Nilhan hanım sizin hiç mi utanmanız yok?

Nilhan hanım sizin hiç mi utanmanız yok?
banner18

NET TÜRK - İkinci Abdülhamit’in 5'inci kuşaktan torunu olan Nilhan Osmanoğlu son olarak "hırsızlıkla suçladığı" Milli Kuruluş Savaşı’nın kahramanlarından, 2’nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü hedef almıştı. Konuyla ilgili İnönü Vakfı çok sert bir açıklama yapmış ve “Cumhuriyet’e karşı pervasızca gerçekleştirilen bu saldırı karşısında cumhuriyet savcılarını görevlerinin gereğini yapmaya çağırıyoruz” demişti.

Osmanlı torunu olduğunu sık sık vurgulayan Nilhan Osmanoğlu ise yaptığı açıklamaların arkasında oldğunu belşirttiği yeni bir açıklama daha yaptı.

Oda Tv'den Fethi Yılmaz, Nilhan Osmanoğlu ile ilgili çok çarpıcı bilgi ve belgelerin yer aldığı bir yazı yazdı. İşte o yazı:

"...

Peki, İsmet İnönü’ye yakışıksız ithamlarla saldıran Nilhan Osmanoğlu’nun medya arşivinde neler var?

AKP’li belediyelerin, İslamcı vakıfların ve üniversitelerin sürekli konferanslara davet ettiği Nilhan Osmanoğlu, geçen yıl Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesindeki konferansta, "Devlet okulunda okumamızın imkanı bile yoktu. Oradaki hocaların psikolojik baskıları yüzünden özel okula gitmek zorunda kaldık" demişti. Özel okulda okumasını “mağduriyet” olarak sunan Osmanoğlu’nun, daha sonra FETÖ'nün Fatih Koleji'nde bedava okuduğu iddia edilmişti. Osmanoğlu'nun açıklamasının ardından firari FETÖ'cü Engin Sezen kendisinin öğrencisi olduğunu söylediği Osmanoğlu'nun Fatih Koleji'nde bedava olduğunu ileri sürmüştü.

TRT’de yayımlanan “Payitaht Abdülhamid” dizisiyle, II. Abdülhamit’e ilgi de artmıştı. Bu ilgiyi fırsata çeviren Nilhan Osmanoğlu, kurduğu internet sitesi üzerinden, “Saray ürünleri” satmaya başladı. Sitede, yüzük, “hanedan kokuları”, börk, “hanımefendi takıları”, “2. Abdülhamid Han fincan replikası”, kıyafetler gibi çeşitli ürünler pazarlandı.

Özellikle son dönemde çekilen Osmanlı dönemine ait dönem diziler ile kamuoyunun dikkatini üstüne çekmeyi başaran Nilhan Osmanoğlu, sürekli övgüyle söz ettiği büyük dedesi II. Abdülhamit’in ölüm tarihine ilişkin verdiği “bilmiyorum” yanıtı da dikkat çekmişti. 2017 yılında Gökçeklerin kanalı Beyaz TV’deki “Dinamit” programına telefonla bağlanan Nilhan Osmanoğlu, “Öncelikle şunu söyleyelim, cennet mekan Sultan İkinci Abdülhamit Han’ın vefat sene-i devriyesi. Onu rahmetle anıyorum” sözleri sonrasında, kendisine yöneltilen, “Kaçıncı sene-i devriyesi?” sorusuna, “Tam olarak bilmiyorum kaçıncı seneyi devriyesi” demişti.

Bitmedi…

Nilhan Osmanoğlu, İstanbul Boğazı’ndaki Galatasaray’a ait Suada’da da hak iddia etmişti. Suada’nın dedelerine ait olduğunu ileri sürerek hak iddia eden Nilhan Osmanoğlu’na, Galatasaray kulübünden itiraz gelmişti. Kısa süre sonra da, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Suada’nın ilk tapu kaydının 1880 yılında mimarbaşı Serkiz Efendi'ye ait olduğu açıkladı.

Galatasaray Adası olarak da bilinen Suada’dan beklediğini bulamayan Osmanlı hanedanı Nilhan Osmanoğlu’nun "Kim Milyoner Olmak İster” yarışmasına katıldığı ve 60 bin TL kazandığı yarışma görüntüleri de çokça haber olmuştu.

II. Abdülhamit’in torunu olmasını sürekli paraya çeviren Nilhan Osmanoğlu, 2014 yılında İstanbul Valiliği sponsorluğunda yapılan İstanbul Medeniyetler Defilesi’nin de sunuculuğunu yapmıştı.

“Parlamenter sistem canımıza yetti” diyerek monarşiyi savunan da Nilhan Osmanoğlu, Başkanlık sistemine çektiği video ile destek veren de…

Atatürk’ü ve İsmet İnönü’yü sürekli hedef alan da Nilhan Osmanoğlu, dedesi II. Abülhamit’in hayatını kaybetmesinin kaçıncı yılı olduğu sorusuna “bilmiyorum” diyen de…

120 yıl önce, II. Abdülhamit dönemindeki basına yönelik sansürleri “Devletin çıkarlarının başladığı yerde basın özgürlüğü bitmiştir” ifadeleriyle savunan da Nilhan Osmanoğlu, Osmanlı eğitim sisteminin örnek alınması gerektiğini söyleyen de…

16 Nisan 2017 öncesinde başı açık olan Nilhan Osmanoğlu, referandumdan hemen sonra da başörtüsü takmaya başladı ve AKP’li belediyelerde, vakıflarda, derneklerde ve üniversitelerde konuşmaya devam etti.

Nilhan Osmanoğlu’nun basın arşivinin çok küçük bir bölümünü böyle özetlemek mümkün…

Tüm bunları yaparken hem tanınırlık kazanan hem de ticaret hayatı büyüyen Nilhan Osmanoğlu, bu kez sık sık siyasi iktidarın hedefin de olmasından faylanarak, İsmet İnönü’ye ilişkin çok ağır ithamlarda bulundu. Osmanoğlu, İsmet İnönü'nün Türkiye'ye dönmek isteyen Osmanlı hanedanı üyelerine "Bunun bir bedeli var" dediğini ve ellerindeki mücevherlerini aldığını iddia etti.

Nilhan Osmanoğlu’nun hakaret ettiği İsmet İnönü’nün, II. Abdülhamit’in Türkiye’de kalan eşlerinden Müşfika Kadınefendi’ye (Kayasoy), örtülü ödenekten 200 Lira aylık bağlattığı ortaya çıktı. (1950 yılında bir subay maaşı 300 lira idi) Üstelik Müşfika Kadınefendi, 1940'lı yıllarda avukatları aracılığıyla girişimde bulunmuş, ancak Meclis bu girişim taleplerini reddetmişti. Ancak Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün emri ile Kadınefendi’ye örtülü ödenekten 200 lira maaş bağlanmıştı.

1954 tarihli belgede, II. Abdülhamit’in Türkiye’de kalan eşi Müşfika Kadınefendi, dönemin Başbakan’ı Adnan Menderes’e mektup yazarak, İsmet İnönü’nün kendisine 200 lira aylık bağladığını ancak bu aylığın yetmediğini ifade etmiş. Bunun üzerine Menderes de, Müşfika Kadınefendi’nin aylığına 50 lira arttırım yapıyor.

Evet...

II. Abdülhamit’in 5’inci kuşak torunu Nilhan Osmanoğlu, İsmet İnönü’yü çok ağır ithamlarla hedef alırken, İsmet İnönü, Nilhan Osmanoğlu’nun da babaannesi olan Müşfika Kadınefendi (Kayasoy) maaş bağlamış.

İşte o tarihi belge ve mektubun tam metni:

“Sayın Başvekil, Ben, Osmanlı hanedanının son hükümdarlarından II. Abdülhamid’in dördüncü zevcesiyim. O devrin ebediyen kapandığına kail (razı olmuş) bulunmaktayım. Devir kapanırken, mezkûr hanedana mensup olanlar hasbelicap (durumun gereği olarak) memleketi terketmek mecburiyetinde kaldılar. Ben, ol bâbdaki (o konudaki) kanunun bahşettiği müsaadelerden bilistifade (istifade ederek) şefik milletimin âgûşuna (merhametli milletimin kucağına) sığınarak sevgili milletimi terketmeyip daimî surette onun sâye-i himayesinde (himayesi altında) kaldım.

Yedi yüz senelik bir devrin yegâne yadigârı olan bendeniz sayın vekâletinizin mestûresinden (örtülü ödeneğinden) lûtfettiği 200 liradan başka bir gelirim yoktur. Bu tahsisatla mahmûl (yüklenmiş) bulunduğun tarihin şerefini vikaye ederek (koruyarak) yaşayabilmek için cemiyette yaşayan bir insanın bütün ihtiyaçlarını terkederek senelerden beri tamamen münzevî bir halde devlet ve millete duâhan olarak (dua ederek) yaşıyorum. Lâkin son günlerde zarûrî ihtiyaçlar karşısında lütuf buyurulan 200 lira ile böyle bir hayatı idame ettirmeğe (devam ettirmeye) kâfi gelememektedir. Millet ve devletten başka istinâdgâhım (dayanağım) yoktur.

Tarihin şefîk (merhametli) milletimize vedia (emanet) olarak bıraktığı 85 yaşındaki bir insanın asîl milletimiz ortasında zebûn (âciz) olarak yaşamasına necîp milletimizin rıza göstereceğine asla ihtimal veremem. Onun için:

Oğlum... Hâlimi arzettim. Yeniden milletin âgûşuna dehâlet ediyorum (kucağına sığınıyorum). Milletimin hakikî mümessilleri olan sizlere müracaat ediyorum. Mümkünse verilen tahsisata bir miktar daha ilâvesine delâletlerinizi rica ederken sevgi ve dualarla gözlerinizden öperim.

Müşfika Kayasoy Beşiktaş, Serencebey Yokuşu No: 53 İstanbul”

(Fethi Yılmaz, Odatv, https://odatv.com/nilhan-hanim-hic-utanmaz-misiniz-07021920.html)

www.netturk.com.tr

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2019, 14:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner17

banner16