NET TÜRK TV

SAĞLIK - Türkiye’de ve dünyada kalp ve damar hastalıkları, en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Dünyada 300 milyondan fazla kalp hastası bulunuyor. 2 milyardan fazla kişi kalp hastalığı riski taşıyor. Kalp damar hastalıkları yılda 18.6 milyondan fazla kişinin ölümüne sebep oluyor. Bu yazımda ülkemizdeki istatistiklere de dikkat çekmek ve bu hastalıkların kontrolünü elimize alabileceğimizi hatırlatmak istedim. Çünkü kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin %80’i önlenebilir. Amerika istatistiklerine bakalım: ABD’de kalp hastalığı, erkekler, kadınlar ve çoğu farklı ırk ve etnik gruptan insan için önde gelen ölüm nedeni.

Her 33 saniyede bir kişi kardiyovasküler hastalıktan ölüyor.  2021’de yaklaşık 695 bin kişi kalp hastalığından öldü; bu her 5 ölümden 1’i demek. Kalp hastalığı, 2018’den 2019’a kadar her yıl yaklaşık 239.9 milyar dolara mal oluyor. Buna sağlık hizmetleri, ilaçlar ve ölüm nedeniyle kaybedilen üretkenlik maliyeti de dahil.

Koroner kalp hastalığı, 2021 yılında 375 bin 476 kişinin ölümüne neden olan en yaygın kalp hastalığı. Amerika’da 20 yaş ve üzeri yetişkinlerin yaklaşık 20’de 1’inde (yaklaşık %5) koroner arter hastalığı mevcut. 2021 yılında, koroner arter hastalığına bağlı ölümlerin yaklaşık 10’da 2’si 65 yaş altı yetişkinlerde meydana geldi.

Amerika’da kalp krizi rakamları ise şöyle:

Her 40 saniyede bir kişi kalp krizi geçiriyor. Her yıl yaklaşık 805 bin kişi kalp krizi geçiriyor. Bunlardan 605 bini ilk kalp krizi. 200 bini daha önce kalp krizi geçirmiş kişilerde görülüyor.

Kalp krizlerinin yaklaşık 5’te 1’i sessizdir; hasar oluşmuştur ancak kişi bunun farkında değildir.
Birleşik Devletler’de, kardiyovasküler hastalıklar (KVH’ler) tüm ölümlerin neredeyse yarısından (%47) sorumludur. 2018’de ölümlerin %19.6’sı kanserlerden, %39.7’si ise KVH’lerden kaynaklanmıştır. 2030 yılına kadar KVH ölüm oranının erkeklerde yaklaşık 2.3 kat, kadınlarda ise 1.8 kat artacağı tahmin edilmektedir.

Türkiye verilerine bakarsak, 2022 yılı verilerine göre, ölümlerin %35.4’ü dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklanmakta. Bu ölümler arasında, %42.3’ü iskemik kalp hastalıkları, %23.5’i diğer kalp hastalıkları ve %19.2’si serebrovasküler hastalıklardan meydana gelmiş. Türkiye’de her yıl yaklaşık 300 bin kişi kalp krizi geçiriyor. Bölgesel olarak bakıldığında, dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölüm oranı en yüksek iller 2022’de Çanakkale (%47), Kırşehir (%46.4), Balıkesir (%44) ve Afyonkarahisar (%43.8). En düşük ölüm oranları ise Kilis (%25.5), Ağrı (%27.5), İstanbul (%28.8) ve Van’da (%29.8).

Türkiye, Avrupa’da KVH ölüm oranının en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor ve Türk kadınları genel olarak en yüksek ölüm oranına sahip. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2019 yılında ölüm nedenleri arasında %36.8 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer alırken, dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümlerin %39.1’ini iskemik kalp hastalığı, %22.2’sini serebrovasküler hastalıklar, %25.7’sini diğer kalp hastalıkları oluşturmaktadır.

Ölümlerin yüzde 80’i önlenebilir

Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin yüzde 80’i tütün kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik gibi kontrol edilebilen ve önlenebilen risk faktörlerine bağlı görülüyor. Yüksek kan basıncı, yüksek kan şekeri, yüksek kan kolesterolü ve şişmanlık da kalp damar hastalıkları için risk faktörleri arasında yer alıyor. Sağlık hizmetleriyle erken dönemde bu risk faktörleri tespit edilerek hastalık tedavi edilebiliyor ve erken yaşta ölümlerin önüne geçilebiliyor. Bu yazımda sadece bir faktörden, pıhtılaşmaya bağlı risklerden bahsedeceğim.

Pıhtı konusu

Koroner kalp hastalığı olan kişilere, pıhtı oluşumunu önlemek veya kalp krizinden sonra pıhtıyı parçalamak için ilaçlar reçete ediliyor ancak bu tedaviler aşırı kanama riski taşıyor ve bu nedenle daha iyi ve daha güvenli tedaviler bulmak önemli. Kan pıhtısının iskeleti fibrin adı verilen bir molekülden oluşuyor ve bilim insanları kalp krizi veya felç geçiren kişilerin fibrin yapısının değişmiş erimeye dirençli göründüğünü ortaya koydular.

Fibrin ve fibrinojen nedir?

Fibrin, kanın pıhtılaşmasında ve yara iyileşmesinde kritik bir rol oynayan bir proteindir. Kan damarlarının hasar görmesi durumunda, fibrinojen adı verilen çözünür bir protein, trombin enzimi tarafından fibrin adı verilen çözünmez liflere dönüştürülür. Bu fibrin lifleri, kan hücrelerini ve diğer bileşenleri kullanarak bir pıhtı oluşturur. Bu pıhtı, kanamayı durdurarak vücudun iyileşme sürecini başlatır.

Kalp ve damar hastalıklarında fibrinin önemi şu şekillerde öne çıkar:

Pıhtı Oluşumu ve Tromboz: Fibrin, kan pıhtılarının oluşumunda merkezi bir rol oynar. Aşırı fibrin üretimi veya pıhtılaşma mekanizmasındaki dengesizlikler, damar içinde istenmeyen kan pıhtılarının oluşmasına (tromboz) yol açabilir. Bu pıhtılar, kalp krizi, inme ve diğer ciddi kardiyovasküler olaylara neden olabilir.

Ateroskleroz: Ateroskleroz, damar duvarlarında plak birikimi ile karakterize edilen bir durumdur. Plaklar çatladığında veya yırtıldığında, pıhtılaşma süreci tetiklenir ve fibrin, pıhtı oluşumunu başlatır. Bu durum, damarın tamamen tıkanmasına yol açabilir ve bu da kalp krizi veya inme riskini artırır.

Enflamasyon: Kalp ve damar hastalıkları genellikle enflamasyon ile ilişkilidir. Fibrin, enflamatuvar süreçlerde de rol oynar ve bu süreçler, damar duvarlarının hasar görmesine ve pıhtılaşma riskinin artmasına katkıda bulunabilir.

Tıbbi Müdahaleler: Fibrin, ayrıca kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde ve cerrahi müdahalelerde de önemlidir. Örneğin, kan pıhtılarını çözmek için kullanılan trombolitik tedaviler, fibrini parçalayan ilaçları içerir.
Sonuç olarak, fibrin, kanın pıhtılaşmasında ve yara iyileşmesinde kritik bir rol oynar. Ancak, kalp ve damar hastalıklarında bu mekanizmaların dengesi bozulduğunda, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, fibrin ve pıhtılaşma süreçlerinin anlaşılması ve yönetilmesi, kardiyovasküler sağlığın korunmasında hayati öneme sahiptir.

Japonlardan bir uzun yaşam sırrı

Japon mutfağında çok kullanılan bir besinin özel bir bakteri sayesinde fermente olmasından elde edilen bir faydadan bahsedelim. Biyoteknoloji ile üretilen bir enzim. Nattokinaz. Natto adı verilen fermente soya fasulyesi yemeğinden elde edilen bir enzimdir. Japonya kökenli olan bu enzim, geleneksel olarak Bacillus subtilis bakterisinin fermantasyon süreci ile üretilir. Nattokinaz, özellikle kan pıhtılarını çözme kabiliyeti ile bilinir ve bu nedenle kalp ve damar sağlığı için faydalı olduğu düşünülmektedir.

Literatüre bakarak aşağıdaki faydalarının gösterildiğini yazabilirim.
Kan Pıhtılaşmasını Önleme: Nattokinaz, fibrinoliz adı verilen süreçte fibrin proteinini parçalayarak kan pıhtılarını çözer. Bu özellik, derin ven trombozu ve pulmoner emboli gibi pıhtılaşma bozukluklarının önlenmesine yardımcı olabilir​.

Tansiyonun Düzenlenmesi: Bazı araştırmalar, nattokinazın kan basıncını düşürmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bu, enzim kan damarlarındaki fibrin birikimlerini çözme yeteneği sayesinde kan akışını iyileştirmesi ile ilişkilendirilmektedir​.

Kalp Sağlığının Desteklenmesi: Kan pıhtılarını çözerek ve kan basıncını düşürerek, nattokinaz kalp krizi ve inme riskini azaltabilir. Ayrıca, kanın viskozitesini (yoğunluğunu) azaltarak dolaşımı iyileştirebilir​.

Damar sağlığı ipuçları

Nattokinazın erittiği fibrinin kaynağı olan fibrinojen testi rutinde istenmez ama kalp sağlığı için önemlidir. Amish’leri denen kendi içlerinde kapalı yaşayan grupta yapılan bir çalışmada, fibrinojen değeri yüksek olanların, olmayanlardan 10 yıl kısa yaşadıkları tespit edildi.

#Hem yaşlı hem yalnız, olmuyor! #Hem yaşlı hem yalnız, olmuyor!

Diğer bir test homosisteindir. Her ne kadar laboratuvar test sonuçlarında referans aralığının üst sınırı 15 olarak verilse de, değer olarak 6 rakamından her 5 birim yukarı çıkması All Cause Mortality risk denen tüm sebeplerden ölüm riskini %40 arttırdığını gösteren yayınlar vardır.
Başka bir testimiz Lp(a) dır. Yüksekliği genetik olup düşürmek çok zordur. Bazı yayınlar niasinin Lp(a)yı düşürmeye yardımcı olduğunu söyler. Lp(a) yüksekliği damarlarda daha kolay plak oluşumuna sebep olabilir. Yırtılmaya karşı savunmasız olan aterosklerotik plağı tanımlayabilir ve ölümcül kardiyak olayların erken tespitine yardımcı olabilir.

Plac testi damar endotelindeki inflamasyonu gösterir. Damar endotelinde plak oluşumu zaten inflamasyon yapar. Ancak ileri dönemde kalsiyum birikmesi ile ölçülebilen damar sağlığı (kalsiyum skoru, anjiyo gibi) erken dönemde bu testle takip edilebilir.

Plac testi, lipoprotein fosfolipaz A2 (Lp-PLA2) adı verilen bir enzimin kan seviyelerini ölçer. Lp-PLA2 enzimi, endotel disfonksiyonuyla sonuçlanan bir dizi zararlı olay zincirini açığa çıkarır. Damar endotelindeki araşidonik asit denen inflamasyon başlagıcı yapacak maddeyi ortaya çıkarır. Araşidonik asidin varlığı hastanın yaşam şekline göre damarda enflamasyona sebep olur. Bu durum ileride bir rüptür ve tıkanma sebebi olabilir veya damar sertliği ile yüksek tansiyon sebebi de olabilir.

Elbette bu olayların olması yıllar alır. Ancak amaç erkenden kişinin risklerini ölçmektir. Longevity tıbbının amacı hastalıkların risklerini bugünden ölçmek ve önlem almaktır.  (Ayşegül Çoruhlu, Oksijen)

Editör: Haber Merkezi