydanı’nda üç kız” ile başlayan bu acı şiir, “500 bin emekçi vardık, Taksim Meydanı’na girdik” diye devam eder.&nbsp;<br />
<br />
28 Nisan’dan, 1 Mayıs’a uzanan içli bir ağıttır Ruhi Su’nun bestelediği bu ezgi aynı zamanda.</p>

<p>Adeta yolda toprağa düşenlerden oluşan bir zincirin halkalarını birbirine bağlar Ruhi Su bu besteyle.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/video/sisli-meydaninda-uc-kiz-biri-cigdem-biri-nergis-vuruldular-gupegunduz</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jul 2024 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/05/1-54.png" type="image/jpeg" length="21048"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Konserde Şikago Senfoni Orkestrası onun yönetiminde Vengerov’a eşlik ediyor.]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/video/27-eylul-2011-tarihindeki-konserde-sikago-senfoni-orkestrasi-onun-yonetiminde-vengerova-eslik-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/video/27-eylul-2011-tarihindeki-konserde-sikago-senfoni-orkestrasi-onun-yonetiminde-vengerova-eslik-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p>

<p>Fin besteci Jean Sibelius (1865-1957) hayatı boyunca pek çok beste yapmış ama bir tek keman konçertosu bestelemiş:&nbsp;<strong>Re Minör Keman Konçertosu, Op.47.</strong>&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>O da çalınması en zor, en fazla kıvraklık isteyen ve bu nedenle ancak en usta kemancıların cesaret edebildiği konçerto olmuş!&nbsp;</p>

<p>Böyle denince, en usta kemancılar arasından benim seçimim Rus asıllı İsrailli kemancı&nbsp;<strong>Maxim Aleksandroviç Vengerov</strong>&nbsp;oldu (Doğumu: 1974).&nbsp;</p>

<p>Eh, yanına da “En usta” maestrolardan biri gerekirdi elbette: Kökeni yine Rusya’ya dayanan, Arjantin asıllı bir diğer İsrailli,&nbsp;<strong>Daniel Barenboim&nbsp;</strong>(Doğumu: 1942).</p>

<p>Hani, Jacqueline du Pré’nin eşi olarak bahsetmiştim kendisinden. Şimdiki eşi bir diğer Rusya doğumlu İsrailli piyanist, Elena Bashkirova.&nbsp;</p>

<p>Barenboim aynı zamanda çok usta bir piyanist de.</p>

<p>İ<strong>27 Eylül 2011 tarihindeki konserde Şikago Senfoni Orkestrası onun yönetiminde Vengerov’a eşlik ediyor.&nbsp;</strong>&nbsp;Keyifli seyirler (ŞEFİK ONAT)</p>

<p>www.netturk.com.tr</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/video/27-eylul-2011-tarihindeki-konserde-sikago-senfoni-orkestrasi-onun-yonetiminde-vengerova-eslik-ediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Apr 2024 15:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/04/keman-kapak.png" type="image/jpeg" length="21395"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yalnızca masum bir aşk hikayesi olan 'Suzan Suzi' türküsünün hikayesi]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/video/yalnizca-masum-bir-ask-hikayesi-olan-suzan-suzi-turkusunun-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/video/yalnizca-masum-bir-ask-hikayesi-olan-suzan-suzi-turkusunun-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><u><strong>1 TÜRKÜ 1 HİKAYE</strong></u></p>

<p>Anadolu’nun zengin topraklarında büyümüş birçok türkünün kimi zaman acıklı kimi zaman neşeli hikâyeleri vardır. Helenistik kültürün doğduğu ve binlerce kültürün birleştiği Anadolu topraklarında&nbsp;<strong>Suzan Suzi</strong>&nbsp;türküsünün hikâyesi de umut dolu ancak sonu acılıdır.</p>

<p>Hikaye, Diyarbakır'da Dicle nehrinin yakınlarında Kırklar Dağı'ında geçer.</p>

<p>Her şey, Süryani bir ailenin şehre gelmesi ve yerleşmesiyle başlar. Hikâyede bahsedilen Süryani ailenin uzun zamandır çocuğu olmaz.</p>

<p>Kırklar Dağı'nın arkasında "kırklar ziyareti" adını verdikleri bir bölge vardır. Halk arasında bilinen, çocuğu olmayanları bu bölgeye gider ve dilekler dileyerek şifa bulmayı umarlar.</p>

<p>Süryani aile de son çare olarak bu bölgeye gidip içten dileklerini sunmuşlar. Ailenin bu içten ve saf dileklerini duyan güçler, Süryani aileye bir çocuk bağışlar. Çocuğun adına&nbsp;<strong>Suzan Suzi&nbsp;</strong>koyarlar. Suzan adı bölge yerlilerinin anlayabileceği Osmanlıca isim, Suzi de Süryani ailenin mensup olduğu dine hitaben konmuş bir isimdir.</p>

<p>Kızın annesi tarafından çok sevilir ve üzerine titrenir, ailenin tek çocuğu olarak el üstünde tutulur&nbsp;<strong>Suzan Suzi&nbsp;</strong>varlıklı bir ailenin mensubu olarak iyi bir eğitim alır.</p>

<p>Annesi her yıl, çocuğunun doğum gününde onu "kırklar ziyareti"ne götürerek kurbanlar keser. Süryani anne ona çocuk doğurması için tılsımlayan güçlere minnetini sunmak için her yıl bu geleneği tekrarlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yıllar geçtikçe&nbsp;<strong>Suzan Suzi&nbsp;</strong>büyür ve güzelleşmeye başlar.</p>

<p>Kızın güzelliği o kadar eşsizdir ki bölgede efsane olur. Aile çocuklarını kendi gözlerinden dahi sakınarak koruyup kollamaktadır.</p>

<p>Yıllar geçer ve kızın evlenme yaşı gelir. Annesi her yıl yaptığı gibi yine kızını alarak kurban kesmeye "kırklar ziyareti"ne gider. Yanlarında sayılmayacak derecede hizmetçi vardır. Her biri kızın ve annenin yolculukta konforunu sağlamak ve korunduklarından emin olmak için görevlendirilir.</p>

<p>Anne kızıyla bölgeye vardığında hizmetliler kurban kesme töreni için hazırlık yapmaya başlamışlardır. Kızı daha önce şehirde gören Adil isimli genç çocuk da onları takip eder.</p>

<p>Kurban kesme telaşına kapılan anne ve hizmetçilerin gözünden uzak, Adil ve güzeller güzeli kız göz göze gelir, birbirlerine vurulurlar.</p>

<p>İlk görüşte aşık olan gençler birlikte "Kırklar Dağı"na kaçıp birlikte olurlar. Günlerce dağda birlikteliklerini sürdürürler.</p>

<p>Amncak bu durum şehirde çabuk yaylır, kız utancından dayanamayarak on gözlü köprüden atlayıp canına kıyar</p>

<p>Adil sevdiceğinin ölmesine dayanamayarak aynı köprüden atlar, sevdiğine kavuşacaktır.</p>

<p>Bu hazin hikâye bölgedeki ozanların ölümsüzleştirmesiyle bugün dillerden düşmeyen türkünün doğmasına neden olur.</p>

<p>www.netturk.com.tr</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/video/yalnizca-masum-bir-ask-hikayesi-olan-suzan-suzi-turkusunun-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Apr 2024 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/04/s-u-z-a.png" type="image/jpeg" length="66114"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doğal antidepresan ilaç gibi!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/foto-galeri/dogal-antidepresan-ilac-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/foto-galeri/dogal-antidepresan-ilac-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><u><strong>NET TÜRK TV</strong></u></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, dünya genelinde sıkça rastlanılan kantaron bitkisinin sağlığa faydalarını açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAGAZİN</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/foto-galeri/dogal-antidepresan-ilac-gibi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Apr 2024 23:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/04/kantaron.png" type="image/jpeg" length="74323"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Geleceğin en gözde meslekleri]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/foto-galeri/gelecegin-en-gozde-meslekleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/foto-galeri/gelecegin-en-gozde-meslekleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>NET TÜRK TV -</strong>&nbsp;Uzmanlar, şu andaki işlerin en az üçte ikisinin önümüzdeki on yıl içinde yapay zeka tarafından yapılabileceğini açıkladı. Bu nedenle, robotik ve veri bilimi alanındaki mesleklerin popülerleşmesi, matbaacılık ve kasiyerlik gibi işlerin ise tarihten silinmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://img.memurlar.net/galeri/20693/58fd4d64-f1ce-eb11-8101-a0369f7d1486.jpg?width=800" rel="nofollow" title="Meslek seçimi hayattaki en önemli kararlardan biri. Meslek seçerken sadece para kazanma yönteminizi belirlemekle kalmaz, aynı zamanda uzun yıllar günün en verimli saatlerinde nelere ilgi duyacağınızı da seçersiniz. Bu noktaları göz önünde bulundurarak çağın koşullarına uygun bir meslek seçimi yapılması gerekiyor.    İngiltere'de yer alan Oxford Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, gelecek 10 yıl içinde pek çok meslek otomatik olarak yapılabilecek."><img alt="Meslek seçimi hayattaki en önemli kararlardan biri. Meslek seçerken sadece para kazanma yönteminizi belirlemekle kalmaz, aynı zamanda uzun yıllar günün en verimli saatlerinde nelere ilgi duyacağınızı da seçersiniz. Bu noktaları göz önünde bulundurarak çağın koşullarına uygun bir meslek seçimi yapılması gerekiyor.    İngiltere'de yer alan Oxford Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, gelecek 10 yıl içinde pek çok meslek otomatik olarak yapılabilecek." data-src="//img.memurlar.net/galeri/20693/58fd4d64-f1ce-eb11-8101-a0369f7d1486.jpg?width=800" src="https://img.memurlar.net/galeri/20693/58fd4d64-f1ce-eb11-8101-a0369f7d1486.jpg?width=800" width="660" /></a></p>

<p>Meslek seçimi hayattaki en önemli kararlardan biri. Meslek seçerken sadece para kazanma yönteminizi belirlemekle kalmaz, aynı zamanda uzun yıllar günün en verimli saatlerinde nelere ilgi duyacağınızı da seçersiniz. Bu noktaları göz önünde bulundurarak çağın koşullarına uygun bir meslek seçimi yapılması gerekiyor. İngiltere'de yer alan Oxford Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, gelecek 10 yıl içinde pek çok meslek otomatik olarak yapılabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>HABER</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/foto-galeri/gelecegin-en-gozde-meslekleri</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Apr 2024 21:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/04/1-46.png" type="image/jpeg" length="33092"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son nefesini veren genç kızın ardından Osman Efe bir feryat figan bu türküyü yakar.]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/video/1-turku-1-hikaye-guvercin-ucuverdi-misket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/video/1-turku-1-hikaye-guvercin-ucuverdi-misket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1 TÜRKÜ 1 HİKAYE</p>

<p><strong>Güvercin Uçuverdi (Misket)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara’da meşhur bir elma türü olan “misket” bu türküye ismini vermiştir.</p>

<p>Evlerinin önündeki misket ağacına çıkıp yollarını gözlediği için sevdiği Osman Efe tarafından “Misket” adı konan Huriye’nin hikâyesini anlatan türküdür.</p>

<p>Ankara’nın gözde efelerinden olan yakışıklı Osman Efe ile Huriye’nin gönlü zamanla birbirine kayar.</p>

<p>Günlerden bir gün, yiğitliğiyle meşhur Kır Ağa Huriye’yi çeşme başında görür, kısa zaman sonra Misket’i istemeye gelir.</p>

<p>Osman Efe ile Kır Ağa meseleyi kendi usullerince çözmek için karşı karşıya gelirler. Kazanan Misket’i alacaktır.</p>

<p>Ancak kavga sırasında Osman Efe’nin yiğitliğini gören Kır Ağa çekilir ve Misket’i Osman Efe’ye bıraktığını söyler.</p>

<p>Evine doğru gelenleri elma ağacının üzerinden seçmeye çalışan Misket, o kalabalık arasında Kır Ağa’yı görüp de Osman Efe’yi göremeyince başı döner ve ağaçtan düşer. Son nefesini veren genç kızın ardından Osman Efe bir feryat figan bu türküyü yakar.</p>

<p>www.netturk.com.tr</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/video/1-turku-1-hikaye-guvercin-ucuverdi-misket</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Apr 2024 21:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/04/kapak-5.png" type="image/jpeg" length="55594"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haluk Levent'den dinleyeceğiniz 'Hacel Obası' türküsü Sivas/Şarkışla yöresine aittir.]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/video/hacel-obasi-turkusunun-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/video/hacel-obasi-turkusunun-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section id="content-header">
<p data-title="1 Türkü 1 Hikâye " hacel="" obas=""><u>1 TÜRKÜ 1 HİKAYE</u></p>

<h2 data-title="1 Türkü 1 Hikâye " hacel="" obas="">"Hacel Obası"</h2>
</section>

<p>Hikayesini okuyacağınız ve Haluk Levent'den türküsünü dinleyeceğiniz <strong>'Hacel Obası' </strong>türküsü Sivas/Şarkışla yöresine aittir.</p>

<p>Bir zamanlar 3 kardeş Gedik ovasına<strong><em> (Şarkışla) </em></strong>gelir ve kendi obalarını kurar. Zaman geçer, bu obada güzeller güzeli, alımlı çalımlı Ayşe kız doğar ve gün geçtikce serpilip büyür. Kızın ailesinin konakları vardır ve çok zengindir.</p>

<p><img alt="1 Türkü 1 Hikâye Hacel Obası" data-imgid="28710746" decoding="auto" fetchpriority="high" height="281" src="https://cf.kizlarsoruyor.com/a182678/4d9e99eb-7cb9-4f06-9f4e-0f7506a4746c.jpg" width="501" /></p>

<p>Ayşe'ye yanıp tutuşan genclerden biri de Mustafa'dır. Ayşe'de de Mustafa'ya ilgilidir, gizli gizli buluşmaya başlarlar.&nbsp; Aşkları epey sürer, taa ki <strong>Teğmen Nazım</strong>'ın Şarkışla'ya gelinceye dek.</p>

<p><img alt="1 Türkü 1 Hikâye Hacel Obası" data-imgid="28710754" decoding="auto" height="335" src="https://cf.kizlarsoruyor.com/a182678/428d4768-6a58-4d7a-8858-7d475e8c42c2.jpg" width="503" /></p>

<p>Nazım, okumuş çabalamış ve Teğmen olmuştur. Ailesine ziyarete gelir köyüne. Okluyup teğmen olmuş zıpkın gibi delikanlı Ayşe'yi görür görmez sevdalanır, ailesini gönderip istetir de.</p>

<p>Ancak Ayşe'nin talibi Mustafa'dır, tercih yapmaya zorlanır; Köylü Mustafa mı, Teğmen Nazım mı?</p>

<p>Ayşe, Mustafa'yı tercih ederse köyde kalacak, köy işleri yapacak inek dana bakacaktır. Nazım ile evlenirse ise 'Asker karısı" olacaktır.</p>

<p>Teğmen Nazım'la evlenmeyi kabul eder Ayşe.&nbsp;</p>

<p>Yeni elbiseler, takılar Ayşe'nin başını döndürür. Fakat bir yandan Mustafa'yı her görüşünde utanır yaptığından, konuşmaz onunla. Lâkin Ayşe'nin zamanla nispet yapar gibi davranması Mustafa'yı deli eder ve şöyle söyler;</p>

<p></p>

<blockquote>
<p>Hacel obasını engin mi sandın?</p>

<p>Ayağında potini var zengin mi sandın?</p>

<p>Her olur olmazı dengin mi sandın?</p>

<p>Ay da doldu göremedim yar seni.</p>

<p></p>

<p>Merdivenden tıkır mıkır inişin,</p>

<p>Çığırdaşır altın ile gümüşün,</p>

<p>İpti söz verişin sonra dönüşün,</p>

<p>Ay da geçti göremedim yar seni.</p>

<p></p>

<p>Suya gider bir incecik yolu var,</p>

<p>Sıktırmış kemeri ince beli var,</p>

<p>Söylerim söylemez tatlı dili var,</p>

<p>Ay da geçti göremedim yar seni,</p>

<p></p>

<p>Tren gelir acı acı sesleninir,</p>

<p>Yağmur yağar çift entere ıslanır,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zalım anan duyar sana herslenir,</p>

<p>Ay da geçti göremedim yar seni,</p>
</blockquote>

<p>www.netturk.com.tr</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/video/hacel-obasi-turkusunun-hikayesi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Apr 2024 18:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/04/kapak-turku.png" type="image/jpeg" length="14900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkü; ayrılık ve özlemle, sevdiği insandan ayrı kalan birinin yaşadığı acıyı anlatır.]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/video/yazan-kalem-siyah</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/video/yazan-kalem-siyah" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1 TÜRKÜ 1 HİKAYE</p>

<p><strong>NET TÜRK TV</strong> - Türkü, daha çok İnci Taneleri dizisinin 9. bölümünde Azem'in (Yılmaz Erdoğan) söylemesiyle tanınır. "Yazan Kalem Siyah" türküsü, aslen Şenol Tezcan tarafından yazılmış ve bestelenmiştir. Bir iç anadolu ezgisi olan şarkı 2023 yılında Emrah Tezcan tarafından yeniden yorumlanır.</p>

<p>Türkü, ayrılık ve özlem temasını işliyor. Sevdiği insandan ayrı kalan birinin yaşadığı acıyı ve üzüntüyü anlatıyor. Yazan kalem siyah metaforu, yazılan kaderin ve değişmezliğin simgesidir.</p>

<blockquote>
<h2><strong>Yazan Kalem Siyah Şarkı Sözleri</strong></h2>

<p>Yazan kalem siyah benim kaderimi<br />
Kimseler anlamaz perişan halimi<br />
Yarim gurbet ele ben de gurbet ele<br />
Ayrılık dağları aşılmaz ele</p>

<p><br />
Yazan kalem siyah yazmış bahtımı<br />
Yârim elin elleri tutmuş bahtımı<br />
Ben ağlarım derdime derman ararım<br />
Yarim elin elleri yâr olur bana</p>

<p><br />
Yârim elin elleri yâr olur bana<br />
Ben ağlarım derdime derman ararım<br />
Yarim elin elleri yâr olur bana<br />
Ben ağlarım derdime derman ararım</p>

<p><br />
Yazan kalem siyah yazmış bahtımı<br />
Yârim elin elleri tutmuş bahtımı<br />
Ben ağlarım derdime derman ararım<br />
Yarim elin elleri yâr olur bana</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Yârim elin elleri yâr olur bana<br />
Ben ağlarım derdime derman ararım<br />
Yarim elin elleri yâr olur bana<br />
Ben ağlarım derdime derman ararım</p>

<p><br />
Yazan kalem siyah yazmış bahtımı<br />
Yârim elin elleri tutmuş bahtımı<br />
Ben ağlarım derdime derman ararım<br />
Yarim elin elleri yâr olur bana</p>
</blockquote>

<p>&nbsp;Yazan Kalem Siyah türküsüyle bir anda ünlene Şenol Tezcan, birçok türkü ve şarkıya imza atmış bir halk ozanıdır. Aslen Kırşehirlidir ve Neşet Ertaş'ın köylüsüdür. 10 yaşından itibaren saz çalmaya başlamıştır.</p>

<p>www.netturk.com.tr</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>NET TÜRK TV</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/video/yazan-kalem-siyah</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Apr 2024 18:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/04/kapak-2.png" type="image/jpeg" length="18023"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beton ev yapmak isteyenlere iyi fikir!]]></title>
      <link>https://www.netturk.com.tr/foto-galeri/beton-ev-yapmak-isteyenlere-iyi-fikir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.netturk.com.tr/foto-galeri/beton-ev-yapmak-isteyenlere-iyi-fikir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><u><strong>TOPLU KONUT TV</strong></u></p>

<p>Uzun ömürlü, enerji tasarrufu sağlayan ve maliyet tasarrufu sağlayan özellikleriyle bilinen beton evler, konut piyasasında giderek daha popüler hale geliyor.</p>

<p>Daha geleneksel inşaat malzemelerine kıyasla betonu geleneksel olmayan olarak düşünebilseniz de, beton birkaç dezavantajla ev sahiplerinin gözünde en büyük rakip olmaya devam ediyor.</p>

<p>Beton evler, tuğla veya ahşap karkas yapı ile inşa edilmediğinden sıra dışı olarak düşünülür.</p>

<p>Bazı insanlar onları çirkin olarak görebilir ve bir tuğla ev kadar eve hoş gelmeyebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak mimarlar ve tasarımcılar, modern beton evlerin estetik ve hoş görünmeye devam etmesini sağlamıştır.</p>

<p>Beton bloklar ayrıca soğuğa ve sıcağa karşı yalıtım sağlayarak evin enerji kullanımını azaltır.</p>

<p><em><strong>www.toplukonutemlak.com</strong></em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.netturk.com.tr/foto-galeri/beton-ev-yapmak-isteyenlere-iyi-fikir</guid>
      <pubDate>Sun, 03 Dec 2023 16:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://netturkcomtr.teimg.com/crop/1280x720/netturk-com-tr/uploads/2024/04/2-kopyasi-2-15.png" type="image/jpeg" length="17374"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
